EKONOMİ - 20 Aralık 2024 Cuma 13:57

İşletmelerin sorunları ve çözüm önerileri KSO’da masaya yatırıldı

A
A
A
İşletmelerin sorunları ve çözüm önerileri KSO’da masaya yatırıldı

Konya ekonomisinin lokomotif sektörleri sanayi, tarım ve hizmetler sektörlerinin sorunları ve çözüm önerileri Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen çalıştayda ele alındı. Sanayiciler, akademisyenler, kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katıldığı çalıştayda, 10 farklı sektörün sorunları üzerine yoğunlaşıldı.


Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Odası ve Konya Ticaret Borsası’nın paydaşı olduğu Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Yönetim Akademisi Derneği tarafından düzenlenen ‘Küresel, Ulusal ve Bölgesel Ekosistemde İşletmelerimiz: Sorunlar ve Çözüm Arayışları Çalıştayı’ Konya Sanayi Odası’nda gerçekleştirildi. İki gün boyunca devam eden çalıştay kapsamında; otomotiv, araç üstü ekipman, tarım makineleri, makine ve ekipmanları, savunma sanayi, plastik ambalaj, ayakkabı, asansör, tarım ve hizmetler sektörlerinin temsilcileri ile akademisyenler aynı masa etrafında bir araya gelerek sorunları ve beklentileri tartıştı.



Konya, güçlü sanayi şehri unvanını hakkıyla taşıyan bir şehir


Çalıştayın açılışında konuşan Konya Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Zahid Çatlı, Konya’nın geleceğini sanayiyle şekillendiren önemli bir şehir olduğunu söyledi. Konya sanayisinin gücünü sektörlerden aldığını vurgulayan Çatlı, “12 organize sanayi bölgemizle, 100’ün üzerinde sanayi sitemizle, yıllık 3,3 milyar doları aşan ihracatımızla ‘güçlü bir sanayi şehri’ unvanını hakkıyla taşımaktayız. Bu başarımızı, otomotiv, makine, savunma sanayi, gıda sanayi, kimya, hidrolik, plastik, ayakkabı, tekstil gibi hemen her sektörde üretim yapan sanayicilerimize borçluyuz. Ayrıca, orta-yüksek teknolojinin toplam üretimimiz içerisindeki payının yüzde 47,5 seviyelerine ulaşması, ihracatımızın yüzde 95’ini sanayi mamullerinin oluşturması, sanayi şehri unvanımızı perçinlemektedir. Bu güçlü performansımızı inşallah önümüzdeki yıllarda da artırarak sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.


Çatlı, sanayinin önde gelen sorunlarının başında insan kaynağının geldiğini söyledi. Nitelikli insan kaynağı sorununun birçok sektörde büyümeyi sınırlayan önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Çatlı, şunları söyledi: “Sanayi sektöründe nitelikli iş gücü açığı, geleneksel sektörlerle birlikte, özellikle teknolojik yenilikleri takip eden sektörlerde büyük bir sorun oluşturuyor. Bu da işletmelerimizin kurulu kapasitelerini tam olarak kullanmasının önünde engel teşkil ediyor. Verimlilik, meslek lisesi öğrencilerimizin sanayi üretimine yeterince entegre olamaması, üniversite sanayi iş birliğini istenen düzeyde geliştiremememiz gibi başlıklar da sanayicilerimizden bize gelen sorunlar arasında yer alıyor. Konya Sanayi Odası olarak biz, bu ve diğer sorunların çözümü için çalışmalar yürütmeye, proje ve yatırımlar hayata geçirmeye devam ediyoruz.”



Çalıştay, işletmelerimize ışık tutacak


Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şahbaz da, işletmelerin kalıcı olabilmesi için yapısının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Sanayi ile birçok noktada üniversite olarak iş birliği içindeyiz. Kurumlar ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Konya, Türkiye’de öne çıkan özel işletmelerle, tüm sektörler itibariyle bir mücadelenin olduğu büyük bir ticaret ve yatırım potansiyeli olan bir şehir. Bu anlamda kalıcı olabilmenin yolu işletmelerimizin yapısını güçlendirmekten geçiyor. Bu çalıştayın işletmelerimize ışık tutacağını düşünüyorum” dedi.



Ortak akılla sonuca varmak istiyoruz


Daha sonra konuşan Yönetim Akademisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Hulusi Cenk Sözen ise, dernek olarak 130’u Türkiye’den, 32’si yurt dışından olmak üzere 162 üniversiteyle geniş bir erişim ağına sahip olduklarını söyledi. Farklı ilgi gruplarının faaliyetler ve kongreler düzenlediğini aktaran Sözen, piyasa ile akademiyi nasıl daha fazla bir araya getirebileceklerine yönelik çalışmalar yaptıklarını bildirdi.


Yönetim Akademisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Olcay Bige Aşkun’un da, derneğin faaliyetleri hakkında bilgiler verdiği programda son olarak konuşan NEÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Diken de, üniversite ile sanayinin gücünü birleştirdiği takdirde daha ileri gidebileceğini söyledi. Diken, şunları aktardı: “Biz akademisyenler olarak bildiğimizi aktarmamız, sanayinin de gücünü bizimle birleştirmesi gerekir. Böyle olunca çok daha ileri gidebileceğimizi düşünüyoruz. Bu noktada çeşitli akademik etkinliklerde bulunuyoruz. Ancak, bugün farklı bir çalışma yapmak istiyoruz. Biraz daha ayakları yere basar şekilde, meseleleri masaya yatırarak, akademi ve piyasa birlikteliğini sağlayarak ortak akılla bir yere varmak istiyoruz.”


Konuşmaların ardından Prof. Dr. Ahmet Diken’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Konya Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Gülvezir Korkmaz, Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Hakkı Karaca, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Barca, Advisors Türkiye Danışmanlık Yetkilisi Dr. Mustafa Hafızoğlu sunumlarını gerçekleştirdi. 2 gün boyunca devam eden çalıştay kapsamında; otomotiv, araç üstü ekipman, tarım makineleri, makine ve ekipmanları, savunma sanayi, plastik ambalaj, ayakkabı, asansör, tarım ve hizmetler sektörlerinin temsilcileri ile akademisyenler aynı masa etrafında bir araya gelerek sorunları ve beklentileri tartıştı.



İşletmelerin sorunları ve çözüm önerileri KSO’da masaya yatırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Anadolu Üniversitesi AÖF kayıt yenileme dönemi sürüyor Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) bünyesinde eğitim gören binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren 2025-2026 akademik yılı bahar dönemi kayıt yenileme süreci tüm hızıyla devam ediyor. 2 Şubat 2026 tarihinde başlayan işlemler için geri sayım sürerken, üniversite yönetimi öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına dijital destek kanalları ve bilgilendirme ağı hakkında bilgilendirme yaptı. Konuya ilişkin açıklamada; öğrencilerin işlemleri sırasında karşılaştıkları sorunlarda sesli yanıt sistemi, çağrı merkezi, soru-cevap platformu AOSDESTEK ile yapay zekâ tabanlı sanal asistan Chatbot aracılığıyla anlık yardım alabildiği belirtildi. Sürecin daha şeffaf ve anlaşılır olması için hazırlanan bilgilendirici video ve animasyonların da fakültenin resmi kanallarında yayına alındığı ifade edildi. Üniversitenin SMS, mobil uygulama bildirimleri ve sesli aramalarla öğrencilere adım adım rehberlik ederek kayıt sürecini kolaylaştırmayı hedeflediği aktarıldı. Kayıt silinme riskine karşı kritik uyarı Yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında özellikle belirli bir öğrenci grubuna dikkat çekildi. Mevzuat hükümleri doğrultusunda üst üste dört dönem kaydını yenilemeyen öğrencilerin üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin söz konusu olabildiği bilgisi paylaşıldı. Üniversite yönetiminin bu kritik durumda bulunan öğrencilerin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına özel bir bilgilendirme süreci yürüttüğü belirtildi. Yapılan duyurularda, kayıt yenileme işleminin akademik sürecin devamı açısından hayati önem taşıdığı vurgulanarak öğrencilerin belirtilen süreler içerisinde işlemlerini tamamlamaları gerektiği hatırlatılıyor. Son işlem tarihi 16 Şubat Pazartesi günü Kayıt yenileme işlemleri için sistemin 16 Şubat 2026 saat 22.00’ye kadar açık kalacağı açıklandı. Öğrencilerin ders seçimi ve kayıt bedeli ödemelerini bu tarihe kadar tamamlamaları gerektiği ifade edildi. Yetkililer, yoğunluk yaşanmaması adına işlemlerin son güne bırakılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Eskişehir Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı" Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi. Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu. "14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir" Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti. "Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir" Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı. "Aşk başlar, bağ zamanla oluşur" Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi: "Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar." "14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil" Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Bursa Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı. Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı gözlemlendi. Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir "otorite"den ziyade "meşru egemenlik" meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir. Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin "yasal-ussal otorite"nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.