KÜLTÜR SANAT
Bolu’daki tarihi konağa tatilcilerden yoğun ilgi 22 Mart 2026 Pazar - 21:33:53 Bolu’nun Mudurnu ilçesinde bulunan 184 yıllık tarihi Hacı Şakirler Konağı, bayram tatilinde yoğun ilgi gördü. 1842 yılında inşa edilen ve geçmişte bir baharat tüccarına ait olan Hacı Şakirler Konağı, günümüzde koruma altında tutulurken özellikle tatil dönemlerinde ziyaretçi akınına uğruyor. İlçenin önemli tarihi yapılarından biri olan konak, Ramazan Bayramı tatilinde de çok sayıda tatilcinin uğrak noktası oldu. "Tarihi her şeyiyle yaşatılan bir konak gördüm" Konağa gelen ziyaretçilerden Murat Bostancıoğlu, konakta tarihin hala yaşatıldığını belirterek, "Tarihi her şeyiyle yaşatılan bir konak gördüm. Burada bir de konaklama imkanı varmış onu da şimdi öğrendim. Buranın en büyük güzelliği; o tarihi havayı kokladık. Ahşapların üzerindeki izler dahi duruyor. Sadece dekoru yaşayan havayı değil, içerideki malzemeler bile orijinal. Kokusu, tadı bambaşka. Herkese burayı tavsiye ediyorum" dedi. "Burayı herkese tavsiye ediyoruz" Mudurnu’ya ilk kez geldiklerini ve konağı da çok beğendiklerini aktaran Songül Bostancıoğlu da, "Mudurnu’ya ilk defa geliyoruz. Buraya da uğradık çok mutlu olduk. Beyefendi de bize her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattı. Burayı herkese tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Türk halk müzikleri çalıyor" Konakta Türk halk müziklerinin çaldığını vurgulayan Bostancıoğlu ailesinin çocuğu Murat Bostancıoğlu, "Tarihe ilgim zaten çok büyük. Girdiğimiz andan itibaren konağın tüm yapılarında tarih yaşatılmış. Mesela burada bir televizyon yok. Türk halk müzikleri çalıyor. İçeride kim bilir kaç yıllık koltuklar var. O tarih yaşatılıyor" diye konuştu. Konak sahibi Mehmet Cantürk ise konağın sadece bir yapı değil aynı zamanda sosyal etkileşim alanı olduğunu belirterek, "Birbiriyle diyalog kuramayan, göz göze gelemeyen insanlar şehir dışından geldiğinde burada karşılıklı oturup eski gelenekleri, adap ve komşuluk ilişkilerini konuşuyor" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 19:08 "Çatlı" filminin galası Keşan’da yapıldı Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan "Çatlı" filminin galası Edirne’nin Keşan ilçesinde yapıldı. Susurluk’ta 1996 yılında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan ve Deniz Enyüksek’in yönetmenliğini yaptığı "Çatlı" adlı filmin galasına; filmin başrol oyuncuları Vedat İnceefe ile Şiva Behrouzfar’in yanı sıra Abdullah Çatlı’nın eşi Meral Aydoğan, kızları Doç. Dr. Gökçen Çatlı ve Selcen Çatlı ile filmin oyuncu kadrosu ve davetliler katıldı. Filmin yönetmeni Deniz Enyüksek, "Sizin sevmeniz için 2 film yaptık. Şuan izleyeceğiniz film 4 buçuk saatlik bir hikayenin ilk kısmı olacak. İkincisini de son bahar ya da kış mevsiminde yayınlamayı düşünüyoruz" dedi. Abdullah Çatlı’yı canlandıran Vedat İnceefe ise, "Bu işler gerçekten emek isteyen ve mesai harcanması gereken işler. Üst düzey bir futbol hayatımız oldu ama bu işlere emek harcamak gerekiyor. Biz güzel bir ekip ile birlikte, onların sayesinde bu işte bir yere kadar geldik" şeklinde cevap verdi Abdullah Çatlı’nın kızı Gökçen Çatlı da, "Yaşadıklarımızı, tarihe tanıklığımızı film ile birlikte dile getirmeye gayret ettik. Bu, görsele dayalı mücadelenin ilk adımı. Yayınlandığı ilk günden beri Türk milleti büyük teveccüh gösteriyor. Türk milletine bu anlamda müteşekkirim. Film ile birlikte çocukluğumuzu yaşadığımız bazı anılarımızı tekrar izlerken, hüzünlendiğimiz yerler, başı dik Elif gibi durduğumuz yerler, tarihe saygı ile selam gönderdiğimiz yerler de oldu. Biz tarihe tanıklık ettik" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 18:33 Başkan Uzun: "Biz de hizmetin ve milletin delisiyiz" Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, partisinin bayramlaşma programına katılarak vatandaşlarla bir araya geldi. Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi bayramlaşma törenine katıldı. Bayramlaşma programında birlik ve beraberlik mesajları verildi. Görevdeki ikinci yılını geride bırakan Başkan Uzun, programda yaptığı konuşmada hem yerel hem de küresel gündeme dair önemli mesajlar verirken, kronikleşmiş sorunların çözümüne yönelik atılan adımları paylaştı. "İslam coğrafyası ve mazlum milletler için dua ediyoruz" Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan acılara değinen Başkan Uzun, Filistin ve Doğu Türkistan başta olmak üzere İslam coğrafyasında devam eden zulümlere dikkat çekti. Uzun, "Bölgemizde maalesef bir soykırım ve savaş yaşanıyor. Müslüman kardeşlerimizin katledildiği bu zor günlerin bir an önce bitmesini, İslam coğrafyasına huzur, barış ve zafer gelmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Başkan Uzun, 21 Mart’ın hem Nevruz Bayramı hem de büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Aşık Veysel sadece şehrimiz için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Biz de onun fikirlerini ve geride bıraktığı eşsiz mirası yaşatmak adına 15 Haziran 2025 tarihinde Aşık Veysel Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Açıldığı günden bu yana müzemizi 58 bin kişi ziyaret etti" ifadelerini kullandı. "Altyapıya giren kaybeder dediler, biz hizmeti seçtik" Göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreci değerlendiren Başkan Uzun, Sivas’ın 30-40 yıldır konuşulan ancak çözülemeyen sorunlarına neşter vurduklarını belirtti. Özellikle su yönetimi konusundaki kararlılığına vurgu yapan Uzun, "Gelecekte su, petrolden daha değerli olacak. Göreve gelir gelmez yüzde 53 seviyesindeki kayıp-kaçak oranıyla mücadele etmek için altyapı çalışmalarını başlattık. Bazı arkadaşlarım ’Başkanım, altyapıya giren siyaseten kaybeder’ dedi. Ben bir akademisyenim, veriye bakarım. Bu şehirde su israfına göz yumamazdık. Şehrin geleceğini riske atamazdık. Bu yüzden adımlarımızı kararlılıkla attık ve atmaya da devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Muhsin Başkanımızın emanetini geleceğe taşıyoruz" Ayrıca 25 Mart 2009’da hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu da rahmetle anan Uzun, "Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen dava arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Onun Türk-İslam dünyasındaki yeri tartışılmaz; bıraktığı boşluk her geçen gün daha net hissediliyor. Bizler, onun siyasi ilkeleriyle yetişmiş Alperenleriz. 31 Mart 2024’te göreve geldiğimiz ilk günden beri, ondan devraldığımız bu mukaddes emaneti daha ileriye taşımak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" dedi. "Hizmetin ve milletin delisiyiz" Belediyecilik anlayışını merhum Yazıcıoğlu’nun bir hatırasıyla bağdaşıran Başkan Uzun, "Muhsin Başkanımızın bir vatandaşımızla olan o meşhur muhabbetini hatırlar mısınız? Vatandaşımız gelip, ’Başkanım, ben bu köyün delisiyim’ diyor. Muhsin Başkanımız ise şu cevabı veriyor: ’Biz de vatan sevmenin ve milletin delisiyiz.’ İşte biz de diyoruz ki Muhsin Başkanımız gibi milletin ve hizmetin delisiyiz" diye konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 17:08 Selçuklu’nun sembol mekanları bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı Konya’nın merkez Selçuklu ilçesinin sembol mekanları 3 günlük bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı. Tropikal Kelebek Bahçesi ve müzeler yoğun ilgi görerek şehrin en gözde durakları arasında yer aldı. Konya turizmine önemli katkılar sağlayan Selçuklu İlçe Belediyesi’nin sembol mekanları bayram tatilinde yoğun ilgi gördü. Tabiatın, şehir yaşamıyla buluştuğu Tropikal Kelebek Bahçesi, Sille Mahallesi ve müzeler Konya’ya bayram tatili için gelen ve 3 günlük bayram tatilini fırsat bilen ziyaretçileri misafir etti. Bayram tatilinde Selçuklu binlerce kişiyi ağırladı. Konya’da Mevlana Müzesi’nden sonra en çok ziyaret edilen lokasyonların başında gelen Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’ne bayram tatilinde ziyarete gelen misafirler kelebeklerin olağanüstü yaşam döngüsüne tanıklık etme fırsatı buldu. Birçok tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunan bahçede farklı türlerde binlerce bitki de bulunurken tatilde bahçeye gelen binlerce ziyaretçi bu unutulmayacak anlara şahitlik etti. Ziyaretçilerin gözde mekanlarından olan binlerce yıllık geçmişe sahip Sille Mahallesi ve burada bulunan Aya Eleni Müzesi, Sille Müzesi ile Zaman Müzesi de en çok ziyaret edilen mekanlar arasında yer alarak misafirlerini ağırladı. "Misafirlerimizi Selçuklu’da ağırlamaktan mutluluk duyduk" Bayram tatili için şehre gelen misafirleri ağırlamaktan dolayı memnuniyet duyduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Bayram tatilinde turizmin merkezi Selçuklu’muzdaki sembol mekanlarımızda birçok misafirimizi ağırladık. Bayram heyecanını sevdikleriyle beraber yaşayan vatandaşlarımız yine her zaman olduğu gibi Selçuklu’muzun gözde ziyaret mekanlarına yoğun ilgi gösterdi. Ramazan Bayramı tatilinde Konya Tropikal Kelebek Bahçesi ve müzelerimizde vatandaşlarımızı büyük bir memnuniyetle misafir ettik. Konya’dan, şehir dışından ve yurt dışından gelen tüm misafirlerimize ziyaretleri ve teveccühleri için çok teşekkür ediyorum, onları yılın her döneminde şehrimize ve Selçuklumuza bekliyoruz " dedi.
Serençay Kanyonu ve Teke Sarayı doğal güzelliğiyle geçmişe ışık tutuyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:29 Serençay Kanyonu ve Teke Sarayı doğal güzelliğiyle geçmişe ışık tutuyor Burdur’un Günalan köyü ile Askeriye köyü arasında yer alan Serençay Kanyonu, sahip olduğu doğal yapısı ve tarihi mağara yerleşimleriyle dikkat çekiyor. Kanyon çevresinde bulunan M.S. 4 veya 6. yüzyılında yerleşim yeri olarak kullanılan Teke Saray’ı geçmişe ışık tutan önemli izleri taşıyor. Serençay Kanyonu’nun isminin, "seren" kelimesinin uzun anlamına gelmesinden dolayı bu şekilde adlandırıldığı rivayet ediliyor. Kanyonun sağ ve sol yamaçlarında, M.S. 4 veya 6. yüzyıla tarihlendirilen tarihi yerleşim alanları bulunuyor. Bölgeye ’Tekke Sarayı’ denmesinin nedeninin çobanların özellikle yağmurlu ve karlı havalarda keçi sürülerini burada dinlendirmesi olduğu belirtilirken keçi sürüsünün başındaki erkek keçiye ’tekke’ denilmesi nedeniyle bu ismin zamanla yerleştiği ifade edildi. Bölgede bulunan kayaların kolay bir şekilde oyulabildiği için halk arasında "Kadife Kale" olarak da bilinen bu yerleşim yerleri Genç Roma ya da Erken Hristiyanlık Dönemine ait olabileceğine yönelik çalışmalar yapıldı. Bölgeye, yabancı bilim insanları da zaman zaman gelerek çalışmalar yapılığı öğrenilirken 1835 yılında İngiliz gezgin Hamilton’un Burdur’a gelerek Kadife Kale’yi ziyaret ettiği ve eserlerinde buraya yer verdiği, ayrıca 1940 yılında bölgeyle ilgili bir doktora çalışmasının yapıldığı belirtildi. "Kanyonun içerisinde, sağlı sollu şekilde tarihi yerleşim alanları yer almaktadır" Burdur İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, Serençay Kanyonu ve Tekke Sarayı’nın Burdur’un doğal ve tarihi güzelliklerinden biri olduğunu belirterek, "Serençay Kanyonu’nun, adını ’seren’ kelimesinin uzun anlamına gelmesinden aldığı rivayet edilmektedir. Serençay Kanyonu, Günalan köyü ile Askeriye köyü arasında uzanan Askeriye Çayı üzerinde bulunmaktadır. Kanyonun içerisinde, sağlı sollu şekilde tarihi yerleşim alanları yer almaktadır. Bu yerleşimlerin M.S. 4. ya da 6. yüzyıla tarihlendiği ifade edilmektedir. Mağaraların içerisinde geçmişte insan yerleşimlerinin olduğu bilinmektedir. Bölgeye geçmişte "Teke Sarayı" ismi verilmiştir. Bunun sebebi, geçmişte çobanların özellikle yağmurlu ve karlı havalarda keçi sürülerini burada dinlendirmeleridir. Keçi sürüsünün başındaki erkek keçiye ’teke’ denilmesi nedeniyle buraya Teke Sarayı adı verilmiştir. Serençay Kanyonu’na verilen bir diğer isim ise Kadife Kaledir. Bu ismin verilme sebebi, kanyon içerisinde bulunan kayaların kolay bir şekilde oyularak mağara haline dönüştürülebilmesidir" dedi. "Serençay Kanyonu, batılı bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir" Bölgenin önemine ilişkin bir çok çalışmanın yapıldığını anlatan Osman Koçibay, "Bu bölgenin önemine ilişkin olarak Prof. Dr. Mehmet Özsay, alanın Genç Roma ya da Erken Hristiyanlık Dönemine ait olabileceğini ifade etmektedir. Bu değerlendirmeye göre, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma İmparatorluğu tarafından Hristiyanlara yönelik baskılar uygulanmıştır. Bu baskılardan kaçan bazı toplulukların, bu mağaralara gelerek ilk Hristiyanlık döneminde buralarda yaşadıklarına dair rivayetler bulunmaktadır. Mağaraların bazı bölümlerinde mezar alanlarının da yer aldığı belirtilmektedir. Serençay Kanyonu, batılı bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Hamilton, 1835 yılında Anadolu’ya geldiğinde Isparta’dan Burdur’a geçerken Kadife Kale’yi ziyaret etmiş ve burayla ilgili bilgilere eserinde yer vermiştir. Ayrıca 1940 yılında Türkiye’ye gelen bir bilim insanı tarafından bölgeyle ilgili bir doktora tezi hazırlandığı ifade edilmektedir" şeklinde konuştu.
Kültür Politikaları Semineri Mersin’in sanat hafızasına ışık tuttu
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:29 Kültür Politikaları Semineri Mersin’in sanat hafızasına ışık tuttu Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, Mersin Kent Konseyi ve Akdeniz Opera ve Bale Kulübü’nün (AKOB) iş birliğiyle düzenlenen ’Kültür Sanat Seminer Dizisi’nin 4. buluşması gerçekleştirildi. Seminere, Doç. Dr. Ulaş Bayraktar’ın ’Mersin’de Kültür Politikaları: Kürsüdekiler, Sahnedekiler ve Salondakiler’ başlıklı konuşması damga vurdu. Program, Mersin Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi öğrencilerinden gitarist Alperen Arda Şişman ve soprano İrem Koyuncu’nun sunduğu kısa dinletiyle başladı. Seminerde Doç. Dr. Ulaş Bayraktar, Mersin’deki kültür ortamını; sahnede üretim yapan sanatçılar, kürsüde karar alıcılar ve salondaki izleyiciler üzerinden değerlendirdi. Kentteki kültürel üretimin nasıl şekillendiğini, aktörler arasındaki ilişkileri ve bu sürecin kültür politikalarına yansımalarını ele alan Bayraktar, Mersin’in çok katmanlı kültürel yapısına dikkat çekti. "Büyükşehir’in sunduğu destek, kültür ekosistemini güçlendiriyor" Mersin Büyükşehir Belediyesinin kültür politikalarında önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Doç. Dr. Ulaş Bayraktar, özellikle kültürel mirasın korunması ve arkeolojik çalışmalar konusundaki desteklerin önemine değindi. Bayraktar, "Büyükşehir Belediyesinin kültür ve sanat etkinliklerini yaygınlaştırma çabası, kentin kültür politikalarına güçlü bir bakış açısı kazandırıyor. Mekan, tanıtım ve ulaşım gibi destekler, Mersin’de kültür ekosisteminin güçlenmesine önemli katkı sağlıyor" dedi. "Seminerler, kentin kültür ortamına düşünsel katkı sunuyor" AKOB Yönetim Kurulu Başkanı Demet Şaman Tarlakazan, seminer dizisinin amacının kültür-sanat üretimini yalnızca sahnede görülen bir sonuç olarak değil, onu mümkün kılan toplumsal ve tarihsel arka planla birlikte değerlendirmek olduğunu ifade etti. Tarlakazan, "Kültür-sanat üretimini daha adil, erişilebilir ve kapsayıcı bir zeminde ele almayı önemsiyoruz. Bu seminerlerle, birlikte tartıştığımız ve birlikte dönüştürebileceğimiz bir kültür iklimine katkı sunmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Katılımcı ve sürdürülebilir bir kültür politikası benimsiyoruz" Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Koordinatörü ve opera sanatçısı Bengi İspir Özdülger, kentte kültür politikaları üzerine gerçekleştirilen bu tür söyleşilerin son derece değerli olduğunu belirtti. Özdülger, "Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak katılımcı, kapsayıcı, birleştirici ve sürdürülebilir bir kültür politikası benimsiyoruz. Hem kendi sanat kurumlarımızla üretim yapıyor hem de kentteki tüm kültürel aktörleri desteklemeye çalışıyoruz" dedi. Başkan Vahap Seçer’in kültür ve sanat alanındaki vizyonuna da değinen Özdülger, "Başkanımızın desteği sayesinde geniş bir perspektifle kültür politikalarını hayata geçirebiliyoruz. Mersin’in kültürel zenginliğini daha görünür kılmak için kararlılıkla çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Bir kentin sanat ve kültür kenti olması eğitimle başlar" Seminere katılan Mersinli Ressam Ahmet Yeşil de etkinliği çok değerli bulduğunu belirterek, "Ulaş Hocamızın sunumu hem içerik hem de görsel anlatım açısından son derece güçlüydü. Yıllardır dile getirdiğimiz birçok konunun burada bilimsel bir çerçevede ele alınması beni mutlu etti" dedi. Bir kentin sanat ve kültür kenti olmasının uzun soluklu bir süreç olduğunu vurgulayan Yeşil, "Bu süreç eğitimle başlar. Sanat mekanlarının yalnızca yapılması değil, yaşamla doldurulması gerekir. Aksi halde o mekanlar işlevsiz kalır" şeklinde konuştu.
Serençay Kanyonu ve Teke Sarayı doğal güzelliğiyle geçmişe ışık tutuyor
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:28 Serençay Kanyonu ve Teke Sarayı doğal güzelliğiyle geçmişe ışık tutuyor Burdur’un Günalan Köyü ile Askeriye Köyü arasında yer alan Serençay Kanyonu, sahip olduğu doğal yapısı ve tarihi mağara yerleşimleriyle dikkat çekiyor. Kanyon çevresinde bulunan M.S. 4 veya 6. yüzyılında yerleşim yeri olarak kullanılan Teke Saray’ı geçmişe ışık tutan önemli izleri taşıyor. Serençay Kanyonu’nun isminin, "seren" kelimesinin uzun anlamına gelmesinden dolayı bu şekilde adlandırıldığı rivayet ediliyor. Kanyonun sağ ve sol yamaçlarında, M.S. 4 veya 6. yüzyıla tarihlendirilen tarihi yerleşim alanları bulunuyor. Bölgeye ’Tekke Sarayı’ denmesinin nedeninin çobanların özellikle yağmurlu ve karlı havalarda keçi sürülerini burada dinlendirmesi olduğu belirtilirken keçi sürüsünün başındaki erkek keçiye ’tekke’ denilmesi nedeniyle bu ismin zamanla yerleştiği ifade edildi. Bölgede bulunan kayaların kolay bir şekilde oyulabildiği için halk arasında "Kadife Kale" olarak da bilinen bu yerleşim yerleri Genç Roma ya da Erken Hristiyanlık Dönemine ait olabileceğine yönelik çalışmalar yapıldı. Bölgeye, yabancı bilim insanları da zaman zaman gelerek çalışmalar yapılığı öğrenilirken 1835 yılında İngiliz gezgin Hamilton’un Burdur’a gelerek Kadife Kale’yi ziyaret ettiği ve eserlerinde buraya yer verdiği, ayrıca 1940 yılında bölgeyle ilgili bir doktora çalışmasının yapıldığı belirtildi. "Kanyonun içerisinde, sağlı sollu şekilde tarihi yerleşim alanları yer almaktadır" Burdur İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, Serençay Kanyonu ve Tekke Sarayı’nın Burdur’un doğal ve tarihi güzelliklerinden biri olduğunu belirterek, "Serençay Kanyonu’nun, adını ’seren’ kelimesinin uzun anlamına gelmesinden aldığı rivayet edilmektedir. Serençay Kanyonu, Günalan Köyü ile Askeriye Köyü arasında uzanan Askeriye Çayı üzerinde bulunmaktadır. Kanyonun içerisinde, sağlı sollu şekilde tarihi yerleşim alanları yer almaktadır. Bu yerleşimlerin M.S. 4. ya da 6. yüzyıla tarihlendiği ifade edilmektedir. Mağaraların içerisinde geçmişte insan yerleşimlerinin olduğu bilinmektedir. Bölgeye geçmişte "Teke Sarayı" ismi verilmiştir. Bunun sebebi, geçmişte çobanların özellikle yağmurlu ve karlı havalarda keçi sürülerini burada dinlendirmeleridir. Keçi sürüsünün başındaki erkek keçiye ’teke’ denilmesi nedeniyle buraya Teke Sarayı adı verilmiştir. Serençay Kanyonu’na verilen bir diğer isim ise Kadife Kaledir. Bu ismin verilme sebebi, kanyon içerisinde bulunan kayaların kolay bir şekilde oyularak mağara haline dönüştürülebilmesidir" dedi. "Serençay Kanyonu, batılı bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir" Bölgenin önemine ilişkin bir çok çalışmanın yapıldığını anlatan Osman Koçibay, "Bu bölgenin önemine ilişkin olarak Prof. Dr. Mehmet Özsay, alanın Genç Roma ya da Erken Hristiyanlık Dönemine ait olabileceğini ifade etmektedir. Bu değerlendirmeye göre, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma İmparatorluğu tarafından Hristiyanlara yönelik baskılar uygulanmıştır. Bu baskılardan kaçan bazı toplulukların, bu mağaralara gelerek ilk Hristiyanlık döneminde buralarda yaşadıklarına dair rivayetler bulunmaktadır. Mağaraların bazı bölümlerinde mezar alanlarının da yer aldığı belirtilmektedir. Serençay Kanyonu, batılı bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Hamilton, 1835 yılında Anadolu’ya geldiğinde Isparta’dan Burdur’a geçerken Kadife Kale’yi ziyaret etmiş ve burayla ilgili bilgilere eserinde yer vermiştir. Ayrıca 1940 yılında Türkiye’ye gelen bir bilim insanı tarafından bölgeyle ilgili bir doktora tezi hazırlandığı ifade edilmektedir" şeklinde konuştu.
Tokat Belediyesi’nden Üreten kadınlara destek
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:17 Tokat Belediyesi’nden Üreten kadınlara destek Tokat Belediyesi öncülüğünde düzenlenen Üreten Kadınlar Kış Pazarı, 16-21 Aralık 2025 tarihleri arasında Tokat Belediyesi Şehir Müzesi’nde kadın emeğini görünür kılarak evinde üreten kadınları Tokatlılarla buluşturacak. Tokat’ta kadın emeğini desteklemeye yönelik önemli bir organizasyon hayata geçiriliyor. Tokat Belediyesi öncülüğünde düzenlenen "Yılın Son Pazarı: Üreten Kadınlar Kış Pazarı", 16-21 Aralık 2025 tarihleri arasında Tokat Belediyesi Şehir Müzesi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Üreten Kadınlar Kış Pazarı, 6 gün boyunca 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacak. Organizasyon, Tokat’ta evinde üretim yapan kadınların el emeği ürünlerini sergileyip satışa sunabilecekleri önemli bir ekonomik ve sosyal platform olma özelliği taşıyor. Pazarda el sanatları, yöresel lezzetler, hediyelik eşyalar ve özgün tasarım ürünler Tokatlılarla buluşacak. "Kadın emeğini görünür kılıyoruz" Üreten Kadınlar Kış Pazarı’na ilişkin açıklamalarda bulunan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, üretken belediyecilik anlayışına vurgu yaparak, "Tokat Belediyesi olarak üretken belediyecilik anlayışımızın merkezine insanı, emeği ve yerel kalkınmayı koyuyoruz. Üreten Kadınlar Kış Pazarı ile evinde üreten, emek veren kadınlarımızın alın terini görünür kılıyor, onları doğrudan tüketiciyle buluşturuyoruz" dedi. Başkan Yazıcıoğlu: "Kadın emeği şehirlerin kalkınma gücü" Kadınların ekonomik hayata katılımının şehirlerin gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirten Başkan Yazıcıoğlu, "Kadınlarımızın ekonomik hayata daha güçlü katılımı, şehrimizin sosyal ve ekonomik gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Kadın girişimciliğini destekleyen, yerel üretimi teşvik eden ve sosyal dayanışmayı güçlendiren Üreten Kadınlar Kış Pazarımızın Tokat’ımızın ekonomisine ve şehir kültürüne katkı sağlamasını temenni ediyor, şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Tokat’ta üreten her kadının yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Üreten Kadınlar Kış Pazarı’nın, yılın son günlerinde Tokat’ta hem üretici kadınlara destek olması hem de vatandaşlara yerel ve özgün ürünlere doğrudan ulaşma imkânı sunması hedefleniyor.
Mut Alahan Manastırı yerli ve yabancı turistlerin ilgi noktası oldu
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:12 Mut Alahan Manastırı yerli ve yabancı turistlerin ilgi noktası oldu Mersin’in Mut ilçesinde bulunan ve 5. yüzyıla tarihlenen Alahan Manastırı, tarihi dokusu ve mimarisiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Toros Dağları’nın sarp yamaçlarında yer alan Alahan Manastırı, Mersin genelinde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan tek tarihi eser olma özelliğini taşıyor. Hristiyanlığın önemli hac merkezlerinden biri olarak bilinen manastır, yaklaşık bin 500 yıldır ayakta kalan yapılarıyla ziyaretçilerine adeta tarihi bir yolculuk sunuyor. Milattan sonra 440-442 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen manastır kompleksi; biri kısmen yıkılmış olmak üzere iki kilise, kayalara oyulmuş keşiş odaları, vaftizhane, kaya mezarları, sütunlu yürüyüş yolu, su kaynakları ve hamam yapısından oluşuyor. Mimari özellikleri ve süslemeleri nedeniyle ’Mersin’in Ayasofyası’ olarak da anılan Alahan Manastırı, 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı, 2011 yılında ise restorasyondan geçirildi. Manastırın doğu ve batısında yer alan yapılar, sütunlu bir yürüyüş yolu ile birbirine bağlanırken, kilisenin arka kısmında su kaynağıyla beslenen bir hamam yapısı da bulunuyor. Yapımında kullanılan taşların kesim izleri ve üzerlerindeki figürlerin günümüzde dahi görülebildiği yapı, tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Alahan Manastırı’nın, 17. yüzyılda ünlü seyyah Evliya Çelebi tarafından da ziyaret edildiği biliniyor. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde manastırı ’ustasının elinden yeni çıkmış gibi’ sözleriyle tasvir ediyor. Manastırı gezmeye gelen ziyaretçiler, yapının beklediklerinden çok daha etkileyici olduğunu belirterek, "Burası gerçekten tarih kokuyor. Harabe bir yer sanıyorduk ama aksine çok iyi korunmuş, gezmeye değer muhteşem bir yer. Herkesin gelip görmesini tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Alahan Manastırı’nın tarihçesi MS 4. ve 6. yüzyıllar arasında yoğun olarak kullanıldığı değerlendirilen Alahan Manastırı’nın, Hristiyanlar için önemli bir hac merkezi olduğu düşünülüyor. Toroslar’ın yamaçlarındaki özgün topografik konumda yer alan manastır, erken Hristiyan sanatı ve Bizans mimarlık tarihinde önemli bir yere sahip. Manastırın bulunduğu bölge, antik kaynaklarda savaşçı bir topluluk olarak anlatılan İsaurialılar’ın yurdu olarak biliniyor. Bizans döneminde güçlerini koruyan İsaurialı liderlerden Rusumbladalı Trasikodisa, İstanbul’a gelerek Zenon adını almış ve İmparator I. Leon’un kızıyla evlenmiştir. Zenon’un 474-491 yılları arasındaki imparatorluğu döneminde manastırın inşasının tamamlandığı tahmin ediliyor. Manastırın kurucusu olduğu düşünülen Keşiş Terasis’e ait kayaya oyulmuş lahit üzerinde 13 Şubat 462 tarihi yer alıyor. Bu bilgi, yapının 450’li yıllarda kurulduğunu ortaya koyuyor. Arap akınları sırasında terk edildiği sanılan manastırda, 1961-1962 yıllarında İngiliz arkeolog Michael Gough tarafından arkeolojik kazılar yapıldığı da biliniyor. Tarihi, mimarisi ve doğal çevresiyle dikkat çeken Alahan Manastırı, Mersin’in önemli kültür turizmi durakları arasında yer almayı sürdürüyor.
’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ dolayısıyla Ankara’da panel düzenlendi
14 Aralık 2025 Pazar - 17:05 ’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ dolayısıyla Ankara’da panel düzenlendi ’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ için Ankara’da Ahmet Bican Ercilasun, İskender Öksüz, Yusuf Halaçoğlu ve İlber Ortaylı’nın katılımıyla panel gerçekleştirildi. ’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ dolayısıyla Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele Ahmet Bican Ercilasun, İskender Öksüz ve Yusuf Halaçoğlu katıldı. Etkinliğe fiziki olarak katılamayan İlber Ortaylı ise panele görüntülü bağlantı yoluyla katılım sağladı. Panele ayrıca büyükelçilik temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş katılımlarıyla ilgi gösterdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, gün özelinde hazırlanan videonun seyredilmesi ile başladı. Panelde konuşan İlber Ortaylı, Türkiye Türkçesinin temelinin İstanbul Türkçesi olduğunu belirterek, Türkçenin açık aksanlı, kolay öğrenilen ve Türklerin yabancı dillere yatkınlığını artıran bir dil olduğunu ifade etti. Ortaylı, tarih boyunca Türklerin farklı coğrafyalarda siyasi hakimiyet kurabilmesinde dil yetkinliğinin önemli rol oynadığını dile getirirken, Türkçeyle oynanmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti. Türkçenin farklı coğrafyalarda canlı şekilde yaşatılması gerektiğini vurgulayan Ortaylı, özellikle Kırım Türklerinin dili üzerindeki baskılara işaret etti. Ahmet Bican Ercilasun ise Türk dilinin kesintisiz bir tarihî sürekliliğe sahip olduğunu belirterek, 15 Aralık’ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak kabul edilmesini önemli bir kazanım olarak değerlendirdi. Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu süreçte aktif rol oynadığını kaydeden Ercilasun, Türk diline ve tarihine ait kültürel mirasın yeni kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yaptı. İskender Öksüz de dilin millet olgusunun temelini oluşturduğunu ifade ederek, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, kültürün kendisi olduğunu dile getirdi. Milletin geçmişten geleceğe uzanan bir bütün olduğunu belirten Öksüz, devletin temel görevinin bu kültürü yeni nesillere aktarmak olduğunu kaydetti. Tarihî örneklerle dilin ihmal edilmesinin toplumlar üzerindeki etkilerine dikkati çeken Öksüz, Türk milletinin devlet geleneğinin binlerce yıla dayandığını ifade etti. Panel, Türk dilinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönünde yapılan değerlendirmelerle sona erdi.
Çin Kültür Bakan Yardımcısı Şanlıurfa’yı ziyaret etti
14 Aralık 2025 Pazar - 16:16 Çin Kültür Bakan Yardımcısı Şanlıurfa’yı ziyaret etti Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Rao Quan ve beraberindeki heyet Şanlıurfa’yı ziyaret ederek Göbeklitepe ve Karahantepe’de incelemelerde bulundu. Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı ve Ulusal Kültür Mirası İdaresi (NCHA) Yöneticisi Rao Quan, Büyükşehir Belediyesinin davetlisi olarak Şanlıurfa’ya geldi. Göbeklitepe, Karahantepe ve Balıklıgöl’ü ziyaret eden Rao Quan’a Değişim ve İşbirliği Dairesi Genel Müdürü, Wen Dayan, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Genel Müdür Yardımcısı Zhang Lei, Arkeoloji Dairesi Genel Müdür Yardımcısı, Zhang Ling, Müzeler ve Özel Koleksiyonlar Dairesi Genel Müdür Yardımcısı He Xiaolei, Anıtlar ve Sitler Dairesi (Dünya Kültürel Mirası Dairesi) Dünya Miras Alanları Şube Müdürü Hang Xiaofan, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Tong Wei, Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Başkan Yardımcısı Gan Caichao ve Ulusal Kültürel Miras İdaresi Arkeolojik Araştırma Merkezi, Arkeoloji Teorisi ve Teknolojisi Dairesi Yardımcı Araştırma Görevlisi Li Xiaozhe eşlik etti. Uçakla GAP Havaalanı’na gelen heyet ilk olarak Karahantepe’yi ziyaret etti. Ziyaretin ardından şehir merkezine gelen bakan yardımcısı ve beraberindeki heyet, Cumhuriyet Sosyal Tesisleri’ndeki gastronomi merkezine giderek Şanlıurfa’nın yöresel yemeklerinin tadına baktı. Burada Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar ile görüşen heyet daha sonra Göbeklitepe’ye geçti. Göbeklitepe ziyaretinde yapı hakkında bilgi alan heyet son olarak Balıklıgöl ve Hazreti İbrahim’in doğduğuna inanılan mağarayı ziyaret etti. Ziyaretle ilgili açıklama yapan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, "Bizim için çok önemli bir heyet. Çin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı dün akşam Türkiye’ye geldiler. Bu sabah da İstanbul’dan uçakla buraya hareket ettiler. Bu bütün günü Şanlıurfa’ya ayırdılar, yarın da Ankara’da resmi temasları olacak. Tabii özellikle Şanlıurfa’yı ziyaret etmek istemişler çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi hakikaten Şanlıurfa’nın ismi son zamanlarda özellikle bu alanda çok ciddi manada duyulmaya başlandı. Daha önce de belirttiğimiz gibi burada yapılan son keşifler aslında Şanlıurfa’nın çok büyük bir zenginliği, tabii biz de bunu daha ne kadar ileriye götürebiliriz, daha ne kadar istifade edebiliriz diye çeşitli yerlerde temaslarda bulunuyoruz. İnşallah bu temaslarımızın meyvesini de almaya başlıyoruz diye düşünüyorum. Turizm bakan yardımcısının ifade ettiği gibi inşallah önümüzdeki dönemde daha fazla iş birliğine hazır olduklarını ve bizim de bundan memnuniyet duyacağımızı biz de onlara ifade ettik çünkü Çin özellikle arkeoloji alanında dünyanın sayılı ülkelerinden belki de birinci sırada gelen, dünyanın 70 ayrı yerinde şu anda kazılara sponsor olan bir ülke ve bunu da hakikaten Dünya kültürel mirası açısından gönüllü olarak yapan bir ülke. Onların desteği, onlarla beraber çalışmak bizi de ziyadesiyle memnun edecek. Bakanlığımızın da bu konuda hemfikir olduğunu düşünüyorum çünkü onlar da bu işe çok önem veriyorlar. Son zamanlarda hükümetin Urfa’ya ve bu projeye, Taş Tepeler projesine ne kadar önem verdiğini hep birlikte gördük. Bizler de bu iş birliklerini arttırarak sürdürerek Urfa’nın daha fazla istifade etmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Şu ana kadar güzel ve verimli bir seyahat oldu. İnşallah öğleden sonra da devam edecekler. Akşam da Ankara’ya dönecekler. Günübirlik bir seyahat ama bizim için, Urfa için, Türkiye için önemli bir seyahat, önemli bir ziyaret. Bu iş birliğini de hayata geçirdiğimizde çok daha memnuniyet verici olacak. Bu konuda da ümitliyiz. Görüşmelerimizi yaptık. Onlara her konuda destek olacağımızı, her konuda yardımcı olacağımızı da taahhüt ettik. İmkanlarımız dahilinde Büyükşehir Belediyesi olarak tıpkı Japon hükümetine yaptığımız gibi inşallah Çin hükümeti ile de bu iş birliğimizi resmiyete döküp bundan sonra farklı boyuta taşıyacağız" diye konuştu.
Halk Ozanı Ali Kızıltuğ, Keçiören’de türkülerle anıldı
14 Aralık 2025 Pazar - 15:37 Halk Ozanı Ali Kızıltuğ, Keçiören’de türkülerle anıldı Keçiören Belediyesi, Halk Ozanı Ali Kızıltuğ’u vefatının 8. yıl dönümünde Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’nde düzenlenen programda andı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programın açılışında, Sivaslı Halk Ozanı Ali Kızıltuğ’un hayatını ve sanat yolculuğunu anlatan belgesel izleyicilerle buluştu. İlginin yoğun olduğu programa; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan, CHP Parti Meclis Üyesi Ozan Bingöl, CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları, muhtarlar, birim müdürleri, Ankara Sivaslı Dernekler Federasyon Başkanı Maksut Yücegöğ, Ankara Divriği Kültür Derneği Başkanı Hurşit Aydoğan, Divriği Kültür Vakfı Başkanı Salim Gürsoy adına mesajıyla Ali Cemal Metin, Mursal Köy Derneği Başkanı Hasan Dehmen, Ali Kızıltuğ’un eşi Fatma Kızıltuğ, kızları Gülşen ve Sakine Kızıltuğ, oğulları Serhat ve Mustafa Kızıltuğ, çok sayıda dernek ve federasyon temsilcisi ve vatandaşlar katıldı. "Biz Ali Kızıltuğları, Aşık Veyselleri, Yunus Emreleri ve daha nicelerini yaşatacağız" Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, yaptığı konuşmada, "Kızıltuğ önemli bir halk ozanıdır ve bizim kültürümüzün özüdür. Ali Kızıltuğ, yüce Türk milletinin kültür kodlarının aktarımıdır. Onun için biz Ali Kızıltuğları, Aşık Veyselleri, Yunus Emreleri ve daha nicelerini yaşatacağız, başımızın üzerinde tutacağız. Ama her şeyden öte birliğimizi, beraberliğimizi, saygımızı, güzel ahlakımızı yitirmeyeceğiz. Bu eşsiz vatan coğrafyasına sonuna kadar sahip çıkacağız. Şanlı Türk bayrağını başımızın üstünde tutacağız. Hemşehrim, köylüm Ali Kızıltuğ’u bir kez daha rahmet, minnet ve özlemle anıyorum" dedi. "İyi ki varsınız, bizler sizlerle varız" Ali Kızıltuğ’un eşi Fatma Kızıltuğ, duygularını şu sözlerle ifade etti: "Başkanım size, eşinize, bu gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese ve gelen tüm dostlara teşekkür ederim. İyi ki varsınız, bizler sizlerle varız. Ali, iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir halk ozanıydı. 61 yıl yaşadım Ali’yle bir gün incinmedim. Nurlarda yatsın, toprak incitmesin. Allah herkese böyle bir eş nasip etsin." Ali Kızıltuğ, minnet duygularıyla yâd edildi Protokol konuşmalarının ardından eserleri bugüne kadar pek çok ünlü isim tarafından seslendirilen Ali Kızıltuğ’un türkülerini, sahne alan sanatçılar büyük bir ustalıkla icra ederken, salondaki katılımcılar da türkülere hep bir ağızdan eşlik etti. Duygu dolu anların yaşandığı programda, Ali Kızıltuğ’un halk müziğine bıraktığı derin izler bir kez daha hatırlatıldı. Keçiören Belediyesi tarafından düzenlenen bu anlamlı etkinlik, sanatçının eserlerinin ve kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir buluşma oldu. Türk halk müziğine unutulmaz eserler kazandıran Ali Kızıltuğ, minnet duygularıyla yâd edildi. Ali Kızıltuğ’u anma töreninde aile üyelerine hediye takdiminde bulunan Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve eşi Filiz Özarslan, katılımcılar tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Hediye takdimi sonrasında protokol üyeleri Kızıltuğ ailesiyle hatıra fotoğrafı da çektirdi.