EĞİTİM - 08 Ekim 2025 Çarşamba 10:45

Türk ve Japon öğrenciler İzmir için tasarladı

A
A
A
Türk ve Japon öğrenciler İzmir için tasarladı

İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) bir araya gelen Türk ve Japon öğrenciler, Alsancak’taki İzmir Resim Heykel Müzesi binasını, ‘doğa dostu’ kütüphane olarak yeniden tasarladı. 5 grup halinde bir hafta çalışan 32 öğrencinin sürdürülebilirlik temasına vurgu yapan, palmiye ağacı ve begonvil çiçeği figürlerinin yer aldığı, bol ışıklı ve estetik tasarımları büyük beğeni topladı.


İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ile Japonya’daki Chiba Üniversitesi arasında yaklaşık 20 yıldır devam eden iş birliği, bu sene de güzel bir projeye dönüştü. Japon öğretim üyeleri Prof. Dr. Kaname Yanagisawa, Prof. Dr. Yuki Ito ve beraberindeki 16 öğrenci, İEÜ’nün davetlisi olarak İzmir’e geldi. Kentin tarihi noktalarını gezen Japon konuklar, Efes Antik Kenti ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda bol bol vakit geçirdi.



Antalya’daki konferansta sunulacak


Ziyaret kapsamında Japon öğrenciler, İEÜ Tasarım Çalışmaları Lisansüstü Programı, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü ile Endüstriyel Tasarım Bölümü ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileriyle buluştu. Türk ve Japon gençler, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın içinde bulunan ve Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan binayı, kütüphane olarak yeniden işlevselleştiren özel projeler tasarladı. Ekipler halinde çalışan Türk ve Japon gençlerin hazırladığı, yenilikçi ve çevreci özellikleriyle dikkat çeken 5 proje, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek uluslararası bir konferansta sunulacak.



"Öğrenciler için fırsat"


Projenin koordinatörü, İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Hasırcı, Türk ve Japon öğrencilerin uyum içinde çalışarak başarılı tasarımlara imza attığını söyledi. Japon öğrencilerin İzmir’i çok sevdiğini ifade eden Prof. Dr. Hasırcı, "Japon profesör Kaname Yanagisawa ile 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir uluslararası konferansta tanışmıştım. Dostluğumuz, o günden bu yana hiç eksilmedi. 2006 yılında İEÜ’de çalışmaya başladıktan sonra da iş birliğimizi, iki üniversite arasında resmi bir noktaya taşıdık. Uluslararası İlişkiler Ofisi Müdürü Hülya İncekara, bu süreçte bizlere çok destek olarak profesyonel ve resmi adımların atılmasını sağladı. Şimdiye kadar onlarca öğrencimiz, Chiba Üniversitesi ile yaptığımız değişim programı anlaşması sayesinde Japonya’da eğitim aldı, staj yaptı. Japon öğrenciler ve hocalar da çok kez bizi ziyaret etti. Farklı kültürleri tanıyan öğrencilerimiz, kendilerini geliştirme ve uluslararası alana açılma fırsatı buldu" diye konuştu.



"Uyum içinde çalıştılar"


Türk ve Japon kültürünü İEÜ’de buluşturduklarına dikkat çeken Prof. Dr. Hasırcı, "İzmir Kültür Sanat Fabrikası, tarihi yapısıyla da ön plana çıkan, çok önemli bir nokta. Bu fabrikanın içinde yer alan en önemli binalardan biri de Resim Heykel Müzesi olarak kullanılıyor. Biz de öğrencilerimize, ‘Bu müzenin içinde yenilikçi bir kütüphane düşünseydiniz, nasıl bir tasarım yapmak isterdiniz?’ sorusunu yönelttik. Çalışmalarda, 16 Türk ve 16 Japon öğrenci yer aldı. Toplamda 32 genç, muhteşem bir uyum içinde çalıştı. Önce alanı ve sanat eserlerini gezdiler, sonra birlikte düşündüler. En sonunda da tasarımlarını titizlikle şekillendirdiler. Profesyonel tasarımları aratmayacak kadar güzel çalışmalara imza attılar. Bir sertifika töreniyle süreci tamamladık ancak eminim ki dostlukları sürecektir. Kısa zamanda, yaratıcı ve yapı sektöründe çok ihtiyacımız olan doğa dostu çözümler üreten tüm gençleri kutluyorum" dedi.



"Çok sayıda kişinin emeği var"


Projenin gerçekleşmesinde çok sayıda kişinin emeğinin olduğunu belirten Prof. Dr. Hasırcı, "Etkinliğin düzenlenmesinde Dekanımız Prof. Dr. Ender Yazgan Bulgun, Dekan Yardımcılarımız Doç. Dr. Onur Mengi ve Dr. Öğretim Üyesi Ali Aslankan, Bölüm Başkanımız Doç. Dr. Emre Ergül ve organizasyon ekibinde yer alan Araştırma Görevlileri Yasemin Albayrak Kutlay ve Elif Gündoğdu, Dr. Öğretim Üyesi İdil Bakır Küçükkaya ile sekreterimiz İpek Uyarer’in çok katkısı oldu. Öğrencilerimizden de organizasyonda görev alanlar vardı. Emeği geçen herkese ve yıllardır desteğini esirgemeyen üniversitemiz yönetimine teşekkür ediyorum. Ayrıca; İzmir Kültür Sanat Fabrikası Müdürü Cengiz Topal’a, Müdür Yardımcısı Elif Erginer’e ve İzmir Resim Heykel Müzesi Müdürü Ayşe Füruzan Caman’a, bizlere verdikleri destekler için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.



Türk ve Japon öğrenciler İzmir için tasarladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 120 bin fide toprakla buluşuyor Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle ‘fide bizden, ürün sizden’ sloganıyla 8 çeşit, 120 bin fide ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtıldı. Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle ‘fide bizden ürün sizden’ sloganıyla dağıtılan ücretsiz fideler yoğun ilgi gördü. Binlerce vatandaş fide almak için Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde sabah saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşturdu. Kapya biber, sofralık kırmızı domates, dolmalık biber, çarliston biber, tatlı kıl sivri, salçalık kırmızı domates, çiçek acı biber ve uzun patlıcan olmak üzere 8 farklı çeşit 120 bin fide vatandaşlara dağıtıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Burada 8 farklı çeşitte toplam 120 bin fide dağıtıyoruz. Bizler, sizlerin verdiği parayla fide alıp sizlere dağıtıyoruz. Para sizin, patron sizsiniz. Sizin taleplerinizi karşılarız, parasını siz ödüyorsunuz çünkü. O yüzden daha fazlasına da bakarız bir dahaki dönem daha fazla dağıtırız. Tabi burada dağıttığımız ürünlerin hepsi Nilüfer’in kırsalından üretilmiş, kırsal mahallelerinden gelmiş çiftçimizin ürünleridir. Biz onların el emeğini aldık, şimdi sizin toprak ilginizle birleştiriyoruz. Böylece hem kırsal üreticilerimizi desteklemiş oluyoruz hem de sizleri doğayla buluşturuyoruz. Biber, domates, patlıcan, birçok ürünü burada veriyoruz’’ dedi. 8 çeşit fidenin dağıtıldığını söyleyen Başkan Özdemir, "Çoğumuz şehir merkezinde yaşıyoruz. Ama ‘Benim toprağım yok ki’ demeyin. Çatınızda, terasınızda, balkonunuzdaki saksıda da yetiştirebilirsiniz onları. Size sunduğu bu güzelliği çocuklarınızla birlikte yaşamanızı isteriz. Kendi gıdanızı yetiştirmenin, dalından bir domates koparmanın mutluluğu paha biçilmez bir şeydir. Özellikle çocuklarımızın bu sürece dahil olmasını istiyoruz. Çocuklar toprakla buluşsun, toprakta ürün üretsin, toprağa ellerini sürsün, o fidenin gelişimini izlesin, o fidenin ürünleriyle barışsın, bir arada olsun ve bunun kıymetini erkenden öğrensin" diye konuştu. Konuşmanın ardından Başkan Özdemir’de vatandaşlara fide dağıtımını gerçekleştirdi.
Bursa Başkan Aydın’dan Saraybosna’da anlamlı temas Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bosna-Hersek’in tarihi ve kültürel başkenti Saraybosna’da gerçekleştirdiği temaslarda hem duygusal hem de tarihi önemi yüksek programlara katıldı. Programın ilk durağında Başkan Aydın ve beraberindeki heyet, Bosna-Hersek’in bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerin anısına düzenlenen törende yer aldı. Şehitlik anıtına çelenk sunan Aydın, aziz hatıraları saygı, rahmet ve minnetle andı. Törende duygusal anlar yaşanırken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki güçlü tarihi bağlar bir kez daha vurgulandı. Ziyaretin ikinci bölümünde ise Stari Grad Onur Günü etkinlikleri kapsamında, kentin simge yapılarından biri olan Beyaz Tabya’nın (Bijela Tabija) açılışı gerçekleştirildi. Yüzyıllara uzanan tarihiyle Saraybosna’nın güçlü simgelerinden biri olan Beyaz Tabya, kapsamlı bir restorasyonun ardından yeniden şehre kazandırıldı. Ziyarette kardeşlik mesajları Açılış töreninde konuşan Başkan Erkan Aydın, tarihi mirasların korunarak gelecek nesillere aktarılmasının ve kültürel yaşama kazandırılmasının örnek bir yaklaşım olduğunu söyledi. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Stari Grad Belediye Başkanı Irfan engi ve Meclis Başkanı Seid kalji’e teşekkür eden Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bu projede emeği geçen herkesi, yaklaşık 16. yüzyıldan kalma 500 yıllık beyaz tabyayı restore ederek yeniden halkın kullanımına açtıkları; festivaller, sergiler, kültür ve sanat etkinlikleriyle yaşatılabilir bir mekana dönüştürdükleri için içtenlikle tebrik ediyor, bu değerli çalışma için teşekkür ediyorum. Yüzyıllar boyunca savaşlarda korunma amacıyla inşa edilmiş ve bu güzel şehrin savunmasında önemli bir yere sahip olan üç tabyadan biri olan Beyaz Tabya’nın, bundan sonra Saraybosna’nın kültür, sanat, müzik, festival ve çeşitli etkinliklerine ev sahipliği yapacağını duymak bizleri de son derece mutlu etti. Tarihi mirasın korunarak yaşayan bir kültür alanına dönüştürülmesi gerçekten çok kıymetli bir adımdır. Herkes adına hayırlı olsun." Saraybosna’da gerçekleşen program kültürel bir yeniden doğuşa sahne olurken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki gönül bağının ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen dört yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.
Van Zamana direnen gelenek: Bahçesaray’da traktörün giremediği dik yamaçlarda karasaban mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesinde zorlu arazi şartları ve ulaşım sıkıntıları, çiftçileri yeniden geleneksel yöntemlere yöneltti. Modern tarım araçlarının ulaşamadığı yüksek rakımlı ve engebeli arazilerde, yıllardır unutulmaya yüz tutan karasabanlar yeniden gün yüzüne çıktı. Teknolojinin tarımın her alanına girdiği günümüzde, Van’ın Bahçesaray ilçesinde çiftçiler binlerce yıllık bir geleneği yaşatmaya devam ediyor. Sarp dağların arasında kurulu olan ilçede, arazi yapısının engebeli olması ve dik yamaçlar nedeniyle traktörlerin giremediği tarlalar, öküzlerin sürüldüğü karasabanlarla sürülüyor. İlkbaharın gelişiyle birlikte karların eridiği yamaçlarda mesaiye başlayan çiftçiler, sabahın ilk ışıklarıyla tarlalarına iniyor. Öküzlerin gücünden faydalanılan bu zorlu süreçte, toprak büyük bir titizlikle işleniyor. Bölge halkı, geçmişten bugüne aktarılan tarım kültürünü yaşatmanın yanı sıra üretimi sürdürebilmek adına eski yöntemlere sarıldıklarını belirtti. Çiftçiler, "Traktörler burada iş göremiyor. Mecburen dedelerimizin yöntemine dönüyoruz. Zor ama toprağı işlemek zorundayız" diyerek yaşadıkları zorlukları dile getirdi. Bahçesaray’da yaşanan bu durum, teknolojinin her alana ulaşamadığını bir kez daha gözler önüne sererken, geleneksel üretim yöntemlerinin hâlâ hayati önem taşıdığını ortaya koydu.