Son Dakika
|
Antalya'da yolcu otobüsü şarampole yuvarlandı: 8 ölü, 26 yaralı
Sarıyer'de denizde can pazarı: Kurtarmak için zamanla yarıştılar!
Ünlülere yeni dalga uyuşturucu operasyonu
Şarkıcı Fatih Ürek hayatını kaybetti
PFDK’dan bahis sebebiyle 314 antrenöre ceza!
Konyaspor U-19 futbol takımını taşıyan otobüs kaza yaptı: 3 yaralı
Gaziantep’teki feci kazaya ‘U’ dönüşü yapmaya çalışan tır neden olmuş
Beşiktaş’ın yeni transferi Kristjan Asllani, İstanbul’a geldi
Adana’da şiddetli yağış yolları göle çevirdi, apartmanları su bastı
Trump’tan Küba’ya petrol sağlayan ülkelere ek gümrük vergisi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Precision Metal Through the Hands of a Pakistani Craftsman
Gaziantep’te içerisinde 2,7 milyon TL bulunan kasayı böyle çaldılar
25 yıldır camlara üfleyerek şekil veriyor
Sarallar çetesine büyük operasyon: 14 şüpheli yakalandı
Haliç Köprüsü’nde yanan otomobili yoldan geçen su tankeri söndürdü
Fenerbahçe’nin yeni transferi Sidiki Cherif, İstanbul’da
Trump: "İran’a ilişkin planımızı Körfez’deki müttefiklerle paylaşamayız"
ABD’li Temsilci Witkoff, Putin’in Özel Temsilcisi Dmitriev ile görüştü
KÜLTÜR SANAT
Bu kafenin kapısından giren geçmişe gidiyor
01 Şubat 2026 Pazar - 13:00:42
Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde farklı dönemlere ait asırlık antika eşyalarla dekore edilen kafe, ziyaretçilerine nostaljik atmosferde hizmet veriyor. Adapazarı ilçesinde faaliyet gösteren bir kafe, sergilediği antika objeler ve nostaljik dekorasyonuyla müşterilerine tarihi bir atmosfer sunuyor. İşletmede, fotoğraf makineleri, kılıç, gürz, tüfek ve piyano gibi farklı kültürlere ait antika eşyalar sergileniyor. Ziyaretçiler, geçmişin izlerini taşıyan objeler arasında vakit geçirirken, kafenin konsepti özellikle tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Kafeyi oluşturma fikrini bir günde düşündüğünü söyleyen işletmeci Volkan Ötünç, antika tutkusunu ticari bir girişimle birleştirmeye karar verdiğini söyledi. Bölgede bu tarz bir konsept eksikliği olduğunu düşünerek kafeyi açtığını belirten Ötünç, "Açıkçası çok düşünmedim, bir gün içinde karar verdim. Sonra gelişmeler birbirini takip etti ve burası oldu iyi ki de oldu. İnsanlar da sevdi, bu da beni mutlu etti" dedi. "Hiçbir zaman tek bir kültür ve obje üzerine yoğunlaşmadım" Ötünç, koleksiyoner olarak tek bir kültür veya obje üzerine yoğunlaşmadığını, eşyaların "duygusu ve yaşanmışlığına" önem verdiğini ifade etti. Ötünç, şunları kaydetti: "Ben koleksiyoner olarak hiçbir zaman tek bir kültür ve obje üzerine yoğunlaşmadım. Benim için önemli olan bu eşyanın gerçekten antika olması, bir duygusu ve yaşanmışlığı olmasıydı. O yüzden birçok ürüne ilgi duymaya başladım. Para koleksiyonu, pul koleksiyonu yapanlar var ama ben öyle olmadım. Birçok objeyi birlikte sevdim ve onlarla birlikte yaşadım ve biriktirmeye başladım. Bir objenin antika olabilmesi için en az yüz yıl geçmesi lazım ama bu tek başına da geçerli değil. O dönemin kültürünü ve sanatını yansıtması gerekiyor. Objenin el işçiliği olması, yıpranması, yaşanmışlığı olması gerekiyor. Bunların hepsi olduğu zaman onlara antika diyebiliriz. Toprak altı eserler antika değil tarihi eserdir ve yeri müzelerdir bunları insanların öğrenmesi gerekiyor çünkü oralarda daha iyi saklanıyor ve korunuyor. Bizde bulunan askeri araçlardan orijinal olanlar da var yasal kurallara uygun şekilde olarak." "En eski eşyamız piyanomuz" Kafedeki en eski eşyanın bir piyano olduğunu anlatan Ötünç, "Piyanomuzun içinde bir soğuk damgası var ve 1699 yılına ait olduğu, markası ve menşeisi yazıyor. Yılı için üretim yılımı yoksa firmanın kuruluş yılı mı tam bilmiyoruz. Eğer üretim yılıysa 326 yaşında bir piyanoya sahibiz, bu da bizim için çok değerli. Kim bilir kimler bunda ne şarkılar çaldılar, neler beslediler benim için önemli olan bu ve yaşıdır. Piyanomuz kullanılabilir halde. Bu piyanoyu bu zamana kadar kullananlara çok teşekkür ediyorum çünkü çok iyi bakmışlar, hala aktif halde. Yaşından dolayı eksiklikleri var ama buna rağmen hala çalışır halde. Onların da bir ruhu var onlara da iyi davranmak, bakmak gerekiyor" diye konuştu. Müşteriler atmosferden memnun Müşterilerden 56 yaşındaki Necmiye Alemdar, arkadaşıyla geldiği kafeyi çok beğendiğini belirterek, "Çok değişik eşyalar var. Eski eşyaları değerlendirmişler, çok güzel olmuş. Kahve içtik, içimiz açıldı. Çok sevdik, hoş sohbet ettik" şeklinde konuştu. Arkadaşlarıyla farklı ortama sahip bir kafe arayışını burada sonlandırdığını belirten 19 yaşındaki öğrenci Yaren Fındık ise, "Arkadaşlarımla beraber farklı bir kafe ararken burayı keşfettik. İçindeki antik eşyalar çok ilgimizi çekti. Her yerde fotoğraf çekilme yerleri var, ışıklandırmalardan dolayı da çok iyi çıkıyor. Çok beğendiğimiz bir kafe oldu, artık sık sık geliriz" ifadelerini kullandı.
01 Şubat 2026 Pazar - 12:59
Osmangazi Belediyesi’nden gençlere lezzet dolu tanıtım
Osmangazi Belediyesi, farklı şehirlerden Bursa’ya gelen öğrenciler için hayata geçirdiği gastronomi turlarıyla, kentin dünyaca ünlü mutfak mirasını tanıtmaya devam ediyor. Bursa’nın sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginlikleri ulusal-uluslararası platformlarda daha görünür kılmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, kentin kimliğini oluşturan değerleri geleceğe taşıyan çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Kültürle birlikte gastronomiyi de önemli bir tanıtım unsuru olarak ele alan Osmangazi Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerine yönelik düzenlediği özel turla şehrin eşsiz lezzetlerini gençlerle buluşturdu. Tarihi Abdal Meydanı’nda tahinli pide ve cevizli lokum ikramıyla başlayan program, Kayhan Çarşısı’nda cantık ve süt helvası tadımıyla devam etti. Kozahan’da içilen Türk kahvesiyle sona eren gastronomi turunda öğrencilere Bursa’nın tarihi dokusu ve geçmişten bugüne uzanan kültürel serüveni de anlatıldı. Osmangazi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği etkinlik ile birlikte şehir dışından kente gelen pek çok öğrencinin ilk kez Bursa’nın lezzetlerini deneyimlediğine değinen Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Öztahtalı, "Türkiye coğrafyasında da gastronomisiyle öne çıkan şehirlerden bir tanesi Bursa. Osmangazi Belediyesi’nin Bursa gastronomisini bütün dünyaya tanıtmaya çalışan bu organizasyonundan muhteşem bir şekilde etkilendik. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde her bölümden 8’er öğrenci çağırdık. Bu öğrencilerin bir kısmı Bursa’dan ama bir kısmı da şehir dışından. İlk defa hayatlarında tahinli pide yediler, inanılmaz lezzetli buldular. Çocukların bu deneyimi Osmangazi Belediyesi ile yaşamaları ayrıca mutluluk verici." diyerek, Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti. Bursa’nın asırlık lezzetlerini ilk kez tatma fırsatı bulan öğrenciler, kentin köklü mutfak kültüründen büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Yöresel tatların hem lezzeti hem de sunumuyla kendilerini etkilediğini belirten öğrenciler, desteklerinden ötürü Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu. Bursa’nın tarihini ve kültürel birikimini yansıtan lezzet turlarında, Bursa’ya farklı şehirlerden gelen üniversite öğrencilerini ağırlayan Osmangazi Belediyesi, öğrencilerin kenti daha yakından tanımalarına ve Bursa mutfağına dair kalıcı bir fikir edinmelerine önemli katkı sağlıyor.
01 Şubat 2026 Pazar - 12:16
Çekimleri Diyarbakır’da yapılan ‘Fırtına Kız’ sinema filminin galası gerçekleşti
Spor ve kadın mücadelesi temasıyla çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası yapıldı. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Fırtına Kız" sinema filminin galası gerçekleşti. Vali Murat Zorluoğlu yaptığı konuşmada, sanatın, kültürel etkinliklerin şehirlerin tanıtımına çok büyük katkı sağladığını söyledi. Diyarbakır’da sinema filmi ve diziler anlamında şehrin tanıtımına katkı yapacak çekimlerin yapılmasını hep arzu ettiklerini belirten Vali Zorluoğlu, "Bu manada yolumuz Bilal Bey’le kesişti. Hikayesi Diyarbakır’da geçen, kahramanları Diyarbakırlı olan bir film çekimi gerçekleşti. Bugün de galası. Fırtına Kız, Türkiye’de sanırım 170 sinemada vizyona girdi. Özel, halkımızın beğeneceği bir hikaye. İyi bir film olduğuna inanıyoruz, seyredeceğiz" dedi. Vali Zorluoğlu, filmin beğeni kazanacak bir temada olduğunu söyleyerek, ’’Özellikle genç kızların fırsat eşitliği mesajını verecek, çalışarak, gayret ederek engelleri aşmaya çalışan kızlarımızın neticede başarıya ulaşacağı bir anlamda bize anlatan bir film. Emeği geçen başta Bilal Bey olmak üzere yönetmenimize, senaristimize, oyuncularımıza teşekkür ediyoruz. Diyarbakır’da bundan sonrada daha soluklu hem filmler hem diziler çekilmesini arzu ediyoruz. Diyarbakır çok kadim bir şehir. 12 bin 500 sene öncesine giden bir tarihi var. Bugün özelikle Suriçi’nde başınızı nereye çevirirseniz gözünüz tarihi bir yapıya denk geliyor. Bu tarihi mekanların, doğa güzellikleriyle halkımız tarafından Türkiye’de ve uluslararası alanda daha iyi anlatılması için en iyi araçlardan bir tanesi sinema filmleri ve diziler" diye konuştu. Filmin başrol oyunculardan Cihangir Ceyhan ise senaryoyu ilk okuduğunda işin yüzde yüz Diyarbakır olduğunu anladığını dile getirerek, "İnsanıyla, şivesiyle, atmosferiyle Diyarbakır olacağı için beni heyecanlandırdı. Bu heyecanın içinde Diyarbakır halkıyla beraber olmak, aynı zamanda valimizin de dediği gibi kız çocuklarıyla fırsat eşitliğiyle alakalı bir temayı barındıran bu işte bir babayı oynamak. Hatalarıyla yüz yüze gelip bunu çocuklarının kendi istedikleri ideallerine yarenlik eden bir babayı oynadım. Diyarbakır’da çekim sürecinde şunu gördüm. Diyarbakır insanının da atmosferinin de sinema ve diziler için çok uygun. İnsanlarının da hevesli ve yetenekli olduğunu gördük. Film zamanında tanışıp hala bizimle olan arkadaşlarımız var. Bizimle oynadılar, halkım içinden insanlar. Filmimizin içinde yöresel mekanları da görecekler" şeklinde konuştu. Ceylan Karavil AVM yatırımcılarından Abdulhalim Karavil de "Diyarbakır’ın tanımını anlamında önemli bir katkı sunacağına inanıyoruz. Ana sponsor olduk. Bu gibi tanıtımlarda üstümüze düşen ne varsa katkılarımızı sunacağız. Bu bir ahde vefadır. Biz de üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Galaya, Vali Murat Zorluoğlu, başrol oyunlarından Cihangir Ceyhan, yapımcı Bilal Kalyoncu, yönetmen Hasan Doğan, oyuncular ve çok sayıda davetli katıldı.
01 Şubat 2026 Pazar - 11:55
Karşılaşmalar, Devinimler, İzler sergisi ziyarete açıldı
Nilüfer Belediyesi’nin Konuk Sanatçı Programı kapsamında hayata geçirdiği "Karşılaşmalar, Devinimler, İzler" sergisi, Nazım Hikmet Kültürevi’nde sanatseverlerle buluştu. Misi Sanatevi’nde doğayla ve kentle kurdukları ilişkiyi sanata dönüştüren Bursalı genç sanatçıların eserleri, 15 Mart’a kadar görülebilecek. Nilüfer Belediyesi, kentin kültürel üretimini desteklemek ve yerel sanatçıların potansiyelini görünür kılmak amacıyla, Eylül-Aralık 2025 tarihleri arasında düzenlenen Konuk Sanatçı Programı’nın çıktılarından oluşan "Karşılaşmalar, Devinimler, İzler" sergisi, Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen törenle açıldı. Serginin açılışına Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’i temsilen Meclis Üyesi Gülver Deniz ve çok sayıda sanatsever katıldı. Sergi, Bursa’da yaşayan sanatçıları merkeze alan bir açık atölye programının sonucu olarak ortaya çıktı. Hiyerarşiden uzak, birlikte üretim Misi Sanatevi’nde üç ay boyunca konaklayan ve üretim süreçlerini burada geçiren sanatçılar Abdulkadir Çelik, Orçun Keskin, Hatice Eriş ve İnci Altansoy, serginin ana gövdesini oluşturdu. Program sürecinde Nalan Yırtmaç, Ekin Kano ve İlhan Sayın gibi deneyimli isimler de belirli periyotlarla Sanatevi’ne konuk olarak genç sanatçılarla bir araya geldi. Bu süreç, tek yönlü bir öğretme pratiğinden ziyade; disiplinler arası dolaşım, birlikte düşünme ve hiyerarşik olmayan bir deneyim paylaşımı üzerine kurgulandı. Sanatçıların çevreleriyle, doğayla ve Misi’nin sosyal dokusuyla kurdukları iletişim, eserlerin üretim sürecinin ayrılmaz bir parçası oldu. "Kendi değerlerimizi yetiştirmeyi amaç edindik" Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Gülver Deniz, Başkan Şadi Özdemir’in selamlarını ileterek, belediyenin sanat vizyonuna dair önemli mesajlar verdi. Başkan Şadi Özdemir’in, sadece büyük merkezlere odaklanmak yerine Nilüfer’in kendi potansiyelini açığa çıkarma hedefini vurgulayan Deniz, şunları söyledi: "Nilüfer Belediyesi olarak son yıllarda benimsediğimiz yönelim, uzun yıllar büyük merkezlere odaklanan sergi programlarını dönüştürmek üzerine kurulu. Bizler, kentimizin kendi sanatçı potansiyelini yine kendi içinde yetiştirmeyi ve desteklemeyi amaç edindik. Genç arkadaşlarımızın Misi’de geçirdiği bu verimli sürecin çıktılarını bugün burada görüyoruz. Doğayla, canlılarla ve içinde bulundukları sosyal yaşamla kurdukları bağ çok kıymetli." Yeni dönem başvuruları başlıyor Gülver Deniz konuşmasında ayrıca Konuk Sanatçı Programı’nın devam edeceği müjdesini de verdi. Programın yaz ayağının Mayıs ve Temmuz aylarında gerçekleştirileceğini belirten Deniz, genç ve yetenekli sanatçıları Misi Sanatevi’nde ağırlamaktan mutluluk duyacaklarını ifade ederek yeni başvurular için çağrıda bulundu. Zamanın ve mekânın iç içe geçtiği, kolektif bir üretimin yansıması olan "Karşılaşmalar, Devinimler, İzler" sergisi, 15 Mart tarihine kadar Nazım Hikmet Kültürevi’nde ziyaret edilebilir.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Haziran 2025 Salı- 15:29
Kars’ta turizm sektörün kalitesi artırılacak
2
28 Ocak 2026 Çarşamba- 20:11
Yerli turistler Çankırı’yı gezdi
3
31 Ocak 2026 Cumartesi- 09:33
Bayburt’un yöresel lezzeti tel helvası gençleri ve yaşlıları aynı sofrada buluşturdu
4
31 Ocak 2026 Cumartesi- 09:44
Yumurta parasıyla yapılan 395 yıllık cami restorasyona alındı
5
01 Şubat 2026 Pazar- 09:53
25 yıldır camlara üfleyerek şekil veriyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:40
Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında ‘Sinema Yollarda’ tırı Sincan’da
Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında mobil sinema tırı, Ankara’nın Sincan ilçesinde vatandaşlarla buluştu. Türk Telekom, Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında ‘Sinema Yollarda’ projesini hayata geçirdi. İlleri tek tek dolanan sinema tırının bu seferki durağı ise Sincan oldu. Kent Meydanı’nda kurulan açık hava sahnesinde gerçekleştirilen etkinlikte, önce bir konser düzenlendi. Ardından, Yeşilçam filmi olan ‘Neşeli Günler’ dev ekranda gösterilerek vatandaşlara nostaljik bir akşam sunuldu. Film gösterimini ilgiyle izleyen vatandaşlar, etkinliğin yalnızca bir eğlence değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma olduğunu ifade etti. ‘Sinema Yollarda’ projesi, teknolojiyi kültürle buluşturmayı hedefleyen yenilikçi bir adım olarak öne çıkıyor. Mobil sinema tırı, Türkiye’nin dört bir yanındaki şehirlere ulaşarak, vatandaşlara ücretsiz sinema deneyimi sunuyor.
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:12
"29 harflik alfabe kelime varlığımızı yok etti"
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş "Dil Bayramı" münasebetiyle yaptığı açıklamada 29 harflik Türkiye Türkçesi alfabesinin Türkçenin zengin ses ve kelime varlığını ifade etmede yetersiz olduğunu söyledi. TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş açıklamasına şöyle devam etti. "Güncel Türkçe Sözlük 2 ciltten oluşurken Tarama ve Derleme sözlüklerimiz 11, 12 cilt olabilecek sayıda... Bu ne demek? 29 harflik güncel alfabemizde olmayan harfler yüzünden Türk milletinin çoğu kadim kelimesini yazamıyoruz, harf eksik. Meselâ Anadolu’nun çok sevdiği "kara he, hırıltılı he" dediğimiz harf neden alfabemizde yok? Azerbaycan’da bu harf X ile gösterilmektedir. Sadece bu harfin bile olması mezara gömdüğümüz nice kelimemizi diriltecek, güncelleyecek. Yazı diline almadığımız kelimelerin zamanla ölmesi kaçınılmazdır. Halk ağzı dediğimiz nedir Allah aşkına? Halkın kullandığı Türkçe, mağara Türkçesi mi? Anadolu’da halkın dilindeki kelimelerin hemen tamamı Türk dünyasında güncel kullanılmaktadır. Halkın dili, binlerce yıllık Türk kültür ve irfanının, diyalektik ve estetiğinin dilidir. Türkiye’de ‘yerel/bölgesel ağız’ diye nitelendirilip TDK’nin Güncel Türkçe Sözlüğü’ne almadığı kelimeler Anadolu’da, Kafkasya’da ve Türkistan’da kullanılıyor. Bu nasıl yerellik ve bölgesellik ki koca bir kıta dilinde var ama resmî Türkiye Türkçesinde yok. 29 harflik alfabemizde olmayan 1)açık e, 2)hırıltılı(sızıcı) he, 3)art damak (k)q, 4)damak(nazal) n’si bir an evvel alfabemize eklenmeli ve alfabemiz 33 harfe çıkarılmalıdır. Böylelikle ölü kelimeler dirilmelidir. Kendi dilimizin katili olmaktan kurtulduğumuzda bayram o bayram olur, dil bayramı daha anlam kazanır. Konunun daha iyi anlaşılması için Türkçe kelime ve ses varlığımızla ilgili yapılan çalışmalardan örnek veriyorum. Takdiri konunun uzmanlarının ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum: Güncel Türkçe Sözlük (TDK) - 2 cilt, Derleme Sözlüğü (TDK) - 12 cilt (1963), Derleme Sözlüğü (Ankara Ünv.) - 11 cilt (1993), Tarama Sözlüğü (Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu) - 8 cilt (1965), Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü (TDK) - 6 cilt (1932) Türkçe, Balkanlardan Sibirya’ya konuşulan büyük bir medeniyet dilidir. Dilimiz kimliğimizdir. Türk dünyasının 34 harflik ortak alfabe çalışmasını da desteklediğimizi vurgulayarak büyük Türk milletinin Dil Bayramı’nı kutluyorum"
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:11
Bozlak Ustası Neşet Ertaş mezarı başında anıldı
Türk Halk Müziği’nin usta ismi merhum bozlak sanatçısı Neşet Ertaş; vefatının yıl dönümünde memleketi Kırşehir’deki Bağbaşı Mezarlığı’nda sevenleri tarafından dualarla anıldı. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen vatandaşlar, Ertaş’ın mezarı başında duygulu anlar yaşadı. Mezarı başında dua eden Erdoğan Bozkurt; Neşet Ertaş’ın sadece Türkiye’ye değil, dünyaya mal olmuş bir ozan olduğunu belirterek, "Unutulmaz eserler bıraktı. Birçok bestesiyle kendinden sonraki nesillere örnek oldu. Kırşehir bir türkü pınarı, bir türkü şehridir. Türk Halk Müziği alanında bu değerlere sahip çıkılması gerekiyor" dedi. Aksaray’dan gelen Sait Eroğlu da, Neşet Ertaş’ın büyüklüğünün farkında olduğunu ifade ederek; "O sadece bir sanatçı değil, bir kültür elçisidir" diye konuştu. Anmaya Almanya’dan katılan Zehra Meral ise, Ertaş’ın adını Türkiye’nin dört bir yanında gördüğünü belirterek; "Mezarına gelerek dua etmek bana büyük mutluluk verdi" dedi. Ziyaretçilerden Fadime Eroğlu ise, bu tür değerli sanatçıların kıymetinin hayattayken bilinmesi gerektiğini vurguladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Neşet Ertaş’ı anmak için Bağbaşı Mezarlığı’na gelen vatandaşlar, Ertaş’a dualar ederek sanatçıyı rahmetle yad etti. (EÖ-TB-
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:09
İş Sanat’ta yeni sezon başlıyor
İş Sanat’ın yeni sezon programı, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin terasında gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla duyuruldu. 4 Kasım’da başlayacak sezonun biletleri 29 Eylül’de satışta olacak. İş Sanat, yeni sezon programına çellist Pablo Ferrandez ve Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın 4 Kasım Salı akşamı vereceği konserle başlıyor. Bu sezonda cazın efsanesi Stanley Clarke’dan opera dünyasının başarılı ismi Elena Stikhina’ya, Grammy ödüllü Kremerata Baltica’dan Türkiye’yi yurtdışında başarıyla temsil eden Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’na dünyaca ünlü, ödüllü sanatçı ve orkestraların yanı sıra Rita Payes gibi yeni keşifler ile Radyo Günleri ve B’aşka Şarkılar gibi özgün yerli projeler İş Sanat sahnesinde sanatseverlerle buluşacak. Basın toplantısında konuşan Sanat Yönetmeni Defne Turaç, yeni sezon programını paylaşmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Yeni sezon programımızda her sene olduğu gibi yine izleyicilerimize çeşitliliği ve derinliği birlikte sunmaya çalıştık. Sezon boyunca klasik müziğin yanı sıra caz ve dünya müziğinden seçkin isimler, Grammy ödüllü müzisyenler, Parlayan Yıldızlarımız ve İş Sanat için özel tasarlanan yerli prodüksiyonlarla dolu bir programı sanatseverlerle buluşturacağız" dedi. Sezon boyunca sürpriz konserleri duyurmaya devam edeceklerini de müjdeleyen Turaç, sözlerini "Tüm sanatseverleri İş Kuleleri Salonu’nda buluşmaya davet ediyoruz" diye sürdürdü. Pablo Ferrández’e Tekfen Filarmoni Orkestrası eşlik edecek Dünyanın en prestijli klasik müzik yarışmalarından XV. Uluslararası Çaykovski Yarışması’nda ödül kazanmasıyla dikkatleri üzerine çeken Pablo Ferrández, 4 Kasım Salı 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda düzenlenecek açılış konserinde İş Sanat’ın konuğu olacak. Tekniği, ifade gücü ve sahne hâkimiyetiyle "yeni çello dehası" olarak nitelenen İspanyol yıldıza, şef Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Empresyonist döneme damgasını vuran Fransız besteci Maurice Ravel’in 150. doğum yılı kutlamalarından ilhamla hazırlanan programda Ravel eserlerinin yanı sıra Georges Bizet’nin Carmen operası dans süitleri ile Camille Saint-Saëns’in virtüözitesi yüksek eserlerinden Viyolonsel Konçertosu No.1, Op. 33 de seslendirilecek. Beş Grammy ödüllü Stanley Clarke İş Sanat’ta Caz dünyasının yaşayan efsanesi olarak kabul edilen basçı Stanley Clarke İş Sanat’ta. 1970’lerde Chick Corea’nın kurduğu caz füzyon grubu Return to Forever ile dünya çapında tanınan Clarke’ın 1976 tarihli solo albümü School Days, basçılar için dünya çapında bir marş olmayı sürdürüyor. Akustik ve elektrik basgitarı öne çıkaran Clarke’ın teknik ve üretici sınırları zorlayan müziği beş Grammy ile ödüllendirildi. Clarke, Cameron Graves (piyano ve tuşlular) ve Jeremiah Collier (davul) ile 21 Kasım Cuma 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda seyircisiyle buluşacak. Ana Moura ile Fado akşamı Portekiz ve Afrika müzikleriyle çevrili bir çocukluk geçiren fadista Ana Moura, şarkı söylemenin ‘kaderinde’ olduğunu belirtiyor. Ünlü fado gitaristi Antonio Parreria ile tanışmasının ise hayatının dönüm noktası olduğunu söyleyen Moura, dokunaklı vokali ve dinamik sahne performansıyla günümüzün en yenilikçi fado sanatçıları arasında sayılıyor. The Rolling Stones ve Prince gibi efsanelerle iş birliği yaparak fadoyu küresel bir izleyici kitlesine ulaştıran Ana Moura, 18 Aralık Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda vereceği konserde Portekiz’in ruhunu taşıyan şarkılarını seslendirecek. Yeni yıl konserinin yıldızı Elena Stikhina İş Sanat’ın heyecanla beklenen yeni yıl konserinin solisti, opera dünyasının başarılı sopranolarından Elena Stikhina olacak. Operalia ve Competizione dell’Opera gibi prestijli yarışmalardaki başarısıyla opera dünyasının dikkatini çeken Stikhina kısa sürede, New York Metropolitan Opera başta olmak üzere dünyanın saygın opera sahnelerinde sahnelenen önemli eserlerin aranılan ismi oldu. 2024 yılında, İş Bankası’nın 100. Yıl Gala konserinde Placido Domingo ve Murat Karahan ile birlikte sahneye çıkan Stikhina, kusursuz performansıyla seyircinin yoğun ilgisini ve beğenisini toplamıştı. 6 Ocak Salı 20.30’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda düzenlenecek konserde Stiktina’ya İtalyan şef Carlo Tenan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Grammy ödüllü Kremerata Baltica, genç piyanist Lucas Debargue ile sahnede Keman virtüözü Gidon Kremer tarafından Baltık ülkelerinin en yetkin müzisyenlerinden kurulan Kremerata Baltica oda orkestrası, bugüne dek verdiği 1000’in üzerinde konserle Avrupa’nın önde gelen müzik topluluklarından biri. Ana akımın ötesine geçen zengin bir repertuvara sahip orkestra After Mozart albümüyle "En İyi Oda Müziği/Küçük Topluluk Performansı" kategorisinde Grammy Ödülü’nün de sahibi. Daimi konuk sanatçısı olan başarılı Fransız piyanist Lucas Debargue ile 19 Şubat Perşembe 20.30’da İş Sanat’ın konuğu olacak topluluk, Bach, Magin, Mozart, Arvo Pärt ve Jancevskis’in eserlerini seslendirecek. Jakub Józef Orliński ve Il Pomo d’Oro ile İtalyan Barok Dönemi’ne yolculuk Günümüzün en etkileyici vokallerinden kontr-tenor Jakub Józef Orliński, erken dönem barok operalarında olduğu kadar çağdaş eserlerdeki virtüöz performansıyla da tanınıyor. Vokal tekniğini, dans geçmişinden gelen fiziksel performans yeteneğiyle birleştirmesiyle bir fenomene dönüşen Orliński iki kez Grammy ödülüne aday gösterildi. Barok ve klasik dönem operaları ile enstrümantal eserleri orijinallerine bağlı kalarak yorumlayan ödüllü orkestra Il Pomo d’Oro ile kaydettiği Beyond albümünün dünya turnesi kapsamında 13 Mart Cuma akşamı İş Kuleleri Salonu’nda konser verecek sanatçının repertuvarında İtalyan Barok Dönemi’nden eserler yer alacak. Usta kemancı Gilles Apap, Camerata Zürich ile İş Sanat’ta Teknik ustalığını doğaçlama ruhuyla bir araya getiren kemancı Gilles Apap, klasik bestecileri folk, dans ve dünya müziği ile harmanlayan bir solist olarak tanınıyor. Birlikte pek çok başarılı projeye imza attığı Camerata Zürich ise kurulduğu 1957 yılından bu yana nadiren icra edilen klasik ve romantik eserlerin yanı sıra çağdaş eserleri repertuvarının merkezine koyuyor. 2 Nisan Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda bir araya gelecek Apap ve Camerata Zürich, Barok dönemden 20. yüzyıla uzanacak; Bartók, Vivaldi ve Tartini gibi bestecilerin eserlerini İş Sanat’ta müzikseverlerle buluşturacak. Ivan "Melon" Lewis ile The Cuban Swing Express Kendi kuşağının en yetenekli müzisyenlerinden olan Küba doğumlu İspanyol piyanist Ivan ‘Melon’ Lewis, The Cuban Swing Express ile İş Sanat’a konuk oluyor. Avrupa’da yaşayan Kübalı müzisyenlerin bir araya geldiği grup Herbie Hancock, Michael Jackson ve Rolling Stones şarkılarının yeni düzenlemeleri ile Lewis’in bestelerini, keyifli bir repertuvarda birleştiriyor. Konser, 16 Nisan Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda yapılacak. Canan Başkaya ile "Radyo Günleri"ne dönüş Türk Halk Müziği’nin güçlü seslerinden Canan Başkaya’nın solistliğinde düzenlenecek "Radyo Günleri" konseri dinleyicileri geçmişte bir yolculuğa çıkartmaya hazırlanıyor. 27 Kasım Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda, tiyatro sanatçısı Çağıl Taşbaşı’nın anlatımıyla düzenlenecek konserde sevilen Anadolu ve Rumeli türküleri radyodan dinlercesine sıcak bir atmosferde yeniden hayat bulacak. Cem Adrian’dan İş Sanat’a özel bir konser Vokal performansı, besteleri ve şarkı sözleriyle kısa sürede kendine has bir hayran kitlesi oluşturan Cem Adrian bu kez İş Sanat sahnesinde. Adrian, 11 Aralık Perşembe 20.30’daki konserinde zengin müzikal birikimini İş Sanat seyircileriyle paylaşacak. Göksel’den B’Aşka Şarkılar Sade ve içten tarzı, güçlü performansıyla pop müziğin en sevilen isimlerinden Göksel, yeni sezonda İş Sanat’a özel bir repertuvar ile dinleyicilerin karşısında olacak. 21 Ocak Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda vereceği B’Aşka Şarkılar konserinde, Türk sanat müziğinin beğenilen eserlerini ve kendi parçalarının sanat müziği düzenlemelerini seslendirecek. Sanatsever çocuklar için sürprizler İş Sanat’ın iki sezon boyunca büyük bir ilgiyle takip edilen müzikli çocuk oyunu "Pat Pat Patara", kaçıranlar için 15 Kasım Cumartesi ve 16 Kasım Pazar tarihlerindeki son iki temsiliyle sahnede olacak. Antik dünyanın gizemli atmosferinde bir yolculuğa çıkaran Pat Pat Patara’nın ardından İş Sanat’ın yeni çocuk oyunu küçük sanatseverlerle buluşacak. Genç yetenekler İş Sanat’ın kariyerlerinin başındaki müzisyenlere sahne deneyimi kazandırmak ve genç yetenekleri müzikseverlerle buluşturmak amacıyla 2002 yılından bu yana düzenlediği Parlayan Yıldızlar konserleri 26. sezonda da seyircisiyle buluşmaya devam edecek. Bugüne kadar 150’den fazla genç müzisyene sahne imkânı sunan Parlayan Yıldızlar’da yeni sezon konserleri Kasım ayından itibaren İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak izlenebilecek. Şiir ve hikâye dinletileri sürüyor İş Sanat seyircilerinin ilgiyle takip ettiği şiir ve hikâye dinletileri 26. sezonda da Türk edebiyatının usta isimlerinin eserlerini müzikle buluşturuyor. Sezonun ilk etkinliği, 11 Kasım Salı günü Sait Faik Hikâye Dinletisi olacak. Metinlerini Atilla Birkiye’nin hazırladığı, müzik direktörlüğünü Serdar Yalçın’ın, sahne uygulamasını ise Mehmet Birkiye’nin üstlendiği dinletiler sezon boyunca İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak izlenecek.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:59
Çankırı’daki bu müze iletişimin serüvenine tanıklık ediyor
Çankırı’da eski iletişim araçlarının sergilendiği Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi, iletişimin serüvenine tanıklık ediyor.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:50
Bu müze iletişimin serüvenine tanıklık ediyor
Çankırı’da eski iletişim araçlarının sergilendiği Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi, iletişimin serüvenine tanıklık ediyor. Çankırı Belediyesi tarafından 2000’li yıllarda Karataş Mahallesi’nde bulunan tarihi Sarıkadı Konağı restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze, Çankırı’da "Radyocu Ferit" olarak tanınan Ferit Akalın’ın 1923 ile 1970 yılları arasında biriktirdiği yaklaşık 90 radyonun yanı sıra, geçmişten günümüze kullanılan telgraf, radyo, eski televizyon ve gazeteler gibi yüzlerce iletişim aracına ev sahipliği yapıyor. Farklı dönemlere ait iletişim araçlarının yer aldığı müze, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkartıyor. "Bu müzede, iletişimin ilk aşamaları, insanların ilk zamanlarda nasıl iletişim kurdukları görülmektedir" Müzenin, iletişimin serüvenini anlattığını söyleyen müze rehberi Nezire Yıldız Günaçtı, "2000’li yıllarda belediyemiz tarafından sahiplenen bu yapı 2016 yılında yapılan restorasyon ile 2018 yılında Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi olarak hizmete girmiştir. Ferit Akalın bey, kendi koleksiyonu olan 90 adet radyoyu belediyemize bağışlamıştır. Belediyemiz ise radyolara sahip çıkmak ve yaşatmak için bu müzede sergilemektedir. Müzemiz iki kattan oluşmaktadır. İletişimin serüveninden başlayan odalar, Ferit Akalın’a ait olan odaya ilerlemektedir. Hemen yanında ise telefon ve mektup odası bulunmaktadır. Televizyon köşesi ve yanında ise telgraf odası vardır. Yine hemen yanında ise Nikola Tesla ve akustik ses odası ve teremin odası bulunmaktadır. Müzede birbirinden güzel çeşitli eserler yer almaktadır. Müzemiz, kenti ziyaret eden turist misafirlerimiz tarafından da yoğun ilgi görmektedir. Çok sayıda misafiri müzemizde ağırlamaktayız. Bu müzede, iletişimin ilk aşamaları, insanların ilk zamanlarda nasıl iletişim kurdukları görülmektedir. Bu müze ile iletişimin ilk aşamalar gün yüzüne çıkıyor. Ziyaretçilerimiz bu müzeyi gezip tarihe tanıklık ediyorlar" diye konuştu.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:49
Türk mutfağının geleneksel tadı tarhana, cazibesini kaybetmedi
Türk mutfağının asırlardır süregelen gelenekleri arasında yer alan ve Orta Asya’dan bu yana sevilerek tüketilen tarhana geleneği Aydın’da devam ediyor. Merkezi Aydın’da bulunan ve ülke genelinde 100’ün üzerinde şubesi olan Tuğba Kuruyemiş’te tarhana sezonu başladı. Geleneksel tadından taviz verilmeden modern şartlarda tonlarca tarhana üreten Tuğba Kuruyemiş, bu yıl da kış hazırlıkları kapsamında tarhana üretimine ağırlık verdi. Çeşitli hastalık ve virüslere karşı vücut direncini arttırması ile de bilinen tarhanaya her yıl talebin arttığı belirtildi. Gerek çalışma hayatının getirdiği yoğunluk gerekse apartman yaşantısındaki kısıtlı imkanlar nedeniyle tarhana yapma imkanı bulamayan aileler için geleneksel tarhana üretimini sürdürdüklerini belirten Tuğba Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tonkul, "Orta Asya’dan bu yana süre gelen geleneksel tarhanayı asırlar öncesinde olduğu gibi özelliklerini koruyarak üretiyoruz. Vitamin ve mineral açısından oldukça zengin olan tarhana çorbasının gerek içerisindeki maddeler gerekse kullanılan baharatlar nedeniyle oldukça besleyici ve çeşitli hastalık ve virüslere karşı koruyucu özelliğe sahiptir. Mayalanma yani fermantasyon sonucu elde edilen tarhana her yaş grubu tarafından rahatlıkla tüketilebilecek bir besin olduğu gibi bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler içerir. Tarhana; Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, nefes borusunu temizler, damar tıkanıklığı ve daralmasını önler. Doğal tokluk hissi verdiğinden dolayı adeta zayıflama ilacı gibidir. Kansere karşı da ciddi koruma sağlayan besindir" diyerek Türkiye’de tarhana tüketiminin her yıl artarak devam ettiğini söyledi. "Yaşam koşulları değiştiği için evlerde yapımı zorlaştı" Anadolu’da hemen hemen her yörede kış için hazırlanan yiyecekler arasında ilk sıralarda yer alan tarhananın sevilerek tüketilmesine rağmen artık evlerde üretiminin zorlaştığını belirten Tonkul, halktan gelen talepler doğrultusunda her yıl tarhana üretiminin artarak devam ettiğini söyledi. Aynı zamanda yemek olarak hazırlanması oldukça pratik olan tarhananın Türk mutfağında yerinin çok önemli olduğunu kaydeden Tuğba Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tonkul, "Geleneksel gıdalarımızın pek çoğu zamana ya da çeşitli yeniliklere yenik düştü. Ancak tarhana asırlardır cazibesinden bir şey kaybetmedi. Genç kuşaklar tarafından da sevilerek tüketiliyor" dedi.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:46
Ankara’nın ilk camisi Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
Ankara Kalesi’nin 1073’te fethedilmesinden sonra şehirde yapılan ilk cami olan Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Camide yaklaşık 16 yıldır görev yapan imam Mustafa Kavlak, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt’te Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih camisinin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmet vermiş. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği, meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. Kavlak, "2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O zamanki ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde ’Hocam, biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı’ dediler. Arşivlerden araştırdık, Vakıflar Genel Müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zatın görevi şöyle; Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu caminin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok" diye konuştu. Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede "Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:44
Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Asırlar boyunca ibadet ve toplumsal buluşma merkezi olarak hizmet veren camiyi, Cami İmamı Mustafa Kavlak İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı. Yaklaşık 16 yıldır Sultan Alaaddin Camii İmamı Mustafa Kavlak, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt, Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca aradan 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih caminin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmete vermiş burayı. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. "Ben buraya 2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O ziyaretçilerde şöyle caminin o zamanki işte buraya ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde hocam dediler biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı dediler. Arşivlerden biz araştırdık, Vakıflar Genel müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zat görevi şöyle. Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu Cami’nin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok." Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede minberin ‘Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:59
‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ kitabı Ankara’nın geçmişine ışık tutuyor
Ankara’da 3 dönem milletvekilliği yapan Nevzat Ceylan’ın editörlüğünü üstlendiği ‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ isimli kitap, Ankara’nın tarihini okuyucularla buluşturuyor. Akademisyenler ve tarihçiler tarafından kaleme alınan ‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ isimli kitap, Ankara’nın tarihini anlatıyor. Ankara’dan 3 dönem milletvekilliği yapan Nevzat Ceylan’ın editörlüğünü üstlendiği kitap, başkentin geçmişini, bugününü ve geleceğini içeriyor. Ankara’nın geçmiş dönemlerde farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını anlatan Ceylan, "Ankara, Anadolu’nun en büyük şehirlerinden bir tanesi ve bu şehrin tanıtılması gerekirdi. En önemli tanıtılması gereken konulardan bir tanesi de Ahi Cumhuriyeti’ydi. Ankara aslında Türklerin eline geçmeden önce üç kez başkentlik yapmış bir şehir. Ahi Cumhuriyeti’ne başkentlik yapmış. Anadolu Selçuklu Devleti parçalandıktan sonra Anadolu’nun her tarafında beylikler kurulmuş. Bir tek beylik kurulmayan yer var: Ankara. Ankara’da da çok güçlü bir Ahi teşkilatı var ve bu Ahi teşkilatlarının başında bulunan Ahi şeyhi Ankara’nın yönetimini üstlenmiş ve bu yönetim şekli yaklaşık 70 yıl sürmüş. Dolayısıyla Ankara ciddi manada bir Ahi şehridir. Yani Ahiliğin merkezi Kırşehir olarak bilinir. Asıl yaygınlaştığı, büyüdüğü, geliştiği, en çok eserin bırakıldığı yer Ankara" şeklinde konuştu. "Bu kitabı okuyan insanlar Ankara’yla ilgili her şeyi öğrenebilir" Kitabın Ankara’yı en iyi anlatan kitap olduğunu belirten Ceylan, "Ama ben de bu kitabın editörü olarak, aynı zamanda Ankara’nın tarihten günümüze bütün sorunlarını ve bütün yaşadığı süreçleri anlattım. Ve şunu iddia ediyorum; Ankara’nın tarihini, geçmişini, günümüzü ve yarınını en iyi anlatan bir kitap haline geldi. Yani bu kitabı okuyan insanlar Ankara’yla ilgili her şeyi öğrenebilir" dedi. "Ankara aynı zamanda bir tutku" Ankara’ya tutkuyla bağlı olduğunu ifade eden Ceylan, "Ankara aynı zamanda bir tutku. Ankara’ya gelip Ankaralı olmayan o kadar insanımız var gönülden bağlı. Çok sayıda insanlarımız var. Bizim derdimiz onların sayısını arttırmak. Yani kendine sahiplik duygusunu arttırmak, Ankara’nın sorunlarını gerçek manada sahiplenerek, bunun çözülmesi konusunda çaba sarf etmek son derece önemli. Yani insanın ilk önce yaşadığı yerdeki sokağı, caddeyi, mahalleyi iyileştirme konusunda çaba sarf etmesi lazım. O konuda projeler üretmesi lazım. Bunlara kafa yorması lazım insanların" açıklamasında bulundu.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:11
Başkan Yazıcıoğlu: "Ahilik üretkenliğin adıdır"
Tokat’ta 38’inci Ahilik Haftası kutlamaları Hıdırlık Meydanı’nda halk oyunları, şed kuşanma ve plaket töreniyle gerçekleştirildi. Ticaret Bakanlığı ve Tokat Belediyesi iş birliğiyle Hıdırlık Meydanı’nda 38. Ahilik Haftası kutlama programı gerçekleştirildi. Program kapsamında halk oyunları ekibi gösterisi yer alırken, şed kuşanma ve plaket töreni yer aldı. Düzenlenen programda ev sahibi olarak konuşma yapan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; ahilik geleneğinin, Türk töresinin, İslam ahlakının ve milli dayanışma ruhunun yoğrulmuş hali olduğunu belirtti. "Ahilik kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak için buradayız" Üretken belediyecilik anlayışının köklü ahilik geleneğinin günümüzdeki yansıması olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; "Bugün burada, köklü tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin en güçlü dayanaklarından biri olan Ahilik kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için bir aradayız. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Ahilik, sadece bir esnaf teşkilatı değildir. Ahilik, Türk töresinin, İslam ahlakının ve milli dayanışma ruhunun yoğrulmuş halidir. Ahilik, dürüstlüğün, kardeşliğin, üretkenliğin ve helal kazancın adıdır. Bu büyük geleneğin mimarı Ahi Evran-ı Veli bizlere "Hak için halka hizmeti" düstur olarak bırakmıştır. Hak için halka hizmet anlayışı hem milletimizin hem de devletimizin bekasının teminatıdır. Rahmetli babam Recep Yazıcıoğlu’ndan öğrenmiş olduğum bu düsturu bugün Tokat’ımızda yaşatmaya gayret ediyorum. Tokat, yüzyıllar boyunca Anadolu’nun en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bu şehir, alın teriyle, emeğiyle, el becerisiyle öne çıkan esnafların diyarıdır. Tokat’ın tarihi sokaklarında, hanlarında ve çarşılarında Ahiliğin izlerini görmek mümkündür. Tokatlı esnaflarımız, her zaman dürüstlüğün, samimiyetin ve üretkenliğin en büyük timsali olmuştur. Üretken Belediyecilik anlayışımız da işte bu köklü geleneğin günümüzdeki yansımasıdır. Bizler, Ahi Evran’ın "Eline, beline, diline sahip ol" nasihatini rehber ediniyor, Tokat’ımızda birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu yaşatmaya çalışıyoruz. Belediyecilikte hizmet anlayışımızı, sadece beton ve asfaltla değil; aynı zamanda kültürümüzü, değerlerimizi ve kardeşliğimizi güçlendirerek ortaya koyuyoruz. Sizler, bu şehrin can damarı, sokaklarımızın, çarşılarımızın bereket kapısı, milletimizin en büyük destekçisisiniz. Ahilik kültürünün bugünkü temsilcileri sizlersiniz. Sizin alın teriniz, bu kentin bereketidir. Siz ürettikçe, Tokat gelişiyor; siz ayakta durdukça, Türkiye güçleniyor. Bizim yolumuz, Türk milletinin yoludur. Bizim yolumuz, Ahi Evran’ın yoludur. Bizim yolumuz, kardeşlikten, üretimden, alın terinden yana olanların yoludur. Bu vesileyle, Ahilik kültürünü yaşatmak adına düzenlediğimiz bu kutlu programda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Başta kıymetli esnaflarımız olmak üzere, tüm Tokatlı hemşerilerimi saygıyla, muhabbetle selamlıyor, Ahilik Haftanızı tebrik ediyorum" dedi. Şed kuşanma töreninde ise yılın ustası seçilen Sadettin İmer, yılın Kalfası seçilen Burak Göçer ve yılın Çırak’ı seçilen Mustafa Mert Yıldırım şedlerini kuşandılar. Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, yılın ustası, yılın kalfası ve yılın çırağı seçilen esnaflara teşekkür ederek, plaketlerini takdim etti. Programın ardından katılımcılara Ahilik Pilavı ve yemeği ikram edildi.
25 Eylül 2025 Perşembe - 09:46
Ahilik Haftası Kırkağaç’ta kutlandı
38. Ahilik Haftası tüm Türkiye’de olduğu gibi Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde de çeşitli etkinliklerle kutlandı. 23-29 Eylül tarihleri arasında kutlanan Ahilik Haftası bu yıl Kırkağaç’ta Sanayi Camisi bahçesinde düzenlendi. Program Kırkağaç Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı tarafından organize edilirken, Kırkağaç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri de etkinliklere destek verdi. Kırkağaç Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Özçetin’in "Esnaflarla iç içe olmak amacıyla" bu yıl sanayi sitesinde organize ettiği programa esnaflar büyük ilgi gösterdi. Programa Kırkağaç Kaymakamı Zafer Oktay, Kırkağaç İlçe Milli Eğitim Müdürü Halil Boncuk, İlçe Emniyet Müdürü Sayım Başaran, okul müdürleri, daire amirleri, STK ve siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda sırasıyla Kırkağaç Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Halil Solak ve Kırkağaç Kaymakamı Zafer Oktay birer konuşma yaptı. Program ’Yılın Ahisi’ seçilen Alahaddin Acırel, ’Yılın Ustası’ Mehmet Akansu, ’Yılın Kalfası’ Ali Mert ve ’Yılın Çırağı’ seçilen Hakkı Özkan’a plaket takdimiyle son buldu. Etkinliğin sonunda pilav-ayran ikramı yapıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder