GÜNDEM - 14 Ekim 2023 Cumartesi 14:52

Üsküdar’da restorasyonu tamamlanan Şeyh Nevruz Cami yeniden ibadete açıldı

A
A
A
Üsküdar’da restorasyonu tamamlanan Şeyh Nevruz Cami yeniden ibadete açıldı

Üsküdar Belediyesi tarafından restorasyon işlemi tamamlanan Şeyh Nevruz Camii yeniden ibadete açıldı.


Üsküdar Belediyesi tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmaya devam ediyor. Bu kapsamda restorasyon işlemi tamamlanan Çengelköy Şeyh Nevruz Camii yeniden ibadete açıldı. Çengelköy Mahallesi Havuzbaşı sokakta bulunan ve üç farklı yapıdan oluşan camii, Kadiri tarikatına bağlı bir tekke olarak kurulmuş, daha sonra Mevlevi ayinlerine de ev sahipliği yapmıştır. Cami, Cumhuriyet döneminde uzun süre boş kalmış, 1985 yılında onarılarak ibadete açılmıştır.


Üsküdar Belediyesi, caminin tarihi dokusunu korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla restorasyon çalışması başlattı. Restorasyon projesi kapsamında caminin yapısı, mimarisi ve süslemeleri özgün haliyle yenilendi. Ayrıca caminin bahçesi de düzenlenerek yeşillendirildi.


Restorasyon işlemi tamamlanan Şeyh Nevruz Camii, düzenlenen törenle yeniden ibadete açıldı. Açılışa Ak Parti Genel Başkan Yardımcıları Yusuf Ziya Yılmaz, Vedat Demiröz, eski bakanlar Veysel Eroğlu ve Nurettin Nebati ile çok sayıda vatandaş katıldı.



Türkmen: ‘’Üsküdar’ın dört bir yanı tarih’’


Açılışta konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Şeyh Nevruz Camii’nin tarihi ve restorasyonu hakkında bilgi verdi: ‘’ Tarihimize, mimarimize, İstanbul’un hatıraların, ecdadın emanetlerine sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu cami semtimizin güzel yapılarından biri... Ne zaman yapılmış tam bilmiyoruz ama 19. Yüzyılın izlerini taşıyor. Cami cumhuriyet döneminde epey bir süre metruk kalmış. 1985 yılında hayırsever Çizmeci Ailesi tarafından onarılmış ve yeniden cemaatine kavuşmuş. Burası tarihi açıdan da önemli bir nokta.. Biraz ilerimizde 2. Abdülhamit’in yaptırdığı Çengelköy İlkokulu var. Hacı Hanım Çeşmesi var. Burada tarihin nabız seslerini duyuyoruz. Üsküdar’ın dört yanı böyle. Şeyh Nevruz Camii’nin yeniden ibadete açılması, Üsküdar’ın tarihi ve kültürel değerlerine sahip çıkma konusundaki kararlılığını göstermektedir. Caminin restorasyonu sayesinde hem ibadet edenler hem de ziyaret edenler caminin güzelliğini ve maneviyatını yaşayabilecektir” diye konuştu.



Üsküdar’da restorasyonu tamamlanan Şeyh Nevruz Cami yeniden ibadete açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van’daki STK’lardan İsrail’e karşı ortak tepki Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi, İsrail ve Amerika’nın zulmüne ortak tepki göstererek birlik çağrısı yaptılar. Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi öncülüğünde Beşyol Meydanı’nda toplanan binlerce vatandaş, Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan basın açıklamasını Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Faruk Çevik okudu. Çevik, "Ümmet coğrafyası ateş çemberinde, Siyonist İsrail ve işbirlikçisi ABD bölgemizi yakıp yıkmaya devam ediyor. Çocuklar, kadınlar ve masumlar gözlerimizin önünde her gün katlediliyor. Bizlere evlerimizde oturmak yakışmaz, işte bugün zalime karşı mazlum kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırmak ve tüm dünyada bu zalimleri lanetlemek ve zulmün durdurulmasını da bizleri yönetenlerden istemek için bir araya geldik. Bizler, bölgemizde yürütülen kirli senaryoları, zulmü ve katliamları lanetliyoruz. Bölge halklarının iradesini yok sayan, sınırları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen hiçbir askeri girişimi, işgali ya da saldırıyı kabul etmiyoruz. Kendi topraklarımızda hem işgalci İsrail’i hem de bölgeyi kaos bataklığına çeviren Amerikan askeri varlığını reddediyoruz" dedi. Ahmet Faruk Çevik, Gazze’de saldırganlıkları devam eden İsrail’in Kudüs’te de boş durmadığını belirterek, "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa tüm Ramazan ayı boyunca ibadetlere kapalı tutuldu. Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı cinayetler ve işkenceler artarken İslam’ın sembolü Mescid-i Aksa’nın yıkılması tehdidiyle karşı karşıyayız. Bugün Siyonist terör şebekesi 7 Ekim’de Gazze topraklarında başlattığı soykırım ve katliamlarını 2,5 yıldır devam ettiriyor. Gazze’de bittiği ve ateşkese girdiği düşünülen soykırım ve katliam süreci ateşkes sürecinin garantör olduğu iddiasındaki Müslüman devletlerin pasifliğinin bir sonucu olarak hiç bitmeden devam ediyor. Son günlerde Gazze’de Siyonist caniliğin 7 Ekim sürecindeki hızıyla devam ettiğini görmekteyiz. Gazze’de siviller ve toplu olarak yaşadıkları yerler bombalamaya çocuk kadın ve yaşlılar katledilmeye devam ediyor. Şimdi de katil İsrail Filistinli esirleri idam edecek" ifadelerini kullandı. Küresel vahşi Epstein çetesinin boş durmadığını vurgulayan Çevik, "Yüz yıla yakındır mazlumların kanını içen, küçük çocukları korkunç şekilde katleden bu çete, bugün de; Filistin esirleri idam etmek için hazırlık yapmaktadır. Maalesef yine herkes ölüm sessizliğine gömülmüştür. Şunu iyi bilmeliyiz ki Filistin esirleri için şehadet bir kurtuluş olacaktır; ama bizim için bir zillet ve utanç kaynağı olacaktır. Amerika’yı ve İsrail’i gözünde büyütenler unutmayın bizim Rabbimiz en büyüktür ve sadece zalimlere mühlet vermektedir. Zamanı geldiğinde göz açıp kapayana kadar iktidarlarını yerle bir edecektir. Sessizliğin suça ortaklık olduğu bu kritik zamanda, zulme karşı duruşumuzu meydanlara taşımak için ayağa kalkıyoruz. Van sivil toplum kuruluşları ve vicdan sahibi insanlar olarak; bölgedeki işgale, kutsallarımıza yönelik saldırılara ve emperyalist sömürüye karşı olan tüm halkımızı da zalimlere karşı durmaya ve meydanlara inmeye davet ediyoruz. Soykırıma karşı tek ses, tek yürek olmak; kardeşlerimizin yalnız olmadığını göstermek için tüm vicdan sahiplerini bu onurlu direnişe omuz vermeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Yapılan açıklamanın ardından kalabalık dağıldı.
Gümüşhane Torul’un gizemli su kaynakları: Gülaçar köyünde mevsimsel doğa olayı Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Gülaçar köyünde, her yıl nisan ayında eşine az rastlanır bir doğa olayı yaşanıyor. Kar sularının dağ içindeki mağaraları doldurmasıyla iki farklı yamaçtan aynı anda fışkıran gizemli sular, yaklaşık 15 gün boyunca görsel bir şölen sunup ardından sırra kadem basıyor. Gülaçar köyü, her yıl bahar mevsimiyle birlikte doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları kendine çeken esrarengiz bir fenomene ev sahipliği yapıyor. İkisu-Şiran kara yolu güzergahındaki köyün her iki yamacında, nisan ayı ile birlikte devasa su kaynakları aynı anda gün yüzüne çıkıyor. Dağın adeta tam ortasından fışkıran bu sular, bir şelale edasıyla vadiye dökülürken, yaklaşık iki haftalık sürenin sonunda yine aynı anda kesilerek ortadan kayboluyor. Mağaralarda biriken kar suları şelaleye dönüşüyor Bölge sakinleri ve doğa gözlemcileri tarafından "gizemli sular" olarak adlandırılan bu olay, bilimsel olarak karların erimesiyle açıklanıyor. Yüksek kesimlerdeki karların eriyerek dağın iç yapısındaki mağara ve boşluklara dolduğu, bu suyun basınçla birlikte dışarıya tahliye edildiği tahmin ediliyor. Bölgede çeşitli efsanelere de konu olan bu durum, Gülaçar deresinin iki tarafında karşılıklı bir görsel şölen meydana getiriyor. "Aynı gün başlayıp aynı gün kesiliyor" Doğa olayını yerinde incelemek üzere köye gelen fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: "Gülaçar köyünde nisan aylarında çıkan şelaleleri görmeye geldik. Üç tanesini gezebildik, ancak ulaşılamayan başka kaynaklar da var. Kocaman dağın altından adeta fışkıran çok büyük sularla karşılaştık. En enteresan olanı ise iki karşılıklı yamaçtaki suların aynı gün akmaya başlayıp, 15 gün sonra aynı gün kesilmesi. Buradaki eski patikalar ve yosunlu doku insanı etkiliyor; herkesin gelip görmesini isterim." Doğanın bahar coşkusu Şelalelerin sert ve yoğun akışına dikkat çeken Fatma Cebeci Aydın ise, "Henüz bahar tam gelmemiş olsa da biz baharın coşkusunu bu şelalelerde gördük. Suyun kaynağının direkt dağın altından çıktığını gözlemledik. Son derece keyifli bir tırmanış ve gözlem oldu" ifadelerini kullandı. Uzun yıllardır kullanılmayan patikaların arasından ulaşılan bu sular, Gümüşhane’nin keşfedilmeyi bekleyen gizli rotalarından biri olma özelliğini koruyor.
İzmir İzmir’i dinleyen film: Kıyının Sesi Kemeraltı’nın kalabalığı, Konak Meydanı’nın uğultusu ve Urla kıyılarında dalgaların ritmi İzmir’in gündelik yaşamına karışan sesler kayıt altına alınarak "Kıyının Sesi" adlı belgeselde bir araya geldi. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Film Tasarımı ve Yönetimi Bölüm Başkanı V. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Can Özer, İzmir’in farklı noktalarında duyulan doğal sesleri kayda alarak kentin işitsel hafızasını belgeselde topladı. "Kıyının Sesi" adlı yapımda İzmir’in gündelik hayatını oluşturan sesler görüntülerle birlikte izleyiciye sunuldu. Yaklaşık üç ay süren çekim sürecinin ardından tamamlanan "digitİZMir: Sonic Shore" adlı belgeselin yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu Sevcan Sönmez üstlenirken; müzikleri ve yapımcılığını Mehmet Can Özer gerçekleştirdi. Film sürecinde İzmir’in farklı bölgelerinde kapsamlı ses ve görüntü kayıtları alındı. Çalışma boyunca sokaklardan sahil hattına, park alanlarından mahallelere kadar kentin pek çok noktasında çekimler gerçekleştirildi. Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı belgeselde, şehir sesleri ile görüntülerin üst üste bindirilmesiyle katmanlı bir İzmir deneyimi oluşturulması amaçlandı. Bu yaklaşım, izleyiciye hem gerçek hem de duyusal bir şehir atmosferi sunuyor. Deniz ve doğa sesleri, kuş cıvıltıları, eski yerleşimlerdeki yankılar ve gündelik hayatın uğultusu filmin en belirgin işitsel unsurları arasında yer aldı. Festivalin hafızası niteliğinde İzmir’de on yıl boyunca düzenlenen digitİZMir Uluslararası Elektroakustik Müzik Festivali’nde gösterilen belgesel, aynı zamanda festival için bir arşiv ve tanıklık niteliği taşıyor. Besteci Mehmet Can Özer tarafından düzenlenen festival, Türkiye’de elektroakustik müzik alanındaki en özgün ve kapsamlı etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Festival boyunca Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, besteciler ve akademisyenler İzmir’de bir araya gelerek konserler, atölyeler ve söyleşiler gerçekleştirdi. İzmir Fransız Kültür Merkezi, Goethe-Institut ve Yaşar Üniversitesi destekleriyle hazırlanan film, ilk gösterimini İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek İzmirli izleyiciyle buluştu. ’digitİZMir: Sonic Shore’, yalnızca bir festivalin hikâyesini anlatmakla kalmayıp elektroakustik müzik ile bir kentin sesi arasındaki ilişkiye odaklanan deneysel ve kişisel bir sinema çalışması olarak öne çıkıyor.
Kocaeli "Engellisiniz" diyenleri evlenerek, "yapamazsınız" diyenleri zeybek oynayarak susturdular "Engellisiniz, evlenemezsiniz" diyenleri kurdukları mutlu yuvayla haksız çıkaran Aylin ve Ahmet Arslan çifti, şimdi de tekerlekli sandalyeleriyle sahnede sınırları aşıyor. 8 yaşında bir kızları olan çift, tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yaparak "yapılamaz" denilenleri bir bir başarıyor. Mersin’de atılan samimi bir mesajla tanışan Aylin (44) ve Ahmet Arslan (36) çifti, kısa sürede birbirlerine bağlanarak evlilik kararı aldı. Ancak bu karar, her iki ailenin de "Engellisiniz, yapamazsınız" itirazlarıyla karşılaştı. Ailelerinin ön yargılarına boyun eğmeyen çift, verdikleri mücadeleyle onları ikna ederek 2016 yılında dünyaevine girdi ve Kocaeli’ye taşındı. 2017 yılında kızlarını kucaklarına alarak hayata daha sıkı sarılan çift, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde tanıştıkları dans eğitimleriyle adeta yeniden doğdu. Tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yapan çift, sahnedeki uyumları ve azimleriyle izleyenleri duygulandırıyor. "’Olmaz, yapamazsınız, evlenemezsiniz’ dediler" Eşiyle internet üzerinden tanıştıktan 3 ay sonra evlilik kararı aldıklarını anlatan Aylin Arslan, aileleri ikna etme sürecinin zorlu geçtiğini belirterek, "Eşimle bir platformda tanıştık. 3 ay bir görüşmemiz oldu, ondan sonra evlilik meselesini konuştuk. Nasıl olur, ne yaparız, ailelerimizi nasıl ikna ederiz diye düşündük. İkimiz evlilik kararı aldık ve bunu ailelerimize açıkladık. Tabii aileler engel durumumuzdan dolayı ’olmaz, yapamazsınız, evlenemezsiniz’ dediler. İki aile de istemedi ilk başta. Sonra biz ailelerimizi ikna ettik ve 2016’da evlendik, 2017’de kızımız dünyaya geldi. Bir tane kızımız var. Şu an 8 yaşında" dedi. "Kızıma yemek yaparken zorlanıyorum" Hayatın zorluklarıyla mücadele ederek bugünlere geldiklerini ve 8 yaşındaki kızlarıyla mutlu bir yaşam sürdüklerini ifade eden Arslan, günlük hayatta karşılaştığı en büyük zorluğun fiziksel şartlar olduğuna dikkati çekerek, "Evimiz kira. Bütün hayallerimizi gerçekleştirdik ama şimdi tek hayalimiz kendimize ait bir evimizin olması. Manuel sandalye kullandığım için şu anki evin mutfağı bana uygun değil. Kızıma yemek yaparken, eşime çay verirken çok zorlanıyorum. İnşallah bu hayalimizi de gerçekleştiririz" diye konuştu. "Engel durumumuzu unutturdu" Arslan, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin ve dansın hayatlarına dokunuşunu ise şu sözlerle anlattı: "Zeybek bizim için çok başka bir şey. Bizi sosyalleştirdi. Zeybek gerçekten bambaşka bir şey. Engellinin zeybek yapması bir hayal gibi ama biz yapamayız diye düşünüyorduk, şimdi öyle güzel yapıyoruz ki… Yarışmalara katılıyoruz, gösterilerimiz olacak. Latin dansı da yapıyoruz, onu da çok severek yapıyoruz. Hepsi bize çok iyi geldi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi de bizim için çok güzel oldu. Çok aktif olduk, hayata bakışımız değişti. Engel durumumuzu unutturdu. Eşim de ben de oraya seve seve gidiyoruz. Tabii bu imkanı bize veren Tahir Büyükakın Başkanımıza çok teşekkür ederiz. Engelsiz Taksi ile oraya gidip geliyoruz." "Annem çok destek oldu, Allah razı olsun" Hikayelerinin eşine attığı "Selam, tanışabilir miyiz" şeklindeki mesajla başladığını belirten Ahmet Arslan ise evlilik sürecinde annesinin kendisine büyük destek olduğunu söyleyerek, "Eşimle engelli sitesinden tanıştık. Ben ona ’selam, tanışabilir miyiz’ yazdım. O da bana esprili bir cevap verdi, ’sanki 40 yıllık tanıyor gibi yazmışsın’ dedi. Ben de ’tanışmak için yazdım’ dedim. Öyle başladık. Konuştuk, görüştük. Tabii ilk başta aileler engel durumumuzdan dolayı karşı çıktı ama annem çok destek oldu, Allah razı olsun. Sonra evlendik. Bir çocuğumuz oldu, şu an 8 yaşında. Onunla hayata daha bağlı bakıyoruz. Evlat olması bambaşka bir şey" dedi. "Önce inanacaksın, sonra başaracaksın" Arslan, dans serüvenine ilişkin ise, "Zeybek bizim için çok iyi oldu. Eşimin dediği gibi gerçekten çok güzel. Hocamıza ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Latin dans da yapıyoruz. İlk başta ’yapamam’ diyordum ama şimdi çok farklı. İnsanlar ’engelli bunu yapamaz’ diyor ama inanmak başarmanın yarısıdır. Önce inanacaksın, sonra başaracaksın. Ben de yapamam zannettim ama yaptıkça insanın kendine güveni geliyor. Yaptıkça daha çok inanıyorsun. Şu an çok daha farklı hissediyorum kendimi" ifadelerini kullandı.