YEREL HABERLER - 10 Nisan 2012 Salı 16:30

167`NCİ YILDA 167 MİNİK POLİS YÜRÜDÜ

A
A
A
167`NCİ YILDA 167 MİNİK POLİS YÜRÜDÜ

Türk Polis Teşkilatı`nın kuruluşunun 167. Yılı Kutlamaları kapsamında 167 Gülen Yüz Projesi`nde yer alan minikler polis kıyafetleri ile yürüyüş düzenledi ve Sabri Yalım Parkı`nda kitap okudu.
Türk Polis Teşkilatı`nın kuruluşunun 167. yılı etkinlikleri kapsamında yürüyüş düzenlendi. Toplum Destekli Polis Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ``167 Gülen Yüz Projesi``nde yer 167 çocuk, Merkez Bankası önünde toplandı ve Sabri Yalım Parkı`na kadar yürüdü. Yürüyüşe İl Emniyet Müdürü Yusuf Çalkavur, Kocaeli Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Ahmet Çokyaşar, emniyet müdür yardımcıları, şube müdürleri ve polisler katıldı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi`nin de destek verdiği yürüyüşte miniklerin hepsinde polis kıyafeti yer alırken, ellerinde bayraklarla ``Polis, Güven, Huzur`` sloganları attılar. Sabri Yalım Parkı`na kadar devam eden yürüyüş sonrası miniklere 167 kitap dağıtılırken, park içinde kitaplarını okudular. Bazı minik polisler kitaplarını İl Emniyet Müdürü Yusuf Çalkavur`a imzalattı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Kuyruk sokumu ağrıları çoğu zaman gözden kaçıyor" Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kuyruk sokumu kaynaklı ağrıların sanıldığından daha sık görüldüğünü ancak çoğu zaman gözden kaçabildiğini belirtti. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kuyruk sokumu kaynaklı ağrılarla ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Koca, "Bel ağrısı, kalça ağrısı ve bacağa yayılan ağrı şikayetleri çoğu zaman bel fıtığı ile ilişkilendirilse de bazı hastalarda ağrının kaynağı kuyruk sokumu bölgesi olabiliyor. Özellikle uzun süre oturmakla artan, oturulan yerden kalkarken şiddetlenen ve günlük yaşamı zorlaştıran ağrılar, "koksidini" olarak adlandırılan kuyruk sokumu ağrısına işaret edebiliyor" dedi. "Her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı değildir" Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu bölgesindeki sorunlar yalnızca lokal ağrıya neden olmaz, ağrı kalçaya, bele ve hatta bacağa yayılabilir, bazı hastalarda uyuşma hissine de yol açabilir. Bel fıtıklarında da benzer belirtilerin görülmesi nedeniyle bazı hastalara yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulabilmekte, bu durum yanlış tedavi uygulamalarına ve gereksiz girişimlere neden olabilmektedir. Özellikle oturmakla belirgin şekilde artan, oturulan yerden kalkarken şiddetlenen ve kuyruk sokumu üzerine yük binmesiyle artan ağrılarda bu bölge mutlaka değerlendirilmelidir. Bazı hastalar yıllarca farklı tanılarla takip edilirken asıl problemin kuyruk sokumundan kaynaklandığı görülebilmektedir" dedi. "Travmalar yıllar sonra bile etkisini gösterebilir" Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu ağrılarının en sık nedenleri arasında düşmeler, trafik kazaları, doğum travmaları, uzun süreli masa başı çalışma ve tekrarlayan mikrotravmalar yer alıyor. Bazı kişiler yaşadıkları düşmeyi yıllar sonra hatırlamasalar bile bu travmalar ilerleyen dönemde kronik ağrıya neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle sert zeminde oturamama, uzun süre oturduktan sonra ağrının belirginleşmesi, oturulan yerden kalkarken zorlanma ve kuyruk sokumu bölgesinde hassasiyet oluşmasının önemli belirtiler arasında yer alıyor. Kuyruk sokumu kaynaklı ağrılarda, özellikle uzun süredir devam eden vakalarda klasik tedavi yaklaşımları, fizik tedavi uygulamaları ve ilaç tedavileri her zaman yeterli düzeyde fayda sağlamayabiliyor. Bu nedenle ağrının kaynağının doğru belirlenmesi ve kişiye özel tedavi planlanması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu ağrılarında yalnızca ağrılı bölgeye odaklanmak yeterli değildir. Pelvisin biyomekaniği, bağ dokuları, kas sistemi, fasiyal yapılar ve sinir sistemi birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle bütüncül yaklaşımlar tedavinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Tedavide hastanın klinik durumuna göre, Manuel terapi uygulamaları, Nöral terapi, Proloterapi, Nokta atışı enjeksiyon tedavileri, Miyofasyal gevşetme yöntemleri, Kişiye özel egzersiz programları, Postür ve oturma alışkanlıklarının düzenlenmesi gibi yöntemlerden yararlanılabilmektedir. Amaç yalnızca ağrıyı geçici olarak baskılamak değil, ağrıya neden olan mekanik ve fonksiyonel problemlerin düzeltilmesidir. Kuyruk sokumu kaynaklı ağrılar yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilmekte, oturma konforunu bozabilmekte ve günlük aktiviteleri kısıtlayabilmektedir. Bel, kalça veya bacağa yayılan ağrının kaynağı her zaman omurgada olmayabilir. Doğru değerlendirme ve uygun tedavi planlaması ile birçok hastada başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu nedenle uzun süredir devam eden şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerekir. Bel ve bacak ağrılarının nedeni her zaman bel fıtığı olmayabilir. Özellikle oturmakla artan ağrılarda kuyruk sokumu bölgesinin de değerlendirilmesi, doğru tanı ve tedavi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Bursa 14 salça fabrikasına sahip Karacabey’de domates sezonu başlıyor Türkiye genelindeki salçalık domates üretiminde ilk sırada yer alan Bursa’nın Karacabey Ovası’nda, geciken fide dikim maratonunu tamamlamak isteyen üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu yıla ilişkin "Bitkisel Üretim 1. Tahmini" verilerine göre, ülkedeki toplam domates üretiminin geçen yıla kıyasla büyük bir değişim göstermeyerek 13 milyon 425 bin ton seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Bu üretimin yaklaşık 5,5 milyon tonluk kısmını salçalık domatesler oluştururken Bursa, 1,3 milyon ton civarındaki üretim hacmiyle lider konumda bulunuyor. Kentteki domates üretimi ise ağırlıklı olarak Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde yoğunlaşıyor. Dünyada 14 salça fabrikasına sahip tek ilçe Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen, tarımsal potansiyeli oldukça yüksek olan Karacabey’in, dünyada başka hiçbir yerde görülmemiş şekilde 14 salça fabrikasını bünyesinde barındıran tek ilçe olduğunu vurguladı. Ülkenin salça ihtiyacını büyük oranda Karacabey olarak karşıladıklarını belirten Düzen, bölgede yetişen salçalık domatesin kalitesiyle Türkiye’de bir numara, dünyada ise ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Ovada fide dikimlerinin tüm hızıyla sürdüğünü aktaran Düzen, bu yıl dikimlerin biraz gecikerek haziran ayına sarktığını ancak bir hafta içinde tüm sürecin tamamlanacağını dile getirdi. Ton başına 5 bin 200 liradan sözleşme imzalandığını ve bu ödemelerin yarısının harmanda, kalan yarısının ise ocak-şubat aylarında yapılacağını aktaran Düzen, fabrikaların ekim döneminde nakdi yardım sağladığını ancak bunun karşılığında "gübreyi ve fideyi benden alacaksın" dayatmasında bulunduğunu iddia etti.