EKONOMİ - 03 Şubat 2026 Salı 09:19

TRA2 Bölgesi’nde 2026 yılı yerel kalkınma hamlesi başladı

A
A
A
TRA2 Bölgesi’nde 2026 yılı yerel kalkınma hamlesi başladı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında, TRA2 Bölgesi’nde (Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars) 2026 yılında desteklenecek yatırım konuları açıklandı.


Program çerçevesinde her bir yatırım başlığı için; Yatırım Tutarı’nın yüzde 15’i ve 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek ya da Yatırım Tutarı’nın Yüzde 20’si ve 301 Milyon TL’ye kadar Kredi Finansman Desteği, Vergi İndirimi: %50 Yatırıma Katkı Oranı, KDV İstisnası, Gümrük Vergisi Muafiyeti, Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği (12 Yıl), Sigorta Primi İşçi Hissesi Desteği (10 Yıl) ve Yatırım Yeri Tahsisi unsurları üzerinden destek sağlanacak.


Ağrı’da desteklenecek unsurlar


Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından yürütülecek program ile bölgenin üretim kapasitesinin artırılması, katma değerli sektörlerin güçlendirilmesi ve istihdamın artırılması hedefleniyor. Yerel potansiyeli harekete geçirecek stratejik yatırımların destekleneceği program, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sunacak. Alternatif Turizm Yatırımları (termal ve kış konaklama, kamp-karavan altyapıları, ekoturizm merkezi, macera parkı, apiterapi, Asgari bin Küçükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı, Asgari 15 Dekar Entegre Jeotermal Sera Tesisi (paketleme/işleme/kurutma dahil), Asgari 300 Büyükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı.


"Ardahan’da desteklenecek yatırım konuları"


Asgari 300 Büyükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı, Dört Yıldız ve Üzeri Konaklama Tesisi, Entegre Kaz Yetiştiriciliği ve Ürünleri İşleme Tesisi (palaz, kaz yumurtası, kaz eti ve


kısımları) ve Mobilya Üretimi (ofis mobilyaları, sabit inşaat mobilyaları, konaklama ve ticari yapı mobilyaları.


"Iğdır’da desteklenecek yatırım konuları"


Dört Yıldız ve Üzeri Konaklama Tesisi, Asgari 300 Büyükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı, Kara Taşıtlarının Aksam ve Parçaları Üretimi (tır, dorse, kamyonların motor parçaları,yedek parça, ekipmanları ve aksesuarları) ve Meyve/Sebze İşleme, Kurutma ve Paketlenmiş Gıda Ürünleri Üretimi (işlenmiş ve dondurulmuş meyve/sebze, meyve suyu, uçucu yağ, şekerleme.)


"Kars’ta desteklenecek yatırım konuları"


Asgari 300 Büyükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı, Dört Yıldız ve Üzeri Konaklama Tesisi, Entegre Kaz Yetiştiriciliği ve Ürünleri İşleme Tesisi (palaz, kaz yumurtası, kaz eti ve


kısımları), Kavılca Buğdayından Dondurulmuş Unlu Mamul Üretimi (ekmek, pizza, hamur, pasta.) Program kapsamında desteklenecek yatırımlar; hayvancılık, turizm ve imalat sektörlerinde bölgesel uzmanlaşmayı teşvik edecek şekilde belirlendi. Böylece TRA2 Bölgesi’nin rekabet gücünün artırılması, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması amaçlanıyor.


Başvuru süreçleri ve destek mekanizmalarına ilişkin detaylar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Serhat Kalkınma Ajansı’nın resmi internet sitelerinde yayımlanacak olup yatırımcılar bilgilendirilmeye devam edilecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor. Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi. "Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası" Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz" Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Antalya Antalya’da karlı dağların gölgesinde deniz keyfi Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtına yerini güneşli havaya bırakırken, günlerdir evlerine kapanan Antalyalılar soluğu Konyaaltı Sahili’nde aldı. Vatandaşlar turkuaz rengi deniz ve karlı dağ manzarası eşliğinde güneşli havanın tadını çıkardı. Turizm kenti Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtınanın ardından kent sakinleri güneşli bir güne uyandı. Yağmur ve şiddetli rüzgar nedeniyle günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Antalyalılar dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne gelerek güneşli havanın tadını çıkardı. Bazı vatandaşlar aileleri ve sevdikleri ile birlikte sahilde kahvaltı yapmayı tercih ederken, kimileri de karlı dağların manzarası eşliğinde sahilde oturdu. Yabancı turistler ise 18 derece civarında ölçüler hava sıcaklığı ile kış mevsiminin ortası olmasına rağmen turkuaz rengine bürünen denize girmeyi tercih ettiler. "Antalya’nın gerçek yüzü bu" Hafta içi olmasına rağmen vatandaşların akın ettiği Konyaaltı Sahili’nde güneşli havayı eşi ile birlikte kahvaltı yaparak değerlendiren Esin Altıner, "İstanbul’dan geliyoruz, ama 5-6 aydır Antalya’da kalıyoruz. Haftalardır evdeydik, dışarı bile çıkamıyorduk. AVM’lere bile giderken korkuyorduk. Şimdi hava çok güzel, eşimle birlikte kahvaltı yapmak için geldik. İnşallah böyle devam eder, Antalya bu şekilde güzel. Antalya’nın gerçek yüzü bu bence, inşallah yağışlar diner" dedi. Kahvaltılarını yapmak için sahile geldiler Güneşli havayı fırsat bilen bazı vatandaşlar karla kaplı dağ manzarası ve Konyaaltı Sahilini fotoğraflamayı ihmal etmedi. Günler süren yağışlı havanın ardından güneşin açmasını memnuniyet ile karşıladığını söyleyen Enes Esin, "Günlerdir hava yağışlı ve rüzgarlıydı. Antalya’nın her yerini su bastı. Günler süren bu sıkıntıdan kurtulduk ve güneş açtı. Bizde kahvaltımızı sahilde yapmak için geldik. Herkesi sahile bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Fırtınanın ardından ellerinde dedektörlerle sahile gelen bazı vatandaşlar ise yaz aylarında denize düşürülen ve dalgaların sahile vurduğu kıymetli eşyaları aradı.
Eskişehir 10 kişinin öldüğü kazadan yaralı kurtulan öğrenci, otobüs şoförüyle sohbetini anlattı Antalya’da meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında yaralanan ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nde tedavisi süren Yağız Oğuz isimli yolcu, olaydan önce şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini anlatarak, "Şoför yeni başlamış 4’üncü günüymüş, yolu bilmediği belliymiş, o kavşağı bilmeden süratle girdi" dedi. Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde meydana gelen ve şoför dâhil 10 kişinin hayatını kaybettiği kazayı sol ayak bileğindeki çatlaklar atlatan Eskişehirli Yağız Oğuz, o anları anlattı. Otobüste en arka koltukta oturduğunu ifade eden Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrencisi Oğuz, kaza esnasında uyuduğunu ve neler olduğunu daha sonra başkalarından öğrendiğini ifade etti. Yağız Oğuz, kaza yapan şoför hakkında ise mesleğin başladığını öğrendiğini belirtti. Eskişehir’den Antalya’ya gittiği esnada yol üzerinde verilen bir molada kaza yapan şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini söyleyen yağız Oğuz, şoförde bir uyku halinin olmadığını, Kütahya’nın yöresel lezzetleri hakkında sohbet ettiklerini belirtti. Kaza sonra ise Yağız Oğuz, uzvu kopan bir arkadaşını ve küçük bir kız çocuğunu otobüsten çıkardığını belirtti. Oğuz, "Kaza kötü bir kazaydı tabii. Çok yaralılar oldu, ölüler oldu. İşte okula gidiyordum ben. O sırada Antalya’da durduk, mola verdik. Ardından 15 dakika geçtiğinde bu kaza gerçekleşti çok aniydi. Ben uyuyordum, o sıra uyandım. Kendime montları koydum, sıkıştırdım. Öylelikle ben ucuz atlattım. Tek başımaydım ben kazada. Yanımda başka birisi yoktu. Otobüs çok karışık, çok kötüydü uzuvları kopanlar vardı, çığlık sesleri kötüydü. Otobüsten ben kendim çıkabilirdim. Kendimle beraber yanımda uzvu kopan bir arkadaş vardı. Onu çıkardım. Küçük kız çocuğu vardı, onu çıkardım. Sonrasında kendi yaramın farkına vardım, ayağımı benim otobüsün dışında kaldı ezildi, çatlağım var. Onun dışında açık yaralarım var ayağımda. Antalya’da tedavi gördüm, ondan sonra orada hemen pansuman yapıp buraya geldim. Burada yatış verdiler. Şimdi de yatıyorum, iyileşiyorum. Şoförle sohbeti hakkında ise yağız Oğuz şöyle konuştu: "Şoför rahmetli oldu. Yeni başlamış şoför bu arada. Yeni başlamış 4’üncü günüymüş. Diğer kazazedelerle konuştum, yolu bilmediği belliymiş. Sisli bir yol vardı bir de. O kavşağı bilmeden o süratle girdi. Şoförü göremedim. Fakat hızlı olduğunu diğer görenler söylüyor. Tecrübesizdi sanırım yani yeni başlamıştı ama bilmiyorum. Kendisiyle de oturduğumuz mola yerinde sohbet ettik. Kütahyalıydı kendisi. Kütahya’da meşhur olan şeyler hakkında konuştuk. Onlarla hakkında biraz muhabbet etmiştik. Aradan 15 dakika geçti bu kaza gerçekleşti. Uykulu gibi gözükmüyordu. Gayet iyiydi ama süratliydi."