ÇEVRE - 18 Şubat 2026 Çarşamba 11:35

Türkiye’de yağışlar yüzde 34 azaldı

A
A
A
Türkiye’de yağışlar yüzde 34 azaldı

Karabük Üniversitesi (KBÜ) tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de yağışların yüzde 34 azaldığı belirlenirken, su kayıp-kaçaklarının azaltılmasından gri su ve yağmur suyu hasadına, havza bazlı yönetime kadar 13 başlıkta bilimsel öneri hazırlandı.


KBÜ Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezinin (KAPGEM) hazırladığı "Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politika Raporu", Karabük Üniversitesi Safranbolu Kampüsü Taş Bina’da düzenlenen tanıtım toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Rapor, kuraklığı dönemsel bir çevre sorunu olarak değil, ulusal su güvenliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı etkileyen yapısal bir risk olarak ele alıyor.


Tanıtım toplantısında konuşan KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, kuraklığın artık geçici bir sorun olmadığını vurguladı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklığın yılın her döneminde hissedildiğini belirten Kırışık, su yönetiminde eski yöntemlerin yeterli olmadığını ifade ederek, "Kuraklık konusu sadece yaz aylarında konuştuğumuz bir konu olmaktan çıktı. Kış aylarında kuraklık konuşuyoruz. Artık geçmiş dönemlerdeki kuraklık yaklaşımını bırakmamız, yeni kuraklık yaklaşımına göre hareket etmemiz gerekiyor" dedi.


Rektör Kırışık, raporun temel amacının; merkezi idareden yerel yönetimlere kadar tüm karar verici aktörlere kuraklıkla mücadelede yol gösterecek, uygulanabilir ve sistematik bir politika çerçevesi ortaya koymak olduğunu vurguladı. Kırışık, hazırlanan çalışmanın kurumsal düzeyde stratejik planlamaya katkı sunacak bir rehber niteliği taşıdığını da ifade etti.



Yağışlar yüzde 34 azaldı


Rapor sunumunda, yağış verilerinin kuraklık riskini büyüttüğüne dikkat çekildi. Sunumda paylaşılan grafiklere göre 1970-2025 dönemi ortalama yağış değerinin 618,1 mm seviyesinde olduğu; 2025 gerçekleşen yağışın ise 407,2 mm’ye gerilediği ve bunun yaklaşık yüzde 34’lük bir düşüşe karşılık geldiği belirtildi.


Çevre Politikaları masasından Doç. Dr. Ertuğrul Esmeray da yaptığı sunumda, kuraklığın artık yapısal bir tehdit boyutuna ulaştığını belirtti.


Esmeray, "Kuraklık artık ülkemiz için bir sorun değil, sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan etkileyen yapısal bir risk haline gelmiştir. Bu nedenle mücadelemiz yalnızca kriz dönemlerine odaklanan politikalar üretmek değil, uzun vadeli, bilim temelli ve bütüncül politikalar geliştirmektir. Amacımız kriz yönetiminden ziyade risk yönetimine geçiştir" ifadelerini kullandı.



13 başlıkta çözüm seti


Rapor, "13 maddede kuraklıkla mücadele" çerçevesinde; su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, su kullanım haritaları, gri suyun arıtılarak kullanımı, yağmur suyu hasadı, yeraltı suyunun korunması, kurakçıl peyzaj uygulamaları, sanayide sıfır sıvı deşarj (ZLD), yüzeysel sularda buharlaşmanın azaltılması, kuraklık indeksleri, kompost ve su tutma kapasitesi, bulut tohumlama, erken uyarı sistemleri ve havza bazlı su yönetimi gibi başlıklarda öneriler içeriyor.


Öneriler arasında, su kayıp-kaçaklarının azaltılması için altyapı yenilemeleri ile dijital izleme/SCADA ve sensör tabanlı takip mekanizmalarının güçlendirilmesi; binalarda gri su ve yağmur suyu uygulamalarının yaygınlaştırılması; su verimliliği sağlayan yapılara "Beyaz Sertifika" teşviki gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu yaklaşımın, hane ölçeğinde yüzde 20-30 bandında tasarruf potansiyeli oluşturabileceği ifade ediliyor.


Rapor ayrıca, idari sınırlar yerine havza sınırlarını esas alan bir planlama modeliyle stratejik havzalarda periyodik havza su bütçesi güncellemeleri yapılmasını; izleme ve erken uyarı sistemleriyle proaktif risk yönetimine geçilmesini öneriyor.



Editörlük ve akademik ekip


Doç. Dr. Ertuğrul Esmeray, Dr. Öğretim Üyesi Fatih Saka, Doç. Dr. Ayhan Kocaman, Doç. Dr. Songül Kaskun Ergani, Dr. Öğretim Üyesi Saim Yıldırımer, Mehmet Selami Güler ve Shams Ayad İbrahim’in hazırladığı "Türkiye Kuraklıkla Mücadele Politika Raporu"nun editörlüğünü KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık üstlendi.


Karabük Üniversitesi, KAPGEM bünyesinde hazırlanan bu raporla bilimsel veriyi uygulanabilir politika önerilerine dönüştürmeyi hedefliyor. Çalışmanın; merkezi idareden yerel yönetimlere, üretim sektörlerinden bireysel kullanıcıya kadar geniş bir paydaş kümesi için kuraklık riskini azaltmaya yönelik yol haritası sunması amaçlanıyor.


Toplantıya, Kırışık’ın yanı sıra; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Şenol Ayyıldız, Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder, Karabük İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Mustafa Avcı ile akademisyenler ve davetliler katıldı.



Türkiye’de yağışlar yüzde 34 azaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN’da sağlıklı yaşam kültürü yaygınlaşıyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Ereğli Eğitim Fakültesi Kampüsü, Alaplı Meslek Yüksekokulu Kampüsü, Çaycuma Kampüsü ve Devrek Kampüsü, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri" ünvanına layık görüldü. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri (BDFAD) Programı; sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite başta olmak üzere sağlıkla ilgili alanlarda çalışanlarda davranış değişikliği oluşturmayı, sağlığın korunmasını ve geliştirilmesini hedefliyor. Program ile aynı zamanda sağlıklı, güvenli ve üretken bir iş yeri ortamının oluşturulması amaçlanıyor. Bu kapsamda BEUN’un Ereğli, Alaplı, Çaycuma ve Devrek kampüsleri; Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanlığı Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birimi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda söz konusu ünvanı almaya hak kazandı. Yapılan incelemeler, kampüslerde sağlıklı yaşamı teşvik eden uygulamaların başarıyla hayata geçirildiğini ortaya koydu. BEUN’un ilgili kampüslerinin söz konusu ünvanı almaları dolayısıyla değerlendirmede bulunan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, programın temel amacının çalışanların sağlıklı yaşam alışkanlıklarını güçlendirmek ve iş yerlerinde sağlığı teşvik eden uygulamaları yaygınlaştırmak olduğunu ifade etti. Uzm. Dr. Gün, açıklamasının sonunda bu programa hassasiyetle yaklaşarak kampüslerde yürütülen çalışmaların titizlikle uygulanmasına destek veren başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen tüm yönetici ve personele teşekkür etti. Ünvan almaya hak kazanan kampüsleri tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Rektör Özölçer: "Sağlıklı Yaşam Kültürünü Üniversitemizin Her Alanına Taşıyoruz" BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede üniversitenin yalnızca akademik başarıya değil, sağlıklı yaşam kültürünün kurumsal bir değer haline getirilmesine de büyük önem verdiğini belirterek şu sözleri ifade etti: "Üniversiteler yalnızca akademik bilgi sunarak öğrencileri meslek hayatlarına hazırlayan yükseköğretim kurumları değildir. Aynı zamanda sağlıklı, bilinçli ve örnek yaşam alanları inşa etmekle de sorumludur. Kampüslerimizin ‘Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri’ ünvanına layık görülmesi, benimsediğimiz bu anlayışın somut ve kıymetli bir göstergesidir. Çalışanlarımızın ve öğrencilerimizin beden ve ruh sağlığını önceleyen bir yaklaşımı esas alıyoruz. Sağlıklı beslenmeyi teşvik eden uygulamalarımız, fiziksel aktiviteyi destekleyen imkânlarımız ve farkındalık çalışmalarımızla kampüslerimizi daha nitelikli ve daha bilinçli yaşam alanlarına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; sağlıklı bireyler güçlü kurumları, güçlü kurumlar ise güçlü bir toplumu inşa eder. Bu duygu ve düşüncelerle programa verdikleri kıymetli desteklerden dolayı başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sağlık Bakanlığı ailesine şükranlarımı sunuyorum. Sürecin titizlikle yürütülmesinde büyük destek sunan Zonguldak İl Sağlık Müdürümüz Sayın Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün’e, değerli Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerine ve değerlendirme ekibine gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu sürece büyük bir hassasiyetle katkı sağlayan kampüslerimizin kıymetli yöneticilerine, akademik ve idari personelimiz ile sevgili öğrencilerimize yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Sağlıklı kampüs uygulamalarımızı daha da geliştirerek yaygınlaştırmaya ve bu alandaki çalışmalarımızı artan bir kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."
Ankara 28 ilde siber suçlara yönelik operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde 28 ilde son 5 günde düzenlenen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) koordinesinde İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince 28 ilde nitelikli dolandırıcılık, çevrim içi çocuk müstehcenliği ve tacizi ile yasa dışı bahis suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Diyarbakır, Gaziantep, Gümüşhane, Isparta, İzmir, İstanbul, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Mardin, Mersin, Niğde, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Yalova’da gerçekleştirilen operasyonlarda 324 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 181’i tutuklanırken, 87’si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi. Yapılan çalışmalar sonucunda şüphelilerin sosyal medya platformları ve oltalama siteleri üzerinden yatırım dolandırıcılığı, düşük faizli kredi dolandırıcılığı, bungalov kiralama ve ürün satış dolandırıcılığı temalarıyla vatandaşları dolandırdıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri ve reklamını yaptıkları, POS tefeciliği yaptıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları ve kişisel verilerin paylaşımı ile sorgulanmasına yönelik paylaşımlar gerçekleştirdikleri tespit edildi. Operasyonlar sonucunda şüphelilere ait suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 210 milyon lira değerinde 3 şirket, 1 futbol kulübü, 11 araç, 3 motosiklet, 7 daire, 6 arsa ve 1 iş yerine el konulduğu öğrenildi. Olaya ilişkin soruşturma devam ediyor.
İstanbul Çatalca’da kocası tarafından öldürülen kadın son yolculuğuna uğurlandı İstanbul Çatalca’da otobüs durağında beklediği sırada eşi tarafından başından vurularak öldürülen Gülten Ürkmez son yolculuğuna uğurlandı. Zanlının olay öncesi eşine önce silah fotoğrafı, ardından iş yerine çelenk gönderdiği iddia edildi. Çatalca ilçesi Binkılıç Mahallesi’nde otobüs durağında beklediği sırada eşi tarafından silahla başından vurularak öldürülen Gülten Ürkmez’in cenazesi, Binkılıç Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Katil zanlısı S.Ü.’nün eşini öldürmeden önce silah fotoğrafları ile tehdit ettiği, olaydan bir gün önce ise iş yerine çelenk gönderdiği iddia edildi. Öte yandan hayatını kaybeden talihsiz kadının 7 ay önce oğlunu kaybettiği, yakınlarının ise bu olay nedeniyle babadan şüphelendikleri öne sürüldü. "Çelenk göndermiş" Gülten Ürkmez’in kardeşi Şenay İnce, "O da içeride çürüsün. Benim yanımda söyledi. ’İkinci vaka yaşanacak, Gülten çocuklarını çek benim üzerimden’ dedi. Sonra beni aradı, ‘Bacım senin aklına ne geliyor?’ dedi. ‘Benim oğlumu o mu öldürdü?’ dedi. Bilmiyorum dedim. Benim bacım 7 ay önce evladını kaybetti. İşe gireyim kendimi avutayım dedi. İşe girdi, girince kocası, ‘Çık o işten’ dedi. Bacım da ‘Çıkmayacağım’ dedi. Kocası, ‘Çıkmayacaksan boşan’ dedi. O da, ‘Tamam 25 senelik evliyiz. Zaten hep bunu istiyordun, boşarım seni’ dedi. ’Madem istemiyorsun gelme’ dedi. Sonra bacımı tehdit etmiş. Silah paylaşmış, çelenk göndermiş iş yerine. Ama bacım hiç beklemiyordu, ’Yapmaz, yapamaz’ dedi. Ama kıydı bacıma" dedi. "Senelerdir huzursuz kızım" Senelerdir kızının şiddet gördüğünü söyleyen anne Gülseren İnce, "Benim kızımın kanı yerde kalmasın, adalet istiyoruz. Senelerdir aynı. Evlendiğinden beri huzursuz kızım. Dövüyor dövüyor sokağa atıyordu kızımı" diye konuştu. "Dedi ki, ’Acaba Berkan’ımı babası mı öldürdü?" Katil zanlısının 7 ay önce ölen oğlunu da öldürmüş olabileceğinden şüphe duyduklarını ifade eden Gülten Ürkmez’in kız kardeşi Gülderen İnce ise, "İkinci vaka dediği zaman benim bacım da aradı, dedi ’Acaba Berkan’ımı babası mı öldürdü?’ Sadece şüphe var içimizde, hiçbir şey bilmiyoruz. Elimizden ne geliyorsa. Benim bacım cıvıl cıvıldı. Sesimizi duyurun her yere" şeklinde konuştu.