GÜNDEM - 14 Ocak 2026 Çarşamba 15:52

Kayseri protokolünden Miraç Kandili mesajları

A
A
A
Kayseri protokolünden Miraç Kandili mesajları

Kayseri protokol üyeleri, Miraç Kandili dolayısıyla tebrik mesajı yayımladı.



Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Büyükkılıç, mesajında Miraç Kandili’nin tüm insanlığa huzur, barış ve esenlik getirmesine vesile olması temennisinde bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Miraç Kandili’nin 3 aylar içerisindeki özel ve müstesna günlerden birisi olduğuna işaret ederek, bu günde birlik ve beraberlik içerisinde olmanın önemini vurguladı. Miraç Kandili’nin günahlardan arınmaya ve mutluluk ile huzura kavuşmaya vesile olduğunu dile getiren Başkan Büyükkılıç, "Mübarek Miraç Kandili, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya oradan da semaya yükseldiği olayın gecesi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah’ın hikmetidir. Öyle olunca eller de semaya açılmalı, yüce Allah’tan birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde ülkemizin barışı, refahı, huzuru temenni edilmeli, tövbede bulunulmalı ve esenlik ile mutluluk temennisinde bulunulmalıdır. Böylesine özel ve müstesna gün, tam da bu duaların yapılması için münasiptir" ifadelerini kullandı.


Büyükkılıç, beş vakit namazın, Miraç gecesinde Müslümanlara emrolunduğuna da değinerek, "Dinimiz İslam’ın direği olan namaz bu mübarek gecede Müslümanlara emrolundu. Günde 5 vakit Allah’ın huzuruna duran Müslüman için büyük bir lütuf olan ve fırsat hükmündeki namaz ve Miraç, umarım Müslümanların da tüm insanlığın da kurtuluşuna vesile olur. Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslam âleminin mübarek Miraç Kandili’ni tebrik ediyor, nicelerini daha idrak etmeyi temenni ediyorum" sözlerini paylaştı.



Başkan Palancıoğlu: "Miraç, sadece bir gece değil, aynı zamanda her müminin iç dünyasında bir yükseliş, bir arınma ve tazelenme vesilesidir"


Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Miraç Kandili vesilesiyle bir mesaj yayınlayarak, "Miraç, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (S.A.V) Allah’ın huzuruna yükseldiği hikmet dolu gecedir" dedi. Üç ayların manevi değeri yüksek, önemli kandil ve gecelerle taçlandığını belirten Başkan Palancıoğlu, "Miraç, manevi duyguların üst seviyelere yükseldiği, Allah’ın lütuf ve inayetinin daha fazla hissedildiği önemli gecelerden biridir. Miraç, sadece bir gece değil, aynı zamanda her müminin iç dünyasında bir yükseliş, bir arınma ve tazelenme vesilesidir. Bu bilinçle idrak ettiğimiz Miraç Kandili de diğer kandil geceleri gibi, insanın gönlünü aydınlatan, toplumun manevi değerlerinin güçlenmesine vesile olan, birlik ve beraberliğimizin pekiştiği, büyük bir coşkuyla idrak ettiğimiz mübarek gecelerden biridir. Ellerimizi semaya açtığımız, lütuf ve ikramlarla dolu olan bu gecede miracın huzuru ile manevi dünyamızı aydınlatmasını sağlamalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslam aleminin mübarek Miraç Kandili’ni tebrik eder, Miraç Kandili’nin tüm insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini dilerim" diye belirtti.



Başkan Çolakbayrakdar: "Miraç Kandili, birlik ve beraberliğimizi güçlendirsin"


Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, bu mübarek gecenin İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Miraç Kandili’nin, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) Yüce Allah’ın huzuruna yükseldiği mukaddes bir gece olduğunu hatırlatan Başkan Çolakbayrakdar, bu özel zaman diliminin derin manevi anlamlar taşıdığına dikkat çekti. Recep ayının 27’nci gecesine denk gelen Miraç Gecesi’nin, insanlığa ilahi mesajlar sunan önemli bir kurtuluş ve arınma vesilesi olduğunu belirten Başkan Çolakbayrakdar, bu gecenin en güzel şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.


Yapılan ibadetlerin ve edilen duaların büyük anlam taşıdığı bu gecede, birlik ve beraberliğin önemine de vurgu yapan Başkan Çolakbayrakdar, şunları kaydetti:


"Peygamber Efendimiz’in, Yaradan’ın huzuruna yükseldiği bu mübarek gece olan Miraç Kandili’nin, başta aziz milletimiz olmak üzere tüm İslam âlemine ve insanlığa hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Miraç Gecesi; sabrın, teslimiyetin, umudun ve kulluğun en yüce mertebeye ulaştığı müstesna bir gecedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, İslam âlemi için birlik, beraberlik ve kardeşlik her zamankinden daha büyük bir önem arz etmektedir. Bu vesileyle dualarımızı yalnızca kendimiz için değil; ailemiz, şehrimiz, ülkemiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için etmeliyiz. Bu duygu ve düşüncelerle Miraç Kandili’nin bütün insanlığa rahmet, huzur ve esenlik getirmesini diliyor; aziz milletimizin ve tüm İslam âleminin Miraç Kandili’ni en kalbi duygularımla tebrik ediyorum."



OSB Başkanı Yalçın: "Miraç, Rabb’imizin sonsuzluğuna yapılan en görkemli şahitliktir"


Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, Miraç Kandili dolayısıyla mesaj yayımladı. Başkan Yalçın, mesajında şu ifadelere yer verdi:


"Peygamber Efendimiz (SAV)’in, Yüce Allah’ın sonsuz kudreti ile bir gecede, önce Mescid-i Aksa’ya getirilip ardından da Sidretü’l Münteha denilen en üst makama yükseltilişini ifade eden Miraç, Rabb’imizin sonsuzluğuna yapılan en görkemli şahitliktir. Peygamberin şahsında insanlığa sunulmuş bu ulvi yükselişin sonunda müjdelerle dönen Peygamber Efendimiz (SAV), tüm inananlara verilebilecek olan en kıymetli hediyeleri vermiştir. Müslümanlar için ilahi rahmet ve lütuflarla dolu olan bu gecenin insanlık için huzur, barış ve kurtuluşa vesile olmasını temenni ediyorum. Bu mübarek gecede yapılan duaların, milletimizin birlik ve beraberliği, ülkemizin refah ve huzuru için vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, sanayicilerimizin, hemşehrilerimizin, aziz milletimizin ve İslâm aleminin Miraç Kandilini tebrik ediyorum."



KTB Başkanı Bağlamış’ın mesajı


Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış, kandil dolayısıyla yayımladığı mesajda, kandil gecelerinin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını güçlendiren müstesna zamanlar olduğuna vurgu yaptı. Başkan Bağlamış mesajında şu ifadelere yer verdi:


"Millet olarak manevi dünyamızda derin izler bırakan kandil geceleri; gönüllerimizin arındığı, sevgi, hoşgörü ve dayanışma duygularının pekiştiği mübarek zamanlardır. Bu özel gecelerin; kırgınlıkların geride bırakılmasına, toplumsal huzurun ve kardeşliğin güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum."


Kandillerin, paylaşmanın ve yardımlaşmanın önemini bir kez daha hatırlattığını belirten Bağlamış, "Yarın idrak edeceğimiz anlamlı gecede dualarımızın kabul olmasını, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Aziz milletimizin ve tüm hemşehrilerimizin kandilini en içten dileklerimle tebrik ediyorum" ifadelerine yer verdi.



Başkan Erkan: "Miraç, Allah’ın rahmet ve kudretini idrak etmek adına önemli bir fırsat"


Hacılar Girişimci İş İnsanları Derneği (HAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erkan, Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Miraç Kandili’nin taşıdığı derin manevi anlamlara dikkat çeken HAGİAD Başkanı Fatih Erkan, bu gecenin Allah’ın rahmet ve kudretini idrak etmek adına önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Başkan Erkan, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:


"Miraç Kandili; Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) şahsında insanlığa açılan büyük bir ufku, Allah’ın rahmetini ve kudretini idrak ettiğimiz müstesna bir gecedir. Manevi değerlerin korunmasının her geçen gün daha da önem kazandığı bir dönemde; birlik, kardeşlik, merhamet ve paylaşma duygularımızı diri tutmaya her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz."


Bu gecenin toplumsal birlik ve beraberliğin güçlenmesine vesile olmasını temenni eden Başkan Erkan, "Bu mübarek gecenin; başta milletimiz olmak üzere tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini temenni ediyor; Kayserili hemşehrilerimin ve tüm İslam âleminin Miraç Kandili’ni tebrik ediyorum" ifadelerine yer verdi.



Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un Miraç Kandili Mesajı


Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında Tüm İslam Alemi’nin Miraç Kandili’ni tebrik eden Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, şunları kaydetti;


"Mübarek üç ayların içinde yer aldığımız şu günlerde Miraç Kandili’ne ulaşmanın sevincini hep birlikte yaşamaktayız. Kandiller, gönüllerimizi aydınlatan, manevi değerlerimizin güç kazanmasına vesile olan müstesna günlerdir. Miraç Gecesi de âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sav)’in, Mescidi Haramdan, Mescid-i Aksa’ya sonrada Yüce Allah’ın emriyle Hz. Cebrail’in eşliğinde göğe yükseldiği bereket yüklü mukaddes bir gecedir. Ellerimizi semaya açtığımız bu önemli gecede kırgınlıkları bertaraf ederek, sevginin, hoşgörünün, kardeşlik ve beraberliğimizin güçlenmesine özen göstermeliyiz. Bu anlamlı gecede bizler, Gazze başta olmak üzere, mazlum coğrafyalarda yaşanan insanlık dramlarının biran evvel son bulması ve yeryüzünde barış ile insanlığın hâkim olması için dualarımızda yer vermeyi de unutmamalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle; Miraç Kandili’nin başta akademik ile idari personelimize, öğrencilerimize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirmesini cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, Miraç Kandili’nizi tebrik ediyorum."



İl Müftüsü Durmuş Ayvaz’ın mesajı


Kayseri İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, Miraç Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı.


Ayvaz mesajında, "15 Ocak 2026 Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan gece, Peygamberimizin (s.a.s.) ihsan ve ikram dolu bir yolculukla Cenab-ı Hakk’ın yüksek huzuruna kabul edildiği Miraç gecesini yeniden idrak edeceğiz. Recep ayının 27. gecesinde gerçekleşen İsra ve Miraç; Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya oradan da Yüce Mevla’nın sonsuz ayet ve kudretini müşahede etmek için semaya kadar uzanan ve içerisinde pek çok ilahi hikmet ve bereketi barındıran manevi bir yolculuktur. Miraç, her şeyden önce yükselme yollarının yegâne sahibinin Yüce Allah olduğunun bilincine varabilmektir. Miraç, bir yükseliştir. Fiziğin metafiziğe, bedenin ruha, ruhun sahibine, kulun Allah’a yükselişidir. Beşerîlikten insanlığa yükseliştir. Müslümanlar bu yükselişi tıpkı Resûl-i Ekrem (s.a.s.) gibi ancak O’nun razı olacağı bir hayatı yaşayarak gerçekleştirirler. Miraç, sadık ve samimi bir iman, ibadet ve taat, ihlas ve takva, güzel huy ve ahlâk, hayır ve hasenat, hak ve hakikat, doğruluk ve dürüstlük, adalet ve sevgi, merhamet ve şefkat, dostluk ve kardeşlik, sabır ve sebat, fedakârlık ve cömertlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi fazilet ve erdemler ile yükselmektir. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz (s.a.s.), miraçtan üç büyük hediye ile dönmüştür: Birincisi gözümün nuru, müminlerin miracı dediği namaz; ikincisi Bakara suresinin son iki ayeti; üçüncüsü de istikametini imana çeviren herkesin, sonunda cennete gireceği müjdesidir. Üç hediye aslında İslâm’ın gayesini sembolize etmektedir. Namaz ile günde beş kez Rabbinin huzurunda durarak bireysel yükselişini yakalayan mümin, miraç müjdesi ayetlerle sorumluluğunun sınırlarını ve ufuklarını görür. Ayrıca resuller arasında bir fark olmadığını, bir fark gözetilmediğini, tevhit elçilerinin ortak misyonunu evrensel ve ideal bir hedef olarak önüne koyar. Toplumsal barışın tarihi kökeni bu ayetle âdeta abideleşir. Ve mümin, iman istikametinde olduğu sürece cenneti kazanacağını bilir. Böylece imanın evrenselliği, yüceliği, kuşatıcılığı, ebedîliği bir müjde olarak, bir hediye olarak sunulur. Bu vesileyle Sevgili Peygamberimizin miracından ilham alarak bireyin, toplumun ve topyekûn bütün insanlığın yükselişi üzerinde yeniden düşünmek durumundayız. Modern zamanlarda insanlığın içine düştüğü manevî sorunların üstesinden gelinmesinde, aşağıların aşağısına yuvarlanmış insanlığı Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) yüksek değerlere nasıl kavuşturduğunu bilmeye; getirdiği değerlerin insanlığın süflî bir hayattan ulvî bir hayata yükselişi için nasıl bir miraç vazifesi gördüğünü anlamaya ihtiyaç vardır. Başta Filistin’de ve Gazze’de olmak üzere Doğu Türkistan’da, Arakan’da, Keşmir’de, Libya’da, Suriye’de ve Dünya’nın dört bir yanında zulmün ortadan kalkması ve mazlumlara yardım için, zalimlerin de kahru perişan olması için bu gece dua edelim. Bu vesileyle aziz milletimizin ve âlem-i İslam’ın Miraç gecesini tebrik eder, bu gecenin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmeye vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ederim" ifadelerine yer verdi.



Kayseri protokolünden Miraç Kandili mesajları

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ramazan’ın bereketi Demirci’de paylaşıldı Manisa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu Demirci ilçesinde kurduğu iftar sofrasıyla yaşattı. Yüzlerce vatandaşın aynı sofrada oruç açtığı programda hem manevi atmosfer hem de çocuklara yönelik etkinlikler büyük ilgi gördü. Demirci’de düzenlenen iftar programına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Ata Temiz, CHP Demirci İlçe Başkanı Abdullah Demirkol, muhtarlar, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlarla yakından ilgilenen Başkan Dutlulu, masaları tek tek gezerek talepleri dinledi, çocuklarla sohbet etti. Ramazan ayının dayanışmayı güçlendiren manevi iklimine vurgu yapan Dutlulu, Büyükşehir Belediyesi’nin tüm ilçelerde vatandaşlarla buluşmaya devam edeceğini ifade etti. İftarın ardından düzenlenen etkinlikler ilçede adeta bayram havası estirdi. Hacivat-Karagöz gösterileriyle çocuklar unutulmaz bir akşam yaşadı. Başkan Dutlulu’dan Sefer Şen’e anlamlı hediye Gecenin en anlamlı anlarından biri ise atık malzemelerden kendi enstrümanlarını üreten Sefer Şen’in ödüllendirilmesi oldu. Şen’in üretkenliğini ve çevre duyarlılığını takdir eden Başkan Dutlulu, kendisine keman hediye ederek sanat yolculuğuna destek verdi. "Ramazan, aynı sofrada gönüllerimizi de buluşturuyor" Programda konuşan Başkan Dutlulu, "Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir ay. Demirci’de kurduğumuz bu sofrada sadece ekmeğimizi değil, gönüllerimizi de paylaşıyoruz. Manisa’nın her ilçesinde vatandaşlarımızla bir araya gelmeye devam edeceğiz" dedi. Muammer Güder adlı vatandaş, Büyükşehir Belediyesi’nin Demirci’ye önemli yatırımlar yaptığını belirterek özellikle Kent Lokantası hizmetinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tahsin Öner ise etkinliğin sosyal kaynaşmaya katkı sunduğunu ifade etti. Geçen yıl da programa katıldığını belirten Selda Dönmezer, "Bu sofralar toplumsal kenetlenmeyi sağlıyor" derken, Cemile Çoban da çocuklara yönelik etkinliklerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek belediye yetkililerine teşekkür etti.
Antalya ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
İstanbul İstanbul Valisi Gül: "İstanbul’da 100 tane kreş, 100 tane anaokulu ve 4-6 yaş Kur’an kursları yapacağız" İstanbul Valiliği tarafından "Muhtarlar İle İftar Buluşması" programı gerçekleştirildi. Vali Davut Gül, "İstanbul’da 100 tane kreş, 100 tane anaokulu ve 100 4-6 yaş Kur’an kursu yapacağız. İhtiyaç olan her mahallede hemen yapmaya başlayacağız" dedi. İstanbul Valiliği tarafından Bakırköy’de, "Muhtarlar İle İftar Buluşması" programı düzenlendi. Bakırköy’deki bir otelde yapılan programa İstanbul Valisi Davut Gül ve davetli çok sayıda muhtar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından iftar saatinde davetliler oruçlarını açtı. Program sonunda "Mahallenin Gücü İyilikle Büyür" projesi kapsamında Güngören, Gaziosmanpaşa ve Bahçelievler İlçe Kaymakamları ve en fazla kan bağışı alınan noktaların mahalle muhtarlarına Vali Davut Gül tarafından plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan İstanbul Valisi Davut Gül, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde İstanbul’da sizlerle birlikte her mahallede güzel işler yapmaya gayret ediyoruz. Aslında İstanbul’da yapılanları en iyi muhtarlarımız biliyor. Çünkü işin çilesini çeken sizlersiniz. Sıkıntılı dönemi de yaşıyorsunuz. Vatandaşlarımızdaki o rahatlığı da ilk görenler sizlersiniz. Yapılanları biliyorsunuz. Bundan sonra inşallah sizlerle birlikte şöyle bir buçuk sene içerisinde bilemediniz iki sene içerisinde birkaç tane proje uygulayacağız. Bu sayacağım projelerde mahallenin ihtiyacı varsa ve uygun arsa varsa hemen bu ay içerisinde başlayacağız ve bazılarını çelik konstrüksiyondan yıl içinde bitireceğiz. Bazılarını gelecek seneye sarkarsa gelecek sene içinde bitireceğiz. Ne yapacağız? 100 tane kreş yapacağız. Aile ve sosyal hizmetler bakanlığımıza teslim edeceğiz. Dolayısıyla da 6 aylık çocuklar 6 aylıktan sonra 3 yaşına kadar, 4 yaşına kadar kalabileceği mekanlar olmuş olacak. Ne işe yarayacak? Yeni yavrularımızın, yeni doğum yapan hanımefendilerin iş hayatına atılırken çocuklarını bırakabilecekleri mekanlara ihtiyaç var" dedi. Kreşlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından işletileceğini belirten Vali Gül, "İstanbul’umuzda hizmet sunmak önemli ama ekonomik olarak alım gücünün yetebileceği şekilde sunmak daha önemli. Buraları adeta bedava sembolik fiyatlarla Aile Bakanlığımız işletecek. İkincisi anaokulları yapacağız 100 tane. İhtiyaç olan her mahallede hemen yapmaya başlayacağız. Üçüncüsü, 4-6 yaş Kur’an kursu yapacağız. 4-6 yaş Kur’an kursunu en iyi muhtarlarımız bilir aslında. Diyanetin anaokulu. Bu üçüne baktığınızda şu anlama geliyor. Aile Bakanlığımız kreşleri işletecek. Milli Eğitim Bakanlığımız anaokullarını işletecek. Müftülüklerimiz de 4-6 yaş Kuran kurslarını işletecek. Bunun dışında çocuklarımızın, gençlerimizin kötü alışkanlıklara bulaşmaması için, koruyucu önleyici tedbirler almak için kapalı spor salonları yapmak istiyoruz. Bunların sadece ismi kapalı. 7/24 hemşehrilerimizin hizmetinde olan mahalle ölçeğinde kullanacağımız spor salonları olacak. 100 tane yapmayı planlıyoruz. İlave olarak 100 tane halı saha yapmayı planlıyoruz. Yani 100 tane halı saha, 100 tane kapalı spor salonu, 100 tane kreş, 100 tane anaokulu, 100 tane 4-6 yaş Kuran kursu yapacağız. Bunlara ilaveten ödev evlerimiz var. Şu an sayısı yaklaşık olarak 250. Bunların sayısını da ilk etapta 500’e çıkartmak istiyoruz. Aslında baktığınızda her biri mahalle ölçeğinde, okul ölçeğinde sizlerle birlikte çalışacağımız, sizlerle birlikte değerlendireceğimiz yatırımlar. Buralarda sizden istirhamımız ihtiyaç varsa, arsa varsa mutlaka Kaymakamımıza bildirin. Biz bunları olabildiğince seri şekilde yapıp milletimizin hizmetine sunmak istiyoruz. İnşallah sizlerle birlikte sizlerin bu döneminde hemşehrilerimiz diyecekler ki ‘Bizim mahallemiz şu muhtarımız döneminde tarihinin en güzel hizmetlerini aldı’ Biz isteyeceğiz. Allah nasip edecek ve inşallah bunların sonucunu hep birlikte göreceğiz" diye konuştu.