KÜLTÜR SANAT - 11 Ağustos 2024 Pazar 09:43

Tarih çalılıkların arasında kayboldu

A
A
A
Tarih çalılıkların arasında kayboldu

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan ve kral mezarları olduğu sanılan tümülüsler, çalılıkların arasında kayboldu. Zaman zaman defineciler tarafından talan edilen tarihi yapılar, gün yüzüne çıkarılacakları günü bekliyor.



Kocaeli’nin İzmit ilçesinde "Aytepe" ya da "Üç Tepeler Tümülüsü" diye bilinen ve kral mezarları oldukları sanılan yapılar, çalılıkların arasında unutulmuş durumda. İzmit merkezine yaklaşık 3 kilometre mesafede, eski İstanbul yolu üzerinde yan yana bulunan iki tümülüs, zaman içinde soygunlara maruz kalarak tahrip edildi. 1986 yılında kaçak kazıcılar tarafından zarar verilen ve ardından İzmit Müze Müdürlüğü tarafından yapılan kurtarma kazısıyla gün yüzüne çıkarılan tümülüsler, 11 metre uzunluğunda tonoz örtülü mezar odalarına sahip.


Tümülüsler, İzmit Belediyesi’nin tarihi değerleri gün yüzüne çıkarmak amacıyla sürdürdüğü "Tarih Koridoru Projesi" kapsamına alındı ancak herhangi bir çalışma yürütülmedi. Geç Helenistik - erken Roma İmparatorluk çağına ait olduğu belirlenen tümülüsler, restore edilip, koruma altına alınacağı günü bekliyor.


"Birçok yerlerini kazmış, bazı taşları kırmışlar"


Amatör tarih araştırmacısı Hüseyin Sert, tümülüslerin tarihi hakkında bildiklerini anlattı. Sert, "Yapılan incelemelere göre Üç Tepeler Tümülüsünün, geç dönem Helenistik, erken dönem Roma çağına ait kral mezarları oldukları anlaşılmıştır. Tümülüsten günümüze herhangi bir tarihi eser ulaşmamıştır. Kültür varlığı çıkmamıştır. Çünkü tümülüs kendi döneminde soygunlara, yağmaya uğramıştır. Ziyaret amaçlı düzenleme yapılmamış. Üç Tepeler Tümülüsünün 2,5 metreye yakın yüksekliği, en az 10 metreye kadar uzunluğu var. Tümülüsler tonoz örtü ile örtülmüş. Defineciler daha önce buraya uğramış birçok yerlerini kazmış, bazı taşları kırmışlar ancak bir şey bulamamışlar. Tarihi ve kültürel varlıklara zarar vermekten öteye gidememişler çünkü bu tümülüsler kendi dönemlerinde soyguna uğramış" dedi.


"Tabiatın, doğanın bağrında kendi haline bırakılmış"


Yan yana bulunan iki tümülüsün otlar arasında kaybolduğuna dikkat çeken Sert, "Bu yörede buna benzer tümüsler, kral mezarları ve tarihi anıt niteliğinde birçok mezarlar var. Lahitler çıkıyor. Hepsi incelenmeye değer. Tümülüslerin bulunduğu bölgede koruma amaçlı herhangi bir tedbir, çalışma yapılmamış. Ziyarete açılma yönünde de herhangi bir çalışma yapılmamış. Tabiatın, doğanın bağrında kendi haline bırakılmış" şeklinde konuştu.


(FK-HFV-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Antalya Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.