GÜNDEM - 05 Mayıs 2026 Salı 17:28

Sivrisinek, K2 ve Mızrak SAHA EXPO 2026’da sahneye çıktı

A
A
A

Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek SAHA EXPO 2026’da ilk kez görücüye çıktı. Basın mensuplarına sistemi anlatan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor" dedi.

SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.

Baykar’ın üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek’i ilk kez sergilendi

Baykar, milli ve özgün olarak geliştirdiği insansız platformlar ve mühimmat ekosistemiyle SAHA EXPO 2026’da tam kadro yerini aldı. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda, K2 Kamikaze İHA ile akıllı dolanan mühimmatlar Mızrak ve Sivrisinek ilk kez görücüye çıktı.

Baykar’ın geliştirdiği yeni bir dönemi başlatan üç stratejik ürünü K2, Mızrak ve Sivrisinek de fuardaki yerini aldı. Ürünlerle ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türk ordularının ve Türk savunma sanayinin dünyada SİHA’larla ilk savaşı kazanan güç olarak tarihe geçtiği belirterek, "Bir anlamda bu alanın paradigma kırılımı ve muharabede devrim yaparak ilkleri başardı. Bugün de yeni bir ilkle bir anlamda geleceğe damgasını vuracak bir paradigmayla, bir anlayışla yeni bir teknolojiyle karşınızdayız. SAHA İstanbul’un arkamda duran Baykar tarafından geliştirilen K2 Kamikaze insansız hava aracı ve hemen sağ tarafta da gördüğümüz bu ailenin bir parçası olan Mızrak ve Sivrisinek kamikaze hava araçlarını görüyorsunuz. Bunlar sürü halinde yapay zekayla donatılmış akıllı sürü otonomisiyle görev yapabilen, kendi içlerinde sinerjiyle koordine olup akıllı bir şekilde küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde, hedefe gidip, hedefi bulup etkisiz hale getirebilen farklı kabileyetlerdeki kamikaze insansız hava araçları. Bunlar bir yandan dolanan mühimmat da deniyor. Dolanan mühimmat denmesinin sebebi bir anlamda hedeflerine yol alırken, bulamadıklarında tekrar kullanıcıya karar verme imkanı sunmaları veya hedefi bulancaya kadar doğru zamanı kollayıp taarruz etme moduna geçme kabiliyetine sahip olmalarıdır" dedi.

"Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor"

K2 Kamikaze insansız hava aracının 850 kiloluk kalkış ağırlığına sahip olduğunu söyleyen Bayraktar, "Adeta kamikaze insansız hava araçlarındaki en ağır abi. 200 kiloluk harp başlıklarını kullanıyor. 2 bin kilometreden fazla menzili var. Tümüyle küresel konumlama sisteminden bağımsız bir şekilde görev yapabiliyor. Bugün bir muharabe ortamında özellikle insansız hava araçlarını engelleyebilmek için yoğunluklu olarak elektronik harp teçhizatları kullanılıyor ve bir anlamda konumlarını bulmasını engellemeye çalışıyor. Bunlara karşı koyabilmek için de küresel konumlama sistemlerinden bağımsız bir şekilde seyrüsefer yapabilmeniz gerekiyor. Üzerindeki kameralar kamera sistemleri sayesinde gece veya gündüz yere bakarak yeryüzü şekillerini tanıyarak konumlama yapabiliyor. Ve hatta buna benzer şekilde Mızrak ve Sivrisinek kamikaze insansız hava aracı da yapabiliyor. Bunun yanında çok önemli bir kabiliyeti sürü sinerjisiyle hareket edebiliyor olması. Bugün de bir şekilde teknolojinin ilerlemesiyle artık dünyaya damgasını vuracak olan bu yeni nesil yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisi de en büyük gücünü sürü sinerjisinden alıyor. Yani maliyet etkin çok sayıda hava savunma sistemlerine bir anlamda doygunluğa ulaştıracak bir taarruzdan bahsediyoruz. Burada araçların sayısının fazla olması aslında bir kuvvet çarpanı sayısının fazla olabilmesi için maaliyet etkin olmaları, kolay üretilebilir olmaları, bunun yanında konvensiyonel sanayi tarafından üretilebilir olmaları büyük önem taşıyor. Hem muharebenin sürdürülebilirliği açısından hem de taarruzun etkinliği açısından. En önde Sivrisinek geliyor. Düşünün en önde binlik bir Sivrisinek paketi geliyor. Arkasında bunun 500-600 adet Mızrak Kamikaze insansız hava aracı olduğunu düşünün en arkada da 300-400’lük bir K2’lik taarruz paketinden bahsediyoruz" diye konuştu.

"Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor"

Bir anlamda dünyanın yeni nesil taarruz paradigmasının, muharabe paradigmasının da belirlemiş olduklarını belirten Bayraktar, "Bu sistemleri de arkadan gelen insansız hava araçlarımız komuta ediyor. Akıncı, Bayraktar TB3 veya Bayraktar TB2’nin komuta ettiğini görüyoruz. Ve operatör bir anlamda kullanıcı çok üst düzey bir karar verici modunda bu sürülere görevlerini bir anlamda dikte ediyor. Bu şekilde bir taarruzdan bahsediyoruz. Karşı tarafın hava savunma gücüne göre de bu paketin sayısı artırılabilir veya azaltılabilir. Tüm bu süreçlerde üretim, geliştirme süreçlerinde de maliyet etkin olması, kolay ölçeklenebilir olması tüm sanayimiz tarafından üretilebilir olması ve kolaylıkla her yerden saha sürülebilir olması çok önemli. Bu maksatla K2 hazırlıksız yollardan da dahi kalkış yapabilecek şekilde tasarlandı. Teknolojileri siz savaş olmasın, barış olsun, yeterince caydırıcılık olsun, kendimizi koruyalım diye geliştiriyorsunuz. Bu sistemler bir anlamda barış ortamında tatbikatlarda kullanılan unsurlar oluyor. Peki siz 500’lük bir paketi feda mı edeceksiniz? Bu araçlar tek kullanımlık olmuş olsa iniş takımlarına sahip olmayacak olsa dönüp tekrar inemeyeceğinden bir anlamda feda olmuş olacaklar. Belki bu ticari bir yaklaşımla doğru bir bakış açısı olabilir ama bir anlamda bir bunları ülkemiz için üretiyoruz ve en maliyet etkin en az yükü olabilmek için tekrar geri dönebilsin, tekrar kullanılabilsin maksadıyla bu şekilde tasarlandı. Şayet tek kullanımlık bir göreve gönderilirse iniş takımları sökülebilir" ifadelerini kullandı.

Zöhre Alagöz - Emirhan Toplu

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Buca Belediyesi’nde memurların eylemi sürüyor: Özgür Özel’e seslerini duyuracaklar Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyelerinde görevli memurların, Sosyal Denge Tazminatı (SDS) ve arazi tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları eylemler devam ediyor. Bugün tam gün iş bırakan memurlar, belediye binası önünde oturma eylemi yaparken, cuma günü İzmir’e gelecek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslerini duyurmak için hazırlık yaptıklarını açıkladı. Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyeleri’nde çalışan memurlar, 7 aydır ödenmeyen hakları için 10 Nisan’da başlattıkları eylemlerine kararlılıkla devam ediyor. Buca Belediye binası önünde toplanan Tüm Bel-Sen, Birlik Yerel Hizmet-Sen ve Bağımsız Yerel Hak-Sen üyesi memurlar, "Hakkımızı istiyoruz" çağrısında bulunarak Belediye Başkanı Görkem Duman’ı protesto etti. Eylemde Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube İdari Sekreteri Nurcan Hükenek, bütçe disiplini gerekçe gösterilerek emekçilerin haklarının gasp edilmesinin kabul edilemez olduğunu, tüm haklar teslim edilene kadar mücadelenin süreceğini vurguladı. "300 bin lira civarında geriye dönük alacak var" Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Nihat Filiz, eylemin detaylarını ve taleplerini şu sözlerle aktardı: "Bizim daha önce de Buca Belediye Emekçileri olarak haklarımızın gasbedilmesine yönelik olarak eylem ve etkinlikler yapıyorduk. Özellikle son süreçte başlayan eylemlerin nedeni şu: Birincisi şu an itibariyle 7 tane toplu sözleşme alacağımız içeride düzenli ödeme yapılmadığı için bunun ödenmesini tek seferde bunun ödenmesini istiyoruz. Şu an itibariyle ortalama 300 bin TL civarında geriye dönük alacaklar var. Bunun dışında en önemlisi de bir ay önce imza altına aldığımız toplu iş sözleşmemiz vardı. O toplu iş sözleşmesi muhtemeldir ki burada yapılan bu demokratik meşru yasal eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek bir resmi yazı yazıldı ve bütün birimlere dağıtıldı. İmza altına alınan toplu sözleşmesi geriye çekilmeye çalışıldı. Bunu reddettiğimizi ve en önemli taleplerimizden bir tanesi de bu. Bu yazının mutlaka ama mutlaka geri çekilip toplu sözleşmenin şartlarına uygun davranmalarını bekliyoruz. Çünkü bu hukuksuz bir davranıştır. Çünkü imza altına alınan bir toplu sözleşme tek taraflı olarak bir kişi tarafından geri çekilemez. Bu hukuken de suçtur. Bunu ifade ediyoruz." "Görkem Duman bizi çağırmalı" Eylemlerin belediye yönetimi adım atana kadar artarak devam edeceğini belirten Filiz, şöyle devam etti: "Şimdi bu 3. haftada devam ediyoruz eylem ve etkinliklerimize. Ne zaman Belediye İdaresi Sayın Görkem Duman bizim taleplerimize cevap verir ya da sendikamıza çağrı yapar ve bizimle görüşmeyi düşünürse o zamana kadar devam edecek. Aksi halde bu eylem ve etkinlikler daha da artarak devam edecek. Karşıyaka’da biliyorsunuz orada da 3 haftadır eylemler devam ediyordu. Sayın Yıldız Ünsal cuma itibariyle gittik, görüştük. Kendisi çağırdı bizi. Dedi ki ’Müzakere yöntemine yeniden dönüyoruz’. Zaten biz masayı dağıtmadık. Sadece alt sınıra çekme talebi üzerine eylem başlamıştı dedi ve müzakereyi başlattı. Biz de eylemlerimizi sona erdirdik. Burada da yapmak istediğimiz şey bu. Bir an önce Sayın Görkem Duman sendikamıza çağrı yapmalı, bizi çağırmalı ve oturup toplu sözleşme sürecini bütün yönleriyle, bütün aşamalarıyla görüşmek istiyoruz. Bizim talebimiz bu." "Özgür Özel’e sesimizi duyuracağız" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İzmir ziyareti sırasında seslerini duyurmak için sahada olacaklarını belirten Nihat Filiz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı önümüzdeki bu hafta içinde cuma günü açılışlar için İzmir’de olacağı söylendi. Özellikle Bayraklı’da en yoğun yaşadığımız sorunlardan biri de bu. Dolayısıyla orada arkadaşlar bunu duyduğu için sendikamızdan talepleri var. Sayın Özgür Özel’e sesimizi duyuralım. Yani burada yaşanan bu hak, hukuk, adalet mücadelesine o da bir biçimiyle katkı sunsun, sesimizi duysun. Dolayısıyla o gün yapılacak açılışlarda biz Tüm Bel-Sen olarak ve sendikalar olarak taleplerimizi iletmek için dövizlerimizle, pankartlarımızla açılış yaptığı yerlerde olacağız ve sesimizi duyurmaya çalışacağız. Bu cuma günü sanırım açılışlar var. Nerede açılış yapacaksa biz orada olacağız. Ta ki bu hak hukuk adalet mücadelesi karşılık bulana kadar aksi halde bu eylem ve etkinlikler devam edecek. Biz eylem taraftarı değiliz. Biz bir an önce sorunları masada çözelim derdindeyiz. Demokratik, meşru, barışçıl eylemler yapıyoruz ama gerçekten de bu genel anlamda İzmir’e, Emek Demokrasi mücadelesine bir biçimiyle de belki zarar veriyor diye düşünebilirler. O anlamda biz müzakere masasına döndükleri anda hemen eylemlerimizi sonlandırırız ve görüşmeye başlarız durumundan ibaret."
Gaziantep SGK’dan kayıt dışı çalışmayla mücadele vurgusu Gaziantep İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Mehmet Uzun, Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kayıt dışı istihdamla mücadele vurgusu yaptı. Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla açıklamalarda bulanan SGK Gaziantep İl Müdürü Mehmet Uzun, özellikle çalışanların hak kaybına uğramaması konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende’ sloganıyla başlattığı kayıtdışı istihdamla mücadeleye vurgu yapan Uzun, Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığının altını çizdi. "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir haktır" Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmalarının anayasal bir hak olduğunu ifade eden Uzun, "Ülkemizin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdam; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesidir. Yani sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirilmektedir. Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. "Kayıt dışı istihdam birçok hakkınızı elinizden alır" Kayıt dışı çalışmanın bir çok hak kaybına neden olduğunun altını çizen Uzun, "Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi, geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır. Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturur" SGK Gaziantep İl Müdürü Uzun, tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturduğunu ifade ederek, "Haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir" ifadelerini kullanır. Bilgi edinme, ihbar ve şikayet Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebileceklerinin altını çizen Uzun," www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini, ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" ifadelerine yer verdi. "Ücret ödemelerinde banka kanalı zorunluluğu ve şeffaflık" İl Müdürü Uzun, "Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" diye konuştu.