ASAYİŞ - 26 Şubat 2025 Çarşamba 17:24

’Yeğenlere cinsel istismar’ davasında cezalar belli oldu

A
A
A
’Yeğenlere cinsel istismar’ davasında cezalar belli oldu

Kocaeli’de 5 ve 6 yaşlarındaki yeğenlerine 8 yıl boyunca zincirleme şekilde cinsel istismar uyguladığı iddia edilen 2 amcanın yargılandığı davada karar çıktı. Sanıklardan birine 45, diğeri ise 8 yıl 3 ay hapis cezası verildi.


İddiaya göre, H.N.U. (14) ile S.N.U. (13), henüz 5 ve 6 yaşlarındayken amcaları S.U. (43) ve S.U. (38) tarafından zincirleme şekilde cinsel istismara maruz kaldı. Kız çocuklarının yıllarca cinsel istismara uğradığı, H.N.U.’nun arkadaşına söylemesi üzerine ortaya çıktı. Durumu öğrenen anne, çocukların amcalarından şikayetçi oldu. Şikayet üzerine 2 amca da gözaltına alındı. İfadeleri alınan amcalardan S.U. (43) çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, diğer şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.


Sanıklar hakkında "Çocuğa karşı cinsel taciz", "Çocuğun cinsel istismarı" suçlarından açılan davanın 5. celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık S.U. ve taraf avukatları katıldı.



Sanıklara ceza verildi


Mahkeme heyeti, tutuksuz sanık S.U.’ya, H.N.U.’ya karşı işlediği çocuğun cinsel istismarı suçundan 4 yıl 6 ay, cinsel taciz suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Tutuklu sanık S.U. ise H.N.U.’ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 30 yıl, S.N.U.’ya yönelik cinsel istismar suçundan da 15 yıl hapse çarptırıldı.



Mağdurlar ifade verdi


Öte yandan, mağdur H.N.U. önceki celselerde uzman eşliğinde alınan ifadesinde, "Amcam S.U. (43), henüz ben 5 yaşındayken bana dokunuyordu. Ben gıdıklıyor sanıyordum ama öyle olmadığını fark ettim. 5 yaşındayken beni dudağımdan öpmeye çalıştı, üstüme uzandı. 11-12 yaşlarında ise cinsel istismarda bulundu. Bu durum 2-3 defa oldu. S.U. (38) ise benden açık fotoğraf istedi, ilkinde attım ancak 2. ve 3’üncü de atmadım. Bana dokunduğu oluyordu ancak cinsel birlikteliği olmadı" dedi.


S.N.U. da benzer ifadeler vererek sanıklardan şikayetçi oldu.



"H.N.U.’nun vasıtasıyla cinsel içerikli mevzular konuşulmaya başlandı"


Tutuklu sanık S.U. ise ilk duruşmadaki savunmasında, "Abim ve yengem, H.N.U. okula gitmediği zaman veya herhangi bir şikayetleri olduğu zaman beni arıyorlardı. H.N.U.’yu düzgün yetiştirme tarzına getiriyordum. H.N.U. mesajlaşmalarda bana küfür etmeye başladı. Bunun üzerine olayın aslını astarını öğrenmek için araştırma yaptım. H.N.U.’nun sosyal medya üzerinden erkeklerle cinsel içerikli mesajlaşmaları olduğunu öğrendim. Ben de bunu engellemek için küfürlü şekilde onun istediği mesajlar yazdım. Onun ağız tarzında konuşarak arkadaş canlısı olmaya çalıştım. Bana küfürlü konuşunca onun ayarında konuşmaya başladım. H.N.U.’nun vasıtasıyla cinsel içerikli mevzular konuşulmaya başlandı" ifadelerini kullandı.



"Cinsel içerikli fotoğrafları başkalarına atıp adları lekeleneceğine bana atsınlar istedim"


Cinsel içerikli yaklaşımının olmadığını ileri süren S.U., "H.N.U., bana küfür edince şaklabanlık olsun diye ben de küfür ediyordum. Cinsel içerikli yaklaşımım olmadı. Sadece mesajlarda konuşma olarak yapıldığını kabul ediyorum. Bundan da pişmanım. Keşke böyle bir şey yapmasaydım. Mağdurdan uygunsuz fotoğraflar istediğim doğrudur. Cinsel içerikli fotoğrafları zaten başka erkeklere atıyorlardı. Ben de bunları engellemek açısından yani farklı kişilere gitmesin, adı lekelemesin diye fotoğraf istedim ve kendim de fotoğraf attım" şeklinde konuştu.


Tutuksuz sanık S.U., "H.N.U.’nun sevgilisi olduğunu öğrendiğim için bana iftira attı, suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.



"Başka erkeklerle yazışacağına kendisi ile yazışmasını söylemiş"


Tanık hala A.K. de önceki celse verdiği ifade de, "Mağdur H.N.U., hoppa diye tabir edilen, dışarıya açık, anne ve babasını dinlemeyen, gezip tozmayı, erkeklerle konuşmayı seven, sosyal medyada sürekli resim paylaşan bir kızdı. Kardeşim, yeğenimin bu durumunu bildiğinden dolayı onların bu şekilde davranmasını engellemek amacıyla sosyal medyada başka erkeklerle yazışacağına kendisi ile yazışmasını söylemiş. Bunun üzerine yeğenim H.N.U., amcası S.U. (38) ile sosyal medyada mesajlaşmış. Bu mesajları kardeşim telefonundan gördüm" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.