SAĞLIK - 06 Ekim 2025 Pazartesi 09:40

Kontrolü öfkeye bırakmayın, 3 adım yöntemini deneyin

A
A
A
Kontrolü öfkeye bırakmayın, 3 adım yöntemini deneyin

Öfke, çoğu zaman başkalarının hatalarına ya da dışarıda çeşitli olaylara verilen bir tepki gibi görünse de aslında en çok kişinin kendisine zarar veriyor. Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Burçin Deniz, öfkeyi kontrol altına almanın 3 etkili yolunu şöyle özetledi: "Rahatlayın, durumu yeniden değerlendirin, sonrasında tepki üretin."


Herkes çeşitli nedenlerden sinirlenip öfkelenebiliyor. Bu öfkeyi bazen trafikte, bazen iş yerinde ya da okulda bazen de evimizin içinde görmek mümkün. Çeşitli sebepler öfkeyi tetikleyebiliyor. "Öfke, başkalarının hataları için kişinin kendisine verdiği cezadır" diyen Medicana International İzmir Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Burçin Deniz, öfkenin doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal bir tepki olduğunun altını çizdi. Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Zorlayıcı yaşam koşulları, ekonomik koşulların aileleri zorlaması insanları daha gergin, sıkıntılı, çaresiz, engellenmiş hissettirebilir. Önemli olan bu duygular üzerinde kişinin kontrol sahibi olmasıdır. Öfke, kişinin kendine yönelik, diğerlerine yönelik ya da başına gelenlere yani yaşadığı dünyaya yönelik şekilde ortaya çıkabilir. Bir buzdağı gibi düşünülürse, buzdağının görünen kısmında öfke duygusu vardır. Ama buzdağının denizin altındaki kısmında, üzüntü, merak, yalnızlık, itilmişlik, kaygı, hayal kırıklığı, haksızlığa uğrama, anlaşılamama gibi birçok duygu olabilir. Öfke, altında birçok duyguyu barındırabilir. Engellenmiş hissedildiğinde, utanç duyulduğunda, kişi görmezden gelindiğinde öfke ortaya çıkabilmektedir" sözlerini kaydetti.



Öfkeniz sizi etkisi altına almasın


Öfkenin kişi için ne zaman bir problem haline geldiğini anlatan Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Öfkelenildiği zaman kişi kendisini kontrolsüz durumda hissediyor mu? Öfkelenilen durumlarda daha sonradan onaylanmayacak davranışlarda/sözlerde bulunuluyor mu? Bu soruların cevabı evet ise kişi öfkeyi kontrol etmekte zorlanıyor demektir" açıklamasını yaptı. Öte yandan öfkeyle başa çıkarken yapılan yanlışlara da değinen Klinik Psikolog Burçin Deniz, "Öfkeyi yok sayma, başkasına aktarma, saldırganca ortaya koyma, kendine yöneltme, alaycı iğneleyici sözler söyleyerek pasif davranışlarla ortaya koyma vb. şekilde öfkeyle başa çıkmada kullanılan yanlış yollar seanslarda psikologların karşısına sıklıkla çıkmaktadır" dedi.



3 adım yöntemini ile öfkenizi rahatlatın


Klinik Psikolog Burçin Deniz, kişinin öfkenin etkisi altına girdiğini fark ettiği an uygulayabileceği 3 adım yöntemini şöyle açıkladı: "Rahatlayın, durumu yeniden değerlendirin, ardından tepki üretin. İlk adım olarak rahatlamaya çalışın. Kendinize zaman tanıyın. Sizi öfkelendiren durumdan uzak durmak sakinleşmeniz, durumu daha mantıksal ve sakin bir perspektiften değerlendirmeniz için size zaman ve alan sağlar. Herhangi bir açıklama yapmadan ortadan kaybolmayın. Karşınızdakini ‘ezip geçme’ görüntüsü oluşturmak tartıştığınız insan tarafından hoş algılanmayabilir. Karşınızdaki insanla tartışmayı yeniden gündeme getirebileceğiniz ortak bir zaman belirleyin. Kendinize zaman tanıyamadığınız durumlarda 10’dan geriye doğru sayın. Ardından ikinci adım olarak yaşanan durumu yeniden değerlendirin. Öfkeli düşüncelerinizi gözden geçirin. Öfkeli insanlar dünyayı siyah-beyaz görmektedir. Onlar için gri renk yoktur, olaylar ya iyidir ya da kötüdür. ‘Ben haklıyım, sen hatalısın’ gibi düşünceler tamamen yanlış olmayabilir ama bunlar öfkeyi besler. Öfkelenildiğinde akla ilk gelenler, çıkarımcı, yargılayıcı ve fazlasıyla sert düşüncelerdir. İlk başta düşündüklerinizi mercek altına alın. Son olarak tepki verme aşamasına geçilmeli. Karşı tarafla iletişime geçildiğinde mümkün olduğu kadar sakinliği ve otokontrolü korumak gerekli. Ölçülü bir ses tonu kullanın, tahrik edici, agresif, kaba, küçümseme olarak adlandırılabilecek herhangi bir jestten, yüz ifadesinden veya vücut dilinden kaçının."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.