KÜLTÜR SANAT - 29 Mayıs 2019 Çarşamba 09:33

“Kralların ressamı” Rahmi Pehlivanlı’nın eserleri müzede sergilenecek

A
A
A
“Kralların ressamı” Rahmi Pehlivanlı’nın eserleri müzede sergilenecek

Avrupa’da, Afrika’da ve Amerika’da kabul görmüş ve "Kralların ressamı" olarak tanınan ünlü ressam merhum Rahmi Pehlivanlı’nın Kırıkkale’ye getirilen 179 eseri müzede sergilenecek.

Avrupa’da, Afrika’da ve Amerika’da kabul görmüş ve "Kralların ressamı" olarak tanınan ünlü ressam merhum Rahmi Pehlivanlı’nın Kırıkkale’ye getirilen 179 eseri müzede sergilenecek.


26 yaşında profesyonel bir ressam olan ve "Kralların ressamı" olarak tanınan merhum Rahmi Pehlivanlı’nın 179 eseri, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden (ODTÜ) ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden alınarak Kırıkkale’ye getirildi. Nur Cami Külliyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle eserlerden 19 tablo görücüye çıkartıldı. Burada yapılan törende Pehlivanlı’nın Anadolu’da il il gezip resmettiği eserler, sinevizyon gösterisinde davetlilere tanıtıldı. Avrupa’da, Afrika’da ve Amerika’da kabul görmüş ve Türkiye’yi yurt dışında temsil eden Pehlivanlı’nın 179 eseri eylül ayında Kırıkkale’de yeni yapılması planlanan müzede sergilenecek.


Pehlivanlı’nın, Aşık Veysel’i resmettiği tablo en çok öğrencilerin ilgisini çekerken, 1967 yılında “Zina” adlı tablo Papa IV. Paul tarafından Vatikan’a alındığı ve gümüş madalya ile ödüllendirildiği eser de ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. 1952 yılında yaptığı Aziziye kahramanı “Nene Hatun”un portresi de sergide yerini aldı.


Töreninde konuşan Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, “Rahmi Pehlivanlı’nın bir şekilde ben de akrabasıyım. Rahmi Pehlivanlı tüm Türkiye’nin olduğu gibi Kırıkkale’nin de gurur kaynağı. Rahmi Pehlivanlı Kırıkkale’de dünyaya açılmış büyük bir isim. Rahmi Pehlivanlı’nın eserleri uzun bir zamandır ODTÜ’de bir vakıf marifetiyle sergilenmiyordu da hatta saklanıyordu diyebiliriz. Bu manada çok girişimler yapıldı. Bazı hukuki şeyler vardı ama hep istiyorduk ki Rahmi Pehlivanlı’nın eserleri Kırıkkale’ye gelsin Kırıkkale’de müzede sergilensin bugün bu gerçekleşti” diye konuştu.


Rahmi Pehlivanlı’nın anılmasının bir vefa borcu olduğunun altını çizen Kırıkkale Valisi Yunus Sezer ise "Kırıkkale’den kopmuş olan eserler, asıl topraklarında sergilenme imkanı bulacak. Bir taraftan da biz hem bunların sergileneceği müze çalışmalarına da başladık. Endüstri Meslek Lisesinin arka tarafında kantin olarak bulunan alanı biz güzel bir şekilde eylül ayına kadar restore ettirip Rahmi Pehlivanlı’nın eserlerinin sergileneceği bir müze haline getireceğiz" dedi.


Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri sergiyi gezdi.


Ortaokul öğrencisi Ahmet Develioğlu, “Böyle şeyleri daha çok Kırıkkale’de görmek istiyorum. Son zamanlar Kırıkkale’de böyle şeyler göremiyorduk ama son zamanlar da görmeye başladık. Burada en çok Aşık Veysel dikkatimi çekti. Kendisini çok severim, şarkılarını dinlerim” şeklinde konuştu.


Resim çizmenin zor olduğunu belirten ortaokul öğrencisi Aysel Eroğlu, “Resim çizmek bana göre de çok zor çünkü ben resim çizemiyorum. Bu resimlere baktığımda da çok ama çok anlamlı. Burada Rahmi Pehlivanlı’nın bütün eserlerini görebiliyoruz. Gerçekten çok güzel çizmiş” dedi.


Pehlivanlı’ya, 1969’da Fransa Côte D’Azure’da düzenlenen uluslararası bir sergide birincilik ödülü ve diploma verildi. 1981 yılında İtalya, Accademia Universale Roma tarafından “Accademico Benemerito” diploması ve fahri hocalık unvanı verilen sanatçı adına sürekli bir kürsü ayrıldı. Pehlivanlı, aralıksız olarak resim çalışmalarını ölünceye kadar sürdürmüş ve yaşamının değişik evrelerinde eser vermiş bir sanatçıdır. Anadolu’da gece-gündüz yüzlerce kilometre kat eden Pehlivanlı, “Renk Renk Türkiye’m” adlı koleksiyonunu da tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Dr. Özercan: "Pankreas kistleri her ne kadar sık olmasa da bir kısmı kansere dönüşme riski taşıyor" Pankreas kistlerinin her ne kadar sık olmasa da bir kısmının kansere dönüşme riski taşıdığını belirten Gastroenteroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Mübin Özercan, "Bu nedenle özellikle çapı 1 cm’nin üstündeki kistlerin, Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğimizde düzenli olarak yapılan endoskopik ultrason (EUS) ile ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli, kansere dönüşüm riskinin belirlenmesi ve şüphe olması durumunda ise kist içindeki sıvıdan örnek alınabilmesi açısından önemlidir" dedi. Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Mübin Özercan, pankreas kistleri hakkında açıklamalarda bulundu. Özercan, "Pankreas kistleri genellikle başka bir nedenle yapılan karın ultrasonu, tomografi, MR gibi tetkikler sırasında saptanan, pankreas dokusu içindeki içi sıvı dolu boşluklardır. Pankreas kistleri genellikle herhangi bir şikayete yol açmıyor ancak nadiren karın ağrısı, bulantı, pankreas iltihabı veya sarılığa neden olabiliyor. Pankreas kistleri her ne kadar sık olmasa da bir kısmı kansere dönüşme riski taşıyor. Bu nedenle özellikle çapı 1 cm’nin üstündeki kistlerin, Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğimizde düzenli olarak yapılan endoskopik ultrason (EUS) ile ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli, kansere dönüşüm riskinin belirlenmesi ve şüphe olması durumunda ise kist içindeki sıvıdan örnek alınabilmesi açısından önemlidir" diye konuşu. Bazı kistlerin belirli aralıklarla takip edilmesi gerektiğini aktaran Özercan, "Takip sıklığının belirlenmesinde özellikle endoskopik ultrason (EUS) sırasında saptanan bulgular ve kistin büyüme durumu belirleyicidir. Pankreasta gelişen çok büyük kistlerin çevre dokulara zarar vermeleri durumunda ultrason sırasında boşaltılabilir. Kansere dönüşüm riski yüksek olan ve kansere dönüşmüş olan kistler için de cerrahi olarak o bölgenin çıkarılması gerekebilir. Bu nedenlerle pankreas kisti saptanması durumunda kişilerin gastroenteroloji uzmanı tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Muğla İklim için yerel taraflar Muğla’da bir araya geldi Muğla Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen "Muğla COP-2026 İklim Değişikliği 2. Yerel Taraflar Konferansı", Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirildi. Konferansta, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası paydaşların ortak çalışmaları ele alındı. Muğla’nın iklim politikaları, sürdürülebilir enerji planları ve COP31’e giden süreçte yerel yol haritası masaya yatırıldı. Yerel ve uluslararası paydaşlar aynı masada Konferansın açılış konuşmalarını Muğla Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Cihan Dündar, Avrupa Birliği Delegasyonu Bölüm Başkanı Christian Ballaro, ICLEI Avrupa Bölge Müdür Yardımcısı Ruud Schuthof ile Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Avrupa Birliği Delegasyonu Sivil Toplum, Temel Haklar, Yargı ve İç İşleri Bölüm Başkanı Jean Barbe’nin de katıldığı program kapsamında açılış oturumunun ardından ‘Muğla İklim Deklarasyonu’ ile ‘Muğla Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP)’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Yerelden küresele iklim mücadelesi Konferansın dikkat çeken başlıklarından biri olan ‘COP31’e Doğru Muğla İklim Deklarasyonu İzleme ve Değerlendirme Çalışmaları’ oturumunda ise görüş, öneri ve değerlendirmeler paylaşıldı. Gün sonunda güncellenen Muğla İklim Deklarasyonu kamuoyuna sunuldu. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Kıyı Ege Belediyeler Birliği (KEBB), Muğla Planlama Ajansı (MUPA), ICLEI, Avrupa Birliği, UNDP iş birliğiyle düzenlenen konferans, yerelden küresele iklim mücadelesinde ortak aklın geliştirilmesine katkı sağladı. Ruud Schuthof: "Muğla’nın yerel COP konseptini benimsemesinden özellikle ilham alıyoruz" ICLEI Avrupa Bölge Müdür Yardımcısı Ruud Schuthof, Muğla’nın küresel iklim hareketinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek, COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının kentin üstlendiği rolü daha da görünür kılacağını söyledi. Schuthof, "Muğla’nın Yerel COP konseptini benimsemesinden özellikle ilham alıyoruz. Kentin yalnızca bu girişime katılması değil, bunu bilinçli ve stratejik bir şekilde uygulaması oldukça önemli" dedi. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının Muğla’nın üstlendiği rolü daha görünür hale getireceğini dile getiren Schuthof, kentin iklim diplomasisi ve yerel yönetim iş birlikleri açısından önemli bir merkez olacağını ifade etti. Christian Ballaro: "Bu konferans paydaşların görüşleri açısından önemli bir fırsat" Avrupa Birliği Delegasyonu Bölüm Başkanı Christian Ballaro, "Özellikle Muğla’da değişen iklim şartlarının doğrudan ya da dolaylı etkilerini artık daha net bir şekilde hissetmeye başladık. Muğla COP-2026 İklim Değişikliği 2. Yerel Taraflar Konferansı, iklim değişikliğiyle ortak mücadelenin yanı sıra, çok çeşitli paydaşların görüşlerini bir araya getirmek için önemli bir fırsat sunmaktadır. Özellikle belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle yenilikçi çözümler üretmenin somut faydalar sağlayabileceği bir kez daha teyit edilmektedir. Birlikte, olağanüstü hedeflere ulaşabileceğimize inanıyorum." şeklinde konuştu. Başkan Aras: "Hedeflerimizi ve yol haritamızı hep birlikte, ortak akılla belirliyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın iklim politikalarının ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışıyla şekillendirildiğini belirtti. Başkan Aras, "Yönetime geldiğimizde, Muğla’yı Muğlalılarla birlikte, ortak akıl ile yöneteceğimizi ve geleceğe hazırlayacağımızı ifade etmiştim. ICLEI tarafından oluşturulan bu mekanizma bizim için yol gösterici olmuştur. Hedeflerimizi ve yol haritamızı hep birlikte, ortak akılla belirliyoruz." dedi. Yerel COP sürecinin kent için önemli bir yol haritası oluşturduğunu ifade eden Başkan Aras, "Geçen sene 15 Mayıs Dünya İklim Gününde gerçekleştirdiğimiz ilk konferansa 46 kurum, kuruluş ve STK’dan toplam 176 temsilci katılmıştı. Yapılan tartışma ve değerlendirmeler sonucu 23 eylemden oluşan Muğla İklim Deklarasyonu yayınlandı. Deklarasyonu Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olmak üzere 4 dilde yayınladık. Ayrıca COP30-Brezilya hazırlıkları kapsamında Almanya Bonn’da gerçekleştirilen toplantılar ile Nice’te düzenlenen Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansında sunduk. Bu sene Antalya’da yapılacak COP-31’de de iyi uygulama örneği olarak paylaşacağız. Muğla Yerel Taraflar Konferansı ve Deklarasyonu Dünyada gerçekleştirilen ilk 5 etkinlik arasında yerini almıştır. Konferansın sonuçları, Muğla Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) çalışması için de önemli bir altlık oluşturmuştur. Daha dirençli, sürdürülebilir ve enerji verimli bir gelecek amacıyla ‘Muğla İli Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planını (SECAP)’ hazırladık" ifadelerini kullandı. Muğla’nın iklim değişikliğiyle mücadelede küresel ve bölgesel iş birliklerine açık olmaya devam edeceğini belirten Başkan Aras, 5-6 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenecek Akdeniz İklim Zirvesi’nin de bu alandaki önemli adımlardan biri olacağını söyledi. Başkan Aras, "Dünya Kenti Muğla hedefi ile çıktığımız yolda önemli bir kilometre taşı olan Yerel Taraflar Konferansı, Muğla’nın geleceğinin planlanması için belirlenecek politika ve stratejilere yön verecektir. Muğla Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak için küresel ve bölgesel iş birliğine her zaman açık ve destekleyici olmuştur, olmaya da devam edecektir. 5-6 Ekim 2026 tarihlerinde Muğla’da ‘Akdeniz İklim Zirvesini’ düzenleyeceğiz. Akdeniz ülkelerinden tüm tarafların katılımı ile gerçekleştireceğimiz iklim zirvesinde de sizlerle bir arada olmayı önemsiyoruz" dedi.
Antalya Hırsızlık ihbarına giden polis, özel garajda 5 aylık bebekle annesini buldu Antalya’nın Manavgat ilçesinde bir binanın garajında hırsız olduğu ihbarı üzerine adrese giden polis ekipleri, otomatik kapı açıldığında neye uğradığını şaşırdı. Ekipler, karşılarında hırsız yerine pusetteki bebeğine biberonla meyve suyu içirmeye çalışan madde bağımlısı bir anne buldu. Kadının kapısı açık olan otomobile girdiği, araç içerisinden ruhsat, anahtarlar ve garaj kumandasını alarak garaja sızdığı belirlendi. Olay, Manavgat ilçesi Şelale Mahallesi 3597 Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir apartmanın altındaki kapalı garajdan sesler geldiğini ve içeride yabancı birinin olduğunu fark eden vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan Manavgat Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çevrede güvenlik önlemi alarak garaj sahibine ulaştı. Heyecanlı bekleyişin ardından otomatik garaj kapısı kumandayla açıldı. Ancak kapı yukarı doğru kalktığında, ne polisler ne de mahalle sakinleri gördüklerine inanamadı. İçeride, 4-5 aylık olduğu tahmin edilen bebeğini pusette biberonla meyve suyu içirerek beslemeye çalışan bir kadınla karşılaşıldı. Yapılan incelemede, şahsın polis ekipleri tarafından daha önceden tanınan ve madde bağımlısı olduğu bildirilen D.Y. olduğu tespit edildi. D.Y.’nin, kullandığı maddenin etkisiyle, sahibinin kapısını kilitlemeyi unuttuğu bir otomobile girdiği; araç içerisinden ruhsat, anahtarlar ve garaj kumandasını alarak içeri sızdığı belirlendi. Gördüğü manzara karşısında büyük şaşkınlık yaşayan garaj sahibi kadın, eşiyle yaptığı görüşmenin ardından çalınan ruhsat, anahtar ve kumandasını teslim alıp şikayetçi olmadı. Ayakta durmakta güçlük çektiği gözlenen D.Y., polis ekipleri tarafından muhafaza altına alındı. Talihsiz bebek ve annesi, gerekli kontrollerin yapılması ve güvenli bir şekilde ailesine teslim edilmek üzere polis aracıyla olay yerinden götürüldü. D.Y isimli kadın 2025 yılı Mayıs ayında kullandığı madde etkisiyle Çağlayan Camii önünde park halindeki otomobile binerek ortadan kaybolmuş, polisin amansız takibi sonucu Sarılar Mahallesinde araç içerisinde sızmış vaziyette bulunmuştu.
Erzurum Kurban satışlarında sosyal medya tuzağı Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde dolandırıcılar, dijital platformlarda yeni bir yöntemle vatandaşları hedef alıyor. Başka besicilere ait hayvanların fotoğraflarını kullanarak sahte ilanlar açan dolandırıcılar, hem alıcıyı hem de gerçek hayvan sahibini mağdur ediyor. Kurban Bayramı heyecanı başlarken, dolandırıcılar gözünü vatandaşın ibadet bütçesine dikti. Son günlerde artış gösteren şikayetlere göre, kendisini "besici" olarak tanıtan kişiler, ahır ve çiftliklerde çektikleri veya internetten buldukları hayvan fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Hayvanların kendilerine ait olduğunu iddia eden bu kişiler, piyasa değerinin altında fiyatlar vererek vatandaşları ağlarına düşürüyor. Çifte mağduriyet: Hem alıcı hem satıcı hedefte Dolandırıcılar bu yöntemle sadece alıcıyı değil, emeğiyle üretim yapan gerçek besiciyi de zor durumda bırakıyor. Gerçek satıcının emeği üzerinden haksız kazanç sağlayan şahıslar, kapora veya tam ödeme aldıktan sonra sosyal medya hesaplarını kapatarak ortadan kayboluyor. Yetkililer, bu durumun hem maddi kayba hem de manevi istismara yol açtığı konusunda sert uyarılarda bulunuyor. "Tanımadığınız kişiden rastgele alım yapmayın" Uzmanlar ve sektör temsilcileri, kurbanlık alacak vatandaşlara şu kritik uyarılarda bulundu: "Sosyal medya ilanlarına güvenmeyin. Tanımadığınız, referansı olmayan kişilerin sosyal medya paylaşımları üzerinden kesinlikle para transferi yapmayın. hayvanı canlı görün. Kurbanlığı bizzat yerinde görmeden, küpe numarasını sorgulamadan ödeme gerçekleştirmeyin. Resmi alanları tercih edin. Belediyelerin ve valiliklerin belirlediği resmi kurban satış noktalarını veya tescilli çiftlikleri tercih edin. Düşük fiyata şüpheyle yaklaşın. "Acil", "İhtiyaçtan" gibi başlıklarla piyasanın çok altında sunulan ilanlar genellikle dolandırıcılık amacı taşımaktadır. Güvenlik güçlerinden yapılan açıklamada; vatandaşların bu tür şüpheli durumlarla karşılaşması halinde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden ihbarda bulunmaları istendi. Emeğinizin ve ibadetinizin zayi olmaması için bu bayramda "mağdur değil, dikkatli olun."