KÜLTÜR SANAT - 17 Şubat 2026 Salı 13:03

UNESCO kenti Safranbolu’da ramazan asırlık camilerde yaşanacak

A
A
A
UNESCO kenti Safranbolu’da ramazan asırlık camilerde yaşanacak

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve "En iyi korunan 20 kent" arasında bulunan Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki asırlık camilerde, ramazan ayı özel bir atmosferde eda edilecek.


Osmanlı mimarisini, şehir hayatını ve kültürünü yansıtması dolayısıyla "Osmanlı’nın parmak izi" olarak adlandırılan tarihi ilçedeki Ulu Camii, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, İzzet Mehmet Paşa Camisi ve Kazdağlı Camii gibi dikkat çeken camilerde, ramazan boyunca mukabele okunacak ve teravih namazları kılınacak.


Türkiye’de kent ölçeğinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tek yer olma özelliği taşıyan Safranbolu’da, dış mimarileri, işlemeleri, minareleri, kubbeleri ve diğer özellikleriyle önemli yapıların başında gelen tarihi camilerde, ibadetler Ramazan-ı Şerife mahsus bir atmosferde eda edilecek.


32 tescilli cami var


"Korumanın başkenti", "açık hava müzesi" ve "kendini koruyan kent" gibi ünvanlarla da anılan ilçede bulunan 32 tescilli cami arasında 1872 yılında Aya Stefanos Kilisesi olarak yapılan ve 1956 yılında camiye dönüştürülen Ulu Camii, 364 yıl önce yapılan Köprülü Mehmet Paşa Camisi, 229 yıl önce yapılan İzzet Mehmet Paşa Camisi ve 246 yıl önce yapılan Kazdağlı Camii dikkat çeken eserler arasında yer alıyor.


Safranbolu İlçe Müftüsü Aydın Bostancı, Ramazan ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, ilk teravih namazının yarın akşam kılınacağını, perşembe günü ise ilk oruca başlanacağını belirtti.


"Bu sene inşallah Ramazan-ı Şerif ayı mübarek gölgesini üzerimize düşürdü" diyen Bostancı, "Yarın akşam Allah nasip ederse hem Safranbolu’muzda hem de tüm İslam âleminde ilk teravih namazımızı eda edeceğiz. Perşembe günü Rabbim ulaştırırsa ilk orucumuza başlayacağız. Şimdiden aziz milletimizin ve tüm İslam dünyasının Ramazan-ı Şerif ayını tebrik ediyorum. Rabbim bu mübarek ayı sağlıkla, huzurla ve bereketle idrak etmeyi nasip etsin. Hayırlara, birlik ve beraberliğe vesile kılsın inşallah" ifadelerini kullandı.


Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan ayı temasının "Ramazan, cami ve hayat" olarak belirlendiğini hatırlatan Bostancı, Safranbolu’nun tarihi ve manevi mirasına dikkat çekti.


"Safranbolu, tarihiyle, kültürüyle ve manevi iklimiyle müstesna bir şehiriz. Dünya miras kenti olan bir şehir. Bu güzel şehirde yaşamaktan dolayı mutluyuz. Safranbolulu olmaktan gurur duyuyoruz. Elhamdülillah Rabbimiz bize Safranbolu’da yaşamayı nasip etti" diyen Bostancı, ilçedeki tarihi camilerin önemine vurgu yaptı.


Bostancı, "Safranbolu’muzda tarihten bizlere miras kalan, ecdat yadigârı birbirinden kıymetli camilerimiz var. Bunlar Kazdağlıoğlu Cami, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Dağdelen Camii, Lütfiye Camii, Eski Camii, Ulu Camii, Taş Minare Camii ve burada ismini sayamadığımız daha nice tarihi camimiz bulunmaktadır. Bu camilerimizin her birinin ayrı bir hatırası, ayrı bir hikâyesi vardır. Safranbolu’nun hem dini hayatına hem de mimari kimliğine büyük katkılar sunmaktadırlar" dedi.


Yıl içerisinde yüz binlerce yerli ve yabancı turistin bu camileri ziyaret ettiğini belirten Bostancı, Ramazan ayında camilerin minare ve şerefelerinin aydınlatılacağını ifade ederek, "İnşallah bu Ramazan ayında camilerimizin minarelerini ve şerefelerini aydınlatarak şehrimizin manevi iklimine ayrı bir güzellik katacağız. Bu vesileyle ecdadımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hem tarihi hem mimari yönüyle böylesine kıymetli eserleri bizlere miras bıraktıkları için minnettarız" diye konuştu.


Hemşehrilerine çağrıda bulunan Bostancı, "Gelin, bu emanetlere sahip çıkalım. Camilerimizi koruyalım, yaşatalım, içini ibadetle ve dualarla dolduralım" ifadelerini kullandı.


Ramazan ayı hazırlıklarının tamamlandığını da belirten Bostancı, bu yıl beş camide hatimle teravih namazı kılınacağını açıkladı. Hatimle teravih kılınacak camileri Dedoğlu Camii, Safa Mescidi, Bostanbükü Bahçelievler Camii, Kavaklar Camii ve Sultantepe Camii olarak sıralayan Bostancı, bu camilerde Ramazan boyunca hatimle teravih namazı eda edileceğini söyledi.


(RB-YE

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de çocuklara ve ailelere ’mahremiyet’ eğitimi Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, çocukların bedensel bütünlüğünü korumak ve aile bilincini artırmak amacıyla ’mahremiyet eğitimi’ düzenlendi. Akdeniz Kaymakamlığına bağlı Özgürlük Mahallesi Aile Destek Merkezi-1’de gerçekleştirilen eğitimlerde çocuklara "hayır" diyebilme becerisi kazandırılırken, ebeveynlere doğru iletişim teknikleri anlatıldı. Eğitimler iki aşamalı olarak uygulandı. Programın ilk bölümünde 3-6 yaş grubu kreş öğrencileriyle bir araya gelen Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, çocuklara oyun ve etkinlikler eşliğinde bedensel sınırlar hakkında bilgi verdi. Eğitimde çocuklara, bedenlerinin kendilerine ait olduğu, özel bölgelerin dokunulmazlığı, güvenli ve güvensiz temas arasındaki farklar ile istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında yüksek sesle "hayır" diyebilmenin önemi yaş gruplarına uygun örneklerle aktarıldı. Programın ikinci aşamasında ise kursiyer ve ebeveynlere yönelik ’Çocuklara mahremiyet eğitimi nasıl verilmeli?’ başlıklı interaktif seminer düzenlendi. Seminerde, ailelerin çocuklarıyla kuracağı sağlıklı iletişimin olası risk durumlarında erken uyarı sistemi görevi gördüğü vurgulandı. Çalışmaların ardından açıklama yapan Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, mahremiyet eğitiminin erken yaşta verilmesinin önemine dikkat çekerek, "Amacımız, çocuklarımızın kendi bedenleri üzerinde hak sahibi olduklarını öğreterek özgüvenli ve bilinçli bireyler olmalarını sağlamaktır. 3-6 yaş dönemi, çocuğun ‘ben’ kavramını ve sınırlarını keşfettiği kritik bir evredir. Çocuklarımıza oyunlarla dokunulmazlıklarını öğretirken, onlara yaşam boyu sürecek bir koruma kalkanı kazandırıyoruz. Ailelerimize en büyük tavsiyemiz, çocuklarıyla açık ve güvene dayalı bir iletişim dili oluşturmalarıdır. Bir çocuk ‘hayır’ demeyi önce evde öğrenmeli ve başına gelen her şeyi korkmadan ailesine anlatabileceğini bilmelidir" dedi.
Muğla Muğla’da "kanser okuryazarlığı" seferberliği genç tıbbiyelerden önemli adım Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, 1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında kurdukları stantla toplumu erken teşhis ve tarama yöntemleri konusunda bilgilendirdi. Kanserle mücadelede en güçlü silah olan "erken teşhis" konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Öğrencileri Birliği anlamlı bir etkinliğe imza attı. 1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası dolayısıyla açılan "Kanser Okuryazarlığı Farkındalık Standı", vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Etkinliği ziyaret eden Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan, genç tıbbiyelilerle bir araya geldi. Yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Saruhan, toplum sağlığını koruma yolunda atılan bu adımları takdir ederek, öğrencilere teşekkürlerini iletti. Halk sağlığı sorunları arasında dünyada ve Türkiye’de kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan kanser, sadece sağlık değil, iş gücü kaybı ve ekonomik maliyetlerle de toplumu etkiliyor. Etkinliğin odak noktası olan kanser okuryazarlığı, bireylerin kanser risklerini bilmesi, belirtileri erkenden fark etmesi ve tarama programlarına aktif katılım sağlaması olarak tanımlanıyor. Stantta görev alan tıp öğrencileri, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri doğrultusunda Türkiye’de uygulanan ücretsiz tarama programları hakkında bilgiler paylaştı. 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi, yıllık klinik muayene ve aylık kendi kendine muayene. 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve Pap Smear testi. 50-70 yaş arası tüm bireylere 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi yapıldığına dikkat çekilerek farkındalık oluşturuldu. Birçok kanser türünün başlangıç aşamasında belirti vermediğine dikkat çeken uzman adayları, erken teşhisin tedavi başarısını yüzde 100’e yakın artırdığını vurguladı. Vatandaşların bu taramaları; Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve KETEM’lerde (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) tamamen ücretsiz olarak yaptırabileceği hatırlatıldı.
Ankara Ankara’da keşfedilmeyi bekleyen doğa harikası: Kurumcu Şelalesi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Kurumcu köyünde yer alan Kurumcu Şelalesi ve gölü, eşsiz manzarasıyla dikkat çekiyor. Bölge, turistler için saklı bir rota olma özelliğini koruyor. Başkent Ankara, çoğunlukla siyasi ve idari kimliğiyle ön plana çıksa da sahip olduğu doğal güzelliklerle de dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda doğa turizmine olan ilginin artmasıyla birlikte daha önce geniş kitleler tarafından bilinmeyen bölgeler de gün yüzüne çıkıyor. Kızılcahamam ilçesinde yer alan ve doğallığını büyük ölçüde koruyan alanlar, doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Bu doğal alanlardan biri de Kurumcu köyü sınırları içerisinde bulunan Kurumcu Şelalesi ve çevresindeki göl olarak öne çıkıyor. Şehrin gürültüsünden uzak, sakin ve huzurlu bir atmosfer sunan bölge, sahip olduğu yapısı, temiz havası ve etkileyici manzarasıyla ziyaretçilerine adeta görsel bir şölen sunuyor. Şelalenin oluşturduğu doğal gölet ve çevresindeki yeşil alanlar dört mevsim farklı güzellikler sunarken, ilkbahar ve sonbahar aylarında renk cümbüşüyle öne çıkıyor. Bölge, özellikle fotoğraf tutkunları ve doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için önemli bir alternatif oluşturuyor. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmeyen Kurumcu Şelalesi, Ankara’nın en büyük şelalesi olma özelliğine sahip. "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor" Kurumcu Şelalesi’nin geçtiğimiz yıllara kıyasla daha iyi bir durumda olduğunu ve gür bir şekilde aktığını belirten Kurumcu köyü muhtarı Şerafettin Üçpınar, "Bu sene yağmur bol yağdı, göller doldu, kuruyan şelale akıyor. Şelale geçen sene akmadı, bu sene akıyor. Su bol, yağmur bol. Geçen sene kuraklık vardı, bu sene iyi. Ankara’dan gelenlerle ilgili şikayetimiz var. Yiyorlar, içiyorlar, çöplerini atıyorlar. Şelalemiz var, ormanımız var. Bu şelale önceden devamlı akıyordu. 2 senedir akmıyordu. Bu sene iyi. Bu sene kesilmez, 1 ay akar. Suyu yaz ayında sebzeler için kullanıyoruz" diye konuştu.
İstanbul Türkiye’de ameliyat edilen Koreli hastanın eşi: "Yüreğimizde olan memleket burası" Uzun yıllar önce Türkiye’ye yerleşen Güney Koreli çiftten 59 yaşındaki Shine Cheon Choi’nin beyninde nüks eden kansere yönelik ameliyatı Türkiye’de gerçekleştirildi. Eşinin durumuna ilişkin konuşan 56 yaşındaki Young Sook Seol, "2000 yılından beri buradayız, memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası, burası evimiz" dedi. Hastasına ilişkin konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştirildi, iyi geçti. Beyin kanseri tespit edilmişti, toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri. Kişiler, hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa kontrolde fayda var" ifadelerini kullandı. Güney Koreli aikido hocası 59 yaşındaki Shine Cheon Choi ve 56 yaşındaki Young Sook Seol çifti, 2000 yılında 5 yaşındaki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye geldi. Ümraniye’de yaşayan, burada kendilerine bir hayat kuran ve 1 çocukları daha olan Koreli çift, zaman zaman ülkeleri ve yakınlarını da ziyaret etti. Shine Cheon Choi burada spor hocalığı yaparken eşi de çocuklarıyla ilgilendi. 2023 yılına gelindiğindeyse denge kaybı, davranış değişiklikleri gibi durumlar oluşunca İstanbul’da bir hastaneye başvuruldu, beyninden bir operasyon geçirdi. Sonrasında rahatsızlıkları tekrar kendini gösteren aikido hocası, ailesiyle ülkesine gitti ve Kore’de beyninde tümör tespit edilerek bir operasyon daha geçirdi. Ardından Türkiye’ye dönen aile, yaşamını sürdürürken hastada tekrar birtakım sıkıntılar meydana geldi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuruldu. Yapılan detaylı incelemelerde doktorlar, beyin kanserinin nüksettiği tespit ederek hasta için ameliyat kararı verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu ve Doç. Dr. Luay Şerifoğlu ekibi tarafından takip edilen hastanın ameliyatı 3 Şubat’ta başarıyla gerçekleştirildi. Hekimler, hastalık ve sürece ilişkin bilgi verirken kontrolleri devam eden Koreli hasta ve eşi de yaşadıkları zorlu süreci ve Türkiye’ye olan sevgilerini dile getirdi. "Yüreğimizde olan memleket burası" Zorlu bir tedavi süreci geçiren 59 yaşındaki Shine Cheon Choi, "Beni ameliyat eden doktora çok teşekkür ediyorum" derken eşi 56 yaşındaki Young Sook Seol "2023 Şubat ayında aniden algılama gücü çok zayıflamıştı. Ondan fark ettik, şuanki 3’üncü ameliyatı, nadiren görülen bir hastalık. 2000 yılından beri buradayız, memleketimiz burası, kendi memleketimiz var da yüreğimizde olan memleket burası. Ameliyatı Kore’de de olabilirdik ama burayı seçtik. İnsanlar hep bu hastaneye geliyor; Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne. Baktım ki; doktorların tecrübesi bayağı çok. İyi doktor olduklarını, iyi tedavi ettiklerini gördük. Gönlümüz daha rahat hissettiğinden bu hastaneyi tercih ettik, ameliyat olduk. Türkiye’deki doktorlar çok akıllı ve yüreği sıcak, çok çok ilgileniyorlar. Tedavi için gelecek hastalar olursa çok çok tavsiye ederim. Eşim buraya ilk spor hocası olarak gelmişti, aikidocu. Burada insanlar çok sıcakkanlılar, Kore’ye gittiğimde hiçbir şey bilmiyorum. Metroya nasıl binilir, hangi hattan gidilir, insanlar yüz vermiyor. Gençliğimizi geçirdik o yüzden burası yüreklerimizde. Burada rahatlık hissediyoruz evimiz burası, kaldığı süreçte çok mutlu olduk, teşekkür etmek isteriz" şeklinde konuştu. "Beyin kanseri tespit edilmişti, 100 binde 3 ile 5’i arasında" Hastasının durumuna yönelik konuşan Doç. Dr. Ali Fatih Ramazanoğlu, "Enteresan bir hikayesi var, 20-25 sene önce Türkiye’ye aikido hocası olarak geliyor. Bir bayılma, nöbet geçirme hadisesi yaşıyor. Bir özel hastaneye gidiliyor, beyin kanaması tespit ediliyor. Ameliyat oluyor, sonraki takiplerinde beyin tümörü olduğu ortaya çıkıyor, ülkesine dönüyor, Kore’de tekrar bir ameliyat geçiriyor. Ülkesinde tedavisine devam ederken Türkiye’yi çok özlediklerini söylüyorlar. Hastamızın düzeni ve kendilerini Türkiye’de daha iyi hissettikleri için dönüyorlar. Burada kontrol filmlerinde tümörün nüksettiği ortaya çıkıyor. Kliniğimizde ameliyatı gerçekleştiriliyor, iyi geçti. Bu tür ameliyatları nöronavigasyon, nöromonitörizasyon dediğimiz sistemlerle, modern teknolojiyle ameliyatını yaptık. Beyin kanseri türü tespit edilmişti, bu hastalık kabaca toplumun 100 binde 3 ile 5’i arasında görülür. Tüm beyin tümörlerinde yüzde 15 ile 25 arasında. Bu kötü huylu bir tümördür, tespit edildikten sonra bu tür hastaların genelde yaşam süreleri 12 ay ile 15 arasında değişebilir" dedi. "Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri" Hastalık ve belirtilerine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ramazanoğlu, "En sık nöbet geçirerek uygunsuz yerde hastalar bulunabiliyor. Hastalar tanısı konmadan, tedavisi gecikmiş bir şekilde başvurabiliyor. Bu tür durumlarda ameliyat yapılsa bile geç kalınmış olunabiliyor. Hastamızın anlattığına göre, Ümraniye çevresinde oturduğunu, hastanemizin çok yoğun olduğunu gördüğünü, bu kadar insan buraya geldiyse, işlerin iyi gittiğini düşünmüş. Türkiye’de sağlık sektörü, sağlık hizmetinde görev yapan personel, hemşire, doktorlarımız oldukça yetkindir. Türkiye sağlık sektöründe dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Dünyada hangi teknoloji kullanılıyorsa bizde de aynı teknoloji yetkinlikle kullanılmaktadır. Almanya, ABD’den hastamız olduğu gibi Kore’den de gelip bizlere tedavi olabiliyorlar. Hiç yaşamadıkları bir şikayet hissediyorlarsa örneğin; baş ağrısı, kusma, kolda bacakta uyuşma, konuşmada zorluk, muhakeme bozuklukları gibi şikayetler varsa en yakın sağlık merkezine başvurup bir kontrol etmekte fayda vardır" diye konuştu. "Erken teşhis her zaman önemlidir" Israrlı belirtilerin üzerinde durulması gerektiğini söyleyen ve erken teşhisin önemine vurgu yapan Doç. Dr. Şerifoğlu, "Yaklaşık 3 yıl önce ani bir baş ağrısı, bilinç kaybıyla bir özel hastaneye gidiyor. 2 ay sonra davranış bozukluğu nedeniyle hasta, eşi tarafından Kore’ye götürülüyor. Bu tümör fark ediliyor, koca bir alan alınıyor, hasta düzeliyor. Tekrar Türkiye’ye döndüğü zaman bizim onkoloji kliniği tarafından tedavisi veriliyor. Burada hastanın daha önce ameliyat edilen tümörünün büyüdüğü görülüyor. Cerrahi karar alınıyor, mevcut tümörlerde yaklaşık 2-3 saatlik bir operasyonla temizliyoruz. Şu anda hasta tedavilerine devam ediyor, gayet iyi, herhangi bir şikayeti kalmadı. Hastamızın beyin tümörü halk arasında kötü huylu denilen bir tümör. Her baş ağrısı tümör değildir, önemli olan; devam eden baş ağrısı olması. Erken teşhis her zaman önemlidir ve en önemli şey; tümörünüz bile olsa, ameliyat bile olsanız muhakkak tedavinize riayet edin, ihmal etmeyin ve moralinizi yüksek tutun" ifadelerini kullandı. (HK-SB-
Aydın KUTO Başkanı Akdoğan: "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dünya Odalar Federasyonu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 6-7 Nisan tarihlerinde Aydın’a gelerek kent merkezi ve ilçelerde düzenlenecek bir dizi etkinliğe katılacak. Bu kapsamda Kuşadası TOBB Anaokulu’nun açılış törenine katılacak olan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan; "TOBB Başkanımızı ilçemizde ağırlayacak olmaktan dolayı çok mutluyuz. Aynı zamanda Kuşadası Ticaret Odası olarak, eğitime ve geleceğimize yapılan en değerli yatırımlardan biri olan TOBB Anaokulu’nu ilçemize kazandırmanın da gururunu yaşıyoruz" dedi. Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan yaptığı açıklamada, çocukların nitelikli eğitim ortamlarında yetişmesinin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek "Kuşadası için çalışıyor, geleceğe yatırım yapıyoruz. Eğitim, bir şehrin geleceğine yapılan en kıymetli yatırımdır. Kuşadası’na kazandırdığımız TOBB Anaokulu ile çocuklarımızın çağdaş, güvenli ve donanımlı bir eğitim ortamında yetişmelerine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu önemli yatırımın ilçemize kazandırılmasında başta TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kuşadası Ticaret Odası olarak, kentin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.