GENEL - 07 Şubat 2018 Çarşamba 15:55

’Milli akademisyenler’den Zeytin Dalı’na destek

A
A
A
’Milli akademisyenler’den Zeytin Dalı’na destek

Kırıkkale Üniversitesinden bir grup akademisyenin Zeytin Dalı Harekâtı’na destek amacıyla başlattığı imza kampanyasına kısa sürede çok sayıda akademisyen katıldı.

Kırıkkale Üniversitesinden bir grup akademisyenin Zeytin Dalı Harekâtı’na destek amacıyla başlattığı imza kampanyasına kısa sürede çok sayıda akademisyen katıldı.


Afrin’de Türk Ordusu tarafından sürdürülen Zeytin Dalı Harekatı’na desteğe en son katkı da akademisyenlerden geldi. Kırıkkale Üniversitesinden bir grup akademisyen tarafından hazırlanan ‘Milli Akademisyenler’den Zeytin Dalı Operasyonuna Destek Bildirisi’ kısa sürede 100’ün üzerinde imzaya ulaştı.


Okutman Dr. Korkut Aydın, Okutman Ramazan Şen, Öğr. Gör. Hasan Basri Özdemir, 15 Temmuz Gazisi Öğr. Gör. Hasan Önsoy, Öğr. Gör. Yunus Emre Gürsoy’dan oluşan grup adına açıklamalarda bulunan bildirinin oluşmasına katkıda bulunan Öğr. Gör. Abdulkadir Akkurt, “Son zamanlarda kamuoyunda çok fazla bir şekilde ’savaşa hayır’ bildirgelerinin ortalarda dolaştığı, kendisini akademisyen, aydın olarak nitelendiren insanların çığırtkanlık yaptığı bu dönemde, bir ihtiyaç haline geldiğini düşündüğümüz için biz bu siteyi kurduk. Sitenin kurulmasındaki en önemli amaç, bizler teröre karşı olan bir akademisyen camiasıyız ama bizim adımızı kirleten çok fazla sayıda kurum ve kuruluşların olduğunu gördüğümüz dolayı bir rahatsızlık hissettik. Elimizden geldiğince herkesi kapsayacak bir metin ortaya çıkarmaya çalıştık. Sağ olsun arkadaşlarımız bu konuda oldukça fazla emek sarf ettiler. Yaklaşık olarak 100 civarı akademisyene ulaştık biz, 24 farklı üniversiteden. Diğer kullanıcıların destekleri için ise sitemiz çevrimiçi şekilde kullanıma açık" dedi.



“Milli akademisyenler olarak biz de varız”


Üç farklı dilde bu siteyi kurduklarına dikkat eden Akkurt, “Dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanlar Türkiye’deki akademisyenler neden bu harekatı destekliyor bilsin diye. Bunlar artık evrensel hale gelen İngilizce, dünyanın pek çok bölgesinde bulunan bir dönem sömürge ile yönetilmiş çoğu devletin ortak dili olması açısından Fransızca ve kendi dilimiz. Cumhurbaşkanımızın yakın bir zamanda bu akademisyenlerin yerli ve millisi yok mu diye bir akademisyeni yok mu diye bir açıklaması olmuştu. Bizde milli akademisyenler olarak biz buradayız mesajını oluşturmak amacıyla bu sitemizi kurduk. Bizim gibi düşünen bütün akademisyenlerin imzalarıyla desteklerini bekliyoruz” diye konuştu.


Bildiriye imzacı olmak isteyen akademisyenler, "www.milliakademisyenler.org" adresinden çevrimçi olarak katılım sağlayabilirler.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Ankara Ankara’da yaya geçidinde otomobilin çarpması ile hayatını kaybeden Elif’in davasına devam edildi Ankara’da 14 yaşındaki kızın yaya geçidinden yolun karşısına geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davaya devam edildi. Ölen çocuğun annesi Tuğba Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka bir yeri yoktu" dedi. Yaya geçidinden geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden Elif Güner’le (14) ilgili davanın ikinci duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen vatandaşlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, trafik kazalarında yaşanan can kayıplarına dikkat çekerek, adalet çağrısında bulundu. Elif Güner’in annesi Tuğba Güner ve ailenin avukatı Tahir Burak Koçak, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı. "Kızım Elif Güner için adalet istiyoruz" Kızı Elif’in sesini duyurmak için adliye önünde toplandıklarını belirten Tuğba Güner, "Kızım 19 Şubat akşamı saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yaya geçidinde katledildi. Katledildi diyorum, çünkü kızım yaya geçidinde kurallara uyan bir çocuktu. Kurala uymayan bir insan, bir maganda tarafından, şahitlerin de dediği gibi bir araç ile tampon tampona yarış halinde giderken 110-120 kilometre süratle, frensiz bir şekilde, manevra yapmadan kızıma çarpıp, 42 metre savurup olay yerinde kızımın ölümüne sebep oldu. Bugün ikinci duruşmamız var. Emsal kararlardan da gördüğümüz üzere yüksek ihtimalle tutuksuz yargılanacak. Biz bunun can yangını ve korkusu içerisindeyiz. Biz adalet istiyoruz. Elif’in şu an sesi çıkmıyor. Elif toprağın altında. Biz kızımın sesini çıkarmak için hepimiz burada toplandık. Elif için ve Elif gibi olan çocuklar için adalet istiyoruz" dedi. "Kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum" Anne Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka yeri yoktu. O yaya geçidi çizgileri görsel olarak yapılmadı, güvenli alan demektir. Benim çocuğum güvenli alandaydı. Kurallara uydu ama kurala uymayan bir maganda benim çocuğumun hayatına kastetti. Benim 14 yaşındaki kızımın hayalleri yarım kaldı, biz yarım kaldık. Katiller dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesin. Adalet yerini bulsun. Yaptırımlar, cezalar biraz arttırılsın ki bu kazalar, cinayetler artık düşsün. Biz ve bizim gibi olan mağdur aileler ve toprak altında yatan çocuklarımızın seslerini lütfen duyun, adalet istiyoruz" diye konuştu. "Böyle bir kaza olsa olsa kasttır" Duruşmanın geldiği aşama hakkında bilgi veren Güner ailesinin avukatı Tahir Burak Koçak ise, "Elif’in adalet arayışının ikinci celsesi için buradayız. İlk celsede tanıklarımızın tamamı dinlendi. Bütün tanıklar sanığın çok hızlı seyrettiğini, önündeki araçla yarıştığını, frene basmaksızın yaya geçidinde Elif’e 110-120 kilometre hızla vurarak, 40 metre savurup ölümüne sebep olduğunu beyan ettiler. Dosyamız Adli Tıp Kurumu’na gönderildi, kusur raporu alındı ve sanığın yine aynı tespitlerle tamamen kusurlu olduğuna yönelik rapor geldi. Sanık şu anda bilinçli taksirden dolayı yargılanıyor, tutuklu olarak yargılanıyor ancak biz bunun bir kaza olmadığını söylüyoruz. Yaya geçidinde bu şekilde meydana gelen bir kaza olsa olsa bir olası kasttır, kaza değildir. Sanık 120 kilometre hızla yaya geçidinde, kendi beyanına göre de 20 metre geriden çocukları görmesine rağmen frene basmaksızın, önündeki araçla yarışarak ölüme sebebiyet verdi. En ağır cezayı almasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Cezaların artırılmasını talep ediyoruz" Yaşanan mağduriyetler için cezaların artırılması gerektiğini vurgulayan Koçak, "Biz ve bizim gibi birçok mağdur aile var ve bu insanlar acılarını yaşayamıyorlar. Cezaların artırılmasını talep ediyoruz. Adalet Komisyonu’na bir yasa teklifi için başvurumuz da var. Bunun olumlu sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Onun dışında alınacak herhangi bir karar bu ailelerin acılarını daha fazla arttıracaktır" dedi.
İstanbul Fatih’te 400 yıllık cami minaresinin kubbesi vinç çarpmasıyla yıkıldı İstanbul Fatih’teki 400 yıllık cami minaresinin kubbesi inşaat çalışmaları esnasında vincin taşıdığı demirin çarpması sonucu yıkıldı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, sabah saatlerinde Fatih Unkapanı’ndaki Atlamataşı Camisi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 1 yıl önce başlayan inşaattaki kule vinç, malzemeleri taşıdığı esnada 400 yıllık caminin minaresinin kubbesine çarptı. Çarpma sebebiyle minare kubbesi yere düştü. Kubbenin düştüğünü görenler, durumu inşaat çalışanlarına haber verdi. Yaşanan olay sonrasında cami çevresi vatandaşların giriş ve çıkışına kapatıldı. Cami 1 yıldır kapalı Çarpma esnasında çıkan sesi duyduğunu söyleyen Sertan Saltan, "Sabah vinç burada çalışırken malzemeyi buradan o tarafa inşaat alanına doğru çekerken malzeme minarenin kenarına çarpmasıyla kubbe yere düşmüş. Kopan parçalar caminin ön tarafına düşmüş. Biz sesi duyduk, baktık çarpmış düşüyor. Burası 1616 yılından beri tarihi eser bir cami. Ama minarenin sonradan yapılmış parçaları vardı. İnşaatın tadilatı dolayısıyla cami 1 senedir kapalı" dedi. 400 yıllık tarihi caminin minaresindeki kubbenin vincin çarpması sonucu yıkıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde inşaat malzemesi taşıyan vincin minareye çarptığı ve sonrasında kubbenin yıkıldığı görülüyor.