YEREL HABERLER - 08 Ekim 2015 Perşembe 12:43

Erkek Kısırlığında ‘Mikroskopik Varikoselektomi'

A
A
A
Erkek Kısırlığında ‘Mikroskopik Varikoselektomi'

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Demirtaş, erkeklerde kısırlığa yol açan önemli ürolojik hastalık varikosel cerrahisinde mikroskopik yöntemin tedavide başarı şansını artırdığı gibi hastalığın tekrarlama riskini de önemli oranda azalttığını belirtti.
ERÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demirtaş, yaptığı açıklamada, testisin pleksus pampiniformisinin adı verilen toplayıcı damar yapılarının anormal genişlemesi olarak tanımlanan varikoselin genel erkek nüfusunda görülme sıklığının yüzde 15 olduğunu bildirdi. Doç. Dr. Demirtaş, 1 yıl korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuğu olmayan yani infertil erkeklerin yüzde 35 ila yüzde 40’ında muayene ile tespit edilebilen varikosel bulunduğu ifade etti.
Varikosel hastalığının genellikle erken adölesan dönemi adı verilen 10-13 yaşları arasında gelişmeye başladığını ancak bu sırada çoğu zaman belirti vermediğine dikkat çeken Doç. Dr. Demirtaş, “Adölesanlarda varikoselin saptanması genellikle rutin fizik muayene sırasında olur. Erişkin çağdaki bireyler ise genellikle çocuk sahibi olamama sonucu tespit edilen sperm parametrelerinde bozulma ile üroloğa başvururlar. Hastanın hikayesinde skrotal ağrı ya da uzun süre ayakta durmakla ve egzersizle artan ağrı olabilir. Bazı hastalar ise yumurtalarda ele gelen veya gözle görülen damarsı şişlikler nedeniyle de başvurabilir” dedi.
Sperm kalitesini ve sayısını bozuyor
Erkekte sperm kalitesini ve sayısını bozabileceğine yönelik deliller mevcut olduğundan varikosele dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Demirtaş, varikoselin önemi hakkında şunları ifade etti:
“Varikoselin sperm kalitesini ve sayısını bozabileceğine yönelik deliller vardır. Ancak geniş çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, varikoselin infertilite üzerine etkisinin kesin mekanizması aydınlatılamamıştır. Skrotum adı verilen ve testislerin içinde bulunduğu kesede ısı artışı ile birlikte testiküler ısı düzenlenmesinin bozulması, damar tıkanıklığına ve böbrek üstü bezi ya da böbrekten gelen toksik maddelerin geri akımına bağlı olarak o taraf testiste beslenme azalması ve testisin hormonal ortamında değişme gibi çeşitli teoriler halen tartışılmaktadır. Tüm bu mekanizmalar neticesinde etkilenen testisin boyutlarında küçülme meydana gelebilmektedir. Bunun yanında varikosel varlığı testiste ağrı yapabilir ancak varikosel cerrahi olarak tedavi edilse bile bu ağrının geçmeyebileceği unutulmamalıdır.”
Hastalığın tanısı
Varikosel hastalığında tanının ayrıntılı bir fizik muayene ile konulduğunu, dikkatli bir fizik inceleme ile testis damarlarında meydana gelmiş genişlemeler, testis boyutlarındaki değişiklikler ve varikoselin derecesinin tespit edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Demirtaş, diğer tanı yöntemleri ile ilgili ise şu bilgileri verdi:
’Fizik muayene bulgularına göre varikosel üç dereceye ayrılır: Derece 1: küçük, sadece valsalva manevrası sırasında dokunarak tespit edilen. Derece 2: orta, görülemeyen ama elle hissedilebilen. Derece 3: büyük, damar yapılarının gözle fark edilebilir genişlemesi. Skrotal renkli doppler ultrason, klinik muayenenin güç olduğu durumlarda (obez erkek, geçirilmiş skrotal cerrahi, testisin skrotumda yüksek pozisyonda olması vb.) fizik muayene bulguları teyit etmede ve testis boyutlarını objektif biçimde ölçmede etkili bir araçtır.”
Tedavi yöntemleri
Varikosel tedavisinde hastalığın ileri boyutlara ulaşması durumunda cerrahinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Demirtaş, son dönemde mikroskop yardımı ile yapılan mikrocerrahinin hastalığın tedavisinde başarı şansını önemli oranda artırdığına dikkat çekti.
Doç. Dr. Demirtaş, açıklamasına şöyle devam etti: “Eğer varikosel herhangi bir belirtiye neden olmuyorsa genellikle bir müdahale yapılmaz. Hafif belirtiler için destekli iç çamaşırları kullanılabilir. Sağlıklı, genç yetişkin erkeklerde görülen varikoselin takibi için yıllık kontroller önerebilir. Endikasyon konulması halinde varikoselin temel tedavisi cerrahidir. Varikosel ameliyatı sırasında lokal veya genel anestezi uygulanabilir. Ameliyat sırasında sorunlu damarlar temizlenir ve bu damarlara doğru olan kan akışı kesilir. Varikosel ameliyatı “mikro cerrahi” operasyonlardır. Son zamanlarda kendi kliniğimizde artık varikosel ameliyatı mikroskop yardımı ile yapılmaktadır. Mikroskop yardımı ile yapılan ameliyatlarla hem komoplikasyon oranları azalmakta, hem tedavi başarısı artmakta hem de hastalık nüks oranları azalmaktadır. Ameliyat bölgesinde oluşabilecek ağrılar için ağrı kesici reçete edilebilir. Ameliyatı takip eden 1-2 gün hastanın ağır fiziksel aktivitelerden uzak durması önerilir. Ameliyattan 7 gün sonra hasta normal aktivitelerine dönebilir.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum: “Bizim Rabia işaretimizle dalga geçiyor” AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan, dün çıkmış bizim Rabia işaretimiz için bir parmak eksilterek el mi sallanır demiş. Bu yetmezmiş gibi tüm AK Parti’mizin seçmeniyle dalga geçip Allah size akıl fikir versin demiş. Kibre bakar mısınız, bu nasıl bir kibirdir? Kibri aklının önüne geçmiş. Bizim işaretimizle dalga geçiyor” dedi. Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu İstişare Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan Muhammet Vanlıoğlu, Bitlis Konfederasyonu ve Doğu Güneydoğu Üst Çatı Platformu Başkanı Selim Korkmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı Başkanı Hüsamettin Korkutata, AK Parti Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Veysel Ayhan, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, “Belediye başkanları her şeyi vadedebilirler ama samimiyet vadetmek herkesin harcı değil. İBB başkan adayımızın en büyük vaadi samimiyeti ve güzel kalbidir. O daha önceki görevlerinde olduğu gibi şimdi de sahicilikten hiç ödün vermedi” dedi. “Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık” Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Biz İstanbul’a bakınca güçlü bir devletin izlerini, aynı medeniyetin evlatlarının kenetlenmiş ruhunu görürüz. Öyle ki İstanbul’un bir yanı Erzurum’dur, Erzincan’dır. Kars’tır, Van’dır, Bitlis’tir! İstanbul’un diğer yanı Muş’tur, Bingöl’dür, Bitlis’tir, Ağrı’dır, Elazığ’dır, Hakkari’dir, Tunceli’dir. İstanbul’dan bakınca Bitlis’in beş minaresini, Erzurum’un Çifte Minareli Medresesi’ni, Van Gölü’nün eşsiz maviliğini, Muş’un uçsuz bucaksız ovalarını, Bingöl’ün karlı yaylarını görürsünüz. Sizlere bakınca Türkiye’nin özetini görüyorum. Bu tür buluşmalarda milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurduğunuzu görüyorum. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. Her zaman en büyük gayemiz sizlere hizmet etmek oldu. Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Bu milletin her bir ferdini kendi kardeşimiz gibi seviyoruz. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu” dedi. “Bizim işaretimizle dalga geçiyor” Ekrem İmamoğlu’nun AK Parti’nin Rabia işareti ile dalga geçmesine tepki gösteren Kurum, “Bugün derdiyle dertlendiğimiz bu aziz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Bu koca 5 yıl sadece reklamla, algıyla ve polemikle geçmiştir. İsrafı bitirdik deyip o boy boy dizdikleri arabaların ili katını hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 175 milyon reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları ve 550 milyon harcadıkları o konserleri görüyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan, dün çıkmış bizim Rabia işaretimiz için bir parmak eksilterek el mi sallanır demiş. Bu yetmezmiş gibi tüm AK Parti’mizin seçmeniyle dalga geçip Allah size akıl fikir versin demiş. Kibre bakar mısınız, bu nasıl bir kibirdir? Kibri aklının önüne geçmiş. Bizim işaretimizle dalga geçiyor. Bu işarette tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan var. Bunun neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz sen istesen de istemesen de 22 yıldır olduğu gibi milletimizde el ele kol kola yürümeye devam edeceğiz. Sen git 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git o İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a değil kendi emellerin için çarçur et. 31 Mart’ta bu millet senin o eş genel başkanını da seni de süresiz tatile yollayacak” şeklinde konuştu. “Bunların millete zerre kadar şefkati yok” Bu seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini belirten Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’umuzu önümüzdeki yerel seçimde emin ellere teslim etmek yeniden şahlandırmak için çok önemli bir fırsat var. Bu yerel seçimde hizmetler yarışacak. Bu yerel seçimde eserler yarışacak. İşte milletimiz bu farkı görüyor çünkü değerli kardeşlerim her şey ayan beyan ortadadır İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey ayan beyan ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de, Bağcılar’da, Kartal’da 75 bin yeni yuvayı inşa etmek için çalışanlar var. Bugün bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde çalışanlar var. Bugün bir yanda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bile karşı çıkanlar ve Ayasofya müze olsun diyenler, diğer yanda Havalimanı’nı, Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni yapanlar var. Bunların millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. İşte bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi, ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlatanları seçeceğiz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar yatırım yapanları seçeceğiz. Ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da İstanbul’un kaynaklarını İstanbul için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi göz önünde bulundurarak, hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçecektir.” “İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz” “Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyen İBB Başkan Adayı Kurum, “Bizim bu şehre dair rüyalarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi paylaşıyoruz. Derdi olmayanlar bizi anlayamazlar. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde konutlarımızı yaparken, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacaklar. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız. Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek aynı anlayışla çalışıp 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz” ifadelerine yer verdi.
İstanbul Fatih’te vatandaşlar nadir hastalıklarda tanı ve tedavi konusunda bilgilendirildi Fatih’te, “nadir romatizmal hastalıklarda güncel tanı ve tedavi yöntemi” konulu seminer düzenlendi. Vatandaşlar, nadir hastalıklarla ilgili doğru bilinen yanlışlar ve tedavileri hakkında bilgilendirildi. FAROMDER Nadir Hastalıklar Hasta Okulu tarafından Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde “Nadir romatizmal hastalıklarda güncel tanı ve tedavi yöntemi” konulu seminer gerçekleştirildi. Düzenlenen seminerde vatandaşlar, yetişkinlerde ve çocuklarda görülen nadir hastalıklarla ilgili bilgilendirildi. Seminerde, Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, Doç. Dr. Sezgin Şahin, Uzm. Dr. Ege Sinan Torun, Prof. Dr. Ahmet Gül, Prof. Dr. Kenan Barut ve Melek Okur nadir hastalıklarla ilgili yeni gelişmeleri katılımcılarla paylaştı. “Ülkemizde yüzde 20 oranında mutasyon bulunuyor” Seminerde gerçekleştirdiği konuşmasında mutasyonlar hakkında bilgi veren, Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, “Çok fazla genetik tanıyla dolaşan hasta görüyoruz. Hastalık genetik olarak 10. mutasyon dediğimiz mutasyonda ise bunlar çok anlamlı ve aktif hastalıklara yol açacaktır. Ama bunun dışındaki birçok mutasyon olarak ortalıkta rapor edilenler gerçek hastalığı göstermiyor. Çocukluk çağında birçok hastalık var ki bunlar çok çeşitli bulgularla birlikte geliyor ve net olarak bize hiçbir veri vermiyor, ailede olan bulgu olmadan. Eğer ki gerçek mutasyon değil sahte mutasyonlar varsa bunlar önemli. Bir de unutmamız gereken sağlıklı toplumda ülkemizde yüzde 20 oranında mutasyon bulunuyor. Anadoluluysanız bu genleri taşıma ihtimaliniz çok yüksek” ifadelerini kullandı. (EC-ZB-
Isparta HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: "İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor" Yerel seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekerek, "Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor" dedi. Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya geldi. Isparta’da bir işletmede basın mensupları ile bir araya gelen Yapıcıoğlu açıklamalarda bulundu. “İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” Şu anda ülke gündeminin yoğunluğunun seçim çalışmaları çerçevesinde ilerlediğini söyleyen Yapıcıoğlu, konuşmasında 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekerek, “Gazze’de çok ciddi bir zulüm yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Maalesef aradan geçen 5 aya rağmen ayağa kalkanlar, buna itiraz edenler, bir şeyler yapmaya çalışan insanlar bu zulmü durduramadı. Uluslararası hukuk devreye girdi. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla siyonist işgalciler hakkında dava açıldı. Fakat bu da durduramadı onları. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı itibariyle oradan acil insani ateşkes kararı bile çıkarılamıyor. Amerika tek başına bütün karar tasarılarını veto ediyor. Bu nedenle biz böyle coşkulu bir seçim kampanyası yapmadık, yapamadık. Eğer bu zulüm devam ederse bundan sonra da seçim gününe kadar da daha önceki dönemlerde alışıldık bir seçim kampanyası yapmak doğrusu bizim içimizden gelmiyor. Seçim dolayısıyla Türkiye’yi dolaşıyoruz. Adaylarımızı çıkardık. Biz de vatandaşın desteğine talibiz ve önümüzdeki dönem için şehirlerin HÜDAPAR belediyeciliğiyle tanışması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Lakin dediğim gibi Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi. “2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı” Konuşmasının devamında Gazze için yapılanların yetersiz olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, “Bu Aksa Tufanı ismiyle başlayan 7 Ekim operasyonundan sonra aslında bazı uluslararası ilişkiler uzmanları hocalarının da dediği gibi gerçekte uluslararası hukuki bir şeyin olmadığı gerçeği de açığa çıktı. Ve aynı zamanda Filistin’, Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi kendisine dert edinen insanların zaaflarının ne olduğu da ortaya çıktı. 2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı. Biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki oradaki zulmün durması için bugüne kadar kim ne yapmışsa biz hepsini değerli görüyoruz. Gayemiz kimseyi zor durumda bırakmak ya da kimsenin niyetini sorgulamak değildir. Ama şunun da bilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi de dahil ederek diyoruz ki bugüne kadar oradaki zulmün durması için harekete geçen bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa bütün bu yaptıklarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Israrla ve tekrarla biz bunu söylemeye devam edeceğiz. Eğer yapılanlar yeterli olsaydı bu durum durmuş olurdu. Yapılanlar yetersiz ki halen devam ediyor. Öyleyse herkes bugüne kadar yaptıklarımız üzerine ne ilave edebilir daha fazla ne yapabilirimi düşünmeli ve belki de bu konuda ortak akıl ile bu zulmü durdurmanın yeni yollarını aramalıyız. Bizim kanaatimize göre oradaki siyonistlerin, oradaki işgalcilerin, bu kadar pervasız, bu kadar vahşi, bu kadar umursamaz bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka kameraların önünde, canlı yayında bu zulümleri yapabilmelerinin asıl sebebi ellerinde bulundurdukları teknolojik ya da ekonomik güç değildir. Süper güçleri arkalarına almaları da değildir. Asıl sebep bizlerin yani İslam dünyasının ya da gayrimüslim de olsa, insanlıktan yana, adaletten yana, tavır koyan insanların yeterince bir araya gelememeleri, bir birlik oluşturamamaları, güçlerini bir şekilde toplayamamalarıdır” dedi. Bu zulüm durmadığı taktirde Türkiye’nin de etkilenebileceğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Bizim bu dağınıklığımız bizim saçma sapan ufak tefek sebeplerle enerjimizi ve mesaimizi birbirimizin kullanmamız sebebiyle bütün dünyada bir zulüm almış başını gidiyor. Ve eğer bu zulmü durduramazsak bu zulüm Filistin’le sınırlı kalmayacak. Yavaş yavaş genişleyerek belki Allah korusun bizi de içine alacak bir ateş gibi etrafı kasıp kavuracak. Öyleyse bütün insanlığa, insanlıktan istifa etmemiş herkese çağrımızdır. Bu zulmü bir an önce durdurun. Hiçbir şey yapamıyorsanız oradaki kardeşlerinizin acil ihtiyacı olan gıdayı, suyu, ilacı, yakıtı, enerjiyi onlara göndermenin bir yolunu bulunuz” şeklinde konuştu. “Bu yarışta biz de varız” Konuşmasında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere değinen Yapıcıoğlu, “Malumlarınız olduğu 2023 seçimlerinde de Cumhur İttifakı çatısı altında yine milletvekili seçimlerine katıldık ve ilk defa parlamentoda temsil imkanı elde ettik. 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde de seksen bir vilayetin tamamında kendi adaylarımızla, kendi parti logomuzla seçimlere katılacağız. Isparta’da da ilk defa seçime giriyoruz. Isparta’da hem il genel meclisi adaylarımız bütün ilçelerimizde merkezde ve ilçelerimizde yine belediye başkan adaylarımız var. Bu yarışta biz de varız. İnşallah biz diyoruz ki bizim meselelere yaklaşımımız insanı merkeze alan ve adaleti inceleyen, adaleti gerçekleştiren hedefi olarak ilan eden bir siyasi anlayışla memleketimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi. “Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil” Seçim çalışmaları çerçevesinde siyasi parti temsilcilerine ve vatandaşlara çağrıda bulunan Zekeriya Yapıcıoğlu siyasi parti temsilcilerini kullandıkları üslup konusunda uyardı. Yapıcıoğlu, “Bu manada seçim çalışmalarına girdikten sonra bazı siyasi partilerin bazı şahsiyetlerin, bazı kişilerin kullanmış oldukları dille ilgili de şu çağrıda bulunuyoruz. Önümüzde bir seçim var. Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil. Diğer bütün siyasi partiler bizim siyasi rakiplerimizdir. Hiçbirisi bizim düşmanımız değil. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değildir. Öyleyse herkes kullanacağı dile de dikkat etsin. Milleti, vatandaşı tahrik edici üsluptan herkes imtina etsin. Kendi tabanını konsolide edebilmek için, oyların üç beş artırabilmek için, vatandaşı birbirine karşı tahrik eden ya da bir kısmını diğer bir kısmının düşmanıymış gibi gösterenler memlekete iyilik yapmıyorlar. Vatandaşlara da çağrımız şudur. Bu provokasyonlara gelmeyin. Seçimler bittikten sonra sizler birbirinizin komşusu, birbirinizin akrabası, birbirinizin iş arkadaşı, aynı iş yerinde çalışan kişiler olmaya devam edeceksiniz. Belki şehir içinde aynı toplu taşıma aracını kullanacaksınız. Belki aynı okulda öğrenci olacaksınız, belki aynı iş yerinde iş arkadaşı olarak hayatımıza devam edeceksiniz. Dolayısıyla bu provokasyonlara vatandaşlarımızın gelmemesini, bunun bir seçim olduğunu, daha önce de seçimler yapıldığını seçimden sonra da kim kazanırsa kazansın, hayatının devam edeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Seçim sonuçlarının şimdiden memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi.
Muğla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görmek isteyen 85 yaşındaki vatandaş: "Allah onu başımızdan eksik etmesin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muğla mitingine gençler, kadınlar ve çocukların yanı sıra refakatçileri ile gelen yaşlı vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. Erdoğan’ı görmek için gelen 85 yaşındaki Ünal Doğu, "Allah, onu başımızdan eksik etmesin" diyerek, Erdoğan hayranı olduğunu söyledi. 31 Mart yerel seçim çalışmaları çerçevesinde Muğla’da halka hitap edecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı dinlemek için miting yapılacak alana binlerce kişi akın etti. Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’nin yanı sıra Muğla’ya bağlı diğer 12 ilçeden vatandaşlar mitingden saatler önce alanı doldurdu. Polis ekiplerince yoğun güvenlik önlemi alındı. "Allah onu başımızdan eksik etmesin" Miting alanına akın edenler arasında gençler, kadınlar ve çocuklar kadar refakatçileri ile gelen yaşlılar da dikkat çekti. Erdoğan hayranı olduğunu ve kendisini görmek için geldiğini belirten 85 yaşındaki Ünal Doğu, ilerleyen yaşına rağmen Erdoğan’ın kendisini hep heyecanlandırdığını söyledi. Doğu, "Biz 25 yıldır Cumhurbaşkanımız ile birlikte çalışıyoruz. Her zaman Cumhurbaşkanımızın arkasındayız ve her şartta yanındayız. Yaşadığımız müddetçe yanında olacağız, Allah onu başımızdan eksik etmesin. Her konuda Türkiye’yi en az 3-4 kat büyüttü. 25 yılda ciddi başarılara imza attı. Ekonomiden, siyasetten, tarımdan, ticaretten her şeyden önce geliyor. Ben minnet, şükran ve saygılarımı sunuyorum" dedi.