GÜNDEM - 26 Aralık 2025 Cuma 14:01

Melikgazi Belediyesi, restorasyon çalışmalarıyla kültürel mirası geleceğe taşıyor

A
A
A
Melikgazi Belediyesi, restorasyon çalışmalarıyla kültürel mirası geleceğe taşıyor

İlçede geçmişin izlerini taşıyan yapıları aslına uygun şekilde restore eden Melikgazi Belediyesi, tarihi yapılara yeniden işlev kazandırarak kültürel ve sosyal hayata dahil ediyor.


Melikgazi’de yapılan restorasyon çalışmalarıyla ilçenin tarihi ve kültürel kimliğini korunmayı amaçladıklarını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Melikgazi’miz tarihi eserlerin yoğun olduğu bir ilçe. Melikgazi ilçemizde tarihi yapıların restore edilerek günümüz hizmetine sunulması çalışmalarımız büyük bir titizlikle devam ediyor. İlçemizin somut kültürel miraslarından olan konak, han, medrese, türbe ve çeşmelere kadar birçok yapıyı günümüze kazandırıyoruz. Yapmış olduğumuz çalışmalarda kültürel mirasımızı gün yüzüne çıkarılması, gelecek nesillere aktarılması yanında yapılara fonksiyon yükleyerek yeniden işlevlendiriyoruz. Çalışmalarımızla sadece fiziksel yapıların yenilenmesini sağlamakla kalmıyor aynı zamanda bir kentin hafızasının yaşatılmasını da sağlıyoruz. Yapıların mimari dokularını titizlikle korurken, peyzaj ve çevre düzenleme işlemlerini de gerçekleştiriyoruz. Bu doğrultuda yapılan her restorasyon çalışmamız şehrimize ve ilçemize değer katan kalıcı bir hizmet olarak öne çıkıyor. İlçemizde göreve geldiğimiz günden bu yana Gön Han, Köşk Medrese, Suya Kanmış Hatun Türbesi, Dört Ayak Türbesi, Sırçalı Kümbet, Bakkaloğlu Konağı, tarihi çeşmeler gibi birçok yapının içinde yer aldığı 20 adet restorasyon çalışması yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Restorasyon uzun süren ve özverili bir çalışma. O yüzden emek veren gayretle çalışan tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ederim" dedi.



Melikgazi Belediyesi, restorasyon çalışmalarıyla kültürel mirası geleceğe taşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.