ASAYİŞ - 05 Temmuz 2024 Cuma 16:41

Mahir öğretmeni öldüren tetikçinin ifadesi ortaya çıktı: "Herkes işinin ne olduğunu biliyordu"

A
A
A
Mahir öğretmeni öldüren tetikçinin ifadesi ortaya çıktı: "Herkes işinin ne olduğunu biliyordu"

Kocaeli’de lise müdür yardımcısı Mahir Çoğaç’ı tabanca ile vurarak öldüren 17 yaşındaki tetikçinin ifadesi ortaya çıktı. İfadesinde, cinayet emrini aldıkları 2 kişinin kendilerini Yunanistan’a götüreceklerini, para, araba ve ev vereceklerini söylediklerini anlatan zanlı, "Herkes işinin ne olduğunu biliyordu ve sadece işini yaptı. Eve vardıktan sonra direkt uyudum ve uyandığımda kapıda polislerin olduğunu gördüm. Yaptığım şey için çok pişmanım. Bu olayı yapmamızı D.S. ve Y.A. istediler. Zaten onlar Yunanistan’da firari durumda olup, sürekli birlikteler" dedi.


Olay, 26 Haziran Çarşamba günü saat 09.00 sıralarında Çayırova Mahallesi Fatih Caddesi’nde meydana geldi. Evinden çıkan Fevzi Çakmak Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mahir Çoğaç, bindiği otomobilinde emniyet kemerini taktığı sırada silahlı saldırıya uğradı. Otomobilin yanına yaklaşan zanlı, tabanca ile Çoğaç’ı başından vurdu. Kanlar içinde kalan Çoğaç hayatını kaybetti, zanlı ise olay yerinden koşarak uzaklaştı.


Cinayetin ucu, 2020’de Adana’da işlenen bir başka cinayete uzandı. "Bayğaralar" isimli organize suç örgütünün 4 yıl önceki lideri Bedirhan Bayğara’nın (36) bir kafede kız arkadaşıyla oturduğu sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiği, Bayğara’yı vurduğu iddia edilen kişinin ise Mahir Çoğaç’ın kardeşi Y. Çoğaç olduğu bildirildi. Mahir Çoğaç’ın cinayetinin, Bedirhan Bayğara’nın öldürülmesiyle bağlantılı olduğu, olayın kan davası uğruna gerçekleştirildiği ileri sürüldü. "Hayalet" lakaplı Y. Çoğaç’ın ise olayın ardından yakalanamadığı iddia edildi. İntikam almak isteyen Bayğaraların, Çoğaç ailesinden kimseye ulaşamadıkları için, öğretmen Mahir Çoğaç’a pusu kurdukları iddia edildi.



Katil yakalandı


Olaya ilişkin başlatılan geniş çaplı soruşturma kapsamında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro dedektifleri, katilin ve olaya karıştığı düşünülen şüphelilerin peşine düştü. Çoğaç’ı vuran şüphelinin 17 yaşındaki D.G. olduğu tespit edildi. Bu sırada B.Y.’nin de gözcülük yaptığı öğrenildi. Cinayetin tetikçisi D.G. ve B.Y., aynı gün Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından İstanbul’da operasyonla yakalandı. Olaya ilişkin gözaltına alınan 11 şüpheliden 8’i tutuklanırken, L.A, A.H, E.B adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.



"Bir öldürme işi olduğunu, yapıp yapamayacağımızı sordular"


Tetikçi D.G.’nin savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. İfadesinde, B.Y. isimli şahsın aracılığıyla Y.A. ve D.S. ile tanıştığını, arkadaş olduklarını söyleyen D.G., "Benden bu zamana kadar herhangi bir şey istememişlerdi. 23 Haziran’ı 24 Haziran’a bağlayan gece, birlikte ikamet ettiğim B.Y.’yi, Y.A. ve D.S. arayarak bir öldürme işi olduğunu, yapıp yapamayacağımızı sordular. Biz de yapabileceğimizi söyledik. Bunun üzerinde haber beklememizi söyleyerek telefonu kapattılar" dedi.



"Bizi Yunanistan’a alacaklarını, para, araba ve ev vereceklerini söylediler"


24 Haziran Pazartesi günü B.Y.’nin telefonu üzerinden kendisiyle iletişime geçildiğini aktaran D.G., "Bize bir şahsı silahla öldüreceğimizi, bunun karşılığında bizi Yunanistan’a alacaklarını, para, araba ve ev vereceklerini söylediler. Zaten bizim ailemizle aramız bozuk olması sebebiyle B.Y. ile birlikte bekar evine çıkmıştık. Orada birlikte yaşıyorduk. Bu teklifi kabul ettik. Ben daha önce böyle bir olaya karışmamıştım. B.Y.’ye kendisine emanet teslim edileceğini söylemeleri üzerine B.Y. evden çıkarak bir yere kadar gitti ancak nereye gittiğini bilmiyorum. Eve döndüğünde yanında telefon, 2 tabanca ve bir miktar para vardı. Bizimle B.Y.’de bulunan telefon üzerinden iletişime geçmeye başladılar. Kartal’da bulunan bir otele gitmemizi ve bize haber verilinceye kadar o otelde konaklamamızı söylediler. Kendi imkanlarımızla otele gittik. Otele gittikten sonra otelden dışarıya hiç çıkmadık. Sadece olay gününden bir gün önce Y.A. bizi arayarak otelin önüne taksi gönderdiğini, bu taksiye binmemizi, olayı gerçekleştireceğimiz yere giderek iyice öğrenmemizi söyledi. Biz de otelin önüne göndermiş olduğu taksiye binerek olay yerine gittik. Keşif yaptıktan sonra otele geri döndük ve o gece hiç uyumadık" diye konuştu.



"Şoför camından içeriye doğru bir el ateş ederek koşmaya başladım"


Olay günü D.S. ve Y.A’nın kendileriyle iletişime geçerek vaktin geldiğini, artık denileni yapmaları gerektiğini ifade ettiklerini anlatan D.G., otele çağrılan taksiye binerek, kendilerine gönderilen konuma gittiklerini vurguladı. Adreste B.Y. ile beklemeye başladıklarını söyleyen D.G., "B.Y. biraz korktu. Bu nedenle kendisinin beni biraz ileride bekleyeceğini, bir problem olması halinde beni kollayacağını söyledi. Şahsın aracına bindiğinde benim ateş edip koşmaya başladığımı, onun da benimle birlikte koşmaya devam edeceği konusunda B.Y. ile anlaştık ve beklemeye koyulduk. Ben şahsın evden çıktığını gördükten sonra arabaya binmesini bekledim ve arabaya biner binmez kapalı olan şoför camından içeriye doğru bir el ateş ederek koşmaya başladım. Ölüp ölmediğini o an bilmiyordum. Şahsı da tanımıyorum. Ben koşarken arkama birkaç kişi takıldı ve beni kovalamaya başladılar ancak B.Y. ile birlikte koşarak bu şahısları atlattık. Peşimizden kimsenin gelmediğinden emin olduktan sonra yanımızda bulunan silahları duvarın dibine saklayarak yolumuza devam ettik. Tenha bir tır garajı bularak oradaki bir tırın arkasına saklandık. B.Y’de bulunan telefonla D.S. ve Y.A’yı arayarak işi hallettiğimizi söyledik. İstemeleri üzerine konum gönderdik ve beklemeye başladık. Zaten taksi bizi almak için bekliyormuş, hızlıca geldi. Gelen taksiciyi daha önce görmedim. Hiçbir şey sormadan bizi aldı" ifadelerini kullandı.



"Herkes işinin ne olduğunu biliyordu ve sadece işini yaptı"


D.G., cinayetin ardından taksiye binerek Pendik’e doğru yola çıktıklarını ve bu sırada tanımadıkları bir şahsı daha araca aldıklarını aktardı. Bu şahsın Pendik’te bulunan bir evi tarif ederek, kendilerini o adrese götürdüklerini dile getiren D.G., "Evde kapıyı açamadık ve bu esnada Y.A. ve D.S. bizi arayarak başka bir ev bulduklarını, o eve gideceğimizi, bize taksi göndereceğini ve o taksiye binmemizi söyledi. Kapının önünde indiğimizde önlü arkalı 2 taksi beklemekteydi. Bize hangi taksiye bineceğimiz söylenmemişti. Biz arkada duran taksiye bindik ve bize gönderilen konumu taksiciye gönderdik. Biz o taksiye B.Y. ile ikimiz bindik, diğer şahıs kapıyı açamayınca gitti. Taksici belirtilen konuma bizi götürdü ve orada daha sonradan ismini E. olarak öğrendiğim şahısla buluştuk. E. bizi alarak yakalanmış olduğumuz ikamete götürerek bizi buraya yerleştirdi. Ne taksideyken ne de E. ile hiçbir şey konuşmadık. Herkes işinin ne olduğunu biliyordu ve sadece işini yaptı. Eve vardıktan sonra ben direkt uyudum ve uyandığımda kapıda polislerin olduğunu gördüm. Yaptığım şey için çok pişmanım. Bu olayı yapmamızı D.S. ve Y.A. bizden istediler. Zaten onlar Yunanistan’da firari durumda olup, sürekli yan yanadırlar. Otelde kaldığımız süre zarfında bu kişilerle pek çok kez telefonda konuştum. Bu nedenle bu şahısların kimlik bilgilerinden eminim" şeklinde konuştu.



Mahir öğretmeni öldüren tetikçinin ifadesi ortaya çıktı: "Herkes işinin ne olduğunu biliyordu"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’i dinleyen film: Kıyının Sesi Kemeraltı’nın kalabalığı, Konak Meydanı’nın uğultusu ve Urla kıyılarında dalgaların ritmi İzmir’in gündelik yaşamına karışan sesler kayıt altına alınarak "Kıyının Sesi" adlı belgeselde bir araya geldi. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Film Tasarımı ve Yönetimi Bölüm Başkanı V. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Can Özer, İzmir’in farklı noktalarında duyulan doğal sesleri kayda alarak kentin işitsel hafızasını belgeselde topladı. "Kıyının Sesi" adlı yapımda İzmir’in gündelik hayatını oluşturan sesler görüntülerle birlikte izleyiciye sunuldu. Yaklaşık üç ay süren çekim sürecinin ardından tamamlanan "digitİZMir: Sonic Shore" adlı belgeselin yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu Sevcan Sönmez üstlenirken; müzikleri ve yapımcılığını Mehmet Can Özer gerçekleştirdi. Film sürecinde İzmir’in farklı bölgelerinde kapsamlı ses ve görüntü kayıtları alındı. Çalışma boyunca sokaklardan sahil hattına, park alanlarından mahallelere kadar kentin pek çok noktasında çekimler gerçekleştirildi. Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı belgeselde, şehir sesleri ile görüntülerin üst üste bindirilmesiyle katmanlı bir İzmir deneyimi oluşturulması amaçlandı. Bu yaklaşım, izleyiciye hem gerçek hem de duyusal bir şehir atmosferi sunuyor. Deniz ve doğa sesleri, kuş cıvıltıları, eski yerleşimlerdeki yankılar ve gündelik hayatın uğultusu filmin en belirgin işitsel unsurları arasında yer aldı. Festivalin hafızası niteliğinde İzmir’de on yıl boyunca düzenlenen digitİZMir Uluslararası Elektroakustik Müzik Festivali’nde gösterilen belgesel, aynı zamanda festival için bir arşiv ve tanıklık niteliği taşıyor. Besteci Mehmet Can Özer tarafından düzenlenen festival, Türkiye’de elektroakustik müzik alanındaki en özgün ve kapsamlı etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Festival boyunca Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, besteciler ve akademisyenler İzmir’de bir araya gelerek konserler, atölyeler ve söyleşiler gerçekleştirdi. İzmir Fransız Kültür Merkezi, Goethe-Institut ve Yaşar Üniversitesi destekleriyle hazırlanan film, ilk gösterimini İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek İzmirli izleyiciyle buluştu. ’digitİZMir: Sonic Shore’, yalnızca bir festivalin hikâyesini anlatmakla kalmayıp elektroakustik müzik ile bir kentin sesi arasındaki ilişkiye odaklanan deneysel ve kişisel bir sinema çalışması olarak öne çıkıyor.
Kocaeli "Engellisiniz" diyenleri evlenerek, "yapamazsınız" diyenleri zeybek oynayarak susturdular "Engellisiniz, evlenemezsiniz" diyenleri kurdukları mutlu yuvayla haksız çıkaran Aylin ve Ahmet Arslan çifti, şimdi de tekerlekli sandalyeleriyle sahnede sınırları aşıyor. 8 yaşında bir kızları olan çift, tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yaparak "yapılamaz" denilenleri bir bir başarıyor. Mersin’de atılan samimi bir mesajla tanışan Aylin (44) ve Ahmet Arslan (36) çifti, kısa sürede birbirlerine bağlanarak evlilik kararı aldı. Ancak bu karar, her iki ailenin de "Engellisiniz, yapamazsınız" itirazlarıyla karşılaştı. Ailelerinin ön yargılarına boyun eğmeyen çift, verdikleri mücadeleyle onları ikna ederek 2016 yılında dünyaevine girdi ve Kocaeli’ye taşındı. 2017 yılında kızlarını kucaklarına alarak hayata daha sıkı sarılan çift, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde tanıştıkları dans eğitimleriyle adeta yeniden doğdu. Tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yapan çift, sahnedeki uyumları ve azimleriyle izleyenleri duygulandırıyor. "’Olmaz, yapamazsınız, evlenemezsiniz’ dediler" Eşiyle internet üzerinden tanıştıktan 3 ay sonra evlilik kararı aldıklarını anlatan Aylin Arslan, aileleri ikna etme sürecinin zorlu geçtiğini belirterek, "Eşimle bir platformda tanıştık. 3 ay bir görüşmemiz oldu, ondan sonra evlilik meselesini konuştuk. Nasıl olur, ne yaparız, ailelerimizi nasıl ikna ederiz diye düşündük. İkimiz evlilik kararı aldık ve bunu ailelerimize açıkladık. Tabii aileler engel durumumuzdan dolayı ’olmaz, yapamazsınız, evlenemezsiniz’ dediler. İki aile de istemedi ilk başta. Sonra biz ailelerimizi ikna ettik ve 2016’da evlendik, 2017’de kızımız dünyaya geldi. Bir tane kızımız var. Şu an 8 yaşında" dedi. "Kızıma yemek yaparken zorlanıyorum" Hayatın zorluklarıyla mücadele ederek bugünlere geldiklerini ve 8 yaşındaki kızlarıyla mutlu bir yaşam sürdüklerini ifade eden Arslan, günlük hayatta karşılaştığı en büyük zorluğun fiziksel şartlar olduğuna dikkati çekerek, "Evimiz kira. Bütün hayallerimizi gerçekleştirdik ama şimdi tek hayalimiz kendimize ait bir evimizin olması. Manuel sandalye kullandığım için şu anki evin mutfağı bana uygun değil. Kızıma yemek yaparken, eşime çay verirken çok zorlanıyorum. İnşallah bu hayalimizi de gerçekleştiririz" diye konuştu. "Engel durumumuzu unutturdu" Arslan, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin ve dansın hayatlarına dokunuşunu ise şu sözlerle anlattı: "Zeybek bizim için çok başka bir şey. Bizi sosyalleştirdi. Zeybek gerçekten bambaşka bir şey. Engellinin zeybek yapması bir hayal gibi ama biz yapamayız diye düşünüyorduk, şimdi öyle güzel yapıyoruz ki… Yarışmalara katılıyoruz, gösterilerimiz olacak. Latin dansı da yapıyoruz, onu da çok severek yapıyoruz. Hepsi bize çok iyi geldi. Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi de bizim için çok güzel oldu. Çok aktif olduk, hayata bakışımız değişti. Engel durumumuzu unutturdu. Eşim de ben de oraya seve seve gidiyoruz. Tabii bu imkanı bize veren Tahir Büyükakın Başkanımıza çok teşekkür ederiz. Engelsiz Taksi ile oraya gidip geliyoruz." "Annem çok destek oldu, Allah razı olsun" Hikayelerinin eşine attığı "Selam, tanışabilir miyiz" şeklindeki mesajla başladığını belirten Ahmet Arslan ise evlilik sürecinde annesinin kendisine büyük destek olduğunu söyleyerek, "Eşimle engelli sitesinden tanıştık. Ben ona ’selam, tanışabilir miyiz’ yazdım. O da bana esprili bir cevap verdi, ’sanki 40 yıllık tanıyor gibi yazmışsın’ dedi. Ben de ’tanışmak için yazdım’ dedim. Öyle başladık. Konuştuk, görüştük. Tabii ilk başta aileler engel durumumuzdan dolayı karşı çıktı ama annem çok destek oldu, Allah razı olsun. Sonra evlendik. Bir çocuğumuz oldu, şu an 8 yaşında. Onunla hayata daha bağlı bakıyoruz. Evlat olması bambaşka bir şey" dedi. "Önce inanacaksın, sonra başaracaksın" Arslan, dans serüvenine ilişkin ise, "Zeybek bizim için çok iyi oldu. Eşimin dediği gibi gerçekten çok güzel. Hocamıza ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Latin dans da yapıyoruz. İlk başta ’yapamam’ diyordum ama şimdi çok farklı. İnsanlar ’engelli bunu yapamaz’ diyor ama inanmak başarmanın yarısıdır. Önce inanacaksın, sonra başaracaksın. Ben de yapamam zannettim ama yaptıkça insanın kendine güveni geliyor. Yaptıkça daha çok inanıyorsun. Şu an çok daha farklı hissediyorum kendimi" ifadelerini kullandı.
Mersin Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
Kayseri Başkan Büyükkılıç: "Şehrimizin ulaşım ağının konforu ve hizmet kalitesi artıyor" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; Melikgazi ilçesi Erenköy Mahallesi Ardıçtepe Caddesi’nde Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülen yol kot seviyesi düzenleme çalışmalarını yerinde inceledi. Çalışmaları değerlendiren Büyükkılıç, "Fen işleri ekibimiz gayretli, samimi bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Şehrimizin ulaşım ağının hem konforunu arttırıyor hem hizmet kalitesini arttırıyor" dedi. Tüm yatırım birimleri ile kentin dört bir yanında proje ve hizmetlerini hız kesmeden sürdüren Kayseri Büyükşehir Belediyesi, merkezinden kırsalına özellikle ulaşım alanında Kayserililere daha konforlu hizmet sunmak adına yoğun bir mesai harcıyor. Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin tüm çalışmalarını bizzat sahada koordine eden Başkan Büyükkılıç, Melikgazi ilçesi Erenköy Mahallesi Ardıçtepe Caddesi’nde Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülen kot seviyesi düzenleme çalışmalarını yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Büyükkılıç’a incelemeleri esnasında Fen İşleri Daire Başkan Sedat Erdoğan eşlik etti. İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, "Fen işleri ekibimiz gayretli, samimi bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Şehrimizin ulaşım ağının hem konforunu arttırıyor hem hizmet kalitesini arttırıyor. Bu hafta içerisinde burada başlayan bir çalışmayla yolun kot seviyesini ayarlıyor. Ayrıca altyapı hizmetleriyle ilgili yenileme ve deplase çalışmalarını böylece hayata geçirmiş oluyor" şeklinde konuştu. Başkan Büyükkılıç, Fen İşleri Daire Başkanlığı personeline teşekkür ederek, "Ekibimize teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun, iyi ki varsınız diyorum. Cenab-ı Allah kazadan beladan esirgesin. Tabii ulaşım önemli bir hizmet alanı" dedi. Sürücülere de trafik kurallarına uyma noktasında hassasiyet çağrısında bulunan Büyükkılıç, "Trafikte lütfen kurallara uyalım. Sevincimizi hüzne dönüştürmeyelim" ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç, çalışmaları yürüten ekibe tatlı ikramında bulunarak çalışmalarında kolaylıklar dilerken vatandaşlarla da sohbet etti.