YEREL HABERLER - 27 Ocak 2013 Pazar 15:07

ÖDEMİŞ BELEDİYESİ EMİTT`TE TANITILDI

A
A
A
ÖDEMİŞ BELEDİYESİ EMİTT`TE TANITILDI

Ödemiş Belediyesi, 24-27 Ocak tarihleri arasında kapılarını 17. kez ziyaretçilerine açan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT)/te tanıtıldı.
Ödemiş Belediye Başkanı Bekir Keskin, İstanbul Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi`nde açılan ve turizm alanında dünyanın en büyük fuarlarından biri olan EMİTT`e çok sayıda ülke ve seyahat acentasının yanı sıra Türkiye`den birçok il ve ilçe belediyesinin de katıldığını belirterek, ``Ödemiş`in tarihi, turistik ve kültürel değerlerini öne çıkararak tanıtım yapmak amacıyla stant açan Ödemiş Belediyesi, bu yıl da İzmir Valiliği bünyesinde açılan stantta 6 ilçe ile birlikte yer aldı. Belediyemizin açtığı stantta Ödemiş ipeğinden yapılan el işleri, iğne oyasından yapılan takılar ve yöresel mandıra ürünlerimiz yer almaktadır. Ziyaretçilere belediyemizce hazırlanan Türkçe- İngilizce tanıtım broşürleri ve özel kutularda hazırlanan incir ve ceviz ikram edildi. Deneme ve Bilim Merkezinin simgesi haline gelen ve bulunduğu tüm ortamlarda dikkatleri üzerine çeken zeybek oynayan robotumuz, ilk günden yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı haline geldi`` dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul’da gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu çerçevesinde Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Toplantısı’na katıldı. "Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir" Burada konuşan Kurtulmuş, Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecek olduğunu söyleyerek, "Geçtiğimiz yıl yapmış olduğumuz bu toplantıdan bu yana gerçekten Filistin meselesiyle ilgili çok önemli gelişmeleri hep beraber yaşadık. Bunlardan birisi; soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin saldırganlıklarına dur durak demeden devam etmesi, her ne kadar bir anlaşma yapılmış görünse de bu anlaşmaya bağlı kalmayarak yine anlaşmanın imzalandığı tarihten, yani Mısır’da yapılan anlaşmadan sonra da çok sayıda Filistinli masum kadın ve çocuğu öldürmeye devam etmiş olmasıdır. Bu anlamda geçtiğimiz yıl bu inisiyatife ev sahipliği yapan parlamentoların yanında, bu sene de farklı parlamentoların bu toplantıyı teşrif etmeleri bizim için ümit vericidir. Neredeyse bir asırdır işgal, katliam ve türlü engellemelere rağmen haysiyetinden ve mücadelesinden taviz vermeden varlık mücadelesini sürdüren Filistin halkıyla dayanışmamızın müşterek ve kalıcı bir zemine oturtulması; haklı mücadelelerinin parlamentolar eliyle de uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde duyurulması amacıyla geçtiğimiz yıl 14 parlamentonun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun, planlandığı gibi genişleyerek yoluna devam ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bildiğiniz gibi ilk toplantımızda üç tane temel kural belirlemiştik. Bunlardan birisi başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları dahilinde, tam manasıyla egemen ve toprak bütünlüğü sağlanmış olan Filistin Devleti’nin kurulması, burada bir araya gelen parlamentoların ve halkların ortak temennisi ve ortak hedefidir. Bu hedefi benimseyen her parlamentoya, her ülkeye Filistin’i Destekleyen Parlamentolar zemini açıktır. Müştereken kabul ettiğimiz ikinci temel esas ise Filistin halkının kaderinin kendi hür iradesiyle tespit edilmesi, tayin edilmesidir. Yani Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir. Üçüncü esas ise parlamentolar arasında etkili, şeffaf, sonuç üreten istişare ve dayanışma zeminini korumak ve genişletmektir. Gönüllülük temelinde ilerleyen grubumuzun gittikçe daha geniş bir temsile ulaşması ise memnuniyet vericidir" dedi. "Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir" Filistin meselesinin bir coğrafi mesele olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Filistin meselesi hepimizin kabul ettiği gibi sadece iki devlet arasında sınır ihtilafı değildir. Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir. Filistin meselesi bunun da çok ötesinde; bugün artık insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir. Ortadoğu’da kalıcı huzurun ve istikrarın yolu, iki devletli siyasi ufkun temenni metinlerinden çıkıp artık hayata geçirilmesini gerektirmektedir. İlan edilen ateşkese rağmen Gazze’de insani yardım akışı ağır kısıtlamalara maruz kalmaya devam ediyor. 11 Ekim 2025 tarihinden bu yana 757 Filistinli Gazze’de şehit edilmiştir; 2090 kişi de yaralanmış, gazi olmuştur. Tüm insani yardım kuruluşları zor şartlar altında bırakılmıştır. İsrail hükümeti ve parlamentosu kaynaklı düzenlemeler sebebiyle Gazze Şeridi ciddi bir operasyonel kuşatma altındadır. Yardımların geçişi, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve sivil hayatın korunması ağır darbe almıştır. Tüm bağımsız kaynaklar insani geçiş hareketlerinin reddedildiğini ve sahadaki krizin daha da derinleştiğini teyit etmektedir" diye konuştu. "Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldu bittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir" Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırıların ve oldubittilerin sistematik bir şekilde devam ettiğine değinen Kurtulmuş, "Öte yandan, Gazze’deki bu insanlık dramının yanında Batı Şeria’da da Filistinlilere uygulanan şiddet giderek artmakta, giderek daha yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Kudüs’te, Doğu Kudüs’te süren oldubittiler ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanlarının haysiyetini zedeleyen müdahaleler; işgal siyasetinin hukuksuz, pervasız pratiklerini tüm dünyaya göstermektedir. Bildiğiniz gibi on yıllar boyu ilk sefer Mescid-i Aksa bu Ramazan ayında ibadete kapatılmış ve Müslümanlar Ramazan ayında Bayram namazları dahil namazlarını Mescid-i Aksa’da eda edememişlerdir. Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldubittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir. Mesele artık sadece bir toprak gaspıyla sınırlı ihtilaf olmanın çok ötesindedir. Karşımıza bir halkı var olmaktan çıkarmaya yönelen sistematik bir tasfiye ve soykırım zihniyeti ve politikası uygulanmaktadır" şeklinde konuştu. "Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez" Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez diyen Kurtulmuş, "Baskıyı alışkanlık haline getiren Siyonist İsrail yönetiminin, yakın dönemde Filistinlilere yönelik idam cezası düzenlemesini parlamentolarında yasalaştırması ise, hukuk kisvesi altında ayrımcı bir şiddet düzenini kurma arayışından başka hiçbir şey değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez. Aynı suçu işleyen Filistinliye idam cezası, aynı suçu işleyen İsrail vatandaşına ise başka bir ceza verilmesi, insanlık tarihinde görünmemiş bir çifte standart, bir büyük garabettir. İnsan hakları uzmanları, söz konusu tasarının yaşam hakkını ihlal ettiği, adil yargılanma güvencelerini zayıflattığı ve Filistinliler aleyhine ayrımcı sonuçlar doğurduğu uyarısında bulunmaktadır. Hiçbir meclis çoğunluğu, buranın altını çiziyorum, hiçbir meclis çoğunluğu, insan onurunu hedef alan bu tür tasarruflara asla ve asla meşruiyet kazandıramaz. Onun için hangi çoğunlukla karar alırlarsa alsınlar, bu karar gayrimeşrudur, gayriinsanidir ve uygulanamayacak olan bir karardır" dedi. "Sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor" Kurtulmuş, sözcükler ve terminoloji bozulunca hukukun irtifa kaybettiğini söyleyerek, "Uzun süredir insanlık adına büyük bir mahcubiyet ve hatta öfkeyle şahitlik ettiğimiz manzara; uluslararası kurumlar ve kuralların, şimdi de onun ardından kavramlarının içinin boşaltıldığı bir çürüme haline şahit olmaktadır. Orantılılık dendiğinde toplu cezalandırmalar, meşru müdafaa dendiğinde kalıcı işgaller kastediliyor. Sınır güvenliği dendiğinde ise çocukların hayatı ve ailelerin hayatı göz ardı ediliyor. Esasında sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor. Hukuksuzlukların hüküm sürdüğü uluslararası sistemde siyaset ise daha çok kuvvetin gölgesinde esir alınıyor. Her şeye rağmen yürekten inanıyorum ki, tablo ne kadar olumsuz olursa olsun, Netanyahu ve Siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerekli karşılığı bulacak ve inşallah insanlığın vicdanında yargılandığı gibi uluslararası mahkemelerde yargılanarak hesap vereceklerdir" şeklinde konuştu. "Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır" Kurtulmuş, "Dünya ölçeğinde yükselen vicdani itirazın ve insanlık cephesinin küçümsenemeyecek bir ağırlığı ortaya çıkmaktadır. Üniversitelerde, şehir meydanlarında, sivil alanlarda, inanç topluluklarında, ulusal parlamentolarda yükselen her itiraz, insanlık cephesini güçlendirmekte; Filistin meselesini küresel adaletin ana başlığı ve insanlık için bir turnusol kağıdı haline getirmektedir. Geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 11 yeni ülkenin Filistin’i tanıma kararlılığının gündeme gelmesi, diplomatik alanda da adaletin tümüyle susmadığının açık bir göstergesidir. Hiç şüphe yok ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılmaz ama bu önemli ve tarihi bir adımın başlangıcıdır. Asıl ihtiyacımız olan ise biriken siyasi iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürebilme kararlılığı ve cesaretini ortaya koymaktır. İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nda tam üye olarak Filistin’in yer alması ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan ateşkesin gerçek hüviyetine kavuşturularak korunması, insani yardım hatlarının açılması, yeniden imar sürecinin emniyet altına alınması çözümün desteklenmesi konusunda daha cesur parlamenter bir eş güdüme ihtiyaç olduğu açıktır. Filistin’de gerçekleştirilecek anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birliğin sağlanması ve kurumsal kapasitenin tahkimi de en önemli meselelerimizden birisidir. Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır. Yasama kurumları olarak bizler, her alanda Filistin’e teknik destek vermeye, deneyim paylaşmaya, seçim mevzuatı ve idari kapasite gibi başlıklarda katkı sunmaya hazırız" ifadelerini kullandı. "Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir" Filistin davasının duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirdiğini değinen Kurtulmuş, "Grubumuz Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı coğrafyalara genişlemeli, hak ve adaletten yana olan tüm parlamentolar bu çatı altına davet edilmelidir. Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir. İnanıyorum ki nehirden denize kadar özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi.
Bilecik Bozüyük Açık Ceza Evi’ndeki hükümlüden örnek davranış Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan bir hükümlü, kurumun sosyal tesislerinde unutulmuş bir miktar parayı bulup kurum yetkililerine teslim ederek sahibine ulaşmasını sağladı. Hükümlü tarafından sergilenen örnek davranış hem kurum yetkilileri hem de parayı unutan vatandaş tarafından takdirle karşılandı. Edinilen bilgiye göre olay, Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde faaliyet gösteren Zeki Bayrak Sosyal Tesislerinde yaşandı. Vatandaşların kullanımına açık alanda görevli hükümlüler tarafından sunulan hizmetler kapsamında sabah saatlerinde kahvaltı yapmak için sosyal tesise gelen bir vatandaş, kahvaltı sonrası oturduğu masada montunu unutarak tesislerden ayrıldı. Bir süre sonra tesislerde görevli hükümlü S.E.S. tarafından durum fark edilip yapılan kontrollerde mont içinde 53 bin 600 TL nakit para da bulunduğu tespit etti. Mortu cebindeki paralar ile birlikte hükümlü tarafından muhafaza altına alarak kurum idaresine teslim etti. Kurum yetkililerince ilgili kurumlar aracılığıyla yapılan işbirliği sonrasında montunu unutan vatandaş tespit edilirken kendisine bilgi verildi. Haberi alan vatandaş, Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumu Zeki Bayrak Sosyal Tesislerine gelerek montunu ve parasını teslim aldı. Duyarlılığından dolayı hükümlü S.E.S. ve kurum yetkililerine teşekkür etti. Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumu Zeki Bayrak Sosyal tesislerinde garson olarak görev yapan hükümlünün yaklaşık bir yıl önce kuruma nakil olarak geldiği ve 7 aydır sosyal tesiste garson olarak görev yaptığı kaydedildi. Olayın ardından denetimli serbestliğe ayrılma süreci yakın olan hükümlü S.E.S. ilk etapta takdir belgesi ile ödüllendirilirdi. Ayrıca kurumun alacağı kararla da hükümlüleri ödüllendirme yönetmeliği kapsamında diğer ödül seçenekleriyle de ödüllendirileceği belirtildi. Kurum sosyal tesislerinde yaşanan bu olayın, kurumda bulunan hükümlülerin topluma kazandırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların somut bir yansıması olduğu ifade edildi.
Ankara Bakan Tekin: "(Şanlıurfa’da okuldaki saldırı) Öğretmen arkadaşımızın yaşam süreçlerinin sürdürülmesini engelleyecek bir kalıcı hasar olabilir diye endişemiz var" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin, "Sadece bir öğretmen arkadaşımızla ilgili hayati tehlike olmamakla beraber olağan yaşam süreçlerinin sürdürülmesini engelleyecek bir kalıcı hasar olabilir diye endişemiz var" dedi. Bakan Tekin, TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Tekin, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede düzenlenen silahlı saldırıya ve okullardaki güvenlik tedbirlerine dair açıklamalarda bulundu. Lisede düzenlenen silahlı saldırı ile ilgili sürecin İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’yla birlikte yürütüldüğünü vurgulayan Bakan Tekin, "Dün öğle saatlerinde haberdar olur olmaz bölgeye en yakın lokasyondaki en üst düzey arkadaşımız Talim Terbiye Kurulu Başkanımızdı, programı yarıda keserek doğrudan oraya geçti. Gün boyu oradaydı. Gün boyu sürekli iletişim halindeydik. Bugün sabah itibarıyla da konuyla doğrudan ilgili iki genel müdürümüz orada. Sürekli valilikle irtibat halindeyiz. Gerekli tedbirleri alıyoruz. Zaten biz bütün olaylardan sonra hemen soruşturma başlatırız. Yetki sahibi olan herkes soruşturmanın içerisindedir. Soruşturma bitmeden kimseyi herhangi bir şekilde zan altında bırakacak şeylerden de hep beraber kaçınmamız gerekir" şeklinde konuştu. "Adli ve izahi açıdan soruşturma süreçlerini devam ettiriyoruz" Soruşturma süreciyle ilgili olarak kesin kanaatler ortaya çıkmadan bir açıklama yapmadığını ve yapmayacağını söyleyen Bakan Tekin, "Bu konuyla ilgili de gazetelerde birileri yorumlar yapıyor, konuşuyorlar. Bunların hepsi bizim müfettişlerimizin, hem İçişleri Bakanlığımızın hem de yargı sürecinde değerlendirilecek olan şeyler. Biz bu süreçle ilgili olarak herkesin hakkını koruyacak şekilde adli ve izahi açıdan soruşturma süreçlerini devam ettiriyoruz, takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Öğretmen arkadaşımızın yaşam süreçlerinin sürdürülmesini engelleyecek bir kalıcı hasar olabilir diye endişemiz var" Okul saldırısında yaralananlara dair de Tekin, "Hepsini takip ediyoruz. Valilik sürekli açıklama, bilgilendirme yapıyor. Sadece bir öğretmen arkadaşımızla ilgili hayati tehlike olmamakla beraber olağan yaşam süreçlerinin sürdürülmesini engelleyecek bir kalıcı hasar olabilir diye endişemiz var. Onun için süreçleri takip ediyoruz" açıklamasında bulundu. "Okullarımızın güvenlik tedbirleri gündemimize aldığımız konular" Milli Eğitim Bakanlığı’nın İçişleri Bakanlığı ile her dönemin başında valilerin başkanlığında okulları güvenlik ve risk açısından bir değerlendirmeye tabi tuttuğunu belirten Bakan Tekin, "Tedbirlerimizi alırız. Tedbir alınan okullarımızda da olay oluyor, alınmayanlarda da olabilir. Dolayısıyla biz güvenlik tedbirleri açısından İçişleri Bakanlığı’yla ortak zaten süreçleri yürütüyoruz. İçişleri Bakanlığı’yla yaptığımız tespitlerde risk kategorisi açısından okullarımızı sınıflandırmış durumdayız. Bir kısım okullarımızda doğrudan polis memurları var. Sivil polisler tarafından güvenlik için kontrol edilen okullarımız var. Bunların hepsi bizim sistemimiz içerisindeki okullarımızın güvenlik tedbirleri açısından gündemimize aldığımız konular" diye konuştu.
Antalya Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın Doğu ve Güneydoğu İş Adamları ile bir araya geldi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AK Parti Antalya Milletvekilleri ve İl Başkanı Ali Çetin ile birlikte Antalya Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Derneği’ni ziyaret etti. 23 vilayet ile bin 275 üyeyi bünyesinde barındıran derneğin çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirten Aydın, dernek başkanlığına seçilen Dilaver Tanık ve yönetimine ise hayırlı olsun dileklerinde bulundu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AK Parti Antalya Milletvekilleri Kemal Çelik ve Mustafa Köse ile AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Derneği’ni (ADGİAD) ziyaret etti. Ziyarette konuşan AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak dernek yönetimi ve üyelerine misafirperverlikleri dolayısıyla teşekkür etti. AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve Kemal Çelik de yaptıkları açıklamalarda dernek başkanı ve üyelerine teşekkürlerini iletti. Tanık ve yönetimine birlik mesajı Dernek Başkanlığı görevine seçilen Dilaver Tanık ve yönetimine hayırlı olsun dileklerinde bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Antalya Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Derneği üyeleriyle AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve Kemal Çelik ile bir araya geldiklerini söyledi. 23 vilayet ve bin 275 üyeyi bünyesinde barındıran derneğin çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirten Aydın, "Bu ülke, bu şehir hepimizin ortak şehridir, ortak ülkesidir. Kim katma değer üretiyor, kim bu memleketin ve ülkenin gelişimine katkı sağlıyorsa bizim için saygıdeğerdir. Allah hepinizden razı olsun" ifadelerini kullandı. Birlikte üretme ve birlikte kalkınma vurgusu yapan Aydın, "Birlikte yaşayarak, birlikte çalışarak hem şehrimizi hem de ülkemizi kalkındırmak durumundayız. Hepimizin ortak paydası şehrimiz, ülkemiz, bayrağımız ve inandığımız değerlerdir. Bu değerler etrafında bir araya geldikçe inşallah önümüz daha da aydınlık olacaktır" dedi. Ülke için üreten ve katma değer sağlayan herkese şükranlarını sunduğunu belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, iş insanlarına her zaman destek mesajı verdi. Aydın, "Bir kardeşiniz, içinizden biri olarak şunu özellikle ifade etmek isterim; Ankara’da bakanlığımızın, Meclisimizin ve teşkilatımızın kapıları sizlere sonuna kadar açıktır. Bizimle ilgili ne varsa her zaman bekleriz, bunu özellikle bilmenizi isterim. Hepinize çok müteşekkiriz, Allah razı olsun" dedi. Şehrin ekonomik gelişimi, istihdamı ve sosyal dayanışmasına katkı sunan iş insanlarıyla verimli bir sohbet gerçekleştirdiklerini ifade eden Aydın, misafirperverliklerinden dolayı Dernek Başkanı Dilaver Tanık ve yönetimine teşekkür etti. Ziyarette dernek üyeleri de sektörlerine ilişkin görüş, sorun ve taleplerini iletti. Programın sonunda ADGİAD Başkanı Dilaver Tanık, Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ve protokol üyelerine plaket takdim etti. Tanık, ziyaret dolayısıyla heyete teşekkür etti.
Sakarya Sakarya 2025’te 1,6 milyon turisti ağırladı Sakarya’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda, kentin doğa ve deniz turizmi potansiyeliyle 2025 yılında 1 milyon 603 bin ziyaretçiye ev sahipliği yaptığı bildirildi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Turizm Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe; vali yardımcıları, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sektör paydaşları ve öğrenciler katıldı. Programda, Sakarya’nın doğa, deniz ve kültür turizmindeki öncü rolü ile Türkiye’nin turizm hedeflerine sunduğu katkı vurgulandı. "Sakarya’nın turizm motifi Sapanca’dır" İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Acar, etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2025’te 65 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolarlık gelirle küresel turizmde konumunu oldukça sağlamlaştırdığını söyledi. Bu başarının yalnızca sayısal bir büyüklük değil, aynı zamanda sürdürülebilir ve nitelikli turizm anlayışının da göstergesi olduğuna dikkati çeken Acar, şunları kaydetti: "Elbette bu başarı hikayesinin önemli parçalarından biri de Sakarya’dır, Sakarya’nın bu konudaki motifi de Sapanca’dır. İlimiz doğası ve kültürü ile hemen her mevsim turistik bir yapıya sahiptir. Sakarya, 1599 konaklama biriminde 11 bin oda 20 bin yatak kapasitesi ile 2025 yılında 1 milyon 500 bin yerli, 110 bin yabancı olmak üzere toplamda 1 milyon 603 bin ziyaretçi ağırlamıştır. Özellikle ilimizde Sapanca eşsiz göl manzarası ve görkemli yeşili ile doğa turizminde etkili olurken, Karadeniz’in incisi Karasu ve Kocaali, uzun sahil şeritleri, temiz plajları ve gelişen turizm altyapısı ile deniz turizmine önemli katkı sağlamaktadır." "Sektörün değerini yeniden hatırlıyoruz" Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Yönetim Kurulu Üyesi Hediye Güral da Turizm Haftası’nın birleştirici gücüne vurgu yaptı. Turizmin ekonomik olduğu kadar kültürel ve sosyal yönlerine de odaklanılması gerektiğini belirten Güral, "Böylesine özel bir zamanda turizmi konuşmak, sektörün değerini birlikte hatırlamak, benim için büyük bir anlam içeriyor. Turizm Haftası, sektörümüzün sadece ekonomik değil, kültürel, sosyal ve insani yönlerini de yeniden hatırlamak ve anlatmak için çok kıymetli bir fırsat sunuyor. Bu özel haftanın, turizmin değerini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve sektöre katkı sağlayan tüm paydaşları bir araya getirmek adına önemli bir rol üstlendiğine inanıyorum" diye konuştu. Program, protokol üyelerinin ve öğrencilerin katıldığı çeşitli etkinliklerin ardından sona erdi.