EĞİTİM - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:04

Kastamonu Üniversitesi kentin suç istatistiklerini inceledi

A
A
A
Kastamonu Üniversitesi kentin suç istatistiklerini inceledi

Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan Kastamonu Raporları serisinin yayımlanan beşinci çalışmasında "Kastamonu’da Suçun İstatistiki Dağılımı" bilimsel verilerle ortaya koyuldu.


Kastamonu’nun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını çok boyutlu biçimde inceleyen Kastamonu Raporları serisinin beşinci çalışması yayımlandı. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan ve kentin akademik veri birikimine katkı sunmayı amaçlayan serinin yeni raporu, "Kastamonu İlinin Suç Coğrafyası" başlığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Doç. Dr. Evren Atış, Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve Berke Burmabıyık tarafından hazırlanan raporda, Kastamonu’da suç istatistiki dağılımı, suç türleri ve sosyal dinamiklerle bağlantısı, bilimsel verilerle ele alındı.


Raporda, Kastamonu’nun coğrafi özellikleri dikkate alınarak suç göstergeleriyle ilişkili olabilecek demografik ve mekana dayalı etmenler değerlendirildi. Kişiye karşı işlenen suçlar, malvarlığına karşı işlenen suçlar, ekonomik ve finansal suçlar, cinsel suçlar ile uyuşturucu suçları veriler çerçevesinde incelendi. Her suç türü, TR82 Batı Karadeniz İstatistiki Bölgesi ve Türkiye geneliyle karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak Kastamonu’ya ait mevcut durum tespiti yapıldı. Raporda suç verileri sadece sayısal boyutuyla değil, coğrafi yoğunluk, nüfus dağılımı, kentleşme düzeyi ve sosyoekonomik yapı gibi değişkenlerle birlikte değerlendirildi.



Kastamonu’da kişiye karşı işlenen suçlar arttı


Raporda, araştırma dönemini kapsayan 2010-2020 yılları arasında toplamda 580 kişi öldürme suçundan hüküm giyerken, TÜİK verilerine göre en fazla 2014 yılında 80 kişi öldürme suçundan hüküm giydiği ve 2010 yılında da en az 17 kişinin hüküm giydiği belirtildi. İl genelinde kişilere karşı işlenen suçlar kategorisinde 2015, 2016 ve 2020 yılları hariç diğer yıllarda artış görüldüğünün belirtildi raporda, "2010 yılında yüzde 2,9’ken, 2014 yılında yüzde 13,8 ile en yüksek yüzdelik dilimine ulaşmıştır. Bazı yıllarda bu oran düşmüş olsa da 2010 ve 2020 yılı karşılaştırıldığında, 2010 yılında yüzde 2,9 iken 2020 yılında öldürme suçunun yüzde 8,3’lük bir orana ulaşmış olması, araştırma sahasında kişilere karşı suçlardan olan öldürme suçunun genel seyrinde bir artış olduğunu göstermektedir" denildi.


Yaralama suçundan hüküm giyenlerin toplam sayısının bin 459 olarak belirtildiği raporda, "En fazla suçlu kaydı 233 hükümlü ile 2019 yılında gerçekleşirken, en az suç kaydı ise 33 hükümlü ile 2010 yılında olmuştur. Yıllara göre dağılım incelendiğinde, 2010 ile 2013 yılları arasında belirgin bir artış yaşanırken, 2014-2016 döneminde ise kademeli bir gerileme eğiliminin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen 2017’den itibaren oranlarda yeniden yükseliş eğilimi gözlenmiş, 2019’da ise bu oran zirve yapsa da 2020 yılında sınırlı bir düşüş göstermiştir. Yaralama suçunun yıllara göre oranları 2010’da yüzde 2,3’ken 2019’da yüzde 16 ile tepe değere ulaşmış, 2020’de ise yüzde 15,1’e gerilemesine rağmen başlangıç değerine kıyasla belirgin bir artışın gerçekleştiği görülmektedir" ifadelerine yer verildi.


Uyuşturucuyla ilişkin işlenen suçlardan hüküm giyenlerin sayısının 467 kişi olduğunun belirtildiği raporda, "Bunların 331’i uyuşturucunun ticaretinden ve imalinden hüküm giyerken, 136’sı ise kullanma, bulundurma ya da satın alma kapsamında hüküm giymiştir. Dolayısıyla uyuşturucu suçlarının yaklaşık yüzde 71’i arz yönlü iken yüzde 29’luk bir kısmı ise talep yönlü niteliktedir. Bu yapı, Kastamonu’da uyuşturucu suçlarının yalnızca kullanıcı düzeyinde değil, aynı zamanda ticari kapsamda da önemli bir sorun teşkil ettiğinin göstergesidir. Kastamonu’da inceleme dönemini kapsayan 2010-2020 yıllarında uyuşturucunun temini ve ticaretinin yapıldığı düzey incelendiğinde, 2010’dan 2012’ye kadar hükümlü sayısının düşük bir eğilimde olduğu gözlenirken, özellikle 2013 yılından sonra bu sayının belirgin bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir. 2019 yılında 70 hükümlü ile zirveye ulaşan değer, 2020 yılında 21’e gerilemiştir" denildi.


Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Raporları serisinin şehrin farklı alanlardaki durumunu bilimsel verilerle ortaya koyarak önemli bir işlev üstlendiğini belirterek, "Üniversiteler yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle değil, bulundukları şehre ilişkin bilgi üretimiyle de sosyal katkı sunmaktadır. Kastamonu Raporları serisi bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Suçun coğrafi dağılımı gibi çok boyutlu bir konunun bilimsel yöntemlerle ele alınması hem karar alıcılar hem de araştırmacılar açısından kıymetli bir kaynak oluşturmaktadır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Prof. Dr. Fulya Tahan: "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde, "5 Mayıs Dünya Astım Günü" dolayısıyla hasta ve hasta yakınlarını bilinçlendirmek amacıyla öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınlarının katıldığı etkinlik düzenlendi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, Dünya Astım Gününün bu yılki temasının "Astım hastası olan herkes için iltihap önleyici inhalerlere erişim - hâlâ acil bir ihtiyaç" şeklinde belirlendiğini, astım tedavisi ve inhaler ilaç kullanım teknikleri ile ilgili güncel bilgilerin paylaşılmasının amaçlandığına değindi. Prof. Dr. Fulya Tahan ve ekibi tarafından astım hastalığı ile ilgili hasta ve hasta yakınlarının bilgilendirilmesi ile eğitim broşürlerinin dağıtılması ve öğretim üyesinin farklı coğrafyalarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan kişisel fotoğraf sergisinin gezilmesi ile programa devam edildi. Çocuklarda görülen müzmin hastalıkların en başında astımın yer aldığını ve sıklığının giderek artığına değinen Prof. Dr. Fulya Tahan, "Astım, kalıtsal ve çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Anne babada astım ya da diğer allerjik hastalıklardan birinin olması çocuklarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Çevresel faktörler olarak da özellikle sigara dumanı, hava kirliliği, allerjen teması ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır" dedi. "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir" Prof. Dr. Fulya Tahan, "Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir. Astımlı çocukların hava yollarında aşırı bir hassasiyet vardır. Bu hassasiyetten dolayı allerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği gibi uyaranlarla öksürük, nefes darlığı ve hışıltı gibi astım keşifleri ortaya çıkar. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha da belirginleşen ve uykudan uyandırabilen bir öksürüktür" şeklinde konuştu. "Astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir" Prof. Dr. Tahan, "Astım tedavisinin amacı hastanın yakınmalarının kontrol altına alınması ve yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirmesinin sağlanmasıdır. Hastanın, verilen tedavileri doğru dozda ve doğru teknikle uygulaması; tetikleyicilerden uzak durması ile astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir" Tahan, "İnhaler yolla verilen tedaviler, hava yollarına doğrudan ulaşmaktadır. Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir. Doğru uygulanmadığında, ilaç, akciğerlere yeterli miktarda ulaşamayacağı için tedavi de etkili olamayacaktır. Bu nedenle hastaların bu ilaçları nasıl kullanacaklarını bilmeleri çok önemlidir" şeklinde konuştu.
Hatay Girişimde Kadın Gücü Projesi’nin Hatay etkinliği yapıldı Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yürütücülüğünde, Türkiye İş Bankası desteğiyle beş yıldır sürdürülen Girişimde Kadın Gücü Projesi kapsamında Hatay’da ‘İlham Buluşması’ düzenlendi. Girişimci kadınların değişen ve dijitalleşen dünyada iş geliştirme süreçlerine daha hızlı ayak uydurmalarına destek olmak amacıyla Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yürütücülüğünde, Türkiye İş Bankası desteği ile 2021 yılında başlatılan Girişimde Kadın Gücü Projesi kapsamında Hatay’da ‘İlham Buluşması’ düzenlendi. Etkinliğe Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin ile DASİFED Başkanı Gülay Gül’ün yanı sıra iş dünyası ve sivil toplum liderleri katılım gösterdi. "Kadınları daha görünür ve etkin kılmalıyız" Deprem felaketinin yaralarını sarmaya devam eden Hatay’daki iş gücü piyasasını değerlendiren TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez "Şehrin kapasite kullanım oranları ülke ortalamasına yaklaşmış olsa da fiziksel altyapı, kalıcı üretim istihdamı ve talep tarafındaki kırılganlıklar sürüyor. Öte yandan kadın-erkek arasındaki gelir, eğitim ve benzeri fırsat eşitsizlikleri depremin etkisiyle belirgin biçimde derinleşmiş durumda. Her şeye rağmen burada kalan, kendisi ve kenti için fayda üretmeye hazır kadınları daha görünür ve etkin kılmalıyız. Biz de Girişimde Kadın Gücü Projesi ile üretme, ilerleme, bu ülkeye katkı sunma ve kendi kaderini kendi tayin etme kararlılığına sahip olan kadınlara yeni bir başlangıcın kapısını açıyoruz" dedi. "Piyasa iştahını canlandıracak bir hareket alanı açılmalı" Son yirmi yılda inşa edilen serbest ticaret sistemi ve küresel tedarik zincirlerinin art arda gelen şoklarla sarsıldığını söyleyen Sönmez, "Ülkemizde ise yakın coğrafyamızdaki istikrarsızlık, sanayicimizi enerji, lojistik ve sipariş belirsizliği kanallarından vuruyor. Buna bir de ABD’nin gümrük tarifeleriyle yükselen korumacılık dalgasını eklemeliyiz. Bu iç ve dış baskılara rağmen büyük bir dirençle faaliyetlerini sürdüren KOBİ’lerimize finansmana erişim başta olmak üzere, piyasa iştahını canlandıracak bir hareket alanı açmak aciliyet arz ediyor" diye konuştu. Sönmez sözlerine şöyle devam etti: "Öte yandan Cumhurbaşkanımız tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan paket bizler için bir ışık oldu. Kurumlar vergisi düzenlemeleri, transit ticaret teşvikleri, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini ülkemize çekmeye yönelik vergi avantajları ve teknoloji girişimciliğini destekleyen yaklaşımın, iş dünyamızda pozitif yönlü bir hareketlilik oluşturacağına inanıyoruz. Bu adımların kalıcı ve kapsayıcı büyümeye dönüşmesi için ise mali disiplin, yapısal reformlar ve güven ortamının iyileştirilmesi konularının çözüme kavuşturulması gerekiyor." "Sahada rahatlatıcı etkisi hissedilecek mekanizmaların devreye alınması kritik önem taşıyor" Refahı artırmak, sanayide dönüşümü hızlandırmak ve ihracatta rekabet gücü için öncelikle enflasyonda kalıcı iyileşme sağlanması gerektiğini ifade eden TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, "Kısa vadede, enflasyonla mücadeleden taviz vermeden, reel kesimin finansman ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yanıt verecek, sahada rahatlatıcı etkisi hissedilecek mekanizmaların devreye alınması kritik önem taşıyor. Orta ve uzun vadede ise katma değerli üretimi ve ihracatı artıran, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıran, verimliliği merkeze alan kapsamlı bir sanayi stratejisinin ortak akılla geliştirilmesi belirleyici olacaktır" açıklamasında bulundu. Diren, deprem bölgesinin durumu ve kadınların eşit koşullarda hayata katılımıyla ilgili olarak ise şunları söyledi: "6 Şubat depremlerinde yitirdiğimiz canları rahmetle anıyorum. Böylesine büyük bir yıkımın ardından bölgenin yeniden cazibe merkezi haline gelmesi; teşviklerin yanı sıra ve daha da ötesinde, güçlü altyapı ve nitelikli insan kaynağını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Öte yandan toplumsal ve ekonomik kalkınmanın, kadınların hayatın her alanına eşit hak ve fırsatlarla katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği için farklı alanlarda eş zamanlı ilerlemeyi kritik görüyoruz; eğitim ve istihdamda fırsat eşitliği, bakım ekonomisinin güçlendirilmesi, karar alma mekanizmalarında eşit temsil ve şiddete karşı sıfır tolerans. Kadınların yönetimde, karar mekanizmalarında eşit temsilini ve kadın girişimciliğini, daha fazla kadına ilham veren ve onları ekonomik hayata dahil eden temel kaldıraçlar olarak görüyoruz." "Katılımcı ve ortak akla dayalı bir anlayışla fırsatları yakalayabiliriz" Anadolu Grubu Onursal Başkanı Tuncay Özilhan, "İçinden geçtiğimiz bu çoklu krizler çağında jeopolitik gelişmelerin, tedarik zincirlerindeki kırılmaların ve güven erozyonunun ekonomiler üzerinde oluşturduğu baskı artarken, Türkiye’nin mevcut risklere rağmen çok önemli fırsatlara sahip olduğuna inanıyorum. Bu fırsatları yakalamamız ancak katılımcı ve ortak akla dayalı bir anlayışla mümkün olacak. Bu çerçevede, şimdiye kadar yararlanamadığımız kadın iş gücünü devreye sokmamız gerekiyor. Kadın güçlenirse toplum güçlenir, gençler eğitimle desteklenirse geleceğe güven artar, iş dünyası sorumluluk aldıkça umut çoğalır. Hepimize düşen görev, bu anlayışı sözde bırakmamak, kararlarımızda, yatırımlarımızda ve kurum kültürümüzde hayata geçirmektir" dedi. "Kamu, iş dünyası ve STK’lar kadın dayanışmasını desteklemeli" TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & İş Dünyasında Kadın Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, "Kadınların toplumdaki yeri ve statüsü olması gerekenin ve özlenenin çok gerisinde. ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda’ olan gençler içerisinde kadınların oranına baktığımızda, OECD sıralamasına göre %31’i aşan bir oranla maalesef ilk sıradayız. Bu da sistemin kadınları dışarıda bıraktığının bir göstergesi. Bölgesel olarak eşitsizlikler daha da derinleşiyor. Ancak bölgedeki kadim dayanışma kültürü, kadınların omuzlarında can bulmayı sürdürüyor. Deprem sonrasında kadınların ekonomik hayata katılımını sağlamak ve iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla çok sayıda kadın kooperatifi aktif hale geldi. Kamuya, iş dünyasına ve STK’lara da somut politika önerileri ve özel teşviklerle bu dayanışmayı desteklemek düşüyor. Girişimde Kadın Gücü’nün de bu doğrultuda tetikleyici olacağını umuyoruz" açıklamasında bulundu. Özel oturumda ‘dayanıklılık’ vurgusu Açılışın ardından Index Grup Kurucu CEO’su Erol Bilecik’in moderatörlüğünde, ‘Dayanıklı Ekonominin Anahtarı: Kapsayıcılık ve Dönüşen Tedarik Zincirleri’ başlıklı özel oturum yapıldı. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran ve Sütaş Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Veral’in katılımıyla düzenlenen oturumda krizlere karşı dayanıklı yapı kurmak, girişimci kadınların karşılaştığı zorluklar, büyük şirketlerin ve finans sektörünün bu süreçteki rolü gibi konular ele alındı. "Kadınlar çadır ortamında bile üretme, markalaşma gayreti gösterdi" Aran, oturumda yaptığı konuşmada 6 Şubat deprem felaketlerinin ardından çok sık geldiği Hatay’da kadın üretim kooperatiflerinin hangi şartlar altında ayağa kalkmaya çalıştığına yakından tanık olduğunu ifade ederek, "Konteynerlerin bile lüks olduğu deprem sonrası ilk dönemlerde çadır ortamında yaşamlarını sürdüren kadınların üretme gayreti, markalaşma çabası ve bunların oluşturduğu ekonomik değer kalkınma açısından takdire değerdi. Beni çok etkileyen bu hikayelerin hepsi deprem sonrasında kadının iyileştirme gücünü, azmini ve çabasını göstermesi bakımından çok önemli, kıymetli" dedi. TÜRKONFED ile yürüttükleri Girişimde Kadın Gücü projesi ile şimdiye kadar 12 binin üzerinde kadına ulaştıklarını belirten Aran, 2023’te yayımladıkları Kadının Güçlenmesi Bildirgesi ile taahhüt ettikleri girişimci kadınlara 5 yıl içinde 100 milyar TL finansman sağlanması hedefine 2025 yılının ilk çeyreğinde ulaştıklarını söyledi. Aran, taahhütlerini 2028 sonuna kadar 250 milyar TL’ye çıkardıklarını, bu kaynakla kadınlara özellikle finansmana erişim noktasında yaşadıkları zorluklar konusunda destek olmaya devam edeceklerini söyledi. Etkinlikte; Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz da bankanın kadın girişimcilere sağladığı destekler hakkında bilgi verdi. İlham Buluşması paneli yapıldı Etkinliğin ana panelinin moderatörlüğünü ise TEK Bilişim Kurucu CEO’su ve KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu üstlendi. Erdem Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve SEDEFED Başkanı Emine Erdem, Türkiye İş Bankası KOBİ ve İşletme Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Özge Küllah Kurtuluş, HATAY KAGİD Yönetim Kurulu Başkanı ve KEBO Kurucu Ortak Çiğdem Kıral ile Delta Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı ve İSİFED Başkanı Ayşe Nur Selçuki’nin konuşmacı olduğu panelde kapsayıcılık, dayanıklılık ve tedarik zincirleri odağında, girişimci kadınların bu sürecin neresinde konumlandığı değerlendirildi. Mesleki eğitime anlamlı destek Etkinliğin ardından TÜRKONFED Heyeti, Türkiye İş Bankası yetkilileri, iş insanları ve STK temsilcileri, Hatay Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yerleşkesi içinde açılan ve Erol Bilecik’in merhum anne ve babasının adını taşıyan Semiha & Abbuş Bilecik Atölyeler Binası’nın açılışına katıldı. Beş yılda 12 bin girişimci kadına ulaşıldı Girişimde Kadın Gücü Projesi; Türkiye’nin farklı bölgelerindeki girişimci kadınların dijitalleşmeye uyum sağlamalarını desteklemeyi, girişimcilik ekosisteminde kadınların görünürlüğünü artırmayı, iş birliği ağlarını güçlendirmeyi ve iş dünyasında daha etkin bir konumda yer almalarını sağlamayı hedefliyor. 2021 yılından bu yana 12 binden fazla kadının eğitim aldığı proje kapsamında ayrıca 149 girişimci kadına mentörlük, 40 girişimci kadına toplam 3 milyon TL tutarında sıfır faizli kredi desteği, 26 girişimci kadına iş geliştirme desteği verildi. 3 girişimci kadının Silikon Vadisi’ndeki ekosistemle buluşturulduğu projede, podcast serileri, ilham buluşmaları ve üretici kadınlara özel satın alma günleri de gerçekleştirildi. Sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir ekosistem oluşturulacak Projenin 2026-2027 yıllarını kapsayan iki yıllık yeni döneminde; çevrim içi ve yüz yüze eğitimler, saha etkinlikleri ve dijital platformlar aracılığıyla toplam 7 bin 500 girişimci ve girişimci adayı kadına daha erişim sağlanacak. 120 girişimci kadına, her yıl 6 ay süreyle mentörlük desteği verilecek. Bu programa katılan girişimciler arasından jüri tarafından başarılı bulunan 60 girişimci kadına iş geliştirme ödülü verilecek. Yeni dönemde ayrıca dijital içerikler, mezunlar ağı ve uçtan uca destek mekanizmalarıyla girişimci kadınların sürdürülebilir büyümesini destekleyen güçlü bir ekosistem oluşturulması amaçlanıyor.
Bursa Hıdırellez coşkusu Bursalıları buluşturdu Kültürpark’ta düzenlenen Hıdırellez Şenliği, halk dansları gösterileri, atölye çalışmaları ve çocuklar için düzenlenen birbirinden renkli etkinliklerle dolu dolu kutlandı. Şenliğe katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileriyle birlikte alanı dolaşarak vatandaşlarla sohbet etti. Kadın kooperatiflerinin ürünlerinin sergilendiği alanı gezip tek tek stantlara uğrayan Başkan Vekili Biba, üreten kadınlara hayırlı işler diledi. Ardından şenlikte sahne alan Suzan Kardeş ile bir araya gelen Başkan Vekili Şahin Biba, etkinliğe katılımından dolayı teşekkür ederek çiçek ve hediye takdim etti. "Bursa, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla yaşayan bir hafızadır" Konser öncesinde Başkan Vekili Şahin Biba adına programa katılarak vatandaşlara hitap eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Osman Şahin, Hıdırellez’in coğrafyanın en köklü miraslarından biri olduğunu söyledi. Hıdırellez’in, Hazreti Hızır ile Hazreti İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuğu özel bir zaman olduğuna inanıldığını belirten Şahin, "Hıdırellez, toprağın uyanışıyla birlikte insanın da kendini yenilediği, kırgınlıkların yerini muhabbetin aldığı, umudun yeniden filiz verdiği bir dönemdir. Ne mutlu bizlere ki, bugün bizler de şehrimizde hep birlikte baharı, Hıdırellez’i yaşıyoruz. Bursa, geçmişten bugüne taşıdığı değerlerle büyüyen ve gelişen bir şehirdir. Bursa, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla yaşayan bir hafızadır. Bizler de bu hafızayı koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıyan bir anlayışla çalışıyor, Hıdırellez geleneğimizi yaşatıyoruz" dedi. "Hıdırellez hepimize kutlu olsun" Hıdırellez’in hatırlattıklarına değinen Başkan Vekili Osman Şahin, "Doğa nasıl yeniden can buluyorsa, insan da umutla yeniden başlar. Paylaştıkça çoğalan, bir arada oldukça güçlenen bir hayat mümkündür. Dileğimiz, şehrimizin ve ülkemizin her köşesinde bereketin, huzurun ve mutluluğun artmasıdır. Yarınlara daha güçlü yürümektir. Bu anlamlı buluşmaya emek veren herkese teşekkür ediyorum. Hıdırellez hepimize kutlu olsun" diye konuştu. Konuşmaların ardından sahne alan Suzan Kardeş, sevilen şarkıları ve enerjisiyle şenliğe damga vurdu. Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin kontrolünde yakılan Hıdırellez Ateşi’nin üzerinden atlayan vatandaşlar, Hıdırellez’in bereketini ve umudunu hep birlikte paylaştı.
Balıkesir Balıkesir’de 2025 yılında 5 bin 713 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldi Balıkesir’de 2025 yılında 5 bin 713 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldi. Türkiye karayolu ağında 2025 yılında toplam 1 milyon 549 bin 574 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 261 bin 253 adedi sadece maddi hasarlı, 288 bin 321 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazası olduğunu açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri’ni açıkladı. Balıkesir’de 2025 yılında 5 bin 713 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldi Türkiye karayolu ağında 2025 yılında toplam 1 milyon 549 bin 574 adet trafik kazası meydana geldi. Bu kazaların 1 milyon 261 bin 253 adedi sadece maddi hasarlı, 288 bin 321 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazasıdır. Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 86,5’i yerleşim yeri içinde yüzde 13,5’i ise yerleşim yeri dışında gerçekleştiği açıklandı. Trafik kazalarında 2025 yılında 6 bin 35 kişi hayatını kaybederken 403 bin 937 kişi yaralandı Türkiye’de 2025 yılında meydana gelen 288 bin 321 adet ölümlü yaralanmalı trafik kazası sonucunda 2 bin 541 kişi kaza yerinde, 3 bin 494 kişi ise yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayatını kaybetti. Karayolu trafik kazalarında 2025 yılında günde ortalama 789,9 ölümlü yaralanmalı kaza, 16,5 ölüm ve 1106,7 yaralanma meydana geldiği açıklandı.