SPOR - 11 Ağustos 2024 Pazar 00:59

Kocaelispor - Gençlerbirliği maçının ardından

A
A
A
Kocaelispor - Gençlerbirliği maçının ardından

Trendyol 1.Lig’de Kocaelispor’un Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından teknik direktörler maçı değerlendirdi.


Trendyol 1. Lig’in ilk hafta maçında Kocaelispor, sahasında karşılaştığı Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından teknik direktörler mücadeleyi değerlendirdi.


Tek beklentilerinin maçtan 3 puanla ayrılmak olduğunu vurgulayan Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Oyunla alakalı maç öncesinde de endişelerim vardı. Yeni takımız. Sonradan katılan, fiziksel olarak eksik olan oyuncularımız, oyuncuların birbiriyle, oyun anlatışıyla, sistemle adaptasyonu, beraber oynama alışkanlığının henüz oturmaması risklerdi. Bunların endişesini yaşarken hepsinin çok tecrübeli olduklarını, yıllardır futbol oynadıklarını, ortak dili olduğunu, bunu ortaya koymaları gerektiğini söyledim. Maça başladık, ilk 20-25 dakika yüzde 65’e 35 topa sahibiz, oyunu yönlendiriyoruz gibi gözükse de ofansif olarak üretkenlik sağlayamadık. Rakibin iyi kapanması, bloklar arası boşluk bırakmaması, yakın oynaması ve iyi mücadelesini de eklemek lazım. Haklarını yememek lazım. Sonraki maçlarda böyle gol yemeği düşünmüyoruz. Çok gereksiz ve basit gol yedik" diye konuştu.



“Antrenörün kaderi; ya dahi ya deli olmaktır”


Oyuncu değişikliklerinin geçen sezon aynı rakip karşısında çok eleştirildiğini ancak bu maçta işe yaradığının belirtilmesi üzerine Ertuğrul Sağlam, “Yaptığımız her hamleyi takım iyi olsun diye yapıyoruz. Markao’yu oyun iyi gitseydi daha geç oyuna sokmayı düşünüyorduk. Antrenörün kaderidir; ya deli oluyorsunuz ya dahi. Bugün dahi olduk. İnşallah dahiliğimiz devam eder. Sonuçta Gökhan kurtardı, Markao attı, Barış attı. Sonuçta kazanan takımımız oldu” dedi.



“1-2 transfer daha yapacağız”


Transfer konusunda çalışmaların sürdüğünü ifade eden Sağlam, “Bugün takımda bazı eksiklikler oldu hem ofansif, hem defansif anlamda. Bazı sorunları yaşayacağımızı düşünüyordum. İlerleyen haftalarda bu sıkıntıların azalacağına inanıyorum. Transfer konusunda da 1-2 transferimiz daha olacak" şeklinde konuştu.



Recep Karatepe: “Kazanarak gitmek daha iyi olacaktı”


İlk yarı 1-0 öne geçen ancak ikinci yarıda yedikleri 2 golle maçtan puansız ayrılan Gençlerbirliği’nin teknik direktörü Recep Karatepe ise, “Oyunun ilk bölümü kurguladığımız şekilde devam etti. Deplasman maçında oynanacak oyun neyse onu yerine getirmeye, Gençlerbirliği’ne yakışan oyun sergilemeye çalıştık. Oyun dengeliyken gol atıp öne geçtik. İkinci yarı oyunun daha agresifleşeceğini, daha sertleşeceğini biliyorduk. Ufak tefek hatalarımız oldu. Son dakika golümüz var. Bunun üzerinden oyunu okumamaya çalışıyorum. Genel olarak takımın gidişatından memnunum. Yeni transferlerin uyumuyla birlikte daha iyiye gideceğiz. Bunun sinyallerini takım veriyor. Gönül puan veya puanlarla ayrılmak isterdi. Lig yeni başladı. Süper Lig yolunda daha zamanımız var. Takımıma güveniyorum” sözleriyle karşılaşmayı değerlendirdi.


İki hafta önce Beşiktaş ile aynı sahada hazırlık maçı yapmış olmanın maçta avantaj sağlayıp sağlamadığının sorulması üzerine Karatepe, “İki hafta önce bu sahada hazırlık maçı yaptığımız için ‘Kendi evimizde oynuyoruz’ gibi espri ben de yaptım. Çoğu statta zemin sıkıntılıyken Kocaeli takımının sahasını yapanlara teşekkür etmek lazım. Zemin konusunda da, atmosfer konusunda da çok güzel işler yapılmış. Kazanarak gitmek daha iyi olacaktı” yanıtını verdi.



Kocaelispor - Gençlerbirliği maçının ardından

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.