SAĞLIK - 05 Mayıs 2026 Salı 14:37

Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor

A
A
A
Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor

Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, "Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor" dedi.



Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan terlemelerin ikiye ayrıldığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hastalarımız, özellikle terleme problemleriyle bize sıkça başvuruyorlar. Tabi terlemeyi tıp literatüründe biz hiperhidroz tanısı olarak bunu biliyoruz. Öncelikle bunu tabi ikiye ayırmak lazım. Birincisinde sekonder yani altında bir sebep olan terleme sebeplerine bakmak lazım. Özellikle tiroid hastalıkları, diyabet, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve tüketilen yiyeceklerle ilgili bölgesel değil ancak genel bütün vücutta gördüğümüz terlemelerin altta yatan sebeplerini biz bu alt başlıklarda mutlaka araştırıyoruz. Dahiliye uzmanlarıyla, endokrin uzmanlarıyla birlikte ve hastanın anamneziyle, hikayesiyle birlikte altta yatan sebep varsa bunu kestiğimiz zaman yaygın terlemelerin tedavisinin olabileceğini hastamızla paylaşıyoruz. Diğeri ise primer hiperhidroz dediğimiz altta herhangi bir sebep bulamadığımız bölgesel terlemeler özellikle bu gruba girmektedir. Hastalarımız da en çok bu gruptan muzdarip olmaktadırlar. Bunlar özellikle günlük hayatta gördüğümüz koltuk altı yoğun terlemeleri, el ayak bölgesi terlemeleri, alın ve yüz bölgesindeki terlemeler de yine bu gruba girmekte. Öncelikle tabii bu grupta kullanabileceğimiz tedavilerimiz çeşitli. Tabi terlemenin sıklığına, şiddetine ve hastayı rahatsız etmesine göre tedavi seçeneklerimiz değişmekte bizim. En hafif ve orta şiddetli bölgesel terlemelerde özellikle alüminyum klorür içeren krem ve losyonları kullanabilmekteyiz. Bunlar o bölgedeki ter bezlerinin ağızlarını kapatarak terin yüzeye çıkışını azaltmakta ve hafif ve orta şiddetli vakalarda bizim elimizi güçlendiren tedavi seçenekleri arasında mutlaka kullanmaktayız" dedi.



Muhammed Burak Yücel, daha ileri safhalarda terleme önleyici tedavilere başladıklarını söyleyerek, "Bir ileri düzeyde iyontoforez dediğimiz yine terleme önleyici tedaviler de kullanmaktayız. Burada hastanın terleyen bölgesini su dolu bir küvet düşünebiliriz. Bunun içerisine alıyoruz ve düşük dozda elektrik akımı vererek o bölgeye giden, ter bezlerine giden sinirlerin aktivitesini geçici olarak blokluyoruz. Bu da yine hafif ve orta şiddetli hiperhidrozlarda tercih ettiğimiz ve hastaların fayda gördüğü yöntemlerden birisi. Orta şiddetli ve ağır şiddetli biraz daha terlemenin hastayı rahatsız ettiği durumlarda da biz botulinum toksin dediğimiz botoks uygulamalarını sıkça hem koltuk altında hem yüz ve alın bölgesi terlemelerinde hem de el ve ayak bölgesi terlemelerinde sıkça kullanmaktayız. Hem de hastalarımızdan tedavi sonuçları açısından gayet tatminkar sonuçlar almaktayız. Burada özellikle ter bezine giden sinirlerin aktivitesini baskıladığımız zaman hem en az 4 ay en fazla 6-7 ay olacak şekilde bu ter bezlerinin aktivitelerini biz bloklayabiliyoruz. Dolayısıyla bir yaz başlangıcının girişinde bir de kış mevsiminin başlangıcında senede iki kere bazı durumlarda hastanın semptomuna göre de senede üç kere botoks uygulamalarını etkili şekilde yaparak bölgesel hiperhidrozlarda bölgesel terlemelerin önüne geçiyoruz ve hasta açısından da gayet tatminkar sonuçlar alıyoruz. Bir de tabii ki bu söylediğimiz yöntemlere ek olarak bunlara rağmen yanıt alamadığımız, terlemeyi kontrol altına alamadığımız durumlarda da özellikle göğüs cerrahisi uzmanlarıyla konsülte edip hastamızı paylaşıp sempatektomi dediğimiz yani o ter bezlerine giden sinirin ameliyat yöntemiyle kesilip klipslemesi ve o bölgedeki ter aktivitesinin kalıcı olarak durdurulmasına yönelik cerrahi operasyonları, minör ameliyatları da yine göğüs cerrahisi uzmanlarıyla birlikte planlayarak hastamızı yönlendiriyoruz ve bu şekilde de eğer diğer yöntemlerden fayda alamadıysak özellikle ağır hastanın günlük hayatını bozan terleme şikayetlerinde de bu şekilde tedavi yöntemlerini kullanabilmekteyiz" ifadelerini kullandı.



"Kötü koku yenilen gıdalarla ilgili olabilir"


Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, "Tabi terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğine yapay zekalı çözüm Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğini azaltmaya yönelik, yapay zeka destekli yeni bir sistem için önemli bir adım atıldı. HEAŞ ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) arasında "Gürültü İzleme Sisteminin (SAGİS) Geliştirilmesi" projesi için mutabakat muhtırası imzalandı. Geliştirilecek sistem sayesinde uçak motor frekansları, çevredeki diğer gürültülerden hassas şekilde ayrıştırılabilecek. Uçuşların NADP1, NADP2 ve Sürekli Alçalma Yaklaşımı gibi gürültü azaltıcı prosedürlere uyumu anlık olarak dijital ortamda denetlenecek. Ayrıca GIS tabanlı arayüz ile havalimanı çevresindeki gürültü seviyesi harita üzerinden canlı takip edilebilecek. Türkiye’de ilk kez "öğrenebilen" yapay zeka mimarisiyle geliştirilecek SAGİS, 24 aylık Ar-Ge sürecinde Türk mühendisleri tarafından eğitilecek. Geniş ölçüm ağı ve yüksek doğrulukta veri üretimiyle sistemin uluslararası standartların üst segmentinde performans sunması hedefleniyor. Proje, TÜBİTAK bünyesinde geliştirilen ilk kapsamlı gürültü yönetim sistemi olma özelliği de taşıyor. Bu yönüyle sadece ölçüm değil, analiz ve yönetim süreçlerini de kapsayan bütüncül bir yapı sunacak. İmza töreni, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır ile TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy’un katılımıyla gerçekleştirildi. Savunma sanayiinde elde edilen yerlileşme tecrübesinin sivil havacılığa aktarılmasını hedefleyen proje ile dışa bağımlılığın azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi planlanıyor. SAGİS’in devreye alınmasıyla birlikte Sabiha Gökçen Havalimanı’nda çevresel gürültü yönetiminin daha etkin ve sürdürülebilir hale gelmesi bekleniyor.
İstanbul 17 yaşındaki saldırgan işyerini kurşunladı, üzerinden el bombası çıktı Esenyurt’ta daha öncede kurşunlandığı öğrenilen bir kafeye yeniden silahlı saldırı düzenlendi. O sırada çevreden geçen gece bekçileri, 17 yaşındaki Mehmet Can İ. isimli silahlı saldırganı kısa süreli kovalamacanın ardından yakalayarak gözaltına aldı. Yapılan aramada 1 adet el bombası, silah ve çok sayıda mermi ele geçirildi. Olay, sabah 04.30 sıralarında Esenyurt Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre 17 yaşındaki Mehmet Can İ. isimli çocuk yaştaki saldırgan kafenin önüne gelerek silahını ateşledi. 6 el ateş eden şahıs olayın ardından koşarak kaçarken, o sırada çevreden geçen gece bekçileri silahlı saldırganı kovalamaya başladı. Şahıs kaçtığı sırada elindeki poşeti çalıların arasına atarken, ihbar üzerine destek amacıyla çok sayıda polis ekibi olay yerine sevk edildi. Kısa sürede yakalanan silahlı saldırgan ise yakalanarak gözaltına alındı. Attığı poşetten el bombası çıktı Silahlı saldırının ardından bekçilerin kovaladığı Mehmet Can İ., koşarken bir poşeti çalıların arasına attı. Şahıs gözaltına alındıktan sonra yapılan incelemede şahsın üzerindeki el bombasını çalıların arasına attığı tespit edildi. Yapılan üst aramasında ise tabanca ve çok sayıda mermi ele geçirilirken, kurşunlanan kafenin daha önce de silahlı saldırıların hedefi olduğu öğrenildi.
Elazığ Prof. Dr. Koca: "Behçet hastalığı, birçok organ ve sistemi etkileyebilir" Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Serdar Koca, Behçet hastalığının deriden göze, beyinden damarlara, bağırsaklardan eklemlere kadar birçok organ ve sistemi etkileyebilen, çok yönlü bir hastalık olduğunu ifade etti. Fırat Üniversitesi Hastanesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman Serdar Koca, ‘Behçet hastalığı’ hakkında açıklamalarda bulundu. Behçet hastalığının deriden göze, beyinden damarlara, bağırsaklardan eklemlere kadar birçok organ ve sistemi etkileyebilen, çok yönlü bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Koca, "Bu hastalık özellikle genç yaşlarda ortaya çıkıyor. Diğer inflamatuar romatizmalardan farklı olarak, erkeklerde görülme oranı daha sık ve hastalığın şiddeti daha yüksektir. Behçet hastalığının en sık görülen belirtilerinden biri ağızda tekrarlayan, ağrılı fakat iz bırakmayan yaralardır. Genital bölgede oluşan yaraların ise genellikle ağrısızdır. Hastalarda deri altında ağrılı ve kırmızı şişlikler, kaba sivilceler gibi farklı cilt neticelerinin yanında hastalık ataklar halinde de seyredebilir. Hastalık sadece ciltle sınırlı kalmıyor. Toplardamarlarda pıhtı oluşumu, atardamarlarda ise anevrizma gelişmesi hayati risk oluşturabilir. Eklem tutulumu durumunda özellikle diz ve ayak bileği gibi büyük eklemlerde şişlik görülür. Göz tutulumu meydana geldiğinde üveit gelişebileceğini ve tedavi edilmediğinde görme kaybına kadar ilerleyebilir" dedi. Bağırsak tutulumunun da son derece önemli olduğunun altını çizen Koca, "Bu durum zamanında tedavi edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabilir. Behçet hastalığı tarihi İpek Yolu güzergahı üzerindeki toplumlarda yaygın görülüyor. Çin, Japonya, İran ve Türkiye’de bu hastalık sık görülüyor. Bu bölgeler arasında en yüksek görülme oranı ise ülkemiz Anadolu coğrafyasındadır. Ülkemizde binde dörtten fazla bir oranla Behçet hastalığına rastlanıyor. Vatandaşların bu belirtileri ortaya çıktığında konuyu ciddiye alarak ilgili uzmanlara başvurmaları ise büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Samsun Tarifini kendi buldu, 29 yıldır aynı baharatı satıyor Samsun’da bir aktar, 3 yıllık uğraş sonucu tutturabildiği 29 çeşit üründen oluşan baharat karışımını 29 yıldır müşterilerinin beğenisine sunuyor. ’Osmanlı baharatı’ adını verdiği karışım, yurt içi ve yurt dışından talep görüyor. Yaz mevsimi ile birlikte yazlıkçılar ve tatilcilerin vazgeçilmezi olan mangal keyfi, baharat tüketiminin de artmasına neden oldu. Hazır baharatlardan istedikleri aromayı bulamayan vatandaşlar özel karışımlara yöneldi. 3 yıllık uğraş sonucu bulunan ve 29 çeşitten oluşan baharat karışımına ise Samsunlular ve yabancılar oldukça rağbet gösteriyor. "29 çeşit karışımın olduğu baharatı 29 yıldır satıyorum" Tarifini kendi bulduğu baharatı 29 yıldır sattığını ifade eden aktar Recai Doğanay, "Osmanlı baharatını sadece Samsun değil şehir dışına da gönderiyoruz. Dönerde de kullanılıyor. Osmanlı baharatında 29 çeşit ürünün karışımı var. Reyhan, safran, kişniş, fesleğen, köri, isot, toz biber, nane, kekik, pul biber gibi ürünler var. Bu ürünlerin hepsinin bir oranı var. Örneğin, 50 gram köri, yeni bahardan 10 gram gibi ekliyorum. İnsanlar sanmasın ki bu ürünlerin hepsini kararsam aynısını yaparım. Bu ürünün kıvamını bulmam tam 3 yılımı aldı. Çünkü içerisinden bazı ürünleri de çıkartmak zorunda kaldık. Sarımsak ve soğan tozunu baharattan çıkarttım. Bu baharatı en çok tavuk ürünlerinde kullanıyorlar. Döner, mangal, fırın ve köftede çok sık kullanıyorlar. Fırın yemeklerinin tamamına yakışıyor. İmam bayıldı, fırın tavuk, baget, patates gibi yiyeceklerde kullanılıyor. Yahni ve et türü yemeklerde de sıklıkla kullanılıyor. Çorbanın, kuru fasulyenin, menemenin üzerine dahi çok yakışıyor. Pilavın üzerinde ve sadece zeytin yağının üzerine de atılarak afiyetle tüketiliyor" dedi. "Karışımda yer alan ürünler belli fakat oranı herkes tutturamıyor" Karışımdaki en püf noktanın hangi ürünün ne kadar kullanılacağı olduğuna da değinen Doğanay, "Merak edenlere içerisindeki tüm baharatların adını veriyorum. Bu kıvamı tutturmanın püf noktası oranlar. Buçuklu oranla attığım ürünler bile var. Yenibahar örneğin 9,5 gram atılıyor. Çünkü bazı baharatların rehası daha baskın oluyor. Safran da çok az miktarda var. Ben bir kürü 4 kilo 800 gram olarak hazırlıyorum. 1 seferde 20 kilo olarak yapıyorum. Şehir dışından talep olduğunda yüklü miktarda gönderiyorum. Dönerde kullanacaklar çekme baharat istiyor. Osmanlı baharatını çekerek gönderiyorum ve dönere sarıyorlar. Yurt dışından da çok rağbet görüyor. Ürünü gram ve kilo işi satıyoruz. Kilosunu bin TL’den satışa sunuyorum. Ayrıca karışımdaki baharatların tamamı dükkanda müşterilere sunduğum baharatlardan. Dışarıdan bir ürün alıp da bu karışıma koymuyorum" diye konuştu. Baharat karışımının hazır baharatlardan daha güzel olduğunu belirten vatandaşlar da 29 çeşit ürünün yer aldığı karışımın aromasını beğendiklerini söylediler.