SAĞLIK - 15 Ağustos 2023 Salı 10:07

Sahte cilt ürünlerine dikkat: "Hayatı tehdit edici boyuta gelebilir"

A
A
A
Sahte cilt ürünlerine dikkat: "Hayatı tehdit edici boyuta gelebilir"

Cilde kullanılan sahte ürünlerin tehlike saçtığını ifade ederek ürünleri yetkinliği olan isimlerin önermesi gerektiğine dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Fülya Göksu, “Maalesef bu bir yara, toksik etki oluşturabilir hayatı tehdit edici bir boyuta gelebilir. O ucuz gibi görünen şeyler aslında çok pahalı çünkü kişiler sağlıkları olumsuz etkilenerek ödüyorlar. Her şeyin sahtesini yapmak mümkün, barkodlarını kontrol ederek güvenilir yerlerden alınmalı. Sosyal medyada bazı çok medyatik gibi görünen kişiler, diyelim bir nemlendirici, yara yanık kremi bunları güneş koruyucu gibi halkımıza lanse ediyorlar, bu çok yanlış" dedi.


Sosyal medyadan ehil olmayan kişiler tarafından vatandaşlara önerildiği belirtilen cilt ürünlerinin büyük tehlikeler oluşturabildiğine dikkat çeken uzmanlar uyarıyor. Gerekli şartları sağlamayan güneş kremi, nemlendirici gibi cilde uygulanan birçok ürünün uygun noktalardan alınmaması, sahte olması halinde kişilere yarar yerine zarar verebileceği ifade ediliyor. Güneş ışınlarına direkt ve uzun süreli maruziyetin özellikle yaz aylarında sağlık açısından büyük risk taşıdığı belirtilirken, güneş kremi kullanımının önemi vurgulanıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Fülya Göksu da vatandaşları önemli tavsiyelerde bulundu. Dr. Göksu, vatandaşların kullanacağı ürünleri alanında yetkinliği olan kişilerin önermesi gerektiğini söylerken, ürün alırken dikkat edilmesi gereken noktalar konusunda bilgi verdi.



“Güvenilir bir yerden alınmalı "


Güneş koruyucu ürünlerin vatandaşlara kişisel özelliklerine göre önerildiğini ifade eden Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Fülya Göksu, “Güneş koruyucuların sık kullanıldığı bir dönem; yaz dönemi, kullanırken ilk önce üzerinde SPF yazar, faktörüne dikkat etmeliyiz, SPF ultraviyole B için koruyuculuk gösteren bir değerdir ama bu tek başına yeterli bir değer değil, UV A için de koruyuculuk olan geniş spektrumlu güneş koruyucuların olmasına dikkat etmeliyiz. Biz dermatolog olarak cilt tipine göre yağlı, kuru ciltler, yaşa göre önerebiliyoruz; bebek, çocuk, gebelerde, emziren annelerde veya bazı hastalıkları olan mesela romatolojik, dermatolojik hastalıklarla güneşe karşı bir hassasiyet oluyor. Güvenilir bir yerden alınmalı çok önemli, biz eczaneleri öneririz. Artık covid döneminden sonra da günümüzde online alışverişler çok sıkça gelişti. Güvenilir sitelerden üzerinde barkodlar oluyor, barkod okutarak tercih yapılabilir. Kapağını açtığında içerisinde koruyucu sticker gibi bir nokta oluyor açılıp açılmadığını, kıvamını kontrol edebilirler" dedi.



"Hayatı tehdit edici bir boyuta gelebilir"


Cilde kullanılan sahte ürünlerin oluşturabileceği etkilere ilişkin konuşan Uzm. Dr. Fülya Göksu, “Her şeyden önce toksik etki oluşturabilir çünkü içeriğin ne olduğunu bilmiyoruz krem mi, kimyasal bir madde mi var. Alerjiler söz konusu olabilir, daha ileri boyutta deri kanserlerine bile sebep olabilir. Çünkü yineleyen bir kullanım, uzun süreli maruziyet söz konusu olduğu için tehlikeli olabilir. Alerjik reaksiyonlarla belki hayatı tehdit edici bir boyuta gelebilir, sıkıntı yaşayabilirler. Biz yanık olmasını istemiyoruz, güneş koruyucu öneriyoruz çünkü bu uzun vadede ileri dönemde çok risk taşıyan bir şey, en basitinden lekelenme, cilt yaşlanması, deri kanserine kadar sebebiyet verebiliyor. Çok hoş, herkesin hoşuna giden bir şey bronzluk. Beyaz tenli, renkli gözlü, sarı saçlı kişilerin aslında full korunması gerekiyor. Beyaz tenliler bronzlaşamıyor, yanıyor. Deri tipleri var; 1 dediğimiz daha Slav ırkı gibi, Türkiye daha çok 2’nci deri tipi, güneş koruyucu kullanmadan asla çıkmamaları lazım. Sadece güneş koruyucu da yetmiyor, diğer korunma önlemleri geniş kenarlı şapka, gözlük, UV geçirmeyen mayolar var, onları da kullanabilirler. Yazın böcek ısırıkları da çok önemli bir problem, korunmak için tedbir almaları gerekiyor. Çoğunlukla makyaj yapmayı seviyoruz, cilt tipimize uygun ürünleri, daha çok mineral ürünleri tercih etmek lazım. Tabi çok ucuz ürünler değiller ama sağlığımız daha değerli. Yağlı ciltlere su bazlı ürünler, daha kuru ciltlere nemlenmeyi sağlayıcı daha yağlı ürünler önerilebilir. Dermatolojik olarak test edilmiş bir takım makyaj ürünleri var. Mümkün olduğunca güvenilir, emin yerlerden almak lazım" şeklinde konuştu.



“Sosyal medyada çok medyatik gibi görünen kişiler farklı ürünleri güneş koruyucu gibi halkımıza lanse ediyor"


İnsanların tenlerine uygulanan ürünlerde şuursuz tercihlerin ağır sonuçları olduğunu aktaran Uzm. Dr. Göksu sözlerini şöyle sürdürdü: “Maalesef bu bir yara aslında her gün poliklinikte ben hastalarımı şuurlandırıyorum, o ucuz gibi görünen şeyler aslında çok pahalı çünkü kişiler bedelini sağlıkları olumsuz etkilenerek ödüyorlar. Her şeyin sahtesini yapmak mümkün, ambalajı sağlıyorsunuz, içine ne idüğü belirsiz ürünleri koyuyorsunuz. Leke sorunu çok fazla var, özellikle kadınlarımız bundan çok mustarip. Güneş koruyucu çok erken yaşlarda kullanılmaya başlanması lazım. Sosyal medyada bazı çok medyatik gibi görünen kişiler özellikle bunu vurgulamak istiyorum; diyelim bir nemlendirici, yara yanık kremi bunları güneş koruyucu gibi halkımıza lanse ediyorlar. Bu çok yanlış, siz bir nemlendiriciyi sürüp çıktığınız zaman o sizi güneşten korumuyor, tam tersi güneşi mıknatıs gibi çekerek yanıklara sebep oluyor. Ben bu konuda da vurguluyorum hastalarıma çünkü o kadar çok şey söylüyorlar ki internetten almış ‘bu nasıl” bana fotoğraflarını gösteriyorlar. Bir kod var, onu okutarak bunları öğrenmek mümkün. Dikkat etsinler, her söylenen şeye, komşularının önerdikleri, sosyal medyadan takip ettiği kişilerin önerdiklerine her zaman çok kulak asmasınlar. Doğru da olabiliyor, çok yanlış da olabiliyor. Bir bilgi kirliliği var, bizim de görevimiz burada devreye girerek hastalarımıza bunları anlatmak, bunu da elimizden yapmaya çalışıyoruz"



Sahte cilt ürünlerine dikkat: "Hayatı tehdit edici boyuta gelebilir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da yurtta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükseldi Çorum’un Sungurlu ilçesinde KYK yurdunda akşam yemeği yedikten sonra zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükselirken, tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Çorum’un Sungurlu ilçesinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler dün akşam yemeğinden sonra kusma, ishal ve mide bulantısı şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetleri yaşayan öğrenciler, Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Konuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, hastaneye başvuran öğrenci sayısının 77’ye yükseldiği ve tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği, tedavileri süren öğrencilerin herhangi bir hayati riskinin bulunmadığı duyuruldu. Yurttan yemek ve su numunelerinin incelenmek üzere alındığının belirtildiği açıklamada, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "5 Mayıs’ta tarihinde, Çorum ili Sungurlu ilçesinde bulunan KYK yurdunda akşam yemeği tüketen öğrencilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu şikayetler üzerine öğrenciler, bugün saat 08.10’dan itibaren Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurmaya başlamışlardır. Bugün saat 17.30 itibarıyla toplam başvuru sayısı 77 olup, bu başvuruların tamamı ayaktan yapılmıştır. 35 öğrenci tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Başvuran öğrencilerin genel sağlık durumları iyi olup herhangi bir hayati risk bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Sungurlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmış, su numuneleri alınmıştır. Ayrıca Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yemek numuneleri alınarak analiz edilmek üzere Çorum İl Gıda Kontrol laboratuvar Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Süreç ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmekte olup konuyla ilgili Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma ve Valiliğimizce idari soruşturma başlatılmıştır."
Kırklareli Vali Turan: "Okul çevrelerinde denetimler artırılacak" Kırklareli Valisi Uğur Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurguladı. Okul ve çevresinde güvenliğin artırılmasına yönelik alınacak tedbirlerin ele alındığı "Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri Toplantısı" Vali Uğur Turan başkanlığında ilgili kurum yöneticilerinin katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda; okul çevrelerinde alınan mevcut güvenlik tedbirleri, denetim faaliyetleri, servis güvenliği, okul giriş-çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk, bağımlılıkla mücadele çalışmaları, trafik düzenlemeleri ve risk oluşturan unsurlar ele alınarak kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Vali Turan, çocukların ve gençlerin güvenli bir eğitim ortamında bulunmasının en öncelikli konuların başında geldiğini belirtti. Turan, "Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın huzur ve güven içerisinde eğitimlerini sürdürebilmeleri için tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Okul ve çevresinde alınacak her türlü tedbir, sadece güvenliği değil aynı zamanda eğitim kalitesini de doğrudan etkilemektedir" dedi. Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurgulayarak, öğrencilerin güvenliği için tüm imkanların seferber edildiğini ifade etti. Toplantı, ilgili kurumların sunumları ve alınacak tedbirlerin değerlendirilmesinin ardından sona erdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için karar alınmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.
Diyarbakır Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.