SAĞLIK - 02 Ocak 2025 Perşembe 14:10

Sağlıkta yeni dönem: Aile hekimleri ile hastaneler entegre oldu

A
A
A
Sağlıkta yeni dönem: Aile hekimleri ile hastaneler entegre oldu

Aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri, hastaneler ile dijital olarak entegre oluyor. Bu sistem sayesinde aile hekimleri tetkikleri doğrudan talep edebilecek hale gelirken, hastalar hastaneye gidip herhangi bir poliklinik kaydı yaptırmadan tetkiklerini çektirebilecek. Sonuçlar ise aile hekimlerinin ekranlarında görüntülenebilecek. Kocaeli İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, yeni sistemin hastanelerdeki yoğunluğu azaltacağını ve sağlık hizmetlerini hızlandıracağını belirtti.


Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen birinci basamak sağlık hizmetleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri arasındaki dijital entegrasyon çalışmaları tamamlandı. Bu entegrasyon çerçevesinde, aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri hastanelerle dijital olarak entegre olacak. Sistem sayesinde aile hekimleri, INR, röntgen, mamografi, yenidoğan kalça ultrasonografisi gibi tetkikleri doğrudan talep edebilecek. Hastalar, hastaneye gidip herhangi bir poliklinik kaydı yaptırmadan tetkiklerini çektirebilecek. Sonuçlar ise doğrudan aile hekimlerinin ekranlarında görüntülenebilecek.



"Sağlık hizmetleri daha hızlı ve erişilebilir olacak"


Aile hekimlikleri ve hastaneler arasında gerçekleştirilen dijital entegrasyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Kocaeli İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Yüksel Pehlevan, bu çalışmanın detaylarını aktardı. Pehlevan, "Birinci basamak sağlık hizmetleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri arasındaki dijital entegrasyon çalışmaları tamamlanmasıyla birlikte 1 Ocak 2025 itibarıyla tüm illerde uygulanmaya başlandı. Bu entegrasyon çerçevesinde, aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezleri, hastanelerle dijital olarak entegre oldu. Aile hekimleri, INR, röntgen, mamografi, yenidoğan kalça ultrasonografisi gibi tetkikleri doğrudan talep edebilecek. Hastalar, hastaneye gidip herhangi bir poliklinik kaydı yaptırmadan tetkiklerini yaptırabilecekler. Sonuçlar ise aile hekimlerinin ekranlarında görüntülenebilecek yani hastalar tekrar hastanede muayene olmalarına gerek olmadan tüm tetkiklerini yaptırabilecekler. Çıkan sonuçlarda aile hekimliklerinin ekranlarında görüntülenebilecek" dedi.



"Direkt tahlil, röntgen tetkiki istenebilecek"


Yüksek Pehlevan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Aile hekimleri, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden kayıtlı hastaları için yüzde 10 kontenjan ayrılarak tüm MHRS kapasitesinde randevu oluşturabilmektedirler. İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki hekimler, aile hekimleri tarafından yönlendirilen hastaları veya doğrudan hastaneye başvuran hastaları değerlendirdikten sonra sağlık bilgi yönetim sistemi üzerinden aile hekimine geri bildirim notu yazabilecektir. Aile hekimleri bu notu ekranları üzerinden görüntüleyebileceklerdir. Aile hekimleri, laboratuvar tetkikleri için talep yaptıktan hemen sonra hastaya e-Nabız tarafından benzersiz, özel bir kod üretilerek aile hekimi bu kodu hastası ile paylaşacaktır. İlgili hasta hastaneye gittiğinde hastane bankosundan herhangi başka muayeneye gerek kalmadan bu kodla kayıt açılarak laboratuvar talep yapılıp direkt laboratuvara gidip tetkiklerini yaptırabilecektir. Hasta talep tarihinden itibaren en geç 3 gün içinde bu tahlilleri yaptırmak durumunda. 3 gün içerisinde yaptırmazsa kod geçerliliğini kaybetmekte. Mamografi ve ultrason tahlilleri hariç tabii ki. Aile hekimleri kendisine kayıtlı hastalar için görüntüleme tetkiklerini, kullandıkları sağlık bilgi yönetim sistemi aracılığıyla doğrudan ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşlarından isteyebilecektir. Bu işlemlerden mamografi ile gelişimsel kalça displazisi kapsamında uygun yaş grubundan (20 ile 100 günlük arası bebekler) istenilecek ultrason tetkiki için aile hekimleri doğrudan hastaneden randevu alarak tarihini ve saatini hastaya bildirecektir. Direkt grafilerde ise randevuya gerek yok. Direkt tahlil, röntgen tetkiki isteyebilecektir. Bu sistem sayesinde ülkemizde sağlık alanında yapılan çalışmaların çok daha hızlı, pratik ve erişilebilir olmasını umuyoruz"



"Hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak istiyoruz"


Sağlık kuruluşlarının ve vatandaşların yapılan entegrasyon çalışmalarına adapte olma sürecine de değinen Pehlevan, Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü olarak kriz masası oluşturduklarını ifade etti. Pehlevan, "Aslında entegrasyon bugün itibariyle başlamış durumda. Biraz adaptasyon süreci olacaktır. Biz müdürlüğümüzde kriz merkezi kurduk. Aile hekimlikleri ve hastaneler arasında Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki gerekli koordinasyonu sağlayarak anında müdahale etme şansımız olacaktır ve çok kısa süre içerisinde bunu etkin bir şekilde kullanmış olacağız. Özellikle amacımız hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak ve etkin tanı ve tedavi yöntemleriyle tedavi olmaları açısından sistem son derece önemli. Tüm vatandaşlarımız hasta olmadan önce koruyucu sağlık hizmetlerini almaları sağlıklı yaşlanmaları açısından oldukça önemli. Hastaların etkin bir şekilde birinci basamak sağlık hizmetlerini kullanarak etkin tanı ve tedavi olma şanslarını elde etmiş olacaktır" dedi.



"Aile hekimlerimiz oldukça tecrübeliler"


Kocaelililere, aile hekimlikleri ve sağlıklı hayat merkezlerine gitmeleri yönünde tavsiyeler veren Pehlevan, "Özellikle aile hekimlerimiz çok yetkin ve etkinler. Birinci basamak tesislerimize başvurmalarını öneriyoruz. Bizde Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı olarak yeni aile hekimlikleri birimi ve yeni aile sağlığı merkezlerini açma konusundaki çalışmalarımıza Bakanlığımızın desteğiyle devam ediyoruz. Aralık ayında 2 sağlık merkezi açmış olduk. Dolayısıyla vatandaşımız için en kolay en ulaşılabilir sağlık hizmeti birinci basamak sağlık merkezi ve aile sağlığı merkezi. Kocaeli’de dolayısıyla bunun için hastaneye gitmelerine gerek yok. Etkili bir şekilde hizmet alabilirler. Hem iş gücü kaybı, hem zaman kaybı hem de etkili sağlık hizmeti almaları açısından bu son derece etkili olmaktadır" ifadelerini kullandı.



Sağlıkta yeni dönem: Aile hekimleri ile hastaneler entegre oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis Kilis’te "3. Uluslararası Mercidabık Kongresi" Kilis’te düzenlenen 3. Uluslararası Mercidabık Kongresi’nde konuşan Kilis Valisi Ömer Kalaylı, Mercidabık Zaferi’nin tarihsel önemine dikkat çekti. Vali Kalaylı, geçmişten bugüne tarihin önemli dönüm noktalarından biri olan Mercidabık Zaferi’nin farklı yönleriyle ele alındığı kongrenin, tarihi hafızaya ve kültürel birikime önemli katkılar sunacağına inandığını söyledi. Geçtiğimiz yıllarda yoğun ilgi ve katılımla gerçekleştirilen kongrenin bugün de aynı heyecan ve coşkuyla devam etmesinin kendilerine mutluluk verdiğini ifade eden Kalaylı, "Mercidabık Zaferi ile Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Afrika’ya uzanan geniş coğrafyada farklı millet ve inançların huzur içerisinde yaşaması sağlanmış, adalet, güven ve hoşgörü ortamı tesis edilmiştir" dedi. Osmanlı Devleti’nin ardından Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaklaşık bir asırdır kan ve gözyaşının dinmediğini belirten Kalaylı, bu nedenle Mercidabık Zaferi’nin tarihi öneminin bugün daha iyi anlaşıldığını kaydetti. Kalaylı, özellikle son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler dikkate alındığında Osmanlı döneminde sağlanan huzur, adalet ve istikrarın değerinin daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Kilis’in tarih boyunca farklı kültür ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu dile getiren Kalaylı, kentin kadim şehirlerden biri olduğunu söyledi. Programa, Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen, Cumhuriyet Başsavcısı Emre Kaya, İl Jandarma Komutanı Halil Coşkun ve diğer protokol üyeleri de katıldı. Öte yandan kongrede Kilis’e özgü yöresel ezgiler de seslendirildi
Batman Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Ankara Bakan Işıkhan: "Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Haftası Programı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin güçlenmesi, vatandaşların huzur ve güven içerisinde geleceğe bakabilmesi için büyük bir özveriyle çalışan tüm SGK personeline ve emek veren tüm paydaşlara teşekkür etti. Sosyal Güvenlik Haftası’nın idrak edildiği bu haftaya ilişkin Işıkhan, "Bu özel gün ve haftaların ortak bir noktası var o da ‘İnsanı merkeze alan bir anlayış.’ Çünkü sosyal güvenlik insanı koruyan, aileyi ayakta tutan, çalışanı güvence altına alan, hastaya umut olan, engelli vatandaşlarımıza destek olan büyük bir dayanışma sistemidir. Bu seneki sosyal güvenlik haftasının teması ‘Kayıtdışılık ile Mücadele’ sloganımız ise ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende gelecek güvende.’ Gerçekten de sosyal güvenlik güçlü bir devlet ile güçlü millet arasındaki en önemli güven köprüsüdür. Sosyal güvenlik sosyal devletin en somut tezahürüdür. Sosyal güvenlik bir ülkenin vicdanıdır" ifadelerini kullandı. Bakan Işıkhan, insanlık tarihi boyunca güvenlik ihtiyacının, en temel ihtiyaçlardan biri olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Dünyada, sosyal güvenlik anlayışı sanayi devrimi sonrası hızla gelişmiş zamanla sağlık sigortası, emeklilik, iş kazası, işsizlik ve sosyal yardımlar gibi alanları kapsayan büyük bir sisteme dönüşmüştür. Türkiye’de ise sosyal güvenlik sistemi uzun yıllar parçalı ve dağınık bir yapı içerisinde ilerlemiştir. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı şeklindeki bu dağınık yapı farklı standartlar, farklı uygulamalar ve ciddi mağduriyetler üretmiştir. O yılları hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Hastane kuyrukları, ilaç kuyrukları, sosyal güvencesi olmadığı için tedavi olamayan vatandaşlarımız, hastaneye para ödemediği için rehin kalan vatandaşlarımızı. İşte bu vaziyetten bir dönüm noktası olarak, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi ve liderliğiyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük sosyal devlet reformlarından birini hayata geçirmiştik." "Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı genel sağlık sigortası sistemlerinden birine sahiptir" 2006 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında birleştirildiğini, norm ve standart birliği sağlandığını, Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulduğunu, sosyal güvenlik kapsamının tüm vatandaşları içine alacak şekilde genişletildiğini hatırlatan Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir. Vatandaşlarımız kamu, üniversite ve özel hastanelerden eşit şekilde yararlanabilmektedir. Bugün artık Türkiye’de sağlık hizmetine erişemediği için mağdur olan bir vatandaş profili değil dünyanın gıpta ile takip ettiği örnek alınan bir sosyal güvenlik sistemi bulunmaktadır" diye konuştu. "Sosyal güvenlik sistemi popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir" Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin, bugünün yanında geleceği de korumak zorunda olduğuna dikkati çekerek, "Bu nedenle sosyal güvenlik sistemi, popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir. Biz sosyal güvenliği sadece bir ekonomi başlığı olarak da görmüyoruz. Biz sosyal güvenliği aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü güçlü sosyal güvenlik sistemi güçlü toplum demektir. Güçlü toplum ise güçlü devlet demektir. Bu anlayışla, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında çok önemli reformları ve icraatları sizlerle birlikte hayata geçirdik" dedi. "Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için; 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdik" Bakan Işıkhan, sosyal güvenliğin aynı zamanda sağlık güvencesi de olduğunu belirterek, "Bugün SGK olarak 2 bin 500’e yakın hastane, 30 bin eczane, 8 bin optik merkezi, 5 bin medikal market üzerinden vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunuyoruz. MEDULA sistemimiz sayesinde günlük 2,5 milyon provizyon, 12 milyon tedavi işlemi, 2,2 milyon e-reçete işlemini kesintisiz bir şekilde gerçekleştirmekteyiz. Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan bir ödeme gerçekleştirdik. Geri ödeme kapsamına alınan ilaç sayımızı sürekli artırıyoruz. Kanser ilaçlarından SMA tedavilerine kadar çok sayıda kritik ilacı, SGK tarihinde ilk kez vatandaşlarımızın erişimine sunduk" şeklinde konuştu. Dijital dönüşüm alanında da tarihi bir değişim gerçekleştirdiklerine işaret eden Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, sosyal güvenlik hizmetlerini dijital yapının altyapısıyla yeniden şekillendiriyoruz. Bugün SGK, e-Devlet üzerinde en çok kullanılan kamu kurumlarından birisidir. 2025 yılı içerisinde SGK uygulamaları e-Devlet’e toplam 1,5 milyardan fazla görüntü sağlamıştır. Şu anda e-Devlet üzerinden 183 farklı uygulamayla vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. ALO 170 hattımıza yalnızca 2025 yılında 17 milyon 700 bin çağrı gelmiştir. 2025 yılı içerisinde vatandaşlarımıza 647 milyonun üzerinde SMS bilgilendirmesi gerçekleştirdik. Şimdi ise yapay zeka destekli yeni sistemlerimizi devreye alıyoruz. Kayıp-kaçakla mücadelede, sahte sigortalılık tespitinde, risk analizlerinde ve sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesinde yapay zeka tabanlı sistemleri kullanıyoruz. Amacımız, vatandaşımızın işini kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, hızlı ve kaliteli hizmet sunan güçlü bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini artırdık" Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Aile Yılı" vizyonu kapsamında aileyi güçlendiren sosyal güvenlik politikalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaparak, "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini uzattık. Yeni düzenlemeyle birlikte Tekil gebelikte analık izin süresi bildiğiniz gibi; 16 haftadan 24 haftaya, Çoğul gebelikte ise 18 haftadan 26 haftaya çıkarılmıştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde annelerimize 3 milyar 742 milyon lira analık ödeneği, yaklaşık 140 milyon lira da emzirme ödeneği sağladık" ifadelerini kullandı. "Sosyal güvenlik sistemimizi gençlerimiz için daha güçlü hale getireceğiz" "Önümüzdeki dönemde hedefimiz daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir, daha dijital ve daha insan odaklı bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" diyen Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz kayıt dışı istihdamı azaltmayı, aktif sigortalı sayısını artırmayı, sosyal güvenlik sistemimizin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeyi, dijitalleşmeyi daha ileri seviyeye taşımayı, yapay zeka destek hizmet modellerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda sosyal güvenlik sistemimizi, gençlerimiz için daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Çünkü bugün attığımız her adım değerli çalışma arkadaşlarım sadece bugünün değil, gelecekte çocuklarımızın ve torunlarımızın sosyal güvenlik hakkını koruyacaktır. Türkiye Yüzyılı’nın güçlü ekonomisiyle, güçlü üretimiyle, güçlü istihdamıyla ve güçlü sosyal devlet yapısıyla inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Ben bu anlamlı hafta vesilesiyle SGK Personelimize, emeklilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, doktorlarımıza, eczacılarımıza, hemşirelerimize ve diğer sağlık personelimize, kısaca sosyal güvenlik sistemimize katkı sunan tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. Sosyal güvenlik sistemimizin bugünlere ulaşmasında büyük emeği ve vizyonu bulunan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum."