POLİTİKA - 26 Eylül 2025 Cuma 16:36

MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir"

A
A
A
MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, ’Terörsüz Türkiye’nin siyasi bir proje olmadığını söyleyerek, "Bizim buradaki muradımız hiçbir Mehmetçiğin saçının teline zarar gelmeden, hiçbir vatandaşımız zarar görmeden birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak. Sadece Türkiye’nin gündeminden değil, terörü Ortadoğu bölgesinin gündeminden çıkarmaktır" dedi.


Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret eden MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Halkı yarın Adana’da yapılacak olan ’Terörsüz Türkiye, Asırlık Kardeşlik’ temalı toplantıya davet eden Özdemir, "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir" dedi.


Asıl amaçlarının birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak olduğunu vurgulayan Özdemir, "Türkiye, 40 yılı aşkın süreden bu yana mücadele ettiği terör meselesini inşallah yakın bir sürede tamamen gündemden çıkaracaktır. Türkiye, son yıllarda giderek artan milli birlik ve beraberliğimize yönelen ve boyutları derinleşen tehditlerle yüzleşmek durumunda kalmıştır. Bu tehdit ve tehlikelerin bize göre zirve yaptığı nokta 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ ile gerçekleşen darbe girişimi olmuştur ve bu millet iradesiyle defedilmiştir. Uzun yıllardan bu yana Türkiye’de etnik ve mezhep temelli ayrımcılık ve bölücülük fitnesi üzerinden ve bunlara dayalı terör faaliyetleri üzerinden netice almaya çalışan çevreler oldu. Bu çevreler Türkiye’yi kendi iç gündemine hapsetme, kendi iç gündemiyle oyalama, dışarıda yaşanan gelişmelerden ise Türkiye’yi uzak tutma çabalarının birer parçası olmak suretiyle farklı senaryoları hayata geçirdiler. Bugün bilhassa İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırımın akabinde aynı ülkenin Filistin, Lübnan, Suriye, İran, Yemen ve son olarak Katar’a yönelik saldırılarından sonra ve buna mukabil İsrailli bazı yetkililerin bizzat açıklamalarına bakmak suretiyle İsrail’in fütursuzluğuna ve saldırganlığında sınır tanımayacağı, İsrail’in asıl maksadının topraklarını genişletmek olduğu, safsata bir hayalin peşine düşmek suretiyle hem bölge ülkelerinin istikrarını bozmak hem de toprak bütünlüğünü bozmak gayretiyle faaliyetlerini yürüttüğünü gözlemliyoruz. Bu şartlar altında da Türkiye, iç barışını tesis etmeye yönelik üstün gayretler sergilemiştir. Cumhurbaşkanımızın 2024 yılında Türkiye’nin iç cephesinin güçlendirilmesi gerektiğine yönelik açıklamaları olmuştur. Buna mukabil genel başkanımız da benzer bir ifadeyi tekrarlayınca Mecliste DEM Partililerin elini sıkmış ve DEM Parti’ye terörle arasında mesafe koyması gerektiği yönünde çağrıda bulunmuştu. Aradan geçen zaman zarfında terör örgütü de kurucusu Abdullah Öcalan’ın çağrısına uymak suretiyle kongresini toplamış, silahlarını yakmış ve bugün de PKK terör örgütünün elinde bulunan silahların peyderpey güvenlik güçlerinin kontrolünde teslim alındığını görüyoruz. Dolayısıyla milli birlik ve beraberliğimiz, ’Terörsüz Türkiye’ gerçeğiyle bundan sonraki dönemde daha da fazla pekişecek ve 21. yüzyıla doğru yeni hayatımızla beraber Türkiye iç barışını da tesis etmek suretiyle etnik ve mezhep temelli ayrımcılık fitnesine karşı toplumda oluşturulan bu ayrımcılığı yönetimde kaynaşmaya çevirmek suretiyle inşallah aşacak ve daha büyük potansiyele erişecek. Bizim buradaki muradımız hiçbir Mehmetçiğin saçının teline zarar gelmeden, hiçbir vatandaşımız zarar görmeden birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak. Sadece Türkiye’nin gündeminden değil, terörü Ortadoğu bölgesinin gündeminden çıkarmaktır. Çünkü uzun yıllardan bu yana baktığınız vakit hem etnik hem mezhep temelli ayrımcılık ve bölücülük fitnesi ile terör faaliyetleri Ortadoğu’da ne yazık ki hemen hemen her ülkenin rejimlerinin zayıflamasına sebebiyet verdi. Hatta ve hatta devlet otoritesinin çökmesine sebebiyet verdi. Şimdi 21. yüzyılda Türkiye, bölgesinde lider ülke olarak artık küresel liderlik hedefiyle hareket ederken, terörden tamamen kendisini ve çevresini arındırmak suretiyle kendi istikrarını tesis ederken bölgesine de istikrar vaat eden bir anlayışı yayabilmenin arayışı içerisindedir. Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir" dedi.


Terörsüz Türkiye düşüncesinden rahatsız olanların Ortadoğu’da kan ve gözyaşının hakim olmasını isteyen çevreler olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Baktığınız vakit bugün ’Terörsüz Türkiye’ düşüncesinden ve hedefinden rahatsız olan çevrelerin ne hikmetse Ortadoğu bölgesinde kan ve gözyaşının hakim olmasını isteyen, sınırları değiştirmek isteyen çevrelerle aynı görüşü paylaştıklarını da ne yazık ki gözlemlemiş bulunuyoruz. Hasbelkader bir dönem Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde bulunup bugün başka yerde olanlar; adeta utanmasalar dönüp PKK terör örgütüne ‘Siz niye silah bırakıyorsunuz’ çağrısında dahi bulunacak bir fütursuzlukla siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Bunu da aziz milletimizin takdirine bırakıyoruz. Buradaki temel muradımız Türkiye’nin huzur iklimine kavuşmasıdır. Çünkü bu huzuru yakaladıktan sonra Türkiye, diğer alanlarda önemli atılımlar yapabilecek kuvvet ve kudreti kendisinde bulabilecektir" şeklinde konuştu.


MHP kadrolarının Türkiye’nin 81 ilin tamamında milletle el ele olduğunu da belirten Özdemir, "En başından itibaren Kayseri’de teşkilatlarımız sahada. Bizler, 81 ilin tamamında Milliyetçi Hareket Partisi kadroları olarak genel başkanımızın talimatlarıyla aziz milletimizle el eleyiz. Bizi sevindiren ve memnun eden durum şu; kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı vatanımızın neresi olursa olsun gittiğimiz her yerde bizi karşılayan her bir vatan evladının ’Terörsüz Türkiye’ hedefini kabullenmiş olması ve bu çabalarının arkasında desteğini sunmasıdır" ifadelerini kullandı.



"Yeni ve sivil bir Anayasa’nın yapımına ihtiyaç var"


Gündemde olan Anayasa değişikliği ile ilgili olarak da açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Mecliste komisyon ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Hem siyasi partilerin görüşlerini almak suretiyle hem toplumun diğer kesimlerini temsil eden sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşların görüşlerini almak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürdürülen komisyon faaliyetleri, çalışmalarını ekim ayı ortasına kadar tamamlayacaktır. Bu çalışma ve çabaları bir anayasa değişikliği olarak farklı fitne yaymak suretiyle toplumun aklını bulandırmaya çalışanlara karşı aziz milletimizin şunu bilmesi lazım; burada hassasiyet terörün bitmesidir. Ne Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılması gündemdedir ne de bu anlamda ilgili maddelerle beraber Türkiye’yi kendi bünyesinde meşgul edecek tartışmalara sebebiyet verecek bazı hususların değerlendirilmesi konusu gündemde değildir. Anayasa’nın ilk 4 maddesi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin her zaman olduğu gibi kırmızı çizgisidir. Bundan geri dönüş olmaz. Toplumumuzun ihtiyaç duyduğu yeni hükümet sistemimizle beraber uyumlu olacak, Türkiye’yi milli hedeflere ulaştıracak yeni ve sivil bir Anayasa’nın yapımına da ihtiyaç olduğu gerçeğini de vurgulamaktan geri durmuyoruz" diye konuştu.



MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HEKİMSEN Genel Başkanı Kurban: "Bu yasa diğer devletler tarafından kopyalanacak" Ankara’da düzenlenen ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katılan HEKİMSEN Genel Başkanı Adil Kurban, "Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" dedi. Ankara’da ’Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ düzenlendi. HEKİMSEN Genel Başkanı ve ALKON Konfederasyonu Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Tarihe İz Bırakan Türk Hekimleri Kongresi’ne katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş, Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan ve Prof. Dr. Ahmet Gökhan Çakıroğlu gibi isimlerin de yer aldığı kongrede konuşan Kurban, Türk tıbbının köklü bilimsel mirasının geleceğin sağlık politikalarına yön verecek güçlü temel oluşturduğunu ifade etti. Üzerinde çalışılan Hekimlik Meslek Kanunu’nun mesleğin hukuki güvencesini güçlendirecek stratejik reform olduğunu vurgulayan Kurban, düzenlemenin hem hasta güvenliğini hem de sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yapısal dönüşüm sağlayacağını söyledi. Kurban, Türk tıbbının tarihi birikiminin sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli referans noktası olduğunu da belirtti. "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı" Türk-İslam tıp geleneğinin dünya tıbbına bıraktığı güçlü mirasa dikkat çeken Kurban, özellikle İbn-i Sina’nın eserlerinin yüzyıllar boyunca Avrupa tıp eğitimine yön verdiğini hatırlattı. Kurban, "Milattan önceki dönemlere ait birçok eser yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu eserler, Abbasiler döneminde Arapçaya çevrilerek koruma altına alındı. O gün yapılan çeviriler olmasaydı, bugün bu eserlerin büyük bir kısmı tamamen yok olacaktı. Bu mirası Müslümanlar korudu. Tıp bilimi büyük bir gelişme göstererek zirveye ulaştı. Ancak daha sonraki dönemlerde o coğrafyada ardı ardına savaşlar yaşandı. Sürekli devam eden savaşlar nedeniyle bu birikimin önemli bir kısmı yok edildi. Buna rağmen bizim kültürümüz, inancımız ve milletimiz tıbbı ve bilimi önemli bir noktaya taşımıştır. Bu süreçte tıbbın gelişimi öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, İbn Sina’nın yazdığı El-Kanun fi’t-Tıb adlı eser 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’da okutulmuştur. Ne var ki bu eserin orijinal nüshasının bugün bizde bulunmaması üzücü bir durumdur" diye konuştu. "Bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak" Tarih boyunca tıbbı zirveye taşıyan bu anlayışın gelecekte de daha ileriye taşınacağına inandıklarını belirten Kurban, "Zaten HEKİMSEN’in kuruluş amacımız da budur. Tıp, aynı zamanda bilimin zirvesidir. Çünkü tıp, doğrudan hayata hizmet eder. HEKİMSEN camiası olarak kurulma amacımız da bu kadar kıymetli bir varlığa hizmet eden tıp doktorlarının haklarını ve itibarını korumaktır. Hekimlik Meslek Yasası’yla ilgili çalışmamız çok gelişti, inşallah geliştirilecek ve eksiklikleri tamamlanacak. Ortaya çıkacak düzenleme, hem tıbbı daha ileri bir seviyeye taşıyacak hem de hekimlerin onurunu koruyacaktır. Öyle ki bu yasa, diğer devletler tarafından kopyalanacak düzenlemedir" şeklinde konuştu. "Hekimlik Meslek Kanunu yalnızca hekimlerin haklarını güvence altına alan bir düzenleme değildir. Aynı zamanda hasta güvenliğini güçlendiren ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artıran yapısal bir reformdur" ifadelerini kullanan Kurban, güçlü bir sağlık sistemi için hekimlik mesleğinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Tıp tarihindeki kurumsal gelişmelere de değinen Kurban, geçmişte hastanelerde uygulanan eğitim ve sınav sistemlerinin modern tıp eğitiminin temelini oluşturan disiplinli bir yapıyı ortaya koyduğunu ifade etti. Bu güçlü bilimsel ve tarihi mirasın, bugün sağlık politikalarının şekillenmesinde önemli bir referans noktası olduğunu söyledi.
Manisa Başkan Dutlulu, Soma Termik Santrali işçilerini iftarda ağırladı Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma Termik Santrali önünde 17 gündür hak mücadelesi veren işçiler ve aileleri için iftar programı düzenledi. İftar sofrasında işçilere seslenen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "17 gündür nasıl yanınızdaysak, bundan sonra da her süreçte yanınızda olmaya devam edeceğiz" dedi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların yanında olan Manisa Büyükşehir Belediyesi, Soma’da termik santrali işçilerine yönelik iftar programı gerçekleştirdi. Soma Termik Santrali işçilerinin 17 gündür devam eden hak arama mücadelesine destek vermek amacıyla tesis önünde düzenlenen iftar programına CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, Manisa Büyükşehir Belediyesi genel sekreter yardımcıları, başkan danışmanları, siyasi parti ve sendika temsilcileri, santral çalışanları ile aileleri katıldı. "Her zaman yanınızdayız" Her zaman işçilerin yanlarında olduklarını ifade eden Milletvekili Bakırlıoğlu, "Bizler siyasetçi olmaktan öte, bu toprakların birer evladı olarak her zaman yanınızdayız. Şunu iyi bilin ki; Meclis çatısı altında sizin sesiniz kısılmayacak. Yarın sabah Ankara’ya döndüğümde ilk işim, bu kazanımların kalıcı hale gelmesi ve o çok istediğimiz kamulaştırma adımlarının atılması için gerekli girişimlerde bulunmak olacak" dedi. "Tek çözüm kamulaştırmak" İşçilerin başarısını kutlayan ve büyük bir iş başardıklarını söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, başarının birlik ve beraberlikten kaynaklandığını söyledi. 17 gündür yanlarında olduklarını ve bundan sonra da olmaya devam edeceklerini söyleyen Başkan Dutlulu, "17 gündür nasıl yanınızdaysak, daha önce nasıl yanınızdaysak, bundan sonra nasıl bir sonuç olursa olsun, nasıl bir süreç olursa olsun Manisa Büyükşehir Belediyesi de Soma Belediye Başkanı da Manisa’mızın milletvekilleri de her zaman yanınızda olmaya devam edecek; bundan şüpheniz olmasın. Soma halkı, Türkiye’de örnek olacak bir birliktelik gerçekleştirdi. Allah bir daha böyle şeylere ihtiyaç duyurmasın. Biz buraya gelmeden birkaç gün önce, ’Bu süreç nasıl olacak?’ diyorduk. Haberi aldık, mutlu olduk. Tabii haberdeki soru işaretleri içimizi kuşkuya düşürdü ama en azından şimdilik işçi kardeşlerimizin sorunları çözülüyor, işe başlıyorlar, maaşlar alınıyor. Ama bundan sonraki süreçte de hepimizin dikkatli olması lazım. Arkadaşlarımız çok güzel söyledi: ‘Bu işin tek çözümü kamulaştırma.’ Bunu bakan da kabul ediyor, herkes kabul ediyor. Bu iş şirketlere devredilecek bir iş değil. Ama kamulaştırma yapılamıyorsa da bir an önce buranın sorunu çözülsün, Soma’nın sorunu çözülsün, sizlerin sorunu çözülsün; bunu istiyoruz. Bunun için de elimizden geleni yapacağız" dedi. "Termik santral işçisi devlet işçisi olsun" Mücadelenin henüz bitmediğine dikkat çeken Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, "Bugün güzel haberler aldık, hayırlı haberler aldık. Ancak bu haberler bir başlangıç, henüz her şey bitmiş değil. Sıcak su devam ettiği sürece ödenecek bir teşvik söz konusu. İki ay sonra sıcak su sona erdiğinde termik santralin durumu ne olacak? Çalışmaya devam edecek mi? Sizlerin durumu ne olacak? Bu konuda yeterli bir açıklama yok. Soma’mızın geleceğine birlikte sahip çıkacağız. Soma’mızın termik santrali, madenleri Somalının olana kadar birlikte mücadeleye devam edeceğiz. Tek bir isteğimiz var: Termik santral eskiden olduğu gibi yine devlet tarafından işletilsin. Termik santral işçisi devlet işçisi olsun. İşçimizin de ilçemizin de gelecek korkusu kalmasın" ifadelerini kullandı. "Soma olarak kenetlendik" Konuşmasına destek veren herkese teşekkür ederek başlayan TES-İŞ Şube Başkanı Mustafa Girginler, "Ben sizlerin önünde sayın vekilime, bizleri Meclis’te her zaman sesimiz olduğu için kendilerine çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün direnişimizin 17. günü. 17 günden beri bizlere burada her türlü imkanı sunan, bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediye Başkanıma, Soma Belediye Başkanıma çok teşekkürlerimi sunuyorum. Soma olarak çok güzel birbirimize kenetlendik, birbirimize sahip çıktık. Bir heyet oluşturduk. Bu heyet aynı şekilde işimizin devamlılığı için, uzun süreli bu tesisimizin, Soma’mızın mağdur olmaması için çalışması için bizler aynı şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.