KÜLTÜR SANAT
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:26 Türk Telekom 5G ile sanatta yeni bir devrin kapısını araladı "Herkes İçin 5G" vizyonu doğrultusunda yenilikçi uygulamalar geliştiren Türk Telekom, ’Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi’ni ana destekçisi olduğu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sanatseverlerle buluşturdu. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleşen açılış, 5G teknolojisiyle gerçek ve sanal ortamın eş zamanlı deneyimlenebildiği yenilikçi bir sergi deneyimine sahne oldu. Türk Telekom, sağlıktan tarıma, sanayiden spora ve kültür-sanata kadar pek çok alanda yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. 5G çağının sunduğu imkânlarla uygulamalarına hız veren Türk Telekom, "Herkes İçin 5G" vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği, sanat ve teknolojiyi aynı potada buluşturarak yeni nesil bir deneyim sunan ’Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi’ni açtı. Türk Telekom’un teknoloji sponsoru ve ana destekçisi olduğu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM), Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleşen açılışta ziyaretçiler, gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı kurgulandığı deneyimle buluştu. Proje kapsamında Devlet Sanatçısı Devrim Erbil’in, İstanbul’un simge yapılarını özgün üslubuyla yorumladığı eserleri fiziksel mekânda sanatseverlerle buluşurken, 5G teknolojisinin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme avantajıyla sanal gerçeklik (VR) ortamına birebir taşındı. Böylece ziyaretçiler, yalnızca izleyen değil, eserin içine dahil olan bir deneyim yaşayarak İstanbul’un büyüleyici silüeti içinde çok katmanlı bir yolculuğa çıktı. 5G teknolojisinin kültür ve sanat alanındaki potansiyelini somut bir deneyime dönüştüren sergi, şirketin gelecek vizyonunu ortaya koyuyor. "5G ile hayatın her alanında dönüşüm sağlıyoruz" Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Şirket olarak iletişimin her çağında olduğu gibi 5G çağının da öncüsü konumundayız. Uzun yıllara dayanan altyapı yatırımlarımız ve yenilikçi uygulamalarımızla 5G’yi yalnızca bir teknoloji değil; endüstriden sanata, eğitimden sağlığa kadar geniş bir ekosistemde dönüşüm sağlayan stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken toplumsal fayda üretmeye odaklanıyor, bu vizyonumuzu somut projelerle hayata geçiriyoruz. Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi de bu yaklaşımımızın güçlü bir yansıması niteliğinde. Bu projeyle, Devrim Erbil’in eserlerini 5G destekli dijital ortamla buluşturarak sanatın mekândan bağımsız hale gelmesine katkı sağlıyor, sanatçı ile sanatseverler arasında yeni nesil bir etkileşim alanı oluşturuyoruz. Gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı deneyimlenebildiği bu model, 5G’nin yüksek hız, düşük gecikme ve ileri bağlantı kabiliyetini somut bir deneyime dönüştürürken; kültür ve sanat alanında yeni nesil uygulamaların da önünü açıyor. Şirket olarak 5G’nin sunduğu imkânlarla geleceğin dijital dünyasını bugünden inşa etmeye devam ediyoruz" dedi. Dünyada ilk kez 5G teknolojisiyle kesintisiz ve gerçek zamanlı bir sanat deneyimi Serginin teknoloji altyapısını oluşturan 5G, ultra düşük gecikme, yüksek hız ve geniş kapasite avantajlarıyla fiziksel ve dijital dünyayı eş zamanlı olarak buluşturdu. Ziyaretçiler, İstanbul’un simge yapılarını konu alan eserlerin içinde serbestçe hareket edebilirken; istedikleri noktaya yönelip detayları çok yüksek çözünürlükte anlık olarak inceleyebildi. 5G’nin sağladığı akıcılık sayesinde deneyim, kesintisiz ve doğal bir akışta gerçekleşerek sanatla kurulan bağı daha derin ve etkileyici hale getirdi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:01 Gezici Kütüphane, 3 binden fazla kitabı okurlarla buluşturuyor Yozgat’ta 62. Kütüphane Haftası çerçevesinde Gezici Kütüphane otobüsü Çalatlı köyünde öğrencilerle buluştu. Yozgat İl Halk Kütüphanesi Müdürü Salih Eren ve kurum personellerinin katıldığı etkinlikte öğrenciler, gezici kütüphanedeki kitaplarla buluştu. Ulaşımı zor olan okullardaki çocukların da istifade edebilmesi amacıyla oluşturulan Gezici Kütüphane sayesinde çocuklar kütüphane sistemini öğrenme ve tanıma imkanı buluyor. 30 Mart-4 Nisan tarihleri arası kutlanan Kütüphane Haftası’nda çocuklara kütüphanenin ve kitapların önemi ve gerekliliği anlatılıyor. Çocuklar nasıl ödünç kitap alıp vereceğini, kütüphaneye üye olmayı öğrenirken bir yandan da bilime nasıl ulaşacağını keşfediyor. Gezici Kütüphane faaliyeti okulların yanı sıra 10 yıldır köylerde, sığınma evlerinde, cezaevi gibi kurumlarda da hizmet veriyor. Gezici kütüphanede 3 binin üzerine kitap bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 4 binin üzerinde ödünç kitap alıp verme işlemi gerçekleştirildi. Okul öğrencilerinden Fatmanur Akbaş "Gezici kütüphane geldi. İçinde çok güzel kitapları var. Çok sevdim kitaplığını. İnşallah daha çok gelir. Kitap okumak, okumamı ve kelime haznemi geliştiriyor" dedi. Zeynep Erdoğan, "Kitap okumayı çok seviyorum. Yazı yazmayı çok seviyorum. Eğlenceli, maceralı kitapları çok seviyorum. Bazen tarih kitapları okuyorum. Bana göre çok eğlenceli geliyor. 300 sayfalık kitapları hep bitiriyorum. Arkadaşlarımla kitap okuyup kitap seçiyorum. Okulumuzda kütüphanemiz var. Onun içinden kitap alıyorum, okuyorum, getiriyorum. Bir tane kitap aldım. Allah Beni Seviyor isminde. Onu da bitirmeme az kaldı. O kitabı çok seviyorum" diyerek kitap okuma sevgisinden söz etti. Burak Baykal ise "Kitap okumak okumamı geliştiriyor. Heceleri daha hızlı ve daha iyi anlıyorum. Hızlı okumamı sağlıyor. Çocuklar kitap okumalılar. Çünkü kitap okudukları zaman okuduklarını daha iyi anlarlar, gelecekte katkısı olur, yeni yeni şeyler öğrenirler ve hayal dünyaları gelişir" şeklinde konuştu.
Orhan Bozkurt, "Suskun Kentin Çığlığı" ile okurlarıyla buluştu
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:23 Orhan Bozkurt, "Suskun Kentin Çığlığı" ile okurlarıyla buluştu Gazeteci-Yazar Orhan Bozkurt, Doğu Anadolu Erzurum 7. Kitap Fuarı’nda ilk kitabı "Suskun Kentin Çığlığı" ile okurlarıyla bir araya geldi. Erzurum’un son 35 yıllık gazetecilik hafızasını taşıyan Orhan Bozkurt’un ilk kitabı "Suskun Kentin Çığlığı", Doğu Anadolu 7. Erzurum Kitap Fuarı’nda okurla buluştu. Bozkurt’u sevenleri ve meslektaşları yalnız bırakmadı. Deneme ve köşe yazılarından oluşan eser; şehrin son yıllarına dair sosyolojik gözlemler, tarihsel notlar, belgeler, anılar ve tanıklıklarla Erzurum’un yakın geçmiş hafızasını gün yüzüne çıkarıyor. Kitap; Türk basınının usta isimleri Bekir Coşkun ve Mehmet Ali Birand ile Erzurum basınının simge isimleri Albayrakçı Süleyman Necati Güneri ve Kemal Alyanak hakkında kaleme alınmış metinleri de içeriyor. Suskun Kentin Çığlığı’nın, 23 Temmuz 1919’un tarihi ruhundan 2025’in modern Erzurum’una uzanan yazılarıyla şehir kimliği üzerine geniş bir bakış açısı sunduğunu anlatan Bozkurt, "Sustuğu yerden konuşan, karın altından seslenen, ayazın içinde nefes alan bir şehirdir Erzurum. Bir şehir bazen konuşmaz, bazen susar. Ama bir gün senin yerine çığlığı o atar. Ben bu kitabı işte o çığlığı duyanlar için yazdım. Bu eser, sadece benim kalemimin değil; Erzurum’un yüzyıllardır titreyen ama duyulmak bilmeyen kalbinin sesidir" dedi. Kitapsarayı Yayınları aracılığı ile okuyucu ile buluşan "Suskun Kentin Çığlığı" kapak tasarımında Atatürk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Grafiker Orhan Ardahanlı, arka kapak fotoğrafında ise usta foto muhabiri Cem Bakırcı’nın imzası bulunuyor. Kitabın bazı metinleri, karikatürleriyle Vedat Refayeli tarafından destekleniyor. Suskun Kentin Çığlığı’nın metin fotoğrafları ise son yıllarda Erzurum’un en önemli kent fotoğrafçılarından biri olan Nihat Kılıçoğulları’nın objektifinden yansıyan karelerden derlendi.
Osmangazi Belediyesi’nin dans kurslarına yoğun ilgi
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:17 Osmangazi Belediyesi’nin dans kurslarına yoğun ilgi Osmangazi Belediyesi, düzenlediği dans kurslarıyla gençleri ritmin, sanatın ve hareketin büyülü dünyasıyla buluşturarak geleceğin yetenekli dansçılarını yetiştiriyor. Çocuk ve gençlere yönelik kültür sanat faaliyetleriyle dikkat çeken Osmangazi Belediyesi’nin dans kursları her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Geleceğin profesyonel dansçılarını yetiştirmek amacıyla Soğanlı Kültür Merkezi’nde açılan kurslara 10-15 yaş grubundaki kursiyerler yoğun katılım gösteriyor. Düzenlenen eğitimlerde kursiyerler, dünyanın popüler danslarının temel aşamalarını öğrenme fırsatı buluyor. Toplam dört hafta süren eğitimlerde öğrenciler, her hafta Cumartesi günü Soğanlı Kültür Merkezi’nde gerçekleşen derslere katılarak alanında uzman eğitmenlerden hem teorik hem de pratik dans figürlerini uygulamalı bir şekilde öğreniyor. Kursiyerler, programın sonunda ise Modern Dans, Salsa, Bachata ve Hip-Hop’un inceliklerini kavrayarak temel dans eğitiminin ilk adımlarını başarıyla tamamlamış oluyor. "Kursa gelenler dünyanın en popüler danslarını öğreniyor" Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği dans kurslarına yoğun katılım olduğunu ifade eden Osmangazi Belediyesi Halk Dansları Topluluğu Eğitmeni Mustafa Gürhan Usta, şu şekilde konuştu: "Dans kurslarına katılan kursiyerler, Modern Dans, Salsa, Bachata ve Hip-Hop’un tüm inceliklerini öğreniyor. Bu kurslar, gençlere yalnızca dans etmeyi öğretmekle kalmıyor; spor yapma alışkanlığı kazandırarak fiziksel sağlığı da destekliyor. Ritmi yakalama, hareket koordinasyonu ve beden hakimiyetini geliştiren çalışmalar sayesinde çocukların ve gençlerin hem zihinsel hem de fiziksel gelişimine önemli katkılar sağlanıyor. Osmangazi Belediyesi tarafından her Cumartesi günü ücretsiz olarak düzenlenen dans kursları, yoğun ilgi nedeniyle kursiyerlerle adeta dolup taşıyor." Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği dans kurslarına katılmaktan büyük keyif aldıklarını söyleyen kursiyerler de, "Bu kurslar sayesinde alanında uzman eğitmenlerden dünyanın en popüler danslarını öğreniyoruz. Hem çok eğlenceli hem de kendimizi geliştirmemize katkı sağlıyor. Böyle bir imkan sunduğu için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ederiz." açıklamalarında bulundu.
İtalyan Erasmus öğrencileri Gümüşhane’de pestil-köme ustası oldu
29 Kasım 2025 Cumartesi - 09:04 İtalyan Erasmus öğrencileri Gümüşhane’de pestil-köme ustası oldu İtalya’dan Gümüşhane’ye gelen Erasmus öğrencileri, Gümüşhane’nin yöresel pestil-köme yapım aşamalarını yerinde inceleyerek, kendi ürünlerini yaptı. O anlar renkli görüntülere sahne oldu. Gümüşhane Mareşal Çakmak Sosyal Bilimler Lisesi, Erasmus programı kapsamında İtalya’nın Genova kentinden gelen 12 öğrenci ve 2 öğretmene ev sahipliği yaptı. Bir haftalık programda kültür gezilerinden çok üretim atölyesi öne çıkarılırken, öğrencilerin en çok ilgi gösterdiği etkinlik pestil-köme yapım atölyesi oldu. Gümüşhane Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir üretim tesisine giden İtalyan öğrenciler Gümüşhane’nin coğrafi işaretli lezzetlerinin kaynatılması, serilmesi ve kurutulması gibi aşamaları yerinde gördü. Öğrencilerin tesiste pestil ve köme yapımına yardım etmesi de renkli anlara sahne oldu. "Kültürümüzü tanıyıp çok özel deneyimler kazanıyorlar" Projenin öncülüğünü yapan Mareşal Çakmak Sosyal Bilimler Lisesi İngilizce öğretmeni Funda Kuvvet Yılmaz, "Aslında biz bu projeye eTwinning projesi olarak başladık. Hocamız İtalya’dan bulunan bir okuldan ortağımızdı. Sonrasında kendileri yurtdışında gidecek okul aradıklarını söylediler ve biz de buraya davet ettik. Bir hafta Gümüşhane’de bizimle olacaklar, 12 İtalyan öğrenci ve 2 öğretmen ile birlikte hem eğitim öğretim hem de kültürel faaliyetlerle birlikte güzel bir hafta geçireceğiz. Türk kültürü deyince aklımıza yemek kültürü geliyor. Gümüşhane’de de tabi ki pestil-köme tatlılarımız var. Biz bunları tanıtmak istedik. Atölye aşamasını, tadını ve nasıl yapıldığını görmeleri için farklı bir etkinlik olsun istedik. Sadece okul için değil okul dışında da bir çalışma yapmak istedik. Bence gayet iyi üstesinden geliyorlar. Dün de geleneksel Türk okçuluğunu denediler orada da çok iyiydiler. Kültürümüzü tanıyıp güzel deneyimler kazanıyorlar" dedi. Proje ortaklarından İtalyan öğretmen Silvia Gaggero da, "Biz daha önce Funda hoca ile birlikte bir projede çalıştık 2 yıl önce. Burada olmaktan çok mutluyum. İnsanlar çok cana yakın, arkadaş canlısı, güzel vakit geçiriyoruz. Ben yaparken biraz zorlandım ama öğrencilerim gayet iyiydi" diye konuştu. "Süreç biraz karışık ama yapımı kolaydı" Türkiye’ye ve Gümüşhane’ye gelmekten duydukları memnuniyeti dile getiren İtalyan öğretmen Chiara Saracco , "Bu biraz keşfetmekle alakalı bir durum. Bu ürünleri gelip burada tecrübe etmek çok farklı, tatmak ayrı güzeldi. Süreç biraz karışık ancak buradaki yapım aşaması kolaydı" ifadelerini kullandı. İtalyan öğrenci Margherita Ferraro ise, "Genelde tatlıdan çok hoşlanmıyorum ama bu tatlı çok hoşuma gitti çok sevdim. İlk önce malzemeyi içerisine koyduk ve katladık" ifadelerini kullandı. "Kentimizin yöresel lezzetlerini tanımalarını istedik İtalyan öğrencileri tesislerine davet eden Ahmet Atalay, "Öğrencilerimiz tarihi ve turistik yerleri gezmişken biz de Gümüşhane’nin yöresel lezzetlerini tanısınlar diye fabrikamıza davet ettik. Geldiler, imalat aşamasını gördüler hatta kendileri yaptılar. Margarita bu kısımda çok iyiydi" dedi. İtalyan öğrenci Anna Paola Maffei, "Buraya pestillerin nasıl yapıldığını görmeye geldim. İçeriğinin ne olduğunu bilmiyorum ama nasıl yapıldığını öğrendim" dedi. Pestili yapmakta zorlandığını söyleyen öğrenci Aurora Hyseni, "İtalya’nın Cenova kentinden buraya geldim farklı kültürleri keşfetmek amacıyla ve pestil yapmak için buradayım. İtalya’da böyle bir tatlımız yok gerçekten çok güzel ve yapması zor. Türkiye ve Gümüşhane çok güzel. Geldiğim için çok mutluyum" diye konuştu.
Amasya’da 9 türbeye kilit
28 Kasım 2025 Cuma - 19:28 Amasya’da 9 türbeye kilit Şehzadeler şehri Amasya’da 9 türbe, kapısına asma kilit vurularak ziyarete kapatıldı. "Usulsüz elektrik tüketildiği" belirlenen türbeler için Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü’ne yerel elektrik dağıtım şirketi 250 bin TL fatura çıkarttı. Maliye’nin camilerde olduğu gibi türbelerde de bedelini karşıladığı aydınlatma hizmetinin dışında, prizlere elektrikli soba ve klima takılıp usulsüz enerji kullanıldığı tespit edildi. Mahalli elektrik dağıtım şirketi YEDAŞ tarafından Amasya ilinin bağlı olduğu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yaklaşık 250 bin TL birikmiş borç çıkarıldı. Vakıflar ise, 2’si Amasya şehir merkezinde olan türbelerin kapılarına asma kilit taktı. "Evliyalar diyarı" şehirde vatandaşlar bu duruma tepki gösterdi. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta Kapısı kapalı olan türbelerden biri Amasya şehir merkezindeki Selamet Hatun Türbesi. Yıllardır yöre halkının sürekli ziyaret ettiği türbe Pirinçci Mahallesi’nde Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunuyor. Durumu yetkililere aktardıklarını belirten Pirinçci Mahallesi muhtarı Ahmet Balcı, "Şu an türbe kilitli olduğundan dolayı içeriye girip ziyaret ve dua yapılamıyor. Elektrikte hatalı kullanım var diye kesildi. Yetkililer de kapısını kilitledi. Durumu ilettiğim valimiz ve milletvekillerimiz konunun yakın zamanda çözüleceğini söylediler. Bu şekilde ziyarete kapatma uygun bir çözüm değil. Türbenin priz elektrik aboneliğini mahalle muhtarı olarak ben de üstlenebilirim" dedi. "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor?" Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunduğunu belirttiği Selamet Hatun Türbesi’ni kendisinin de sık sık ziyaret ettiğini anlatan 84 yaşındaki Durmuş Ar ise, "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor. Çok ayıp. Kadınlar buraya gelir. Namaz kılar, dualar eder ve huzur bulup gider. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz. Yetkililer bizi duysun" diye konuştu. "Kapıyı kilitlemek zorunda kaldım" Üçler Mahallesi’nde büyük tefsir alimlerinden Yusuf Sinanüddin Efendi’nin türbe kapısını koruma amacıyla kilitli tuttuğunu ve ziyaretçiler geldiğinde dua etmeleri için açtığına değinen mahalle muhtarı Coşan Aylak, "Buraya gelip evsizler yatıyorlar. Yemek artıklarını, çöpleri içerde bırakıyorlar. Çocukların tuvalet ihtiyaçlarını kenara yaptırmaya çalışıyorlar. Mahalle sakinleri de huzursuz oldu. Böyle bir zatın bu şekilde rahatsız edilmesi içime sinmedi. Böyle bir çözüm bulmak zorunda kaldım" şeklinde konuştu. "Amasya evliyalar diyarı" "Şehzadeler şehri" Amasya’nın aynı zamanda "evliyalar diyarı" olarak bilindiğini hatırlatan Gökmedrese Mahallesi Muhtarı Cem Yeni ise, "Amasya’mızın manevi değerlerini vatandaşlarımız günlük ziyaret ediyor. Özellikle kadınlar sık sık ziyaret ederler. Dualarında büyük zatları vesile kılmak için türbeleri ziyaret ederler. Biz türbelerimizin hiçbirinin kapalı olmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türbeler geçici olarak kapatılmıştır" Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğünden konuya ilişkin yapılan açıklamada, türbelerin muhtarlık ya da kamu kurumları tarafından sorumluluk alınması durumunda ziyarete açılabileceği belirtilerek, "Mevcut durumda türbelere kaçak elektrik ve tesisat bağlantıları yapılmasının önüne geçmek adına türbeler geçici olarak kapatılmıştır. Talep edilmesi durumunda ziyarete açılması ile ilgili çalışma yapılacaktır" denildi. Camilerde bilindiği gibi aydınlatma elektriği Maliye tarafından karşılanıyor. Ancak yerden ısıtma, klima ve priz sarfiyatları cami cemaati ve hayırseverlerce ödeniyor.
Amasya’da 9 türbeye kilit
28 Kasım 2025 Cuma - 19:18 Amasya’da 9 türbeye kilit Şehzadeler şehri Amasya’da 9 türbe, kapısına asma kilit vurularak ziyarete kapatıldı. "Usulsüz elektrik tüketildiği" belirlenen türbeler için Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü’ne yerel elektrik dağıtım şirketi 250 bin TL fatura çıkarttı. Maliye’nin camilerde olduğu gibi türbelerde de bedelini karşıladığı aydınlatma hizmetinin dışında prizlere elektrikli soba ve klima takılıp usulsüz enerji kullanıldığı tespit edildi. Mahalli elektrik dağıtım şirketi YEDAŞ tarafından Amasya ilinin bağlı olduğu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yaklaşık 250 bin TL birikmiş borç çıkarıldı. Vakıflar ise, 2’si Amasya şehir merkezinde olan türbelerin kapılarına asma kilit taktı. "Evliyalar diyarı" şehirde vatandaşlar bu duruma tepki gösterdi. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta Kapısı kapalı olan türbelerden biri Amasya şehir merkezindeki Selamet Hatun Türbesi. Yıllardır yöre halkının sürekli ziyaret ettiği türbe Pirinçci Mahallesi’nde Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunuyor. Durumu yetkililere aktardıklarını belirten Pirinçci Mahallesi muhtarı Ahmet Balcı, "Şu an türbe kilitli olduğundan dolayı içeriye girip ziyaret ve dua yapılamıyor. Elektrikte hatalı kullanım var diye kesildi. Yetkililer de kapısını kilitledi. Durumu ilettiğim valimiz ve milletvekillerimiz konunun yakın zamanda çözüleceğini söylediler. Bu şekilde ziyarete kapatma uygun bir çözüm değil. Türbenin priz elektrik aboneliğini mahalle muhtarı olarak ben de üstlenebilirim" dedi. "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor?" Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunduğunu belirttiği Selamet Hatun Türbesi’ni kendisinin de sık sık ziyaret ettiğini anlatan 84 yaşındaki Durmuş Ar ise, "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor. Çok ayıp. Kadınlar buraya gelir. Namaz kılar, dualar eder ve huzur bulup gider. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz. Yetkililer bizi duysun" diye konuştu. "Kapıyı kilitlemek zorunda kaldım" Üçler Mahallesi’nde büyük tefsir alimlerinden Yusuf Sinanüddin Efendi’nin türbe kapısını koruma amacıyla kilitli tuttuğunu ve ziyaretçiler geldiğinde dua etmeleri için açtığına değinen mahalle muhtarı Coşan Aylak, "Buraya gelip evsizler yatıyorlar. Yemek artıklarını, çöpleri içerde bırakıyorlar. Çocukların tuvalet ihtiyaçlarını kenara yaptırmaya çalışıyorlar. Mahalle sakinleri de huzursuz oldu. Böyle bir zatın bu şekilde rahatsız edilmesi içime sinmedi. Böyle bir çözüm bulmak zorunda kaldım" şeklinde konuştu. "Amasya evliyalar diyarı" "Şehzadeler şehri" Amasya’nın aynı zamanda "evliyalar diyarı" olarak bilindiğini hatırlatan Gökmedrese Mahallesi Muhtarı Cem Yeni ise, "Amasya’mızın manevi değerlerini vatandaşlarımız günlük ziyaret ediyor. Özellikle kadınlar sık sık ziyaret ederler. Dualarında büyük zatları vesile kılmak için türbeleri ziyaret ederler. Biz türbelerimizin hiçbirinin kapalı olmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türbeler geçici olarak kapatılmıştır" Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğünden konuya ilişkin yapılan açıklamada, türbelerin muhtarlık ya da kamu kurumları tarafından sorumluluk alınması durumunda ziyarete açılabileceği belirtilerek, "Mevcut durumda türbelere kaçak elektrik ve tesisat bağlantıları yapılmasının önüne geçmek adına türbeler geçici olarak kapatılmıştır. Talep edilmesi durumunda ziyarete açılması ile ilgili çalışma yapılacaktır" denildi. Camilerde bilindiği gibi aydınlatma elektriği Maliye tarafından karşılanıyor. Ancak yerden ısıtma, klima ve priz sarfiyatları cami cemaati ve hayırseverlerce ödeniyor. (MÇ-Y)
Antandros kazıları tüm hızıyla sürüyor
28 Kasım 2025 Cuma - 17:23 Antandros kazıları tüm hızıyla sürüyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Antandros Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Çalışmaları yakından takip eden ve Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneğini ziyaret eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkıyor, şehrimizin hafızasını yaşatıyoruz" dedi. Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kaz Dağları eteklerinde yer alan Antandros Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin de destek vermesiyle kentin tarihi ve kültürel hazinelerini gün ışığına çıkarmaya devam ediyor. Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın mihmandarlığında, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Müzeler Şube Müdürlüğü ile Antandros Kazı Başkanlığı arasında yapılan ‘Bilimsel kazı çalışmalarına destek protokolü kapsamında, kazılara finansal destek sağlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri sayesinde Antandros’un tarihi ve kültürel değerleri, hem yerli hem de yabancı ziyaretçiler için keşfedilmeyi bekliyor. Akın: "Şehrimizin hafızasını birlikte yaşatacağız" Antandros Kenti’ndeki kazı çalışmalarını yakından takip eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, geçtiğimiz günlerde Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği’ni ziyaret etti. Dernek çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Akın, Balıkesir’in zengin tarihi ve kültürel değerleriyle eşsiz bir şehir olduğunu dile getirdi. Başkan Akın; "Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmak, şehrimizin hafızasını korumaktır. Bu hafızayı birlikte yaşatacağız" ifadelerini kullandı. Roma Villası Antandros’un en önemli yapısı Balıkesir’in tarih ve kültür hazinelerinin gün yüzüne çıkarıldığı kazılarda, Antandros Kazı Başkanlığı’nı yürüten Prof. Dr. Gürcan Polat, kent tarihinin M.Ö. 6600’lere kadar uzandığını söyledi ve kazılarda ortaya çıkan Roma Villası, nekropol alanı, mozaikler ve duvar resimleriyle Antandros’un tarih boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olduğunu vurguladı. 25 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarında ortaya çıkan en önemli yapının Roma Villası olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, "Kaz Dağları’nın eteklerinde, Edremit Körfezi’nin en özel noktalarından birinde yükselen Antandros’un, binlerce yıllık tarihi gün ışığına çıkarmaya devam ediyor. Deniz manzarasını görebilmesi için sıralı odalardan oluşan bu özel yapı; duvar resimleri, mermer plakalar, mozaikler ve kendine ait hamamıyla dönemin ileri gelenlerinden birine ait olduğunu gösteriyor" dedi. Nekropol alanı 750-800 yıl kesintisiz kullanılmış "Antandros’un bir diğer zenginliği ise yaklaşık 750-800 yıl kesintisiz kullanılmış olan nekropol alanı." İfadesini kullanan Prof. Dr. Gürcan Polat, "Burada, ölü gömme geleneklerinin yüzyıllar içindeki değişimi tüm açıklığıyla izlenebiliyor. Yapılan sondajlarda ise kentin tarihinin neolitik döneme, yani M.Ö. 6600’lere kadar uzandığı tespit edilmiş durumda. Kent, iki limanıyla Kaz Dağları’ndan elde edilen kerestenin taşındığı önemli bir ticaret noktasıydı. Bunun yanında Antandros; İda Dağı’nda geçen mitosların, dünyanın ilk güzellik yarışmasının ve Aeneas’ın yolculuğunun başlangıç noktası olarak da kültürel bir miras taşıyor. Bu değerleriyle Antandros, Balıkesir’in kültürel zenginliğini gözler önüne seren ve tarih, kültür ile arkeoloji açısından kentin en güçlü hazinelerinden biri" diyen Polat, antik kenti keşfetmek isteyenler için en doğru zamanın Sonbahar ayları olduğunu dile getirdi.
’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşuldu
28 Kasım 2025 Cuma - 16:38 ’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşuldu Eskişehir Türk Ocağı’nda ’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşan Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Orhun Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Türk Devletleri Teşkilatının kurulması ve Ortak Türk Alfabesine geçiş iradesinin beyanı, son 2000 yıllık tarihimizin en stratejik kararı olarak kabul edilmelidir" dedi. Tarihin en köklü milletlerinden biri olan Türklerin özellikle son 2 yüzyıllık süreçte dağılmalar, parçalanmalar ve bölünmeler yaşayarak günümüze geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Yaklaşık 300 milyonluk nüfusu, bulunduğu coğrafyalardaki stratejik konumu ve tarihi misyonu ile Türk milleti, 21. Yüzyılda tarihi bir fırsat yakalamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve yeni dünya konjoktürü Türklerin sosyal, kültürel ve siyasal anlamda yakınlaşmasına uygun bir zemin oluşturmuştur. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ve Ortak Türk Alfabesine geçiş iradesinin beyanı, son 2000 yıllık tarihimizin en stratejik kararı olarak kabul edilmelidir. Farklı coğrafya, devlet ve iklimlerde yaşayan 300 milyonluk Türk halkları, artık Ortak Alfabeye geçerek ortak bir zeminde buluşma iradesini ortaya koymuştur. Böylece İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde ve işte birlik şiarının en önemli aşaması gerçek olmuştur. Şimdi sıra fikirde ve işte birlik olmaktır" şeklinde konuştu. "Latin Kökenli Ortak Türk Alfabesi Nde birleşme kararı alınması tarihi bir başarıdır" Prof. Dr. Korkmaz, konuşmasının devamında, "Sömürgeci devletlerin sık sık alfabelerini değiştirerek bilinçlerini silmek istedikleri Türk milleti, tam da yıkılmak istendikleri noktadan yeniden ayağa kalkmaya çalışmaktadır. Ortak Alfabe sadece bir yazı birliği değil, ortak bir dünya görüşünün inşasına duyulan özlemin gerçekleşmesidir. Tarih boyunca pek çok alfabe kullanan Türkler, 21. Yüzyılda Türkçenin ses yapısına en uygun olan Latin Kökenli Ortak Türk Alfabesinde birleşme kararı almışlardır. Bu tarihi bir başarıdır. Türk Dil Kurumu (TDK) ve Uluslararası Türk Akademisinin öncülüğünde kurulan Ortak Alfabe Komisyonu, 2026 yılında kullanılacak olan 34 harfli Ortak Türk Alfabesinin yaranmasında büyük pay sahibidir. Değerli kurumlarımızı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. "34 harfli Ortak Türk Alfabesi, milletimize hayırlı olsun" Konuşurken anlaşan ama yazarken anlaşamayan 300 milyona yakın bir kitle olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "7 Ekim 2025 günü Azerbaycan’ın Qebele kentinde toplanan Türk Devletleri Teşkilatının açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’Ortak alfabe hususunda Türkiye olarak ilk adımı atıyor, Cengiz Aytmatov’u anlatan bir eser ile Oğuznameleri ortak alfabeyle basıyoruz’ dedi. Bu beyan, 2000 yıllık tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Kısmi olarak konuşurken anlaşan ama yazarken anlaşamayan 300 milyona yakın bir kitle, artık yazarken de anlaşabilecek. Ortak vicdanın gelişmesi ve ortak bir dünyanın inşasına katkı sağlayacak bu bildirim, Türk Dünyası’nın yeniden diriliş beyannamesi sayılmalıdır. Türkiye’de kullanılan alfabeye X, , Q, , Û harflerinin ilavesiyle oluşan 34 harfli Ortak Türk Alfabesi, milletimize hayırlı olsun. Türklerin birliği kimseye tehdit değil aksine dünya barış ve huzurunun teminatıdır. Orhun Abidelerindeki, ’Titre ve kendine dön!’ hitabı mucibince Türk milleti köklerinin çağrısında buluşmaya, iri olmaya, diri olmaya yönelmiştir. Hayırlı olsun..." Program, soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Orhun Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’a şükran beratı takdim etmesi ile sonlandı.
Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi
28 Kasım 2025 Cuma - 16:09 Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi (YÖRKAM) tarafından Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen çalıştayda konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Yörük kültürünün tarihi derinliklerinden alınıp gelecek nesillere aktarılması sürecine katkı sunan çalıştayda yer almaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen bir hikayeyi paylaşan Özen, "Toroslar’da tüten duman bu ülkenin teminatıdır" dedi. Kendisinin de birinci nesil Yörük hayatını yaşamış biri olduğunu belirten Özen, Yörük kültürünün temel değerlerine dikkat çekerek, "Yörük kültürü denince doğayı koruyan, çevresinin değerini, kıymetini bilen bir kültür aklımıza gelir. Özgürlük akla gelir, bağımsızlığına çok düşkündür Yörükler. Onun için vatan mevzu olunca, iş başa düşünce akla gelmeden yola çıkar Yörükler vatanın savunulması noktasında" dedi. Akademik çalışmaların önemi Yörüklüğün sadece Toroslarla sınırlı kalmadığını, imparatorluk döneminde Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan bölgelerine giden Yörük boyları olduğunu hatırlatan Özen, akademik camianın kültüre sunduğu katkının kıymetli olduğunu belirterek, "Üniversitelerde Yörük kültürünün, Cumhuriyetin kazandırdığı nitelikli eğitim görmüş kadrolar tarafından irdeleniyor olması, kayıt altına alınıyor olması da çok kıymetli" değerlendirmesinde bulundu. Özen, üniversitelerin araştırma merkezleri aracılığıyla bu sürece destek verdiğini, yerel yönetimlerin ve derneklerin de etkinliklerle kültürü yaygınlaştırdığını ifade etti. Oyunlar temelinde tarihsel kodlar aktarılacak Prof. Dr. Şükrü Özen, Yörük analarının misafir ağırlama törenlerindeki olgunluğunun çocukluğunda şahit olduğu değerler olduğunu dile getirerek, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Çalıştayın ana temasını oluşturan oyunlara değinen Özen, "Bu çalıştayda da merkezimizin organize ettiği oyunlar temelinde bu tarihsel kodlara, kültürel değerlere gidip, onları yaşatarak gelecek nesillere aktarmak istiyoruz" dedi. Özen, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen YÖRKAM Müdürü ve yönetim kurulu üyelerine, ayrıca katılım sağlayanlara teşekkür etti. İlk Yörük kültürü uygulama ve araştırma merkezi Akdeniz’de Akdeniz Üniversitesi’nin yaklaşık 10 yıldır YÖRKAM’ın ilkini kurarak hizmet verdiğini hatırlatan Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatih Uslu, Akdeniz Üniversitesi haricinde İzmir, Muğla, Isparta, Alanya ve Mersin’de de YÖRKAM’ların bulunduğunu, Konya ve Denizli’de ise açılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Uslu, dernekçilik faaliyetlerinin bugünkü çalıştayların gerçekleşmesinde büyük katkısı olduğunu vurgulayarak, yaklaşık 8 ulusal ve 3 bin yerel Yörük Türkmen derneğinin emeğine minnet duyduklarını söyledi. Tematik çalıştaylar Uslu, başlangıçta genel konularla gidilen çalıştayların zamanla "Yörük ve Doğa", "Yörük ve Yemek", "Yörük Kültüründe Kadın2 gibi tematik konulara odaklanmaya başladığını ifade ederek, bu yılki temanın "Yörük Oyunları" olarak belirlendiğini söyledi. Oyunların kökeninin temel olarak savaş oyunu pratiğinden geldiğini ifade eden Uslu, Türklerin at üstünde yaptıkları yolculuklarda kendilerini dinamik tutmaları ve kıvrak zekalı olmaları gerektiği için cirit ve aksi gibi dayanıklılık, isabet ve güç içeren oyunları tercih ettiklerini belirtti. Uslu, kurt-kuzu gibi Yörük hayatının içerisinden çıkan orijinal oyunların da çalıştayda yer alacağını kaydetti. YÖRSİAD Yönetim Kurulu Başkan Av. Mustafa Alper Oral da etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Programa Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatih Uslu, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, YÖRSİAD Yönetim Kurulu Başkan Av. Mustafa Alper Oral, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştay sonrası Turizm Fakültesi önündeki etkinlikte börü, gübüdük, kös, aksir ve güreş gibi Yörük oyunları uygulamaları olarak katılımcılara gösterildi.