SAĞLIK - 11 Mart 2026 Çarşamba 12:50

Astım ve alerjik akciğer hastalıklarında belirtileri hafife almayın

A
A
A
Astım ve alerjik akciğer hastalıklarında belirtileri hafife almayın

Dünyada milyonlarca insanı etkileyen astım hastalığında belirtiler zaman zaman tamamen kaybolsa bile uygun tedavi verilmediğinde atak risklerinin sürmeye devam edebileceğini belirten uzmanlar, alerjik hastalığı olan kişilerde astım gelişme riskinin daha yüksek olabileceğini, bu hastalıklarda belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.


Ataklar halinde seyredebilen hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım, dünyada milyonlarca insanı etkiliyor. Hastalıkta hava yolları normalden daha hassas hale gelirken, çeşitli tetikleyicilere maruz kalındığında daralıyor. Hastalarda nefes darlığı, hışıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan ya da sabaha karşı belirginleşen öksürük ortaya çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, ataklar halinde seyredebilen astım hastalığında belirtilerin zaman zaman tamamen de kaybolabileceğini ancak altta yatan inflamasyon devam ettiği için uygun tedavi verilmediğinde atak risklerinin sürmeye devam edebileceğini belirtti. Bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı yanıt vermesi durumu olan alerjide ise, polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve küf mantarları en sık karşılaşılan alerjenler olarak öne çıkıyor. Burun ve alt solunum yolları bir bütün olarak çalıştığı için günümüzde "tek hava yolu, tek hastalık" yaklaşımının benimsendiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, sürekli burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit belirtileri olan kişilerde astım gelişme riskinin daha yüksek olabileceğini belirtti.



"Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır"


Astım ve alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık önemli bir rol oynuyor ancak çevresel faktörler de hastalığın ortaya çıkışında belirleyici oluyor. Özellikle hava kirliliği, sigara dumanı, kapalı ortamlarda uzun süre kalma, ev içi alerjen maruziyeti ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Ayrıca obezite, stres ve mesleki maruziyetler de bazı bireylerde astım belirtilerini kötüleştirebilir. Tetikleyicilerin tanınması ve mümkün olduğunca azaltılması hastalık kontrolünde önemli bir basamaktır" ifadelerini kullandı.


Astım tanısında en önemli unsur olan hastanın öyküsünde, tekrarlayan nefes darlığı, hışıltı, gece öksürüğü ve egzersizle artan solunum sıkıntısı tanı açısından yol gösterici oluyor. Solunum fonksiyon testleri ile hava yolu daralmasının objektif olarak gösterilebildiğini ve bronkodilatör sonrası düzelmenin tanıyı destekler nitelikte olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Yıldırım, "Gerektiğinde alerji testleri ile hastanın hangi maddelere duyarlı olduğu belirlenebilir. Erken tanı, hastalığın ilerlemesini önlemek ve yaşam kalitesini artırmak açısından büyük önem taşır. Tedavi sürecindeki temel amaç ise semptomları ortadan kaldırmak, atakları önlemek ve hastanın normal yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamaktır" şeklinde konuştu.


Tedavinin temelini inhaler yoluyla kullanılan ilaçların oluşturduğunu, bu ilaçların doğrudan hava yollarına ulaştığı için hem hızlı etki gösterdiğini hem de sistemik yan etkilerinin daha az olduğunu anlatan Yıldırım, "Kontrol edici ilaçlar düzenli kullanılmalı, rahatlatıcı ilaçlar ise ihtiyaç halinde alınmalıdır. Tedavi başarısında inhaler cihazın doğru teknikle kullanılması kritik öneme sahiptir. Alerjik hastalıklarda ise alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve uygun hastalarda immünoterapi seçenekleri uygulanabilir. Düzenli hekim kontrolü ile tedavi planı hastanın durumuna göre güncellenmelidir" dedi.



Belirtileri hafife almayın


Astım ve alerjik hastalıkların doğru yönetilmesinin bireyin yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Ancak belirtilerin hafife alınması, düzensiz ilaç kullanımı ve kontrol muayenelerinin aksatılması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Sık tekrarlayan öksürük, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, egzersizle gelişen hışıltı ya da günlük yaşamı etkileyen alerjik şikayetler varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile astım hastalarının büyük çoğunluğu aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir’’ diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı. Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi. YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı. "AI ABD için varoluşsal bir mesele" Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek" Sarıkaya, şöyle konuştu: "Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor." "Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir" Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu. Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu. Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor." "Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz" Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez." Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı. Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.
Niğde Niğde’de "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" sergisi açıldı Niğde’de Peygamber Efendimizin doğumunun 1500. yılı dolayısıyla "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" adlı sergi açıldı. Niğde Halk Eğitimi Merkezi tarafından hazırlanan "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" adlı sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergide ebru, tezhip ve hüsn-i hat sanatlarıyla hazırlanan toplam 65 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Ebru atölyesinde "sabır", tezhip atölyesinde "adalet", hüsn-i hat çalışmalarında ise "tevazu" temaları işlenerek, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "erdem-değer-eylem" anlayışı sanat yoluyla ifade edildi. Niğde Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Orhan Çetin yaptığı konuşmada, Peygamber Efendimizin doğumunun 1500. yılı nedeniyle düzenlenen serginin önemli bir anlam taşıdığını belirterek, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin erdem, değer ve eylem anlayışı çerçevesinde sabır, tevazu ve adalet gibi değerleri hayatımızın her alanına yansıtmak ve Peygamber Efendimizin güzel ahlakını toplum hayatında canlı tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Çetin, merkez olarak hayat boyu öğrenme anlayışıyla her yaştan vatandaşa yönelik kültürel, sanatsal ve mesleki kurslar düzenlediklerini ifade ederek, geleneksel sanatların yaşatılması ve değerlerin yeni nesillere aktarılması için çalışmaların sürdüğünü vurguladı. İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek ise serginin hazırlanmasında emeği geçen öğretmenlere, kursiyerlere ve katkı sağlayan herkese teşekkür ederek, serginin hayırlı olmasını temenni etti. Açılışa Niğde Valisi Nedim Akmeşe’nin eşi Hacer Akmeşe, Niğde Vali Yardımcısı Baha Büyükkaymakçı, Niğde Jandarma Alay Komutanı Gürol Okyar, Niğde Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı, İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek, şube müdürleri ve çok sayıda sanatsever katıldı.
Diyarbakır Başkan Gündüz: ’’Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net ve kararlı duruşunu destekliyoruz’’ Terör gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyetinin gücünü ve devletin itibarını hedef alan sorumsuz söylemlere karşı ortaya koyduğu net ve kararlı duruşu güçlü şekilde desteklediklerini söyledi. Son dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından yapılan açıklamaların siyasi eleştiri sınırlarını aşarak doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletin iradesini hedef alan bir söylem haline geldiğini belirten Gündüz, ’’Özgür Özel’in Türkiye’yi farklı bir durumda göstermeye çalışması, gerçeklerle bağdaşmadığı gibi aynı zamanda ülkemizin uluslararası itibarı açısından da son derece talihsiz bir yaklaşımdır. Bir siyasetçinin kendi ülkesini bu şekilde karalaması kabul edilebilir değildir. Özgür Özel, yaptığı açıklamalarla Türkiye’yi zayıf, aciz ve çaresiz bir ülke gibi göstermeye çalışmakta, bu söylemlerle hem devlet kurumlarını hem de milletimizin ortaya koyduğu büyük mücadeleyi görmezden gelmektedir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti güçlü devlet geleneği, sağlam kurumları ve aziz milletimizin desteğiyle her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek kudrete sahiptir. Bugün savunma sanayiinden güvenliğe, diplomasiden altyapıya kadar pek çok alanda Türkiye’nin elde ettiği başarılar ortadayken, Özgür Özel’in ısrarla karamsar bir tablo çizmeye çalışması yapıcı bir muhalefet anlayışından uzak bir yaklaşımın göstergesidir. Muhalefet görevi ülkesini dünyaya karşı zayıf göstermek değildir. Ancak Özgür Özel, yaptığı açıklamalarla adeta Türkiye’yi kötülemek üzerinden siyaset üretmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki Özgür Özel’in söylemleri, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmekten çok siyasi polemik üretmeye dayanmaktadır. Bu yaklaşım, milletimizin beklentilerine cevap vermekten uzak olduğu gibi Türkiye’nin büyüme ve güçlenme sürecini de görmezden gelmektedir. Türkiye’yi sürekli kriz ve çöküş söylemleriyle anlatmaya çalışan Özgür Özel, aslında kendi siyasi anlayışının ne kadar vizyonsuz olduğunu da ortaya koymaktadır. Gerçek şudur ki Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür ve her alanda ilerlemeye devam etmektedir. İçler acısı bir tablo varsa, bu tablo Türkiye’deki sorumsuz muhalefet anlayışıdır. Türkiye’yi zayıf göstermek için her fırsatı değerlendiren bu anlayışın başında ise bugün Özgür Özel bulunmaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın devletimizin gücünü ve milletimizin onurunu savunan açıklamalarını destekliyor; Türkiye’yi hedef alan sorumsuz söylemlerin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Hiç kimse siyasi hesapları uğruna Türkiye Cumhuriyeti’ni küçük gösteremez, milletimizin iradesini itibarsızlaştıramaz. Özgür Özel ve benzeri sorumsuz söylemler karşısında Türkiye’nin gücünü ve devletimizin itibarını savunmaya devam edeceğiz’’ dedi.
Antalya ALKÜ, ÜNİDES’te bölgenin zirve üniversitesi oldu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nin (ALKÜ) 12 projesi, Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) 6. dönemde destek almaya hak kazandı. ALKÜ, bölgedeki üniversiteler arasında en fazla projesi kabul edilen üniversite oldu. ALKÜ, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca yürütülen ÜNİDES 6. dönem sonuçlarında büyük bir başarıya imza attı. ALKÜ’lü öğrenci topluluklarınca hazırlanan 12 proje destek almaya hak kazanırken, üniversite bu sonuçla bölgedeki üniversiteler arasında en fazla projesi kabul edilen üniversite oldu. Elde edilen bu başarı, ALKÜ’de gelişen proje kültürünü, öğrenci topluluklarının üretkenliğini ve üniversitenin genç odaklı vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. ALKÜ’nün destek almaya hak kazanan projeleri, dijital okuryazarlık, gıda güvenliği, sürdürülebilir tarım, sağlık, gastronomi, bilim, münazara, zekâ oyunları, siber güvenlik ve eğitim gibi farklı alanlara yayıldı. Rektör Türkdoğan: "ALKÜ öğrencileri güçlü bir potansiyele sahip" ÜNİDES’te 12 projenin kabul edilmesiyle büyük bir gurur yaşadıklarını söyleyen ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, "Bu tablo, ALKÜ öğrencilerinin yalnızca akademik alanda deği,; sosyal fayda üretme, çözüm geliştirme ve yenilikçi bakış açısı ortaya koyma noktasında da güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. ALKÜ, öğrenci topluluklarının geliştirdiği projelerle hem üniversite içinde hem de şehir ve bölge ölçeğinde etkisini artırmayı sürdürürken, ÜNİDES 6. dönem sonuçları üniversitenin üretimi teşvik eden, gençlerin fikirlerini destekleyen ve toplumsal katkıyı önceleyen yaklaşımının güçlü bir yansıması oldu. Elde edilen bu başarıyla ALKÜ, proje odaklı öğrenci topluluklarıyla bölgesinde örnek gösterilen üniversiteler arasında yerini bir kez daha sağlamlaştırdı. Öğrencilerimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Bu başarıların arkasında emeği geçen tüm akademisyenlerimize ve ALKÜ ailesine teşekkür eder, öğrencilerimizi yürekten tebrik ederim" dedi.