EĞİTİM - 27 Şubat 2026 Cuma 11:56

Rektör Kırışık: "Sosyalfest de Teknofest gibi Türkiye Yüzyılı’nın hareketidir"

A
A
A
Rektör Kırışık: "Sosyalfest de Teknofest gibi Türkiye Yüzyılı’nın hareketidir"

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Sosyalfest’in Teknofest gibi Türkiye Yüzyılı vizyonunun bir parçası olduğunu belirterek, projeye yönelik manipülasyon ve dezenformasyon girişimlerine karşı kararlılık mesajı verdi.


Karabük Üniversitesi Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen "Kampüste Ramazan" iftar programında konuşan Rektör Kırışık, hem Ramazan etkinliklerine hem de Sosyalfest’e ilişkin son dönemde gündeme gelen eleştirilere değindi.


"29 gün Boyunca her iftar ücretsiz"


Kampüste Ramazan etkinliklerinin geçen yıl başlatıldığını hatırlatan Kırışık, uygulamanın bu yıl daha kapsamlı şekilde sürdürüldüğünü belirtti.


Ramazan ayı boyunca tüm iftarların ücretsiz olacağını ifade eden Kırışık, "Tüm öğrencilerimize kapılarımız ve yemekhanemiz açıktır. Kampüste Ramazan etkinlikleri, öğrencilerimizin aile ortamında iftar yapmalarına imkân sağlıyor. Bu etkinliği her yıl geliştirerek sürdürmeyi hedefliyoruz." dedi.


"Sosyalfest’e yönelik manipülasyonlar Var"


Konuşmasında Sosyalfest’e yönelik eleştirilere de değinen Kırışık, bazı çevrelerin üniversiteye yönelik yalan ve iftiralarla kamuoyunu yanıltmaya çalıştığını savundu.


Sosyalfest’in Türkiye Yüzyılı vizyonunun bir parçası olduğunu belirten Kırışık, "Teknofest’e nasıl kararlılıkla destek verdiysek Sosyalfest’e de aynı şekilde destek vereceğiz. Bu projeler Türkiye’nin ve milletimizin projeleridir." ifadelerini kullandı.


"Teknofest’e destek vermeye devam edeceğiz"


TEKNOFEST’in Türkiye açısından önemli bir organizasyon haline geldiğini vurgulayan Kırışık, üniversite olarak projeye akademik ve teknik imkânlarla destek verdiklerini söyledi. Teknofest’in gençlerin teknoloji üretimine katkı sunduğunu kaydeden Kırışık, marka ve mülkiyet tartışmalarının projelerin özünü gölgelememesi gerektiğini dile getirdi. Üniversitelerin asli misyonunun bilime ve ülke yararına olan çalışmalara destek vermek olduğunu belirten Kırışık, marka ve patent ayrımı gözetmeksizin Türkiye’nin faydasına olan her projede yer almaya devam edeceklerini ifade etti.


Kırışık, 26 Şubat’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, Erdoğan’a sağlık ve başarı temennisinde bulundu.


Programa, Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma vurgusuyla sona erdi.



Rektör Kırışık: "Sosyalfest de Teknofest gibi Türkiye Yüzyılı’nın hareketidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli "Kapalı omurga cerrahisi ile felç riski yok denecek kadar azaltılabiliyor" Dünyada yaygınlaşan tam kapalı omurga cerrahisinin bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında daha az ağrı ile düşük enfeksiyon riski sağladığı belirtiliyor. Uzmanlar, gelişen cerrahi teknikler sayesinde omurga ameliyatlarında felç kalma riskinin açık ve kapalı yöntemlerde yok denecek kadar az seviyelere indiğini ifade ediyor. Tam kapalı omurga cerrahisi, dünyada ve Türkiye’de son yıllarda giderek yaygınlaşan cerrahi teknikler arasında yer alıyor. Bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında tercih edilmeye başlanan yöntem, daha az ağrı ile uyanma, kısa hastanede kalış süresi ve düşük enfeksiyon riski gibi avantajlar sunuyor. Ortopedi ve Travmatoloji Op. Dr. Cem Sever, VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Skolyoz ve Omurga Cerrahi Merkezi’nde özellikle uygun hasta seçimi yapıldığında kapalı omurga cerrahisi ile yüz güldüren sonuçlar alınabildiğini söyledi. Omurga ameliyatlarında en büyük risklerden biri olarak görülen felç kalma ihtimaline de değinen Op. Dr. Sever, gelişen cerrahi teknikler ve alınan önlemler sayesinde bu riskin açık ve kapalı yöntemlerde yok denecek kadar az seviyelere indiğini ifade etti. Op. Dr. Sever, endoskopik cerrahi yaklaşımın kas ve kemik dokuda daha az hasar oluşturduğunu, bu nedenle hastaların ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin daha hızlı ilerleyebildiğini de belirtti. "Son 10 yılda dünyada çok popüler olan cerrahi teknik" Son 10 yılda dünyada tam kapalı omurga cerrahisi ameliyatlarının çok popüler olduğunu söyleyen Cem Sever, "Hastalarımızın bize en çok sorduğu soruların başında omurga ameliyatlarının kapalı yöntemlerle yapılıp yapılamadığı geliyor. Bazı omurga ameliyatları kapalı yöntemle yapılabiliyor. Bunların başında da özellikle disk cerrahisinde, özellikle lomber disk cerrahisinde, yani bel bölgesindeki bel fıtıklarının uygun olan hastalarda kapalı yöntemlerle bu ameliyatlar gerçekleştirilebiliyor. Özellikle dünyada ve ülkemizde bu yöntemler son 10 yılda popüler hale gelmeye başlandı. Bu teknikler hastalar için birçok avantaja sahip" diye konuştu. "Klasik yöntemde mikroskop altında çalışıyoruz" Klasik olarak bel fıtığı cerrahisinde en çok uygulanılan yöntemin mikroskopik cerrahi olduğunu belirten Sever, "Mikroskop altında küçük insizyonlar kullanarak, belli kas kitlelerinin içerisinden geçerek fıtığı dışarı çıkartıyoruz. Bu teknikte değişen ne oldu? Artık çok daha az, hemen hemen hiç bir kas hasarı vermeden, çok az kemik dokuya zarar vererek, tamamıyla anatomik dokular arasından fıtığa ulaşıp fıtığı çıkartıyoruz" şeklinde konuştu. "Daha az ağrı, daha kısa hastane süresi" Kapalı omurga cerrahisinin avantajlarını anlatan Sever, "Operasyondan sonra hasta daha az ağrı ile uyanıyor. Ameliyat sonrası dönemde rehabilitasyonu çok daha hızlı gerçekleşebiliyor. Hastane kalış süresi çok daha kısa sürebiliyor. Bunun gibi birçok avantajlara sahip. Ameliyat süresi açık ameliyatla aynı. Ortalama 45 dakika- 1 saat arasında bu ameliyatlar gerçekleştirilebiliyor. Teknik olarak farklı olan, biz hiçbir büyük cerrahi iz yapmadan, sadece çok küçük aletlerin girebileceği kadar yerlerden bu ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Çok daha az miktarda kanama oluyor. Dokulara daha az hasar veriyorsunuz. Bunun gibi birçok avantajı var. Her ameliyatın riski vardır ama çok küçük bir yara yerinden yaptığımız için diğer teknikle karşılaştığınızda enfeksiyon riski çok daha düşük oluyor. Bu teknikte sulu bir ortamda çalışıyorsunuz. Yani, yaranın içerisine siz dışarıdan su veriyorsunuz. Bu nedenle, enfeksiyon riski hemen hemen hiç yok denilebilir" ifadelerini kullandı. "Kameraya vasıtasıyla daha küçük insizyonlardan girilerek hedef kitleye ulaşıyoruz" Fıtığı çıkartmak için belli anatomik bölgeler arasından girip disk bölgesine ulaşılması gerektiğini ifade eden Sever, "Disk bölgesine ulaştıktan sonra yırtılmış olan fıtıklaşmış kitleyi dışarı çıkartıyorsunuz. Bunun için belli başlı teknikler var. Dünyada hala en çok kullanılan teknik mikroskop altında yapılan tekniktir. Benim bahsettiğim teknik ise endoskopik teknik. Yani kamera vasıtasıyla daha küçük insizyonlardan (cerrahi kesiklerden) girilerek sadece hedef kitleye ulaşıp oradan bu işlemi gerçekleştirme üzerine gerçekleşiyor" dedi. "Türkiye’de yeni yaygınlaşmaya başladı" Endoskopik tekniğin Türkiye’de yeni yaygınlaşmaya başladığını söyleyen Operatör Doktor Sever, "Dünyada en çok tekniği uygulayan ülke Güney Kore ve Japonya’dır. İlk kez orada bu tekniklerle ilgili adımlar atıldı. Bizim ülkemizde de son 10 yılda giderek artan sayıda bu yöntemle uğraşan meslektaşım var. Ancak Türkiye geneline baktığınız zaman bu ameliyatı yapabilen toplam merkez sayısı 10’u geçmez" diye konuştu. "Sadece fıtık değil, dar kanal da yapılabiliyor" Dar kanal ameliyatlarının da bu yöntemle yapıldığını söyleyen Cem Sever, "Eski teknikte dar kanalı yapabilmek için açık ameliyatı tercih etmek; vida koymak zorunda kalıyordunuz. Ama bu teknikle doğru hasta tercihinde bütün işlemi kapalı olarak gerçekleştirebiliyorsunuz ve anatomik dokulara hemen hemen hiç zarar vermiyorsunuz. Böylece hastanın şikayetlerinin yüzde 90’ını geçirmesini sağlamış oluyorsunuz. Omurga ameliyatlarındaki büyük risk felç kalmaktır. Ama artık yeni gelişen teknikler ve aldığımız önlemlerle felç kalma riski yok denecek kadar azdır. Bu durum açık ve kapalı ameliyatlarda geçerlidir" şeklinde konuştu.
İstanbul Fenerbahçe’de 36 yıllık amatör balıkçı geleneği tahliye tehlikesiyle karşı karşıya İstanbul’un köklü kıyı kültürlerinden biri olan Fenerbahçe’deki amatör balıkçı geleneği, marina sahasında yaşanan yeni süreçle birlikte tartışma konusu oldu. Marina alanının 5 Şubat 2025’te ihale edilip 11 Şubat 2025’te yeni işletmeye devredilmesinin ardından, bölgede uzun yıllardır faaliyet gösteren amatör balıkçı teknelerine yönelik tahliye süreci başlatıldı. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık dönemde herhangi bir resmi bildirim yapılmadığını belirten balıkçılar, Şubat ayı içerisinde önce elektriklerin kesildiğini, ardından da marinayı terk etmeleri yönünde tebligat aldıklarını ifade ediyor. Marina sahasında çoğunluğu amatör balıkçılara ait 44 teknenin bulunduğu, bazı üyelerin ise teknelerinde yaşadığı belirtiliyor. Elektrik kesintisi nedeniyle ısınma, hijyen ve sintine pompalarının çalışmaması gibi nedenlerle batma riski yaşandığı öne sürülüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Fenerbahçe Emekli ve Amatör Balıkçılar Dayanışma Derneği Başkanı Metin Yalvaç, 36 yıldır sürdürülen geleneğin sona erdirilmek istendiğini savundu. Yalvaç, marinanın 5 Şubat 2025’te ihale edildiğini ve 11 Şubat 2025’te ihaleyi alan firmanın teslim aldığını hatırlattı. Yalvaç, "Fenerbahçe’deki bu köklü balıkçı geleneği 36 yıldan beri yaşatılıyor ve istiyoruz ki yaşatılmaya devam etsin. Bugüne kadar elde ettiğimiz müktesep hakkın elimizden gitmesini asla kabul etmiyoruz. Marinanın yeni sürecinin ihaleyi alan firma tarafından rant açısından uygun şekilde kullanılmasına saygı duyuyoruz. Ancak bütün vatandaşlık görevlerini yerine getiren bir derneğin, marina yeniden şekilleniyor diye buradan yok edilmesini kabul etmiyoruz" dedi. Tebligat sürecine de değinen Yalvaç, elektriğin resmi bildirimden önce kesildiğini belirten Yalvaç, "Bizim şu anda dışardaki teknelerle birlikte 44 teknemiz var. Bu 44 teknemizin tamamı mağdur edildiler çünkü biz Tuzla’da lodoslarda batan tekneler gördük; bunlar milli servetti ve parçalandılar. Bu insanların teknelerini oralarda barındırmalarının yegane sebebi marina ücretleridir. Marina ücret ödeyemeyen insanların tekneleri battı. Dolayısıyla biz bu 44 tekneyi Fenerbahçe’den başka bir yere götürmeyi düşünmüyoruz. İstiyoruz ki marinanın yeniden yapılanma sürecinde çalışmaları aksatmadan ve onlara herhangi bir zorluk çıkarmadan teknelerimizi uygun bir yerde barındıralım. İstiyoruz ki çalışmalar bittikten sonra yine marina içerisinde kalmak kaydıyla, onların uygun gördüğü ve bizim de kabul edeceğimiz bir alanda bu amatör faaliyetlerimizi devam ettirelim. Şu anda mağdur 44 tekne var, gidecek yerleri yok, limanda elektrik yok ve teknelerin ciddi bir batma riski var. Bir an önce bu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Yorulmaz ise 44 teknenin yalnızca amatör faaliyet yürüttüğünü belirterek, afet durumlarına ilişkin hazırlıklarını değindi. Yorulmaz, "Burada yaklaşık 44 teknemiz var. Bazı arkadaşlarımızın gidecek yeri yok. Biz sadece kendi içimize kapalı bir yapı değiliz. Pandemi öncesinde aldığımız bir genel kurul kararıyla, afet anlarında teknelerimizin kullanılmasına yönelik projeyi Kadıköy Belediyesi’ne iletmiştik. Olası bir afet durumunda denizden destek verebilecek bir gücü" ifadelerine yer verdi. Dernek üyeleri, marina yönetiminden müktesep haklarının tanınmasını ve yeniden yapılanma sürecinde uygun bir alan tahsis edilerek Fenerbahçe’deki amatör balıkçılık geleneğinin devam etmesini talep ediyor.
Yalova "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabıyla yeni nesilleri ayetlerle tanıştırıyor Cemile Şık’ın kaleme aldığı ve resimlerini çizdiği "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabı, Kur’an-ı Kerim’den seçilen 50 ayeti çocukların ilgisini çekecek bir dille okuyucularıyla buluşturdu. Yazar, 13 önce kurduğu hayali bin 68 saatlik resim çizimi çalışmasıyla tamamladı. "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabının yazarı ve illüstratörü Cemile Şık, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı çocuklara yönelik ayet anlatım kitabını okuyucularla buluşturdu. Yalova Üniversitesi İslami İlimler mezunu olan ve halen İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Şık, projenin yaklaşık 13 yıl önce ortaya çıktığını söyledi. Şık, kitabın ortaya çıkış sürecini şöyle anlattı: "Bu kitap fikri yaklaşık 13 yıl kadar önce aklıma gelmişti. O dönem okuduğum bir tefsir kitabından çok etkilenmiştim. Fakat çocuklar için yeterli değildi. Daha iyisini yapabiliriz diye düşünüyordum. Sonrasında bu konuyla ilgili çok araştırma yaptım. Hatta pek çok yayıncıya bunu nasıl yapabiliriz diye tekliflerde bulundum. Fakat yapamadık, bir şekilde olamayacağını söylemişlerdi." Yurt dışı gezisinde gördüğü çocuk kitaplarının projeyi yeniden gündeme getirdiğini ifade eden Şık, Türkiye’ye döndükten sonra yayıncı firma ile iletişime geçtiğini belirtti. Kitap hazırlık sürecinin ilk olarak içerikteki resimlerin tasarlanmasıyla başladığını belirten Şık, daha sonra ise yazıların hazırlandığını kaydetti. Amaç: "Çocukların Allah’ın kelamıyla çocuk diliyle tanışması" Şık, çalışmanın temel amacının çocukların Allah’ın kelamıyla yetişkin dili yerine çocuk diliyle karşılaşmasını sağlamak olduğunu vurgulayarak "Şu anda var olan tefsirler sadece yetişkinlere yönelik. Hem çok kapsamlı hem de dili çok ağır. Meallerde de anlamlar sıkıştırılmış ve çocukların anlayabileceği şekilde değil. Çocukların Allah’ın kelamını en doğru, en basit, anlamdan sapmadan en sade şekilde anlatmanın yolunu bulmaya çalıştık" ifadelerini kullandı. "Klasik tefsir anlayışından farklı" Kitabın kapsamını belirlerken zorlandıklarını ifade eden Şık, başlangıçta tüm sureleri ele almayı düşündüklerini ancak bunun çocuklar için uygun olmadığını fark ettiklerini kaydetti. Eserin bir hikaye ya da ilmihal olmadığını belirten Şık, "Tefsir kitabı ama klasik bir tefsir kitabı da değil. Kur’an’ın ana mesajı korunuyor fakat çocuğun anlayabileceği şekilde hazırlanmış bir kitap" dedi. Kitabın en zorlayıcı sürecinin resimleme aşaması olduğunu belirten Şık, geleneksel İslam sanatlarını çocuklara ulaştırmayı hedeflediğini kaydederek, "Hat, minyatür, ebru gibi sanatlar çok güzel fakat genelde müzelerde ve camilerde karşımıza çıkıyor. Bu kitapla çocukların anlayabileceği ve sevebileceği bir forma dönüştürmek istedim" dedi. Şık, kitaptaki 50 resmin yer alacağı serginin 12 Mart’ta İstanbul’da Hünkar Kasrı’nda düzenleneceğini söyledi.
İstanbul Başkan Bingöl Tuzla’da gençlerle iftar sofrasında bir araya geldi Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Ramazan ayı kapsamında Tuzlalı gençlerle iftar programında bir araya geldi. Başkan Bingöl, "Ramazan birlikte güzel, Tuzlamızda beraber olmak hep güzel. Güçlü Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür" dedi. Tuzla Yaşam Ayyıldız Semiha Kibar Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programda gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bingöl, "Burada karşımda bu pırıl pırıl gözleri gördüğümde büyük bir heyecan duyuyorum. Bana hep ‘genç başkan’ diyorlar. Bundan en çok mutluluk duyma sebebim genç kardeşlerimi anlayabiliyor olmak. Sizlerin ne düşündüğünü ne hissettiğini, kaygılarınızı ve hayallerinizi yakından biliyor ve anlıyorum" ifadelerini kullandı. Belediyenin gençlere yönelik çalışmalarına değinen Bingöl, "Tuzla’da yaptığımız her hizmet sizlerin hayallerini büyütmek, geleceğe umutla bakmanızı sağlamak için. Her biriniz bizim kardeşimiz, gözbebeğimizsiniz. Sizler hayal kurdukça bizler de o hayalleri desteklemek için daha çok çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz" Eğitim alanındaki projelere dikkat çeken Bingöl, şunları söyledi: "Eğitim alanında tüm çalışmalarımızı ‘Eğitime Destek, Geleceğe Yatırım’ anlayışıyla yürütüyoruz. Akademi Genç ile her yıl binlerce öğrencimize YKS hazırlık desteği sağlıyoruz. Deneme sınavları, etüt programları ve rehberlik çalışmalarıyla gençlerimizin yanında oluyoruz. Akademi Sanat ile yeteneği olan gençlerimizin önünü açıyoruz. Müzikten resme, konservatuvar hazırlıktan dil eğitimine kadar birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz." Üniversite adaylarına yönelik destekleri de hatırlatan Bingöl, "Üniversiteye hazırlanan 12. sınıf öğrencilerimizin YKS başvuru ücretlerini karşılıyoruz. Çünkü hiçbir gencimizin sınav ücreti nedeniyle hayalinden vazgeçmesini istemiyoruz. Üniversite öğrencilerimize eğitim desteği sağlıyor, üniversite öğrencisi bulunan ailelerimize nakdi destek vererek yüklerini hafifletiyoruz. Kantin ve beslenme desteklerinden kırtasiye yardımlarına kadar birçok alanda gençlerimizin ve ailelerinin yanındayız" dedi. "Güçlü Tuzla güçlü gençlerle mümkündür" Bingöl, "Bizim görevimiz sadece yol yapmak, bina yapmak değil. Bizim görevimiz sizin önünüzü açmak. Çünkü güçlü bir Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür. Siz yeter ki hayal kurun, çalışın, üretin. Biz her zaman yanınızdayız. Birlikte yürüyecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Allah bereketimizi paylaştığımız sofralarımızı daim etsin" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Aynaların çarpması sonucu çıkan kavgada öldürülen Abdurrahman Cengiz’in davasına devam edildi Gaziantep’te iki aracın yan aynalarının birbirine çarpması sonucu çıkan tartışmada 1 kişinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili davanın 6’ncı duruşması görüldü. Gaziantep’te iki aracın yan aynalarının çarpması sonrası çıkan tartışmada Abdurrahman Cengiz’in hayatını kaybettiği kazayla ilgili davanın 6’ncı duruşması Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, sanık Mehmet Erkan B., sanık avukatları, maktulün ailesi ve avukatları hazır bulundu. Diğer sanık Eyüp Ertan D. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Duruşmada tanık olarak dinlenen Leyla D., "Olaydan sonra oğlumun arkadaşı Mehmet A. beni aradı. Olayda kullanılan silahları sakladığını söyledi. Silahları Suruç’ta bulunan bağ evinin bahçesine gömüldüğünü söyledi. Ben de polisler ile birlikte bu silahları polislere teslim ettim. Olayı görmedim. Duyduğuma göre oğlum ilk hastaneye giderken önünü kesmişler. Arkadaşlarına ve kendisine ateş etmişler. Olaya dahi bilgi ve gördüm bundan ibarettir" dedi. "Biz kendimizi koruduk" Tutuklu sanık Eyüp Ertan D. savunmasında, "Bize ilk ateş eden maktuldür. Biz de kendimizi korumaya çalıştık. Olay anında makbul bize hakaret ederek ateş etti. Biz kendimizi koruduk. Tahliyemi talep ederim" dedi. Duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, sanık Mehmet Erkan B. hakkında uygulanan "yurt dışına çıkış yasağı" adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Tutuklu sanık Eyüp Ertan D.’in ise dosyadaki delil durumu ve alabileceği muhtemel ceza dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına hükmederek eksik hususların giderilmesi gerekçesiyle davayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi 15 Mart 2023’te Şahinbey ilçesi Fırat Mahallesi’nde meydana gelen olayda iddiaya göre, Abdurrahman Cengiz (43) ile husumetli olduğu şahıs ya da şahıslar arasında tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında husumetli olduğu şahıs ya da şahısların silahlı saldırısına uğrayan Abdurrahman Cengiz, ağır yaralandı. İhbarla olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesine kaldırılan Cengiz, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Samsun "Ramazan’da 3 öğün beslenilmeli" Diyetisyen Tuba Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak iftar, ara öğün ve sahur şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" dedi. Ramazan ayında uzun saatler aç ve susuz kaldığımız ve beslenme düzenimizin oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz" diye konuştu. Sağlıklı beslenmenin hayatın her döneminde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Dyt. Yıldırım, "Ramazan ayı uzun saatler aç ve susuz kaldığımız, beslenme düzenimiz oldukça değiştiği için bu dönemde dengeli beslenme büyük önem taşıyor. Normal günlerde, herhangi bir öğünde eksik aldığımız bir besin ögesini gün içinde ara öğünlerde veya diğer ana öğünlerde tamamlama fırsatımız oluyor. Ancak Ramazan ayında öğün sayımız sınırlanıyor. Dengeli beslenme her zaman çok önemli ama özellikle Ramazan ayında daha enerjik ve sağlıklı olabilmek için düzenli ve dengeli beslenme gereklidir" diye konuştu. Dyt. Yıldırım, Ramazan’da doğru beslenme önerilerini şöyle sıraladı: "Ramazan’da öğünlerinizi genel olarak sahur, iftar ve ara öğün şeklinde düzenleyebilirsiniz. Böylece gün içinde almanız gereken besin ögelerini üç öğüne bölmüş ve dengeli beslenmiş olursunuz. Sahur yapma alışkanlığı sayesinde hem açlık süreniz azalır hem de metabolizma hızınızı korumuş olursunuz. Sahurda yumurta, ceviz, peynir, avokado ve mevsim söğüşlerini içeren hafif bir kahvaltı veya yoğurt, yulaf, taze meyve, çiğ kuruyemişlerden hazırlanan sağlıklı bir kase tercih edebilirsiniz. İftar öğünü de en az sahur kadar önemlidir. Orucu bir hurma ve su ile açtıktan sonra çorba ve renkli bir salata ile devam edip, sonrasında ana yemeğe geçebilirsiniz. İftarda uzun açlık döneminden sonra midenizi hızlı bir şekilde doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olduğu için iftardan sahura kadar öğün sayısını artırıp, aralıklarla beslenmeye özen gösteriniz. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine bir iki saat sonra ara öğün şeklinde hafif sütlü tatlılardan tercih etmek sağlıklı olacaktır. İftardan sonra tatlı isteklerinde kahve ve hurma ikilisi kan şekerini dengelemeye ve tatlı yeme ihtiyacını azaltmaya yardımcı olacaktır. Ramazan’da hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir. İftardan sonra bir saatlik yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır. İftardan sahura kadar ortalama en az iki litre su içmelisiniz. Bir şişe soda ve bir bardak bitki çayı da sindirim sisteminize iyi gelecektir."