KÜLTÜR SANAT
Mustafa Rakım Efendi vefatının 200. yılında özel sergiyle anılıyor 25 Mart 2026 Çarşamba - 22:00:14 Osmanlı hat sanatının önde gelen isimlerinden Hattat Mustafa Rakım Efendi, vefatının 200. yılında düzenlenen "Mustafa Rakım Efendi Yazı Kalıpları Sergisi" ile anılıyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Coşkun Yılmaz, "Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi" dedi. 19. yüzyılın en önemli hattatlarından biri olarak kabul edilen Mustafa Râkım Efendi’nin vefatının 200. yılında, anısına Süleymaniye Külliyesi’ndeki TÜYEK Sergi Salonu’nda sergi açıldı. Sergide Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan ve Mustafa Râkım Efendi’nin bizzat hazırladığı iğneli yazı kalıpları ilk kez bir araya getirildi. Söz konusu kalıplar, sanatçının cami, türbe ve çeşitli mimari yapılar için taşa uygulanmak üzere hazırladığı eserlerden oluşuyor. Yazı kalıplarının yalnızca estetik birer unsur olmadığına dikkat çekilen sergide, bu eserlerin hat sanatının mimariyle olan ilişkisini ve yazının taş üzerindeki nihai halini belgeleyen önemli vesikalar olduğu vurgulanıyor. Sergide ayrıca kalıpların günümüzdeki kitabelerle birlikte fotoğrafları da yer alarak, hazırlık aşamasından uygulamaya kadar geçen zaman ziyaretçilere sunuluyor. Sergide Nakşidil Valide Sultan Türbesi’ndeki çeşme kitabesi, Nusretiye Camii için hazırlanan yazılar ve İsmail Zühdi Efendi’nin mezar kitabesine ait kalıplar da yer alıyor. Bunun yanı sıra, farklı yapılarda kullanılan tuğra kalıpları ile henüz taş üzerindeki nihai hali tespit edilemeyen bazı kitabeler de sergide sergileniyor. Sergide sürpriz eserler de bulunuyor. Hezarfen Necmeddin Okyay’ın Mustafa Râkım Efendi için kaleme aldığı mersiye, hattat Macit Ayral tarafından yazılırken, tezhibi ise Süheyl Ünver tarafından yapıldı. Söz konusu eserin fotoğrafları da sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Râkım Efendi’nin sanat anlayışını, hat sanatındaki ustalığını ve Osmanlı hat geleneğindeki yerini gözler önüne seren sergi, aynı zamanda yazı ile mimari arasındaki ilişkiyi yakından incelemek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. "Mustafa Rakım Efendi’nin tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, "Mustafa Rakım Efendi, özellikle celî sülüste bizim hat tarihimizin en zirve isimlerinden birisi. Kendisi adeta bir mektep, bir ekol olmuş bir isim. Sultan 3. Selim döneminde, Sultan 2. Mahmud döneminde çalışmaları olan ve Sultan 2. Mahmud’un hat hocalığını yapan bir isim. Bu sene onun vefatının 200. senesi. Mustafa Rakım Efendi gibi büyük bir hattatın anılmaması büyük bir eksiklik, büyük bir haksızlık olurdu. Biz de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak onunla ilgili çok özel bir çalışma veya özel çalışmalar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Yazı tarihimiz açısından çok önemli bir zirve. Ve araştırmalarımız neticesinde, değerlendirmelerimiz neticesinde onun ’Hilye-i Saadet’i var, çok muhteşem bir hilye. Onun tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor. Ama bugün 25 Mart, tam vefatının 200. yılı olduğu için (1826’da vefat ediyor), bu Rakım Efendi’nin hatlarının ’Yazı Kalıpları Sergisi’ni açtık. Bu yazı kalıpları son derece önemli. Aslında mimariye nakşedilen o gördüğümüz hatların önce bir yazılması, sonra da iğne ucuyla milimetrik bir şekilde bütün yazının üç dört tane kağıtla beraber bir ıhlamur kalıba çıkarılması, sonra da onun bir taş ustası tarafından aynı ustalıkla nakşedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu son derece orijinal bir sergi" dedi. Mustafa Rakım Efendi’den daha önceki dönemlerden bugüne ulaşan herhangi bir yazı kalıbı olmadığını belirten Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, belgeler ışığında bu sergide yer alan yazı kalıpları aynı zamanda elimizdeki ilk veya en eski tarihli yazı kalıpları. Hat tarihimiz açısından son derece önemli. Rakım Efendi’nin o hat tarihimizdeki büyüklüğü, dehası, diğer taraftan buradaki kalıpların belgesel değeri son derece önemli, son derece manidar. Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi. Biz bir ay boyunca sergimizi açık tutacağız, bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu. "Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" Sergide en çok dikkatini çeken eserleri anlatan Yılmaz, "En çok dikkatimi çeken eser; Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin kapısına yazılan ’Çapraz Müsennâ’, bunlardan birisi. Yine Nusretiye Camii’nin yazı kalıbının orijinali bunlardan birisi. Doğrusu seçim yapmakta çok zorlandığımı, ’hani bu değil de şu olsa’ diyebileceğim bir tablo olmadığının da altını çizmem gerekiyor. Çünkü Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" dedi. "Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" Hattat Mehmet Özçay ise, "Bu sergi hat sanatımızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Mustafa Rakım Efendi’nin celî yazı kalıplarından oluşan sergi. Celî yazı; bilhassa mimaride kullanılan büyük hacimli yazılara, yazı kalemi ile yazılan yazılara celî yazı diyoruz. Bu sergilenen yazı kalıpları da Mustafa Rakım Efendi’nin meşhur İstanbul camilerinde; Fatih Camii olsun, Nusretiye Camii olsun, Tophane’deki camilerde olsun kullanılan, işlenen yazıların orijinal yazı kalıpları. Bunlar bizim için son derece önemli. Bu mimaride bulunan celî yazılarda Rakım öncesindeki kalıplara maalesef biz rastlamayız. Onlar ne hikmetse muhafaza edilmemiş, kaybolmuş. Hiç bugüne kadar rastlamadım. Ama bunda Rakım müstesna. Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" dedi. Özçay, "Mustafa Rakım Efendi’nin bizim hat sanatı tarihimizdeki yeri için ’Celî sülüs ve tuğra hattında Rakım öncesi ve Rakım sonrası’ diye bir tasnif yapabiliriz. Yani o kadar önemli bir kilometre taşıdır. Celî sülüs yazısında, hattında inkılap yapmış Rakım. Bu celî yazıda ve tuğra sultanların tuğralarında form ve tavır olarak büyük bir inkılap yapmış ve kendinden sonra gelen bütün üstatlar Rakım yolunda eser vermeye başlamışlar. O bakımdan çok çok önemlidir bizim için. Hakikaten bizden sonraki nesillere bu üstadımızı tanıtmamız, aktarmamız için ilgili herkesi bu sergiye davet ediyorum. Gelsinler bu kıymetimizi, bu değerimizi tanısınlar görsünler" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:48 Vezirköprü’de Çanakkale Zaferi ve şehitleri anıldı Samsun’un Vezirköprü ilçesinde 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü etkinlikleri kapsamında anma programı düzenlendi. Köprülü Mehmet Paşa Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan program, Vezirköprü Belediyesi Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Program öncesinde öğrenciler tarafından hazırlanan resim sergisi gezildi. Saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Günün anlam ve önemine ilişkin yapılan konuşmada Köprülü Mehmet Paşa Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Yücel Zahireci, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki yeri ve önemini vurguladı. Programda konuşan ilçe kaymakamı Özgür Kaya ise, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekerek, şehitlerin emanetine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Anma etkinlikleri kapsamında öğrenciler tarafından hazırlanan oratoryo gösterisi, şiir dinletileri ile koro ve solo müzik performansları izleyicilerden beğeni topladı. Programda ayrıca ilçe genelinde düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Anma programına ilçe protokolü, kurum amirleri, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:44 Dünya Tiyatro Günü’nde İsmail Dümbüllü geleneği Ataşehir’de yaşatılacak 27 Mart Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla Ataşehir’de düzenlenecek özel gecede, tiyatro sanatının geçmişine saygı duruşunda bulunularak İsmail Dümbüllü geleneği bir kez daha yaşatılacak ve Tiyatro Günü Bildirisi okunup "Pembe Pırlantalar" isimli oyun sahnelenecek. Ataşehir Belediyesi tarafından 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde özel bir program gerçekleştirilecek. Tiyatro sanatının ustaları ile genç kuşak temsilcilerinin bir araya geleceği gecede Türk Tiyatrosu’nun köklü bir geleneği yaşatılmaya devam edecek. Türk Tiyatrosu’nun köklü mirasının en önemli simgelerinden biri olan İsmail Dümbüllü adına verilen ödül, bu yıl Ataşehir’de gerçekleştirilecek özel gecede usta oyuncu Binnur Kaya’ya takdim edilecek. İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenecek gecede verilecek ödül, tiyatro sanatına uzun yıllar emek vermiş usta isim Müjdat Gezen tarafından sunulacak. Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) tarafından verilen ve MSM Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencilerinin oylarıyla belirlenen İsmail Dümbüllü Ödülü, Türkiye’de genç tiyatrocuların seçimiyle verilmesi bakımından özgün bir nitelik taşıyor. Ustadan çırağa aktarılan tiyatro geleneğinin simgelerinden biri olan bu ödül, sanat kamuoyunun en saygın ödülleri arasında yer alıyor. Bugüne kadar; Münir Özkul, Gazanfer Özcan, Altan Erbulak, Nejat Uygur, Suna Pekuysal, Savaş Dinçel, Ali Sürmeli, Bülent Kayabaş, Altan Erkekli, Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Demet Akbağ, Metin Serezli, Genco Erkal, Rasim Öztekin, Yılmaz Erdoğan, Zihni Göktay, Hümeyra, Erol Günaydın, Vahide Gördüm, Cem Yılmaz, Fırat Tanış, Serkan Keskin, Zafer Algöz, Erkan Can, Ali Poyrazoğlu, Melek Baykal, Ayşen Gruda, Metin Akpınar, Meral Çetinkaya ve Nevra Serezli gibi Türk Tiyatrosu’na damga vurmuş pek çok değerli ismin aldığı bu ödül, bu yıl usta oyuncu Binnur Kaya’ya verilecek. Gecede ayrıca, oyuncu Çiçek Dilligil tarafından tiyatronun birleştirici gücünü ve toplumsal önemini vurgulayan Dünya Tiyatro Günü Bildirisi okunacak. Saat 20.00’de başlayacak ödül töreninin ardından sahne, sevilen tiyatro oyunu "Pembe Pırlantalar"a bırakılacak. Renkli anlatımı ve güçlü oyunculuklarıyla dikkat çeken oyun, izleyicilere keyifli ve unutulmaz bir tiyatro akşamı sunacak. Ücretsiz olan etkinliğin biletleri internet adresi üzerinden temin edilebilir. Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde "Dünya Tiyatro Günü" kapsamında düzenlenecek program akışı ise şu şekilde: 27 Mart 2026 Cuma günü saat 20.00’de İsmail Dümbüllü Ödül Töreni’nde Müjdan Gezen tarafından Binnur Kaya’ya ödül takdimi, Çiçek Dilligil tarafından okunacak olan Dünya Tiyatro Günü Bildirisi ve saat 20.30’da sahnelenecek "Pembe Pırlantalar" Tiyatro Oyunu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:53 Bakan Ersoy: "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır" dedi. Bakan Ersoy, Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Anma Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Programda konuşan Ersoy, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yılında anmak, anlamak ve yeniden yorumlamak üzere bir araya geldiklerini kaydederek, "Bu anlamlı buluşma, yalnızca bir anma programı değil; aynı zamanda küresel çapta önemli gelişmeler yaşanırken Türk devletlerinin birlik ve dayanışma ruhunu eyleme dönüştüren en güçlü irade beyanıdır" diye konuştu. "Bu yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır" Türk devletlerini ortak bir çatı altında buluşturan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı’nın (TÜRKSOY) yalnızca fikir birliğinin değil, bu fikirlerin somut adımlara dönüşmesinin de öncüsü ve itici gücü olduğuna değinen Ersoy, şöyle konuştu: "Bu çerçevede 16 Kasım 2024 tarihinde Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta gerçekleştirilen TÜRKSOY Daimi Konsey 41. Dönem Toplantısı’nda bakanlığımızın teklifi ile 2026 yılının ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi oy birliğiyle kabul edilmişti. 2025 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kazakistan’ın Aktau şehrinde yapılan toplantılarda ise bu somut kararlar bir takvime bağlanmıştı. İçinde bulunduğumuz yılın ’Ziya Gökalp Anma Yılı’ olarak ilan edilmesi çok önemli bir karardır. Bu karar, Türk dünyasının ortak aklının, ortak hafızasının ve ortak geleceğe dair iradesinin somut bir göstergesidir. Hem Aşkabat hem de Aktau’da yapılan planlamalar, Gökalp’in fikirlerinin yalnızca geçmişe ait olmadığını; bugün de yol gösterici olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nitekim 2024 yılı boyunca, vefatının 100. yılı vesilesiyle düzenlenen bilimsel toplantılar, sempozyumlar ve anma etkinlikleri, Gökalp’in düşünce dünyasının ne denli canlı ve güncel olduğunu bir kez daha göstermiştir." "Ziya Gökalp yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının fikir babasıdır" Ziya Gökalp’in Türk birliği idealini yalnızca siyasi bir hedef olarak değil; kültürel ve bilimsel temeller üzerine inşa edilmesi gereken köklü bir medeniyet tasavvuru olarak ele alan öncü bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Ersoy, "Onun kültür ve medeniyet ayrımı, bugün Türk devletlerinin kendi öz kimliğini koruyarak modern dünyada güçlü bir şekilde var olma arayışına yön veren temel bir rehber niteliğindedir. TÜRKSOY ise bu vizyonun kurumsal hayattaki en somut yansımasıdır. Kültürel bütünleşme hedefi; Gökalp’in bir asır önce işaret ettiği istikametin bugün hayata geçirilmiş halidir. İsmail Gaspıralı’nın ’dilde, fikirde, işte birlik’ ülküsüyle şekillenen bu anlayış, Gökalp’in ortaya koyduğu sosyolojik temeller üzerinde yükselerek Türk dünyasının ortak geleceğine yön vermektedir. Bu çerçevede Ziya Gökalp; yalnızca bir yazar ya da şair değil, Türk dünyasının kültürel bütünleşme idealinin fikir babası ve bu büyük vizyonun mimarıdır. Kendi kültürüne dayanarak evrenselleşmek. İşte bu yaklaşım, bugün TÜRKSOY’un temsil ettiği kültürel bütünleşme vizyonunun da temelini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ziya Gökalp’in fikirleri, gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır" Bakan Ersoy, bugün başlatılan bu etkinlikler silsilesinin; Türkiye’den Türkistan coğrafyasına Balkanlar’dan Batı dünyasına uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğuna dikkati çekerek, şu ifadelere yer verdi: "Üniversitelerimizde düzenlenecek bilgi şölenleri, sanat kurumlarımızın katkılarıyla hayat bulacak eserler, uluslararası paneller ve sergiler; Gökalp’in fikirlerini yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyacaktır. Selanik’ten Malta’ya, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu çok katmanlı program, aynı zamanda bir kültürel diplomasi hamlesidir. Bu anma yılının en önemli hedeflerinden biri de genç kuşaklardır. Ziya Gökalp’in fikirleri, sadece akademik metinlerde kalmamalı; gençlerin zihninde yeniden hayat bulmalıdır. Onun ortaya koyduğu düşünce sistemi, dijital çağın dünyasında gençlerimiz için sağlam bir pusula olabilir." Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Derya Örs, Türk Ocakları Genel Başkanı Mehmet Öz, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve davetliler katıldı. Program, Türk Ocakları Genel Başkanı Öz tarafından Bakan Ersoy’a plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Asırlar önce kadınların giydiği kıyafetler defilede sergilendi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 18:13 Asırlar önce kadınların giydiği kıyafetler defilede sergilendi Kastamonu’da ilk Türk kadın mitinginin 106’ncı yıldönümü dolayısıyla düzenlenen defilede, 100 ila 300 önce kadınların giydiği kıyafetler sergilendi. Kastamonu’da 10 Aralık 1919 tarihinde düşman işgaline karşı yapılan ilk Türk kadın mitinginin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinlikler kapsamında Saray Hamamı Kültür Sanat Merkezinde "İstiklalden İstikbale Kadın Emeği" konulu sergi açıldı. Serginin açılış kurdelesini Vali Meftun Dallı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve Sakarya Milletvekili Çiğden Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün, Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci tarafından kesildi. Sergide; kadınların asırlardır taş baskı yöntemiyle yaptığı eserler vatandaşlardan büyük ilgi gördü. Etkinlikler kapsamında, Kastamonu Halk Eğitim Merkezinde düzenlede Türk kadınlarının 300 yıldır giydiği geleneksel kıyafetler sergilendi. Defileyle ilgili katılımcılara bilgi veren Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ayten Canaslan, "Kastamonu’nun yöre yöre, köy köy, ocak ocak, sandıklarda saklanan 100 ila 300 yıllık geçmişe sahip bir devrin renklerini, bir yörenin ruhunu, bir annenin duasını taşıyan kıyafetler. Kimi bir gelinin çeyizinden çıkmış, kimi bir annenin kızına emanet ettiği sandıklarda saklanmış, kimi ise günlük yaşamın sade dokusunu, kimi de özel merasimlerin ihtişamını taşımaktadır. Anadolu kadının giyim kültürü yalnızca bir giyinme alışkanlığı değil, kimliğin, inancın, emeğin ve estetik anlayışın dışavurumudur. Bu nedenle Kastamonu kıyafetleri, halk sanatlarının en rafine biçimlerini barındırır" dedi. Konuşmanın ardından 100 ila 300 yıl öncesinde kadınların giydiği ve sandıklardan çıkan kıyafetlerden oluşan "Geleneksel Kadın Giysileri ile Köklerimize Yolculuk" defilesi davetlilerden büyük ilgi gördü. Kına gecesinin de canlandırıldığı defilenin sonunda Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci de yöresel kıyafetle davetlileri selamladı.
BEUN’da Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları konuşuldu
10 Aralık 2025 Çarşamba - 16:52 BEUN’da Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları konuşuldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEUN), "Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları: Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar" başlıklı konferans yoğun katılımla gerçekleşti. Farabi Kampüsü Doç. Dr. Ali Arslan Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Doğan konuşmacı olarak katıldı. Yoğun ilgi gören programa; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, BEUN Genel Sekreteri Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katılım sağladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye gelen Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, ilmin bir hakikat yolculuğu olarak taşıdığı değerin ve sorumluluğun önemine dikkat çekerek konuşmasına başladı. Prof. Dr. Özölçer, Prof. Dr. Şaban Doğan’ın Türkistan coğrafyasına gönülden bağlılığıyla yürüttüğü uzun soluklu çalışmalarını örneklerle aktardı; bu çalışmaların yüzyılları aşan bir hafızanın izini sürmek bakımından büyük bir anlam taşıdığını vurguladı. Ayrıca, programın Türkoloji camiasına değerli katkılar sunan, Moğolistan’dan Van’a uzanan kazılarıyla tanınan Prof. Dr. Şaban Doğan’ı konuk etmesi vesilesiyle, katılımcılara bu önemli şahsiyetin fikirlerini derinlemesine anlamaları için değerli bir fırsat sunulduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda hocanın gönül adanmışlığıyla yürüttüğü çalışmaların öğrenciler için yeni ufuklar açacağına dair inancını ifade eden Prof. Dr. Özölçer, programın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini sunarak konuşmasını sonlandırdı. Konferansa davetli konuşmacı olarak katılan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan, "Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)" başlıklı sunumunda, Türk kültür varlıklarının yerinde korunması ve bütüncül şekilde ele alınmasının önemini vurguladı. Prof. Dr. Doğan, Moğolistan’ın hemen her bölgesinde belgelenen yaklaşık 200’e yakın yazıtın, kadim bozkır medeniyetinin izlerini taşıyan büyük bir kültürel miras olduğunu belirtti. Sunumunda, Şamanizm ritüellerinden çaput bağlama geleneğine, atalara kurban sunulmasından atın özgürleştirilmesine kadar bozkır inanç ve yaşam kültürünü örneklerle aktardı; bu kültürel uygulamaların günümüzde yapılan arkeolojik çalışmaların anlamlandırılmasına ışık tutmaya devam ettiğini ve her bir bulgunun büyük bir bütünün parçası olduğunu ifade etti. Ayrıca, Bugut Yazıtı, Tes Yazıtı, Anıt Külliyesi Yazıtı, Çoyr Yazıtı ve 2022’de tespit edilen İlteriş Kağan Yazıtı gibi önemli buluntulara fotoğraflarla yer vererek katılımcıların bu mirası hem bilimsel anlatımla hem de görsel materyallerle yakından tanımasına imkân sağladı. Doğan, yazıtların yerinde sergilenmesine yönelik oluşturulan müze projesinin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TİKA iş birliğinde yürütüldüğünü ve açılışın Mayıs ayında gerçekleştirileceğini belirtti. Ayrıca, Köktürk döneminde 800’e yakın taşbabanın var olduğuna, bozkırda çatı kiremitlerinden kemiklere kadar pek çok nesneye yazıların kazındığına, hatta taşa kazınan yazıların sadece yönetici, din adamları ve askerler gibi imtiyazlı sınıflar dışında sıradan halk tarafından da kazınabildiğine dikkat çekti. Müzenin koleksiyonunda yer alan 7. yüzyıla ait Altay Yatıg başta olmak üzere çeşitli geleneksel çalgıların Türk kültürünün çok yönlülüğünü gösterdiğini ifade etti. Prof. Dr. Doğan konuşmasını, programın düzenlenmesinde başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek sonlandırdı. BEUN ev sahipliğinde gerçekleşen Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları" (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)" başlıklı konferans, Prof. Dr. Şaban Doğan’a teşekkür belgesinin takdim edilmesiyle ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu. Program sonrasında BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’i makamında ziyaret eden Prof. Dr. Şaban Doğan "Moğolistan’daki Türk Kültür Varlıkları" (Yazıtlar, Şehir Harabeleri, Taşbabalar)" başlıklı etkinlikte konuk olarak yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek göstermiş olduğu misafirperverlikten dolayı Rektör Prof. Dr. Özölçer’e teşekkürlerini sundu. Prof. Dr. Doğan’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti belirten Rektör Prof. Dr. Özölçer ise Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan’ı BEUN’da ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.
Hadrianopolis’te saray kompleksi ortaya çıktı: 4. yüzyıla ait eşsiz mozaikler bulundu
10 Aralık 2025 Çarşamba - 15:50 Hadrianopolis’te saray kompleksi ortaya çıktı: 4. yüzyıla ait eşsiz mozaikler bulundu Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’nde sürdürülen kazılarda literatürde bulunmayan motiflere sahip 4. yüzyıl mozaikleri ile bir saray kompleksinin kabul salonu gün yüzüne çıkarıldı. Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde yürütülen kazılarda ortaya çıkan yeni buluntular tarihe ışık tutmaya devam ediyor. Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş’ın başkanlığında İç Kale olarak adlandırılan bölgede yapılan çalışmalarda literatürde bulunmayan motiflere sahip 4. yüzyıl mozaikleri ile bir saray kompleksinin kabul salonu ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Ersin Çelikbaş, antik kentte 2025 yılı çalışmalarının tamamlandığını belirterek, "2025 yılı içerisinde Geleceği Miras Projesi kapsamında çalışmalarımızı ‘İç Kale’ olarak adlandırdığımız bölgede yoğunlaştırdık. İç Kale’nin hemen önünde yapmış olduğumuz çalışmalarda geniş bir alan kapsayan tek odadan oluşan bir bölüm ortaya çıktı ve bu odanın zemininin mozaikle süslendiğini gördük" dedi. Çelikbaş, çalışmalarda buranın bir kabul salonu olduğunu tespit ettiklerini ve bu salonun Hadrianopolis’te aslında bir saray kalıntısına ait olduğunu söyledi. "Literatürde olmayan bazı motiflerin de olduğunu belirtebiliriz" "Bölge için çok önemli bir buluntu olduğunu söyleyebiliriz" diyen Çelikbaş, "Gerçekten mozaik süslemelerde, literatürde olmayan bazı motiflerin de olduğu harika özelliklere ve stile sahip olduğunu belirtebiliriz. Şu ana kadar yapmış olduğumuz değerlendirmelerde hem statigrafik hem de mozaiklerin stilistik açısından M.S. 4. yüzyıla ait olduğunu söyleyebiliriz. Hem Karadeniz Bölgesi için hem de Anadolu arkeolojisi için böyle bir saray kalıntısının Hadrianopolis’te tespit edilmiş olması da gerçekten bizleri heyecanlandırdı. Çalışmalarımız bu yıl için tamamlandı. Fakat 2026 yılı içerisinde sarayın diğer bölümlerinde açma çalışmalarına devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Yüzde 80’lik bölümü günümüze sağlam olarak ulaşabilmiş" Mozaiklerdeki motiflerden bahseden Çelikbaş, "Geometrik motifleri görmekteyiz. Mozaikli alanın tam merkezinde ise bir tavus kuşu sahnesi yer almakta. İki tavus kuşu antitetik duruşla resmedilmiş. Ortalarında bir su kabı ve bu su kabından su içerken görülmekte. Mozaiklerde yer yer noksanlar var ama önemli noksanlar değil. Mozaiğin yüzde 80’lik bölümü günümüze sağlam olarak ulaşabilmiş. Hadrianopolis’teki bu mozaik yelpazesini de yine genişletecek niteliğe sahip, özelliklere sahip mozaikler ilk defa ortaya çıktığını söyleyebiliriz" diye konuştu. "Mozaikler bir halı deseni gibi işlenmiş" Çelikbaş, mozaiklerde tespit edilen desenlerle ilgili de şunları söyledi: "Şu ana kadar tespit ettiğimiz desenler, dalgalı kurdele motifi var. 8 kollu yıldız merkezinde işlemiş ve bu sekiz kollu yıldızın tam ortasına da bir antitetik duruşlu tavus kuşları sahnelenmiş. Yine çeşitli geometrik motifler işlenmiş burada. Süleyman düğümleri var panolar içerisinde. Aslında burada gerçekten mozaikler bir halı deseni gibi işlenmiş. Ve o hala canlılığını o rengini koruyarak da günümüze ulaşmış. Şu anda mozaiklerimizin geçici üstlerini korumaya da alacağız. Ama bu yılın sonuna kadar inşallah ziyaretçilerimizin görebileceği bir şekilde de burayı teşhire açacağız." Mozaiklerde ayrıca bir insan figürünün de bulunduğunu aktaran Çelikbaş, "Bu figürün büyük bir bölümü günümüze noksan olarak ulaşmış. Bu figürün bir mitolojik ya da bir dini motif, bir figür olup olmadığı konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Dediğim gibi gerçekten çok özel desenler, motifler bu mozaiklerde karşımıza çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. Çelikbaş son olarak, "Bulunan alan Anadolu arkeolojisi açısından da gerçekten çok önem arz ediyor. Anadolu arkeolojisinde görülmemiş motiflerin de ilk defa burada özellikle bir tanesinin tespit edildiğini söylememiz doğru olacaktır" dedi.
Niksar’da kayıp tarihi Cin Camii kitabesi bulundu
10 Aralık 2025 Çarşamba - 15:28 Niksar’da kayıp tarihi Cin Camii kitabesi bulundu Tokat’ın Niksar ilçesinde Danişmendli dönemine ait kayıp tarihî Cin Camii kitabesi bulundu. Niksar ilçesinde Danişmendli Devleti dönemine tarihlenen ve Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’ya gelen Türklerden kalma en önemli kitabeler arasında gösterilen çalıntı Cin Camii kitabesi, devlet korumasına alındı. 13 Mart 2002 tarihinde çalınan ve o tarihten bu yana kayıp olarak değerlendirilen kitabenin, yürütülen titiz çalışmalar sonucunda bulunduğu bildirildi. Tokat Valiliği koordinesinde, Niksar Kaymakamlığı iş birliğinde ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonla ele geçirilen kitabenin, Danişmendli tarihinin önde gelen isimlerinden Gümüştekin’in adının geçtiği bilinen ilk ve tek kitabe olması nedeniyle büyük önem taşıdığı öğrenildi. Valilikten yapılan açıklamada, "Devletimizin tüm birimleri kültürel değerlerimize sahip çıkma kararlılığını sürdürmektedir. Milletimizin ortak tarihi mirasının korunması için çalışmalar aynı hassasiyetle devam edecektir. Vatandaşlarımızın bu süreçlerde duyarlılık göstermeleri ve kültür varlıklarımızın korunmasına yönelik gayretlere destek olmaları büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi. Ele geçirilen kitabenin gerekli incelemelerin ardından devlet koruması altına alındığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
‘Bir Başka Yolculuk Gerek Bize’ grafik tasarım sergisi kapılarını açtı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 14:44 ‘Bir Başka Yolculuk Gerek Bize’ grafik tasarım sergisi kapılarını açtı Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan ‘Bir Başka Yolculuk Gerek Bize-Grafik Tasarım Sergisi’, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Grafik tasarım sanatçısı Yasemin Sayıbaş Akyüz tarafından hazırlanan sergi, doğa, çevresel farkındalık ve sanatın kesişiminde oluşturduğu güçlü görsel anlatımıyla dikkat çekiyor. ‘Bir Başka Yolculuk Gerek Bize-Grafik Tasarım Sergisi’ ile sanatseverler, doğanın, çevresel farkındalığın ve sanatın bir araya geldiği özel bir yolculuğa tanıklık ediyor. Yapılan konuşmalarda, serginin hem toplumsal hem çevresel duyarlılığa katkı sunmayı amaçladığı vurgulandı. Sergide yer alan eserler; endüstriyel kirlilik, sürdürülebilir yaşam, insan-doğa ilişkisi gibi konuları grafik tasarımın etkileyici diliyle yorumluyor. Ziyaretçilere hem düşündüren hem de duygusal bir deneyim sunan çalışmalar, sanatın çevre bilincini güçlendirme potansiyelini gözler önüne seriyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği, MUPA ve Muğla Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen sergi, Muğla’da sanat ve çevre duyarlılığının buluştuğu önemli etkinliklerden biri olarak öne çıkıyor. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, serginin açılışı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: "Sanat, toplumun vicdanıdır. Özellikle çevresel sorunların her geçen gün daha görünür hâle geldiği bir dönemde, sanatçıların bu konulara dikkat çeken üretimleri son derece değerlidir. Yasemin Sayıbaş Akyüz’ün bu sergisi, hem doğaya bakışımızı yeniden düşünmemize hem de geleceğe dair sorumluluğumuzu hatırlamamıza vesile oluyor. Muğla olarak doğayı koruma mücadelesinin yanında kültür ve sanatı destekleyen projelere her zaman önem verdik, vermeye de devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı sergiyi ziyaret etmeye davet ediyorum" dedi.
Yıldırak’tan geleneksel üretime tam destek
10 Aralık 2025 Çarşamba - 14:07 Yıldırak’tan geleneksel üretime tam destek Sarıgöl İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, Şeyhdavutlar Mahallesi’nde hem okul incelemeleri yaptı hem de yöresel kültürü yaşatan kadınların el emeği çalışmalarını yerinde gözlemleyerek geleneksel üretime destek mesajı verdi. Sarıgöl İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak, okul ziyaretlerini sürdürürken gittiği kırsal mahallelerin kültürel yapısını da yerinde incelemeye devam ediyor. İlçe Müdürü Yıldırak, Sarıgöl’ün kırsal Şeyhdavutlar Mahallesi’ndeki ilkokuldaki incelemelerinin ardından, mahallenin kültürel değerlerini yaşatan kadınları evlerinde ziyaret etti. Kırsalda kadınlar tarafından sürdürülen dokumacılık, kilim yapımı, yufka ve gözleme hazırlığı gibi geleneksel üretim süreçleri hakkında bilgi alan Yıldırak, mahallenin örf ve adetleri üzerine de notlar aldı. Şeyhdavutlar’da kadınların emekle yoğrulan çalışmalarını yerinde inceleyen Yıldırak, kilim tezgahlarında yapılan el dokumalarını ve evlerde hazırlanan yöresel lezzetleri dikkatle gözlemledi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Cezmi Yıldırak ziyaret sırasında duygularını şu sözlerle ifade etti: "Burası Şeyhdavutlar; sac başında emek var, Gözleme açar kadınlar; hamurunda yürek var. Misafir baş tacıdır, kapılar hep ardına kadar, Bir lokma, bir tebessüm; bu toprakta bereket var. Çevreyi öğretmen arkadaşlarımızın en iyi şekilde öğrenmesi, öğretmenlik açısından çok önemli bir etkendir. Her öğretmen, görev yaptığı mahallenin çevre incelemesini mutlaka yapmalıdır."
Filistin için duvarları boyadılar
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:40 Filistin için duvarları boyadılar Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde öğrenciler, Gazze’ye yönelik saldırıları protesto etmek ve Filistin halkına destek vermek amacıyla kampüs duvarlarında mural (duvar resmi) çalışması gerçekleştirdi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde (ADÜ) öğrenciler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve Filistin halkına destek olmak amacıyla anlamlı bir çalışmaya imza attı. Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün destekleriyle hayata geçirilen proje çerçevesinde gençler kampüs duvarlarını boyadı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen Ünides Programı 5. Etap kapsamındaki proje destek programı doğrultusunda gerçekleştirilen çalışma, ADÜ Üniversite Aktif Gençlik Topluluğu tarafından organize edildi. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı’nın duvarına yapılan muralda Filistin’e destek mesajları içeren çeşitli sembollere yer verildi. Öğrenciler tarafından hazırlanan çalışmada, "Nehirden Denize Özgür Filistin" yazısının yanı sıra karpuz deseni, Filistin haritası, Mescid-i Aksa figürü ile Türk ve Doğu Türkistan bayrakları duvara yansıtıldı. Mural çalışmasıyla Filistin’de yaşanan insani drama dikkat çekilmesi ve üniversite gençliği arasında farkındalık oluşturulması amaçlandı. Konu ile ilgili Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Bakanlığımızın yürüttüğü Ünides Programı 5. Etap kapsamındaki projemiz doğrultusunda ADÜ’de öğrencilerimiz Filistin’e destek amacıyla kampüs duvarlarında mural çalışması gerçekleştirdi. Proje kapsamında ADÜ Üniversite Aktif Gençlik Topluluğu tarafından Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı’nın duvarına Filistin’e destek mesajları içeren görseller işlendi. Bakanlığımızın gençlerin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerini desteklemeye yönelik projesi kapsamında gerçekleştirilen mural uygulaması, öğrencilerimizin dayanışma bilincini güçlendiren örnek çalışmalardan biri oldu" ifadeleri yer aldı.
Kebapçısı da doktoru da bu koroda: 25 kişilik koro sahneye çıktı, izleyenleri mest etti
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:36 Kebapçısı da doktoru da bu koroda: 25 kişilik koro sahneye çıktı, izleyenleri mest etti Adana’nın Kozan ilçesinde kebapçısından doktoruna, öğretmeninden ev hanımına kadar birçok kişinin yer aldığı koro konser verdi. İlçede bir müzik öğretmeninin öncülüğünde 5 yıl önce kurulan esnaf, ev hanımı, doktor, öğretmen, kebapçı, züccaciye ve eczane işletmecileri gibi farklı meslek gruplarından oluşan koro Kozan Belediyesi Sinema Salonu’nda sahneye çıktı. İlk kez sahneye çıkan 25 kişilik koroyu, Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve yüzlerce müziksever izledi. Türk halk ve sanat müziği ile 90’lı yılların sevilen eserlerini seslendiren koro dinleyicilerden tam not aldı. İlçeye 5 yıl önce müzik öğretmeni olarak geldiğinde sanatsal faaliyetlerde öncü olmayı hedeflediğini anlatan Koro Şefi Muzaffer Atıcı, "İlçede sanatın gelişmesi için ‘ben de şarkı söylerim’ diyen herkesle bir araya geldik. Gönüllü olan herkesi koromuza davet ettik. Sesi güzel olan elbette şarkı söyler ama biz istedik ki, sahnede yer almak isteyen herkes bu ailede buluşsun. Ev hanımından esnafa kadar birçok meslek grubunu bir araya getirip örnek olmak istedik" dedi. Züccaciye işleten Sare Beyazgül ise arkadaşlarının desteğiyle koroya katıldığını belirterek, "Müziği sevmeyen kimse yoktur diye düşünüyorum. Bu güzel etkinliğin parçası olmak beni çok mutlu etti" diye konuştu. Butik ve yiyecek işletmesi sahibi Öznur Taş ise ilk kez sahneye çıkmanın heyecanını yaşadığını dile getirirken kebapçı Kemal Erdem, sanata duyduğu sevgi nedeniyle koroya katıldığını söyledi. Öğretmen Tahsin Bahçıvan, toplumun sanata her zaman ihtiyacı olduğuna değinerek koroda yer almaktan memnuniyet duyduğunu aktarırken, Doktor Enver Tuncer de sanata verdiği değeri vurguladı. Koroda yer alan ev hanımları da hem heyecanlı hem de gururlu olduklarını ifade ederek, bu tür etkinliklerin ilçede devam etmesini dile getirdi.