ASAYİŞ - 22 Mart 2022 Salı 10:48

12 yıl 6 ay ceza aldı, 45 ayını yattı DNA testi ile kurtuldu

A
A
A
12 yıl 6 ay ceza aldı, 45 ayını yattı DNA testi ile kurtuldu

Kahramanmaraş’ta, “Nitelikli Cinsel İstismar” suçlamasından 12 yıl 6 ay hapis cezası alan 45 ay cezaevinde kalan 38 yaşındaki Mustafa B.

Kahramanmaraş’ta, “Nitelikli Cinsel İstismar” suçlamasından 12 yıl 6 ay hapis cezası alan 45 ay cezaevinde kalan 38 yaşındaki Mustafa B.’yi, avukatının mücadelesi sonrası alınan DNA testi kurtardı. Hukuk zaferi sonrası özgürlüğüne kavuşan Mustafa B., kendisi hakkında haksız beyanda bulanan ve 45 ay cezaevinde yatmasına neden olan amcasının kızı hakkında suç duyurusunda bulundu.


Kahramanmaraş’ın Çağlıyancerit ilçesinde o dönem 14 yaşında olan amcasının kızına 2018 yılında “Nitelikli Cinsel İstismar” suçunda bulunduğu iddiasıyla Mustafa B.’ye dava açıldı. O dönem Şanlıurfa’da hamal olarak çalışan ve bayram iznine gelen Mustafa B.’nin hayatı muhtarlığa gidince kabusa döndü. Çıkarıldığı mahkeme tarafından 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Mustafa B.’nin suçu Yargıtay tarafından da sabit görülüp onanınca, hayatı zindana döndü. 4 yıl kaçak hayatı yaşayan Mustafa B. 2012 yılında yakalanarak cezaevine kondu. Çıkarıldığı her mahkemede suçsuz olduğunu belirten Mustafa B.’nin imdadına ise avukat Serpil Yabanoğlu yetişti. Yabanoğlu, davayı sonuçlandırarak, doğduktan sonra ölen çocuğun babasının Mustafa B. olmadığını DNA testi ile ispat ederek beraat etmesini sağladı.



“Her şeyi yakalanınca öğrendim”


Yaşadıklarını anlatan Mustafa B., “2008 yılında ben Şanlıurfa’da hamaldım. Bayrama 2 gün kala Çağlayancerit ilçesine geldim. Babam ‘Oğlum sen geri gideceksin, bizim şu sağlık evraklarını senle gezdirelim’ dedi. Babam ile muhtarlığa gittik. O esnada, muhtarlıkta bulanan iki sivil polis beni sorduğuna şahit oldum. Ben de benim deyince, ‘5 dakika gel dediler bir işimiz var dediler’ Beni de emniyete götürdüler. Emniyette bana o soruyu sordular. Ben de hayır dedim. Ben böyle bir iş (suç) görmedim dedim. Benim dosyamı Çağlayancerit ilçesinden Pazarcık ilçesine getirdiler” dedi.



"45 ay yattım pardon diye içerden çıkardılar"


Gittiği her yerde kendine suçu sanki işlemiş gibi soru sorduklarını belirten Mustafa B., “Orada savcı yine sordu soruyu. Ben yine cevap vermedim. Çünkü ben yapmamıştım. Savunmama devlet tarafından atanan avukat girdi. Olayın işlendiğine dair şüphe olunca ben 21 gün ceza alarak Aksu cezaevine giriyorum. 21 gün yattım orada. 21 gün sonra, kızın yaşını büyütüyorlar ve ben cezaevinden çıkıyorum. Dosyayı Pazarcık’tan alıp Kahramanmaraş ikinci ağır ceza mahkemesine veriyorlar. Benim bu olayların hiç birinden haberim olmuyor. Davanın Pazarcık’tan kalktığından bile haberim olmuyor. Sonra davamın ağır cezada olduğunu öğrendim. Tamam o zaman dedim avukata güvendiğim için, davaya girmedim. Mahkeme sonrası çalışmaya Adanalara pamuk toplamaya gittim. Her sene sonrası ben gelip mahkeme günü mahkemeye girmek istiyorum, avukatım yine gerek yok sen girme diyordu. Karar mahkemesine geliyorum, bu arada yedek olarak tuttuğum avukatım ‘Gerek yok gelmesin’ diyor. Karar mahkemesine abimler giriyor. Bu arada ben Mersin’deyim, bana telefon ederek, 12 sene 6 ay ceza yediğimi söylediler. 4 yıl kaçak gezdikten sonra tutuklandım. Yeni bir avukat istedim. Serpil hanım geldi. O zaman dedi ben bu DNA testini isteyeceğim. Çocuğun DNA testini çıkacağız dedi. Ben de tamam çıkartın hocam dedim. Bu bayağı bir süreç uğraştı. Uğraşınca sonuç geldi. DNA’ya göre çocuğun anası kendisi ama babası yok. Ben kendime güvendiğim için DNA testini istedim. 45 ay içeride yattım pardon diyerekten beni içerden çıkarttılar” diye konuştu.



“Çok ağır bir suçtu”


Davanın kendisine geldiğinde M.B.’nin içeride yattığını belirten Avukat Serpil Yabanoğlu ise, “Müvekkilim 2008 yılından bu yana başlayan bir cinsel istismar soruşturması sonunda almış olduğu ceza kesin kararlı 12 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyeti onadı. Yargıtay tarafından da kesinleşmiş bir karar olan süreç içerisinde kendisi cezaevinde yatmaktaydı. Cezaevinde infazı gerçekleştiriyordu. Ben o süreç dahilinde müvekkilim ile herhangi bir hukuki temasım olmadı. Avukatı da değildim. Birçok çeşitli meslektaşlarımız dosyada, Mustafa’nın vekili olarak temsil haklarını kullanmışlardı. Bana geldiğinde dosya, artık kesinleşmiş ve infaza başlamış bir dosyaydı. Suçu ağır bir suçtu” şeklinde konuştu.



“Yargıtay kararı onamıştı”


“Nitelikli cinsel istismar suçuydu ve artık Yargıtay’da bu suçun gerçekleştiğini vermiş olduğu onama kararı ile bir kez daha teyit etmişti” diyen Yabanoğlu, “Dosya kapsamında, mağdure o tarihlerde yargılama sırasında bir doğum yapıyor ve bir bebek dünyaya geliyor. Fakat dünyaya geldiği gün bebek vefat ediyor. Yargılama dosyası içerisinde açıkçası talep dahilinde taraf vekilleri tarafından bir talepte olmadığı için mahkemece de böyle bir şey resmen göz önünde bulundurulmadığından bir DNA testi yapılmıyor. Haliyle ortada bir bebek var. Mustafa asla bu suçu kabul etmiyor ve böyle bir cinsel istismar suçu işlemediğini, kendisinin mağdur olduğunu böyle bir suçlama ile haksız yere cezaevinde yattığını söylüyor. Mağdurenin de bir hakikati var, dünyaya gelmiş bir bebek var. Nihayetinde bu bebek için yapılacak olan bir DNA testi, Mustafa’nın bu bebeğin babası olup olmadığı gerçeğini ortaya çıkaracaktı. Biz talepte bulunduk. Zor bir süreç geçirdik. Bebeğin DNA’sı ile cezaevindeki Mustafa’nın DNA’sını karşılaştırması için kan örneğinin Adli Tıp Kurumu’ndan bir talepte bulunduk. Örnekler alındı, adli tıp kurumuna gönderildi. Ve o çok sevindirici, tüm yargılamanın seyrini değiştirecek haber gelmişti. Çünkü DNA testinin sonucunda Mustafa yüzde 99.9 bebeğin babası değildi. Yargı sürecinde hukuki açıdan yapılan dosya hazırlama aşamasında duruşmalar sırasında başvurularınızı hangi mercilere ne zamanın ne koşulda yapılacağı bir iş takibi konusunda tek başına çalışmadım. Tabii meslektaşlarım bu konuda bana çok yardımcı oldular. Bütün bir ekip çalışmasıydı. Yüreklerini koydular. Onlarda inandılar hep birlikte hem İnandık hem mücadele ettik ve kazandık” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kübra’yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş Burdur’da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra’nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram’ında giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi. Antalya’da yaşayan ve 30 Nisan’dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı’nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu. Zanlılar tutuklandı Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba DNA örneği verdi Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu’na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı’nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu. "Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi. "Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum" Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu. "Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?" Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde? Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli." "İnstagram’ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık" Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram’ına giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60’ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN’ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı. "Kolunda 80 bin liralık saati vardı" Kızının geçen yıl 80 bin liraya saat aldığını ve bunun da ortada olmadığını da söyleyen Yapıcı, "Kolunda geçen sene 80 bin liraya aldığı saat vardı, o yok. Onu da almışlar demek ki. Çantası vardı o da yok, belki de içinde para vardı o yüzden onu da aldılar" dedi. Son olarak kızının çok yufka yürekli olduğunu dile getiren Yunus Yapıcı, "Markette bir çocuk görürdü ona bir şeyler alırdı. Yaşlı görse de aynısını yapardı. Ona bu layık değildi, bu ona yapılmazdı. Düşündükçe kendimden geçiyorum. Devletimizden ve tüm Türkiye’den adalet bekliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Bolu Bolu’da kural ihlali yapan sürücülere ceza yağdı Bolu’da polis ekiplerince gece saatlerinde gerçekleştirilen trafik uygulamasında, kural ihlali yaptığı tespit edilen sürücülere ceza yağdı. Denetimlerde ‘dur’ ihtarına uymama, alkollü araç kullanma, ehliyetsiz araç kullanma, yüksek sesle müzik yayını ve psikoteknik belgesi olmadan ticari araç kullanma gibi ihlaller nedeniyle sürücülere cezai işlem uygulandı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Sümer Mahallesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde şok uygulama gerçekleştirdi. Cadde üzerinde seyreden araçlar tek tek durdurularak kontrol edildi. Denetimlerde eksiklikleri ve kural ihlalleri bulunan sürücülere cezai işlem uygulandı. Uygulama noktasında polisin "dur" ihtarına uymayan 33 DD 020 plakalı aracın sürücüsüne, "dur" ihtarına uymamaktan 3 bin lira idari para cezası kesildi. 5’inci kez alkollü ve ehliyetsiz yakalandı Denetimlerde durdurulan 06 DIL 816 plakalı aracın sürücüsü H.A.’nın alkollü ve ehliyetsiz olduğu belirlendi. Sürücüye ayrıca yüksek sesle müzik yayını yaptığı gerekçesiyle de işlem uygulandı. Daha önce de aynı suçtan 4 kez işlem yapıldığı öğrenilen H.A.’ya toplam da 353 bin lira idari para cezası kesildi. H.A.’nın 2035 yılına kadar sürücü belgesi alamayacağı öğrenildi. Alkollü taksiciye işlem Kontrol noktasında durdurulan 14 T 0444 plakalı taksinin sürücüsü H.M.T.’nin de alkollü olduğu ve psikoteknik belgesinin bulunmadığı tespit edildi. Sürücüye alkollü ticari araç kullanmaktan 25 bin lira, psikoteknik belgesi olmadan araç kullanmaktan ise 10 bin 666 lira ceza uygulandı. Ayrıca sürücünün ehliyetine el konulduğu öğrenildi. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla kent genelindeki denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.