KÜLTÜR SANAT
Kepez Kitap Fuarı kitapseverlerin akınına uğruyor 02 Nisan 2026 Perşembe - 16:44:41 Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen Kepez Kitap Fuarı, "İnsan Okur" mottosuyla her gün yüzlerce kitapseveri ağırlıyor. Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen ve 27 Mart Cuma günü "İnsan Okur" mottosuyla kapılarını kitapseverlere aralayan Kepez Kitap Fuarı, her yaştan ziyaretçinin ilgisiyle devam ediyor. Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde 5 Nisan Pazar gününe kadar devam edecek fuar, yüzlerce yayınevi ve yazarın katılımıyla adeta bir kültür şölenine dönüştü. Açıldığı ilk günden itibaren ziyaretçi akınına uğrayan fuarda, yazarların söyleşi ve imza günleri büyük ilgi görüyor. Okurlar, sevdikleri yazarlarla birebir görüşme ve kitaplarını imzalatma fırsatı buluyor. 7’den 70’e her yaş grubuna hitap eden fuara, özellikle çocuk ve gençler büyük ilgi gösteriyor. Eğitimci-yazar Ahmet Şerif İzgören’den Sinan Meydan’a, Tarık Tufan, Mert Arık, Halil Alp Yaldız ve Kemal Varol’dan Nasuh Mahruki ile Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. İsmail Tufan ve Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki’ye kadar daha birçok önemli isim fuarda okurlarla buluştu. Bilgiyle büyüyen bir gelecek Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Akdeniz’in kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez’de düzenlenen Kitap Fuarı’nın büyük ilgi gördüğünü belirtti. İlim ve bilginin en güçlü taşıyıcısının kitaplar olduğuna değinen Başkan Kocagöz, "Kepez’de kitap sadece bir fuar etkinliğinin konusu değil kültür meselesidir. Bizim için önemli olan okuma alışkanlığının hayata geçirilmesidir. Kepez’de hedeflenen tam olarak şudur: Bilgiyle büyüyen, kültürle güçlenen ve geleceğini kendisi yazan bir anlayıştır" dedi. Kepez Kitap Fuarı, 5 Nisan Pazar gününe kadar hafta içi 09.00 - 19.00, hafta sonu ise 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:28 Plevne direnişinin arkasındaki liderlik Tokat’ta ele alındı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde düzenlenen panelde Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın hayatına dair yeni keşifler ve askeri başarılarının stratejik yönleri ele alındı. Tokat’ta, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tokat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, Gazi Osman Paşa’nın vefatının 126. yıl dönümü dolayısıyla anma paneli düzenlendi. 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; rektör yardımcıları Prof. Dr. Rasim Koçyiğit ve Prof. Dr. Mücahit Eğri, Genel Sekreter Prof. Dr. Muhittin Demiray, İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdi Dölek, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan TOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rasim Koçyiğit, Gazi Osman Paşa’nın yalnızca bir asker değil, aynı zamanda azim ve kararlılığın simgesi olduğunu belirterek, Plevne’de gösterdiği direnişle tarihe adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Murat Hanilçe üstlenirken, Doç. Dr. İbrahim Aykun, Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ve Doç. Dr. Necati Çavdar konuşmacı olarak yer aldı. Aile geçmişine dair yeni keşifler paylaşıldı Panelde ilk olarak söz alan Doç. Dr. İbrahim Aykun, "Yeni Bilgiler Işığında Gazi Osman Paşa’nın Ailesi" başlıklı sunumunda, Paşa’nın aile yapısına ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalarda, bugüne kadar annesi olarak bilinen Şakire Hanım’ın aslında ablası olduğu, öz annesinin ise Vahide Hanım olduğu ortaya konuldu. Ayrıca babası Hacı Mehmed Bey’in gümrükte değil, Mekteb-i Harbiye-i Şahane’de "Ser Hademe" olarak görev yaptığı ve ailenin İstanbul Cihangir’de yaşadığı bilgisi paylaşıldı. Nüfus kayıtlarına göre Paşa’nın doğum yılının da 1832 olduğu ifade edildi. Plevne savunmasının askeri yönü ele alındı Doç. Dr. Yunus Emre Tekinsoy ise "93 Harbi’nde Plevne Savunması ve Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, dünya askeri tarihine geçen Plevne direnişinin stratejik boyutlarını anlattı. Tekinsoy, Osmanlı ordusunun savunma taktikleri ile Paşa’nın liderlik özelliklerini detaylı şekilde değerlendirdi. Saraydaki etkisi ve devlet içindeki konumu anlatıldı Panelin son konuşmacısı Doç. Dr. Necati Çavdar da "Yıldız Sarayı’nda Gazi Osman Paşa" başlıklı sunumunda, Paşa’nın savaş sonrası yaşamına ve Osmanlı bürokrasisindeki yerine değindi. Çavdar, Rus esaretinden dönen Paşa’nın II. Abdülhamid tarafından takdirle karşılandığını belirterek, 22 yıl boyunca Hassa Müşirliği ve Mabeyn Müşirliği görevlerinde bulunduğunu söyledi. Gazi Osman Paşa’nın, devlet yönetiminde etkin rol üstlendiğini ve padişaha en yakın isimlerden biri olarak görev yaptığını ifade eden Çavdar, Paşa’nın hayatı boyunca çeşitli iddialara rağmen saraydaki güvenini koruduğunu vurguladı. Panel, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Bursa’da Edebiyat şöleni başladı
28 Kasım 2025 Cuma - 11:23 Bursa’da Edebiyat şöleni başladı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, kapılarını edebiyatseverlere açtı. Bursa’nın edebiyatı beslediğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, "Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarih ve kültürün sanatla iç içe geçtiği, yazarların iz bıraktığı Bursa’da kentin sanat yelpazesine değer katacak bir etkinliğe daha imza atıyor. Bu yıl ‘Cesaret’ temasıyla düzenlenen 2. Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali, 28-30 Kasım tarihleri arasında dünya çapında tanınan pek çok yazarı kentte buluşturuyor. Hannah Peck’ten Georgi Gospodinov’a, Ayfer Tunç’tan Melisa Kesmez’e yerli ve yabancı 13 önemli kalem, 3 gün boyunca Bursalılarla bir araya gelerek hayatlarına dokunan hikayeleri, eserlerinin ardındaki dünyaları anlatacak. Festival kapsamında genç yazar adayları ve çocuklara yönelik de atölyeler düzenlenerek hayal kurmanın ve yazmanın gücünü keşfetmeleri sağlanacak. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlenen festivalin açılış programına Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, Hindistan eski Büyükelçisi ve Yazar Fırat Sunel, Kalem Edebiyat Ajans Kurucusu ve Yazar Nermin Mallaoğlu ve edebiyatseverler katıldı. "Bursamız edebiyatı besliyor" Bursa’nın, Türk ve dünya edebiyatının önemli merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Uludağ’ın eteklerine yayılmış köylerinde, denize uzanan kıyılarında, sıcak sularında, tarihi sokaklarında, bereketli ovalarında ve eşsiz kent yapılarında nice değerli yazarın hatıralarının saklı olduğunu vurguladı. Bursa’nın suyundan içmiş, sokaklarında yürümüş kalem ustalarının, bıraktıkları eserlerle her yaştan okurun dünyasında yaşamaya devam ettiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Bursamız edebiyatı besliyor. Bizler de edebiyattan besleniyoruz. Edebiyat kenti Bursa, bugün Türk ve dünya edebiyatçılarını, kalem dostlarını ve yazın tutkunlarını bir araya getirerek çok değerli bir festivale ev sahipliği yapıyor" diye konuştu. "Edebiyat cesurların işidir" Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali (BUEF 2025) ile edebiyat dolu günlere yeniden ‘merhaba’ dediklerini belirten Başkan Bozbey, "Festivalimizin bu yılki temasını "Cesaret" olarak belirledik. Çünkü edebiyat, cesurların işidir. O ilk kelimeyi yazmak, yeni yollar denemek, özgürlüğü savunmak ve hayata umutla bakmak cesaret ister. Festival sayesinde, Bursa’dan dünyaya evrensel bir umut köprüsü kurulacak. Bu umut, daha iyi bir dünyanın umududur. Tüm Bursalıları; edebiyatın iyileştiren, güçlendiren ve cesaret veren dünyasına davet ediyorum" dedi. Edebiyatın Bursa’ya çok yakıştığını söyleyen Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Şafak Baba Pala ise Nazım Hikmet Ran, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yaşar Kemal gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinden örnekler alarak yaptığı konuşması ile festivalin ilham dolu ve unutulmaz bir atmosfere sahne olmasını diledi. Yazar Nermin Mollaoğlu da Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali’ne destek olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Festivalin mayasında bu senenin teması olan ‘Cesaret’ olduğunu söyleyen Mollaoğlu, dünya edebiyatının önemli yazarlarını Bursa’da dinlemek sebebiyle gururlandığını söyledi.
Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık
28 Kasım 2025 Cuma - 11:20 Akdeniz Üniversitesi’nden bilim dünyasına ışık Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı uluslararası bir araştırma ekibi, Neolitik Dönemin Batı Anadolu ve Ege’deki yayılım süreçlerine dair önemli bulgulara ulaştı. Saygın bilim dergisi Science’da yayımlanan çalışma, bu döneme ilişkin kültürel ve genetik dinamikleri çok boyutlu bir yaklaşımla ele alarak bilim dünyasında ses getirdi. Neolitik yaşam biçimlerinin Anadolu’dan Ege ve Avrupa’ya yayılma biçimlerine dair uzun süredir tartışmalı olan birçok soruya ışık tutan çalışma saygın bilim dergisi Science’ın 26 Haziran 2025 tarihli sayısında yayımlandı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Taner Korkut, Prof. Dr. Burçin Erdoğu, Arş. Gör. Dr. Uygar Ozan Usanmaz ve Dr. Yasin Cemre Derici, ODTÜ’den Prof. Dr. Mehmet Somel’in başkanlığında yürütülen projeye Tlos Antik Kenti kazı çalışmaları kapsamında araştırılan "Girmeler Höyük" yerleşimi buluntularıyla katkı sundu. Proje kapsamında Orta ve Batı Anadolu’daki 11 Neolitik yerleşimden elde edilen 30 yeni antik DNA örneği, daha önceki çalışmalardan derlenen 400’den fazla örnekle birlikte analiz edilerek, erken Holosen dönemine ait genetik süreklilik ve dönüşüm süreçleri değerlendirildi. "Yerel ve göçmen topluluklar arasında kaynaşma" Araştırma bulguları, Batı Anadolu’da genetik süreklilik gösteren yerel avcı-toplayıcı toplulukların yaklaşık günümüzden 9 bin yıl önce Orta Anadolu’dan gelen tarımcı topluluklarla hem kültürel hem de biyolojik olarak kaynaştığını ortaya koydu. Bazı bölgelerde bu kaynaşma Neolitik yaşam biçimine geçişi tetiklerken, Likya Bölgesini içine alan Güneybatı Anadolu’da yerel avcı-toplayıcı toplulukların biyolojik olarak kaynaşmadan kültür alış verişi sonucunda Neolitik yaşam biçimine geçtikleri anlaşıldı. Daha sonraları yerel halk ile Orta Anadolu kökenli gruplar arasında birleşimden türeyen genetik profilin Ege üzerinden Avrupa’ya yayıldığı belirlendi. "Çömlek insan değildir" tezine genetik destek Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, kültürel benzerliklerin genetik benzerliklerle her zaman örtüşmediğini göstermesi oldu. Batı Anadolu’daki mimari, gömü adetleri ve taş alet teknolojisi gibi kültürel unsurların, topluluk hareketlerinden ziyade fikir alışverişi ve bölgesel iletişimle yayıldığı tespit edildi. Bu durum, arkeolojide sıkça kullanılan "çömlek insan değildir" (pots people) ifadesinin genetik verilerle desteklendiği nadir örneklerden biri olarak değerlendirildi. Batı Anadolu bir geçiş alanından fazlası Çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürütülen kazılardan Tlos / Girmeler’in de dahil olduğu Batı Anadolu yerleşimlerinden elde edilen veriler, bölgedeki Neolitikleşme sürecinin yalnızca dışardan gelen göçmenlerle değil, yerel avcı-toplayıcıların aktif katılımı ve kültürel etkileşimiyle şekillendiğini gösterdi. Özellikle Aktopraklık, Bademağacı ve Ulucak gibi kazılarla bilinen yerleşimlerin incelenmesiyle, bölgenin yalnızca bir geçiş alanı değil, aynı zamanda kültürel ve genetik açıdan özgün bir sentez alanı olduğu kanıtlandı. Anadolu’dan Avrupa’ya uzanan çok katmanlı bir süreç Bilim dünyasında ses getiren bu çığır açıcı çalışma, sadece Anadolu arkeolojisi açısından değil, Avrupa’daki ilk tarımcı toplumların kökenini anlamak bakımından da büyük önem taşıyor. Elde edilen bulgular, Neolitik yaşam biçimine geçişin homojen bir göç dalgasından ibaret olmadığını, bunun yerine bölgesel etkileşimler, yerel gelişmeler ve kültürel aktarım süreçlerinin birlikte işlediğini açıkça ortaya koydu. Girmeler yerleşim alanı Tlos Antik Kenti merkezinin hemen kuzeyinde yer alan Girmeler yerleşim alanı iki farklı karstik mağara ile mağara girişleri önündeki höyük yerleşiminden oluşmaktadır. Girmeler yerleşiminde ilk kez 2009 yılında sistemli araştırmalara başlanılmış ve bu çalışmalar kesintisiz olarak günümüze kadar sürdürülmüştür. Girmeler höyük yerleşimi prehistorik çağlardan günümüze kadar uzanan süreçte buluntular içermesiyle Likya Bölgesi yerleşim tarihine önemli katkılar sunmaktadır. Höyük kalıntılarında yapılan incelemeler bu alanın MÖ 14. bin yılında iskan edildiğini ortaya koymuştur. Girmeler yerleşimi aynı zamanda Anadolu’nun batısında Mezolitik dönem yerleşimi üzerine Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde de yaşam izleri veren ender yerleşimlerden biridir. Bahsi geçen tüm bu yerleşim katmanları kazı çalışmalarıyla belgelenmiştir. Kalkolitik Dönem sonrası yerleşim izleri ise büyük oranda tahrip olmuştur. Yüzeye yakın katmanlarda daha çok Demirçağ, Roma, Bizans ve son olarak Osmanlı Dönemi buluntularına rastlanılmıştır.
İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor
28 Kasım 2025 Cuma - 10:25 İznik Papa 14. Leo’yu bekliyor Papa 14. Leo, Birinci İznik Konsili’nin 1700’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında bugün Bursa’nın tarihi ilçesi İznik’e resmi ziyarette bulunuyor. Papa Leo’nun papalık görevine seçildikten sonra gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatinin en dikkat çeken durağı olan İznik, Hristiyanlık tarihinde dönüm noktası kabul edilen konsilin yıldönümü nedeniyle büyük önem taşıyor. Papa 2014 yılında keşfedilen bazilikada bir ayin de gerçekleştirecek. 325 yılında toplanan Birinci İznik Konsili’nde Hristiyan inancının temel doktrinleri belirlenmiş, kiliseler arası birlik konusunda tarihi kararlar alınmıştı. Papa Leo’nun ziyareti, hem bu köklü tarihe saygı niteliği taşıyor hem de Hristiyan dünyasında birlik ve ekümenik diyalog mesajı açısından sembolik değer taşıyor. İznik’teki ayin alanı ve çevresi günler öncesinden düzenlenerek Osmanlı motifli çinilerle süslendi, ilçenin tarihi kimliğini yansıtan hazırlıklar tamamlandı. Ziyaret öncesi ilçede günlerdir yoğun bir turist hareketliliği yaşandığı, bu büyük organizasyonun İznik açısından önemli bir fırsat oluşturduğu ifade ediliyor. Papa’nın ziyaretinin ardından İznik’in uluslararası görünürlüğünün artmasıyla turizmde ciddi bir ivme beklediklerini belirtiyor. Güvenlik üst seviyeye çıkarıldı Tarihi ziyaret öncesi güvenlik güçleri ilçede yoğun tedbirler aldı. Kentin giriş ve çıkışlarında 200 polis tarafından denetim yapılırken, araçlarda arama ve kimlik kontrolü gerçekleştiriliyor. Yetkililer, ziyaret günü görev alacak personel sayısının 2 bin 300 olacağını bildirdi. Ayin alanı ve önemli noktalar çevresinde güvenlik bariyerleri oluşturulurken, ekiplerin alan taramaları aralıksız sürüyor. Papa Leo’nun Türkiye temaslarının, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı Anadolu’nun hoşgörü geleneğine vurgu yapması açısından diplomatik ve manevi önem taşıdığı ifade ediliyor. Papa’nın ziyareti sonrası İznik’in Hristiyan dünyası için daha da önem kazanacağı ve İstanbul’a gelen turistler için İznik’in yeniden bir turizm rotası olacağı konuşuluyor. Bu çerçevede İznik’te yeni turizm yatırımlarının da yapılması planlanıyor İznik’in Hristiyanlar için önemi İznik’in Hristiyan dünyası için önemi 325 yıl öncesine dayanıyor. Roma İmparatoru I. Konstantin’in talebiyle, dönemin tüm piskoposlarının katılımıyla İznik’te toplanan Birinci Konsil, Hristiyanlık tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bu toplantıda, kiliseyi uzun süredir meşgul eden tartışmalar ele alındı ve kararlar alındı. Hristiyan doktrininin çerçevesini çizen ilkeler İznik’te netleşti. Konsilin en kritik çıktılarından biri ise, İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu vurgulayan ve bugün hâlâ birçok kilisede okunan İznik İnanç Bildirgesinin hazırlanmasıydı. Ayrıca, Hristiyan dünyasında yüzyıllardır süren bir başka konu olan Paskalya’nın kutlanma tarihi de burada ortak bir karara bağlandı. Böylece İznik, hem teoloji hem de kilise takvimi açısından belirleyici bir merkez haline geldi. Ölen Papa vasiyet etmişti Önceki Papa, Konsil’in 1700’üncü yıl dönümünde İznik’te bulunmayı özellikle istiyordu. Ancak 21 Nisan’da hayatını kaybettiği için bu planını gerçekleştiremedi. Ölmeden önce ise yeni Papa’ya mutlaka İznik’i ziyaret etmesi yönünde bir vasiyette bulundu. Birinci İznik Konsili’nin İznik Gölü Bazilikası’nda yapıldığı tahmin ediliyor. 2014 yılında gölün çekilmesiyle ortaya çıkan bazilika, müze olarak kapılarını açtı. İznik Kaymakanlığı, sitesinde bu tarihi yapı için şu bilgiler yer aldı: "Aziz Neophytos adına yapılan bazilikanın, İznik Gölü’nün sularına İS 740 yılındaki depremle gömüldüğü tahmin ediliyor. Hristiyanlık kutsal kitabı İncil’in yüzlercesi toplatılarak Matta, Markos, Luka, Yuhanna isimleri ile 4 taneye düşürüldüğü ve diğerlerinin yakıldığı 1. konsil (iznik konsili) bu bazilikada yapıldığı söylenmektedir."
Kahta’da açılan ilk kitap fuarına yoğun ilgi
28 Kasım 2025 Cuma - 10:09 Kahta’da açılan ilk kitap fuarına yoğun ilgi Adıyaman’ın Kahta ilçesinde ilk defa açılan kitap fuarı vatandaşların yoğun ilgisini görüyor. Fuara giden vatandaşlar, kitap alıp yazarlarla buluştu. Adıyaman’ın Kahta ilçesi tarihinde ilk defa bir kitap fuarına ev sahipliği yapıyor. Kahta Belediyesinin girişimleri sonucu Ramazan Çarşısında açılan fuara Türkiye’nin ünlü yayınevleri katılıyor. Fuara giden vatandaşlar kitapları uygun fiyata alma imkanı buldu. Yazarlarla da buluşan vatandaşlar, kitap alıp imzalattı. Yazarlarla fotoğraf çekmeyi de unutmayan vatandaşlar, sohbet edip kitapları hakkında bilgi aldı. "Sosyal medya bağımlılığından dolayı kimse artık kitaba erişmiyor" Fuarın yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, "Geçen hafta cumartesi gününden beri fuarımız açık. Halkın muazzam bir ilgisi var. Biz de bu kadar beklemiyorduk. Kahta’nın bir kitap fuarına ne kadar ihtiyacı olduğunu biz burada gördük. 75’ten fazla yayınevi burada kitaplarını sergiliyor. Ayrıca 70’ten fazla yazar da kitaplarını imzalıyor. Bizim Adıyamanlı 30 civarında yazarımız da burada kitaplarını imzalıyor. Aynı kitapseverlerle tanışıp söyleşiler de yapıyorlar, konferanslar veriyorlar. Kahta’da bir kütür haftası olmuş oldu. Hemen hemen bütün öğrencilerimiz bu kitap fuarını gezdi, kitaplara dokundu, kitaplar aldı. Bize çok önemli dönüşler oldu. Anne ve babalar bizi arayarak çocuklarının ilk defa televizyonu kapatıp, tablet bilgisayarlarını kapatıp kitap okuduğunu söylediler. Bu da bizim için çok sevindirici, çok gurur verici bir şey. Milletimiz, gençlerimiz, çocuklarımı artık kitap almayı, kitaplara dokunmayı unutmuş. Bu sosyal medya bağımlılığından dolayı kimse artık kitaba erişmiyor. Bu kitap fuarı da buna bir vesile oldu. Artık gençlerimiz burada kitaba dokundu, kitap aldı. Biz belediye olarak da yaklaşık 3 bin öğrenciye hediye çeki verdik. Buradan kitap aldılar. Ayrıca 24 Kasım Öğretmenler Gününde de öğretmenlerimiz için aynısını yaptık. Buradan kitap almaları için bir miktar hediye çeki verdik. Dolu dolu bir hafta geçti. İnşallah biz bunu gelenekselleştirip seneye 21’ncisini, diğer sene ise 3’üncüsünü devam ettireceğiz" dedi. "Önemli anlara tanıklık ettik" Fuara katılarak okurlarıyla buluşan Yazar Dr. Hikmet Kızıl, "Kahta’da uzun süredir özlemini duyduğumuz bir kitap fuarı açıldı, ilk defa bir kültür ortamı oluştu. Halkın yoğun ilgisi var. Bu vesile ile uzun süredir görüşmediğimiz dostlarımızı, arkadaşlarımızı da gördük. Kitaplara olun yoğun ilgi bizi mutlu etti. Kıymetli yazar arkadaşlarımızın okurlarıyla buluşması da çok önemli anlara tanıklık etmemizi sağladı" ifadelerini kullandı. "Bu kadar ilgi beklemiyorduk" Bu tür etkinliklerin devamının gelmesini istediklerini söyleyen Yazar Yahya Çiçek ise "İlgi çok iyi. Biz yazarlar olarak bu kadar ilginin olacağını düşünmüyorduk. Gerçekten çok güzel bir etkinlik oldu. İnşallah bunun devamı gelir" şeklinde konuştu. Fuarı düzenleyenlere teşekkür eden Yazar Ahmet Tepe de, "Kahta’da ilk defa böyle bir etkinlik ve organizasyon oluyor. Muazzam bir ilgi var. Çok memnunuz. Vesile olanlardan Allah razı olsun" diye konuştu. Toplam 50 standın olduğu, 75 yayınevi ve 70’ten fazla yazarın katıldığı fuarın,30 Kasım tarihine kadar açık kalacağı belirtildi.
Samsun Olgunlaşma Enstitüsü’nde kenevir lifinden geleneksel kağıt yapımı eğitimi
28 Kasım 2025 Cuma - 10:04 Samsun Olgunlaşma Enstitüsü’nde kenevir lifinden geleneksel kağıt yapımı eğitimi Samsun Olgunlaşma Enstitüsü, kültürel üretim kapasitesini artırmak ve geleneksel el sanatlarını yaşatmak amacıyla önemli bir projesini Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı(OKA) teknik desteğiyle hayata geçirdi. Enstitü personeline yönelik üç günlük uygulamalı eğitimde, geleneksel kâğıt yapımı teknikleri ve özellikle kenevir lifi kullanımı ele alındı. Kenevir lifiyle üretilen asitsiz el yapımı kâğıtların, hat ve ebru başta olmak üzere Türk-İslam sanatlarında değerlendirilerek enstitünün kültür turizmine dönük faaliyetlerine katkı sunması hedefleniyor. "Geleneksel Kâğıt Yapımı Eğitimi", Düzce Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı ve Kültür Bakanlığı Ebrû ve Kâğıt Sanatçısı Doç. Dr. Yusuf Parlak tarafından verildi. Eğitime 10 enstitü personeli katıldı. Uygulamalı eğitim, katılımcıların mesleki gelişimlerine bilimsel ve pratik açıdan önemli katkılar sağladı. Eğitimde edinilen bilgi ve becerilerin kurumun üretim süreçlerine entegre edilerek ürün çeşitliliği ve kalitesinin artırılması bekleniyor. Personelin sanatsal ve teknik yeterliliklerini geliştirmeyi amaçlayan eğitim sonrasında, devam edecek danışmanlık desteğiyle katılımcıların öğrendikleri teknikleri bireysel üretimlerine aktarmaları ve kalıcı öğrenmenin sağlanması hedefleniyor. Projenin, enstitünün kurumsal kapasitesini güçlendirmenin yanı sıra kadın çalışanların mesleki uzmanlığını pekiştirerek sürdürülebilir bir kültürel üretim altyapısı oluşturulmasına katkı sunduğu değerlendirildi. Samsun’un kenevir üretimindeki öncü konumu ise yerel hammaddenin sanatsal üretime entegre edilerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesine imkân tanıyor.
Çemişgezek’te ilk kez sahnelenen opera ve baleye yoğun ilgi
27 Kasım 2025 Perşembe - 23:15 Çemişgezek’te ilk kez sahnelenen opera ve baleye yoğun ilgi Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi, kültür sanat tarihinde ilk kez sahnelenen opera ve bale ile bir ilke tanıklık etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen "2. Anadolu Opera ve Bale Festivali" çerçevesinde, ilçede ilk kez opera ve bale gösterisi sahnelendi. Çemişgezek Kültür Merkezi’nde hem yetişkinlere hem de minik izleyicilere özel olarak sahnelenen gösteri salonu dolduran sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Geleneksel Anadolu motiflerinin modern sahne sanatlarıyla buluşturulduğu gösteri, büyük beğeni toplandı. Etkinliğe; Çemişgezek Kaymakamı Levent Küçük, Mazgirt Kaymakamı Emrah Karaduman, Pülümür Kaymakamı Mehmet Anıl Çolak, Tunceli İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Kaya, ilçe adliyesinde görevli savcı ve hakimler, kamu kurumlarının yöneticileri ile farklı yaş gruplarından çok sayıda vatandaş katıldı. İlk defa opera izlediğini dile getiren vatandaşlardan Neslihan Kaycı, "İlk defa Çemişgezek’te bugün opera dinledim. Çok güzeldi. Çok keyif aldım. Sanal alemde görüyordum, televizyonda izliyordum. İnternette görüyordum ama ilk defa canlı dinledim. Çok güzeldi, bu kadar güzel olduğunu bilseydim daha önceden de izlemeye giderdim. Opera ve balenin Çemişgezek’e gelmesi bizim için bir ayrıcalık oldu. Ben keyif alarak dinledim. Bundan sonra operaya sık sık gideceğim" dedi. Etkinliği düzenleyenler ve sanat ekibine teşekkür eden Ahmet Eren Özen, "Tunceli Çemişgezek’te böyle bir etkinliğin yapılmasından son derece mutluyum. İlçemizde ilk defa olan bu program için Devlet Opera Balesi’ne teşekkür ediyoruz. Gerçekten opera gibi sahne sanatları herkesin izlemesi gereken, dinlemesi gereken özel programlardır. Bu program için son derece mutluyum, son derece müteşekkirim. İzmir’de Istanbul’da, Ankara’da operayı izliyordum. Ama ilk defa Çemişgezek’te böyle bir etkinlik yapılmasından özel bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim" şeklinde konuştu. Çemişgezek’te opera sayesinde özel bir an yaşadıklarını aktaran Serap Altuntaş ise, "Heyecanla beklediğim bir konserdi. Duyduğum zaman gerçekten çok heyecanlanmıştım. Harika bir konser oldu. Çok özlemişim böyle ortamları diye düşündüm. Gerçekten sanatçılarımızın ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık. Performansları çok güzeldi. İlçemiz için de çok güzel bir anı bıraktılar diye düşünüyorum. Özellikle opera, bale gibi sanat etkinlikleri sanıyorum Çemişkezek’te ilk defa oluyor. Anadolu şehirleri bunlardan biraz daha mahrum kaldılar. İlçemiz insanlarına da çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Daha fazla, daha sık gelmelerini, daha uzun konserler vermelerini istiyorum. Bana çok kısa geldi mesela bu konser. Göz açıp kapayıncaya kadar bitti diye düşünüyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın, hanımlarımızın çok memnun kalacağını düşünüyorum. Çok güzel bir örnekti. Umarım daha sık gelirler" diye konuştu.
Çemişgezek’te İlk kez sahnelenen opera ve baleye yoğun ilgi
27 Kasım 2025 Perşembe - 23:11 Çemişgezek’te İlk kez sahnelenen opera ve baleye yoğun ilgi Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi, kültür sanat tarihinde ilk kez sahnelenen opera ve bale ile bir ilke tanıklık etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen "2. Anadolu Opera ve Bale Festivali" çerçevesinde, ilçede ilk kez opera ve bale gösterisi sahnelendi. Çemişgezek Kültür Merkezi’nde hem yetişkinlere hem de minik izleyicilere özel olarak sahnelenen gösteri salonu dolduran sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Geleneksel Anadolu motiflerinin modern sahne sanatlarıyla buluşturulduğu gösteri, büyük beğeni toplandı. Etkinliğe; Çemişgezek Kaymakamı Levent Küçük, Mazgirt Kaymakamı Emrah Karaduman, Pülümür Kaymakamı Mehmet Anıl Çolak, Tunceli İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Kaya, ilçe adliyesinde görevli savcı ve hakimler, kamu kurumlarının yöneticileri ile farklı yaş gruplarından çok sayıda vatandaş katıldı. İlk defa opera izlediğini dile getiren vatandaşlardan Neslihan Kaycı, "İlk defa Çemişgezek’te bugün opera dinledim. Çok güzeldi. Çok keyif aldım. Sanal alemde görüyordum, televizyonda izliyordum. İnternette görüyordum ama ilk defa canlı dinledim. Çok güzeldi, bu kadar güzel olduğunu bilseydim daha önceden de izlemeye giderdim. Opera ve balenin Çemişgezek’e gelmesi bizim için bir ayrıcalık oldu. Ben keyif alarak dinledim. Bundan sonra operaya sık sık gideceğim" dedi. Etkinliği düzenleyenler ve sanat ekibine teşekkür eden Ahmet Eren Özen, "Tunceli Çemişgezek’te böyle bir etkinliğin yapılmasından son derece mutluyum. İlçemizde ilk defa olan bu program için Devlet Opera Balesi’ne teşekkür ediyoruz. Gerçekten opera gibi sahne sanatları herkesin izlemesi gereken, dinlemesi gereken özel programlardır. Bu program için son derece mutluyum, son derece müteşekkirim. İzmir’de İstanbul’da, Ankara’da operayı izliyordum. Ama ilk defa Çemişgezek’te böyle bir etkinlik yapılmasından özel bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim" şeklinde konuştu. Çemişgezek’te opera sayesinde özel bir an yaşadıklarını aktaran Serap Altuntaş ise ’Heyecanla beklediğim bir konserdi. Duyduğum zaman gerçekten çok heyecanlanmıştım. Harika bir konser oldu. Çok özlemişim böyle ortamları diye düşündüm. Gerçekten sanatçılarımızın ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık. Performansları çok güzeldi. İlçemiz için de çok güzel bir anı bıraktılar diye düşünüyorum. Özellikle opera, bale gibi sanat etkinlikleri sanıyorum Çemişkezek’te ilk defa oluyor. Anadolu şehirleri bunlardan biraz daha mahrum kaldılar. İlçemiz insanlarına da çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Daha fazla, daha sık gelmelerini, daha uzun konserler vermelerini istiyorum. Bana çok kısa geldi mesela bu konser. Göz açıp kapayıncaya kadar bitti diye düşünüyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın, hanımlarımızın çok memnun kalacağını düşünüyorum. Çok güzel bir örnekti. Umarım daha sık gelirler" diye konuştu.
Sultan Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu için imzalar atıldı
27 Kasım 2025 Perşembe - 17:54 Sultan Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu için imzalar atıldı Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın iki başkentini birleştiren kadim kervan yolu, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi arasında imzalanan iş birliği protokolüyle yeniden hayat buluyor. 405 kilometrelik Keykubad Göç ve Kervan Yolu’nun uluslararası kültür ve turizm rotasına dönüştürülmesi hedefleniyor. Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini ve Torosların eşsiz doğasını içinde barındıran Keykubad Göç ve Kervan Yolu projesinde önemli bir aşama geçildi. Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu ve Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak’ın katıldığı törende projeye yönelik kapsamlı iş birliği protokolü imzalandı. "Anadolu’nun ruhuna açılan bir kapı" Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu, projenin önemine değinerek, "Bu proje ile iki kadim başkenti yeniden birbirine bağlıyor, tarihin ayak izlerini geleceğin adımlarıyla buluşturuyoruz. Bu yol, Anadolu’nun ruhuna açılan bir kapı olacaktır" dedi. "Dönemsel köklerimiz kuvvetlidir" Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Murat Levent Koçak, iki Selçuklu şehrinin tarihi bağlarına vurgu yaptı. Koçak, "Alanya dönem dönem Konya vilayetine bağlanmış, dönemsel köklerimiz bizi birbirimizden ayırmayacak derecede kuvvetlidir. Bugün de Yörüklerimizin önemli bir kısmı yaylak için Konya’ya göç etmektedir. Bu proje hem tarihimizi yaşatacak hem de doğa sporları ve turizmini bölgemizde canlandıracaktır. Her iki şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Medeniyetlerin buluştuğu kadim koridor Keykubad Göç ve Kervan Yolu, Sultan Alaeddin Keykubad’ın vizyonunu yansıtan çok katmanlı bir rota niteliği taşıyor. 1221’de Alanya’nın fethine uzanan bu güzergah, Anadolu’nun iç kesimleri ile Akdeniz limanlarını birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olarak biliniyor. Tarihte Alanya’dan getirilen susam ve kereste gibi değerli ürünler kervanlarla Konya’ya taşınırken, Konya’nın tuzu ve bozkır mahsulleri de Akdeniz’e ulaştırılarak dünya ticaretine açılıyordu. Ayrıca rota, Sarıkeçili Yörüklerinin yüzyıllardır kullandığı bir göç yolu olarak kültürel sürekliliğe ev sahipliği yapıyor. Keykubad’ın mirasına saygı Projenin, Sultan Alaeddin Keykubad’ın ismini taşıması, büyük devlet adamının mirasına bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Keykubad döneminde kurulan erken sigorta sistemleri, yenilenen yol ağları ve ticaret güvenliği, Anadolu’yu bir "dârü’l-huzur", yani huzur yurduna dönüştürmüştü. Yeni proje ise bu yönetim ve medeniyet anlayışını günümüzde yeniden yorumlamayı amaçlıyor. Çok yönlü iş birliği Söz konusu proje, güçlü bir ortak aklın ürünü olarak hayata geçiyor. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyeleri ile Valiliklerin himayesinde yürütülen çalışmalara Orman Bölge Müdürlükleri destek verirken, bilimsel altyapı Prof. Dr. Hasan Bahar, Prof. Dr. Necmi Uyanık, Prof. Dr. Mehmet Hacıgökmen ve Prof. Dr. Osman Doğanay gibi akademisyenler tarafından oluşturuldu. Ayrıca ADDK Başkanı Tuncer Koç ve Arkeolog Osman Yılmaz’ın yoğun saha çalışmaları ise unutulmuş patikaları gün yüzüne çıkardı. 1000 kilometrelik kültür ağı İmzalanan protokol sonrası projenin yeni bir aşamaya geçtiği belirtildi. Mevcut 405 kilometrelik rota, Manavgat-Kubadabad Sarayı, Taşatan ve Akdağ gibi güzergâhlarla 1000 kilometreye çıkarılacak. Öte yandan bölgede yürüyüşçülerin yanı sıra bisiklet, off-road ve doğa sporları meraklıları için de özel parkurlar planlanıyor. Doğa tarih ve turizmi buluşturan büyük adım Tarihi iş birliğinin, sürdürülebilir turizmden kırsal kalkınmaya, kültürel mirasın korunmasından bölgesel tanıtıma kadar pek çok alanda önemli katkılar sunması bekleniyor. Keykubad Göç ve Kervan Yolu tarih, kültür ve doğa tutkunlarını medeniyetlerin buluştuğu bu eşsiz yolculuğu keşfetmeye davet ediyor.