ÇEVRE - 15 Ağustos 2025 Cuma 17:09

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı:

A
A
A
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı:

Kastamonu’da yapılan Obrucak Barajı’nım açılış töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Yılbaşından itibaren yaklaşık 5 binden fazla yangına müdahale ettik" dedi.


Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde inşa edilen 30 milyon metreküp kapasiteli Obrucak Barajı’nın açılış törenine katıldı. Bölgedeki sulama ihtiyacını giderecek olqn barajın açılış töreninde Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci, Halil Uluay, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, protokol üyeleri siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar hazır bulundu.


Törende konuşan Vali Meftun Dallı, suyun öneminin en belirgin şekilde ortaya çıktığı bu günlerde, Obrucak Barajı’nın yapımında emeği geçenlere teşekkür etmek istediğini ifade etti. AK Parti Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci, Halil Uluay da yapılan barajın bölgedeki tarımsal sulama için büyük öneme sahip olduğunu dile getirdi.



"Yılbaşından itibaren yaklaşık 5 binden fazla yangına müdahale ettik"


Törende konuşan Bakan Yumaklı, orman yangınları ve iklim değişikliğinin etkilerine değinerek, "Hepimizin malumu tarım sektörü, özellikle gıda arz güvenliği bağlamında artık bütün ülkeler için bir milli güvenlik meselesi. Ama sadece bu konunun, bu bağlamda irdelenmesi değil, aynı zamanda küresel ısınmanın, iklim değişikliğinin gıda arz güvenliğini ne kadar zorladığını, ne kadar farklı sınamalarla yüz yüze, karşı karşıya bıraktığı da bir gerçek. Bunun en önemli yansıması kamuoyunun da çok yakından takip ettiği üzere orman yangınları. 1 Haziran’dan bu yana orman yangınlarıyla çok ciddi bir mücadele içerisindeyiz. Yılbaşından itibaren yaklaşık 5 binden fazla yangına müdahale ettik. Havanın sıcak olması, nemin düşük olması, rüzgarın çok şiddetli olması, orman yangınlarının ya da orman yangınlarına sebep olacak herhangi bir yangının orman dışı da olsa başlangıcına sebep olması, buna ortam hazırlaması açısından son derece kritik. Bunu her seferinde farklı ortamlarda, farklı platformlarda ifade ediyoruz. Dikkatsizce sebep olunabilecek bir kıvılcım, koskocaman bir ekosistemi binlerce dönümü ve orada yaşayan bütün canlıları yok etmek için maalesef yeterli bir gerekçe oluşturabiliyor. Orman kahramanları kardeşlerim var. Onlara destek olan sivil toplum kuruluşları var. Farklı kurum ve kuruluşlar var. O bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız var. Onlara buradan sizlerin huzurunda tekraren teşekkür etmek istiyorum. Bu arada şehitlerimiz oldu. Onları da rahmetle ve minnetle anıyorum. Yeşil vatanın savunması için kendilerini fedae ettiler. Bizlerin onların bıraktığı, onların bize emanet ettiği yeşil vatanı aynı şekilde savunmak gibi bir yükümlülüğümüz var. İnşallah var gücümüzle de savunmaya devam edeceğiz" dedi.


"Küresel ısınmanın, iklim değişikliğinin getirdiği bir başka kritik konu da su" ifadelerine yer veren Yumaklı, "Bu nedenledir ki su ve sulama yatırımlarına çok büyük önem veriyoruz. Türkiye gibi devlet aklının bu manada çalıştığı ve mutlaka çok kritik zamanların gelmesine dönük yatırımların hayati olduğunun fark edildiği ve bunların planlandığı bir dönemde, suyun her damlasına ihtiyacımız olan bugünlerin o yatırımlar sayesinde bize bir nebze sağladığı rahatlık var elbette. Ancak onlarca farklı disiplinden arkadaşımızla başta Devlet Su İşleri olmak üzere tarımsal üretimimizi, ormanlarımızı ve suyumuzu yönetiyoruz. Türkiye’nin Akdeniz havzasında olan bir ülke olmasıyla küresel iklim değişikliğinden çok daha fazla etkileneceğinin bir kez daha altını çizmek istiyorum. Artan kuraklıkların, yangınların, taşkınların, afetlerin ve ekosistem kayıplarının son derece yıkıcı bir iklim kriziyle bütün dünyayı ve özelinde de bizim ülkemizi karşı karşıya bırakması potansiyelinin yüksek olduğunun hepimizin farkında olmamız gerekir. Tabii artan nüfus, sanayileşme, kentleşme, bu tür beşeri konularda zaten zorlu geçecek, bundan sonraki dönemi daha da zorlaştırma potansiyeline sahip. İklim değişikliğinin su kaynaklarımıza olan etkisini bizler Tarım Orman Bakanlığı olarak 100 yıllık projeksiyonlarla ortaya koyuyoruz. Havzalarımızdaki su varlığımızı buna göre yönetiyoruz. Ancak ifade etmem gerekir ki bu 100 yıllık projeksiyonlarda eğer her damlasına gözümüz gibi bakıp tasarruflu, verimli gerçekleştirmezsek, büyük bir problemle karşı karşıya kalmamız aşikar. Dolayısıyla bizim su kaynaklarımızı verimli ve tasarruflu kullanmaktan başka hiçbir çıkar yolumuz yok. Dolayısıyla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, tarım arazilerinden en yüksek verimi alabilmek için tarla içi sistemler de dahil olmak üzere bunları gerçekleştirmek, toplulaştırma çalışmaları, bugün burada açılışını yaptığımız ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğimiz depolama tesisleri, bunlara bağlı olan hem içme suları hem de sulama sistemleri bundan sonraki dönemde zamanla yarışacağımız konular. Bunları da ifade etmek istiyorum" diye konuştu.



"11 bin su ve sulama tesisi aziz milletimizin hizmetine sunuldu"


Kastamonu ve Türkiye’de sulama ile ilgili yapılan yatırımlarla ilgili bilgi veren Bakan Yumaklı, "Cumhurbaşkanımıza bizi cesaretlendirmesi, bizlere desteği sebebiyle şükranlarımı arz ediyorum. 3.4 trilyonluk yatırım, 11 bin su ve sulama tesisi aziz milletimizin hizmetine sunuldu. Tabii içme suyu tesisleri, taşkın koruma yapıları, atık su arıtma tesisleri, yeraltı barajları bütün bunların hepsi bir bütün halinde suyumuza sahip çıkmak, dolayısıyla da vatanımıza sahip çıkmak adına bizim görevimiz, mükellefiyetlerimiz. Tabii su ve sulama yatırımlarından Kastamonu’nun ne kadar pay aldığına dair de birkaç rakamı burada tekrar etmek istiyorum. 9 baraj, 8 gölet, 4 yeraltı depolamasını tamamladık ve Kastamonu’da 151 milyon metreküplük su depolama hacmine ulaştık. Yıllık ortalama enerji üretim potansiyeli 325 milyon kWh olan 12 hidroelektrik santrali inşa ettik. 207 bin dekarlık bir araziyi sulayacak 10 sulama tesisini tamamladık. Böylece bunların Kastamonu ekonomisine olan katkısı yaklaşık 2.6 milyar lira. 92 taşkın kontrol tesisini hizmete sunduk. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Burada çok kıymetli belediye başkanlarımız var. Taşkın hadiselerinden en fazla etkilenen başkanlarımız, vatandaşlarımız var. Kastamonu bu manada taşkın tesisleri açısından son derece önemli bir şehir. Eğer bunları tamamlamamış olsaydık emin olun o iklim değişikliğinin lokal yakış, yağışlara dönmesi ve daha sonra da çok hızlı bir şekilde tarım alanları, şehirlerimiz, köylerimizi sular altında bırakması işten bile değildi. Eğer biz son 2 senede herhangi bir taşkın hadisesini Kastamonu’da konuşmuyorsak, işte benim bu bahsetmiş olduğum hizmete alınan taşkın tesisleri sebebiyledir. 137 tesis toplamda ve 37 milyarlık bir yatırımdan bahsediyoruz. Bugün bu hizmet halkasına çok önemli bir yatırımı açarak devam ediyoruz. Açılışını yapacağımız bu barajın, arkadaşlar söyledi tekrar edelim, 30 milyon metreküplük bir depolama hacmi var. Hem Kastamonu’nun tarımına bereket katacak hem de bölgenin kalkınmasına katkı sağlayacak. Barajın gövdesindeki dolgu malzemesinin 1 milyon metreküp olduğunu söyledi arkadaşlar. Sulama tesisinin yanında ayrıca enerji de üretecek bu baraj. Toplam maliyeti 1.2 milyar lira. Bu baraj depoladığı su ile 140 bin 860 dekarlık bir araziyi sulayacak" şeklinde konuştu.


Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Kastamonu’ya yönelik yatırımların devam edeceğini ifade etti.


Konuşmaların ardından dualarla barajın açılışı yapıldı.



Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya BBP Genel Başkanı Destici: "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da yargılanmalıdır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ı sert sözlerle eleştirerek, "İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için yargılanmalıdır. Yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin düzenlediği iftar programına katıldı. Erenler ilçesinde bulunan bir düğün salonunda yapılan iftar sonrasında açıklamalarda bulunan Destici, İsrail-İran arasındaki savaş hakkında açıklamalarda bulundu. Destici, "İran nefsi müdafaa yaparak kendisini ve ülkesini, milletini savunmaktadır. Biz Amerikan saldırganlığını da İsrail saldırganlığını da kınıyor ve lanetliyoruz. Bombalarla tam 168 kız çocuğunu parça parça ederek öldürdüler. 8 tane Amerika’da ya da İsrail’de olsaydı acaba İslam dünyasına karşı, Türkiye’ye karşı nasıl bir tavır içinde olurlardı. İşledikleri açık bir savaş suçudur ve mutlaka Trump da Netanyahu da hem Gazze’ki soykırım için hem de bu saldırılar için mutlaka yargılanmalıdır. Bunlar yargılanmaz ve ceza almazsa bundan sonra dünyanın huzurunu, barışını Birleşmiş Milletlerde koruyamaz. Onun için Birleşmiş Milletlerde korkup sinmeyecek, genel sekreter cesaretli değilse bırakacak, dünya barışını savunacak, kim haksızlık yapıyorsa onun karşısında duracak ama bugün maalesef böyle şeyler yok" dedi. "Bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz" Destici, "Biz kardeş İran halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ama uyarılarımız da var. Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesinde 4 dron saldırısı gerçekleştirilmiştir ve haklı olarak Azerbaycan buna tepki göstermiştir. İran, şayet bu dronları kendisi atmadıysa bunu ispatını yapmalıdır. Azerbaycan’da düşen dronların menşeini açıklamalıdır. Biz elbette Azerbaycan’ın yanındayız, tarafımız net ama İran’da bir Müslüman ülkedir, oradakiler de kardeşlerimizdir. Türkiye şu ana kadar sağ duyu sahibi olarak ABD ve İsrail saldırılarını kınamıştır ama ortamı germekten uzak durmuştur ve meselenin barışçıl yollardan anlaşmayla ateşkes edilerek sağlanması için büyük bir gayret göstermektedir. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız, her gün onlarca devlet adamlarıyla görüşmektedir. Türkiye’nin gayesi bölgenin istikrarıdır ve Türkiye bölgede savaş istememektedir. Biz esasen bölgede ABD’yi de İsrail’i de istemiyoruz. İsrail gitmeden de bu bölgenin huzura ermesi mümkün değildir" diye konuştu.
Kayseri MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kocasinan İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Özdemir, "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çiziyoruz" dedi. Kentte bulunan bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı. İftarın açılmasının ardından bir konuşma yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Amerika Birleşik Devletleri’nin yine İsrail ile beraber sınır komşumuz olan İran’a yönelik kabul edilemez ve hukuk dışı eylemleri münasebetiyle bugün sadece Ortadoğu dünyası, Ortadoğu bölgesi değil bütün İslam dünyası, bütün İslam alemi ne yazık ki buruk bir Ramazan’ı daha geçirmek durumunda kalıyor. Bu eylemlerin böyle devam devam ederse, Ortadoğu’yu sadece bölgesel anlamda kalmayıp, bütün dünyayı birbirine tetikleyen diğer eylemler ve gelişmeler sebebiyle yeni bir savaş dalgasının içerisine almasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmek isteriz. Buna ne derseniz deyin, isterseniz ‘küresel bir savaş’ deyin, isterseniz 3. Dünya Savaşı’ deyin, fakat ne yazık ki insanlık bu şer odaklarının eliyle gerçekleşen hukuk dışı ve hukuk tanımaz eylemler münasebetiyle böylesi bir iklime sürüklenmeye başlamıştır. Hatta savaş şartları artık hasıl olmaya koyulmuştur. Bakınız bugün sadece Ortadoğu’da 8 ülke arasında askeri çatışmalar vuku bulmuştur. Kuzeyimizdeki Ukrayna’yı hemen Asya’da Pakistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan’ı da dahil ettiğimizde ve diğer iç gerginlikleri de hesaba kattığımızda bütün dünya ne yazık ki bu savaş ikliminin içerisine girmiştir. Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ve savaş sayısının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, hamdolsun Milliyetçi Hareket Partisi’nin kutlu liderimiz Devlet Bahçeli’nin izinde biz Türkiye’nin bu ateş deryasının bünyemize sıçramasından uzak tutulduk. Aynı zamanda uzak kalmakla beraber de kendi gücümüzü geçmişe göre aradan geçen yıllar boyunca da giderek, pekiştirerek daha da yüksek bir noktaya taşımış olduk. Şimdi yeni bir dönemin daha içerisindeyiz. Hazırlığını yaptığımız ne varsa bu dönem milletimizi huzur içerisinde, güvenlik içerisinde, barış iklimi içerisinde ve esenlik içerisinde tutabilmektir" dedi. "Bir ülke ne kadar ayrışırsa, o ülkeye dışarıdan yapılan müdahalelerle rahat sonuç alınabilir" Milli birlik ve beraberliğin önemine değinen Özdemir, "Güvenlik olmazsa, milli birlik beraberlik olmazsa, küresel emperyalist hesaplarla beraber siyonist hesaplar sizi kuşatırsa ve sizde bu kuşatma karşısında gereken irade ve kudretini gösteremezseniz, neye yarar sizin zenginliğiniz, neye yarar sizin varlığınız? Bütün çaba ve gayretlerin sadece İslam alemini etnik ve mezhep temelli ayrımcılığa tabi tutmak bunun ardından da yine İslam ülkelerini etnik ve mezhep temelli ayrıştırıp, buralarda siyasi otoritenin ve siyasi iradenin gücünü zayıflatıp, çökmüş devletler oluşturmak suretiyle İsrail’e alan açmak ve İsrail’in sözde Arz-ı Mev’ud hedefleri için topraklarını genişletme çabasına hizmet etme anlayışında bulunan küresel çabaların var olduğu malumdur. Bu çaba ve gayretlerin ana eksende şekillendiği konu başlıkları mutlak suretle ayrılma ve ayrışmadır. Çünkü bir millet ve bir devlet kendi bünyesinde ne kadar ayrılır ve ayrışırsa o ülkeye dışarıdan yapılacak müdahalelerden daha rahat sonuç alınabilir, daha rahat yol alınabilir anlayışı hakimdir. Bakın bunun son örneğini bizler İran’da gördük. Öncelikle İran’da geride bıraktığımız yer yaz aylarında süren 12 günlük savaşta öncelikle İran’ın bazı askeri kapasitelerini yok edilmek istendi. Peşi sıra hemen İran’da bir ekonomik kriz tetiklenmeye çalışıldı. Çok yüksek devalüasyon oranlarına ulaşıldı. Hemen ardından toplumu da dışarıdan kışkırtmak suretiyle İranlıları kendi devletleriyle savaşır hale getirip orada bir iç savaşı çıkarmanın yolları arandı. Hemen peşi sıra dışarıdan geçmiş yıllarda, geçmiş dönemlerde İran’da hükümette bulunan bir isim oldu, piyasaya sürüldü ve rejim değişikliği noktasında da yine hem siyonist hem de emperyalist hesaplara hız verildiği bütün dünya kamuoyuna açıkça yansıtıldı. Bunun akabinde ise sözde müzakereler ve diplomatik temaslar İran’la yürütüldü. İran’ın kabul edemeyeceği egemenlik alanına giren bazı şartlarda öne sürülmek suretiyle işte bugünlerde gördüğümüz gibi dışarıdan komşumuza yönelik bir askeri müdahalenin yolları da açılmış oldu. Türkiye açısından yaşanan bu gelişmeleri kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı. "Komşumuz İran’ın toprak bütünlüğü korunmalı" İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizen Özdemir, "İran’ın uzun yıllardan bu yana komşumuz olduğu ve kader birlikteliği yaptığımız bir devlet olduğu gerçeğinden hareketle toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğinin bizler Milliyetçi Halk Partisi olarak altını çiziyoruz. Kimse farklı tezgahlar ve kurgularla bilhassa İran’da bulunan İranlı Türk kökenli kardeşlerimizi kışkırtmak suretiyle yol alabileceklerini zannetmesinler. Çünkü bölgede yaşanan ve yaşanması istenen senaryoların ne olduğunu Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok değerli kadroları ve Genel Başkanımızın izinde de bu anlayışa sahip olan tüm Türk evlatları evvelden itibaren bu çabaları sevmiş, anlamış ve tavrını da ona göre koymuştur" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır" Terörsüz Türkiye’nin, milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabası olduğunu belirten Özdemir, "İşte bu şartlar altında Türkiye’nin mutlak suretle Suriye’de de iç huzur ve barış iklimine kavuşmuşken, bölgede terör örgütleri eliyle mesafe almaya kalkışıp, İsrail’in amaçlarına hizmet edecek eylemlerin önüne geçebilmek maksadıyla yine Sayın Genel Başkanımız 22 Ekim 2024 tarihinde bir çağrı yapmış ve bu çağrıyla beraber artık ülkemizde ve bölgemizde ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge hedefi de buna dayalı çalışmalar ve çabalarla hız kazanmış ve yol almıştır. İşte o günlerde bizim bu kutlu milli birlik ve beraberliğimizi tesis eden milli birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek hedefleyen, bu çağrı ve anlayışımıza sözde eleştiri getirenlerin bugünlerde ne derece de büyük bir utanç yaşadıklarını da eminim hep birlikte görüyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’, Türkiye’yi milli birlik ve beraberlik noktasında daha da güçlendirme çabasıdır. ‘Terörsüz Türkiye’ emperyalist ve siyonist hesapların vasat bulduğu ve kanlı senaryolara düştüğü böylesi bir eylemde hem kendi vatandaşımızı hem de ‘ben kaderimi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber görüyorum’ diyen, bütün Orta Doğu insanlarını huzur, refah ve barış iklimi içerisinde yaşatma hedefidir. Biz bu gayreti sergilerken, hasım ve düşman odakların yine aynı dönemde bir yandan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizi bir yandan da Türkiye’yi hedef aldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yapsalar beyhude" diye konuştu.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" dedi. Ankara’da Gölbaşı Belediyesi’nin ev sahipliğinde iftar programı düzenlendi. Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı katıldı. Özel, Gölbaşı’na her geldiğinde daha iyiye gittiğini söyleyerek, "Ankara’nın parlayan bir yıldızına dönüşmüş olan bu güzel ilçemizde eşsiz sevgi çiçeği de yetişiyor. Yanı başımızda Müslüman kardeşlerimiz, komşumuz İran’da siyonist bir İsrail ve emperyalist Amerika’nın hesap kitap yapmadan, kimseye danışmadan, uyarmadan giriştikleri saldırılar sonucunda kan akıyor. Böyle bir günde Gölbaşı’nın eşsiz sevgi çiçeğinin yetiştiği bu topraklardan mübarek Ramazan gününde bir kez daha savaşın durmasını dileyelim, barış dileyelim. Tüm dünyadaki çocuklar için huzur dileyelim. 160 kız öğrencinin katledildiği o saldırıyı bir kez daha kınayalım. En kısa sürede barışın sağlanmasını dileyelim" diye konuştu. "Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular" Trump’ın Gazze merakı olduğunu söyleyen Özel, "‘Gazze’yi gördüm. Orada Filistinlilerin ne işi var?’ diyor. ‘Onları etraftaki beş Müslüman ülkeye süpürelim, oraya oteller, casinolar, kumarhaneler dikelim. Sahil de güzel, denizinde de petrol var. Gazze’yi istiyorum’ diyor. Şimdi bu Trump kalkmış bir heyet kurmuş, dünyanın aklı başında liderleri uzak durmuş. Maalesef bizimkiler o heyete, Gazze Barış Masası’na güya adı barış, Gazze’yi yağmalama masasına oturdular. Dedik ki ‘Niye oturdunuz? Filistin yok.’ Dediler ki ‘İsrail de yok. İki taraf olmayacak, biz böyle yapacağız.’ Tam toplantıya iki gün kala İsrail’i, Netanyahu’yu kabul ettiler ve Filistin’in olmadığı yere İsrail’i oturttular. Böyle olunca o kumarhanelerin, otellerin dikileceği planlarını ortaya çıkardılar ve bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığında yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Trump’ın kurduğu düzen, yeni dünya düzeni olamaz" İran’daki savaşta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rejim değiştirmeye çalıştırdığını aktaran Özel, "Biz, İran’ın daha demokratik olmasını, kadın haklarına saygılı bir rejimin oluşmasını, insan hakkı ihlallerinin olmamasını isteriz ama bunların hepsini İran’dan, İranlıların kararıyla ve kendi iç meseleleri olarak halletmelerini, ülkelerini demokratikleştirmelerini isteriz. İran’a füzelerle, İran’a katliam dalışlarıyla, vuruşlarıyla yapılan saldırıları, ülke Venezuela olsa da İran olsa da ülkenin yönetim kadrolarına yapılan suikastleri ya da evine girip oradan kaçırma şeklindeki işleri dünyanın hiçbir yerinde doğru bulmuyoruz. Trump’ın kurduğu yeni düzen, yeni dünya düzeni olamaz. Bu düzene sonuna kadar itiraz ediyoruz" açıklamasında bulundu. Özel, "Ordumuzun, deniz kuvvetlerinin, Kuzey Kıbrıs’a hızla intikali ve orada her türlü tedbiri almasını fevkalade önemseriz. Aklımız Kıbrıs’tadır, Filistin’dedir, İran’daki Müslümanların yanındadır" dedi. "Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ise, "Hem kamuya hem de esnafa aynı zamanda bankalara çok ciddi bir borç vardı. Personeline maaşını kredi vererek ancak verebiliyordu. Bir çok esnaf belediye bizden alışveriş yapmasın diye adeta dua ediyordu, imtina ediyordu. Mazotunu alamayan, arabasına adeta parça bulamayan sıkıntılı bir belediye devraldık. Ama biz bundan yılmayacağımızı ortaya koymuştuk göreve talip olmakla beraber. Onun için hiç yılmadık ve dedik ki o günlerde inşallah 2025 sonunda bütçeye ulaşacağız. Rabbim bizi mahcup etmedi geldiğimiz bugün itibariyle. Hem kamuya olan borçlarımızı ödedik. Hem piyasaya esnafa olan borçlarımızı ödedik. Gölbaşı’na mal satmaktan kaçınan insanlar esnaf bugün Gölbaşı Belediyesi’ne mal satmak, Gölbaşı Belediyesi’ne hizmet vermek için birbiriyle yaraşıyor" diye konuştu.