KÜLTÜR SANAT
Mustafa Rakım Efendi vefatının 200. yılında özel sergiyle anılıyor 25 Mart 2026 Çarşamba - 22:00:14 Osmanlı hat sanatının önde gelen isimlerinden Hattat Mustafa Rakım Efendi, vefatının 200. yılında düzenlenen "Mustafa Rakım Efendi Yazı Kalıpları Sergisi" ile anılıyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Coşkun Yılmaz, "Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi" dedi. 19. yüzyılın en önemli hattatlarından biri olarak kabul edilen Mustafa Râkım Efendi’nin vefatının 200. yılında, anısına Süleymaniye Külliyesi’ndeki TÜYEK Sergi Salonu’nda sergi açıldı. Sergide Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan ve Mustafa Râkım Efendi’nin bizzat hazırladığı iğneli yazı kalıpları ilk kez bir araya getirildi. Söz konusu kalıplar, sanatçının cami, türbe ve çeşitli mimari yapılar için taşa uygulanmak üzere hazırladığı eserlerden oluşuyor. Yazı kalıplarının yalnızca estetik birer unsur olmadığına dikkat çekilen sergide, bu eserlerin hat sanatının mimariyle olan ilişkisini ve yazının taş üzerindeki nihai halini belgeleyen önemli vesikalar olduğu vurgulanıyor. Sergide ayrıca kalıpların günümüzdeki kitabelerle birlikte fotoğrafları da yer alarak, hazırlık aşamasından uygulamaya kadar geçen zaman ziyaretçilere sunuluyor. Sergide Nakşidil Valide Sultan Türbesi’ndeki çeşme kitabesi, Nusretiye Camii için hazırlanan yazılar ve İsmail Zühdi Efendi’nin mezar kitabesine ait kalıplar da yer alıyor. Bunun yanı sıra, farklı yapılarda kullanılan tuğra kalıpları ile henüz taş üzerindeki nihai hali tespit edilemeyen bazı kitabeler de sergide sergileniyor. Sergide sürpriz eserler de bulunuyor. Hezarfen Necmeddin Okyay’ın Mustafa Râkım Efendi için kaleme aldığı mersiye, hattat Macit Ayral tarafından yazılırken, tezhibi ise Süheyl Ünver tarafından yapıldı. Söz konusu eserin fotoğrafları da sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Râkım Efendi’nin sanat anlayışını, hat sanatındaki ustalığını ve Osmanlı hat geleneğindeki yerini gözler önüne seren sergi, aynı zamanda yazı ile mimari arasındaki ilişkiyi yakından incelemek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. "Mustafa Rakım Efendi’nin tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, "Mustafa Rakım Efendi, özellikle celî sülüste bizim hat tarihimizin en zirve isimlerinden birisi. Kendisi adeta bir mektep, bir ekol olmuş bir isim. Sultan 3. Selim döneminde, Sultan 2. Mahmud döneminde çalışmaları olan ve Sultan 2. Mahmud’un hat hocalığını yapan bir isim. Bu sene onun vefatının 200. senesi. Mustafa Rakım Efendi gibi büyük bir hattatın anılmaması büyük bir eksiklik, büyük bir haksızlık olurdu. Biz de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak onunla ilgili çok özel bir çalışma veya özel çalışmalar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Yazı tarihimiz açısından çok önemli bir zirve. Ve araştırmalarımız neticesinde, değerlendirmelerimiz neticesinde onun ’Hilye-i Saadet’i var, çok muhteşem bir hilye. Onun tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor. Ama bugün 25 Mart, tam vefatının 200. yılı olduğu için (1826’da vefat ediyor), bu Rakım Efendi’nin hatlarının ’Yazı Kalıpları Sergisi’ni açtık. Bu yazı kalıpları son derece önemli. Aslında mimariye nakşedilen o gördüğümüz hatların önce bir yazılması, sonra da iğne ucuyla milimetrik bir şekilde bütün yazının üç dört tane kağıtla beraber bir ıhlamur kalıba çıkarılması, sonra da onun bir taş ustası tarafından aynı ustalıkla nakşedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu son derece orijinal bir sergi" dedi. Mustafa Rakım Efendi’den daha önceki dönemlerden bugüne ulaşan herhangi bir yazı kalıbı olmadığını belirten Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, belgeler ışığında bu sergide yer alan yazı kalıpları aynı zamanda elimizdeki ilk veya en eski tarihli yazı kalıpları. Hat tarihimiz açısından son derece önemli. Rakım Efendi’nin o hat tarihimizdeki büyüklüğü, dehası, diğer taraftan buradaki kalıpların belgesel değeri son derece önemli, son derece manidar. Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi. Biz bir ay boyunca sergimizi açık tutacağız, bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu. "Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" Sergide en çok dikkatini çeken eserleri anlatan Yılmaz, "En çok dikkatimi çeken eser; Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin kapısına yazılan ’Çapraz Müsennâ’, bunlardan birisi. Yine Nusretiye Camii’nin yazı kalıbının orijinali bunlardan birisi. Doğrusu seçim yapmakta çok zorlandığımı, ’hani bu değil de şu olsa’ diyebileceğim bir tablo olmadığının da altını çizmem gerekiyor. Çünkü Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" dedi. "Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" Hattat Mehmet Özçay ise, "Bu sergi hat sanatımızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Mustafa Rakım Efendi’nin celî yazı kalıplarından oluşan sergi. Celî yazı; bilhassa mimaride kullanılan büyük hacimli yazılara, yazı kalemi ile yazılan yazılara celî yazı diyoruz. Bu sergilenen yazı kalıpları da Mustafa Rakım Efendi’nin meşhur İstanbul camilerinde; Fatih Camii olsun, Nusretiye Camii olsun, Tophane’deki camilerde olsun kullanılan, işlenen yazıların orijinal yazı kalıpları. Bunlar bizim için son derece önemli. Bu mimaride bulunan celî yazılarda Rakım öncesindeki kalıplara maalesef biz rastlamayız. Onlar ne hikmetse muhafaza edilmemiş, kaybolmuş. Hiç bugüne kadar rastlamadım. Ama bunda Rakım müstesna. Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" dedi. Özçay, "Mustafa Rakım Efendi’nin bizim hat sanatı tarihimizdeki yeri için ’Celî sülüs ve tuğra hattında Rakım öncesi ve Rakım sonrası’ diye bir tasnif yapabiliriz. Yani o kadar önemli bir kilometre taşıdır. Celî sülüs yazısında, hattında inkılap yapmış Rakım. Bu celî yazıda ve tuğra sultanların tuğralarında form ve tavır olarak büyük bir inkılap yapmış ve kendinden sonra gelen bütün üstatlar Rakım yolunda eser vermeye başlamışlar. O bakımdan çok çok önemlidir bizim için. Hakikaten bizden sonraki nesillere bu üstadımızı tanıtmamız, aktarmamız için ilgili herkesi bu sergiye davet ediyorum. Gelsinler bu kıymetimizi, bu değerimizi tanısınlar görsünler" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:48 Vezirköprü’de Çanakkale Zaferi ve şehitleri anıldı Samsun’un Vezirköprü ilçesinde 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü etkinlikleri kapsamında anma programı düzenlendi. Köprülü Mehmet Paşa Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan program, Vezirköprü Belediyesi Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Program öncesinde öğrenciler tarafından hazırlanan resim sergisi gezildi. Saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Günün anlam ve önemine ilişkin yapılan konuşmada Köprülü Mehmet Paşa Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Yücel Zahireci, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki yeri ve önemini vurguladı. Programda konuşan ilçe kaymakamı Özgür Kaya ise, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, şehitlerin emanetine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Anma etkinlikleri kapsamında öğrenciler tarafından hazırlanan oratoryo gösterisi, şiir dinletileri ile koro ve solo müzik performansları izleyicilerden beğeni topladı. Programda ayrıca ilçe genelinde düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Anma programına ilçe protokolü, kurum amirleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:44 Dünya Tiyatro Günü’nde İsmail Dümbüllü geleneği Ataşehir’de yaşatılacak 27 Mart Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla Ataşehir’de düzenlenecek özel gecede, tiyatro sanatının geçmişine saygı duruşunda bulunularak İsmail Dümbüllü geleneği bir kez daha yaşatılacak ve Tiyatro Günü Bildirisi okunup "Pembe Pırlantalar" isimli oyun sahnelenecek. Ataşehir Belediyesi tarafından 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde özel bir program gerçekleştirilecek. Tiyatro sanatının ustaları ile genç kuşak temsilcilerinin bir araya geleceği gecede Türk Tiyatrosu’nun köklü bir geleneği yaşatılmaya devam edecek. Türk Tiyatrosu’nun köklü mirasının en önemli simgelerinden biri olan İsmail Dümbüllü adına verilen ödül, bu yıl Ataşehir’de gerçekleştirilecek özel gecede usta oyuncu Binnur Kaya’ya takdim edilecek. İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenecek gecede verilecek ödül, tiyatro sanatına uzun yıllar emek vermiş usta isim Müjdat Gezen tarafından sunulacak. Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) tarafından verilen ve MSM Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencilerinin oylarıyla belirlenen İsmail Dümbüllü Ödülü, Türkiye’de genç tiyatrocuların seçimiyle verilmesi bakımından özgün bir nitelik taşıyor. Ustadan çırağa aktarılan tiyatro geleneğinin simgelerinden biri olan bu ödül, sanat kamuoyunun en saygın ödülleri arasında yer alıyor. Bugüne kadar; Münir Özkul, Gazanfer Özcan, Altan Erbulak, Nejat Uygur, Suna Pekuysal, Savaş Dinçel, Ali Sürmeli, Bülent Kayabaş, Altan Erkekli, Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Demet Akbağ, Metin Serezli, Genco Erkal, Rasim Öztekin, Yılmaz Erdoğan, Zihni Göktay, Hümeyra, Erol Günaydın, Vahide Gördüm, Cem Yılmaz, Fırat Tanış, Serkan Keskin, Zafer Algöz, Erkan Can, Ali Poyrazoğlu, Melek Baykal, Ayşen Gruda, Metin Akpınar, Meral Çetinkaya ve Nevra Serezli gibi Türk Tiyatrosu’na damga vurmuş pek çok değerli ismin aldığı bu ödül, bu yıl usta oyuncu Binnur Kaya’ya verilecek. Gecede ayrıca, oyuncu Çiçek Dilligil tarafından tiyatronun birleştirici gücünü ve toplumsal önemini vurgulayan Dünya Tiyatro Günü Bildirisi okunacak. Saat 20.00’de başlayacak ödül töreninin ardından sahne, sevilen tiyatro oyunu "Pembe Pırlantalar"a bırakılacak. Renkli anlatımı ve güçlü oyunculuklarıyla dikkat çeken oyun, izleyicilere keyifli ve unutulmaz bir tiyatro akşamı sunacak. Ücretsiz olan etkinliğin biletleri internet adresi üzerinden temin edilebilir. Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde "Dünya Tiyatro Günü" kapsamında düzenlenecek program akışı ise şu şekilde: 27 Mart 2026 Cuma günü saat 20.00’de İsmail Dümbüllü Ödül Töreni’nde Müjdan Gezen tarafından Binnur Kaya’ya ödül takdimi, Çiçek Dilligil tarafından okunacak olan Dünya Tiyatro Günü Bildirisi ve saat 20.30’da sahnelenecek "Pembe Pırlantalar" Tiyatro Oyunu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:53 Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır" dedi. Bakan Ersoy, Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Anma Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Ersoy, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yılında anmak, anlamak ve yeniden yorumlamak üzere bir araya geldiklerini kaydederek, "Bu anlamlı buluşma, yalnızca bir anma programı değil; aynı zamanda küresel çapta önemli gelişmeler yaşanırken Türk devletlerinin birlik ve dayanışma ruhunu eyleme dönüştüren en güçlü irade beyanıdır" diye konuştu. "Bu yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır" Türk devletlerini ortak bir çatı altında buluşturan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) yalnızca fikir birliğinin değil, bu fikirlerin somut adımlara dönüşmesinin de öncüsü ve itici gücü olduğuna değinen Ersoy, şöyle konuştu: "Bu çerçevede 16 Kasım 2024 tarihinde Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilen TÜRKSOY Daimi Konsey 41. Dönem Toplantısı’nda bakanlığımızın teklifi ile 2026 yılının ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi oy birliğiyle kabul edilmişti. 2025 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazakistan’ın Aktau şehrinde yapılan toplantılarda ise bu somut kararlar bir takvime bağlanmıştı. İçinde bulunduğumuz yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır. Bu karar, Türk dünyasının ortak aklının, ortak hafızasının ve ortak geleceğe dair iradesinin somut bir göstergesidir. Hem Aşkabat hem de Aktau’da yapılan planlamalar, Gökalp’in fikirlerinin yalnızca geçmişe ait olmadığını; bugün de yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim 2024 yılı boyunca, vefatının 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bilimsel toplantılar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri, Gökalp’in düşünce dünyasının ne denli canlı ve güncel olduğunu bir kez daha göstermiştir." "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Ziya Gökalp’in Türk birliği idealini yalnızca siyasi bir hedef olarak değil; kültürel ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gereken köklü bir medeniyet tasavvuru olarak ele alan öncü bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Ersoy, "Onun kültür ve medeniyet ayrımı, bugün Türk devletlerinin kendi öz kimliğini koruyarak modern dünyada güçlü bir şekilde var olma arayışına yön veren temel bir rehber niteliğindedir. TÜRKSOY ise bu vizyonun kurumsal hayattaki en somut yansımasıdır. Kültürel bütünleşme hedefi; Gökalp’in bir asır önce işaret ettiği istikametin bugün hayata geçirilmiş halidir. İsmail Gaspıralı’nın ’dilde, fikirde, işte birlik’ ülküsüyle şekillenen bu anlayış, Gökalp’in ortaya koyduğu sosyolojik temeller üzerinde yükselerek Türk dünyasının ortak geleceğine yön vermektedir. Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır. Kendi kültürüne dayanarak evrenselleşmek. İşte bu yaklaşım, bugün TÜRKSOY’un temsil ettiği kültürel bütünleşme vizyonunun da temelini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ziya Gökalp’in fikirleri, gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır" Bakan Ersoy, bugün başlatılan bu etkinlikler silsilesinin; Türkiye’den Türkistan coğrafyasına Balkanlar’dan Batı dünyasına uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerimizde düzenlenecek bilgi şölenleri, sanat kurumlarımızın katkılarıyla hayat bulacak eserler, uluslararası paneller ve sergiler; Gökalp’in fikirlerini yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyacaktır. Selanik’ten Malta’ya, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu çok katmanlı program, aynı zamanda bir kültürel diplomasi hamlesidir. Bu anma yılının en önemli hedeflerinden biri de genç kuşaklardır. Ziya Gökalp’in fikirleri, sadece akademik metinlerde kalmamalı; gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır. Onun ortaya koyduğu düşünce sistemi, dijital çağın dünyasında gençlerimiz için sağlam bir pusula olabilir." Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Derya Örs, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve davetliler katıldı. Program, Türk Ocakları Genel Başkanı Öz tarafından Bakan Ersoy’a plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
"Yıldızların Altında" Türk sanat müziği konseri
11 Aralık 2025 Perşembe - 17:05 "Yıldızların Altında" Türk sanat müziği konseri Samsun Çarşambalılar Yardımlaşma ve Haberleşme Derneği Türk Sanat Müziği Korosu, yeni sezonun ilk konserini "Yıldızların Altında" temasıyla gerçekleştirdi. Şef Serkan Zevkibol’un hazırlayıp yönettiği koro, Türk sanat müziği tutkunlarını bir araya getirerek izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde gerçekleşen konser öncesi açılış konuşmasını yapan Çarşambalılar Derneği Başkanı Hüseyin Avni Özdemir, yoğun katılım için teşekkür ederek başladığı konuşmasında, "1984 yılında kurulan derneğimizin 41. yılını yaşıyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana kültürel, sosyal ve sanatsal faaliyetlerin içinde olduk ve desteklemeye de devam edeceğiz. Dernek binamızın en büyük salonunda kültür-sanat ve sosyal etkinlikler için konforlu bir çalışma ortamı oluşturduk; masa ve sandalyeleri yeniledik, profesyonel bir ses sistemi kurduk. Kıymetli müzikseverler, müzik dünyadaki ortak dil, atan tek kalptir. İnsanlık tarihi kadar eski olan müzik, etkileşim ve birleşim sanatıdır. Her birey müziği kendi diliyle söyler, paylaşır ve yaşar. Türk Sanat Müziği, güçlü ve kalıcı bir soyut kültür mirasımızdır. Bizler de yönetim kurulu olarak bu değerlere sahip çıkmaya devam edeceğiz" dedi. İki bölümden oluşan ve sunuculuğunu Mehmet Çömez’in üstlendiği konsere sanatseverler büyük ilgi gösterdi. Yaklaşık 2,5 saat süren etkinlikte koronun performansı, izleyicilerden büyük alkış aldı. Başkan Özdemir, konserin hazırlık sürecinde emeği geçen başta Şef Serkan Zevkibol olmak üzere, tüm korist, solist ve müzisyenlere teşekkür etti. Koro Şefi Serkan Zevkibol, konser öncesi yaptığı açıklamada, "Yoğun bir hazırlık sürecinin ardından seyirci karşısına çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Titiz bir çalışmayla özel bir repertuvar hazırladık. Tüm arkadaşlarımızla birlikte sahnede bu heyecanı yaşarken, izleyicilerimizin de aynı duyguyu hissedeceğine inanıyoruz. Türk müziğinin en güzel eserlerini birlikte icra edeceğiz. Bu konser, şehrin kültür ve sanat hayatına katkı sunacak" ifadelerini kullandı. Konserin kapanışında söz alan Dernek Başkanı Hüseyin Avni Özdemir, Divan Şairi Baki’nin "Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş" dizelerini hatırlatarak, "Çarşambalılar Derneği Türk Sanat Müziği Korosu’nun bu kubbede daha nice hoş sadâlar bırakmasını temenni ediyorum. Yeni etkinliklerimizde buluşmak dileğiyle saygılar sunuyorum" ifadelerini kullandı. Konseri; TÜİK Bölge Müdürü Halil Emecen, CHP İl Başkanı Mehmet Özdağ, Dernek Genel Sekreteri Özlem Toraman Dağdelen, Sayman Ömer Bir ve Yönetim Kurulu Üyeleri Sezai Sezgin, Sercan Yaşar, Büşra Çakır’ın yanı sıra çok sayıda davetli izledi.
Malatya’da milli teknoloji sergisi
11 Aralık 2025 Perşembe - 15:46 Malatya’da milli teknoloji sergisi Malatya’da Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası etkinlikleri kapsamında İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve DHMİ iş birliğinde düzenlenen "Milli Teknoloji Sergisi" törenle açıldı. Malatya Valiliği koordinesinde Maarif Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen ve bu yıl 3’üncüsü düzenlenen sergi, iki gün boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak. Yaklaşık 5 bin öğrencinin sergiyi ziyaret etmesi bekleniyor. Teknoloji ve üretim konulu sergi, 11-12 Aralık 2025 tarihlerinde açık olacak. Açılış programına Malatya Valisi Seddar Yavuz, 2. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Aydın Kılıç, İl Jandarma Komutan Vekili Kıdemli Albay Burhan Gökçen, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Bakır, DHMİ Müdürü Serdar Akyüz, kurum temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Açılışta konuşan Vali Seddar Yavuz, Türkiye’nin teknoloji alanındaki ilerlemelerine vurgu yaptı. Yavuz, "Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ortaya koyduğumuz özgün ve yenilikçi ürünlerin somut örneklerini bu sergide görmekten büyük memnuniyet duyuyorum." dedi Çocukların bilim ve teknolojiyle buluşmasının önemine dikkat çeken Vali Yavuz, "Dünya hızla dijitalleşirken bu alana yapılacak her yatırım bağımsızlığımıza yapılan yatırımdır. Havalimanı Müdürümüz ve eşinin hazırladığı maketlerle birlikte öğrencilerimizin projeleri de sergide yer almaktadır" diye konuştu. Konuşmaların ardından protokol üyeleri sergiyi gezerek öğrencilerin hazırladığı projeleri inceledi. Sergide robotik uygulamalardan yapay zeka projelerine, tarım teknolojilerinden çevre dostu enerji çözümlerine kadar çok sayıda yenilikçi çalışma yer aldı.
Şırnak’ta ’Nuh’un Ambarı Gastronomi Merkezi’ Projesinin sözleşmesi imzalandı
11 Aralık 2025 Perşembe - 15:09 Şırnak’ta ’Nuh’un Ambarı Gastronomi Merkezi’ Projesinin sözleşmesi imzalandı Şırnak’ın kültürel mirasını öne çıkaracak, yöresel lezzetleri markalaştıracak ve turizm potansiyelini artıracak Nuh’un Ambarı Gastronomi Merkezi için 21,7 milyon liralık proje resmen başlatıldı. Şırnak Valiliği öncülüğünde, Şırnak Belediyesi yürütücülüğünde ve Dicle Kalkınma Ajansının (DİKA) desteğiyle hayata geçirilen Nuh’un Ambarı Gastronomi Merkezi Projesi için sözleşme imzalandı. Toplam 21 milyon 780 bin lira bütçeye sahip projede Şırnak Üniversitesi de ortak olarak yer alıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sağladığı destekten dolayı teşekkürlerini ileten yetkililer, projenin şehrin tanıtımına, kültürel mirasına ve ekonomik hareketliliğine önemli katkı sunacağını vurguladı. Millet Bahçesi içerisinde kaliteli hizmet sunmak amacıyla yürütülen belediye çalışmalarının, kentte sosyal yaşamı güçlendirdiği ifade edilirken, Şırnak’a değer katan hizmetleri nedeniyle Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ve ekibine teşekkür edildi. Nuh’un Ambarı Gastronomi Merkezi, coğrafi işaretli lezzetlerin markalaştırılması, kaybolmaya yüz tutmuş yöresel ürünlerin yeniden canlandırılması ve ziyaretçilere kapsamlı bir deneyim alanı sunulmasını amaçlıyor. Yetkililer, projenin Şırnak’ın kültürel ve ekonomik potansiyelini daha da yükselteceğini belirtti.
Nilüfer Belediyesi, Karagöz ustası Şinasi Çelikkol’u ağırladı
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:13 Nilüfer Belediyesi, Karagöz ustası Şinasi Çelikkol’u ağırladı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Bursa’nın Değerleri" söyleşisine konuk olan Karagöz ustası Şinasi Çelikkol, yolunun bu sanatla nasıl kesiştiğini anlattı. Karagöz sanatını Bursa’da yeniden canlandırma ve yaşatma mücadelesini aktaran Çelikkol, uluslararası alanda da tanınması için gösterilen gayreti katılımcılarla paylaştı. Nilüfer Belediyesi "Bursa’nın Değerleri" söyleşisinde Karagöz ustası, tasvir yapımcısı ve Karagöz Müzesi kurucusu Şinasi Çelikkol’u ağırladı. Akkılıç Kütüphanesi’nde Mehmet Ali Dönmez’in moderatörlüğünde düzenlenen söyleşide Şinasi Çelikkol, Karagöz sanatının ulusal ve uluslararası arenada tanınması için verdiği mücadeleyi anlattı. Karagöz sanatıyla ilk kez ilkokul yıllarında tanıştığını söyleyen Şinasi Çelikkol, Hocailyas İlkokulu’nda okurken, 10 kuruş karşılığında Karagöz sanatçılarını izlediğini anlattı. Daha sonra, özellikle Ramazan ve sahur vakitlerinde, o dönemin önemli sanatçısı Hayali Küçük Ali’yi radyodan dinlediğini ifade eden Çelikkol, küçük yaşta uyanıp onu takip ettiklerini kaydetti. 1960’lı yıllarda, babasının Kapalı Çarşı yangınından sonra turizm işi yapmaya başlamasıyla Koza Han’a taşındıklarını belirterek, Karagöz sanatıyla tanıştığını söyledi. 1965’lerde yabancıların Karagöz’ün nerede oynadığını sormaya başladığını ifade eden Çelikkol, o dönemde bu sanatın canlanması gerektiği fikrinin ortaya çıktığını söyledi. Karagöz’ün özellikle yabancılardan talep gördüğünü ifade eden Çelikkol, "Bursa’da Karagöz sanatı 1962’den sonra büyük bir boşluğa girmişti. Sadece sünnet düğünlerinde oynatılıyordu. 1983 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği bir festivalle Karagöz sanatçıları Bursa’ya gelmeye başladı. Bu festival sayesinde Tuncay Tanboğa, Metin Özlen, Tacettin Diker ve Orhan Kurt gibi önemli ustalarla yolum kesişti" diye konuştu. Festival atağını 1992 yılında başlattıklarını aktaran Çelikkol, Tuncay Tanboğa’nın önerisiyle Temmuz ayından Eylül’e kadar Kent Otel’de Salı ve Cuma günleri Karagöz oynattıklarını kaydetti. Çelikkol, bu gösterilere İspanyollar da dahil farklı ülkelerdeki yabancıların ilgi gösterdiğini anlattı. Bu başarıyı takiben 1. Ulusal Karagöz Festivali’ni düzenlendiğini söyleyen Çelikkol, sonraki festivalde beş yabancı grubun katılması ile Karagöz’ün uluslararası alanda hızla duyulmaya başladığını belirtti. Sonraki yıllarda Karagöz’ün geleceğini güvence altına almak için önemli adımlar atıldığını anlatan Çelikkol, Karagöz oyun yazma ve afiş yarışmaları düzenlendiğini hatırlattı. 20 kişilik bir heyetle Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunları Birliği’nin (UNIMA) Bursa Şubesi’ni kurduklarını dile getiren Çelikkol, uluslararası arenada da aktif rol alarak, ustalarıyla birlikte Belarus ve Almanya’da gösteriler ve sergiler düzenlediklerini anlattı. En önemli çalışmalarından birisinin Karagöz Müzesi’nin kuruluşu olduğunu söyleyen Çelikkol, "Eskiden elektrik trafosu olan bir binanın dönüştürülmesiyle müze kurduk. Müzede, Karagöz tasvirlerinin yanı sıra Bursa civarındaki Türkmen Yörük kıyafetleri ve Rumeli Türklerinin kıyafetleri de sergilendi" diye konuştu. "Türkiye genelinde iki derici kaldı" Karagöz sanatını yaşatma mücadelesinde bürokratik engellerle karşılaşmanın yanı sıra yetersiz destek aldıklarını ifade eden Çelikkol, "Şu anda sanatı icra ederken karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, figür yapımında kullanılan deri sıkıntısı. Türkiye genelinde yalnızca iki derici kaldı. Birisi Bursa’da, diğeri ise Tokat’ta. Ayrıca Karagöz yapımında kullanılan deri bile ithal ediliyor. Bu durum sanatı da tehlikeye atıyor" dedi. "Yerel yönetimlerin desteklerinden memnunuz" Günümüzde yerel yönetimlerin sanata verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Çelikkol, Karagöz sanatının canlanması için yapılan bu çalışmaların kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekledi.
Yıldırım’da Aşık Reyhani’ye vefa
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:11 Yıldırım’da Aşık Reyhani’ye vefa Yıldırım Belediyesi, aşıklık geleneğinin önemli isimlerinden büyük ozan Aşık Reyhani’yi 19. vefat yıldönümünde Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen programla andı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programa; Aşık Abdullah Gizlice, Aşık Ahmet Poyrazoğlu, Aşık Baki Çetin, Aşık Halil Daylak, Aşık Mustafa Aydın, Aşık Ozan Reyhani, Aşık Taha Turabioğlu, Aşık Taner Öztürkoğlu, Aşık Temel Turabi, Aşık Yağız Ozan, Aşık Yanık Ayhan türküleri ve atışmalarıyla renk kattı. Yüzyılları aşan hafıza Programda yaptığı konuşmada, aşıklık geleneğinin Türk milletinin yüzyılları aşan hafızası olduğunu vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Aşıklık, Türk kültür varlığının en köklü damarlarından biridir. Sazın tellerinde yankılanan her ses, aslında yüzlerce yılın tecrübesinden süzülmüş bir irfanın nefesidir. Aşığın sözü, sadece bir türkü değil; halkın vicdanı, toplumsal hafızanın kaydı, bir milletin yürüyüşüdür. Bu sebepledir ki UNESCO, âşıklık geleneğini Türkiye’nin somut olmayan kültürel mirası olarak tescillemiştir" ifadelerini kullandı. "Çağın ötesinde bir usta" Aşıklık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden birinin de Aşık Reyhani olduğunu belirten Başkan Yılmaz, "Seyfullah Yıldız, yani gönüllerimize Reyhanî olarak kazınan bu büyük ozan, şairliğini yalnızca bir meslek değil, bir hakikat arayışı, bir insanlık davası olarak görmüştür. Onun şiirlerinde hem Anadolu’nun sıcaklığı hem de insanlığın ortak vicdanı vardır. Reyhani’nin sade fakat derin dili, çağının ötesine geçmiş ustalığı, aşıklığa kazandırdığı yeni soluk bugün hala yankılanmaya devam ediyor. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak, sözün büyüsünü, sazın hikmetini ve halk ozanlarımızın gönül dilini bugün burada yeniden hatırlatmak; Reyhani’nin kalıcı mirasına vefamızı göstermek için bu organizasyonu düzenledik" diye konuştu.