GÜNDEM - 16 Ağustos 2024 Cuma 11:42

25 yıllık acı: "Ölsem kemiklerim unutmaz"

A
A
A

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 25 yıl geçti. Kent, hem kentsel dönüşüm projeleriyle hem de afet hazırlıklarıyla yeni bir kimlik kazandı ancak "Ölsem kemiklerim unutmaz" diyen depremzedelerin acıları hala hafızalarda.

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi; Kocaeli, İstanbul, Yalova, Sakarya ve Düzce’de yıkıma sebep oldu. 2010 yılında yayımlanan Meclis araştırma raporuna göre, 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı. Büyük kayıplara sebep olan depremde 285 bin 211 ev ile 42 bin 902 iş yeri hasar gördü. Marmara Depremi’nde İstanbul’da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük’ten getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981’e çıktı.

25 yıllık acı:

Yıkıntıların arasından doğdu

Depremin ardından Kocaeli adeta yıkıntıların arasından doğdu. Özellikle depremin merkez üssü Gölcük’te, Gölcük Belediyesi ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından tüm ağır hasarlı binalar yıkıldı ve bölge bölge kentsel dönüşüm çalışmaları başlatıldı. 17 Ağustos’ta binlerce insanın yaşamını yitirdiği, ev ve iş yerinin yıkıldığı Kocaeli’de, depremin ardından facianın acı izleri ortadan kaldırıldı. Depremde en ağır yıkımın yaşandığı şehirde deprem yönetmeliğine uygun binlerce konut inşa edildi. Kentsel dönüşüm çalışmaları çerçevesinde Gölcük, Körfez ve İzmit başta olmak üzere birçok ilçede yeni projeler hayata geçirildi. Depremin izlerinin silindiği ilçede, 25 yıl içinde altyapıdan üstyapıya kadar birçok çalışma yürütüldü.

Vatandaşlar afete hazırlanıyor

17 Ağustos’ta büyük bir yıkım alan kentte afete hazırlık çalışmaları da başlatıldı. Konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapan Büyükşehir ve ilçe belediyeleri, bu zamana kadar çok sayıda proje hayata geçirdi. Vatandaşları da afete hazırlamak için eğitim programı düzenleyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, "Kocaeli Mahalle Halkı Afetlere Hazırlık Eğitim Projesini" uygulamaya koydu.

Riskli alanlar

Büyükşehir Belediyesi’nin diğer önemli çalışması da riskli bölgelerin belirlenerek, tahliye edilmesi ve daha güvenli yeni yaşam alanları oluşturulması oldu. Bu çerçevede 12 kentsel dönüşüm alanı belirlendi. Derince Yenikent, Körfez Barbaros, İzmit Cedit, İzmit Hacıhır-Veliahmet, Gölcük Merkez, Derince Denizevler, Çayırova Şekerpınar ve Kandıra Akdurak Mahalleleri kentsel dönüşüm alanı olarak revize edildi. Bu bölgelerde yeni yerleşim planı uygulayan Büyükşehir, Kocaeli genelinde belirli bölge ve mahalleleri riskli bölge olarak ilan etti.

Afet Mutfağı

"Dirençli şehir" parolasıyla yola çıkan Büyükşehir, Marmara bölgesine hizmet sunması için Başiskele’de Gıda Üretim Tesisi (Afet Mutfağı) inşa ediyor. Afet Mutfağında kuru ve soğuk depo alanları, gıda hazırlık, pişirme, paketleme ve sevkiyat bölümleri yer alacak. Büyükşehir’in 3 mobil afet tırı da bulunuyor. Yemek ve ekmek aracından oluşan mobil afet tırlarında 2 ton temiz su tankı, 1 ton atık su tankı, dışarıya bağımsız olarak 5 gün çalışabilecek jeneratör bulunuyor. Araç afet durumunda 1 günde 30 bin kişilik çorba ve 10 bin kişilik 3 çeşit yemek üretebiliyor. Araç dışarıdan elektrik bağlantısı yapıldığında ise sınırsız çalışabiliyor.

Kocaeli itfaiyesi örnek oldu

Türkiye’nin örnek itfaiyelerinden olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi de araç filosunu her yıl genişletiyor. Pek çok olayda ve afette görev yapan itfaiye teşkilatı, modern araçlarla çalışmalarını daha hızlı ve kolay hale getiriyor. Adeta bir okul gibi çalışan Kocaeli itfaiyesi, eğitim faaliyetlerine de katılıyor. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Önleme ve Eğitim Şube Müdürlüğü Eğitim Birimi (KOBİTEM), Kocaeli başta olmak üzere birçok ilde eğitim faaliyetleri yürüterek, yangına müdahale ve arama kurtarma başta olmak üzere, birçok konu hakkında eğitimler düzenliyor.

Gönüllü itfaiye ordusu

17 Ağustos 1999 sonrası hayata geçirilen Gönüllü İtfaiyecilik Projesi de her yıl büyümeye devam ediyor. Büyükşehir İtfaiye Dairesi Başkanlığı AFKOM Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yapan gönüllü itfaiyeciler, itfaiye müdahale hizmetlerine önemli katkı sunuyor. Yaşanabilecek yeni afetlere karşı her daim hazır olan İtfaiye Dairesi Başkanlığı, edindiği bilgi ve tecrübeyi gönüllü itfaiyeciler ile paylaşıyor. Kocaeli’de sivil toplum kuruluşları ve ilçe belediyeleri bünyesinde kurulan arama kurtarma timleri de afete hazırlık çalışmalarını sürdürüyor.

25 yıllık acı:

"Zemin Veri Bankası"

Fay hatlarına ve zemine yönelik detaylı araştırma yapan Büyükşehir İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Zemin ve Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri de, "Zemin Veri Bankası" ile Büyükşehir ve ilçe belediyelerine ait zemin etüt bilgilerini Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) sayesinde ortak havuzda bir araya getiriyor. Kocaeli’nin zeminiyle ilgili bütün veriler, gerek ilgili kurumlardan temin edilen, gerekse Büyükşehir Belediyesi’ndeki mevcut veriler sayısallaştırılarak elde ediliyor. Böylece Coğrafi Bilgi Sistemi programları kullanılarak verilerin toplanması, işlenmesi, görselleştirilmesi ve analiz edilmesi daha hızlı oluyor. İlgili kurumlardan alınan MTA sıvılaşma haritası, heyelan haritası ve güncellenmiş fay haritası da zemin bilgi sistemine ekleniyor. Böylece deprem ve diğer muhtemel afetlerde etkilenebilecek alanların önceden belirlenmesi hedefleniyor.

Kocaeli, adeta sanayinin başkenti oldu

Deprem gerçeği ile 17 Ağustos’ta tanışan Kocaeli, afetin izlerini sildiği gibi adeta Türkiye’nin de sanayi üssü oldu. Sanayi ve teknolojinin başkenti olan kent, son dönemde yapılan önemli yatırımlar ile yenilikçiliğin merkezi haline geldi. Depremden sonra daha güçlü şekilde ayağa kalkan Kocaeli sanayisi, bugün başta otomotiv, otomotiv yan sanayi ve petrokimya alanında olmak pek çok sektörde yaptığı üretimle adından söz ettiriyor. 25 yıl içinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ve afet hazırlıkları, kenti daha dirençli hale getirdi ancak depremzedelerin acıları hala taze.

"Kız kardeşimin cenazesini mezarlığa kornaya basarak götürmüşüm"

Gölcük’te ikamet eden Mehmet Ay (60), depremde kız kardeşini, eniştesini ve 3 yeğenini kaybettiğini belirterek, "Depremde sıra dışı şeyler de yaşadık. Deprem gerçekten felaketti. Psikologlar bu duruma duygu kilitlemesi diyorlar. Kız kardeşimin cenazesini mezarlığa kornaya basarak götürmüşüm. Ölümü düşünemiyorsanız, cenazesini bulduğunuza şükrediyorsunuz. Kız kardeşimi 2 gün boyunca aramıştık, binaları yerle bir olmuştu. Bizim kendi oturduğumuz binanın etrafındaki binalar da yıkılmıştı" dedi.

25 yıllık acı:

"Belki de 15 gün sonra sıcak yemek yedik"

"Kıyamet kopuyor zannettim" diyen Ay, "Ayakta duramıyorsunuz. Kalkıyorsunuz, deprem sizi yere vuruyor. Belki de 15 gün sonra sıcak yemek yedik. Bunları yaşadık. Allah kimseye bir daha yaşatmasın" diye konuştu.

"Yerler yarıldı, parke taşları patlayıp havalara uçtu"

25 yıl önce Kavaklı Sahili’nde çay bahçelerinin bulunduğunu, depreme de orada yakalandıklarını anlatan Kadriye Kasapoğlu (51) ise "Her gece sabahlara kadar orada olurduk. Vatandaşlar da gece 00.00’dan sonra çay bahçesine gelirdi. O gece de her zamanki gibi oturuyorduk. Bir anda yerde hareketlilik oldu. ’Ne oluyor acaba?’ demeye kalmadan güm sesi geldi. Oturduğumuz sandalyeler yerden havalandı. Çok şiddetli bir vuruş oldu. Onun ardından yerlerde dalgalanmalar oldu. Biz de yere düştük. Yerler yarıldı, parke taşları patlayıp havalara uçtu. Kıyamet koptu zannettik" şeklinde konuştu.

"Suyun altında taklalar attım"

Kasapoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"O ara birileri bağırdı. ’Deniz geliyor’ dediler. Bende o sırada denize karşı bulunuyordum. Ben bakınca denizi göremedim. Kafamı kaldırınca suyun havalandığını, köpürdüğünü gördüm. 9 kişiydik, herkes kaçıştı. Dalgalar çay bahçesinin köşesindeki parçayı kopardı. Çay bahçesinin yarısı kırıldı, denize aktık. İnsanın can havliyle ne yapacağı belli olmaz. Bayağı bir mücadele ettim. Taşın tepesine tırmandım ama üzerimden de deniz geçti. Su beni yaklaşık 500-600 metre sürükledi. Taklalar ata ata suyun altından gittim. ’Herhalde ölüyorum. Bari kelime-i şehadet getireyim’ dedim. Sonunu da hatırlamıyorum. Suyun altında bayıldığımı hatırlıyorum. Nefesim bitmişti. Kendimi, lunaparkın demir korkulukların etrafında oturur vaziyette buldum. Sanki biri beni oraya oturttu. Ne olduğunu anlayamadım. Şuur kaybı yaşadım. Kalktım ama yürüyemiyordum. Bacağımdan yaralanmışım. Demir kapı gördüm. Orada bilet gişesi vardı. O kapıya tırmandım, gişeye oturdum ama tavan kafama değiyordu. İnsanlar sahile gelemiyordu, su vardı. Sesleri duyuyorum ama kimse beni duymuyordu. Çok fazla gürültü vardı. Suyun içindeydim hala. Sabaha kadar bekledim. Gelenler oldu ama sesimi duyuramıyordum. Bir süre sonra 2 genç geldi, ’Kimse var mı? Sesi mi duyan var mı?’ dediler. Çocuklar beni kucaklayıp, dışarı çıkardı. Ablamın evine gittik. Enkazların içinden geçmişim ama ben depremi anlamadım ki. ’Neredeyiz?’ dedim, komşular beni tanıdı. Arkamı döndüğümde ablamın binası yoktu. Çökmüştü"

25 yıllık acı:

"Yarılan bacağıma yosun, taş, demir parçaları doldu"

Denize sürüklenmenin etkisiyle bacağından yaralandığını söyleyen Kadriye Kasapoğlu, "Bacağım yarılmıştı. Denizdeki basınçla bacağıma yosun, taş, demir parçaları doldu ve temizlenmeden dikildiği için mikrop kaptı. 6 kere ameliyat oldum. Sağ olsun İstanbul’dan gelen cerrahlar sahra çadırı kurdular. Onlar bacağımı ameliyat etti. 100 tane de iğne oldum. Hamd olsun şuanda iyiyim" şeklinde konuştu.

25 yıllık acı:

"Ölsem kemiklerim unutmaz"

Depremde babaannesini, kuzenini, arkadaşlarını ve komşularını kaybettiğini dile getiren Kasapoğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen vatandaşların yaşadıklarını ve hissettiklerini çok iyi anladığını ifade ederek, "Eltimin erkek kardeşi 11 gün sonra sudan çıkarılmıştı. 11 yaşında erkek çocuğuydu. Çocuğun cesedi tanınmayacak haldeydi, kolundaki saatten tanıdılar. Ben annesine ’Gözün aydın’ dedim. Öyle bir konumdaydık. Öleni artık unutmuştuk. Cenaze bulununca alkış tuttuk, kahkaha attık. Bu normal insan tepkisi değildi. Deprem oldu, bitti ve her şey yerini buldu ama o yaşananlar asla unutulmaz. Ölsem kemiklerim unutmaz" cümlelerini kullandı.

Cihan Atik 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Asırlık ‘Çörek Derme’ geleneğinde yiyecekler paylaşıldı Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde yüz yıllardır sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da binlerce çocuğun katılımıyla yaşatıldı. Mahalle halkının çocuklara ikramlarda bulunduğu etkinlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi oldu. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde asırlardır Ramazan ve Kurban bayramlarında sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da renkli görüntülere sahne oldu. Mahalle girişindeki Hacı İbrahim Camisi önünde imam Mehmet Ali Polat’ın yaptığı duayla başlayan etkinlikte, çevre mahallelerden gelen çocuklar ellerindeki poşetlerle sokak sokak dolaşarak kek, bisküvi, çikolata, şeker, gazoz, krakerleri topladı. Denizli merkez başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden yoğun katılımın olduğu etkinliğe, Serinhisar’a bağlı Yatağan, Ayaz, Kuyucak ve Kocapınar mahallelerinden de yüzlerce aile çocuklarıyla birlikte katıldı. Mahalle sakinleri ise evlerinin önünde hazırladıkları çikolata, şekerleme, kek, bisküvi, tatlı ve kuruyemişleri çocuklara dağıtarak bayram sevincine ortak oldu. Etkinliğe katılan mahalle sakinlerinden Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Akman, ‘Çörek Derme’nin yalnızca çocuklara yönelik bir etkinlik olmadığını belirterek, gelenek sayesinde uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostların bir araya geldiğini söyledi. Akman, dini bayramlarda gerçekleştirilen buluşmanın adeta toplu bir bayramlaşma havasında geçtiğini ifade etti. Çörek Derme geleneğinin köklü bir Oğuz kültürü mirası olduğuna dikkat çeken öğretim görevlisi İbrahim Akman, geçmişte çocuklara börek, badem ve ceviz gibi yiyeceklerin dağıtıldığına dikkat çekti. günümüzde modern yaşamla birlikte ikramların değişse de paylaşma ruhunun aynı kaldığını vurgulayan Akman, özellikle dijitalleşmenin ve bireyselliğin arttığı günümüzde bu tür geleneklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirterek, "Bir kadim Oğuz geleneği olan ‘Çörek Derme’ geleneği, Serinhisar ilçemizde asırladır yaşatılmaya devam ediliyor. Dualarla başlayan etkinlikte köyün alt kesiminde toplanan çocuklar, üst ve iç kesimlere kadar yol boyunca kapıların önüne çıkarılan yiyeceklerden beğendiklerinden istedikleri kadar alabiliyor. Çörek Derme, çocuklara yardımlaşmayı ve sosyalleşmeyi öğreten önemli bir imece kültürü örneğidir. Türk toplumunun yeniden dayanışma ruhunu güçlendirmesi açısından bu geleneklerin yaşatılması büyük önem taşıyor" dedi. Her Ramazan ve Kurban Bayramı sürecinde düzenlenen etkinlik, bu yıl da yüzlerce çocuğa bayram heyecanı yaşatırken, Yüreğil Mahallesi’nde nesilden nesile aktarılan kültürel mirasın canlı tutulmasına katkı sağladı.
İstanbul "Ziyaretçilerimize global standartlarda bir deneyim sunuyoruz" Dünyanın önde gelen kozmetik perakende markalarından Sephora’nın yeni nesil flagship mağazası, Nisan ayında Meydan İstanbul’da kapılarını açtı. Meydan İstanbul’da açılan, toplam 800 metrekare mağaza alanına ve 400 metrekarenin üzerinde net satış alanına sahip olan yeni Sephora mağazası; özel cephe tasarımı, ayrışan mimarisi ve yeni nesil flagship konseptiyle dikkat çekiyor. Açılış günü binden fazla ziyaretçi mağaza önünde kuyruk oluştururken, yeni mağaza bölgede yüksek müşteri etkileşimi ve güçlü talep oluşturdu. Yapılan açıklamaya göre, 10 binden fazla ürün çeşidini tek çatı altında buluşturan mağaza; makyaj, cilt bakımı, saç bakımı, parfüm ve premium beauty kategorilerinin tamamını kapsayan geniş ürün gamıyla ziyaretçilere bütüncül bir alışveriş deneyimi sunuyor. Türkiye’de sayılı flagship yatırımlarından biri Açıklamaya göre yeni mağaza, Sephora’nın son yıllarda Türkiye’de hayata geçirdiği sayılı flagship mağazalardan biri olarak öne çıkıyor. Açılış, global perakendeciliğin en önemli yayınlarında yer alırken dikkat çeken yatırımlar arasında gösterildi. Meydan İstanbul’un güçlü ziyaretçi trafiği, yeni nesil müşteri profili ve deneyim odaklı marka karmasıyla stratejik uyum sağlayan Sephora mağazası; alışveriş merkezinin güçlenen premium beauty ve lifestyle dünyasının önemli parçalarından biri olarak konumlanıyor. Meydan İstanbul’un yatırımcısı ve yöneticisi olan WAM Asset Management İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet İlhan Gülay, konuyla ilgili şunları söyledi: "Perakendecilikte uluslararası seviyede başarı elde etmek için, öncelikle global markalara ev sahipliği yapmalı, aynı zamanda bu mağazalara yoğun ilgi sağlamalısınız. Sephora’nın Türkiye’deki sayılı flagship yatırımlarından biriyle Meydan İstanbul’da yer alması ve açılışın ilk günden itibaren gördüğü yoğun ilgi, bize ülkemiz adına gurur veriyor. Premium güzellik, moda ve yaşam stili kategorilerindeki güçlü markalarla birlikte, ziyaretçilerimize global standartlarda çok daha kapsamlı bir deneyim sunmaya devam ediyoruz." Açıklamaya göre Meydan İstanbul, açık hava mimarisi, yaklaşık 35 milyon yıllık ziyaretçi trafiği ve uluslararası marka karmasıyla Türkiye perakende sektörünün en dikkat çekici yaşam ve alışveriş destinasyonları arasında yer alıyor. Avrupa’nın en büyük green-roof/open-air retail projelerinden biri olan AVM, son dönemde bünyesine kattığı global markalarla birlikte moda, beauty ve lifestyle kategorilerindeki gücünü daha da ileri taşıyor.
Kahramanmaraş Onikişubat Belediyesi, 288 personel ve 65 araçtan oluşan güçlü ekiple sahada Onikişubat Belediyesi, Kurban Bayramı süresince vatandaşların bayramı daha temiz, sağlıklı ve huzurlu bir ortamda geçirebilmesi amacıyla çevre ve temizlik çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Onikişubat Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’nün 288 personel ve 65 araçtan oluşan güçlü ekibi; çöp toplama, sokak temizliği, çöp konteynerlerinin yıkanması ve dezenfekte edilmesi, kurban atıklarının toplanması ve çevre düzenleme çalışmalarını titizlikle gerçekleştiriyor. Özellikle bayram sürecinde oluşabilecek çevresel olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla ekipler, gece gündüz esasına göre çalışmalarını sürdürerek vatandaşların mağduriyet yaşamaması için büyük gayret gösterecek. Kurban Bayramı boyunca ilçenin tüm mahallelerinde detaylı temizlik çalışmaları yürütülürken, kurban kesim alanlarında da hijyen ve sağlık şartlarının korunmasına büyük önem verildi. Belediye ekipleri, hem çevre temizliğini sağlamak hem de oluşabilecek kötü koku ve görüntülerin önüne geçmek amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, bayram süresince sürdürülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, vatandaşların sağlığı ve çevre temizliği konusunda hiçbir taviz verilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Kurban Bayramı boyunca hemşehrilerimizin huzurlu, temiz ve sağlıklı bir ortamda bayram geçirebilmesi adına tüm ekiplerimizle sahadaydık. Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekiplerimiz, ilçemizin her noktasında büyük bir özveriyle görev yaptı. Bayram sürecinde özellikle çevre temizliği ve halk sağlığı konusunda hiçbir aksaklığa fırsat vermeden çalışmalarımızı eksiksiz şekilde sürdürdük. Çünkü bizler için vatandaşlarımızın sağlığı, çevre temizliği ve yaşam konforu her şeyden önce geliyor." Başkan Toptaş, vatandaşlara da çevre temizliği konusunda hassasiyet çağrısında bulunarak şöyle devam etti: "Temiz bir şehir sadece belediyenin çalışmalarıyla değil, vatandaşlarımızın duyarlılığıyla mümkündür. Bayram boyunca özellikle kurban atıklarının gelişi güzel alanlara bırakılmaması, çöp konteynerlerinin düzenli kullanılması ve çevre temizliğine özen gösterilmesi büyük önem taşıyor. Daha temiz ve yaşanabilir bir Onikişubat için tüm hemşehrilerimizden bu konuda destek bekliyoruz." Bayram süresince sahada görev yapan tüm belediye personeline teşekkür eden Başkan Hanifi Toptaş, özverili çalışmalarıyla ilçenin temizliği ve düzeni için emek veren ekiplerin büyük bir sorumluluk örneği sergilediğini ifade ederek tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutladı.