GÜNDEM - 09 Nisan 2026 Perşembe 16:21

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: "Vergi sistemimizde ciddi bir sorun var"

A
A
A
HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: "Vergi sistemimizde ciddi bir sorun var"

Hizmet-İŞ Sendikası Kayseri Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu’na katılan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan; "Verginin adil olması gerekiyor. Bizim vergi sistemimizde ne yazık ki ciddi bir sorun var" dedi.


Kadir Has Kongre Merkezi’nde yapılan Hizmet - İŞ Sendikası Kayseri Şubesi’nin 10. Olağan Genel Kurulu; divan heyetinin oluşturulmasıyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden genel kurula katılan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan üyelere seslendi. Vergi sisteminde adaletsizlik olduğunu savunan Başkan Arslan; "HAK-İŞ olarak Kayseri’de bir miting gerçekleştirmiştik, bu mitingin amacı şuydu; emeklilik sistemi başta olmak üzere vergi sistemimizi ve başka sorunlarımızı gündeme getirerek kamuoyu oluşturmak adına Kayseri, Gaziantep, Kocaeli gibi illerde büyük mitinglere imza atmıştık. Vergi bir vatandaşlık borcudur, vergi vermekten asla şikayetçi değiliz. Vergimizi verirsek devlet oluruz, vergi varsa bir devlet vardır. Biz vergi vermekten şikayetçi değiliz. Ama çok kazananın az verdiği, az kazananın çok vergi verdiği bir sisteme itiraz ediyoruz. Verginin adil olması gerekiyor. Bizim vergi sistemimizde ne yazık ki ciddi bir sorun var. Bu sorunların çözümü için HAK-İş ciddi çalışmalar yaptı. En son Maliye Bakanımız ile yaptığımız görüşmelerde bu hususun bir kere daha altını çizdik ve bunun değişmesini istedik. 2002 yılında bir asgari ücretli 17 ay çalıştıktan sonra yüzde 20 dilime giriyordu, yani 1 yıl yüzde 15’ten çalışmaya devam ediyordu. Vergi dilimlerindeki makas bayağı bir genişti. Bugün asgari ücretliden vergi alınmış olsa 5 ay sonra yüzde 20 dilime giriyor. Asgari ücretten yüksek alan vatandaşlarımız ki kamuda çalışanlarımız da öyle 4. aydan itibaren yüzde 20 dilime giriyor. Ocak ayında 100 TL’miz bu sistem içerisinde Aralık ayına gelindiği zaman 75 TL’ye düşüyor. Ücretimiz aşağı çekiliyor. Çünkü vergi dilimlerindeki makas çok kısa. Büyük bir haksızlık yaşıyoruz. Verginin bütün yükünü çalışanlara, ücretlilere yıkmak adil değil" dedi.


Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının da değişmesi gerektiğini söyleyen Genel Başkan Mahmut Arslan; "Türkiye’deki 17 milyon 500 bin emekçinin yaklaşık yüze 60 civarı asgari ücretle çalışıyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının değişmesini uzun yıllardır istiyoruz. Asgari ücretin tespit edilmesi için gereken kriterler sadece TÜİK’in kriteri. Asgari ücreti hükümet, işçi ve işveren olarak üçlü bir yapı var onlar belirliyor. Kamuda çalışan asgari ücretlinin sayısı, istatistiklere girecek kadar bile yok. O zaman niye hükümet Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda var? Çünkü mevzuatımıza göre 50 civarında düzenleme asgari ücrete endeksli. Bir kanunla asgari ücretle olan düzenlemeleri ayırırız, asgari ücret sadece asgari ücret olsun ve özel sektörle sendikalar yapsın istiyoruz. Sendikaların olmadığı, işçilerin olmadığı asgari ücret arızalı bir asgari ücret oldu. Onun için hükümetimize bir kez daha çağrı yapıyorum; asgari ücret belirleneli 5. aya giriyoruz, hala Asgari Ücret Tespit Komisyonu ile ilgili bir adım atılmadı. Maalesef bizim bütün çağrımıza rağmen asgari ücret önümüzdeki yıl da muhtemelen hükümet ile işveren arasında belirlenecek. Bu Türkiye’ye yakışmıyor. Ülkemizi seviyoruz, ülkemizin kriz yaşamasını istemiyoruz. Ama bu ülkenin çocukları olarak adil ve hakkaniyetli bir sistemin hem vergi, hem emeklilik hem de asgari ücret konusunda hakkaniyetli bir çözümü mutlaka başarmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.


Belediyeler olarak aynı anlayışla çalışmaların devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da; "Hem siyasi hem gönül bağı itibariyle HAK-İŞ’i, Hizmet-İŞ’i bir sendika olmaktan öte gören bir anlayış içerisinde sürecin baştan beri takipçisi ve az çok da emeği olan bir anlayışla aynı felsefenin insanları olarak seviyoruz. Sendikamızın kıymetli başkanına diyorum ki; ne olur eğitim ve felsefemizi asla göz ardı etmeyelim, hep beraber yol alalım. Bunun dışında gerisi hep halledilir. O açıdan ücret politikasıyla değil anlayış sahibi olarak el ele vereceğiz" diye konuştu.


Konuşmaların ardından mevcut Başkan Yavuz Navruz’un tek liste ile girdiği genel kurulda oylama işlemi başladı.



HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: "Vergi sistemimizde ciddi bir sorun var"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
İstanbul Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan: "Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, "Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 19. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada sanık Melih Geçek’in çapraz sorgusu yapıldı. Ekrem İmamoğlu duruşmada söz verilmesi üzerine sanık Melih Geçek’e soru sordu. İmamoğlu’nun "Göreve geldiniz. Kısa da olsa birlikteliğimiz oldu Melih Bey. Size ‘şunu genel müdür yardımcısı yap, şunu kadrona al, şunu şöyle çalıştır’ gibi bir talimatım geldi mi?" sorusuna sanık Geçek böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyleyerek cevap verdi. Ekrem İmamoğlu’nun "İstanbul Senin ile ilgili kafanda bir tereddüt oluştu mı? Zihninde karanlık bir nokta oluştu mu?" sorusuna ise sanık Geçek, "Oluşsaydı söylerdim başkanım. O slogan yerleşmişti, biz de benimsedik" cevabını verdi. Öte yandan duruşma savcısı, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı tutuksuz sanık Erol Naim Özgüner hakkında iddianamedeki 13. eylem olan ‘İBB Hanem’ yönünden ‘kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi’ suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti. Ardından savunmasına geçilen tutuklu sanık Necati Özkan’ın iddianamede örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile uçtan uca şifreli gizli mesajlaşma uygulamaları ile yurt dışında bulunan şahıslara bilgi aktardığı belirtilmişti. Necati Özkan’ın Akmerkez’de bulunan ofisinde farklı tarihlerde, İBB ve iştiraklerinde görevli olan üst düzey yönetici, örgüt üyesi şüpheliler ile belediyeden usulsüz iş alan reklam şirketlerinin yetkilileri olan bazı şahıslarla toplantı yaptığı da iddianamede açıklanmıştı. Ekrem İmamoğlu’nun hiyerarşisi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerinin ele geçirildiği, yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı ve Necati Özkan’ın da buna iştirak ettiği iddianamede ifade edilmişti. "Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir" İddianamede yer alan suçlamalara karşı savunması sorulan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Özkan, "Operasyonlardan sonra soruşturmaya 800 insandan fazla kişi dahil edilmiş. 5’ini seçilmiş siyasetçi olduğu için tanıyorum, 6 kişiyi de iş dünyasından tanıyorum. 23 kişiyi de İBB’de oldukları için tanıyorum. Geri kalanıyla hiçbiri irtibatım yok. Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir. Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği; Murat Ongun ve diğer suç örgütü üyeleriyle gizli toplantılara iştirak ettiğim ileri sürüldü. Aynı zamanda bazı toplantılara Ak Merkez’de bulunan ofisimde ev sahipliği yaptığım, buraları yönettiğim ya da katıldığım tevdi raporunda belirtilen usulsüz ihaleler, hizmet alımları ve haksız olarak kazanılan paranın aklanması suretiyle örgüte haksız kazanç sağlandığı iddia edildi. Sonra iddianame aşamasına gelindi. İddianamede şunu gördük: Paraşütle bu davaya indirilen Hüseyin Gün diye bir şahıs var. Bu sefer suçlama şuna dönüştü ‘Hüseyin Gün’e bağlı olarak hareket eden özel vasıflı üye’. Ancak bunlar yapılırken o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor hepsi yok olup gittiler. Dolayısıyla sormak istiyorum, iddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Neden herhangi bir aşamada bana bunlarla ilgili tek bir soru bile sorulmadı? Hakikat dışı gerekçelerle, asla ciddiye alınamayacak bir içerikle ‘siyasi casusluk’ diye bir casusluk davası icat edildi. Bana bu iftira atıldı. Ve casusluk gibi milli güvenliğimiz adına, devletimiz adına, ülkemiz adına son derece ciddiye alınması gereken bir konu sulandırıldı ve haftalarca medyaya malzeme haline getirildi. İlk duyduğum zaman anlayamadım. Bir sabah televizyonu açtım Merdan Yanardağ hakkında casusluk iddiası falan. Alt yazı geçiyor, sonra Necati Özkan var, İmamoğlu var. Yani ne casusluk davası? Bir de Hüseyin Gün var. Ya kim bu Hüseyin Gün? Bu adam kim? Size her şey adına yemin ederim adamı hatırlayamadım" ifadelerini kullandı. "Bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı" Sanık Özkan savunmasının devamında, "Böyle bir örgütün varlığından söz edebilmek için her şeyden önce örgütle organik bir bağınızın olduğunun somut delillerle kanıtlanması lazım. Sorgulamanın hiçbir aşamasında bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı. Tutuklandıktan sonra avukatlarım belgeleri getirdiğinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tutuklamaya ilişkin sevk yazısını gördüm. Orada az önceki ifadenin bir benzeri yer alıyor: ‘Murat Ongun’a bağlı hareket eden örgüt üyesi şüphelisi Necati Özkan.’ Suç örgütü lideri İmamoğlu, yöneticisi Murat Ongun ve diğer üyelerle gizli toplantılara iştirak ettiğim, Ak Merkez’deki ofisimde bu toplantılara ev sahipliği yaptığım, hatta usulsüz ihaleler ve hizmet alımları organize ettiğim söyleniyor. Bu iddialarla tutuklanıyorum. Dayanak ise 20 yıllık Ak Merkez yönetiminden hukuka aykırı şekilde alınan ziyaretçi kayıtları ve kamera görüntüleridir. Bunlar bana hiç sorulmadı. Ak Merkez’de gizli toplantılar yapıyor musunuz? İnsanlar size geliyormuş, orada ihaleye fesat karıştırıyormuşsunuz, bunu nasıl, kiminle, hangi gün yaptınız? Toplantılara kimler katıldı, ne konuştunuz, parayı nasıl paylaştınız?" diye tek bir soru gelmedi" dedi. Duruşma Necati Özkan’ın iddianamede yer alan eylemlere karşı savunmasıyla devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.
Kayseri Mimar Sinan’ın eserleri kıyafetlere döküldü Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından "Mimar Sinan’ı Anma Haftası" dolayısıyla düzenlenen programda, Mimar Sinan’ın eserlerinin işlendiği kıyafetler düzenlenen defileyle sergilendi. Programa AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, protokol üyeleri, sanatçılar ve vatandaşlar katıldı. Resim sergisi açılışı ile başlayan program Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından düzenlenen Kubbede Saklı Tınılar isimli konser ile devam etti. Konserin ardından ise Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Mimar Sinan’ın ustalık eserlerinin detaylarının işlendiği kıyafet defilesi ile katılımcılara sergilendi. Etkinliklerle ilgili bilgiler veren İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "9 Nisan’da Mimar Sinan’ın vefatı ve Anma Haftası olarak programlar gerçekleştiriliyor. Bu hafta kapsamında biz de 6-10 Nisan arasında çeşitli etkinlikler planladık. Bunların içerisinde özellikle mimarlık fakültesi öğrencilerinin yapmış oldukları sergiler, güzel sanatlar lisesinin yapmış olduğu yine Mimar Sinan ve onun eserlerinden oluşan resim sergileri var. Bugün de Ağırnas’ta, Mimar Sinan’ın doğduğu topraklarda anma programı gerçekleştirdik. Bizde bu kapsamda bugün burada sergi, ERÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nin hazırlamış olduğu Mimar Sinan’ı konu edinen çok güzel bir konser olacak. Konser sonrasında döneme ait kıyafetlerden oluşan defile de gerçekleşecek. Bizim amacımız hafta kapsamında Mimar Sinan’ı daha çok anlatmak, onun Kayserili olduğu vurgusunu ortaya koymak. Dünyaca ünlü böyle bir mimarın yaptığı işlerle ilgili bilgiler aktarmaktır. Bunun için çalışıyoruz" dedi. Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü Tanıtım Pazarlama Bölüm Şefi Yeter Demirtaş ise, "Bizim yaptığımız sahne sunumu Pir-i Mimaran Sinan adlı Mimarların Başı anlamına gelen bir defile. Biz 2003 yılında Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü olarak Mimar Sinan’ın bütün eserlerini yerinde gidip fotoğraf ve videolarla alıp onları daha sonra tasarıma dönüştürdük. Sonra resimlerimizi öğrencilerimize verdik ve aralarında yarışmalar düzenledik. Yarışmalar sonucunda da bu eserlerimiz ortaya çıktı. Eğer Selimiye Cami’yi fotoğrafladıysak onun minberindeki motifleri tekniklerle kıyafete dönüştürdük. Köprüyü aldık suların akışına kadar, detaylarına kadar kullanarak kıyafetlerimizi yaptık. 14 eserimiz var bu şekilde. Biz sanatla Mimar Sinan’ın eserlerini birleştirerek kıyafetlerimizi şahlandırdık. Biz onun eserlerinden feyz aldık ve bunları yapmaktan da gurur duyuyoruz" ifadelerine yer verdi.