SAĞLIK - 14 Temmuz 2023 Cuma 09:22

Kardelen zor günleri geride bıraktı

A
A
A
Kardelen zor günleri geride bıraktı

Geçirdiği akut hepatit B virüs enfeksiyonu nedeniyle 9 yaşında karaciğer nakli olmak zorunda kalan Kardelen Yazkı (20), Kent Hastanesinde, annesinden alınan karaciğer dokusuyla yaşama tutundu. 11 yıl önce yaşam mücadelesini kazanan, büyüyüp hayat kavgası vermeye başlayan genç kız, “Hastalık, nakil ve sonraki süreç bana hayatın çok değerli olduğunu öğretti. Küçükken anlamamıştım ama artık büyüdüm. Çalışıyorum ve geleceğe umutla bakıyorum. Hayat güzel, yaşamak çok güzel” dedi.


İzmir’de oturan 2 çocuk annesi, ev kadını Pembe Büyükkoçak ile Emin Yazkı’nın tek kızları olan Kardelen Yazkı, 2012 Ağustos’ta annesi ile birlikte Konya’nın Kadınhanı ilçesine bağlı Söğütözü Köyü’nde oturan anneannesini ziyarete gitti. Ancak, daha ilk akşamlarında Kardelen hastalandı, mide bulantısı, kusma, halsizlik şikayetleri başladı. Ertesi sabah annesi tarafından önce çocuk hastanesine götürülen Kardelen oradan da Selçuk Üniversitesi Hastanesine sevk edildi. Yapılan tetkikler sonucunda küçük kıza Hepatit B’ye bağlı karaciğer yetmezliği tanısı koyuldu. Bu tanıyla Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesine gönderilen Kardelen’in sağlık durumu kötüleşince 26 Ağustos 2012 günü karaciğer nakli için ambulansla İzmir’e Kent Hastanesine sevk edildi. Kardelen, bir gün sonra Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç başkanlığındaki ekip tarafından ameliyata alındı. Kardelen’e annesi Pembe Büyükkoçak’tan alınan karaciğer dokusu nakledildi. Öyküsünde enfeksiyona yol açabilecek nakilden birkaç ay önce gerçekleşen diş çekimi dışında herhangi bir şüpheli durum olmayan Kardelen hızla iyileşti, taburcu edildi.



“Zor ve kötü günleri geride bıraktım”


Ağabeyi ve annesi ile birlikte yaşayan, çocukluk yıllarına unutulmayacak çok şey sığdırdığını belirten Kardelen, “Hastalanmadan önce sağlıklı, voleybol ve jimnastik antrenmanlarına katılan, çok hareketli bir çocuktum. Akut Hepatit B yüzünden bir anda hayatım alt üst oldu. Şükürler olsun ki sonuç güzel. Bugün sağlıklıysam bunu donörüm anneme ve karaciğer nakil ameliyatımı başarıyla gerçekleştiren Kent ekibine borçluyum. O zor ve kötü günleri geride bıraktım. Yılda bir kontrollerime gidiyorum, gayet sağlıklıyım. Nakil olduğumda 9 yaşımdaydım, üzerinden 11 yıl geçti. Ortaokulu bitirdim, çalışmam gerektiği için liseyi açıktan okumak zorunda kaldım. Geçen yıl animatörlük yaptım. Sonrasında waffle ustası oldum. Şu an yeni iş arayışlarındayım, sürekli kendimi geliştirmek için çabalıyorum. Hastalık, nakil ve sonraki süreç bana hayatın çok değerli olduğunu öğretti. Küçükken anlamamıştım ama artık büyüdüm. Çalışıyorum ve geleceğe umutla bakıyorum. Hayat güzel, yaşamak çok güzel” ifadelerini kullandı.



“Karaciğerinin tamamı iflas etmişti”


Kardelen’e 11 yıl önce Akut Hepatit B’ye bağlı çok ani gelişen bir karaciğer yetmezliği nedeniyle nakil yaptıklarını belirten Prof. Dr. Murat Kılıç, “Kardelen bize Konya’dan gönderilmişti, durumu çok ciddiydi. Hepatit B geçiren hastalarda yüzde 1 gibi görülen çok nadir bir durumu yaşıyordu, karaciğerinin tamamı iflas etmişti. Nakil olmasa bir iki gün içinde kaybedebileceğimiz bir hastaydı. Annesinden yaptığımız nakil sonrasında hızla iyileşti. Kardelen gayet sağlıklı, yılda bir kontrollerine geliyor. Çocuk hastalarımızın sağlıkla büyümelerini görmek bizim tüm yorgunluklarımızı unutturuyor” şeklinde konuştu.


Kardelen zor günleri geride bıraktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.
Kayseri Kayseri Büyükşehir’den kırsal kalkınmaya uluslararası iş birliği desteği Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Seyhan ve Ceyhan Entegre Havzası Projesi kapsamında düzenlenen paydaş toplantısına katkı sunarak, kırsal kalkınmaya yönelik vizyonunu uluslararası platformda paylaştı. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç liderliğindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmaya yönelik projelere destek vermeye ve ulusal-uluslararası iş birliklerinde aktif rol almaya devam ediyor. Bu kapsamda, Orman Genel Müdürlüğü ile Fransız Kalkınma Ajansı arasında yürütülen Seyhan ve Ceyhan Entegre Havzası Projesi (S & CEHRP) kapsamında ön fizibilite paydaş geri bildirim toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi. Adana, Kayseri, Niğde, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Sivas illerine bağlı toplam 43 ilçeyi kapsayan proje çerçevesinde düzenlenen toplantıda, havza genelinde hayata geçirilmesi planlanan yatırımlar ve öncelikli çalışma alanları ele alındı. Yaklaşık 4 milyon 150 bin hektarlık geniş bir alanı kapsayan proje, bölgedeki kırsal kalkınmanın güçlendirilmesini hedefliyor. Toplantıya; Orman Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yüzer, AFD Başkanı Tanguy Vincent, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Uzmanı Mustafa Şahiner, ORKÖY Daire Başkanı Sinan Bilge, Kayseri Orman Bölge Müdürü Mehmet Zeki Bayıcı ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen toplantıda yer alan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yasin Harmancı, yaptığı sunumda Kayseri genelinde kırsal alanlarda gerçekleştirilen yatırımları ve özellikle Seyhan Havzası özelinde vatandaşların beklentilerini kapsamlı şekilde aktardı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı önceleyen vizyonuyla hareket ettiğini vurgulayan sunumda, altyapıdan tarımsal desteklere, üretimden sosyal projelere kadar birçok alanda yürütülen çalışmalar paylaşıldı. Büyükşehir’in sahadaki tecrübesi ve yerel ihtiyaçlara yönelik çözüm odaklı yaklaşımı, toplantıda dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Büyükkılıç’ın öncülüğünde, bölgesel kalkınmayı destekleyen projelerde aktif rol almayı sürdürerek, kırsal alanlarda yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sunmaya devam edecek.
İstanbul Fatih’te sit alanındaki kaçak kazıya suçüstü: 3 şüpheli yakalandı İstanbul Fatih’te 3. derece arkeolojik sit alanında define arayan 3 şüpheli polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. İzinsiz kazı yapılan binada yapılan incelemede 5,5 metre derinliğinde çukur tespit edilirken, polis ekipleri tarafından suçüstü yakalanan şüpheli polisin sorusuna verdiği ‘Kuyu taşmıştı’ cevabı ile kendini savundu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Fatih’te 3. derece arkeolojik sit alanındaki 2 katlı ahşap binanın içinde define arandığını belirledi. Söz konusu binaya polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda 3 şüpheli suçüstü yakalandı. Yapılan incelemelerde bina içerisinde yaklaşık 5,5 metre kazı alanı tespit edildi. Kazı çalışmaları esnasından kullanılan aletlere de el konuldu. Polis baskınında kendini böyle savundu Cerrahpaşa’da bulunan 3. derece arkeolojik sit alanında bulunan 2 katlı ahşap bina içerisindeki define baskınında polis ekipleri tarafından suçüstü yakalanan şüpheli polis ekiplerinin ne yapıyorsun sorusuna ‘Kuyu taşmıştı’ cevabı vererek kendini savunduğu görüldü. Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet" suçundan soruşturma başlatıldığı öğrenildi. (SB-