GÜNDEM - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 11:20

Emekli vali yardımcısı, ahşap yakma sanatıyla öğrencilere burs veriyor

A
A
A
Emekli vali yardımcısı, ahşap yakma sanatıyla öğrencilere burs veriyor

Emekli Vali Yardımcısı Nevzat Sinan, ahşap yakma sanatıyla yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle üniversite öğrencilerine burs veriyor.


Afyonkarahisar, Amasya, Denizli, Nevşehir gibi illerde uzun yıllar vali yardımcılığı yapan Nevzat Sinan, 45 yıl çeşitli kademelerde görev yaptıktan sonra 2019 yılında emekli oldu. Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine yerleşen Sinan, öğrencilik yıllarında okul harçlığını çıkarmak için başladığı ahşap yakma sanatıyla tekrar ilgilenmeye başladı. Evindeki atölyesinde ahşap yakma sanatıyla birbirinden güzel çalışmalar ortaya çıkaran Sinan, yaptığı tablolardan elde ettiği gelirle çok sayıda öğrenciye burs veriyor.



"Fakülte yıllarımda okurken yaptığım resimle haçlığımı çıkarttım"


1973’de üniversite okuduğu yıllarda arkadaşından öğrendiği ahşap yakma sanatıyla bazı iş yerlerine küçük tabelalar yaptığını ve okul harçlığını çıkardığını söyleyen Sinan, "Fakülte yıllarında resim sanatına başladım. Daha doğrusu resim değil de benim bu kullandığım teknikle yazı yazılıyor. Yazı yazarken bir gün bu resim de uygulanabilir mi diye kendi kendime konuşurken o zamanın ünlü sanatçılarından Yılmaz Güney’in bir portresini yaptım. Sonra bu resmi götürdüm, Ankara’da tarihi Anafartalar Çarşısı’nda ciddi bir para ödediler. Ciddi para ödeyince resmin çok kıymetli olduğunu anladım ve ben resimler yapmaya başladım. Aradan uzun zaman geçtikten sonra Kaymakam olunca resim yapmayı bıraktım. Mesleğimle ilgili çalışmalara yöneldim. Artık yavaş yavaş emeklilik günlerimi yaklaşmaya başlarken eşim, ’enin çok güzel bir yeteneğin vardı. İnşallah o yeteneğini kaybetmemişsindir, çok güzel resimler yapıyordun’ dedi. Ondan sonra oturdum, denedim. Makineyi tekrar aldım elime ve resim yapmaya başladım. İlk yaptığım resim, Denizli’nin meşhur horozuydu. Denizli’yi sembol eden bir resim yapmıştım" dedi.



"Türkiye’de 13 tane, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım"


Görev yaptığı ya da ziyaret ettiği yerlerle ilgili resimler yapmaya başladığını söyleyen Sinan, "Ardından resim yapmayı çoğalttım. Her gün bir başka projeyle çalışmaya başladım ve bu yakma tekniğini geliştirmeye başladım. Bu teknikte gördüğünüz gibi sadece siyah beyaz değil siyahın 7 tonu vardır üzerinde ve o noktaya ben ulaştım. Daha sonra serbest çalışmalara da yöneldim. Türkiye’de 13 tane resim sergisi, yurt dışında da 3 tane resim sergisi açtım. Ukrayna’da, Litvanya’da ve Polonya’da. Bu sergileri açtıktan sonra yazları da ikamet ettiğim Çatalzeytin ilçesinde bana ilham geliyor. Tam ilhamın yeri burası olduğu için bazen oluyor ya şu resmi yapayım diye başlıyorum ve bir süre sonra bitiriyorum" diye konuştu.



"Bazı resimlerin yapımı 2 yıl kadar sürüyor"


Bazı ahşap yakma resimlerinin yapımının 2 yıl sürdüğünü anlatan Sinan, "Bu resimler pirografi denilen ahşap yakma sanatının adıdır. Eski bir ifadeyle de dağlama sanatı da denir. Tahtayı yakarak yapılan bir resim türüdür. Bir resmin yapılışı yaklaşık 4 ay falan alıyor. Resmin büyüklüğüne göre 6 aya hatta 1 seneye de çıkabiliyor. Amasya’da bir Atatürk resmi yapmıştım tam 2 sene çalışmıştım üzerinde. Günde 12 saat çalışamıyorsunuz maalesef. Günde 2 saat 3 saat çalıştıktan sonra tahtadan çıkan ısı ve duman insanın gözünü yakmaya başlıyor. Artık o gün çalışamıyorsunuz. Yaklaşık 4 ayda bu resmi yaptım. Bu resim de eski bir gemideki gemici feneridir. Çok kimse bunu bilir" şeklinde konuştu.



"Resim, Pazar kazanma amacıyla yapılan bir şey değil, bir hayattır"


Resmin insanı dinlendiren bir unsur olduğunu söyleyen Sinan, "Para kazanmanın ötesinde bütün ressamlar hayattan sonuna kadar açlıkla mücadele etmiş. Hepsi öldükten sonra meşhur olmuşlardır. Resmin para kazanmak amacıyla yapılan bir şey değil. O anki senin ruh halini yansıtan ki bazı resimlerim çok koyu çıkar. Bazı resimler biraz puslu çıkar. Çok koyu çıktığı zaman ben çok sinirli olduğum günlerdir. Açık çıktığı zaman daha sakin bir hayatım vardır. O anda yumuşaktır. Ben resme baktığım zaman o gün ne yaşadığımı hatırlarım. Resmin koyuluğundan veyahut da açıklığından. Yani siyahların basışından, beyazların artmasından. Ona göre ben resmin o gün neşeli miydim, keyifli miydim, üzgün müydüm, öfkeli miydim? Ben resimlerimde hatırlarım. Yani resim bir hayattır" ifadelerini kullandı.



"Elde ettiğim gelirleri, çocukların eğitimi için harcıyorum"


Ahşap yakma sanatıyla 12 yıldır uğraştığını belirten Sinan, "Yaptığım resimler piyasada değeri buluyor ve satılıyor. Benim şahsi olarak fazla bir ihtiyacım yok. Ben mülki idare amiri olarak emekli olduğum için devletin bana ödediği para yeterli oluyor. Burada elde ettiğim gelirler, ben daha çok çocukların eğitimi için harcıyorum. Kaymakamlığımda eğitim için verdiğim emekleri, emekli olduktan sonra da bu şekilde değerlendirmeye başladım. Resimlerden elde ettiğim gelirler, çocukların eğitim harcamalarına kullanılıyor, kıyafetlerine harcanıyor, kittikleri okullara harcanıyor. Bu şekilde değerlendirme yapılıyor. Benim şu ana kadar okumuş yüzlerce çocuğum var. Hepsi de meslek sahibi oldular, kimi asker oldu, kimi profesör oldu, kimi doktor oldu. Her meslekten insanlar yetiştirdik. Onlar da başarılı çocuklardı. Dolayısıyla benim emeğimi boşa çıkartmadılar. Resim dediğim gibi bir hayat ki benim hayatım sona erinceye kadar resim yapmaya ve kitap yazmaya devam edeceğim. Dilerim daha çok kitap yazabilirim, daha çok resim yapabilirim. Benden de dolayısıyla bir sürü çocuk da yararlanmış olur. Bu arada kitaplarımın gelirlerinin de bir kısmı yine öğrencilere gidiyor. Dolayısıyla elde ettiğim gelirlerin önemli bir kısmını öğrencilere harcıyorum" dedi.


Görev yaptığı yerlerdeki tarihi ve kültürel alanları ahşap tablolara yansıttığını anlatan Sinan, ahşap yakma tekniğiyle ortaya çıkan eserlerin daha uzun ömürlü olduğuna değinerek, sanatının üç anahtarının sabır, sebat ve emek olduğunu kaydetti.



Emekli vali yardımcısı, ahşap yakma sanatıyla öğrencilere burs veriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Kesintisiz enerji için UEDAŞ’ın tüm ekipleri sahada Kurban Bayramı boyunca kesintisiz enerji hizmetinin sürdürülebilmesi için UEDAŞ, saha ekipleriyle 7/24 görev başında olacak. Bayram süresince oluşabilecek olumsuzluklara hızlı müdahale edebilmek adına teknik altyapı ve operasyonel hazırlıklarını tamamlayan şirket, 420 saha personeli ve 194 aracıyla bölgede aktif görev yapacak. UEDAŞ, enerji arzının kesintisiz devam etmesi için tüm operasyon planlamalarını hazır hale getirdi. Özellikle yaz döneminde artan nüfus hareketliliği, tatil bölgelerindeki yoğunluk ve enerji tüketimindeki yükseliş nedeniyle saha organizasyonlarını güçlendiren şirket, ekiplerini bayram boyunca aktif şekilde sahada konumlandıracak. UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu, bayram süresince enerji hizmetinin kesintisiz şekilde devam etmesi için tüm ekiplerin sahada aktif görev yapacağını belirterek, "Yaklaşık 35 bin kilometrekarelik hizmet bölgemizde vatandaşlarımızın bayramı sorunsuz geçirebilmesi için operasyonel hazırlıklarımızı tamamladık. Bayram boyunca yüzlerce saha çalışanımız, teknik personelimiz ve operasyon ekiplerimiz 7 gün 24 saat esasına göre görev başında olacak. Operasyon merkezlerimiz ve çağrı merkezimizle birlikte tüm süreçleri anlık olarak takip ediyoruz" dedi. Şebeke yönetiminde kullanılan dijital takip sistemleri sayesinde arızaların anlık izlendiğini ifade eden Gençoğlu, "SCADA ve uzaktan izleme sistemlerimiz üzerinden enerji akışını sürekli kontrol altında tutuyoruz. Özellikle yaz döneminde yoğunluk yaşanabilecek bölgelerde ekip ve araç planlamalarımızı artırdık. Arızalara hızlı müdahale ederek vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlamak için sahada olmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımız da herhangi bir olumsuz durumda çağrı merkezimiz ve dijital kanallarımız üzerinden bize 7/24 ulaşabilir" diye konuştu. UEDAŞ, güçlü teknik altyapısı, saha organizasyonu ve deneyimli ekipleriyle bayram boyunca da "Hayatın Her Yerinde" anlayışıyla hizmet vermeye devam edecek.
Ankara Ticaret Bakanlığı’ndan otomotiv ihracatında tarihi rekor vurgusu Ticaret Bakanlığı, 2025 yılında otomotiv sektörünün 41,5 milyar dolarlık ihracatla tarihi bir rekora ulaştığını belirterek, 2026 yılında yeni rekorlar için sektörün tüm imkânlarla destekleneceğini açıkladı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv endüstrisinin geçtiğimiz yılı Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamıyla tamamladığı ifade edildi. Sektörün, bir önceki yıla göre büyüme ivmesini koruyarak 41,5 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştığı ve lider konumunu sürdürdüğü kaydedildi. Açıklamada, Türk otomotiv sanayisinin küresel tedarik zinciri dönüşümlerine ve teknolojik değişimlere hızlı uyum sağladığı vurgulanarak, sektörün 190’dan fazla ülke ve serbest bölgeye ihracat gerçekleştirdiği belirtildi. ’Hafif ticari araç üretiminde Türkiye Avrupa’da birinci’ İhracatın yüzde 70’inden fazlasının Avrupa Birliği ülkelerine yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’nin motorlu taşıt üretiminde dünyada 12’nci, Avrupa’da 5’inci sırada yer aldığı aktarıldı. Hafif ticari araç üretiminde ise Türkiye’nin Avrupa’da birinci sırada olduğu bildirildi. Bakanlık açıklamasında ayrıca, yeşil dönüşüm, batarya teknolojileri ve yazılım odaklı mobilite çözümlerine yönelik çalışmaların hız kazandığı belirtilerek, sektörün 2026 ve sonrası için daha yüksek hedeflere odaklandığı ifade edildi. Ticaret Bakanlığı’nın destek programlarıyla otomotiv sektörünün yanında olmaya devam edeceği kaydedildi.
Yalova 116 yıllık efsane geri dönüyor Türkiye’de köy statüsünde yaşatılan son ve en uzun soluklu er meydanı geleneği olan Tarihi Fevziye Güreşleri, Altınova Belediyesi’nin öncülüğünde 116. yılında yeniden başlıyor. Türkiye’nin pehlivanları 19-20 Haziran tarihlerinde Marmara’nın Er Meydanı Fevziye Güreşleri’nde buluşuyor. Yalova Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca, bir asrı geride bırakan bu tarihi geleneği birlikte yaşamak ve yaşatmak için tüm vatandaşları Feyziye Köyü’ne davet etti. Ata sporumuz yağlı güreş geleneğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlenen 116. Tarihi Fevziye Yağlı Pehlivan Güreşleri, uzun bir aranın ardından yeniden er meydanına taşınıyor. "Hasret bitiyor, Er Meydanı yeniden kuruluyor" sloganıyla duyurulan büyük buluşmada, yeniden davullar çalacak, dualar edilecek ve Türkiye’nin pehlivanları Marmara’nın Er Meydanı’nda kol bağlayacak. Yöresel oyunlar ve geleneklerin yaşatılacağı Fevziye Köyü, yeniden önemli bir kültür şölenine ev sahipliği yapacak. Altınova’nın köklü değerlerinden biri olan Fevziye Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin yeniden başlamasını sağlayan Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca, "Burası Fevziye Er Meydanı. Biz hazırız, hasret bitiyor. Altınova’mızın köklü geleneği, ata sporumuzun sönmeyen meşalesi Tarihi Fevziye Yağlı Pehlivan Güreşleri 116. yılında yeniden şahlanıyor. Bir asrı geride bırakan bu tarihi geleneği birlikte yaşamak ve yaşatmak için tüm hemşerilerimizi 19-20 Haziran tarihlerinde Fevziye Köyü Er Meydanı’na bekliyoruz" dedi. Tarih boyunca Fevziye’de kürsü yapan pehlivanların Kırkpınar’da da boy gösterdiğini hatırlatan Fevziye Köyü Muhtarı Ahmet Necmi Yüksel, 116 yıldır yağlı güreş geleneğini yaşatan bir köy olarak Türkiye’de önemli bir değere sahip olduklarını belirtti. Yüksel, tarihi güreşlerin yeniden başlamasına öncülük eden ve destek veren Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca ’ya teşekkür etti. Gelenekten geleceğe uzanan bu büyük buluşma 19 Haziran Cuma günü saat 20.00’de konser programı ve Kafkas yöresel halk oyunları gösterisi ile başlayacak. 20 Haziran Cumartesi günü sabah saat 10.00’dan itibaren ise pehlivanlar er meydanına çıkacak.
Adana Adana’da buğday hasadı öncesi biçerdöverlerin bakımı yapılıyor Adana’nın Kozan ilçesinde buğday hasadı öncesi ürün kaybının önüne geçmek için biçerdöverlere bakım yapılıyor. Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişen buğday için hasat dönemi bayramın ardından başlayacak. Hasat öncesi de çiftçiler biçerdöver bakımlarını yaptırıyor. Kozan Sanayi Sitesi’nde bakımı yapılan biçerdöverler için ustalar titizlikle çalışıyor. Bu yıl yüksek rekolte beklenen buğdayda ürün kaybının önüne geçilmesi açısından biçerdöverlere bakım büyük önem taşıyor. "Tarlalarda yürüyen fabrika" Ustalardan Cemil Can Yıldız, makinelerin bakımının titizlikle yapıldığını söyledi. Yıldız, "Tarlalarda yürüyen fabrika" olarak nitelendirdiği biçerdöverlerde rekolte kaybının en aza indirilmesi için bakımın büyük önem taşıdığını ifade etti. Yıldız, "Artık son dönemlere geldik. Çiftçimizin az zayiat vermesi için bakımlar çok önemli. Sezonda herhangi bir arıza olmaması gerekiyor. Bu iş sezonluk olduğu için makinelerin arıza vermeden çalışması hem bizim hem de çiftçimizin yararına. Yangın tüplerinin dolu olması lazım. Özellikle zincir aksamı, kayış aksamı, bilye sistemi, motor yağ bakımları ile kırık ve çatlak kontrollerini yapıyoruz. Aksi takdirde hem çiftçi zarar eder hem biz zarar ederiz" dedi. "Bakım yapılmazsa zarar büyüyor" Bakımlı biçerdöverlerin verimi artırdığını belirten Yıldız, "Bakımlı ve bakımsız biçerdöver arasında dönüm başına yaklaşık 5 kilogram fark oluşabiliyor. Bu da geniş arazilere vurulduğunda büyük kayıp demek. Bu yıl verimlerin yüksek olmasını bekliyoruz. Çiftçinin zayiat yaşamaması için bakım şart. Bazı biçer sahipleri yağlamayı geciktiriyor ya da arızaları önemsemiyor. Bu da büyük zararlara yol açıyor" diye konuştu. "Aşırı ısınma yangın riski oluşturuyor" Biçerdöverlerin sürekli çalışan makineler olduğuna dikkat çeken Yıldız, aşırı ısınmanın yangına neden olabileceğini kaydederek, "Tarlalarda eski döven taşları, çakmak taşlarıyla karşılaşabiliyoruz. Bunlar da yangın riskini artırıyor. Çevre ilçelerden de yoğun talep var. Genel itibarıyla bakımları tamamladık. Bir biçerdöverin ortalama bakım maliyeti 100 ila 150 bin lira arasında değişiyor. Makine ne kadar hor kullanılırsa maliyet o kadar artıyor, ne kadar dikkatli kullanılırsa o kadar düşüyor" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş Okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem’in babası: "Bayram geldi ama bize bayram gelmedi" Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, bayramın kendilerine gelmediğini belirterek, "Bizim en büyük talebimiz, çocuklarımızın isimlerinin yaşatılması" dedi. Kahramanmaraş Valiliği tarafından düzenlenen mevlit programıyla okul saldırısında hayatını kaybedenler anıldı. Program sonrası saldırıda hayatını kaybeden 11 yaşındaki 5’inci sınıf öğrencisi Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, toplumun ailelerin verdiği desteğin kendileri için büyük anlam taşıdığını ifade ederek, "Çocuklarımız bize yük olmadan gitti. Bu toplum onların her şeyini düşündü. Allah bu milletten razı olsun. Biz babamızı kaybettiğimizde bile bu kadar ağır bir acı hissetmedik. Evlat acısı çok başka. Çocuklarımızın ve öğretmenimizin bu toplumun kalbine girdiğini görüyoruz. Milletimizin sahip çıkması bize güç veriyor" dedi. Verilen desteğin devam etmesini istediklerini belirten Güngör, "Bizim en büyük talebimiz, çocuklarımızın isimlerinin yaşatılması. Daha 10-11 yaşında çocuklardı. Hayalleri, gelecekleri vardı. Hepsi yarım kaldı, çalındı. Bir anne ve babanın isteği, evladının adının yaşatılmasıdır. Geride kalan aileler iyi değil. Bayram geldi ama bize bayram gelmedi. Evlerde insanlar saatlerce uyuyor, toparlanmaya çalışıyor ama acı çok büyük. Biz ailelerle sürekli görüşüyoruz. Toplumumuzdan isteğimiz, çocuklarımızın isimlerinin yaşatılması. Milletimizin desteğini gördükçe ayakta kalmaya çalışıyoruz. Evlat kaybetmek kolay değil. Bu süreçte yanımızda olan herkesten Allah razı olsun" diye konuştu.