KÜLTÜR SANAT
17 Mart 2026 Salı - 01:18 Çorum’da Kadir Gecesi’nde kutsal emanetlere yoğun ilgi Çorum Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve Bedesten’de sergilenen kutsal emanetler Kadir Gecesi’nde vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Çorum Belediyesi öncülüğünde "Kutsal Emanetler Sergisi" Ramazan ayının ve Kadir Gecesi’nin manevi atmosferinde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 17 Mart tarihine kadar Bedesten’de ziyarete açık olacak olan sergi, 3 gün boyunca iftardan önce 13.00-18.00, iftardan sonra 20.00-23.00 saatleri arasında vatandaşların ziyaretine sunuluyor. Sergide, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (Sallallahu teala aleyhi ve sellem) ait Sakal-ı Şerif, Saç-ı Şerif ve Nal-ı Şerif gibi önemli emanetlerin yanı sıra Mescid-i Nebevi ve Kabe örtüleri, Kabe’nin anahtarı, Osmanlı dönemine ait nişaneler ve daha birçok kıymetli eser yer aldı. Yoğun katılımın sağlandığı sergide vatandaşlar İslam’a ait değerleri bir arada görebilme fırsatı yakaladı. Kılınan teravih namazının ardından eşiyle birlikte kutsal emanetleri görmeye gelen Metin Göktepe, "Aydan hayırlı olan Kadir Gecesi bütün İslam alemine hayırlı ve uğurlu olsun. Kutsal eserlerle beraber belediyemiz bizi faydalandırdığı için çok teşekkür ediyoruz" dedi. Çorumlu vatandaşlara manevi atmosferden nasibini almaları gerektiğini söyleyen Hayrettin Köybaşı, "Bu mübarek Kadir Gecesi’nde camilerde ibadetlerimizi yaptıktan sonra ziyaret edelim dedik. Kutsal emanetlerin feyzinden, bereketinden, kokusundan faydalanalım dedik. Bütün Çorum halkının buraya gelerek bu manevi atmosferden nasibini almasını diliyoruz" diye konuştu. Katılım sağladığı sergide bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Hüseyin Emre Erkoç, "Güzel bir katılım yani ben gayet etkilendim içeride kaldığımı söylüyorum. Osmanlı döneminden kalma eşyalar, Peygamber Efendimizin eşyalarını gördük. Yani gayet mutlu olduk böyle bir durum olduğunu ve bu etkinlikten" şeklinde ifade etti. Sergilenen hatıraları yerinde görmek için katılım sağladığını söyleyen Haktan Öncel, "Peygamber Efendimiz’in saçı ve sakalı şerifini görmek için ve onun döneminden kalan hatıraları görmek için buradayım. Atmosfer gerçekten çok güzel. Arkadan gelen ilahi sesi buraya huzurlu bir ortam katıyor" dedi.
Koruma altındaki çocuklardan duygulandıran performans: "Harman yeri 1915" Erzurum’da sahnelendi
30 Aralık 2025 Salı - 12:21 Koruma altındaki çocuklardan duygulandıran performans: "Harman yeri 1915" Erzurum’da sahnelendi Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları iş birliğinde, "Sahnede Parlayan Küçük Yıldızlar Projesi" kapsamında yürütülen tiyatro çalışmaları başarıyla devam ediyor. Proje kapsamında, koruma ve bakım altındaki çocukların sahne aldığı "Harman Yeri 1915" adlı tiyatro oyunu, Erzurum Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde izleyiciyle buluştu. Milli mücadele temalı oyun, sanatseverlere duygu dolu anlar yaşattı. Gösteriye Mustafa Çiftçi’nin eşi Azime Çiftçi, Erzurum İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun ve eşi Aynur Karaburun, Erzurum Devlet Tiyatrosu Müdürü Akın Berk Sağıroğlu, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Özgül Aykut ile kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Program boyunca Azime Çiftçi çocuklarla yakından ilgilenerek sohbet etti. Proje kapsamında koruma ve bakım altındaki 12 kız, 4 erkek çocuk tarafından sahnelenen ve seslendirilen "Harman Yeri 1915" oyununun, çocukların tiyatro yolculuğunda önemli bir aşama olduğu belirtildi. Çocukların daha önce Şinasi’nin "Şair Evlenmesi" adlı oyunuyla sahneyle tanıştıkları, ardından Çanakkale 57. Alay temalı oyunla milli tarih bilinci kazandıkları, son olarak ise "Harman Yeri 1915" ile tiyatro serüvenlerini sürdürdükleri ifade edildi. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, tiyatro çalışmalarının çocukların gelişimine çok yönlü katkı sunduğunu belirterek, "Koruma ve bakım altındaki çocuklarımız, Şair Evlenmesi ile sahneye ilk adımlarını atmıştı. Bugün izlediğimiz Harman Yeri 1915, o ilk adımın nasıl güçlü ve umut dolu bir yürüyüşe dönüştüğünün en güzel göstergesidir" dedi. "Harman Yeri 1915"in yalnızca bir tiyatro oyunu olmadığını vurgulayan Hasan Aykut, bu çalışmaların çocukların özgüvenlerini artırdığını, kendilerini ifade etme becerilerini geliştirdiğini ve sosyal hayata aktif katılımlarını desteklediğini söyledi. Aykut, "Çocuklarımız sahnede sadece bir rol üstlenmiyor; kendilerini, hayallerini ve umutlarını bizlere anlatıyor. Sanat, onlar için hem bir güçlenme hem de iyileşme alanıdır," ifadelerini kullandı. Devlet Tiyatrolarının sanatsal katkıları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının çocuk odaklı yaklaşımıyla yürütülen projenin, çocukların sanata erişimini artırdığına dikkat çeken Aykut, "Çocuklarımızın yalnızca korunmaya değil; desteklenmeye, görülmeye ve alkışlanmaya da ihtiyacı var. Bu sahnede parlayan her ışık, onların yarınlarına tutulan bir umuttur" dedi. Program sonunda önce Erzurum İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun bir konuşma yaptı. Karaburun, çocukların sahnelediği oyunun büyük anlam taşıdığını belirterek, bu tür sosyal ve sanatsal çalışmaların her zaman destekçisi olacaklarını ifade etti. Ardından Erzurum Devlet Tiyatrosu Müdürü Akın Berk Sağıroğlu da konuşma yaparak, projede yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi ve çocukların sahnedeki başarısının gurur verici olduğunu söyledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından sahne alan çocuklara hediyeler takdim edildi. Program, emeği geçen tüm sanatçılara ve sürecin her aşamasında çocukların yanında olanlara teşekkür edilmesiyle sona ererken, izleyicilerin uzun süre devam eden alkışlarıyla tamamlandı.
Arkeologların çamur ve suyun içinde bin 850 yıllık antik havuzu gün yüzüne çıkarma çabası
30 Aralık 2025 Salı - 11:59 Arkeologların çamur ve suyun içinde bin 850 yıllık antik havuzu gün yüzüne çıkarma çabası Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti sınırlarında yer alan ve milattan sonra 2. yüzyılda Roma döneminde inşa edildiği belirlenen termal yapı, yürütülen kazı ve koruma çalışmalarıyla ilk günkü işlevine kavuşturulmak üzere gün yüzüne çıkarılıyor. Myra ile antik liman kenti Andriake arasında, şifalı su kaynağı üzerine kurulu yapıdaki kazılarda ekipler yoğun su ve çamurla mücadele ederken, zaman zaman 16,5 derece sıcaklıktaki termal suda temizlenerek çalışmaya devam ediyor. Myra Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, "Bu yapının benzeri bölgede yok, Roma İmparatorluk Dönemi mimarlığı açısından orijinal bir keşfin içindeyiz" dedi. Myra Antik Kenti ile Andriake arasında, uzun yıllar Demre’nin eski sanayi bölgesi olarak kullanılan alanda yer alan antik su yapısındaki çalışmalar, sanayi faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve yapıların tamamen kaldırılmasının ardından hız kazandı. Alanın temizlenmesiyle birlikte, toprak altında kalan ve sürekli su alan yapı kademeli olarak ortaya çıkarılıyor. Milattan sonra 2. yüzyıla tarihlendirilen Roma dönemi yapısının, magnezyum, demir, kükürt ve fosfor içeren zengin bir termal su kaynağı üzerine inşa edildiği belirlendi. Yapının, klasik antik hamam ya da anıtsal çeşme örneklerinden farklı olarak, çevresindeki sarnıçlar, su kanalları ve kemerlerle birlikte bütüncül bir şifalı su kompleksi olarak işlev gördüğü değerlendiriliyor. "15 yıl bekledim, sanayi kalkmadan kazıya başlamadım" Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, yapının bilimsel olarak uzun süredir bilindiğini ancak çevresindeki sanayi dokusu nedeniyle kazının yıllarca ertelendiğini belirterek şunları söyledi: "Bu yapı, 2009 yılında kazılara başladığımız ilk yıldan beri odağımızdaydı. Ancak hemen yanında çok eski ve yoğun bir sanayi alanı vardı. O bölge kaldırılmadan burada kazıya başlamayacağımı söylemiştim ve tam 15 yıl bekledim. Nihayet bu yıl belediye tarafından tüm sanayi yapıları kaldırıldı, alan temizlendi. Biz de verdiğimiz söz doğrultusunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ’Geleceğe Miras’ projesi kapsamında bu yapının kazısına başlamış olduk." Kazılar su ve çamurla mücadele içinde yürütüldü Kazı alanının doğrudan aktif termal kaynaklar üzerinde yer alması nedeniyle çalışmaların büyük bölümünün suyla mücadele içinde geçtiğini vurgulayan Çevik, kazının ilerleyişini şu sözlerle aktardı: "Toprakları açtıkça orijinal kaynak suları gelmeye başladı. Farklı noktalardan sürekli su doluyordu. Büyük pompalarla her gün suları tahliye ettik, kazdık; gece yeniden doldu, sabah tekrar boşalttık. Bu döngüyle ilerledik ve ancak bu seviyeye gelebildik. Çalışmalar sırasında, ortaya çıkarılan mil duvarların korunması ve çevreden gelen yüzey sularının alanı yeniden doldurmaması için yapının çevresi yaklaşık iki buçuk metre yüksekliğinde koruyucu bir engel duvarla çevrildi." Nymphaion değil, özgün bir termal yapısı Yapının uzun yıllar literatürde "nymphaion" olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Çevik, kazılar ilerledikçe bunun doğru olmadığının anlaşıldığını şu şekilde ifade etti: "1960’lı yıllarda Borchardt bu yapıyı ’nymphaion’ olarak tanımlamıştı. Biz de kazıya başlayana kadar bu şekilde anıyorduk. Ancak plan tamamen ortaya çıktığında bunun ne bir Roma hamamı ne de klasik bir nymphaion olduğunu gördük. Bu, doğrudan termal suya dayalı, özgün plan tipine sahip bir Roma dönemi termal yapısı. Bu yapının benzeri bölgede yok, Roma İmparatorluk Dönemi mimarlığı açısından orijinal bir keşfin içindeyiz." Burguç sularının ana kaynağı ortaya çıktı Yapının, Demrelilerin "Burguç" olarak adlandırdığı ve uzun yıllardır şifa amacıyla kullandığı sağlık sularının ana kaynağı olduğunu belirten Çevik, antik dönemde de aynı suyun değerlendirilmiş olmasının tesadüf olmadığını söyledi. Çevik, "Bugün Demreliler ve buraya gelenler, Burguç Değirmeni diye bilinen kaynak göletlerine girerek şifa buluyor. İşte o suların asıl kaynağı bu yapı. İçinde magnezyum, fosfor, kükürt ve demir bulunan çok zengin bir maden suyu söz konusu" şeklinde konuştu. Havuzlar ve mermer kaplamalar gün yüzüne çıktı Kazılar sırasında biri büyük, biri küçük olmak üzere iki havuzun ortaya çıkarıldığını belirten Prof. Dr. Çevik, bu havuzların bir dönem mermer kaplı olduğunu ve kaplamaların bir bölümünün hala yerinde bulunduğunu söyledi. Çevik, yapının farklı kotlarında su derinliğinin değişkenlik göstermesi nedeniyle çalışmaların kontrollü şekilde sürdürüldüğünü, fazla suların sürdürülebilir biçimde tahliyesi için uzmanlarla teknik planlamaların devam ettiğini ifade etti. "Çamurdan çıkıp şifalı suda temizleniyoruz" Çalışma şartlarının zorluğuna dikkat çeken Çevik, kazı ekibinin zaman zaman termal sudan yararlandığını belirterek, "Burası Roma döneminde bir şifalı su yapısıydı ve insanlar burada yüzüyordu. Biz de çamur içinde çalıştığımız için arkadaşlarımız zaman zaman bu suya girip temizleniyor, ardından kazıya devam ediyor. Yaz-kış 16,5 derece olan bu su, özellikle Demre’nin 40-45 derece sıcaklarında gerçekten rahatlatıcı" dedi. Vatandaşların bu sudan faydalanıp faydalanamayacağına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çevik, alanın şu aşamada güvenlik nedeniyle kontrollü tutulduğunu vurgulayarak, "Şu anda yapının çevresi çitle çevrili, çünkü farklı kotlarda su derinliği var ve bu haliyle riskli. Vatandaşların faydalanması tamamen projeye bağlı. Yapıyı hem insanları hem de kendisini koruyacak şekilde planlamamız gerekiyor. İleride, bakanlığın iradesi ve yapılacak düzenlemeler doğrultusunda, kontrollü bir kullanım söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra, vatandaşların yapıyı güvenli şekilde izleyebileceği izleme yolları ve teraslar oluşturulması da planlarımız arasında. Ama şu an için önceliğimiz koruma ve sürdürülebilirlik" ifadelerini kullandı. Arkeopark hedefiyle yeni cazibe alanı Alan şu aşamada güvenlik gerekçesiyle kontrollü tutulurken, kazıların tamamlanmasının ardından izleme yolları, teraslar ve çevre düzenlemeleriyle birlikte bölgenin bir arkeopark olarak düzenlenmesi planlanıyor. Myra, Andriake Ören Yeri ve Likya Uygarlıkları Müzesi ile bütünleşmesi hedeflenen projenin, Demre’ye yeni bir kültürel cazibe alanı kazandırması amaçlanıyor. Prof. Dr. Nevzat Çevik, kazıların önümüzdeki yıl da devam edeceğini belirterek, bölgede termal tesisin yanı sıra bir Roma hamamının da ortaya çıkarıldığını ve alanın antik dönemde yoğun bir su yapıları bölgesi olarak kullanıldığını kaydetti.
Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği genel kurulunu yaptı
30 Aralık 2025 Salı - 11:49 Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği genel kurulunu yaptı Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği’nin 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel kurulda güven tazeleyen mevcut Başkan Refik Karacaoğlu, bir dönem daha sanatsal etkinliklerin öncüsü olacak. 05 Ekim 2006 yılında 15 kurucu üyenin bir araya gelmesiyle kurulan ve 50’den fazla amatör fotoğrafçıya ev sahipliği yapan Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) üyesi Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği’nin (NAFOD) 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel kurulda güven tazeleyen mevcut Başkan Refik Karacaoğlu, bir dönem daha sanatsal etkinliklerin öncüsü olacak. Üyelerin katılımı ile Nazilli Belediyesi Ek Hizmet Binası’nda bulunan dernek ofisinde yapılan genel kurulda saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından divan başkanı ve sekreter seçimi yapıldı. Faaliyet raporunun okunması, denetim kurulu raporunun okunması, yönetim ve denetim kurullarının ayrı ayrı ibrası, yönetim ve denetim kurullarının seçiminin de yapılmasından sonra dilek ve temennilerde bulunuldu. Tek listeyle gidilen genel kurulda mevcut Başkan Refik Karacaoğlu bir kez daha göreve getirildi. Yapılan yönetim kurulu seçimiyle; Yönetim Kurulu Başkanlığına Refik Karacaoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığına Dr.Gürkan Mersin, Sekreterliğe Kamil Okyay, Saymanlığa Ahmet Madran, asil Üyeliğe ise Akın Küçükgirgin getirildi. Yeni yönetim ve üyeler, 2026 yılında yeni projelerle sosyal ve kültürel faaliyetlerini sanatla buluşturmak için kolları sıvadı. Sanatsal eğitimlerin yanı sıra özellikle Aydın’ın kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkartacak çalışmalar için işbirliği protokolleri yaparak bölge kültürüne de katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade ettiler. Yönetim Kurulu Başkanı Refik Karacaoğlu, üyelerine teşekkür ederek derneğin her zamankinden daha fazla ve etkin şekilde sanatsal faaliyetlerini yürütmeye devem edeceğini belirtti.
Adige Kültür Derneği’nden "Kültür Neferleri Onur Gecesi"
30 Aralık 2025 Salı - 11:26 Adige Kültür Derneği’nden "Kültür Neferleri Onur Gecesi" Adige Kültür Derneği, Samsun’da kültürün sessiz taşıyıcılarını onurlandırmak amacıyla "Kültür Neferleri Onur Gecesi" düzenleyecek. Türkiye’de ilk kez bu kapsam ve içerikte gerçekleştirilecek gece, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin(SBB) katkılarıyla 4 Ocak Pazar akşamı yapılacak. Sunuculuğunu sanatçı İshak Akbay’ın üstleneceği gecenin, yalnızca bir ödül töreni olmadığını vurgulayan Adige Kültür Derneği Başkanı Kadir Özyılmaz, etkinliğin bir halkın hafızasına, emeğine ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasa tanıklık eden özel bir buluşma olacağını ifade etti. Özyılmaz, "Kültür Neferleri Onur Gecesi"ni geleneksel hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Derneğin 2008 yılında kurulduğunu ve her geçen yıl güçlenerek hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini belirten Özyılmaz, kısa sürede önemli çalışmalara imza attıklarını kaydetti. Özyılmaz, derneğin eğitimden sanata, kültürden sosyal dayanışmaya uzanan geniş bir alanda faaliyet yürüttüğünü dile getirdi. Samsunluları kültür, vefa ve tarih ekseninde bir araya getirecek gecede; müzikten folklora, akademik çalışmalardan el sanatlarına, tarihten anavatana dönüş mücadelesine uzanan çok yönlü bir kültür yolculuğu ele alınacak. Gecede ayrıca, kültüre hayatını adamış ve hikâyeleri çoğu zaman gölgede kalmış merhum kültür neferleri ile Kurtuluş Savaşı’nın simge kahramanları anlatılacak. Program kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesi Kafkas Halk Dansları Topluluğu da sahne performanslarıyla geceye renk katacak. "Kültür Neferleri Onur Gecesi", 4 Ocak 2026 Pazar günü saat 19.00’da SBB Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek.
Bakan Ersoy: "2025 yılında toplam 180 kültür varlığının ülkemize iadesi sağlandı"
30 Aralık 2025 Salı - 10:44 Bakan Ersoy: "2025 yılında toplam 180 kültür varlığının ülkemize iadesi sağlandı" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Müzeler, müzayede evleri ve koleksiyonlar titizlikle incelendi; uluslararası iş birlikleri ve hukuki süreçler kararlılıkla yürütüldü. 2025 yılında toplam 180 kültür varlığının ülkemize iadesi sağlandı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılan kültür varlıklarına ilişkin yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "2025’te kültür, sanat ve turizm alanında sadece çalışmadık, iz bıraktık, bir yıl böyle geçti. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığı, kültürel mirasımıza sahip çıkma kararlılığımızı 2025’te de somut sonuçlarla ortaya koyduk. Yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılan kültür varlıklarımızı bilimsel, hukuki ve diplomatik çalışmalarla tek tek tespit ederek ülkemize kazandırmaya devam ettik. Müzeler, müzayede evleri ve koleksiyonlar titizlikle incelendi; uluslararası iş birlikleri ve hukuki süreçler kararlılıkla yürütüldü. 2025 yılında toplam 180 kültür varlığının ülkemize iadesi sağlandı. Uzun soluklu ve kararlı mücadelenin sonucu olarak; 2018-2025 yılları arasında ülkemize iadesi sağlanan kültür varlığı sayısı 9 bin 133’e, 2002-2025 döneminde ise toplam iade edilen eser sayısı 13 bin 448’e ulaştı. Yılın en dikkat çekici iadelerinden biri, Burdur Boubon Antik Kenti kökenli bronz Marcus Aurelius heykelinin ABD’den Türkiye’ye getirilmesi oldu. Bu eser, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde açılan Arkeolojinin Altın Çağı sergisi kapsamında halkımızın ziyaretine sunulmaktadır. İsviçre ile yürütülen iş birliği kapsamında, St. Gallen Kantonu’nda ele geçirilen 7 Anadolu kökenli eser ülkemize kazandırıldı. Bahreyn’den gönüllü iade edilen, İbn-i Berrecân’a ait 1268 tarihli ‘Kitab Şerhu’l-Esma’ adlı yazma eser, 3 Temmuz 2025’te Konya Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesine teslim edildi. New York’ta düzenlenen törenlerle; Urartu Dönemi’ne ait bronz kemer, boğa başlı miğferler, Lidya gümüş phialesi, Roma İmparatorluk Dönemi zırhlı imparator heykeli ve 83 adet Anadolu darphanesi kökenli bronz sikke ülkemize iade edildi. Her bir iade, yalnızca bir eserin dönüşü değil; tarihimize, hafızamıza ve kültürel egemenliğimize sahip çıkmanın açık bir göstergesi oldu. Kültür, sanat ve turizmi güçlendiren adımlarla Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa ediyoruz" açıklamalarında bulundu.
Engelsiz yazar okuyucularıyla bir araya geldi
30 Aralık 2025 Salı - 09:35 Engelsiz yazar okuyucularıyla bir araya geldi Denizli’nin Kale ilçesinde doğuştan yürüme engelli olan ve "Engelsiz Yazar" kimliğiyle tanınan Gökhan Sağıt, büyük beğeni toplayan dört şiir kitabını okuyucuları için imzaladı. Denizli’nin Kale ilçesinde yaşayan 35 yaşındaki Gökhan Sağit’in engelli olduğu, yaklaşık 2 yaşına kadar fark edilemedi. Hayatının erken dönemlerinden itibaren zorluklarla karşılaşmasına rağmen, hiçbir zaman engeline takılmayan Sağit, yazma tutkusu ve hayalleriyle şiir kitapları yazmaya devam ediyor. Edebiyat dünyasında "Engelsiz Yazar" olarak tanınan Sağit, bugüne kadar yayımladığı dört şiir kitabıyla dikkatleri üzerine çekti. "Mucize Dizeler", "Bir Engellinin Yüreğinden Şiirler" "Bir Engellinin Yüreğinden Şiirler2" ve son olarak "Sonsuz Düşlerim" adlı kitaplarıyla hem duygularını hem de yaşam mücadelesini şiirle anlatan Sağit, Denizli Kitap Fuarında okuyucularıyla bir araya geldi. Sağit, okurlarıyla birebir buluşmanın mutluluğunu yaşadı. Son şiir kitabı Sonsuz Düşlerim’i 7 ayda yazdığını belirten Sağit, "Hayatım boyunca birçok zorlukla karşılaştım ama hiçbir zaman umudumu kaybetmedim. Çünkü biliyordum ki; düşü olan insanın yolculuğu da olur. Ben de hayallerime tutundum, kelimelere sarıldım, engelleri değil, umutları yazdım. Ben engelime takılmadım, canım yandığında susmadım ve yolum zorlaştığında dönmedim. Kelimelerle yürüdüm, umutla direndim ve 4 kitap bıraktım bu hayata. Okuyan herkes bilsin; inanan bir yürek için hiçbir engel aşılmaz değildir. Yazmaya ve umudu paylaşmaya devam edeceğim" dedi.
Altındağ Belediyesi Sarıkamış’ı unutmadı
30 Aralık 2025 Salı - 09:22 Altındağ Belediyesi Sarıkamış’ı unutmadı Altındağ Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Sarıkamış Harekatı tiyatro gösterisi, izleyenlere duygusal anlar yaşattı. Altındağlı gençler, sergiledikleri tiyatro gösterisiyle büyük beğeni topladı. Altındağ Belediyesi Gençlik Merkezi üyeleri, yıl boyunca aldıkları eğitimleri gözler önüne serdi. Sarıkamış Harekatı’nı konu alan tiyatro gösterisi, izleyenlere duygusal anlar yaşattı. Gençlerin heyecanına öğretmenleri ve ailelerinin yanı sıra, Altındağ Belediyesi Başkan Yardımcısı Ahu Özyakup da ortak oldu. "Sarıkamış şehitlerimizin ruhları şad olsun" Altındağlı gençlerin başarıları ile gurur duyduklarını vurgulayan Altındağ Belediyesi Başkan Yardımcısı Ahu Özyakup "Gençlerimiz bir tiyatro gösterisinde daha adeta profesyonel oyunculara taş çıkardı. Tarih bilincine sahip bir gençlik yetiştirmekten ötürü büyük mutluluk duyuyoruz. Altındağ’da tarihine, geçmişine sahip çıkan, bilinçli nesiller yetiştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Belediye olarak, çocuklarımızın geleceğe en iyi şekilde hazırlanmaları için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Tiyatro gösterisinde emeği geçen herkesi, gençlerimizi ve onların yetişmesinde büyük emek sarf eden öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Sarıkamış’ta hayatını kaybeden aziz şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun" ifadelerini kullandı.
Nişanların asırlık lezzetine resmi koruma: Çorum şekerlemesi tescillendi
29 Aralık 2025 Pazartesi - 16:49 Nişanların asırlık lezzetine resmi koruma: Çorum şekerlemesi tescillendi Çorum Belediyesi’nin girişimleriyle kentin asırlık lezzetlerinden biri olan "çorum şekerlemesi", Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret ile tescillendi. Çorum şekerlemesi, Çorum Belediyesi’nin girişimleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan coğrafi işaret tescili aldı. Tescille birlikte Çorum şekerlemesi, şehrin resmi koruma altına alınan ürünler arasına girdi. Alınan tescille Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı 29 oldu. Çorum şekerlemesi, kentte uzun yıllardır sürdürülen geleneksel nişan adetlerinin önemli bir unsuru olarak biliniyor. Nişan merasimleri kapsamında erkek evi tarafından gönderilen baklava tepsisine karşılık olarak, gelin kızın arkadaşları ve akrabaları tarafından tören havası içerisinde hazırlanan Çorum şekerlemesi, özenle süslenerek damat evine gönderiliyor. Bu yönüyle ürün, yalnızca bir lezzet değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir ritüelin simgesi olma özelliği taşıyor. Tescil edilen Çorum şekerlemesi, nişan geleneklerindeki törensel işlevinin yanı sıra, Çorum yöresinde günlük tüketimde de yaygın olarak tercih edilen, kuşaktan kuşağa aktarılan bir lezzet olarak öne çıkıyor. Kültürel sürekliliği olan bu geleneksel ürün, coğrafi işaret tesciliyle birlikte hem korunacak hem de gelecek nesillere özgün kimliğiyle aktarılacak. "Çorum Şekerlemesi’nin tescili bu vizyonun önemli bir parçasıdır" Çorum’un gastronomi alanında her geçen gün daha güçlü bir konuma geldiğini ifade eden Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, "Çorum, sadece leblebisiyle değil, mutfak kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Coğrafi işaret çalışmalarımızla hem üreticimizi destekliyor hem de şehrimizin gastronomi kimliğini daha görünür hale getiriyoruz. Çorum Şekerlemesi’nin tescili bu vizyonun önemli bir parçasıdır" dedi.