GÜNDEM - 07 Eylül 2025 Pazar 11:17

Uluslararası 14. Mevlana şiir şöleni gerçekleştirildi

A
A
A
Uluslararası 14. Mevlana şiir şöleni gerçekleştirildi

Konya’nın merkez Karatay ilçe Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin iş birliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen "Uluslararası 14. Mevlânâ Şiir Şöleni" Konya’da sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.


Karatay’da artık gelenekselleşen ve bu yıl 14’üncüsü yapılan Mevlânâ Şiir Şöleni şiir sevdalılarını Konya’da buluşturdu. Gülbank duasıyla başlayan programda, Türkiye, Filistin ve Türk Cumhuriyetlerinden gelen şairler Mevlâna’nın huzurunda şiirlerini okudu. Mevlana Müzesi’ndeki programın ardından Uluslararası 14. Mevlânâ Şiir Şöleni, Mevlana Dergâhı Gül Bahçesi’nde devam etti.


Mevlana Dergâhı Gül Bahçesi’nde düzenlenen programa, 22. Dönem AK Parti Konya Milletvekili ve Konya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Halil Ürün, 27. Dönem AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, 24. Dönem AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcı, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu şairler, yazarlar ile Konyalı sanatseverler katıldı.



Köseoğlu: Şiirin eşsiz gücüne yürekten inanıyoruz


Mevlânâ Şiir Şöleni’nin açılış konuşmasını yapan Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, şölenin köklü bir geleneğe dönüştüğünü belirtti.


Köseoğlu şunları söyledi; "Nice büyük şairlerle günümüze ulaşan bu kadim geleneğin bir yansıması olarak, Karatay Belediyesi iş birliğiyle düzenlediğimiz Mevlânâ Şiir Şöleni’nin bu yıl 14’üncüsünü uluslararası katılımla gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. 1990’lı yıllardan bu yana Konya’da sürdürülen bu şölenler, Akif İnan, Alaaddin Özdenören gibi pek çok değerli şairin onurlandırmasıyla şairler nezdinde hatrı sayılır bir buluşma noktasına dönüşmüştür."



"Atölyelerimizle şiir şölenini zenginleştirdik"


Hazreti Mevlânâ’nın ilhamıyla şiirin evrensel bir dil olduğunu vurgulayan Köseoğlu, "Şiirin kalp atışı gibi olan gücüyle huzuru ve kardeşliği tüm dünyaya duyurma gayretindeyiz. Bu yıl da Kırgızistan’dan Özbekistan’a, Doğu Türkistan’dan Filistin’e, ülkemizin dört bir yanından gelen şairlerle Mevlânâ Dergâhı’nın Gül Bahçesi’nde buluştuk. Çünkü bizler şiirin toplumu dönüştüren, dili zenginleştiren eşsiz gücüne yürekten inanıyoruz." diye konuştu.


Her yıl düzenlenen şiir atölyeleri ve akademik oturumlarla şölenin sadece bir dinleti olmanın ötesine geçtiğini belirten Köseoğlu, "Atölyelerde ‘şiirde mana ve şiirde teknik’ ana başlığı altında geleceğe dair çok değerli bilgiler sunuldu. Bu oturumların kayıtlarını aldık ve her yıl kitaplaştırıyoruz. Böylece bugünün şairlerinin sözlerini gelecek nesillere aktarmayı görev edindik." ifadelerini kullandı.



"D. Mehmet Doğan abimizi anmak bizim için bir onurdur"


TYB Onursal Başkanı merhum D. Mehmet Doğan’ın aziz hatırasına ithaf edilen bu yılki şölenin hem hüzün hem de onur taşıdığını dile getiren Köseoğlu, "Konya’daki şiir şölenlerinin tamamına katılarak bizleri hiç yalnız bırakmayan Mehmet Doğan ağabeyimizi rahmetle anıyoruz. Onun aziz hatırası bu yılki şölenimizde bizimleydi." dedi.


Köseoğlu, konuşmasının sonunda Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’ya ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teşekkür ederek, "Bu geleneğin gelecekte de aynı kararlılıkla süreceğine inanıyoruz. Çünkü biz bu çabayı dilimize, edebiyatımıza ve şiirimize karşı bir vefa borcu olarak görüyoruz. Şiir gibi bir şehir olan Konya’da şiirler her daim okunmaya devam edecek." diye konuştu.



Kılca: Konya şairlere ilham oldu


Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Konya’nın tarih boyunca kültür ve medeniyetin estetikle bütünleştiği önemli bir şehir olduğuna dikkat çekerek şairlere ilham verdiğini belirtti.


Başkan Kılca, "Bu şehrin kalbi olan Karatay da şairlere ilham veren bir kaynak olmasının yanında şiire derin anlamlar katan bir kültür merkezidir. Mevlâna’yı burada tutan, Obruk Hanı’nı kıymetli kılan işte bu derin kültürün taşa, söze ve gönle işlenmiş olmasıdır. Karatay Medresesi, İplikçi Camii, Aziziye Camii gibi pek çok eserde bunun izlerini görmek mümkündür." ifadelerini kullandı.


Konya’nın yalnızca bir Selçuklu başkenti değil, aynı zamanda aşkın da başkenti olduğuna işaret eden Kılca, "Konya, ruhun sırlandığı, aşkın ilham olup aktığı bir diyardır. Bu yüzden estetik, sadece göze hitap eden bir güzellik değil, aynı zamanda ruha dokunan bir derinliktir. Mevlâna’nın manevi iklimi bu topraklarda eşsiz bir harmoni oluşturur." sözleriyle şehrin şiire ait kimliğini dile getirdi. Başkan Kılca, ecdadın şiiri bir yaşam biçimi olarak gördüğünü hatırlatarak, "Fuzuli’nin ‘Aşk imiş her ne varsa âlemde’ sözü, Yunus’un ‘Gelin tanış olalım’ çağrısı, Şeyh Galib’in ‘Hoşça bak zatına’ öğüdü, hep bu hakikatin peşindeydi. Onlar için şiir sadece bir söz sanatı değil, hayatın ta kendisiydi." açıklamalarına yer verdi.



"D. Mehmet Doğan’ı rahmetle anıyoruz"


Mevlâna Şiir Şöleni’ni bu yıl fikir ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden D. Mehmet Doğan’ın aziz hatırasına ithaf ettiklerini hatırlatan Kılca, "Kalemiyle değerlerimizi yaşatan, fikirleriyle iz bırakan kıymetli büyüğümüz Mehmet Doğan’ı rahmetle anıyoruz. Onun ‘Çizgilerde Yaşamak’ şiiri bugün de ilham olmaya devam ediyor. Şiirden ilham alan herkes, bu kadim geleneğin mirasçısı olacaktır." şeklinde konuştu. Hasan Kılca, sözlerini şöyle noktaladı: "Konya’nın manevi ikliminde şiirin büyülü dünyasında yeni dizeler filizlenmeye, yeni arayışlar yeşermeye devam edecek. Çünkü şiir, tıpkı Mevlâna’nın dediği gibi, ‘Susmanın sesidir.’ Bu anlamlı buluşmada emeği geçen tüm kültür ve sanat emekçilerine, TYB Konya Şubesi’ne ve şiirin sessizliğinde anlam arayan tüm dostlara şükranlarımı sunuyorum."



Kabakcı: Şairler sözü her zaman diri tutan sanatkârlardır


24. Dönem AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı ise Uluslararası 14. Mevlânâ Şiir Şöleni’nde yaptığı konuşmada şairlerin kelimelere yeniden anlam kazandırdığını belirtti.


Kabakcı, ünlü şair Ramiz Rövşen’in sözlerine atıfta bulunarak, "Ramiz Bey, ‘Şairler kelimelerden mana çalar ve onlara yeni derinlikler katar’ der," ifadelerini kullandı. Konuşmasında Rövşen’in dizelerinden örnekler de veren Kabakcı, "Şairin ‘Beni de yola saldı söz, yine taptaze kaldı söz. Ben sözün tozunu aldım’ mısraları, bu gerçeği en güzel şekilde özetlemektedir. Şairler, sözü çağlara taşıyan ve her daim taze tutan sanatkârlardır." dedi. Mustafa Kabakcı, konuşmasının sonunda şölenin gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, "Bu anlamlı programda emeği bulunan başta Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi olmak üzere, Karatay Belediyesi’ne ve katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara şükranlarımı sunuyorum." dedi.



Arıcı: Şiir şöleni uluslararası boyut kazandı


Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcı da şiirin yalnızca estetik bir değer olmadığını, aynı zamanda medeniyetin, birliğin ve kültürün taşıyıcısı olduğunu vurguladı. Arıcı, konuşmasına şunları ifade ederek başladı; "Bugün bizleri Kubbe-i Hadra’nın gölgesinde, Gül Bahçesi’nin manevi ikliminde buluşturan Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Hazreti Mevlânâ’nın huzurunda şiirin ve aşkın kalbinde bir kez daha bir araya geldik. Bu buluşma sadece bir şiir şöleni değil, aynı zamanda bir gönül şöleni ve gönül seferberliğidir."


Şöleni gelenek haline getiren Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’ne ve emeği geçenlere teşekkür eden Arıcı, "Önceki başkanlarımıza ve şu an bu emaneti yürüten değerli Başkanımız Ahmet Köseoğlu’na şükranlarımızı sunuyorum. Onun gayretiyle bu şölenler süreklilik kazanmış ve uluslararası bir boyuta ulaşmıştır." dedi. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’ya da özel bir teşekkür ileten Arıcı, "Başkan Kılca bize gösteriyor ki belediye yalnızca yolları ve parkları inşa eden bir yapı değil, aynı zamanda gönülleri de inşa eden bir kurumdur. Onun gayretiyle Konya, sadece Selçuklu’nun değil, aşkın, şiirin, irfanın ve hikmetin şehri olma yönünde önemli bir örnek teşkil etmektedir." ifadelerini kullandı.



"Mevlana’nın dizeleri bugünü aydınlatıyor"


Şiirin milletlerin ruhunu diri tutan bir güç olduğunu vurgulayan Arıcı, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Hazreti Mevlânâ’nın çağlar ötesinden seslenen dizeleri bugünü aydınlatıyorsa, bu şiirin hakikati kuşatan gücünü gösterir. Allâme filozof Muhammed İkbal, ‘Mevlânâ benim ruhumun rehberidir’ derken gönül köprüleri kurmuş, Arif Nihat Asya ise Mevlânâ’nın nefesini milletimizin manevi direncine taşımıştır. Demek ki şiir, yalnızca bir estetik değil, milletlerin ruhunu diri tutan kudrettir."


Musa Kazım Arıcı, uluslararası katılımın önemine de dikkat çekerek, "Bu akşam aramızda Kırgızistan, Azerbaycan, Özbekistan, Doğu Türkistan, Tataristan ve Filistin’den değerli şairlerimiz var. Şairlerimizin mısralarıyla Konya, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm Türk-İslam dünyasının ve insanlığın ortak kalbine dönüşmektedir." açıklamasında bulundu.



"Mehmet Doğan abimizin mirasına sahip çıkacağız"


Şölenin, Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurucu ve şeref başkanı D. Mehmet Doğan’ın aziz hatırasına ithaf edildiğini hatırlatan Arıcı, "Mehmet Doğan ağabeyimiz, dilimizi, şiirimizi ve ruhumuzu diri tutmanın önemini her zaman vurgulardı. Biz de onun mirasına sahip çıkarak, şiirle hem dilimizi hem ruhumuzu yaşatıyoruz." şeklinde konuştu.


Konuşmasını şiirin birleştirici gücüne vurgu yaparak tamamlayan Arıcı, "Şiir bizleri birleştiren en güçlü köprüdür; kalpten kalbe akan bir nehir gibidir. Bu gece her dize bir duaya, bir nefese ve birliğe dönüşsün. Dilde birlik, gönülde birlik ve sözde birlik olsun. Konya’dan Gazze’ye, Filistin’e, Doğu Türkistan’a ve tüm mazlum kalplere selam olsun." ifadeleriyle sözlerini noktaladı.



Şairlerin eserleri şiirseverlerle buluştu


Protokol konuşmalarının ardından Uluslararası 14. Mevlânâ Şiir Şöleni’ne katılan şairler, birbirinden kıymetli eserlerini sanatseverlerle paylaştı. Öte yandan, şairlerin programda okudukları şiirlerden oluşan kitaplar, programa katılanlara günün anısı olarak hediye edilirken, şiir şölenine katılan şairlere de günün anısına tablo takdim edildi.



Uluslararası 14. Mevlana şiir şöleni gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nün incisi Çarpanak Adası için kritik uyarı Van Gölü’nün saklı cenneti Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarının hayranlığıyla değil, bilinçsiz ziyaretçilerin yaşattığı tahribatla gündemde. Özellikle bahar ve yaz aylarında artan insan trafiği, adadaki bin yıllık tarihi mirası ve hassas doğal dengeyi yok olma eşiğine getirdi. Van Gölü’ndeki dört büyük adadan biri olan ve üzerinde 9. yüzyıldan kalma Ktouts Manastırı’nı barındıran Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarını ve tarihçileri derin bir üzüntüye sevk ediyor. Baharın gelişiyle birlikte turizm hareketliliği hız kazanırken, kentin göz bebeği olan Çarpanak Adası başta olmak üzere birçok tarihi ve doğal alan yeniden yoğun ziyaretçi akınına uğrarken, bu ziyaretlerde ise tarihi yapılar ve ada sakinleri olumsuz yönde etkileniyor. Çarpanak Adası, son yıllarda artan insan faaliyetleri ve bilinçsiz kullanım nedeniyle hem doğal yapısını hem de kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü üzerinde yer alan ve badem ağaçlarıyla ünlü ada, kontrolsüz ziyaretçi akını ve çevre kirliliği nedeniyle alarm veriyor. Ada üzerinde bulunan ve tarihi geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Ktouts Manastırı da ihmallerden nasibini alıyor. Bakımsızlık ve insan kaynaklı zararlar nedeniyle tarihi yapının her geçen gün biraz daha yıprandığı belirtiliyor. Kilise ile birlikte adanın müdavimleri olan martılar kontrolsüz ziyaretlerden etkilemiyor. "Çarpanak Adası’nda ekolojik ve kültürel yıkım" Çarpanak Adası’na kontrolsüz yapılan ziyaretlerle ilgili Vangölü Aktivistleri Derneği yönetimi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Son dönemde Çarpanak Adası’na yönelik gerçekleştirdiğimiz saha gözlemleri ve adayı ziyaret eden duyarlı vatandaşlarımızdan gelen geri bildirimler, bölgemiz için endişe verici bir tabloyu ortaya koymaktadır. Yaptığımız araştırmalar ve yerinde incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler şunlardır. Adanın en önemli sakinleri olan martıların ve göçmen kuşların kuluçka döneminde olduğu tespit edilmiştir. Ancak denetimsiz tekne seferleriyle adaya çıkan yoğun insan trafiği nedeniyle, binlerce kuş yumurtasının ezildiği ve üreme alanlarının tahrip edildiği raporlanmıştır. Kültürel Mirasın Korunmasızlığı: Adanın simgesi olan tarihi kilisenin (Ktouts Manastırı) duvarlarına yazılar yazıldığı, yapının fiziksel bütünlüğüne zarar verildiği ve adanın adeta bir ’piknik alanı’ gibi kullanılarak kirletildiği gözlemlenmiştir. Bölgeyi ziyaret eden ve doğaya duyarlı birçok vatandaşımız, adadaki bu başıboşluktan ve koruma kalkanı eksikliğinden derin üzüntü duyduklarını dile getirmektedir. Toplum, bu mirasın sahipsiz bırakılmamasını talep ediyor" denildi. "Acil eylem çağrımızdır" Açıklamanın devamında ise, "Adaya girişler kısıtlanmalı. Kuşların üreme dönemi boyunca adaya sivil tekne geçişleri ve ziyaretler acilen durdurulmalıdır. Ada, ’Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsüne uygun şekilde 7/24 denetlenmeli, giriş-çıkışlar yetkili birimlerce kontrol altına alınmalıdır. Tarihi yapılar vandalizme karşı fiziksel önlemlerle bariyer, bilgilendirme levhaları gibi korunmalı ve verilen zararlar onarılmalıdır. Van Gölü’nün sessiz çığlığına kulak verin! Çarpanak Adası bir eğlence mekanı değil, yaşayan bir ekosistem ve bin yıllık bir tarihtir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı
Adıyaman Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu’ndan Güneydoğu’da şampiyonluk gururu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Yurtlig organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen Güneydoğu Bölgesi Masa Tenisi Müsabakaları’nda Adıyaman’ı temsil eden Veysel Karani Erkek Yurdu, büyük bir başarıya imza atarak bölge şampiyonu oldu. Bölge genelinden çok sayıda ilin katılım sağladığı ve yüksek rekabet ortamında geçen müsabakalarda sporcular, hem teknik kapasiteleri hem de mücadeleci ruhlarıyla izleyenlerden tam not aldı. Turnuva boyunca disiplinli oyun anlayışı, takım uyumu ve kararlı performansıyla dikkat çeken Adıyaman temsilcisi, final karşılaşmalarında da üstün bir oyun ortaya koyarak şampiyonluk kupasını kazandı. Organizasyon süresince sporcular yalnızca sportif başarılarıyla değil; fair-play anlayışları, centilmenlikleri ve örnek davranışlarıyla da ön plana çıktı. Bu yönüyle müsabakalar, gençlerin sosyal gelişimine katkı sunan önemli bir platform olma özelliği taşıdı. Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin spora olan ilgisi, azmi ve disiplinli çalışmaları bizleri son derece mutlu ediyor. Yurtlig organizasyonları, gençlerimizin hem fiziksel hem de sosyal yönden gelişmesine önemli katkılar sağlıyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde gençlerimiz yeni dostluklar kuruyor, takım ruhunu öğreniyor ve kendilerini daha iyi ifade etme imkanı buluyor. Güneydoğu Bölgesi’nde elde edilen bu anlamlı şampiyonlukta emeği geçen tüm sporcularımızı, antrenörlerimizi ve idarecilerimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Elde edilen bu başarı, Adıyaman’da spor altyapısına verilen önemin ve gençlere sunulan imkanların somut bir göstergesi olurken, gelecekte kazanılacak yeni başarılar için de önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu sporcularının önümüzdeki süreçte Türkiye finallerinde de aynı başarıyı sürdürmesi hedefleniyor.
İstanbul Yağmur yağdı, İstanbul koştu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İBB Spor İstanbul tarafından 2016 yılından bu yana organize edilen ’İstanbul’u Koşuyorum’ etkinliğinin bu yılki Asya etabı gerçekleştirildi. Üsküdar’da düzenlenen organizasyonda zorlu hava şartlarına karşın yaklaşık 4 bin kişi parkura çıktı. ’İstanbul’u Koşuyorum, Şehri Hissediyorum!’ sloganıyla hayata geçirilen yarışın startını Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Sportif Değerlendirme Şube Müdürü İlker Öztürk birlikte verdi. Etkinlikte zorlu hava koşullarına rağmen 5K parkurunda 848, 10K parkurunda ise 2 bin 973 olmak üzere toplamda 3 bin 821 koşucu ter döktü. 5K’da şampiyonlar Ali ve Kolpakova Üsküdar’ın tarihi dokusu ve doğal güzellikleri eşliğinde koşulan İstanbul’u Koşuyorum Asya etabında, saat 08.00’de başlayan 5K yarışında erkeklerde Suriyeli Nuri Mohamed Ali, 16:36’lık derecesiyle birinciliğe ulaştı. Ömer Talyak 16:47 ile ikinci sırayı alırken, Iraklı Ishaq Abbas Mahmood Alridha 16:51 ile üçüncü oldu. Kadınlarda ise Rus Mariia Kolpakova, 21:01’lik derecesiyle zirvede yer aldı. İranlı Samin Larki 22:45 ile ikinci, Gizem Taşyaka ise 23:08 ile üçüncü sırada finiş gördü. 5K genel klasmanda dereceye giren kadın ve erkek sporculara hediye çeki verildi. Yarış sonunda birinciler 10 bin, ikinciler 7 bin 500 ve üçüncüler 5 bin lira değerinde hediye çeki kazandı. 10K’da zirve Bakar ve Kapdan’ın Saat 09.15’te başlayan 10K yarışında erkekler kategorisinde 33:09’luk performansıyla Ayhan Bakar birinciliği elde etti. Onu 34:18’lik ile Mestan Turhan ve 34:21 ile Sefa Karakaya takip etti. Kadınlar kategorisinde ise birincilik 41:28 ile koşan Ebru Kapdan’ın oldu. İkinci sırayı 45:22 ile Gamze Turhan, üçüncü sırayı ise 46:38 ile Liubov Özkalgay aldı. 10K yarışında dereceye giren sporcular; birincilikten sekizinciliğe kadar sırasıyla 25 bin, 20 bin, 15 bin, 10 bin, 8 bin, 6 bin, 5 bin ve 4 bin lira para ödülünün sahibi oldu. Ayrıca 10K kategorisinde yarışı 90 dakika içerisinde tamamlayan katılımcılar, 1 Kasım’da düzenlenecek Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu kapsamındaki 15,5K koşusuna katılım için gerekli barajı da geçmiş oldu. Yarış kapsamında 10K parkurunda 13 farklı yaş kategorisinde ilk üçe giren sporculara da kupa ve madalya takdim edildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı