SAĞLIK - 10 Ağustos 2024 Cumartesi 13:30

Takviye besin tozları kullananlar dikkat

A
A
A
Takviye besin tozları kullananlar dikkat

Takviye besin tozları (Supplementler) hakkında önemli bilgiler veren ve sporcuları uyaran Fitness Antrenörü Seyhun Açıkgöz, "Supplementler önerilen miktardan fazla alınıyorsa sağlığınıza zarar verebilir. Günümüz sektöründe bulunan supplementlerin çoğu gereksiz. Vücut için tabii ki yararları vardır fakat supplementlerin içinde bulunan aminoasitlerin çoğu, sizin yediğiniz besinlerde fazlasıyla bulunuyor. Spora başlayan bir birey için yeterli düzeyde dinlenme, şiddetli antrenman ve dengeli beslenme olmadan supplementlere para vermek yalnızca para kaybıdır" dedi.


Kocaeli’nin İzmit ilçesinde spor salonu işleten, 1989’da spor furyasına kapılan ve günümüzde 3. kademe kıdemli antrenörlük yapan Seyhun Açıkgöz, takviye besin tozları (supplementler) hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Önemli bilgiler veren Fitness Antrenörü Seyhun Açıkgöz, "Her şeyin fazlası zarardır. Su bile içseniz, olması gerekenden fazla içerseniz sağlığınıza zarar verir. Haliyle supplementler de önerilen miktardan fazla alınıyorsa sağlığınıza zarar verebilir. Günümüz sektöründe bulunan supplementlerin çoğu gereksiz. Vücut için tabii ki yararları vardır fakat supplementlerin içinde bulunan aminoasitlerin çoğu, sizin yediğiniz besinlerde fazlasıyla bulunuyor. Bu yüzden alınması gerekmez fakat kullanım talimatına uyulduğu sürece protein tozu alınmasında sakınca yoktur" diye konuştu.



"Protein tozunu zararlı görmek süt ve süt ürünlerini zararlı görmekle aynı mantığa sahiptir"


Protein tozunun ne olduğundan bahseden Seyhun Açıkgöz, "Protein tozu, protein içeren hayvansal ve bitkisel besinlerin izole edilmiş halidir. Bunlar soya, casein (süt proteini), peynir altı suyu, yumurta, hatta et gibi besinler olabilir. Bu mantıkla protein tozunu zararlı görmek, süt ve süt ürünlerini zararlı görmekle aynı mantığa sahiptir. Buna ek olarak protein tozu zararlı olsaydı, protein ihtiyacının giderilmesi adına hastanelerde bakıma muhtaç insanlara protein süt temin edilmezdi" şeklinde konuştu.



"Şiddetli antrenman ve dengeli beslenme olmadan supplementlere para vermek yalnızca para kaybıdır"


Protein tozu ve diğer ürünlerin yardımcı olduğunun altını çizen Açıkgöz, "Spora başlayan bir birey için yeterli düzeyde dinlenme, şiddetli antrenman ve dengeli beslenme olmadan supplementlere para vermek yalnızca para kaybıdır. Beslenme konusunda öncelikli olan kesinlikle besin tüketimidir, supplement değil. Supplementi kullanırsın fakat yediğin iyi bir besinin yerini asla tutmaz. Protein tozunun yararı bulunsa dahi tüketimi tercihe bağlıdır. Tabii ki protein tozu almak yerine içinde birçok mineral ve vitamin barındıran; balık, tavuk ve et gibi protein içeren besinleri tercih edebilirsiniz" ifadelerini kullandı.



Takviye besin tozları kullananlar dikkat

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.