GÜNDEM - 22 Mayıs 2025 Perşembe 13:57

Evlerini yangında kaybeden aile iki yıldır köy okulunda yaşama tutunmaya çalışıyor

A
A
A
Evlerini yangında kaybeden aile iki yıldır köy okulunda yaşama tutunmaya çalışıyor

Kastamonu’da iki yıl önce çıkan yangında evlerini kaybeden aile, geçici olarak yerleştirildikleri eski köy okulu ve lojmanında yaşama tutunmaya çalışıyor. Aile evlerinin dere yatağında kalması sebebiyle yeni ev yapılmasına izin verilmediğini bekleyerek yetkililerden çözüm bulunmasını istedi.


Olay, 6 Mart 2023 tarihinde Kastamonu’nun Merkez ilçesi Molla köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kadir Hüz isimi vatandaşa ait iki katlı evde elektrik kontağından kaynaklı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, Cevat Aksu ile Suat Bahçeci’nin evlerine de sıçradı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülen yangında, Kadir Hüz, Cevat Aksu ve Suat Bahçeci’ye ait evler ile bir samanlık yanarak kullanılamaz hale geldi.


Yangının ardından kalacak yerleri olmayan Cevat Aksu ile ailesi, Kastamonu İl Özel İdaresi ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce tamirat ve onarımları yaptırılan geçici eski köy okulu ve lojmanına yerleştirildi. Okul lojmanında kalmaya başlayan Aksu ailesine, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ile hayırsever vatandaşların desteğiyle ev eşyası ve kıyafetler alındı. Aksu ailesinin yanan evlerinin yerine yeni ev yapılması için İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerince çalışma başlatıldı. AFAD, Devlet Su İşleri (DSİ) 23. Bölge Müdürlüğüne yeni evin yapımı için görüş sordu. DSİ tarafından arazinin dere yatağında olması ve sel riski taşıması sebebiyle ev yapılmasına izin verilmedi. 2 yıldır okul lojmanında kalan aile, lojmana sığmadıklarını ve bu durumdan dolayı zor durumda olduklarını ifade ederek çözüm bulunması için yardım istedi.



"2 yıldır evimizin yapılmasını bekliyoruz"


Okul lojmanında 6 kişilik ailesiyle birlikte kaldıklarını söyleyen Huriye Aksu, "Evimiz yandı. 2 tane çocuğum var, onlar mağdur, eşim mağdur, eşim yatalak hasta, hiçbir şeyimiz kalmadı. Biraz bir şeyler AFAD’tan yardım ettiler. Evimiz yapılacak diye çok uğraştık ama bir türlü izin alamadık Devlet Su İşlerinden. 2023 yılının Mart ayında evimiz yandı, o zamandan bu zamana evimiz yapılacak diye bekliyoruz. AFAD yapacak, izin alınamayınca geri kaldı. Dere sahası diye bize izin vermediler. Biz o yüzden mağduruyuz, okulda kalıyoruz" dedi.


Evleri yandıktan sonra AFAD rafaından kendilerine yardım edildiğini söyleyen Huriye Aksu, "Çevremizden biraz yardım geldi. Okulu onardılar, boyadılar, bizi de okula yerleştirdiler. Hala burada kalıyoruz. Kalabalık aileyiz, 6 kişi yaşıyoruz. Sığmıyoruz okula, bu çocuklarımız mağdur olmaması için gelecekte, evimizin yapılmasını istiyoruz. O yüzden devlet büyüklerimizden çözüm bulmalarını istiyoruz" diye konuştu.


Yangında evini kaybeden Cevat Aksu da, "Komşumuzun evinde elektrik kontağından dolayı çıkan yangın nedeniyle bizim evimiz de yandı. Yangından sonra eski Kastamonu Valimiz Avni Çakır, o gün için evimizin tekrardan aynı şekilde devlet desteğiyle yapılacağını söyledi. Bize, AFAD kanalıyla bazı yardımlar geldi. Ardından evrak işleri vardı, evrakları yaptırdık. Daha sonra Devlet Su İşlerine onay için gittiğimizde DSİ, dere yatağına 200 metre mesafede ev yapılamaz diye bir rapor verdi. Bu rapor dolayısıyla biz evimizi yaptıramıyoruz. Dedelerimiz de dahil herhangi bir sel şu ana kadar olmamış. Ayrıca çayımızın kenarlarının her iki tarafına da 5’er metrelik istinat duvarı yapıldı. Şu an için bir tehlike taşımıyor. Biz, mağdur olduğumuzdan dolayı devletimizin bize yardım etmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu.



Daha önce yanan evlerinin Karaçomak deresine yaklaşık 150 metre mesafede bulunduğunu belirten Cevat Aksu, "Şu anda biz okula yerleştik. Sağ olsun, devletimiz buraya yerleştirdi. Ama biz şu anda dere yatağındayız ve tehlikeyle koyun koyunayız. Kızım şu anda liseye gidecek. Bu yüzden Kastamonu’da bir ev tuttuk, burada kalacak yer yok. Kira veriyoruz. Zor şartlarda yaşamaya çalışıyoruz. Yangında her şeyimizi kaybettik" ifadelerini kullandı.



"Evleri yandıktan sonra aileyi okula yerleştirdiler"


Aksu ailesinin komşusu Kemal Yanıkoğlu ise, "Bu ailenin evleri yandı, evleri yandıktan sonra bu okulu onarıp aileyi de buraya yerleştirdiler. Aile okulda kalıyor. Şu anda ailenin ev yapmasına izin vermiyorlar. Misal sel geldiği zaman gidecek yine yerleri yok, okul selin altında kalacak. Şu anda da burada ikamet ediyorlar. Buna bir imkan çözüm bulunması lazım diye düşünüyorum" dedi.



Evlerini yangında kaybeden aile iki yıldır köy okulunda yaşama tutunmaya çalışıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da kırsal mahalleler için ’Köy Fırınları Projesi’: 10 fırın inşa edildi Samsun Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde sosyal yaşamı güçlendirmek ve geleneksel kültürü yaşatmak amacıyla Köy Fırınları Projesini hayata geçirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Amacımız, kırsal alanlarımızı desteklerken, geleneklerimizi de gelecek nesillere aktarmaktır" dedi. Kırsal kalkınmaya önem veren ve bu alanda yaptığı çalışmalar, verdiği desteklerle dikkat çeken Samsun Büyükşehir Belediyesi, ’Köy Fırınları Projesi’ ile yüzleri güldürdü. Proje kapsamında Havza ilçesinde 9, Çarşamba ilçesinde 1 olmak üzere toplam 10 köy fırını inşa edildi. Yine proje kapsamında 3 mahallede bulunan mevcut köy fırınlarının bakım ve onarımı gerçekleştirildi. "Kırsal kalkınma hedefi ile çalışmalarımız devam ediyor" Kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve yerel üretimi desteklemek amacıyla başlatılan proje ile ilgili konuşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Kırsal kalkınma hedefi ile çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Bir taraftan üreticilerimizi destekliyor, bir taraftan mahallelerimize dokunuşlarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda mahallelerimize fırınlar kazandırıyoruz. Modern yapıda tasarlanan fırınlar ile insanımıza ekmeğini ya da diğer unlu mamullerini kendi mahallelerinde yapabilme imkanı sunuyoruz. Köy fırınları, mahallelerimizin sosyal dokusunu güçlendiren, kültürümüzü ve dayanışmayı da yaşatan merkezlerdir. Amacımız, kırsal alanlarımızı desteklerken, geleneklerimizi de gelecek nesillere aktarmaktır" diye konuştu.
Denizli Veremde erken tanı, doğru ve düzenli tedavi hayati önem taşıyor Denizli İl Sağlık Müdürlüğü Verem Savaş Dispanseri Tüberküloz İl Koordinatörü Dr. H. Betül Abdüloğlu, 04-10 Ocak Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası dolayısıyla açıklamada bulunarak erken tanı, doğru ve düzenli tedavinin verem (tüberküloz) hastalığında çok önemli olduğunu vurguladı. Verem hastalığının (tüberküloz), başta akciğerler olmak üzere birçok organ ve dokuyu etkileyebilen bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Tüberküloz İl Koordinatörü Dr. H. Betül Abdüloğlu, hastalık hakkında şu bilgileri verdi: "Mycobacterium tuberculosis isimli bakterinin neden olduğu verem hastalığı, genellikle solunum yoluyla alınan damlacıklar aracılığıyla bulaşır. Verem, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde hızla ilerleyerek ölümcül olabilir; ancak erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisiyle tamamen iyileştirilebilir. Hastalığın tedavisinde uzun süreli ve düzenli ilaç kullanımı çok önemlidir. Ayrıca, hastaların düzenli tedavisi ve çevrelerindeki insanlara bulaşmasını önlemek amacıyla koruyucu önlemlere dikkat etmeleri gerekir. Günümüzde, düzenli aşılamalar ve erken teşhis yöntemleri sayesinde hastalığın yayılma riski büyük ölçüde azaltılmıştır. Ancak dünya genelinde tüberküloz, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olması ve görülme sıklığı nedeniyle, küresel mücadele gerektiren önemli halk sağlığı sorunları arasında bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemizde "Verem Eğitimi ve Farkındalık (Propaganda) Haftası" etkinlikleri 1947 yılından itibaren düzenlenmektedir. Her yıl, ocak ayının ilk pazar gününü izleyen hafta boyunca, verem hastalığı ve hastalıkla mücadele hakkında bilgilendirmeler yapılmakta, hastalığa kamuoyunun dikkati çekilmektedir" diye konuştu. Veremin, hasta kişilerin öksürme, hapşırma veya konuşma sırasında havaya saçtığı mikrodamlacıklar yoluyla bulaştığını ifade eden Abdüloğlu, belirtilerden birkaçının iki haftadan uzun sürmesi durumunda, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini söyledi ve şöyle konuştu: "Verem enfeksiyonu, latent tüberküloz (gizli verem), kişinin mycobacterium tuberculosis bakterisiyle enfekte olduğu ancak güçlü bağışıklık sistemi sayesinde hastalığın aktifleşmediği, klinik, laboratuvar ve radyolojik tespitlerin görülmediği durumdur. Verem enfeksiyonu olan kişilerin yaklaşık %10’unda, yaşamlarının bir döneminde hastalık gelişebilir. Aktif verem ise bakterinin vücutta çoğalarak hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı aşamadır. Tedavisi genellikle 6 -9 ay sürer ve birden fazla antibiyotik kullanımını gerektirir. Hastaların tedaviyi yarım bırakmaması, bakterinin direnç kazanmaması için çok önemlidir. Veremin en yaygın belirtileri: iki haftadan uzun süren öksürük, kanlı veya balgamlı öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, gece terlemeleri, yüksek ateş veya hafif seyreden ateş, genel halsizlik ve yorgunluk, ses kısıklığı, lenf bezlerinde şişliktir (akciğer dışı tüberkülozda görülebilir). Özellikle risk grubundaki kişilerde (HIV pozitif hastalar, diyabet hastaları, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler) bu belirtiler daha erken dönemde ciddiye alınmalıdır. Akciğer dışı tüberküloz belirtileri, enfeksiyonun yerleştiği organa göre farklılık gösterir. Bulaşıcıdır ve hastalık belirtileri başlangıçta hafif seyredebilir, ancak tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis ve uygun tedavi hayat kurtarıcı önem taşır. Verem tanı ve tedavisi verem savaş dispanserlerinde ücretsiz olarak yapılmaktadır. Doğrudan Gözetim Tedavisi (DGT) Tele DGT, Video DGT ile hastalığın ve hastaların takibi yapılmaktadır. Tedaviye başladıktan 15-20 gün sonra bulaşıcılık kaybolur. Bu nedenle verem şüphesi olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması ve tedaviye başlaması hayati önem taşır. Türkiye genelinde 2024 yılı verem hastalığı insidansı yüz binde 10,4, Denizli’de ise 2024 yılı insidansı yüzbinde 7,8 olup Verem Savaş Dispanserinde 2024 yılında 87 hasta ve 2025 yılında da 95 yeni tüberküloz hastası saptandı" dedi.
Samsun ’Kolon kanseri taramaları hayat kurtarıyor’ Kolon kanserinin dünyada en sık görülen ve ölümcül seyredebilen kanser türleri arasında yer aldığını belirten Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, "Kolon kanseri genellikle uzun süre belirti vermeden ilerler. Ancak erken evrede tanı konulduğunda tedavi şansı oldukça yüksektir. Bu nedenle tarama programları hayat kurtarıcıdır" dedi. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, kolon kanseri taramalarının erken tanı ve tedavi başarısı açısından hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Kolon kanserinin, dünyada en sık görülen ve ölümcül seyredebilen kanser türleri arasında yer aldığını dile getiren Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, "Kolon kanseri genellikle uzun süre belirti vermeden ilerler. Ancak erken evrede tanı konulduğunda tedavi şansı oldukça yüksektir. Bu nedenle tarama programları hayat kurtarıcıdır" diye konuştu. "Erken tanı tedavide başarı şansını artırıyor" Kolon kanserine yol açabilen poliplerin tarama testleri sayesinde erken dönemde tespit edilebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Ecemiş, "Tarama sırasında tespit edilen poliplerin çıkarılması, kolon kanseri gelişme riskini büyük ölçüde azaltır. Erken tanı hem hastanın yaşam süresini uzatır, hem de yaşam kalitesini artırır" ifadelerini kullandı. "Kolon kanseri tarama yöntemleri" Kolon kanseri taramalarının farklı yöntemlerle yapılabildiğini belirten Uzm. Dr. Ecemiş, en sık kullanılan tarama testlerini şöyle sıraladı: "Gaita Gizli Kan Testi (GGK): Dışkıda gözle görülmeyen kanı tespit ederek polip ve erken evre kanserlerin tespit edilebilmesine yardımcı olur. Fekal İmmünokimyasal Test (FIT): GGK testine benzer ancak daha hassas bir yöntemdir. Kolonoskopi: Kalın bağırsağın tamamını görüntüleme imkânı sunan, poliplerin aynı seansta çıkarılabildiği en güvenilir tarama yöntemidir. Sigmoidoskopi: Kalın bağırsağın alt bölümünü incelemek amacıyla uygulanır. DNA Tabanlı Dışkı Testleri: Dışkıda kolon kanserine işaret edebilecek genetik değişiklikleri tespit edilebilmeye yönelik testlerdir." Kimler tarama yapılmalı Kolon kanseri taramalarının genellikle 45-50 yaşından itibaren önerildiğini belirten Uzm. Dr. Ecemiş, "Aile öyküsünde kolon kanseri bulunanlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar ve genetik yatkınlığı bulunan bireyler taramalara daha erken yaşta başlamalıdır" şeklinde konuştu. "Düzenli tarama hayati önem taşıyor" Uzm. Dr. Ecemiş, kolon kanseri taramalarının belirtiler ortaya çıkmadan önce hastalığın tespit edilebilmesini sağladığına dikkat çekerek, "Yaşa ve risk faktörlerine göre düzenli tarama yaptırmak, kolon kanserine bağlı ölümleri azaltan en etkili yöntemdir. Erken tanı, tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktördür" ifadelerine yer verdi ve taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Denizli Merkezefendi Kent Tiyatrosunun Ocak ayı oyun takvimi yayınlandı Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosunun Ocak ayında sahneleyeceği ilk oyunu "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü Merkezefendi Kültür Merkezi’nde oynanacak. Merkezefendi Belediyesi tarafından Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayındaki oyun takvimi açıklandı. Tiyatro ekibi Ocak ayının ilk oyununu 7 Ocak Çarşamba günü oynayacak. Merkezefendi Kültür Merkezi’nde sergilenecek olan "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da başlayacak. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun, Ocak ayındaki oyun takvimi ise şöyle; Tiyatro ekibi ardından ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 9 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 14 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyunu 15 Ocak Perşembe günü saat 10.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 16 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyunu 18 Ocak Pazar günü saat 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 20 Ocak Salı günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 21 Ocak Çarşamba günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Bir Evlenme Teklifi - Ayı’ oyununu 23 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyununu 28 Ocak Çarşamba günü 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde ve Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 30 Ocak Cuma günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de gerçekleştirilecek. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayı oyun takvimi belediyenin resmi internet sitesi üzerinden paylaşıldı. Vatandaşlar, toplu rezervasyonlu oyunlar için 444 8 662 numaralı çağrı merkezinden, online rezervasyon için sistem 5 gün açık olup, www.merkezefendi.bel.tr adresinden rezervasyon yapabilecek.