Son Dakika
|
Beşiktaş’ta Mert Günok ile yollar ayrıldı
Çanakkale’de 4 büyüklüğünde deprem
İsviçre'de 40 kişinin öldüğü barda 5 yıldır denetim yapılmadığı ortaya çıktı
Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı
ABD’nin kaçırdığı Venezuela Devlet Başkanı Maduro, mahkemeye getirildi
ABD'li Senatör Graham: "Maduro bugün Türkiye'de olabilirdi"
Bedelli askerlik 333 bin 88 TL oldu
Memur ve emeklinin maaş zammı belli oldu
Eskişehir’de katliam gibi kaza: 3 ölü
ABD’den Maduro operasyonu açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
ABD Başkanı Trump: "Venezuela, 30 ila 50 milyon varil arasında petrolü ABD’ye devredecek"
Beyaz Saray’dan Grönland açıklaması: "Askeri güç kullanımı seçeneği de masada"
Berlin’deki elektrik kesintisiyle ilgili "terör soruşturması" başlatıldı
Fransa'daki Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi başladı
İsrail Dışişleri Bakanı Saar'dan Somaliland'a ziyaret
Bozcaada ve Gökçeada’ya yarınki tüm feribot seferleri iptal edildi
ABD'nin Venezuela saldırısı Tokyo'da protesto edildi
KÜLTÜR SANAT
Yemeni ustaları tarih filmi ve dizileri sayesinde dünyaya açıldı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:01:19
Hollywood filmlerinin yanı sıra son yıllarda tarih filmi ve dizilerinde kullanılan el yapımı yemeni ve çarıklar, yemeni üreticisinin yüzünü güldürüyor. Gaziantep’te deriden üretilen el emeği göz nuru yemeni ayakkabı ve çarıklar, dünyaca ünlü filmlerde ve yerli tarih dizilerinde kostüm olarak kullanılıyor. Anadolu’nun yöresel el dikimi deri ayakkabısı olan yemeni, yeni model ve renkleriyle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Rusya ve Finlandiya gibi ülkelere de ihraç ediliyor. Manda, sığır ve keçi derisinden üretilen yemeniler, asırlardır ustaların maharetli ellerinde büyük zahmetlerle hazırlanıyor. Osmanlı döneminin en önemli ve vazgeçilmez ayakkabılarından olan yemeniler, sağlıklı ve dayanıklı olması nedeniyle büyük talep görüyor. Unutulmaya yüz tutan meslekler arasına girdiği dönemde dünyaca ünlü Hollywood filmlerinin yanı sıra yerli tarih dizilerinde sık sık tercih edilmesiyle birlikte yeniden yaygınlaşan yemeniler, yurt içi ve yurt dışındaki dizi ile filmlerin kostümlerinde yer almayı başardı. Tamamen el işçiliğiyle üretilen yemeni ayakkabı modelleri hem geleneksel kültürü yaşatıyor hem de dünya sinemasının yanı sıra tarihi dizilere kostüm oluyor. Binlerce yıllık geleneksel el sanatı işçiliğinin günümüzde devam ettirildiği Gaziantep’te yemeni ustaları tarafından ilmek ilmek üretilen yemeniler, kentin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtıyor. Mesleğini 40 yıldır titizlikle sürdürüyor İlkokula gittiği yıllarda başladığı mesleğini yaklaşık 40 yıldır severek sürdürdüğünü belirten Ahmet Pektaş, yemeni ayakkabıları yeni renk ve modellerle zenginleştirdiklerini ve bu sayede yemeninin ününün Hollywood’a kadar ulaştığını belirtti. Pektaş, "2000 yılından beri kendi iş yerimi çalıştırıyorum. Hem sanat öğrenirken bir taraftan da okulumuzu ihmal etmemeye gayret ediyorduk. Ama sanat daha ağır bastı. O zamanki gelişen şartlar ister istemez sanata ağırlık verdik. İmalat yapıyoruz. Yemeni mesleği tarihi bir meslek. 600 senesi biliniyor ve daha eskisi bilinmeyen bir meslek. Sanatımız güzel, eski bir sanat. Mesleğimizi 2000 yılından sonra biraz daha canlandırdık, renklendirdik ve canlandırdık. Eskiden tek çeşit yemeni vardı. Biz çeşit yaptık. Filmlere yemeni yapıyoruz. Her rengini çalışıyoruz. Artık her kesimin giymesine hitap ettik" dedi. 500 yılık Bakırcılar Çarşısı’nda yemeni üretmeye devam ettiğini belirten Ahmet Pektaş, "Truva filmi ve Yabancı Damat dizisiyle film ve dizilere yemeni ayakkabı modelleri yapmaya başladık. Sonradan bütün filmlerde ve özellikle tarihi filmlerin kostüm altlarına yemeni kullanmaya başladılar. Eski bir sanat olduğu için biz daha çok tarihi diziler için çalışıyoruz. Bu sanat Osmanlı’dan gelme bir sanat olduğu için kostümleri de Osmanlı döneminden kalan mesleklerin ürünleri oluyor. Genellikle yemeni ürettiğimiz filmler, Diriliş Ertuğrul gibi tarih filmler oldu, bu serüven o diziden sonra başladı. Bazı Rus filmleri var. Menajerler aracılığıyla Rusya’daki film ve dizi yapımcılarına ürün yapıyoruz. Onlara çizmeler ve botlar yapıyoruz. Rusya’da tarihi filmlerde çizme kullanılıyor. Biz o çizmeleri yapıyoruz. Süslemelerini kendileri Rusya’da yapıyorlar" şeklinde konuştu.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:52
Akbank Sanat "Sınır Durumlar" söyleşi serisi başlıyor
Akbank Sanat tarafından düzenlenen "Sınır Durumlar" söyleşi serisi, psikiyatri ve felsefe ekseninde modern insanın temel deneyimlerine odaklanıyor. "Akbank Sanat Her Yerde" çatısı altında "Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat" alt başlığıyla gerçekleştirilecek söyleşi serisi; haz, delilik, sanat ve aşk temaları etrafında şekilleniyor. Akbank Sanat’ın modern çağın kuşatması altında ikiye bölünen insanın hikayesini; psikiyatri ve felsefenin kesişim noktasından çağdaş sanatın görsel hafızasını da yanına alarak yeniden okumaya davet eden söyleşi serisi "Sınır Durumlar", Ocak - Mayıs döneminde "Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat" alt başlığıyla gerçekleştiriliyor. Psikiyatrist Dr. Cengiz Arca ve yazar Ezgi Emel’in hazırlayıp sunduğu söyleşi serisi, ölçülen ve denetlenen beden ile sürekli kaygı üreten zihin arasındaki yarılmayı çağdaş yaşam bağlamında tartışmaya açıyor. Yapılan açıklamaya göre; söyleşilerde modern öznenin arzuları, korkuları ve anlam arayışıyla kurduğu ilişki, farklı temalar etrafında ele alınıyor. Dopaminin oluşturduğu yapay haz anlayışından deliliğin politik sınırlarına, sinemanın temsil gücünden aşkın özgürlükle kurduğu gerilimli ilişkiye uzanan söyleşilerde, konular Thomas Szasz, Michel Foucault, Gilles Deleuze ve Zygmunt Bauman gibi düşünürlerin yaklaşımıyla tartışılıyor. Soyut kavramlar estetik düzlemde de sorgulanarak ele alınan sınır durumlar, çağdaş sanatın sunduğu çarpıcı örneklerle destekleniyor. Bireysel deneyimlerin toplumsal ve felsefi arka planları ele alındığı söyleşilerde, kırık dökük kalmanın, belirsizliğin ve her şeyi hissetmeyi göze almanın sunduğu varoluş alanları düşünsel bir çerçevede değerlendiriliyor. Serinin ilk söyleşisi olan "Haz ve Acının Sınırında: Dopamin", modern yaşamın haz odaklı yapısı ve bunun birey üzerindeki etkilerini ele alıyor. Söyleşide, Anna Lembke’nin Dopamine Nation adlı kitabındaki paradokstan hareketle, anlık tatmin döngülerinin neden sonunda tükenmişliğe dönüştüğü tartışılıyor. Dopaminin haz ve acı ile kurduğu ilişki, Gilles Deleuze’ün düşünsel çerçevesiyle birlikte, beden ve zihin arasındaki bağlam içinde ele alınıyor. Delilik kavramının biyolojik bir durum mu, yoksa toplumsal bir inşa mı olduğu sorusunun ele alındığı "Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik" başlıklı söyleşide, Thomas Szasz’ın "Akıl hastalığı bir metafordur" yaklaşımı ile Michel Foucault’nun iktidar ve kapatılma analizleri üzerinden, modern toplumun normal tanımını nasıl oluşturduğu değerlendiriliyor. "Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri" başlıklı söyleşide sinemanın kendi gerçekliğini kurma biçimlerini, izleyiciyi içine çektiği illüzyonları ve bu illüzyonları sorgulamanın entelektüel hazzını tartışılıyor. Söyleşide, filmlerin sadece hikayeler anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal normlara, psikolojik derinliklere ve varoluşsal sorgulamalara ayna tuttuğu anlar ele alınıyor. "Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat" başlıklı söyleşide, psikedelik deneyimlerin bilinci çözüşünden Michael Pollan’ın varoluşsal keşiflerine kadar sanatın ve genişlemiş bilincin "ben" sınırlarını nasıl bulanıklaştırdığını inceleniyor. Söyleşi serisinin son bölümü olan "Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk"ta ise Zygmunt Bauman’ın Akışkan Aşk kavramı üzerinden modern ilişkilerin kırılganlığını masaya yatırılıyor. Bağlanma, teslimiyet ve özgürlük arasındaki ilişki bağımlılık ve özerklik kavramları çerçevesinde ele alınıyor. Söyleşi Takvimi: 14 Ocak, Çarşamba 18.30 - 20.00 Haz ve Acının Sınırında: Dopamin 25 Şubat, Çarşamba 18.30 - 20.00 Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik 11 Mart, Çarşamba 18.30 - 20.00 Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri 8 Nisan, Çarşamba 18.30 - 20.00 Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat 6 Mayıs, Çarşamba 18.30 - 20.00 Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:50
Türkiye’nin ilk flying theater deneyimi Samsun’da hayata geçiyor
Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirilen Flying Theater projesi "Astorya" açılış için gün sayıyor. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Astorya’nın, Samsun’umuzu ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için yeni bir çekim merkezi olmasını hedefliyoruz" dedi. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projeleri arasında yer alan tamamen yerli ve milli mühendislik gücüyle geliştirilen Flying Theater projesinin hazırlıklarında sona gelindi. DOF Robotics tarafından üretilen flying theater ileri teknolojisi ve çoklu duyusal efektleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Dünyanın birçok şehrinde kullanılan flying theater, Türkiye’de ilk kez Samsun’da "Astorya" adıyla hizmete giriyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje, İlkadım ilçesinde yer alan Panorama Samsun Dijital Gösterim Merkezi bünyesinde ziyaretçilerini ağırlayacak. Yüksek çözünürlüklü kubbe ekranı, ileri teknolojili hareketli platformu ve rüzgâr, koku, su buharı gibi çoklu duyusal efektleriyle Astorya, izleyicilere gerçek bir uçuş hissi yaşatmayı ve kültür turizmine önemli katkılar sunması bekleniyor. "Açılış için gün sayıyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Flying Theater projemiz teknolojik altyapısı ve modern tasarımıyla her yaştan ziyaretçiye hitap edecek. Astorya’nın, Samsunlu hemşehrilerimiz ve şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için yeni bir çekim merkezi olmasını hedefliyoruz. Açılış için hazırlıklarımızda son aşamaya geldik. İnşallah açıldığında ziyaretçilerimize uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir deneyim sunacağız. Şimdiden şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun" dedi.
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:18
Folkart Academy, sezonun ilk mezunlarını verdi
İzmir’de 2017’den bu yana ücretsiz ve profesyonel sanat eğitimi sunan Folkart Academy, 2025-2026 eğitim döneminin ilk mezunlarını verdi. Tiyatro merkezli Oyunculuk Atölyesi Yetişkin Grubu’nu tamamlayan katılımcılar, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. İzmir’de kültür-sanat eğitimine erişimi artırma, genç yetenekleri destekleme ve sanatsal-kültürel üretimi teşvik etme amacıyla 2017’den bu yana faaliyet gösteren Folkart Academy, 2025-2026 eğitim döneminin ilk mezunlarını verdi. Tiyatro merkezli eğitim programı kapsamında, 29 Kasım - 28 Aralık 2025 tarihleri arasında eğitim alan katılımcılar, düzenlenen törenle sertifikalarını aldılar. Tiyatro odaklı, çok disiplinli bir eğitim yaklaşımı Törende konuşan Folkart Academy Koordinatörü Volkan Severcan, bu eğitim döneminde sahne sanatlarının temelini oluşturan tiyatro ekseninde geniş bir program yürüttüklerini belirtti. Oyunculuk, yaratıcı drama, reji, diksiyon ve senaryonun yanı sıra hareket, nefes-beden çalışmaları, bale, ses-müzik, dramatik yazarlık ile oyun ve rol incelemelerini kapsayan eğitimlerin, katılımcıların sahne sanatlarını bütünlüklü biçimde tanımasına olanak sağladığını ifade etti. Sanat eğitiminin bireyin düşünme, ifade ve dönüştürme kapasitesini geliştiren temel alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Severcan, programı başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan katılımcıları tebrik etti. Sahne sanatlarına açılan ortak bir öğrenme alanı Ücretsiz ve profesyonel sanat eğitimi modeliyle bugüne kadar binlerce kişiyi sanatla buluşturan Folkart Academy, her eğitim döneminde farklı yaş gruplarından katılımcılara sahne sanatlarını çok yönlü biçimde deneyimleme imkânı sunuyor. Akademinin tiyatro odaklı eğitim yaklaşımı, bireysel ifade alanlarını güçlendiren, ortak üretim ve paylaşımı merkeze alan bir öğrenme ortamı oluşturuyor. Yeni dönem eğitimleri sürüyor Folkart Academy’de ücretsiz eğitimler yıl boyunca devam ediyor. Yetişkin Grubu derslerinde ikinci dönem 28 Şubat - 5 Nisan 2026, üçüncü dönem ise 25 Nisan - 24 Mayıs 2026 arasında her Cumartesi ve Pazar saat 11.00-16.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Çocuk Grubu için çevrimiçi başvurular ise 11 Ocak 2026 Pazar’a kadar sürecek. Eğitimler 17 Ocak - 15 Şubat 2026 tarihleri arasında her Cumartesi ve Pazar 11.00-13.00 veya 14.00-16.00 saatleri arasında yapılacak.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Ocak 2026 Pazartesi- 12:56
Doğaseverler, Milas’ın tarihi yerlerini gezdi
2
05 Ocak 2026 Pazartesi- 11:38
Tavşanlı esnafının bereket sofrası kültürü
3
06 Ocak 2026 Salı- 16:01
Edirne’de ilginç manzara: Osmanlı dönemi kabri apartman bahçesinde kaldı
4
29 Temmuz 2025 Salı- 10:23
Terme’de bin 350 çocuk yaz okullarında hem eğleniyor hem öğreniyor
5
29 Aralık 2025 Pazartesi- 09:19
Fransızların 1922 petrol planı: Erzurum neden ilk hedef?
30 Eylül 2025 Salı - 15:37
Teslim Abdal Sultan Türbesi tepkilerin ardından temizlendi
Denizli’de 4. Murat döneminde yaşamış ve Yeniçeri Ocağının halife babası olarak bilinen Teslim Abdal Sultan Türbesinin aylardır bakım yapılmayan çevresi, gelen tepkilerin ardından Pamukkale Belediyesi ekipleri tarafından temizlendi. Pamukkale sınırları içindeki Cankurtaran Mahallesi’nde bulunan Teslim Abdal Türbesi, aynı zamanda "Ceddin deden, neslin baban; hep kahraman Türk milleti" sözleriyle bilinen ünlü Mehter Marşı’nın yazarı olduğu rivayet edilen Teslim Abdal Sultan’a ait olması sebebiyle büyük bir manevi öneme sahip. Hacı Bektaş-ı Veli dervişlerinden olan Teslim Abdal Sultan’ın 1638 yılındaki Bağdat kuşatmasına bile katıldığı rivayet ediliyor. Dua etmek ve manevi huzura ermek isteyenlerin durak noktası olan Teslim Abdal Türbesinin çatısı neredeyse göçme aşamasına gelmesi ve duvarlarında da derin çatlaklar oluşması ziyaretçiler tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescillenmiş olmasına rağmen sıvaları dökülmeye başlayan türbe ve içerisinde bulunduğu Çukurköy Höyüğünün otların arasında kalması ve yollarının neredeyse kapanacak hale gelmesi tepkilere yol açtı. Yerel ve ulusal basında yer alan haberlerin ardından geçtiğimiz günlerde Teslim Abdal Türbesi’ni ziyaret ederek, bakımsız kalan çevre için gerekli çalışmaların yapılacağı sözünü veren Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, bu sözünü kısa sürede yerine getirdi. Pamukkale Belediyesi ekipleri, türbenin çevresinde detaylı bir peyzaj düzenlemesi ve genel temizlik çalışması yaparak mekanı ziyaretçilere yakışır, manevi atmosferine uygun bir hale getirdi. Bu çalışma ile tarihi şahsiyetin anısı yaşatılırken, bölgenin kültürel turizmine de katkı sağlanması hedefleniyor.
30 Eylül 2025 Salı - 15:12
Aytmatov’un başyapıtı "Cemile" Ortak Türk Alfabesi ile yeniden yayımlanıyor
Cengiz Aytmatov Enstitüsü tarafından Ortak Türk Alfabesi ile hazırlanan özel basım ’Cemile’ romanının tanıtımı MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal tarafından gerçekleştirildi. Türkçeye ve alfabenin önemine vurgu yapan Topsakal, "Cengiz Aytmatov Enstitüsü olarak yalnızca edebiyatla değil, sanatın evrensel diliyle de Türk dünyasının birliğini taçlandırıyoruz" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından kurulan Cengiz Aytmatov Enstitüsü’nün hazırladığı Cengiz Aytmatov’un ünlendiği eseri ’Cemile’nin Ortak Türk Alfabesi ile özel basımının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Cengiz Aytmatov Enstitüsü Başkanı İlyas Topsakal tarafından gerçekleştirilen başyapıt ’Cemile’nin Ortak Türk Alfabesi ile hazırlanan özel basımının tanıtım toplantısı MHP Genel Merkezi’nde düzenlendi. Milletleri ayakta tutan gücün onların kültürleri olduğunu vurgulayan Topsakal, "Türk milleti binlerce yıllık tarihi boyunca kültürel değerlerine sarılarak varlığını korumuş, destanlarıyla, sanat eserleriyle, edebiyatıyla geleceğe yürümüştür. Bugün bu büyük miras, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulmasıyla daha da kurumsallaşarak gönül köprüleriyle geleceğe taşınmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ortak alfabe girişimleri zorla kesintiye uğratılmıştır" Türk edebiyatının ortak geçmişinin hafızası ve ortak geleceğin teminatı ve tüm insanlığın evrensel yazarı Cengiz Aytmatov’un başyapıtı ’Cemile’nin Türk milletini aynı satırlarda buluşturan kültür köprüsü olduğunu vurgulayan Topsakal, "Türk toplulukları arasında gönül bağlarını daha da kenetlemek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde düzenlenen toplantılarla ortak alfabe çalışmaları resmen başlatılmış, kısa süre içerisinde 34 harften oluşan Latin esaslı Türk alfabesi üzerinde mutabakata varılmıştır. Ortak alfabe her lehçenin ses ihtiyaçlarına göre belirlenmiş ve akabinde; Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan alfabelerini kendileri ses karşılıklarına göre oluşturmuş, bu kapsamda Kırgızistan da 29 harfi kabul etmiştir. Ortak alfabe düşüncesi, aslında çok daha köklü bir geçmişe dayanmaktadır. 1920’li yıllarda Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Türk halkları için Latin esaslı ’Yaalif’ adı verilen bir alfabe hazırlanmış, bu dönem Türk dünyasının ortak bir yazı sistemi arayışındaki en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. 1 Kasım 1928 tarihinde Türkiye’nin Latin harflerine geçişi, bu sürecin Türk dünyası genelinde yaygınlaşması için güçlü bir örnek teşkil etmiştir. Ne var ki, 1930’ların sonlarına doğru Sovyet yönetiminin uyguladığı baskılar sonucunda Türk topluluklarına farklı Kiril alfabeleri dayatılmış, böylece ortak alfabe girişimleri zorla kesintiye uğratılmıştır. Bu gelişme, Türk dünyasının kültürel bütünlüğüne vurulmuş en ağır darbelerden biri olmuştur" dedi. "Cemile, Türk dünyasının ortak ruhunu yansıtan bir başyapıttır" Türk alfabesinin sadece bir yazı sistemi değil, yüzyılı aşan bir kültürel idealin vücut bulmuş hali olduğunu dile getiren Topsakal, "Türk milletinin farklı coğrafyalarda yaşayan evlatlarını aynı kelimelerde buluşturacak, ortak edebiyatın ve ortak bilimin zeminini oluşturacak, sanatta ve kültürde tek bir yürek gibi atmamızı sağlayacaktır. Bugün gelinen noktada ortak alfabe, sadece harfleri değil; geçmişin mirasını, bugünün birliğini ve yarının ortak geleceğini birleştiren bir kültürel köprü haline gelmiştir. Bu köprünün ilk somut adımı ise, Cengiz Aytmatov’un ‘Cemile’ adlı ölümsüz eseriyle atılmıştır. Cemile, yalnızca Kırgız edebiyatının değil, bütün Türk dünyasının ortak ruhunu yansıtan bir başyapıttır. Bugün Cemile’nin ortak Türk alfabesiyle yayımlanması, yalnızca kültürel bir yayın değil; Türk halklarının birlikte okuduğu, birlikte hissettiği ve aynı geleceğe omuz omuza yürüdüğü bir dönüm noktasıdır. Cemile’nin aynı eserde hem Türkiye Türkçesi hem de Kırgız Türkçesinde belirlenen ortak alfabeyle yayımlanması geleceğe dair büyük bir anlam taşımaktadır. Bu adım, genç nesillerin ortak bir yazı üzerinden birbirini daha iyi anlamasına, ortak kimlik bilincinin güçlenmesine, eğitim ve bilim alanında iş birliklerinin artmasına ve kültürel mirasın tek bir ortak dille gelecek kuşaklara aktarılmasına hizmet edecektir" diye konuştu. "Sanatın evrensel diliyle de Türk dünyasının birliğini taçlandırıyoruz" Ortak Türk Alfabesi ve Cemile’nin buluşturduğu bu tarihi adımın Bozkır ruhunun yeniden dirilişi olduğuna dikkati çeken Topsakal, şu ifadeleri kullandı: "Cengiz Aytmatov Enstitüsü olarak yalnızca edebiyatla değil, sanatın evrensel diliyle de Türk dünyasının birliğini taçlandırıyoruz. Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi’nin himayelerinde; ’Ulu Bozkırın Ruhu - Türk Dünyası Ressamları Cengiz Aytmatov’u Anıyor’ adlı uluslararası resim sergimizin açılışını büyük bir gururla 3 Kasım tarihinde saat 19.00’da İstanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde (Zorlu PSM) gerçekleştireceğiz. Bu sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; gelenek ile geleceğin, söz ile imgenin, kelime ile fırçanın aynı zeminde buluştuğu bir kültür şölenidir. Türk dünyasının seçkin ressamları, Aytmatov’un felsefesini ve eserlerini tuvale taşıyarak Ulu Bozkırın ruhunu yeniden yaşatacaktır. Katılımınızla bu özel etkinlik, sadece bir anma değil; köklerimizdeki ortaklığın sanatla taçlandığı bir kardeşlik şöleni olacaktır." Türk Dünyası’nın ortak alfabe kullanımının önemini vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Topsakal, Türkiye’nin Latin Alfabesi’ne geçtiği dönemde Kırgız Türklerinin Manas Destanı’nı Latin Alfabesi ile yeniden yazarak Anadolu’daki Türklerden kopmamayı amaçladıklarını kaydetti. "Bu merkezler lütfen boş oturmasınlar" Alanında uzman akademisyenlerle kısa sürede eseri hazırladıklarını aktaran Topsakal, devlet kurumları ve STK’lara çağrıda bulunarak, "Buradan YÖK’e çağrım, her üniversitenin Türk Dünyası Araştırma Merkezleri var. Bu merkezler lütfen boş oturmasınlar. Orada bizim yüzlerce hocamız Türkistan’a gitti, Rusya’ya gitti geldi. Onlar bu konuda uzmanlar, proje yaptırsınlar. İkincisi Diyanet İşleri Başkanlığı’mız. Bu işler camilerde başlar ve oradaki eğitimlerde devam eder. Üçüncüsü STK’lar. STK’lar, vakıflar, dernekler artık boş iş yapmasınlar. İnsanlara hizmet ederken vatanına ve milletine faydalı iş yapsınlar. Dördüncüsü en son devlet kurumları Kültür Turizm Bakanlığı vasıtasıyla ister yapsınlar ister yapamasınlar. Devlet umurunda kültürel işler insana ve özgürlüğe aittir. Devletten her şey beklenmez, biz yapacağız onlar bizi takip edecekler" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 15:12
Yeni oyuncular arıyor
Düzce Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Şehir Tiyatrosu, temel oyunculuk eğitimiyle tiyatroya gönül veren herkese kapılarını açıyor. Oyunculuk hayali kuran, sahneye adım atmak isteyen ve yeteneklerini geliştirmeyi hedefleyen 18 yaş ve üzeri katılımcılar için büyük bir fırsat sunuluyor. Alanında deneyimli, tiyatro ve sinema oyuncusu Necmettin Görgün tarafından verilecek eğitimlerde; sahne disiplini, temel oyunculuk teknikleri, diksiyon, doğaçlama ve beden dili üzerine kapsamlı çalışmalar yapılacak. Katılımcılar hem teorik hem de pratik derslerle sahne sanatlarının büyülü dünyasını yakından tanıyacak. Eğitim sonunda başarılı olan kursiyerlere sertifika verilecek. Ayrıca Düzce Belediyesi Şehir Tiyatrosu kadrosunda yer alma şansı yakalayacak. Eğitimi almak isteyenler başvurularını 20 Ekim Pazartesi gününe kadar Düzce Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü’ne yapılabilecek.
30 Eylül 2025 Salı - 14:26
Başiskele’de ekim ayı kültür sanat etkinlikleriyle dolu geçecek
Başiskele Belediyesi, ekim ayı boyunca çocuk ve yetişkin tiyatroları, atölye çalışmaları, söyleşiler ve özel gün programlarından oluşan bir dizi etkinliği sanatseverlerle buluşturacak. Başiskele Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünce Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan program, her yaştan vatandaşa hitap eden etkinlikler içeriyor. Takvime göre, ay boyunca "Aynalar", "3 Jokerli Konken" ve "Mükemmel Partner" adlı oyunlar yetişkinler için sahnelenecek. Çocuklar için ise "Orman Koruyucuları" ve "Çöp Atlas" adlı tiyatro oyunları gösterilecek. Programda ayrıca Dünya Yaşlılar Günü ve Cumhuriyet Bayramı için özel kutlamalar da yer alıyor. Kadın ve ailelere yönelik "Ruhuma İyi Bak Atölyesi", "Aromaterapi Eğitimi", "Evlilik Okulu" gibi atölye ve eğitimlerin yanı sıra "Adım Adım Başiskele" adıyla bir yürüyüş programı da düzenlenecek.
30 Eylül 2025 Salı - 13:57
Gastronomi Festivali Bursa’yı dünya sofrasına taşıdı
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kentin tescilli lezzetlerini ve unutulmaya yüz tutmuş tatlarını tüm Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak amacıyla düzenlediği 4. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali, 3 günde yüzbinlerce lezzet tutkununu ağırlayarak lezzetli ve keyifli vakit geçirmelerini sağladı. Gastronomi şöleni yaşandı Bursa’nın sahip olduğu köklü gastronomi ve mutfak kültürü, Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ temasıyla düzenlediği 4. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’nde yeniden vitrine çıktı. Birçok ülkeden ve şehirden getirilen malzemelerle hazırlanan, Bursa Aşçılar Derneği tarafından organize edilen ‘Dostluk Çorbası’ ateşinin yakılması ve ardından gerçekleştirilen kortej yürüyüşü ile başlayan festival, üç gün boyunca panel ve söyleşilerden lezzet atölyelerine, yarışmalardan gastro sahnelere, film gösterimlerinden konserlere kadar birçok renkli etkinliğe ev sahipliği yaptı. Festival, Bursalı ziyaretçilerin yanı sıra şehir dışından ve farklı ülkelerden gelen yüzbinlerce kişiyi ağırladı. 145 konuşmacının ve şefin katıldığı 100’e yakın etkinlikte, gastronomi kültürü tüm yönleriyle ele alındı. Kültürlerarası gastronomi köprüsü kuruldu Etkinlikler; Ana Sahne, Gastro Söyleşi Alanı, Yarışma Alanı, Lezzet Atölyesi, Alternatif Sahne ve Çocuk Sahne olmak üzere birçok alanda eş zamanlı olarak organize edildi. Yarışmalara katılarak hünerlerini sergileyen katılımcılar, tadım ve lezzet atölyelerinde damak şöleni yaşadı. Bulgaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ukrayna, Belarus, Tataristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Moldova gibi ülkelerin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Kardeş Sofralar Bursa’da Buluşuyor’ etkinliği, festival boyunca kültürlerarası bir gastronomi köprüsü kurdu. 11’i gastronomi alanında olmak üzere 40 sivil toplum kuruluşunun de yer aldığı festival, 50 restoran ve işletmenin kendi markasını daha da fazla tanıtmasına imkan sağladı. 7 farklı üniversiteden akademisyen ve öğrencilerin de destek verdiği programlar, 6 farklı etkinlik sahnesinde gerçekleştirildi. Bursa’nın gastronomi vizyonu konuşuldu 1. Bursa Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nin de düzenlendiği festivalde, ‘Rotam Bursa Lezzetleri Ulusal Fotoğraf Yarışması’, ‘Tescilden Tabağa Bursa Gastronomisi’ kitabının lansmanı ve iki fotoğraf sergisi gerçekleştirildi. Gastro sahnede yer alan yerel, ulusal ve uluslararası şefler, Bursa’nın yerel ürünlerini kullanarak hazırladıkları Keles kuzusundan kestane şekerine, Gürsu bamyasından Gedelek turşusuna, İnegöl köftesinden tahinli pide ve cevizli tokuma kadar birçok lezzeti katılımcıların beğenisine sundu. ‘Bursa’nın Gastronomi Vizyonu’ konulu oturuma konuk olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın gastronomi yolculuğuna dair vizyonunu ve hedeflerini paylaştı. Bursa mutfağını geleneksel tarifleri koruyarak, modern sunumlarla harmanlayıp dünyaya taşımak istediklerini belirten Başkan Bozbey, Bursa’yı dünya gastronomi rotalarının vazgeçilmez duraklarından biri yapmak istediklerini dile getirdi. Mutfak mirasına sahip çıkıldı Bursa’nın geçmişi ile geleceği arasında bir köprü oluşturan 650 yıllık Gezek kültürünün yaşatıldığı festivalde, ‘Kadının Gücü: Mutfağın Değişen Dengeleri’ paneli ile kadın şeflerin görünürlüğü ve ilham verici deneyimleri de paylaşılırken, panel ve söyleşilerde gastronominin her disiplini konunun uzmanlarınca mercek altına alındı. Festival öncesinde İzmir, Antalya, Hatay ve Bursa’dan akademisyen ve gastronomi öğrencileri, ‘Mutfak Mirasına Sahip Çık!’ projesi ile köylerde kayıp reçetelerin peşine düştü ve unutulmaya yüz tutmuş lezzetleri kayıt altına aldı. Usta şefler yerel lezzetleri yorumladı Bursa’nın cantık, tahinli pide, cevizli lokum, Gedelek turşusu, süt helvası gibi yerel lezzetleri üzerine atölyeler gerçekleştirilirken, kadın kooperatiflerinin de etkin rol aldığı birçok atölyede ustalar yerel lezzetleri baştan hazırladı. Farklı sahne ve mekânlarda düzenlenen yemek sunumları, gastro sahneler, yarışmalar, atölyeler, gastronomi temalı film gösterimleri, yönetmen-yapımcı katılımlı sohbetler ve konserlerle ziyaretçiler dopdolu ve eğlenceli bir organizasyon yaşadı. Festival süresince katılımcıların İstanbul-Bursa arası transferleri, İDO ve BUDO tarafından karşılanırken; ziyaretçilere İDO tarafından yüzde 15, BUDO tarafından ise yüzde 16 indirim uygulandı. "Seneye daha fazla yabancı turisti ağırlamak istiyoruz" Festivalin düzenlemesinde emeği geçenlere ve katılan herkese teşekkür eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, şeflerden tam not alan festivalin ülke sınırlarını aşarak dünyada yer edinen bir düzeye geldiğini belirtti. 3 gün boyunca birbirinden önemli etkinliklerin düzenlendiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Merinos Parkı’nda ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ temasıyla düzenlenen 4. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’ni 3 günde yüzbinlerce kişi ziyaret etti. Festivale gösterilen ilgi bizleri çok mutlu etti. Önümüzdeki sene daha iyisini yapmak için çalışmalara başlıyoruz. Bursa’nın, gastronomi turizminden hak ettiği payı alabilmesi izin yurt içinde ve yurt dışında gerekli tanıtımları yapacağız. Seneye daha fazla yabancı turisti Bursa’da ağırlamak istiyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihi ile birçok kültürel ve turistik değere, köklü gastronomi ve mutfak kültürüne sahip olan Bursa, dünya gastronomi rotasına girecektir" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 13:07
Avrupa Miras Günleri Beyoğlu’nun çok kültürlü yapısına ışık tuttu
Beyoğlu’nda devam eden Avrupa Miras Günleri kapsamında "Beyoğlu’nun Maneviyat Durakları Turu" düzenlendi. Tura katılan vatandaşlar, bölgenin hoşgörü ve kültürel çeşitlilik mirasını deneyimleme fırsatı buldu. Beyoğlu Belediyesi’nce bu yıl 2’incisi düzenlenen Avrupa Miras Günleri dolu dolu etkinliklerle devam ediyor. Avrupa Miras Günleri kent turu programları kapsamında düzenlenen "Beyoğlu’nun Maneviyat Durakları Turu", rehber Hayri Fehmi Yılmaz eşliğinde gerçekleştirildi. Katılımcılar, semtin farklı inanç yapılarını ziyaret ederek Beyoğlu’nun çok kültürlü geçmişini yakından tanıma fırsatı buldu. Katılımcılar bölgenin hoşgörü ve kültürel çeşitlilik mirasını deneyimledi Taksim-Galata güzergahında gerçekleştirilen turda Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi, Hüseyin Ağa Camii, Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Kilisesi, Üç Horan Ermeni Kilisesi, Saint Antuan Kilisesi, Santa Maria Draperis Kilisesi, Neve Şalom Sinagogu, Kırım Anglikan Kilisesi ve Arap Camii ziyaret edildi. Katılımcılar, farklı dinlere ait ibadethanelerin bir arada var olduğu Beyoğlu’nun eşsiz dokusunu keşfederek, bölgenin hoşgörü ve kültürel çeşitlilik mirasını deneyimledi.
30 Eylül 2025 Salı - 12:33
Halk danslarının kalbi Konyaaltı’nda attı
Konyaaltı Belediyesi, Türkiye ile beraber farklı ülkelerin de yer aldığı ‘Halk Dansları Gösterileri’ etkinliği düzenledi. HayatPark’ta düzenlenen etkinlik, çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşti. Konyaaltı Belediyesi, Başkan Cem Kotan’ın sanata verdiği önem doğrultusundaki etkinliklerini halkla buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda birçok etkinlik planlayan Konyaaltı Belediyesi son olarak HayatPark’ta ‘Halk Dansları Gösterileri’ etkinliği düzenledi. Etkinlikte, Konyaaltı Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun yanı sıra Sakarya, Estonya, Romanya ve Makedonya’dan gelen dans grupları hünerlerini sergiledi. HayatPark’ta gerçekleşen gösterilerde vatandaşların keyifli anları ve beğenileri gözlerden kaçmadı. Öte yandan ‘Halk Dansları Gösterileri’ etkinliği için Türkiye’ye farklı ülkelerden gelen dans grupları temsilcileri, Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ı ziyaret etti. Ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti aktaran Başkan Kotan, "Bizler, sanata ve sanatçıya olan saygımız ile çalışmalarımıza yön veriyoruz. Halkımızı sürekli olarak sanat etkinlikleriyle buluşturuyoruz. Sanatın toplumumuz için ne kadar değerli olduğunun farkındayız. Sanata olan katkılarınız için sizlere çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Gerçekleştirilen etkinlik ve misafirperverliği için Başkan Kotan’a teşekkürlerini ileten temsilciler, Konyaaltı ilçesinin Antalya ve Türkiye için ayrı bir yere sahip olduğunu bildiklerini vurguladı.
30 Eylül 2025 Salı - 12:17
Kocaeli Kitap Fuarı’nda "ebeveynle kitap okuma" rekoru denenecek
Kocaeli’de 15’incisi 4-12 Ekim’de düzenlenecek Uluslararası Kitap Fuarı’nda, 4 bin 100 ebeveynin aynı anda çocuğuna kitap okumasıyla dünya rekoru kırılması hedefleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenecek Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, Maide Kafe’de düzenlenen toplantıda, 4-12 Ekim’de Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuara ilişkin bilgi verdi. Fuarın teması "Anadolu mayası" Baraçlı, geçen yıl 1 milyon 23 bin 514 olan ziyaretçi sayısının bu yıl üzerine çıkacaklarını vurguladı. 28 bin metrekarelik alanda düzenlenecek fuara 515 yayınevi, sahaf ve sivil toplum kuruluşunun katılacağını ifade eden Hayri Baraçlı, fuarın temasının "Anadolu mayası" olduğunu ve Ahilik kültürüyle aile kavramını birleştirdiğini aktardı. Baraçlı, "Tabii ki Anadolu mayası bizler için çok önemli. Geçen hafta biliyorsunuz Ahilik Haftası başlamıştı. Ahilik kavramı anadan babadan başlar. Anne-baba, evlatlarına bilgi tecrübesi aktardığı zaman bir ailelik festivali ortaya çıkar. Bu Anadolu mayası kavramı içerisinde de bu anlayışı hep beraber ortaya çıkaracağız" dedi. Uluslararası fuara bu yıl 515 yayınevi, sivil toplum kuruluşu ve sahafların katılacağını bildiren Genel Sekreter Baraçlı, ayrıca bin 50 söyleşi-panel ve imza etkinliğinin de düzenleneceğini aktardı. Onur konuğu Prof. Dr. Kemal Sayar Fuarın bu yılki onur konuğunun Prof. Dr. Kemal Sayar olacağını kaydeden Baraçlı, "Kendisinin bir açılış konuşması olacak. Biz de onun bilgilerinden faydalanacağız ve hayatımızda da örnek alacağımız buluşmaları olacak. Özel oturumlarımız da olacak. Aynı zamanda kıymetli yazarlarımız ve düşünce insanlarımızın olduğu oturumlar gerçekleşecek" diye konuştu. Rekor denemesi yapılacak Baraçlı, fuar kapsamında 7 Ekim’de 4 bin 100 ebeveynin aynı anda çocuklarına kitap okuyacağı bir rekor denemesi yapılacağını açıkladı. Bu çalışmayla yeni bir dünya rekoruna Kocaeli’de imza atacaklarını belirten Baraçlı, şu bilgileri verdi: "Önümüzdeki süreç içerisinde bununla ilgili bilgileri sizlerle de paylaşacağız. Bu çalışmayla da yeni bir dünya rekorunu şehrimizde sağlamış olacağız. Bu noktada da sizlerin gayretleri ve destekleri bizler için çok önemli. Çünkü biliyorsunuz 2023 yılında Hindistan’da 3 bin 6 kişiyle böyle bir rekor kırılmıştır. Bizim hedefimiz 4 bin 100 anne baba ve çocuklarıyla beraber böyle bir rekor denemesidir. Amacımız farkındalık oluşturmak ve kitap sevgisinin evde en güzel yerde olmasını sağlayabilmektir."
30 Eylül 2025 Salı - 12:08
Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan: "Fatih, UNESCO mirasının kalbidir"
İstanbul’un UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabulünün 40’ıncı yılı Fatih’te kutlandı. Fatih Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen programda konuşan Başkan Turan, "Ecdadımızın ihya edici misyonunu bugünün şartlarında sürdürmeyi iftihar vesilesi sayıyoruz" dedi. İstanbul’un tarihi alanlarının UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilişinin 40. yılı dolayısıyla Fatih Belediyesi’nin ev sahipliğinde program düzenlendi. Programa, UNESCO Dünya Miras Komitesi üye ülke temsilcilerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul Tarihi Alanlar Alan Başkanı M. Mustafa Tural, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ve kamu kurum temsilcileri katıldı. "Ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz" Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, İstanbul’un UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan dört koruma alanının tamamının Fatih ilçesi sınırlarında bulunduğuna dikkat çekerek, "Kadim İstanbul’umuzun kalbi Fatih’te, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilişimizin 40. yıl dönümü gibi özel ve anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu buluşmayı yalnızca bir yıldönümü kutlaması değil; tarihe karşı sorumluluğumuzun, geçmişin mirasına, ecdadın asil emanetine sahip çıkma isteğimizin yeniden ikrarı olarak kabul ediyor, etkinliğin hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Her adımımızı tarihi sorumluluğun ciddiyetiyle atıyoruz" Başkan Turan konuşmasında, Fatih Sultan Mehmed’in fethin ardından Ayasofya’yı vakıflaştırarak koruma altına almasını hatırlatarak, "Ecdadımızın ihya edici misyonunu bugünün şartlarında sürdürmeyi iftihar vesilesi sayıyoruz. Her adımımızı tarihi sorumluluğun ciddiyetiyle atıyoruz" şeklinde konuştu. "Bin 100’ü geçen eser restorasyon, bakım ve onarım kapsamında ele alındı" Fatih Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler hakkında bilgi veren Turan, "Kara Surları Millet Bahçesi ile 200 yıllık bir kentsel sorunun çözülmesi, Yedikule Hisarı restorasyonu ile yapının uluslararası bir sanat ve turizm merkezi haline getirilmesi, Zeyrek ve Cibali’deki ahşap sivil mimari örneklerinin, tarihi çeşmelerin, hazirelerin, türbelerin ve eğitim yapılarının onarılması. Bugüne kadar 814 eserin, cephe yenileme çalışmalarıyla birlikte bin 100’ü geçen eser restorasyon, bakım ve onarım kapsamında ele alındı. Fatih’teki yaklaşık 11 bin tescilli kültür varlığının yüzde 10’unda belediye tarafından çalışma yürütüldü" diye konuştu. "İstanbul’un köklü tarihini ve derin hafızasını gelecek nesillere aktarmak için tüm gücümüzle gayret etmeye devam edeceğiz" Etkinliğe katılan tüm davetlilere teşekkür eden Başkan Turan, "Eşsiz hazinemiz kültür mirasımızın korunması, yaşatılması ve geleceğe taşınması yolundaki hedeflerimizi gerçekleştirirken tüm paydaşlarımızla iş birliği, güç birliği içinde olmaya, müşterek sorumluluk duygusuyla, hepimizin, üzerimize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getireceğimizden asla kuşku duymuyoruz. Miras alanlarımızın şehrimize ve ülkemize sağladığı avantajları sürdürülebilir kılmak için de azim ve gayretle çalışmaya ve İstanbul’un köklü tarihini ve derin hafızasını gelecek nesillere aktarmak için tüm gücümüzle gayret etmeye devam edeceğiz" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 11:55
Cumhuriyetin ilk spor mirası: Erzurum Lisesi ve olimpiyat talebi
Cumhuriyetin ilk yıllarına ait önemli bir belge, Erzurum’da yapılan arşiv çalışmalarıyla gün yüzüne çıktı. Erzurum Lisesi Beden Eğitimi öğretmeni Hayri Raşid Bey’in 1928 yılında olimpiyatlara katılma talebine dair yazışmalar, dönemin spor tarihine ışık tuttu. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir’in titiz araştırmalarıyla ulaşılan belge, bir yandan Cumhuriyet’in idealizmini, diğer yandan ise imkânsızlıklarını ortaya koyuyor. Öğretmenin katılım talebi ve olimpiyat heyecanı 9 Nisan 1928 tarihinde yazdığı dilekçeyle Amsterdam’da düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’na katılma isteğini ileten Hayri Raşid Bey, 25 Nisan 1928’de gelen yanıtla hayal kırıklığına uğradı. Resmi yazıda, "Bu sene ödenek yetersizliği sebebiyle olimpiyatlara iştirakiniz mümkün değildir. Çalışmalarınızdan memnunuz. İlk fırsat doğduğunda bu konudaki isteğinizin gerçekleşmesine yardımcı olunacaktır" ifadeleri yer aldı. Bu yanıt, genç Cumhuriyet’in spor alanında duyduğu büyük heyecanı, fakat aynı zamanda maddi imkânların kısıtlılığını net bir şekilde göstermesi açısından önemli bulunuyor. Hayri Raşid Bey’in katılmak istediği organizasyon, tarihe "IX. Olimpiyat Oyunları" olarak geçen 1928 Amsterdam Yaz Olimpiyatları idi. 28 Temmuz - 12 Ağustos 1928 tarihleri arasında düzenlenen bu oyunlar, olimpiyat tarihine birçok ilkle geçti. Kadın atletler ilk kez resmi olarak yarıştı, olimpiyat ateşi uygulaması başlatıldı ve modern olimpiyat anlayışı yeni bir boyut kazandı. Türkiye ise bu oyunlarda güreş branşında temsil edilmişti. Erzurum’dan bir öğretmenin katılma talebi, Anadolu’nun uzak bir köşesinden yükselen olimpiyat heyecanını yansıtan dikkat çekici bir ayrıntı olarak spor tarihimizde yerini almış oldu. Doğu’daki bir öğretmenin olimpiyat hayali Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzurum Lisesi, yalnızca akademik eğitim veren bir kurum değil; aynı zamanda kültürel, sosyal ve sportif hayatın da merkeziydi. İdealist öğretmenler, öğrencileri spora yönlendiriyor, beden eğitiminin ülke çapında yaygınlaşması için büyük emek sarf ediyorlardı. Hayri Raşid Bey’in olimpiyat hayali, Erzurum Lisesi’nin bu vizyonunu en iyi şekilde ortaya koyuyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir, ortaya çıkarılan belgenin önemine değinerek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu yazışma, bir öğretmenin olimpiyat idealini ve dönemin kısıtlı imkânlarını belgeliyor. Erzurum’dan yükselen bu olimpiyat heyecanı, aslında Cumhuriyetin genç kuşaklara bıraktığı spor mirasının da işaretidir. Bugün bizler, bu idealizmi geleceğe taşımakla mükellefiz." Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolü Aradan geçen yaklaşık bir asırda Türkiye, sporda büyük bir dönüşüm yaşadı. Cumhuriyetin ilk yıllarında ödenek yetersizliği sebebiyle gerçekleştirilemeyen uluslararası katılımlar, bugün devletin ve özel sektörün desteğiyle güçlü bir şekilde yürütülüyor. Modern tesisler Anadolu’nun dört bir yanında inşa edildi. Olimpiyat sporcuları artık sistematik bir altyapı ile yetiştiriliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın projeleriyle amatör sporlara teşvik sağlanıyor. Türk sporcuları, olimpiyatlardan dünya şampiyonalarına kadar pek çok branşta tarihî başarılar elde ediyor. Bugün Türkiye, yalnızca futbol değil; güreşten boksa, halterden voleybola, atletizmden yüzmeye kadar pek çok branşta dünya sahnesinde adından söz ettiriyor. 1928’de Erzurum’dan yükselen olimpiyat talebi, bugün için bir ders niteliğinde. Bir öğretmenin idealizmi, dönemin imkânsızlıklarına rağmen resmi kayıtlara geçmiş ve bize bir miras bırakmıştır. Bu belge, Erzurum Lisesi’nin spor tarihindeki rolünü ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki azmi hatırlatırken; günümüzde spora verilen önemin değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
30 Eylül 2025 Salı - 11:31
Akdeniz Belediyesi Kültür Sanat Evleri kurs başvuruları başladı
Akdeniz Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, bünyesinde bulunan 10 kültür ve sanat evinde yeni dönem kurs kayıtlarının başladığını duyurdu. Bu yıl içerisinde toplam bin 54 kadın ve çocuğa kurs imkanı sağlayan kültür ve sanat evleri, mahallelerde yoğun ilgi görüyor. Kurslar sayesinde kadınlar meslek öğrenirken, kent merkezinde düzenlenen etkinliklerde açılan stantlarda ürettikleri el emeği ürünleri satışa sunarak aile bütçesine katkı sağlıyor. Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, kursların kadınların ve çocukların gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Kültür ve sanat evlerimiz, kadınların meslek edinmesi ve sosyal hayata katılması, çocukların ise yeteneklerini keşfedip geliştirmesi için çok önemli bir merkez haline geldi. Bizler, her yaştan vatandaşımızın hayatına dokunan hizmetler üretmeye devam edeceğiz. Kadınların el emeği ürünlerini sergileyip ekonomik kazanca dönüştürmesi, çocukların da sanat ve kültürle büyümesi bizim için büyük bir gurur kaynağıdır" dedi. Kültür ve sanat evleri; Huzurkent, Adanalıoğlu, Kazanlı, Karaduvar, Güneş, Bekirde, Yeşilçimen, Çilek, Çay ve Turgutreis mahallelerinde faaliyet gösteriyor. Kadınlara yönelik açılan kurslar; el sanatları, dikiş-nakış, kuaförlük, ahşap boyama, takı tasarımı, seramik, pilates ve kişisel gelişimden oluşurken, çocuklara yönelik kurslar ise resim, drama, İngilizce, müzik, zeka oyunları ve halk oyunları olarak belirlendi. Kurslara katılmak isteyen vatandaşların, mahallelerindeki kültür ve sanat evine şahsen başvuru yapabilecekleri ya da 0324 502 09 72 numaralı telefonu arayarak detaylı bilgi alabilecekleri bildirildi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:55
Sanatın iyileştirici gücü Başkent Üniversitesi’nde konuşuldu
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi, yeni sanat sezonunun açılışına ev sahipliği yaptı. Disiplinlerarası sanat üretimini öne çıkararak Adana’dan dünyaya evrensel mesaj iletme amacını taşıyan etkinliklerinde sergi, imza günü ve film gösterimi yapıldı. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinlik programı, küratörlüğünü Pelin Emrahoğlu’nun yaptığı "Benim Güzel Adanam" sergisiyle başladı. Altınoran üyelerinin fotoğraf, resim ve kolaj çalışmalarından oluşan sergi, sanatçıların kendi yorumlarıyla Adana’yı sanatseverlere sundu. Etkinlik kapsamında ayrıca "Dört Bin Yıllık Rüya: Seyhan" kitabının imza günü düzenlendi. "Kerr" filmi Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterildi Açılış etkinlikleri, Altın Koza Film Festivali programı kapsamında yer alan Tayfun Pirselimoğlu’nun "Kerr" filmi ile devam etti. Film gösteriminin ardından yönetmen ve film ekibiyle izleyicilerin katıldığı bir söyleşi gerçekleştirildi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kışla Yerleşkesi ev sahipliğinde Sinematek Adana çatısı altında yıllardır süren bu etkinlik, sadece film izleme deneyimi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda sinema kültürünü zenginleştiren bir tartışma ortamı oluşturuyor. "Sanatın iyileştirici gücünü kullanmalıyız" Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Başkanı Yaşar Ateşoğlu, açılışta yaptığı konuşmada sanatın toplumsal önemini şu sözlerle vurguladı: "Bugün dünya kaotik bir ortamdan geçiyor. Böyle bir dönemde sanatın iyileştirici gücünü kullanmak, toplumumuzu daha ileriye, daha aydınlık yarınlara taşımak zorundayız. Biz, ürettiğimiz eserlerle Adana’dan dünyaya bir mesaj göndermek istiyoruz. Çünkü yerelden evrensele bir yaklaşımın doğru olduğuna inanıyoruz. Sanat disiplinleri arasında kurduğumuz bu birliktelik, birlikte üretip paylaşarak çoğalmayı sağlıyor." Ateşoğlu ayrıca Başkent Üniversitesi ile olan iş birliğine de değinerek, "Yıllardır süren bu ortaklık bizler için bir onur kaynağıdır. Üniversitenin ve hastanenin sunduğu destek, sanatın topluma hizmet etmesini sağlayan değerli bir katkıdır" dedi. Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Murat Ali Hersekli, sanat etkinliklerinin Adana’nın kültürel hayatındaki önemine değinerek: ‘’Sinematek Adana, 13 yıldır şehrimizin sinema kültürünü geliştirmeye yönelik çok önemli katkılar sunuyor. Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun bu yılki açılış etkinlikleri de bu misyonun güçlü bir devamıdır. ‘Benim Güzel Adanam’ sergisi üyelerimizin kente dair ürettikleri fotoğraflardan oluşuyor ve sergiyle birlikte şehrin kültürel belleğine katkı sunuyoruz. ‘Kerr’ filminin ise izleyiciyi düşündüren, tartışmaya açan yönüyle sezonun anlamlı bir başlangıcı oldu."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder