SAĞLIK - 17 Aralık 2019 Salı 12:43

Uzman Dr. Gönülalan: "Teknoloji kendini inceltirken, maalesef bizleri kalınlaştırdı"

A
A
A
Uzman Dr. Gönülalan: "Teknoloji kendini inceltirken, maalesef bizleri kalınlaştırdı"

Uzman Dr.

Uzman Dr. Gülsüm Gönülalan, diyabetin Türkiye’de giderek arttığını belirterek, "Hareketsiziz ve obeziz maalesef. Teknoloji kendini inceltirken bizleri kalınlaştırdı, önünde geçirdiğimiz vakitler arttı" dedi.


Medicana Konya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Gülsüm Gönülalan, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin vücuttaki insülin eksikliğinden ya da insülinin yeterince işlev görmemesinden kaynaklı karbonhidrat, yağ, protein gibi besin maddelerinin yeterince faydalanamadığı bir metabolizma bozukluğu olduğunu söyledi.



"Hareketsiziz ve obeziz"


Diyabetin sıklığının Türkiye’de giderek arttığını ifade eden Uzman Dr. Gülsüm Gönülalan, "Diyabeti mutlaka tespit etmemiz ve önlemini almamız gerekmektedir. Halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ağız kuruması, çok su içme gibi şikayetler oluşturabilir. Özellikle bu şikayetleri olan hastaların diyabetleri basit bir kan tahlili ile tespit edebileceğimiz hastalıktır. Özellikle ailesinde diyabeti olan kişilerde risk daha fazladır. Bu kişilerin mutlaka takip edilmesi, kontrol yaptırılması, tetkik edilmesi gerekmektedir. Sıklığı çok artmıştır çünkü biz daha hareketsiziz ve obeziz maalesef. Teknoloji kendini inceltirken, maalesef bizleri kalınlaştırdı, önünde geçirdiğimiz vakitler arttı. Daha sağlıksız beslenmeye başladık. Bu yüzden diyabet ve obezite riskimiz arttı. O yüzden mutlaka hepimizin bu konuda bilinçli olması ve diyabetin tespit edilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.



"Diyabet sadece kanda bir şeker yüksekliği demek değildir"


Tedavi olunduğu takdirde önlenebilir organ kayıplarının olmayacağını anlatan Uzman Dr. Gönülalan, diyabetin sadece kandaki şeker yükselmesi olmadığını dile getirdi. Diyabetin uzun dönemdeki zararlarına değinen Uzman Dr. Gönülalan, "Yıllar içerisinde etkilediği göz, böbrek, kalp damarları gibi önemli organlarımızı da hasarlandırdığı için ilerleyen dönemde bu organların yetmezliklerine varıncaya kadar değişik şikayetlerimiz ortaya çıkabilir. Güzel bir tedaviyle kontrollü bir hastada önlenebilir durumlar olduğu için diyabetimizi mutlaka kontrol altında tutmamız gerekir" diye konuştu.



"Diyabet olduğunu kabul etmemiz gerekiyor"


Hastaların zor duruma düşmeden diyabeti kabul etmediğini belirten Uzman Dr. Gönülalan, "Hastalar şekeri 300-400’le gezebiliyor, dolaşabiliyor, rutin hayatına devam edebiliyorlar. Çok aktif şikayetleri olmuyor, böbreğime bir şey olmuyor ben iyiyim diye düşünebiliyorlar. Ama yıllar içerisinde yüksek giden bu şeker organların fonksiyonlarını azalttığı için, hastada şikayet olduğu ve anladığı zaman iş işten geçmiş oluyor. O yüzden önce diyabet olduğunu kabul etmemiz, tedavi olmamız ve kontrollere gelmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Başkan Yılmaz gençlere fethi anlattı Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz, ‘Kuruluştan Fethe Kadim Bursa’ projesine katılan gençlerle Balabanbey Kalesi’nde bir araya gelerek onlara Bursa’nın Fethini anlattı. Yıldırım Belediyesi, Bursa’nın fethinin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında gençleri tarihi ve kültürel yolculuğa çıkarıyor. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından düzenlenen proje ile lise öğrencileri, Osmanlının Söğüt’ten Bursa’ya uzanan yolculuğunun izlerini sürüyor. Osmanlı’nın kurulduğu Söğüt’tte Ertuğrul Gazi Türbesi’nde başlayan yolculuk kapsamında öğrenciler, Kayıların Söğüt’e yerleşmesi, dönemin siyasi ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgilendiriliyor. Programın ikinici durağı Osmanlı Devleti’nin manevi kurucularından olarak kabul edilen Şeyh Edebali’nin Türbesi’nde ise Osmanlı’nın kuruluşundaki manevi etkiler anlatılıyor. Yine Yenişehir’de Osmanlı’nın ilk şehirleşme faaliyetleri ve devletleşme noktasında atılan adımlar öğrencilere anlatılıyor. Koyunhisar’da Osmanlıların rüştünü ispatladığı ve bir nevi Bursa’nın fethine giden ilk adımlardan birisi olarak değerlendirilen Koyunhisar Savaşı ve dönemin siyasi olayları gençlerle paylaşılıyor. Gençlerin tarih yolculuğu Kestel Kalesi ziyaretinin ardından Osmanlı Askeri mimarisinin ilk örneklerinden olan ve Bursa’daki ilk eserlerinden birisi olan Balabanbey Kalesi’nde son buluyor. Balabanbey Kalesi’nde Liseli öğrencileri karşılayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, onlara Bursa’nın fetih sürecini anlattı. Bursa’nın alınmasının salt bir kale fethi olmadığının altını çizen Başkan Yılmaz, "Ecdadımız, Bursa’yı bir Bizans kalesi olarak görmemiş, bir medeniyet beşiği olarak tasavvur etmiştir. İşte bundan dolayı Osman Gazi Bursa ile ilgili rüyalar kurmuş, bu kutlu şehrinin fethini evlatlarına adeta vasiyet etmiştir. Osmanlılar Bursanın alınmasını askeri bir fetih olarak görmemiş. Uzun ve sabırlı bir kuşatma ve akabindeki sulh ile Bursa’yı alarak şehrin tahrip olmasının, insanların zarar görmemesinin önüne geçmiştir. Bu fethin manevi boyutunu maddi boyutundan daha önemli gören ecdadımız, bir taraftan dervişler, alperenler, gönül erlerini buraya getirirken, diğer taraftan da camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, çarşılar inşa ederek kısa sürede Bursa’ya bir Türk İslam şehri hüvviyeti kazandırmıştır. İşte kutlu şehir Bursa’nın mayası bu süreçte atılmıştır" dedi. Osmanlı’nın Bursa’da temellerini attığı medeniyet ve hoşgörü ikliminin asırlar boyunca dünyaya adalet ve nizam taşıdığını aktaran Yıldırım Belediye başkanı Oktay Yılmaz, "Bu gün bile hala Osmanlının adaleti, sağaldığı barış ortamı hasret ve özlemle yad ediliyor. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak gençlerimizin bu köklerle güçlü bağlar kurmasını istiyoruz. Bu proje ile evlatlarımızı, ecdadımızın iz sürdüğü topraklarda tarih ile buluşturuyoruz. Amacımız; geçmişini bilen, kültürüne sahip çıkan ve geleceğe daha bilinçli yürüyen bir nesil yetiştirmek. Gençlerimizin bu yolculukta edindiği her bilgi ve her duygu, yarınlarımızın en güçlü teminatı olacaktır" ifadelerini kullandı.
Niğde Meslek lisesi öğrencilerine teknik gezi desteği Niğde’de meslek lisesi öğrencilerinin iş hayatına daha donanımlı hazırlanması amacıyla teknik gezi programı gerçekleştirildi. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından gençlerin üretim süreçlerine daha aktif katılımını sağlamak amacıyla hayata geçirilen Genç İstihdam Hamlesi kapsamında ’Gençliğin Üretim Çağı - GÜÇ’ programı uygulanmaya devam ediyor. Şehit Fazıl Doğruöz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Makine Bölümü öğrencileri’nin katıldığı programda öğrenciler organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren çeşitli üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Niğde Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Ali Bingül yaptığı açıklamada; "Düzenlenen teknik gezi programında, meslek liselerinin son sınıf öğrencileri üretim tesislerini ziyaret ederek teorik bilgilerini sahada gözlemleme fırsatı buldu. Gerçekleştirilen gezide öğrenciler; çalışma şartları, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile vardiya sistemleri hakkında bilgi edinirken, aynı zamanda iş hayatına dair önemli deneyimler elde etti. Program sayesinde öğrencilerin iş imkanları, staj imkanları ve kariyer planlamalarına yönelik farkındalıklarının artırılması amaçlandı" ifadelerini kullandı. Niğde Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü koordinasyonunda; İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kariyer Geliştirme Merkezi, ilgili eğitim kurumu, organize sanayi bölgesi yönetimi ve İl Özel İdaresi iş birliğiyle gerçekleştirilen programın meslek lisesi öğrencilerinin mezun olmadan önce iş hayatına hazırlanması hedefleniyor.
Samsun "Okullardaki şiddet derin bir toplumsal sorunun yansıması" Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi. Bu tür olayların bireysel patolojilerin ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Çelik, "Okullarda yaşanan bu olaylar, toplumsal yapıda biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendirilmelidir" dedi. "Görünmezlik ile görünür olma arzusu çatışıyor" Saldırıların arka planında çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi ve dışlanmışlık algısının bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çelik, "Fail profillerinde sıkça, ‘görünmez olma hissi ile görünür olma arzusu’ arasında bir çatışma görülmektedir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde kimlik gelişiminin kırılgan yapısı, bu tür uç davranışlara zemin hazırlayabilir" diye konuştu. "Sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele" Bu olayların yalnızca bireysel psikopatolojiyle açıklanamayacağını dile getiren Uzm. Dr. Çelik, sosyolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çelik, "Günümüzde artan yalnızlık, yoğun rekabet baskısı ve sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Okullar ise giderek sadece akademik başarıya odaklanan yapılar haline gelirken, duygusal ve sosyal gelişim çoğu zaman geri planda kalıyor" dedi. "Şiddetin normalleşmesi risk oluşturuyor" Medya ve dijital platformlarda şiddetin estetize edilmesinin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Çelik, "Kimlik arayışı içindeki gençler bu tür eylemleri bazen ‘iz bırakma’ ya da ‘mesaj verme’ aracı olarak algılayabiliyor" şeklinde konuştu. "Aidiyet duygusu zayıflıyor" Okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çelik, "Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin kaybolduğu ortamlarda ise öfke, yabancılaşma ve düşmanlık duyguları gelişebiliyor" değerlendirmesinde bulundu. "Çözüm için çok yönlü yaklaşım şart" Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Uzm. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu: "Okullarda psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, psikolojik danışman sayısı ve etkinliği artırılmalıdır. Risk altındaki bireyleri erken tespit edecek sistemler kurulmalı, aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına daha fazla odaklanmalıdır. Medya ise şiddeti sansasyonel biçimde sunmak yerine bilinçlendirici bir dil benimsemelidir." "Toplumun aynasına bakmalıyız" Bu tür olayların yalnızca bireysel suçlar olarak görülmemesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Çelik, "Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, aslında çok daha önce sessizce biriken kırılmaların yansımasıdır. Bu olaylar, toplum olarak görmemiz gereken gerçekleri ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.
Samsun Rektör Yardımcısı Kurnaz: "Disiplinlerarası çalışmalar bilimsel değer üretiyor" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde, TÜBİTAK destekli proje kapsamında "Tarihi Kültür Miraslarında Kullanılan Yüzey Boyalarının Teknolojik Düzeylerinin Mühendislik Karakterizasyon Teknikleriyle Tespiti ve Analizi: Rize Uygulaması" başlıklı değerlendirme çalıştayı düzenlendi. Açılışta konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, "Disiplinlerarası çalışmalar bilimsel değer üretiyor" ifadeleriyle mühendislik, tarih ve coğrafya disiplinlerinin ortak üretim gücüne dikkat çekti. Çalıştaya; OMÜ’nün yanı sıra Atatürk Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi ve Samsun Üniversitesi’nden çok sayıda akademisyen katıldı. OMTEL Otel’de gerçekleştirilen etkinliğe; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Düzenleme Kurulu Başkanı ve İnsan Ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Okay Pekşen, düzenleme kurulu üyeleri, konuk katılımcılar, akademisyenler ve çok sayıda davetli iştirak etti. Rektör Yardımcısı Kurnaz: "Disiplinlerarası çalışmalar bilimsel değer üretiyor" Çalıştayın açılışında konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, disiplinlerarası bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekerek, "Bu çalıştay yalnızca bir projenin sonuçlarını değerlendirmekten öte, fikrinden saha uygulamalarına, analiz süreçlerinden yorum aşamasına kadar bilimsel sürecin bütüncül şekilde ele alındığı önemli bir örnektir. Bu çalışma tek bir disiplinin ürünü değildir; mühendisliğin analitik gücünü, tarih biliminin yorumlayıcı yaklaşımını ve coğrafyanın bağlamsal derinliğini bir araya getiren çok katmanlı bir bilimsel modeldir" dedi. "Bu tür çalışmalar geçmiş dönemlerin teknolojik kapasitesini anlamamıza katkı sağlar" Tarihi yüzey boyalarının mühendislik karakterizasyon teknikleriyle incelenmesinin yalnızca teknik bir analiz olmadığını vurgulayan Kurnaz, "Bu tür çalışmalar yalnızca malzeme analizi sunmaz; aynı zamanda geçmiş dönemlerin teknolojik kapasitesini anlamamıza katkı sağlar. Kullanılan pigmentler, bağlayıcılar ve uygulama teknikleri, bize sadece ‘nasıl yapıldığını’ değil, ‘hangi bilgi birikimiyle yapıldığını’ da gösterir" ifadelerini kullandı. "Disiplinlerarası ve yüksek etki potansiyeline sahip çalışmalara büyük önem veriyoruz" Projenin önemine değinen Kurnaz, "Bu çalışma, yerel bir uygulamanın ötesine geçerek Türkiye’de kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle incelenmesine yönelik güçlü bir model ortaya koymaktadır. OMÜ olarak araştırma üniversitesi olma hedefimiz doğrultusunda disiplinlerarası ve yüksek etki potansiyeline sahip çalışmalara büyük önem veriyoruz" diye konuştu. TÜBİTAK desteğiyle yürütülen projenin akademik literatüre ve uygulamaya önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirten Kurnaz, "Proje yürütücümüz Doç. Dr. Okay Pekşen başta olmak üzere tüm proje ekibine ve katkı sunan akademisyenlerimize teşekkür ediyorum. Bu çalıştayın yeni iş birliklerine ve araştırma fikirlerine zemin hazırlayacağına inanıyor, verimli çıktılarla tamamlanmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Program kapsamında proje yürütücüsü Doç. Dr. Okay Pekşen tarafından projenin amaçları, hedefleri ve yöntemine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Alanında uzman isimler sunumlar gerçekleştirdi Devam eden oturumlarda, proje kapsamında yürütülen yüzey araştırmaları, elde edilen verilerin tarihsel açıdan değerlendirilmesi ve analiz süreçleri alanında uzman akademisyenler tarafından paylaşıldı. Erzurum Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden akademisyenlerin katkı sunduğu sunumlarda, kültürel mirasın korunmasına yönelik bilimsel veriler değerlendirildi. Akademik iş birliği ve disiplinlerarası yaklaşım Programda ayrıca proje sahasının coğrafi özellikleri, analiz çalışmaları ve elde edilen verilerin yorumlanmasına yönelik oturumlar gerçekleştirildi. Çalıştayın son bölümünde ise farklı üniversitelerden katılan akademisyenlerin yer aldığı değerlendirme oturumunda, proje çıktıları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenen proje çerçevesinde düzenlenen çalıştayın, kültürel mirasın korunması ve bilimsel yöntemlerle analiz edilmesine yönelik çalışmalara önemli katkı sunması bekleniyor. Çalıştay, katılımcıların değerlendirmelerinin alınmasının ardından sona erdi.
Balıkesir Hayatını kaybeden araştırma görevlisi için okulunda tören düzenlendi Balıkesir’de bir işletmeye açılan ateş sonucu yan dükkanda yemek yerken vurulan ve hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Hukuk Bölümü Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz, Balıkesir Üniversitesi’nde düzenlenen tören ile anıldı. Balıkesir Üniversitesi Rektörü Yücel Oğurlu, faillerin yakalanmasının içlerini rahatlatmadığını ifade ederek, bataklığı kurutmak için daha çok çalışacaklarını söyledi. Balıkesir Üniversitesi, şehirde dün yaşanan ve Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz’ın ölümü ile sonuçlanan olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadı. Silahlı saldırıda hayatını kaybeden Semih Kaçmaz’ın cenazesi Kayseri’ye gönderilirken, Balıkesir’de de anma programı düzenlendi. Duaların okunduğu programda konuşan Rektör Yücel Oğurlu, "Değerli akademisyenler, öğrenciler, hepimizin başı sağ olsun. Yani hakikaten konuşmanın çok zor olduğu bir zaman. Kelimeler hakikaten kifayetsiz. Çok değerli bir insan, en azından bedenen, serseri kurşunlarla göç edip gitmiş oldu. Ama biz inanıyoruz ki bu bir geçiş. Biz ruhun ebedi olduğuna inanıyoruz. İnancımız gereği onun ruhu sonsuz bir aleme geçti. Orada hep birlikte yeniden buluşacağız diye inanıyoruz buna. Samimi olarak inanıyoruz. Yeri doldurulmayacak bir boşluk bıraktı. Ben, sizler kadar yakinen çalışmadım kendisiyle ama sempozyumlardaki gayretini görüyordum, koşturmasını görüyordum. Samimiyetiyle, dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla dikkat çekiyordu. Şimdi arkada altı ay önce henüz evlenmiş olduğu, gözü yaşlı bir eş, anne, baba, arkadaşlar dostlar bırakmış oldu. Failler yakalandı. Bu sabah itibarıyla fakat bu bize sadece geçici bir şey. Yani çok da teselli etmiyor bizi. Bizim buradan çıkartmamız gereken ders şu. Bu faillerin oluştuğu bataklığı kurutmaya yönelik bütün eğitimcilerimizin, hukukçularımızın, hepimizin çalışması lazım. Daha fazla çalışmamız lazım. Ben onu anlıyorum bundan" dedi. Rektör Oğurlu’nun konuşması sonrasında Kur’an-ı Kerim tilaveti verildi. Balıkesir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen törene; Semih Kaçmaz’ın eğitim arkadaşları, hocaları ve öğrencileri ile Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Doğdubay, Prof. Dr. Fatih Satıl, Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yasan katıldı.