KÜLTÜR SANAT
12 Mart 2026 Perşembe - 17:20 Ağrı’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla program düzenlendi Ağrı’da, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğünün koordinesinde Şinasi Ünsal Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda konuşan Ağrı Valisi Önder Bozkurt, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen İstiklal Marşı’nın, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olduğunu söyledi. İstiklal Marşı’nın milletin istiklal ve istikbal mücadelesinin güçlü bir ifadesi olduğunu belirten Vali Bozkurt, marşın Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen mısralarla milletin cesaretini, ferasetini ve vatan sevgisini yansıttığını ifade etti. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini dile getiren Vali Bozkurt, bu anlamlı günün Ramazan ayına denk gelmesinin ayrı bir anlam taşıdığını kaydetti. Programda "105 Yıllık İstiklâl Yolculuğu" adlı sinevizyon gösterimi sunuldu. Öğrenciler tarafından "İstiklâl Marşı’mız" ve "Zulmü Alkışlayamam" adlı şiirler okunurken, "İstiklâl’in Karakteri: Âkif" adlı oratoryo ile "Korkma! - Bir Milletin Doğuşu" adlı tiyatro gösterisi sahnelendi. Program kapsamında Mehmet Akif Ersoy’un "Bülbül" şiiri de okundu. Ağrı Valiliği himayelerinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü" temalı resim, kompozisyon ve şiir yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Programa Vali Önder Bozkurt’un yanı sıra Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış, İ.Ç.Ü. Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, Vali Yardımcısı Tarık Buğra Seyhan, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, protokol üyeleri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:27 Hisarcık Kaymakamı Atam: "İstiklâl Marşı’mız, milletimizin bağımsızlık inancının en güçlü ifadesidir" Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Hisarcık Kaymakamı Erkan Atam, İstiklâl Marşı’nın aziz milletimizin bağımsızlığa olan sarsılmaz inancının ve vatan sevgisinin en güçlü ifadesi olduğunu söyledi. Seydi Resul İmam Hatip Lisesi’nde gerçekleştirilen anma programına Kaymakam Erkan Atam’ın yanı sıra Belediye Başkanı Mustafa Demirtaş ve ilçe protokol üyeleri katıldı. Programda öğrenciler tarafından hazırlanan sunumlar ve oratoryo gösterileri, İstiklâl Marşı’nın yazıldığı zorlu dönemi ve milletimizin bağımsızlık mücadelesini bir kez daha duygu dolu anlarla hatırlattı. Programda konuşan Kaymakam Atam, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden çıkan İstiklâl Marşı’nın, milletimizin en zor şartlar altında bile özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden eşsiz bir destan olduğunu belirterek şunları söyledi: "İstiklâl Marşı’mız, aziz milletimizin bağımsızlığa olan sarsılmaz inancının ve vatan sevgisinin en güçlü ifadesidir. Bugün bizlere düşen görev, bu büyük mirası anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere aynı ruh ve bilinçle aktarmaktır" dedi. Kaymakam Atam, programın hazırlanmasında emeği geçen okul yönetimine, öğretmenlere ve öğrencilere teşekkür ederek, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahraman şehitleri rahmet ve minnetle andıklarını ifade etti.
Kuvayi Milliye’nin destansı ruhu Yunusemre’de sahneye taşındı
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:29 Kuvayi Milliye’nin destansı ruhu Yunusemre’de sahneye taşındı Kurtuluş mücadelesinin destansı ruhu, Kuvayi Milliye adlı tiyatro oyunu ile Yunusemre’de sanatseverlerle buluştu. Usta oyuncu Yaşar Gündem’in sahnelediği tek kişilik oyun, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Yunusemre Belediyesi’nin katkılarıyla Samsun Sanat Tiyatrosu’nun deneyimli oyuncusu Yaşar Gündem tarafından sahnelenen Kuvayi Milliye oyunu, Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’nda yoğun ilgi gördü. Türk tiyatrosunun köklü anlatım geleneğini kurtuluş mücadelesinin onurlu direniş ruhuyla bir araya getiren oyun, güçlü anlatımı ve etkileyici performansıyla beğeni topladı. Gösterime Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Yunusemre Kent Konseyi üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gösteri öncesinde konuşan Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca, sanatın toplumun her kesimine ulaşması gerektiğini vurguladı. Gürtunca, Yunusemre Belediyesi olarak kültür ve sanat etkinliklerini vatandaşlarla buluşturmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, "Kültür ve sanat, toplumun ortak hafızasını güçlendiren en önemli değerlerden biridir. Tarihimizi ve milli mücadele ruhumuzu sahneye taşıyan bu anlamlı oyunda emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Tarihimizin önemli bir dönemini sahneye taşıyan tek kişilik oyun, izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı.
UNESCO Müzik Şehri Şanlıurfa’dan Balıkesir’de muhteşem sıra gecesi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:00 UNESCO Müzik Şehri Şanlıurfa’dan Balıkesir’de muhteşem sıra gecesi UNESCO tarafından "Müzik Şehri" unvanına layık görülen ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın girişimleriyle 2026 yılı Ekim ayında "Dünya Müzik Şehirleri Toplantısına" ev sahipliği yapacak olan Şanlıurfa, sahip olduğu köklü müzik geleneğini ve kültürel mirasını Balıkesir’e taşıdı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde, Şanlıurfa Sıra Geceleri, Balıkesir’de düzenlenen özel etkinlikte izleyicilerle buluştu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda, Şanlıurfa’nın renkli Sıra Gecesi ile Dursunbey’in özgün Barana geleneği, Balıkesir’de ortak bir sahnede bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren şölen izleyenlerden tam not alırken etkinlik, Anadolu’nun farklı coğrafyalarından doğan ancak aynı kültürel kökten beslenen geleneklerin birlikteliğine güçlü bir örnek sundu. Şanlıurfa’nın müzikal mirası Balıkesir’de yankılanırken Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen sıra gecesi programında; türküler, hoyratlar, sohbet geleneği ve Urfa Ahengi Sıra Gecesi ekibi tarafından ustalıkla icra edilen müzikler Balıkesirli sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Etkinlikte yoğurulan damak çatlatan lezzet çiğköfte ve Şanlıurfa’nın yöresel lezzetlerinden biri olan mırra da salonu dolduran izleyicilere ikram edildi.
Geleneksel sanatlar ATASEM’de yaşatılıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:25 Geleneksel sanatlar ATASEM’de yaşatılıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Sanat Eğitim Merkez’lerinde vatandaşlar hem meslek ediniyor hem de bir sanat dalı öğreniyor. Bilgisayar, cilt bakımı ve makyaj, aşçı çırağı, el sanatları, sepet örücülüğü, yabancı dil ve elbise dikimi gibi çok sayıda kurs ile kursiyerlere hem iş hem de sosyalleşme imkanı sağlanıyor. 2025-2026 eğitim öğretim yılında Antalya genelindeki 28 ATASEM kurs merkezinde 230 branşta 657 kursta eğitimler devam ediyor. Eğitim sonunda kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriliyor. Ata mirası keçe ATASEM’de Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan ve unutulmaya yüz tutmuş sanatlardan olan keçe işleme sanatı, Uncalı ATASEM Kurs Merkezinde açılan Keçe Tasarım Kursu ile yeniden hayat buluyor. Türk el sanatlarında büyük bir öneme sahip keçenin özellikleri, nasıl işleneceği, renk bilgisi ve konuları detaylı anlatılıyor. Kursiyerler ata dokuması olarak adlandırılan keçeyi işleyerek tablo, çanta, abajur, takı, sabun kaplama ve kolye gibi ürünler yapıyor. Kursiyerlerden 84 yaşındaki Eser Tezyüksel, 3 senedir ATASEM’in kurslarına düzenli olarak katıldığını söyleyerek, "ATASEM’e gelince kendimi unutuyorum burada çok mutluyum. Evde oturmaktan sıkılıyorum. Kurs sayesinde sosyal hayatım hareketlendi, farklı sanatlar öğreniyorum ve yeni arkadaş çevrem oldu" diye konuştu. Kursiyerlerden İranlı A’zam Khosravi "8 senedir Antalya’da yaşıyorum her sene kurslara katılıyorum, yeni deneyimler öğreniyorum. Burada akrabalarım yok ama kurstaki arkadaşlarım akrabam gibi oldu. Keçenin nasıl işlendiğini bilmiyordum öğrendim ve işleyerek çanta, mont süsü, tablo ve sabun kabı gibi ürünler yapıyoruz. Atölyede arkadaşlarımızla birlikte keyif içinde çalışıyoruz " diye konuştu. Yabancı vatandaşlar Türkçe öğreniyor Uncalı ATASEM’de ücretsiz Türkçe kursları da yerleşik yabancılardan yoğun ilgi görüyor. Kurs sayesinde yaşadıkları kente ve topluma daha çabuk uyum sağlayan, çevreleri ile daha iyi anlaşabilen ve iş bulmaları kolaylaşan yabancı vatandaşlar ders saatlerini kaçırmıyor. A1 seviyesi sonrası başarılı olan kursiyerler A2 seviyesinde eğitimlerine devam ediyor. 5 yıldır Antalya’da yaşayan Ukraynalı Olga Dere de Türkiye’yi ve Antalya’yı çok sevdiğini söyleyerek, "Türkçe zor bir dil gibiydi ama kursta öğrenince kolaylaştı. Öğretmenimiz bize bol bol gramer anlatıyor, yazı yazdırıyor ve pratik yaptırıyor. Türkçeyi öğrenme zorundayım çünkü bana hastanede, bankada, markette ve pazarda her yerde lazım" şeklinde konuştu. Geri dönüşümden sanat eserine Dekoratif Ahşap Süsleme kursunda ise kursiyerler, dekoratif ahşap boyama teknikleri ve süsleme tekniklerini öğreniyor. Kursta geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik kapsamında yenilenen ahşap ürünler süsleniyor. Yoğun ilgi gören kursta kursiyerler eski ahşapları birbirinden güzel sanat eserine çeviriyor. Kursiyerlerden 78 yaşındaki Mediha Kurt, "Evdeki eski objelerimizi dönüştürüyor, onları süslüyoruz. Yaptığımız ürünler, el emeği olduğu için çok değerli. Bu el yapımı ürünler dostlarımıza verebileceğimiz en güzel hediye oluyor ve onlar da gerçekten çok beğeniyor" dedi. ATASEM bünyesinde açılan seramik biçimlendirme kursunda eğitim gören kursiyerler çamura adeta hayat vererek bir sanat eserine dönüştürüyor. El becerilerini geliştiren kursiyerler seramik yapmayı, ham çamuru şekillendirerek istedikleri objeleri yapabiliyorlar. Yapılan objeler pişiriliyor, boyanıyor, üzerine desen işleniyor.
5 bin yıllık kafatası ve Amisos Hazineleri ilgi odağı oldu
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:01 5 bin yıllık kafatası ve Amisos Hazineleri ilgi odağı oldu Samsun genelinde bulunan 10 resmi müze, 2025 yılında 800 bine yakın ziyaretçiyi ağırladı. 5 bin yıllık kafatası ve Amisos Hazineleri’nin sergilendiği Samsun Müzesi, yıl boyunca en çok ilgi gören müzelerin başında yer aldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş, Samsun genelindeki müzeler ve özelde Samsun Müzesi’ne ilişkin 2025 yılı değerlendirmesinde bulundu. Samsun’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 3, diğer kurum ve kuruluşlara ait 7 olmak üzere toplam 10 resmi müze bulunduğunu belirten Demirtaş, bu müzelerin 2025 yılında 800 bine yakın ziyaretçi ağırladığını söyledi. Demirtaş, Samsun Müzesi’ni ise yıl boyunca yaklaşık 100 bin kişinin ziyaret ettiğini ifade etti. Samsun Müzesi’nde 7 bin 131 eserin teşhir edildiğini kaydeden Demirtaş, kazı çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirtti. İkiztepe kazılarında elde edilen önemli buluntuların müzede sergilendiğini aktaran Demirtaş, ölülerin özel eşyası olarak mezarlara konulan mızrak uçları ve çeşitli şahsi eşyaların dikkat çeken eserler arasında yer aldığını söyledi. Kafatası ve hazineler ilgi gördü Müzede sergilenen en önemli eserlerden birinin, insanlık tarihindeki ilk kafatası ameliyatlarından biri olarak kabul edilen buluntu olduğunu belirten Demirtaş, "İnsanlık tarihindeki ilk kafatası ameliyatlarından biri olduğu kabul edilen ve bilimsel araştırmalara göre ameliyat sonrası yaşadığı öngörülen bir kafatası da müzemizde sergileniyor. Yine çok önemli Amisos Hazineleri bulunuyor. Bu eserler, müzenin en çok ziyaretçi çeken parçaları arasında yer alıyor. Altın sanatında, M.Ö. yaklaşık 500–700 yıllarında bu sanatın ne denli ileri bir düzeyde olduğunu bu eserler sayesinde görebiliyoruz. Ayrıca Amisos Mozaiği de müzede sergileniyor. Bu mozaikte dört mevsimin kişileştirilmesi sanatı yer alıyor; kum taneleriyle oluşturulmuş figürler sahnelenmiş durumda. Türkiye’de sayılı mozaiklerden biri olduğunu özellikle vurguluyoruz. Samsun Müzesi’ni gezen ziyaretçiler, ’Samsun’da neler varmış, farkında değilmişiz’ diyecek kadar şaşırtıcı ve kıymetli eserlerle karşılaşıyor. Müze, bu zengin koleksiyonuyla ziyaretçilerini bekliyor" dedi.
Kuşadası kıyılarında tarih gün yüzüne çıkıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 10:32 Kuşadası kıyılarında tarih gün yüzüne çıkıyor Aydın’ın Kuşadası ilçesinde etkili olan fırtına sonrasında Kadı Kalesi çevresinde kilise yapıları ve mezarlar ortaya çıktı. EKODOSD, birinci derece sit alanındaki tarihi mirasın korunması için acil önlem çağrısı yaptı. Kuşadası’nın kültürel mirası, doğanın etkisiyle bir kez daha ortaya çıktı. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından paylaşılan bilgilere göre, Kuşadası’nın en önemli tarihi alanlarından biri olan ve geçmişi 8 bin yıl öncesine uzanan Anaia Kadı Kalesi çevresinde, fırtınalarla birlikte tarihi yapılar yeniden görünür hale geldi. 13. yüzyıla tarihlenen Bizans Kalesi’nin yer aldığı Kadı Kalesi Höyüğü’nün güneydoğu ana giriş kapısından sahile inen noktada bulunan yapı kalıntıları, özellikle lodos fırtınalarının ardından dalgaların kumları çekmesiyle açığa çıkıyor. Son günlerde etkili olan olumsuz hava şartları sonucunda bölgede kilise yapılarının belirgin şekilde ortaya çıktığı gözlemlendi. Kilise yapılarının doğu kısmında yer alan mezarların da dalgaların etkisiyle açıldığı, kol, bacak ve omur kemiklerinin yanı sıra döneme ait olduğu düşünülen hayvan dişlerinin taşların arasında görüldüğü bildirildi. Önceki yıllarda aynı alandan seramikler, sikkeler ve mühürlerin de çıkarıldığı biliniyor. Öte yandan Kuşadası’nın kuzey kıyılarından Güzelçamlı’ya uzanan sahil şeridi boyunca toplam üç kilise yapısının tespit edildiğini de ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Kuşadası’nın kuzey kıyılarından derin bir yay çizerek Güzelçamlı’ya güney kıyılarına doğru gidildiğinde 3 kilise yapısı bulunmaktadır. Bugüne kadar Kuştur’da Pygale’de sahilde bulunan kilise, Güzelçamlı kilisesi ve 3 Nefli Kadı Kalesi Kilisesi’nin varlığı bugüne kadar kıyılarımızda tespit edilen yapılardır. Kış aylarında insan hareketlerinin az olması nedeniyle kimliği belirsiz bazı kişiler tarafından yapıların bulunduğu alanda yanlış işler yapılmaktadır. Bu bölge 1. Derece Sit Alanı olmasına rağmen, yapıların bulunduğu alandan kumların kazılarak başka bir yere taşındığı görülmüştür. 2002 yılında Kadı Kalesi kazılarında avuç içine sığacak büyüklükte küçük bir Hitit fırtına tanrısı heykelciğinin çıktığı düşünüldüğünde, buradaki kumların varlığının ne kadar önemli olduğu bilinmelidir. Buradan alınan kumların içinde tarihin akışını değiştirecek bir kültür varlığı olabilir. Bu alan olduğu gibi korunmalı ve araç girişlerine de izin verilmemelidir. Türkiye’nin en önemli turizm kentlerinden biri olan Kuşadası’nın doğal ve kültürel kaynak değerleri bütüncül olarak korunmalı, buradaki yapıların zarar görmemesi için ilgili kurumlar tarafından bir çalışma başlatılmalıdır" dedi.
Başkan Özlü: "Bu yıl 3 kütüphaneyi açmayı hedefliyoruz"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 10:29 Başkan Özlü: "Bu yıl 3 kütüphaneyi açmayı hedefliyoruz" Düzce’de yenilenerek kütüphaneye dönüştürülen Yahya Kemal Kitap Köşkü düzenlenen tören ve yoğun katılımla açıldı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, bu yıl içinde 3 kütüphaneyi daha açmayı hedeflediklerinin müjdesini verdi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün büyük bir önem atfettiği eğitim yatırımları, düzenlenen törenler ve gösterilen yoğun ilgi ile karşılığını almaya devam ediyor. 23 Nisan Parkı içinde bulunan eski hizmet binasında yapılan yenileme çalışmaları ile kütüphaneye dönüştürülen ve adını Türk edebiyatının seçkin şair ve yazarlarından Yahya Kemal Beyatlı’dan alan Yahya Kemal Kitap Köşkü, düzenlenen törenle açıldı. Başkan Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde düzenlenen törene Vali Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekilleri Ayşe Keşir, Ercan Öztürk, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, kurum ve kuruluş müdürleri, STK üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. "Medeniyeti mürekkep yalayanlar ortaya koyar" diyen Vali Selçuk Aslan, "Düzce çok daha güzel olacak, Türkiye çok daha güzel olacak" ifadelerinde bulunarak kütüphanenin hayırlı olmasına diledi. "Gençlerimize ilham kaynağı olsun" Kütüphanenin yapım amacı ve süreci hakkında konuşan Başkan Özlü, şehri üçüncü kütüphaneyi kazandırmaktan duyduğu belirterek "Bu bina daha önce belediye hizmet binası olarak kullanılıyordu. Bizim burada yaptığımız iş kullanım fonksiyonunu değiştirmek oldu. Bu binayı kütüphaneye çevirdik. Türkçe’nin üstadı, şair, yazar ve diplomat Yahya Kemal Beyatlı’nın adının bu güzel kitap köşküne, kütüphaneye çok yakışacağını düşündük. Hatta isim konusunda çok fikirler üzerinde çalıştık. Ancak burada Türk ve Dil Edebiyat Derneği şubesinin yer almasından dolayı Yahya Kemal Beyatlı isminde karar kıldık. Yahya Kemal’in çok güzel bir ifadesi var; ‘Kökü mazide olan, atiyim.’ Bu fikirle yetişecek nesiller için bu yapının ilham kaynağı olmasını temenni ediyorum. Özellikle gençlerimizin Türkçe’nin büyük ustalarını okumalarını, anadillerine sahip çıkmalarını diliyorum. Her zaman söylüyorum; dünyada başarılı olan devlet adamları öyle beş altı dili konuşanlar değil, kendi dillerini iyi konuşanlardır. Türkçe’miz, anadilimiz, ortak dilimiz son derece önemli. Ayrıca gençlerimize Yahya Kemal, Ziya Gökalp, Nihat Sami Banarlı, Reşat Nuri, Ömer Seyfettin, Rıfat Ilgaz, Ahmet Haşim, Cemil Meriç, Nazım Hikmet, Mehmet Emin Yurdakul, Orhan Kemal, Peyami Safa, Yakup Kadri gibi birçok yazarımızı ve şairimizi incelemelerini tavsiye ediyorum. Her yaştan Düzceli hemşehrimiz burada sadece kitap okumayacak, ders çalışmayacak sessiz sakin ve temiz bir ortamda dinlenecekler" ifadelerinde bulundu. "Diğer kütüphaneler gibi burası da büyük ilgi görecek" Eğitime yapılan yatırımların hiçbir zaman karşılıksız kalmayacağına vurgu yapan Özlü; "Daha önce açtığımız millet kütüphanesi ve Sabiha Ulusoy Kütüphanesi gençlerimiz tarafından çok büyük ilgi görüyor, bugün açılışını yaptığımız Yahya Kemal Kitap Köşkü’nün de aynı şekilde ilgi göreceğine inanıyorum. Eğitime yapılan yatırımlar asla karşılıksız kalmaz. Biz Düzce Belediyesi olarak eğitime yapılan her yatırıma her projeye çok büyük destekler vermeye devam edeceğiz. Hayırseverlerin katkıları ile iki yeni okulumuzu şehre kazandırdık. Düzce’de çocuklarımızın en güzel ve modern şartlarda eğitim almaları için bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz" diyerek yatırımların aralıksız süreceğinin altını çizdi. "Bu yıl bitmeden 3 kütüphaneyi daha açmayı hedefledik" 2026 yılının Düzce’de kütüphaneler yılı olacağını ifade eden Faruk Özlü, yıl bitmeden üç kütüphaneyi daha hizmete açacaklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "Bu yıl bitmeden üç kütüphaneyi daha gençlerimizin hizmetine sunacağız. Yapımı devam eden Basmacılar binasının ikinci katında Zincirlikuyu Kütüphanesi’ni, Bilim Merkezi içinde yer alan Fibrobeton Kütüphanesi’ni ve Akçakoca Tarihi Cezaevi Kütüphanesi’ni de bu yıl içinde hizmete açmayı planladık. Böylece Düzce’miz kütüphaneler şehri unvanını kazanmış olacak. Yahya Kemal Kitap Köşkü’nün şehrimize hayırlı olmasını diliyor, tüm hemşehrilerimi bu güzel yapıyı gelip görmeleri için davet ediyorum." "Biz bu çalışmaları hemşehrilerimiz için yapıyoruz" Düzce’de yapılan yatırımların tamamının her yaştan kişi için hazırlandığını ifade eden Başkan Özlü, emeği geçenlere teşekkür ederek; "3 yıl önce burası nasıl bir yerdi, şimdi nasıl bir yer? Çocuklarımız için bir park inşa ettik. Yan tarafta kahvaltı evimiz var, insanlar burada vakit geçiriyor. Diğer tarafta kameriyelerimiz var, burada da evden getirdikleri ile kahvaltı yapıyor, vakit geçiriyor. Camikebir mahallemiz içinde yer alan bu alana muhtarlık binası da yaptık. Bu çalışmaları biz yaptık. Bütün bu çalışmalarımızda bizlere destek olan tüm kurum, kuruluşlarımıza, arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. Milletvekili Ayşe Keşir, kütüphanenin yeni nesle iz bırakacağını söyleyerek kütüphanenin hayırlı olmasını diledi. Milletvekili Ercan Öztürk, gençlerle bir araya geldiğinde gençlerin kendisinden talepleri olduğunu belirterek "Gençler Sabiha Ulusoy Kütüphanesinde yer bulamadıklarından bahsetti. Gençlerin kütüphaneye rağbet göstermesine Düzce’nin geleceği açısından çok sevindim" diyerek hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından kurdele kesimine geçen heyet, açılış töreninin ardından kütüphanenin içini gezerek hem vatandaşlarla da sohbet etti. Tören hatıra fotoğraflarının çekiminin ardından sona erdi.
Keçiören Belediyesi’nde öğrenciler bilimi sahneye taşıdı
17 Ocak 2026 Cumartesi - 10:19 Keçiören Belediyesi’nde öğrenciler bilimi sahneye taşıdı Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen "Bilimin Işığında" adlı tiyatro oyunu ile öğrenciler, izleyicileri keyifli bir bilim yolculuğuna çıkardı. Mehmet Ali Şahin Çocuk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen "Bilimin Işığında" adlı tiyatro oyunu ile öğrenciler, izleyicileri keyifli bir bilim yolculuğuna çıkardı. Beş perdeden oluşan oyunda Osman Hamdi Bey İlkokulu 2. sınıf öğrencileri; keşifleri, geçmiş ve günümüz sahneleri arasında ilerleyen bir anlatımla sahneye taşıdı. Minik oyuncuların sahne performansları izleyicilerden büyük beğeni topladı. Bilim tarihi sahneye taşındı Fen ve Doğa Atölyeleri içeriklerinin drama yoluyla ele alındığı oyunda, bilim dünyasına yön veren önemli isimler canlandırılarak keşiflerin izi sürüldü. Hezarfen Ahmed Çelebi’nin uçuş denemelerinden Wright Kardeşler’in havacılık alanındaki çalışmalarına, Isaac Newton’un yer çekimi buluşundan Galileo Galilei ve Uluğ Bey’in gökyüzüne dair gözlemlerine kadar birçok bilimsel yolculuk sahneye taşındı. Alexander Graham Bell tarafından telefonun icadı, Marie Curie’nin bilimsel çalışmaları ve Arşimet’in suyun kaldırma kuvvetine dair keşfi de oyunun dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı. Geleceğe bilimle yürüdüler "Merak ettik, sorduk, denedik; bilimle öğrendik, geleceğe yürüdük" mesajıyla sahnelenen oyun, bilimin geçmişten günümüze insan hayatındaki yeri ve gelişimi, eğlenceli ve öğretici bir anlatımla izleyicilere aktarıldı. Sınıf ve laboratuvar sahneleri arasında ilerleyen oyunda, bilimsel bilgiyi keşfetmenin önemi vurgulandı.
Artık ne genç kızların çeyizinde ne de mutfaklarda yer alıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:48 Artık ne genç kızların çeyizinde ne de mutfaklarda yer alıyor Teknolojinin ve mutfak alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte bakır kapların kullanımı büyük ölçüde azalırken, çelik, krom ve alüminyum gibi mutfak eşyalarının yaygınlaşması özellikle kalaycılara darbe vurdu. Eskiden evlerde bakır kapların yaygın olarak kullanıldığını, hatta çeyizlerde 50-60 parça bakır eşyanın yer aldığını hatırlatan kalaycılar, bugün ise çeyizlerde çelik setlerin tercih edildiğinden işlerinin bitme noktasına geldiğini belirtiyor. Trabzon’da 54 yıldır kalaycılık mesleğiyle uğraşan 65 yaşındaki Muzaffer Göle, artık evlerde neredeyse sadece kuymak tavalarının kullanıldığını hatırlatarak lokantalar sayesinde ayakta kalmaya çalıştıklarını söylüyor. Günümüzde bakırdan geriye neredeyse sadece kuymak tavasının kaldığını belirten Göle, bu ürünün evlerde adeta demirbaş hâline geldiğini ifade ederek bakır kaplarda pişen yemeklerin hem daha lezzetli hem de daha sağlıklı olduğunu söyledi. Şu anda lokantaların getirdiği bakır kapları kalaylayarak ayakta durmaya çalıştıklarını kaydeden Göle, "Mesleğimde 54 yılı doldurdum. İlkokuldan sonra bu çarşıda çalışmaya başladım ve hâlen devam ediyorum. Eskiden buralarda 7-8 kişi vardık, şimdi ise 2 kişi kaldık. Kalaycılık artık bitiş noktasına geldi. Şu anda bizi lokantalar ayakta tutuyor. Çelik, krom ve alüminyum mutfak eşyalarının yaygınlaşması, bakıra büyük darbe vurdu. Eskiden büyüklerimiz bakır kullanırdı ancak yeni nesil bakırı pek tercih etmiyor. Günümüzde bakır olarak kullanılan neredeyse tek ürün kuymak tavası. Evlerde artık demirbaş eşya hâline gelen kuymak tavası kullanılıyor" dedi. "Eskiden çeyizlik olarak 50-60 parça bakır alınır ve saklanırdı" diyen Göle "Şimdi ise çeyizlerde çelik setler yer alıyor. Bakır kaplarda pişen yemeklerin lezzetini ağız tadı olanlar çok iyi anlar. Bu kaplarda pişen yemeklerin daha sağlıklı olduğunu da söyleyebiliriz. Eskiden mahalle aralarında kalaycı dükkânları bulunur, hatta seyyar kalaycılık yapanlar bile olurdu. Biz artık bu mesleğin son temsilcileriyiz. Mesleğimi severek yapıyorum. Şu an bile bana ’Hangi mesleği yapardın?’ deseler yine kalaycılık derim. Sevmeseydim 54 yıl boyunca bu mesleği yapmazdım" şeklinde konuştu.
Tuval üzerine İstanbul sergisi, Zeytinburnu Kültür Sanat merkezinde
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:31 Tuval üzerine İstanbul sergisi, Zeytinburnu Kültür Sanat merkezinde Zeytinburnu Kültür Sanat, nitelikli sergileri sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Ressam Haşim Şentürk’ün "Tuval Üzerine İstanbul" adlı yeni resim sergisi, dün akşam saat 19.00’da düzenlenen açılışla izleyiciyle buluştu. Serginin açılışına Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Zeytinburnu Kaymakamı Dr. Adem Uslu, Ressam Haşim Şentürk ve çok sayıda sanatsever katıldı. İstanbul’un farklı görünümlerini tuvale taşıyan eserlerin yer aldığı sergi, kentin doğayla ve insanla kurduğu ilişkiyi sanat diliyle yansıtıyor. Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen’in üstlendiği "Tuval Üzerine İstanbul", ilhamını İstanbul’un dönüşümünden ve değişmeyen şehir ruhundan alıyor. Sergi, 7 Şubat tarihine kadar Zeytinburnu Kültür Sanat merkezinde ziyaret edilebilecek. Açılışta konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, "Bugün Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezimizde ömrünün 50 yılını Zeytinburnu’nda geçirmiş bir ayakkabı zanaatkarının, sayacı ustasının, mesleğiyle beraber, zanaatıyla beraber yaptığı resimlerden oluşan bir seçkinin, Haşim Şentürk’ün resim sergisinin açılışını gerçekleştirdik. Bu sergi aslında tek başına, aynı zamanda hayat gayesi içinde bir taraftan da maaşet dolayısıyla elde ettiği geliri tuvale, boyaya, fırçaya harcayarak ve sanatı günlük hayatına dahil ederek kendisini var etmiş bir zeytinburnulu hemşehrimizin sergisi olması açısından da önemli. İstanbulluları, Zeytinburnulu hemşehrilerimizi hem Haşim Şentürk hikayesini görmeye hem de bu İstanbul’un resmedildiği bu güzel kareleri görmeye davet ediyorum" dedi. "Yaşım 80 oldu, 81’e girdim. İşte sanatla uğraşıyorum, resimle uğraşıyorum" Ressam Haşim Şentürk, "1958’yılında ayakkabı sayacılığına başladım. Yani ilkokulu bitirdim ve çalışmaya başladım. Bu meyanda tabi resim aşkı malum işte o da beni bayağı cezbetti. Çünkü apayrı bir şeye bürünüyorsunuz resim yaparken. Bir terapi oluyor, bir yaşam arzusu, bir nasıl anlatılır yani sanat insanı yaşatan bir şey. Sanat olmayınca olmuyor. Bir taraftan resim yapıyorum ama sayacılık yaparken bir hafta, iki haftada bir, ayda bir yapıyordum. Sonra işte 2007’den beri tamamen emekli olduktan sonra tamamen resme döndüm. Atölyem Zeytinburnu’nda her gün, her gün altı saat devamlı resimle iç içeyim. Yani günlerim böyle geçiyor. Yaşım 80 oldu, 81’e girdim. İşte sanatla uğraşıyorum, resimle uğraşıyorum" ifadelerini kullandı.
Dijital habercilik için rehber kitap
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:18 Dijital habercilik için rehber kitap Sosyal medya çığ gibi büyürken, konvansiyonel medyanın bile önüne geçti ve binlerce yeni haberci ya da fenomen ortaya çıktı. İnternet haberciliği konusunda uzman olan ve milyar barajını aşan görüntülemeler alan ekiplerin liderliğini yapan Ogün Öcek, ‘Dijitalden Ne haber’ isimli kitabıyla dijital mecralardaki haberciliği yazdı. Kitapta, özellikle sosyal medyada fenomen olmak isteyenler ve kurumsal sosyal medya hesapları yönetenler için de önemli ipuçları bulunuyor. İnternet altyapısının tüm dünyada hızlı bir biçimde gelişmesiyle, haberciliğin ve yayıncılığın şekli de değişti. Artık haberleri almak için günler hatta saatlerce beklemek gerekmiyor. Tüm dünyadan anlık olarak haberler veriliyor ve milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu gelişme, dijital haberciliği, geleneksel gazete ve televizyonların önüne geçirdi. Sosyal meydanın gelişmesiyle birlikte ise ortaya binlerce yeni isim çıktı. ‘Fenomen’, ‘influencer’ gibi isimlerle anılan bu kişiler milyonlarca kullanıcı tarafından takip ediliyor. Haberin yönü değişti Habercilikte yaşanan bu değişim ve sosyal medyanın haber ya da yayın amaçlı kullanılması, Türkiye gibi sosyal medyanın çok kullanıldığı ülkelerde de yakından takip ediliyor. Milyar barajını aşan görüntülemeler elde ederek dünya çapında başarılara imza atan ekiplerin liderliğini yapan Gazeteci-Yazar ve Dijital Habercilik Eğitmeni Ogün Öcek, ‘Dijitalden Ne Haber’ adıyla, tecrübelerini kitaplaştırdı. Destek Yayınevi tarafından okuyucu ile buluşturulan kitap, haberin değişen yönünü, basılı haberden dijital habere geçişi ve bunun etkilerini rakamlarla ortaya koyuyor, örneklerle anlatıyor. Fenomenler ve kurumsallar Kitapta bir haber sitesinin nasıl olması gerektiği, neden videolu haberlerin yazılı haberlerin önüne geçtiği, sosyal medya haberciliğinin nasıl web sitesi haberciliğini geride bıraktığı ve bundan sonra neler olabileceğine ilişkin pek çok bilgi yer alıyor. Dezonformasyon, Yapay Zeka gibi konulara da yer verilen kitapta Facebook, Instagram, Tiktok, X gibi sosyal medya platformlarına ilişkin pek çok ipucu bulunuyor. Sosyal medya üzerinden habercilik yapmak ya da fenomen olmak isteyenler için kitap adeta bir rehber niteliğinde. Bunun yanı sıra özellikle kamu ya da özel şirketlere ait kurumsal hesapların nasıl yönetilmesi ve topluma nasıl ulaşabileceklerine ilişkin önemli veriler bulunuyor. İletişim öğrencileri için de kaynak Yıllardır dijital habercilik konusunda çalışmalar yürüten Ogün Öcek, halen TRT Haber Dijital ekiplerinin liderliğini yapıyor ve TRT Akademi’de dijital habercilik üzerine eğitimler veriyor. Öcek, ‘Dijitalden Ne haber’ kitabı hakkında şunları söyledi: "Tüm dünyada bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümü doğru anlayanlar, arama motorları üzerinden gelecek kullanıcı ve reklama bel bağlamamalı çünkü bir algoritma değişikliği her şeyi bozabiliyor. Doğru olan, gittikçe gelişen sosyal medya üzerine yoğunlaşmaktır. Ancak her platformun özellikleri, kullanıcı kitlesi farklı. Instagram için hazırlanan bir paylaşımla, X üzerinde ya da TikTok, YouTube üzerinde aynı sonucu alamazsınız. Artık Yapay Zeka da dijital haberciliğin bir parçası haline geldi ve yeni bir dönem başladı. Kitapta hem haberciliğin dönüşümünü hem de neyin, nasıl yapılması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Dijitalden Ne Haber’in hem üniversitelerde açılmaya başlanan ‘yeni medya’ bölümleri için hem de kişisel ya da kurumsal olarak sosyal medyayı ve dijital kanalları daha doğru yöneterek hedeflerine ulaşmak isteyenler için kaynak olacağını düşünüyorum."