GÜNDEM - 10 Ağustos 2025 Pazar 17:38

Vatandaşlardan, parklarda ve sokaklarda uygunsuz hareketlerde bulunanlara tepki

A
A
A
Vatandaşlardan, parklarda ve sokaklarda uygunsuz hareketlerde bulunanlara tepki

Kastamonu’da bir grup vatandaş İstiklal Yolu Parkı’nda basın açıklamasında bulunarak, parklarda, sokaklarda ve dolmuşlarda uygunsuz hareketlerde bulunanlara tepki gösterdi. Vatandaşlar, özgürlük kisvesi altında milletin, milli ve manevi değerlerinin yok sayıldığını belirterek, "Parkları serseriler, başıbozuklar, yani vandalizm ve narkotizm işgal edip yerleşiyor" dedi.


Değer ve Birikim Sahibi Sanatkar Akademisyen Araştırmacı ve Edebiyatçılar Derneği (SADED BİRİKİM) ile bir grup vatandaş, Kastamonu’da geçtiğimiz günlerde tarihi İstiklal Yolu Parkı’nda uygunsuz hareketlerde bulunan çifti uyardığı gerekçesiyle bıçaklanan Saraçlar Mahallesi Muhtarı Sadettin Küçüktarakçı’yı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu.


Ziyaretin ardından SADED BİRİKİM Derneği ile bir grup vatandaş, İstiklal Yolu Parkı’nda basın açıklamasında bulundu. Grup adına açıklama yapan Orhan Salcı, "Kastamonu, bağrında 17 bin evliya barındıran, taşıyla, toprağıyla mübarek bir belde ve içinde bulunduğumuz park, bütün bu değerleri içinde barındıran İstiklal kavramını ad olarak taşıyan İstiklal Yolu Parkı. İstiklal Harbimizin kazanılmasında en hayati rol üstlenen cephane yolunun adını ve hatırasını yaşatan bir mekan. Önünde bulunduğumuz anıt, bu ülkenin kurtulması, namusumuza halel gelmeden yaşayabilmemiz için cephane taşırken evladını ve canını feda eden Şehit Şerife Bacı. Burası, kadın erkek, genç yaşlı herkesin gelip gidebileceği, dinlenebileceği, istifade edebileceği güzel, nezih bir alan, halka açık bir parktır. Ne yazık ki son yıllarda artan bir ivmeyle şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın her yerinde; halka açık alanlarında, parklarında, toplu taşıma araçlarında, hatta cami avlularında dahi kendini bilmez insanların Müslüman Türk milletinin dinine, imanına, örfüne, töresine ve yine Müslüman Türk evladının asaletine, haysiyetine, şerefine yakışmayan hal ve tavırlar sergilediklerine şahitlik ediyoruz. Özgürlük maskesi altında bu milletin bütün milli ve manevi değerlerini yok sayan, yok etmeye çalışan insancıkların insanı insanlığından utandıran hallerine şahit oluyoruz. Yetmiyor bunların kendilerini uyaran insanlara karşı son derece saygısızca saldırdıklarına, yaralamaya ve belki de öldürmeye yeltendiklerine tanıklık ediyoruz. Nasıl ki bugün Filistin/Gazze toprakları Siyonizmin işgali altındaysa, diğer İslam ülkeleri, diğer dünya ülkeleri de terörizmin, vandalizmin, komünizmin, kapitalizmin, liberalizmin, feminizmin, sekülerizmin, modernizmin ve erotizmin işgali altındadır. Her ideoloji gözüne kestirdiği ülkeye, gözünü kestirdiği sektöre, gözünü kestirdiği mekana elini kolunu sallayarak giriyor, yerleşiyor, işgal ediyor. Oraların asıl sahiplerini, dur diyeni, çık diyeni terörist ilan ediyor, istenmeyen adam ilan ediyor, kovuyor, dövüyor, aşağılıyor. Terörizm belasının 40 yıl ülkemizin yarı yerini cehenneme çevirdiğini gördük. Atmak için 40 bin can, milyarlarca lira servet feda ettik. Terörizm belasından başka ama neticeleri itibarıyla terörizm kadar yıkıcı, tehlikeli işgalci kişi, grup ve ideolojilerle karşı karşıyayız" diye konuştu.


Nerede güzel bir mesire alanı varsa sarhoşların, alkol alan kişilerin işgali altında olduğunu söyleyen Salcı, "Parkları serseriler, başıbozuklar, yani vandalizm ve narkotizm işgal edip yerleşiyor. Dizileri, filmleri, gazeteleri, parkları erotizm işgal ediyor, Yahudi yerleşimci gibi yerleşiyor, çıkmıyor, çıkartılamıyor. İnsanların birbirlerini sevmeleri elbette son derece doğaldır ve hatta güzeldir. Ancak sevmek başka şey, insanların gözü önünde, uluorta sevişmek başka şeydir. Parklar, sokaklar, toplu taşıma araçları uluorta sevişme alanları değildir. Kimse ve özellikle çocuklarımız, kendini bilmez birilerinin sokak ortasında, parklarda, dolmuşlarda sevişmelerini seyretmek, tahammül etmek zorunda değildir. Hiç kimse, hiç kimseyi, hiçbir gerekçeyle bu işkenceye mahkum etme hakkına sahip değildir. Kültürel, ideolojik, ahlaki işgallere karşı bilinç ve direnç oluşturmak zamanı gelmiş ve geçmektedir. Sokakta, parkta, caddede, dolmuşta yaşanan ahlaksızlıklara vatandaşın müdahale etmesi elbette daha farklı, daha büyük sorunlara, asayiş olaylarına, sosyal ve siyasal krizlere neden olabilir. Olayların bu boyutlara ulaşmasının önüne geçmek için gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapmak devletimize ve devlet büyüklerimize ait bir görev sorumluluktur. Bu açıdan devlet yetkililerimizden, vekillerimizden, idarecilerimizden bu tür kültürel işgalleri, toplumsal ahlaka yönelik saldırı mahiyeti taşıyan, milli-ahlaki değerlerimizi dejenere eden, nesillerin ahlakını bozan fiillerin uluorta icra edilmesinin önüne geçecek yasal, idari düzenlemeleri yapmalarını bekliyoruz. Bu konuda kolluk kuvvetlerimizin, adli birimlerimizin yetkileri yoksa yetki verilmesini, yetersizse artırılmasını; yetki var da kullanılmıyorsa denetlenmesini talep ediyoruz. Şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz, bu mübarek vatanın dağları terörizmden arındırıldığı gibi, caddeleri, parkları, dolmuşları, mesire alanları, cami avluları, TV ekranları, sosyal medya alanları erotizmden, vandalizminden, narkotizmden, mafyaların işgalinden bir an önce kurtarılmalıdır. Bu vatan hepimizin. Bu parklar, caddeler, sokaklar hepimizin. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğu baskılamasına, zulmetmesine, kötülük etmesine izin verilmemeli, seyirci kalınmamalıdır. Biz, manda ve himaye altında, işgal altında bir devlet değiliz. Batı’dan gelen her ideolojik akımı yasal güvenceye alıp, kendi milli manevi değerlerimizi yasal güvence dışında bırakamayız, bırakmamalıyız. Ayıp işler yapmanın serbest, ayıp demenin yasak ve suç sayıldığı bir hukuk düzeni, ahlaksızlık düzeni bu millete reva görülemez. Her türlü ahlaksızlığın, suçların ve suçluların Yahudi yerleşimciler gibi ülkemizi, şehirlerimizi, medyamızı, sosyal hayatımıza, sosyal medyamıza, hukuk sistemimize yerleşimci mantığıyla çökmesine, işgal edip yerleşmesine seyirci kalmamalıyız" şeklinde konuştu.



Vatandaşlardan, parklarda ve sokaklarda uygunsuz hareketlerde bulunanlara tepki

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli DSO Başkanı Kasapoğlu; "Denizli’nin güçlü sanayisinde kadınların büyük payı bulunuyor" Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, "Denizli sanayisi dünya pazarlarında güçlü bir konuma sahipse ve şehrimiz kadın istihdamında Türkiye’de ilk sırada yer alıyorsa, bunda kadınların üretime kattığı vizyonun, disiplinin ve yetkinliğin büyük payı bulunmaktadır" dedi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, 8 Mart Dünya Emekli Kadınlar Günü dolaysıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Kasapoğlu, mesajında; "Binlerce yıldır dokuma tezgahlarının tıkırtısıyla büyüyen, toprağı ve üretim kültürüyle yoğrulan kadim sanayi şehri Denizli’nin ekonomik ilerleyişinde kadınlarımızın azmi ve emeği her zaman en belirleyici unsurlardan biri olmuştur. Bugün Denizli sanayisi dünya pazarlarında güçlü bir konuma sahipse ve şehrimiz kadın istihdamında Türkiye’de ilk sırada yer alıyorsa, bunda kadınların üretime kattığı vizyonun, disiplinin ve yetkinliğin büyük payı bulunmaktadır. Özellikle lokomotif sektörlerimizden biri olan tekstilde kadın çalışan oranının yüzde 54 seviyesinde olması, kadın emeğinin üretimimizdeki ağırlığını açıkça ortaya koymaktadır. Tekstilimizin her ilmeğinde, mermerimizin her dokusunda ve gelişen teknolojimizin her satırında kadınlarımızın emeği ve izi vardır. Denizli sanayisinin gerçek gücü de tam olarak bu ortak üretim kültüründen doğmaktadır. Kadınların karar alma süreçlerinde daha etkin olduğu bir sanayi yapısının çok daha dayanıklı, yenilikçi ve rekabetçi olacağını biliyoruz. Bu nedenle sanayide kadın temsilini artırmaya ve eşitliği güçlendirmeye yönelik atılan her adımı, aynı zamanda şehrimizin ve ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Denizli Sanayi Odası olarak, kadınların iş gücüne katılımını destekleyen, fırsat eşitliğini savunan ve kadın temsilinin güçlendiği bir şehir ekosistemi oluşturmayı temel vizyonumuz olarak görüyoruz. Odamızdaki yüzde 60 kadın istihdam oranımızla tüm sektörlere örnek bir kurum olmaya gayret ediyoruz. Mart 2024’te yayımladığımız Eşitlik Politikamız ile ayrımcılığa karşı duruşumuzu net bir şekilde ifade ederek kadınların her alanda eşit bir şekilde temsil edilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sürdürülebilirlik Birimimiz ve UN Global Compact Türkiye iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Deneyim Paylaşım Grubu ile şirketlerimizin birbirine ilham verdiği ve en iyi uygulamaların paylaşıldığı güçlü bir öğrenme zemini inşa ediyoruz. Bu anlamlı günde; alın teriyle üretime değer katan emekçi kadınlarımızdan, cesareti ve vizyonuyla yeni yollar açan girişimci kadınlarımıza kadar üreten, büyüten ve dönüştüren tüm kadınlarımıza teşekkür ediyor, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum" ifadelerini kullandı.