Son Dakika
|
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "İran’la anlaşmaya varamadık"
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Pakistan’dan ABD ve İran’a ateşkesi sürdürme çağrısı
Trump: "ABD açısından bakıldığında, biz kazanıyoruz"
Londra polisinden Filistin’e destek gösterisine müdahale: 212 gözaltı
Duran: "Netanyahu, hakkında tutuklama kararları bulunan, dostu kalmamış bir suçludur"
ABD-İran müzakerelerinde "aşırı talep" ve Hürmüz anlaşmazlığı
Bakan Güler, Kara Kuvvetleri Komutanlığındaki değerlendirme toplantısına katıldı
MHP Lideri Bahçeli'den İbrahim Tatlıses’e geçmiş olsun telefonu
KÜLTÜR SANAT
Çocuklar "Nasrettin Hoca Korsanlara Karşı" oyununda buluştu
12 Nisan 2026 Pazar - 12:16:03
Kartepe Belediyesi tarafından düzenlenen hafta sonu etkinlikleri kapsamında sahnelenen "Nasrettin Hoca Korsanlara Karşı" isimli tiyatro oyunu, çocuklar tarafından ilgiyle izlendi. Kartepe Belediyesinin çocuklara yönelik sosyal ve kültürel etkinlikleri kapsamında Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde sahnelenen tiyatro oyunu, ailelerin de katılımıyla gerçekleştirildi. Salonu dolduran çocuklar, oyunu başından sonuna kadar takip etti. Etkinliğe aileleriyle birlikte katılan çocuklar, Nasrettin Hoca karakteri ile korsanların yer aldığı hikayeyi izledi. Oyun boyunca sahnede yaşanan gelişmeler çocuklar tarafından ilgiyle takip edildi. Gösteride dürüstlük, yardımlaşma ve zekanın önemi gibi konular işlendi. Etkinliğin ardından bazı veliler, çocuklara yönelik düzenlenen faaliyetlerden memnun olduklarını belirtti.
12 Nisan 2026 Pazar - 11:56
833 yıllık tarihi caminin restorasyonu titizlikle devam ediyor
Sivas’ta eğri minaresiyle dikkat çeken 833 yıllık tarihi Ulu Cami’de yürütülen restorasyon çalışmalarında minare iskelesinin nisan sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Sivas’ta bulunan tarihi Ulu Cami’de, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları planlanan takvim doğrultusunda aralıksız devam ediyor. Vakıflar tarafından yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, yetkililerden bilgi aldı. Şimşek, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü belirterek, tarihi mirasın korunmasına yönelik emeği geçenlere teşekkür etti. Çalışmalar kapsamında, caminin minaresinde yüzey restorasyonu için çelik iskele kurulumuna başlandı. İskele kurulumunun nisan ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Mayıs ayı itibarıyla ahşap üst döşeme kaplama çalışmalarına başlanması öngörülürken, cami içerisinde devam eden temel güçlendirme çalışmaları çerçevesinde 50 kolondan 30’unun imalatı tamamlandı. Kalan 20 kolonda ise çalışmalar aralıksız şekilde sürdürülüyor. Önümüzdeki süreçte iç mekânda tesviye işlemleri gerçekleştirilecek, yapının özgün dokusuna uygun olmayan taşların değişimine başlanacak.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:54
Ankara Kitap Fuarı’nda son gün: Askıda kitap uygulaması dikkat çekti
Ankara Kitap Fuarı, yüzlerce yayınevi ve yazarı kitapseverlerle buluştururken, askıda kitap uygulaması ise dikkat çekiyor. Her yaştan okurun ilgisini çekecek zengin bir programla dolu olan 23. Ankara Kitap Fuarı, kitap dünyasının önemli isimlerini bir araya getiriyor. Etkinliklerin yanı sıra, çeşitli yayınevlerinin stantları aracılığıyla okurlar, yeni kitapları keşfetme ve favori yazarlarıyla tanışma fırsatı buluyor. 250’den fazla yayınevi, binden fazla yazar yer aldı ve yüzlerce imza etkinliği ile 75’ten fazla söyleşi, konferans gerçekleşti. Kuşlukta Yazarlar standında ise askıda kitap uygulaması dikkat çekti. "Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası" Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili ve Ankara Kent Konseyi Başkanı olan Halil İbrahim Yılmaz, "1 milyon 800 bin üniversite mezunun yaşadığı, kitap okuma oranının en yüksek olduğu kent. Bu fuara 1 milyona yakın insanın katılmasından da anlaşılıyor. Kültür ve sanat hayatının dirildiği bir kenttir burası. Buradaki yoğunlukta toplum disiplinleri kalemin, yazının etrafında buluştular. Önyargılarını kırdılar. Bütün disiplinlerin kalemleri yan yana kendi hikayelerini arz ediyorlar. Dolayısıyla Ankara için çok değerli bir sahne var burada. Bu kalemin, bilimin ışığında gelecek kuşaklara kitabı aktarabileceğimiz bir ekosistem oluştu. Kağıt yok olsa bile kitap yok olmayacak. Ondan dolayı bunun umudunu yaşıyoruz. Gençlerin ilgisini de buradan anlıyoruz. Sümer ablamız, Hayati hocamız, Veysel hocamız, bu stantta onlar var. Onlar, yıllardan beri yakından takip ettiğimiz, görüşlerini, çalışmalarını bildiğimiz insanlar. Onların kitaba dönmüş halini de büyük bir zevkle imzalattık kendilerine. Burada yazı hayatında Türkiye’nin lokomotif olacak bir hikayeye şahitlik ediyoruz biz" şeklinde konuştu. "Edebiyatta kalıcılığı sağlamak gerekiyor" Ankara’nın en güzel haftası olduğunu belirten Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz, "Ankara’nın bir özelliği de var. Kitap fuarları entelektüel yapı açısından Ankara’nın aslında Türkiye’nin en gelişmiş yerlerinden birisi olduğunu çok net gösteriyor. Gelenler hem bilinçli kitap alıyorlar hem de çok kitap alıyorlar. Hiçbirisinin keyif için gezdiğini düşünmüyorum. Çocuklar bile alacakları kitapları önceden hazırlayıp geliyorlar. Hocalar, arkadaşlar, yazarlar büyük bir dostluk çevresinde dolaşırken de mutlu oluyorsunuz. Görmediğiniz dostlarınızı da görüyorsunuz. Çok müthiş bir kültürel faaliyet Ankara Kitap Fuarı. Gençler seri kitaplara çok ilgi gösteriyorlar. Fakat bunların çok alıcı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onlar belirli bir zamanın popüler kitapları. Edebiyatta kalıcılığı sağlamak için zamanın ötesinde, zamansız, siyasi kavramların dışında insanı içine işleyen, kültürel yapısı kuvvetli, edebiyat tarafı kuvvetli, iyi kalemlerin kitaplarının olması gerekiyor. Bunlar da zaten sık sık belirli yazarların her kitap fuarında çağrılmasa da görebiliyorsunuz. Bazı kitapların sürekli olarak baskı yapmış olması da bunu gösteriyor. Günümüzün popüler kitaplarının çok kalıcı olduğu düşüncesine değilim ama şöyle bir faydası var, en azından gençlere okumayı özendirdikleri için de fayda sağladığı düşüncesindeyim" dedi. "Bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum" Türk Ocakları bünyesinde kurulmuş Kuşlukta Yazarlar grubunun üyesi Dr. Hayati Bice, "Kitap fuarları biz yazarlar için okurlarla görüşme, tanışma, buluşma anlamında çok önemlidir. Bu nedenle kitap fuarları gibi kültürel etkinliklerin sürekli olarak yapılması ve gerek resmi makamlar gerekse de yerel yönetimler tarafından desteklenmesi gerekmekte. Çünkü giderek kağıda basılı materyalin, kitapların piyasamızdan çekildiğinin hepimiz farkındayız. Dolayısıyla kültür hayatının canlanması için bu tür kitap fuarlarının faydalı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "İhtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık" Hem kitap sergisi hem satış yaptıklarını söyleyen Kuşlukta Yazarlar üyesi olan Hasan Çoban, "Yenilik getirip kitap alanlara, ihtiyacı olan öğrencilere vermek üzere askıda kitap uygulaması yaptık. Askıda kitap uygulamasıyla, isteyen öğrencilere veriyoruz o kitaplardan. Benim de iki kitabım var. Düşünüyorum diye denemeler, bir de Alıp Başını Giden Gönül diye bir kitap yayınladık. Diğer arkadaşların kitabı da dahil imza günleri düzenledik. Çok kalabalık bir gün bugün. İlgi çok fazla. Her ne kadar gençler dijital dünyaya yöneliyor diyorlar ama buraya da büyük ilgi var. İnsanlar kültüre açmış, onların ihtiyaçları karşılanıyor" şeklinde konuştu.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:53
Mesai saatleri haricinde naht sanatını icra ederek, cami ve türbelere hat tabloları yapıyor
Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Recep Ulu, mesai saatleri haricinde naht sanatını icra ederek, cami ve türbelere hat tabloları yapıyor. UNESCO’nun, Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali’nin vefatının 700’üncü yılı olan 2026 yılının "Şeyh Edebali Yılı" ilan edilmesi kapsamında Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde "Yaşayan Miras Şöleni" düzenlendi. Ulusal envantere kayıtlı 12 unsur ve Kültür ve Turizm Bakanlığına kayıtlı 20 sanatçısıyla Bilecik’te buluşurken, bunlar biri de polis memuru Recep Ulu oldu. Ulu 15 yıldır Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Kartı’na sahip. 2006 yılından beri de naht sanatıyla uğraşıyor Olay Yeri İnceleme Şubesi’nde görevli 32 yıllık polis memuru Recep Ulu, 2006 yılından beri de naht sanatıyla uğraşıyor. Ahşabı kıl testere ile kesip, altın varakla kaplayan naht ustası Recep Ulu’nun birçok tarihî mekanda eserleri bulunuyor. Bursa’daki sultan türbelerinde, padişahların tuğralarını kesip varaklayan Recep Ulu’nun, Hamzabey Camii ve Kestel Vânî Mehmet Efendi, Veled-i Enbiya Camii başta olmak üzere onlarca cami ve sultan türbelerinde eserleri yer alıyor. Eserleri cami ve türbelerde yer alıyor 55 yaşındaki olay yeri inceleme uzmanı Recep Ulu, hem mesleğinin hem de sanatının titizlik ve detaylara dikkat üzerine olduğunu ve hata kabul etmediğini anlattı. Kültür Bakanlığı sanatçısı unvanını da alan Ulu’nun eserleri, cami ve türbelerin dışında çeşitli özel koleksiyonlarda, mekanlarda da yer alıyor. "Beni en çok mutlu eden Kosova’daki Murat Hüdavendigar Türbesi’nde bulunan padişahin tuğrası eserim" Recep Ulu, 20 yıldır naht sanatıyla uğraştığını söyleyerek, "Bu sanata, naht sanatçısı Mahmut Şahin hocamın tavsiyesiyle başladım. Onun teşvikiyle hobi olarak başladığım bu yolculuk, zamanla farklı hocalardan aldığım derslerle profesyonel bir sürece dönüştü. Bu sanatla birlikte yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katıldım. Sayılarını tam olarak hatırlamıyorum ancak çok sayıda sergide yer aldım. Bunun yanı sıra, birçok tarihi cami, ibadethane ve müzede eserlerimiz bulunmaktadır. Hocamızın teşviki bu noktaya gelmemizde büyük rol oynadı. Yaptığımız eserler arasında beni en çok mutlu eden çalışmaların başında, Kosova’daki Murat Hüdavendigar Türbesi’nde bulunan Sultan Murat Hüdavendigar’ın orijinal tuğrası ile Bursa’daki türbelerde yer alan tuğralar gelmektedir. Bunlar benim en çok önem verdiğim ve değer verdiğim eserlerimdir" dedi. "Naht sanatının ana malzemeleri ahşap ve kıl testereleridir" Recep Ulu açıklamasının devamında, "Naht sanatının ana malzemeleri ahşap ve kıl testereleridir. Daha sonra akrilik boyalar kullanılır ve altın, bu sanatın vazgeçilmezidir. Eserlerimizi altın kaplama ile tamamlıyoruz. Süreçte ilk olarak hocamızdan deseni alıyoruz, ardından bunu ahşap üzerine işliyor ve son aşamada tablo haline getiriyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 17:15
Kozan Portakal Çiçeği Festivali renkli görüntülere başladı
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 11:51
Sefine Hz. Nuh Camisinin yapımı başladı
3
10 Nisan 2026 Cuma- 20:57
Fethiye’de 15. Dastar Ve Kuzugöbeği Festivali coşkusu başladı
4
10 Nisan 2026 Cuma- 15:14
Ovacık’tan Çanakkale’ye giden gençler törenle uğurlandı
5
11 Nisan 2026 Cumartesi- 10:43
Niğde’de 3. Tiyatro Festivali heyecanı başlıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:25
Çamardı’da ’damat serinletme’ geleneği renkli görüntülere sahne oldu
Niğde’nin Çamardı ilçesinde, düğün öncesi yapılan ’damadı suya atma’ geleneği renkli anlara sahne oldu. Çamardı ilçesine bağlı Çukurbağ köyündeki gelenek, düğünlerin en eğlenceli anlarından biri olarak görülüyor. Damat Can Bıçkı, arkadaşlarının elinden kaçamayıp damatlığıyla birlikte köyün yakınındaki suya atılırken, damadı kurtarmak isteyen sağdıç Ahmet Çukurbağ da aynı sonu paylaştı. Sağdıç Ahmet Çukurbağ, "Damat dünyaevine girmeden önce suya atılır, sağdıç da ister istemez damatla aynı sonu paylaşır. Damat serinletme töreni birçok yerde var ama bizim köyümüzde de artık gelenek haline geldi" dedi. Köy halkı ise bu geleneğin düğünlere neşe kattığını ve gençleri bir araya getirdiğini söyledi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:24
Öğretmenler Gönen’de Ömer Seyfettin’in izini sürdü
Balıkesir Öğretmenler Edebiyat Akademisi ilk faaliyetinde, Ömer Seyfettin’in Doğup Büyüdüğü Gönen’de yazarın hikayelerindeki duygunun izini sürdü. Mekân ve hikâye ilişkisinin canlandığı etkinlikte öğretmenler Ömer Seyfettin’in eserlerinin doğduğu ve beslendiği topraklardaydılar. Öğretmenler Edebiyat Akademisi koordinatörü Bedia Narlı koordinatörlüğünde Gönen’de gerçekleştirilen ilk etkinliğin konuğu Prof. Dr. Salim Çonoğlu oldu. Prof. Dr. Salim Çonoğlu’nun konuşmacı olarak konuk olduğu akademi, Gönenli iki ismin; Edebiyat Öğretmeni ve Yazar Salim Nizam ve Emekli Edebiyat Öğretmeni Kader Eralp’in rehberliğinde daha da güzelleşti, öğretmenler Ömer Seyfettin’in öykülerine ilham veren mekânlarda eşsiz bir yolculuğa çıkardı. Öğretmenler, Ömer Seyfettin’in çocukluğuna ve eserlerine tanıklık eden Gönen sokaklarında yürüdü. Karalar Çiftliği’ndeki köy kahvesinde bir söyleşi gerçekleştirildi. Yazarın ünlü eseri "Kaşağı" öyküsüne esin kaynağı olan hatıralarını barındıran bu mekân, katılımcılara özel bir duygu yaşattı. "İlk Namaz" hikayesinin geçtiği tarihi cami ve yazarın diğer hikayelerini kaleme aldığı alanların bugünkü hali ziyaret edildi. Mekânların güncel durumlarını görmek, edebiyat ile coğrafya arasındaki güçlü bağı gözler önüne serdi ve öğretmenlerin ders içeriklerini zenginleştirmesi için ilham verdi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:07
Kars’ta gizemli tepe: Sırlarla dolu yapı merak uyandırıyor
Kars’a yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta bulunan köydeki sırlarla dolu yapı vatandaşların dikkatini çekiyor. Kars merkeze bağlı Bulanık köyü sınırlarında, kente yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta yer alan ve bölge halkı tarafından "Ziyaret Tepesi" ya da "Evliya Tepesi" olarak adlandırılan dağın zirvesindeki gizemli yapı, sır perdesini koruyor. Yahni Dağı ile Dumanlı Dağı arasında yükselen tepenin başında, yumuşak taşlarla yaklaşık 5 metre yüksekliğinde inşa edilmiş bir yapı bulunuyor. Ancak bu yapının kimler tarafından, ne zaman ve hangi amaçla yapıldığına dair hiçbir somut bilgi bulunmuyor. "Ani’ye bakan yüzünde esrarengiz yazılar" Yapının Ani Örenyeri’ne bakan kısmında, düz bir taş üzerine işlenmiş yaklaşık 2 metre yüksekliğinde bir kitabe yer alıyor. Ancak bu taş üzerindeki yazıların hangi dilde olduğu bugüne kadar çözülemedi. Bölge halkı, bu yazıların antik bir uygarlığa ait olabileceğini düşünürken, uzmanlar da alanda detaylı bir inceleme yapılması gerektiğini belirtiyor. "Gözetleme kulesi mi, sınır taşı mı?" Öte yandan köylüler arasında yapının amacına dair çeşitli iddialar bulunuyor. Kimileri buranın eski dönemlerde bir gözetleme kulesi olduğunu, kimileri ise sınır taşı ya da dini bir anıt olarak inşa edildiğini öne sürüyor. Kesin bilgilere ulaşılamaması, yapının gizemini daha da artırıyor. "Define avcılarının gözdesi oldu" Zaman zaman define avcılarının da ilgisini çeken tepe, son yıllarda güvenlik korucularının denetiminde korunuyor. Bölgeye kazı yapılmasına kesinlikle izin verilmiyor. Bulanık Köyü sakinleri, tepenin tarihi ve kültürel değerinin ortaya çıkarılması için arkeolojik bir çalışma yapılmasını istiyor. Köylüler, bu gizemli yapının Kars’ın zengin tarihine yeni bir halka ekleyebileceğini düşünüyor.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:04
Gölbaşı Belediyesinden çocuklara ara tatil hediyesi
Gölbaşı Belediyesi tarafından ara tatilde çocuklar için renkli programlar hazırlandı. Gölbaşı Belediyesi, ara tatil döneminde çocukları eğlendirirken hayal dünyalarını geliştirecek bir etkinlik programı hazırladı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın tatil hediyesi olan ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ kapsamında tiyatro oyunları, animasyonlar, sihirbazlık, kukla ve bubble show gösterileri sahnelenecek. Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerde renkli karakterler, sürpriz gösteriler ve bol kahkahalı anlar çocukları bekliyor. Etkinlikler 16 Kasım’a kadar her gün farklı bir gösteriyle devam edecek. Program kapsamında 13 Kasım’da Uykucu Çomar, 14 Kasım’da Afacan’ın Maceraları, 15 Kasım’da Bıp Bıp Robot, 16 Kasım’da ise Karagöz-Hacivat tiyatro oyunları sahnelenecek. "Çocuklar hem eğlenecek hem de hayal dünyaları zenginleşecek" Çocukların tatillerini en güzel şekilde değerlendirmeleri için özel bir program hazırladıklarını belirten Başkan Odabaşı, "Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların yüzündeki tebessüm, bizim için en büyük mutluluk kaynağı. Ara tatilde çocuklarımızın hem eğlenmesini hem de kültürle, sanatla iç içe vakit geçirmesini istedik. Bu nedenle Gölbaşı Belediyesi olarak çocuklarımız için dopdolu bir program hazırladık. Tiyatrodan sihirbazlığa, kukla gösterilerinden bubble show’a kadar birçok etkinlikle çocuklarımız hem eğlenecek hem de hayal dünyalarını zenginleştirecek. Amacımız, çocuklarımıza sadece bir tatil değil, aynı zamanda unutamayacakları bir deneyim sunmak. Ailelerimizin de bu etkinliklere katılarak çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirmesini arzu ediyoruz. Gölbaşı’nı kültürün, sanatın ve neşenin merkezi haline getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. Etkinliklere katılmak isteyenler, ücretsiz kayıtlarını ‘http://etkinlikler.ankaragolbasi.bel.tr’ adresi üzerinden gerçekleştirebilecek.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:40
Bu kitaplarda sadece bilgiler değil, hatıralar da taşınıyor
Sahalarda bulunan ve ikinci el kitapların içerisine yazılan notlar, bir okuyucudan diğerine aktarılıyor. Notlarda kimi zaman bilgiler aktarılırken kimi zaman ise önceki okuyucunun yazdığı anekdotları yer alıyor. Sahaflarda yer alan ikinci el kitaplar, sadece yazarların bilgilerini değil, önceki okuyucuların o anki duygularını da taşıyor. Kitap sayfalarına alınan küçük notlar, altı çizilen cümleler ve bazen bırakılan mektuplar, bir okuyucunun duygu ve düşüncelerini bir başka okuyucuya aktarıyor. Bu notlar, kimi zaman bir dönemin ruhunu, kimi zaman da bireysel bir hissi yansıtıyor. Yeni okuyucular, kitabı okurken sadece bilgi değil, önceki sahibinin izlerini de keşfediyor. Bu durum, sahaf kültürünü yalnızca kitap ticaretinden çıkarıp bir hafıza aktarımına dönüştürüyor. "Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor" Yaklaşık 30 yıldır kitap toplayan sahaf Şaban Yazıcı ,"Benim dükkânımdaki tüm kitaplar ikinci el. İkinci el kitapların özelliği şu insanlar kitaplarını okuduktan sonra artık okumak istemediklerinde bize getiriyorlar. Gelen kitapları tekrar düzenliyor, tamir ediyor, cilt ve kapaklarını yenileyip raflara hazır hale getiriyorum. Daha sonra bu kitapları okuyucularla buluşturuyorum. Kitap almaya gelen insanlarda şunu fark ettim içinde not olan okunmuş kitaplar var mı diye soruyorlar. Bizim kitaplarımızın birçoğunda önceki sahipleri tarafından alınmış notlar ya da altı çizilmiş satırlar bulunuyor. Hatta bazı kitapların içinde hatıralar bile bırakılmış oluyor. Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor. Şu anda dükkânda 30 binden fazla kitap var. Ayrıca evde depoladığım kitaplar da bulunuyor. Biz burada kuşaktan kuşağa bilgi aktarmaya çalışıyoruz, eski nesilden yeni nesle bilgiyi kitaplar aracılığıyla ulaştırıyoruz" dedi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:38
Bu kitaplarda sadece bilgiler değil, hatıralar da taşınıyor
Sahalarda bulunan ve ikinci el kitapların içerisine yazılan notlar, bir okuyucudan diğerine aktarılıyor. Notlarda kimi zaman bilgiler aktarılırken kimi zaman ise önceki okuyucunun yazdığı anekdotları yer alıyor. Sahaflarda yer alan ikinci el kitaplar, sadece yazarların bilgilerini değil, önceki okuyucuların o anki duygularını da taşıyor. Kitap sayfalarına alınan küçük notlar, altı çizilen cümleler ve bazen bırakılan mektuplar, bir okuyucunun duygu ve düşüncelerini bir başka okuyucuya aktarıyor. Bu notlar, kimi zaman bir dönemin ruhunu, kimi zaman da bireysel bir hissi yansıtıyor. Yeni okuyucular, kitabı okurken sadece bilgi değil, önceki sahibinin izlerini de keşfediyor. Bu durum, sahaf kültürünü yalnızca kitap ticaretinden çıkarıp bir hafıza aktarımına dönüştürüyor. "Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor" Yaklaşık 30 yıldır kitap toplayan sahaf Şaban Yazıcı ,"Benim dükkânımdaki tüm kitaplar ikinci el. İkinci el kitapların özelliği şu insanlar kitaplarını okuduktan sonra artık okumak istemediklerinde bize getiriyorlar. Gelen kitapları tekrar düzenliyor, tamir ediyor, cilt ve kapaklarını yenileyip raflara hazır hale getiriyorum. Daha sonra bu kitapları okuyucularla buluşturuyorum. Kitap almaya gelen insanlarda şunu fark ettim içinde not olan okunmuş kitaplar var mı diye soruyorlar. Bizim kitaplarımızın birçoğunda önceki sahipleri tarafından alınmış notlar ya da altı çizilmiş satırlar bulunuyor. Hatta bazı kitapların içinde hatıralar bile bırakılmış oluyor. Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor. Şu anda dükkânda 30 binden fazla kitap var. Ayrıca evde depoladığım kitaplar da bulunuyor. Biz burada kuşaktan kuşağa bilgi aktarmaya çalışıyoruz, eski nesilden yeni nesle bilgiyi kitaplar aracılığıyla ulaştırıyoruz." Dedi. (SF-RM-
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:25
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, "Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:23
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, " Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu. (RY-CK-
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:09
Neopolis küçük heykeltıraşları misafir etti
Kuşadası Belediyesi ile Mehmet Nuri Göçen (MN Göçen) Vakfı iş birliğinde ve Marmara Adalar Belediyesi katkılarıyla düzenlenen 5. Uluslararası Neopolis Heykel Sempozyumu, küçük heykeltıraşları misafir etti. Bu kapsamda düzenlenen atölye çalışmasına katılan çocuklar, kilden heykeller yaptı. Sabahın erken saatlerinden itibaren gruplar halinde alana gelen çocuklar, profesyonel heykeltıraşlar eşliğinde kilin şekil alma serüvenine tanıklık etti. Dört ayrı grup halinde 90 çocuğun katıldığı atölyede öğrenciler hem heykel sanatının inceliklerini öğrendi hem de hayal güçlerini özgürce kullanma fırsatı buldu. Ebeveynlerin de ilgiyle takip ettiği atölye, renkli ve neşeli görüntülere sahne oldu. Gün boyu süren etkinlikte çocukların yüzlerindeki mutluluk, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Etkinliğe katılan çocuklara sertifikaları Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in eşi Duygu Günel tarafından verildi. Bu yıl "Adalet" temasıyla gerçekleştirilen "5. Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu" yarın (perşembe) saat 16.00’da Kuştur mevkiinde bulunan Eski Deve Güreşi alanında düzenlenecek kapanış töreniyle sona erecek. Törene Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel de katılacak.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:34
Taş değirmenler zamana direniyor
Kahramanmaraş’ta yarım asrı aşkın süredir faaliyet gösteren taş değirmenler, mahalle kültürünün en önemli unsurlarından biri olarak yaşamaya devam ediyor. Vatandaşlar, fabrikasyon sistemlerden uzak durarak doğal yöntemlerle üretilen un ve bulgur için hala taş değirmenleri tercih ediyor. Onikişubat ilçesi Serintepe Mahallesi’nde 50 yılı aşkın süredir çalışan taş değirmenlerde, geleneksel yöntemlerle un, bulgur ve dövme üretiliyor. Vatandaşlar, özellikle katkısız ve doğal ürünler elde etmek amacıyla bu değirmenlere yöneliyor. Yaz aylarında başlayan üretim sezonu kasım ayına kadar sürerken, mahalle halkı bu sürede değirmenlere yoğun ilgi gösteriyor. "Gençler çıraklık yapmıyor, meslek tükeniyor" Değirmen esnafı Yavuz Taş, mesleğin artık bitme noktasına geldiğini belirterek, değirmenciliğin zorluklarına dikkat çekti. Taş, "Yaklaşık 30 yıldır değirmencilik yapıyoruz. Un, bulgur ve dövme üretiyoruz ama genellikle dövme üzerine çalışıyoruz. Mahalledeki müşterilerimize bulgur ve un hazırlıyoruz. Bu meslek artık neredeyse bitme noktasına geldi, çünkü gençler yetişmiyor, çırak bulmak çok zor. Bu taşlar 50 yıldır aynı şekilde dönüyor. Taşlar, özel kayalardan kesiliyor ve dövme yapmak için en uygun taşlar bunlar. İşletmemizde bulgur, tarhana ve firik üretimine yönelik makinelerimiz var. Şu anda tam sezonumuz; Haziran ayında başlayıp yıl sonuna kadar yoğun çalışıyoruz" dedi. "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı" Serintepe Mahalle Muhtarı Ramazan Gürbak, değirmenlerin geçmişle bağ kuran önemli bir kültürel miras olduğunu ifade ederek, "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı. Eskiden her mahallenin mutlaka bir değirmeni olurdu. Ancak son yıllarda fabrikasyon sistemine geçilince birçok değirmen kapandı. Vatandaşlar sadece kendi mahallemizden değil, çevre mahallelerden de geliyor. Ürünlerini getirip burada öğütüyorlar. Doğal taş değirmen sayesinde sofralarına daha lezzetli ve sağlıklı yiyecekler koyabiliyorlar. Biz kadim bir mahalleyiz" diye konuştu.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:30
Kütahya’da 52 yıllık terzi Himmet Kalkan: "Sanat artık bitmek üzere"
Kütahya’da yarım asrı aşkın süredir terzilik yapan 67 yaşındaki Himmet Kalkan, mesleğin giderek yok olmaya başladığını söyledi. Kalkan, "Sanat artık bitti, gitmek üzere. Yeni yetişen kimse yok" diyerek el emeği işlerin önemine dikkat çekti. 52 yıldır aynı mesleği sürdüren Himmet Kalkan, geçmişte atölyelerde birden fazla ustanın birlikte çalıştığını belirterek, "Eskiden 3-4 kişi çalışırdık. Şimdi o işler bitti. Sanat ölüyor mu? Evet, artık bitmek üzere. Yeni yetişen yok, yetiştirmek de zor" ifadelerini kullandı. Kalkan, mesleğe olan ilginin azalmasının nedenini eğitim sistemindeki değişimlere ve kazancın düşüklüğüne bağlayarak, "Eskiden ilkokuldan çıkan çocuklar mesleğe yönelirdi. Şimdi okullar uzadı, mesleğe yönelen kalmadı. Bir de bu işten eskisi gibi para kazanılmıyor." dedi. 1981 yılından beri aynı adreste, aynı makinelerle çalıştığını dile getiren usta terzi, 50 yıla yaklaşan dikiş makinelerini adeta birer hatıra gibi sakladığını söyledi. "Bu makineler yarım asırlık. İlk göz ağrım onlar. Ayağım doydu, şimdi motorla çalışıyorum" diyen Kalkan, mesleğini sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı. Kütahya’nın yaşayan meslek ustalarından biri olan Himmet Kalkan, el emeği işlerin unutulmaması gerektiğini belirterek, gençlerin zanaata yönelmesini istedi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:16
Erzurum Valisine İstiklal Madalyası
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Erzurum’da görev yapmış, uzun süredir gündemden düşmüş bir devlet adamı, arşivlerden çıkarılan belgelerle yeniden gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir, bilinmeyen yönleriyle Zühtü Bey’i araştırdı. Zühtü Bey’in Erzurum tarihinin sayfalarında adı sıkça anılmayan bir devlet adamı olduğunu vurgulayan Araştırmacı Taner Özdemir, "1888 yılında doğan ve 1964 yılında vefat eden Zühtü Bey, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet hizmeti boyunca, görev yaptığı her yerde adalet, dürüstlük ve halkla kurduğu güçlü iletişimle öne çıkan bir idareciydi" dedi. "Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası" Zühtü Bey’in hikayesi, yıllardır arşivlerde sessizce bekleyen belgeler sayesinde bugün gün ışığına çıkıyor ve Erzurum’un tarih gündemine yeniden taşınıyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir’in uzun süren arşiv araştırmaları sırasında, en dikkat çekici belge, doğrudan Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası’nın resmi tevcih belgesi oldu. Bu belge, sadece madalyanın verildiğini göstermiyor; aynı zamanda devletin Zühtü Bey’in hem idari hem de güvenlik alanındaki üstün hizmetlerini resmen takdir ettiğini ortaya koyuyor. "Kritik rol oynayan bir liderdi" Özdemir, Zühtü Bey’in hayatına dair gerçekleri anlatırken, "Belgede açıkça belirtiliyor ki, madalya tevcihi, Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasındaki etkin rolü, Erzurum’un yeniden yapılanmasındaki katkıları ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehrin idari düzenini tesis etme çabaları nedeniyle yapılmıştır. Belgede kullanılan resmi dil, Cumhuriyet yönetiminin, fedakâr idarecilere verdiği değeri ve şehrin güvenliği ile refahı için gösterilen üstün hizmetleri nasıl kayıt altına aldığını açıkça gösteriyor. Özellikle belge, Zühtü Bey’in yalnızca bir vali olarak değil, aynı zamanda devletin ilk yıllarında doğudaki düzenin korunmasında kritik rol oynayan bir lider olarak görüldüğünü ortaya koyuyor" diye konuştu. "Milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürdü" Zühtü Bey’in Erzurum Valiliği döneminde şehre sağladığı katkıların yalnızca idari alanda sınırlı olmadığını anlatan Araştırmacı Taner Özdemir, "1924 yılında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu gezisi sırasında Erzurum’a gelişinde şehri karşılayan vali olması, onun halkla kurduğu yakın ilişkiyi ve devlet terbiyesini gözler önüne seriyor. Zühtü Bey, tüm idari birimleri seferber ederek kapsamlı bir karşılama töreni düzenlemiş, o tarihi gün Cumhuriyet ruhunun Anadolu’da en canlı şekilde hissedildiği anlardan biri olmuştur. Dönemin basını, valinin vakur duruşunu ve halkla iletişimini övgüyle aktarmıştır. Valilik görevini tamamladıktan sonra da hizmetten geri durmayan Zühtü Bey, çeşitli illerden milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürmüştür. Meclis kayıtları, onun milli birliğin korunması, eğitim seferberliği, altyapı yatırımları ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konularında yaptığı konuşmaları içeriyor. Bu kayıtlar, Zühtü Bey’in yalnızca Erzurum değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de devlet hizmetine olan katkısını gözler önüne seriyor" diye konuştu. "Düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı" Taner Özdemir, konuyla ilgili şunları söyledi: "Arşivlerden çıkarılan tevcih belgesi, doğrudan Zühtü Bey’e verilen İstiklal Madalyası’na aittir. Bu belge, onun Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürüttüğü idari ve güvenlik hizmetlerinin devlet tarafından resmen takdir edildiğini gösteriyor. Belge, Koçgiri İsyanı sürecindeki kararlılığı, Erzurum’da tesis ettiği düzen ve Mustafa Kemal Paşa’yı büyük bir vakar içinde karşılayışını açıkça ortaya koyuyor. Zühtü Bey’in hikayesi, yalnızca bir vali olarak değil, Cumhuriyet’in doğudaki düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı olarak da anlaşılmalıdır. Bu tür belgeler, Cumhuriyet’in Anadolu’da nasıl inşa edildiğini ve fedakâr idarecilerin emeğini anlamak için çok kıymetlidir." Erzurum’un İdari Hafızası Araştırma kapsamında ulaşılan diğer belgeler arasında, Zühtü Bey’in imzasını taşıyan resmi yazışmalar, dönemin hükümet raporları ve milletvekilliği dönemine ait meclis tutanakları da bulunuyor. Belgeler, Zühtü Bey’in sadece Erzurum değil, ülke çapında devlet hizmetine katkısını ortaya koyuyor ve ilerleyen dönemde "Erzurum’un İdari Hafızası" başlığıyla yayımlanması planlanıyor. Böylece, yıllar boyunca gündemden düşmüş Erzurum Valisi Zühtü Bey, İstiklal Madalyasıyla taçlanan resmi hizmetleri ve arşiv belgeleriyle yeniden şehir hafızasında hak ettiği yere kavuşuyor. Onun yaşamı, bir dönemin devlet ahlakını, hizmet anlayışını ve Cumhuriyet’e olan bağlılığını temsil ediyor. Arşivlerin sessiz tanıklığında saklı kalan bu hikâye, Erzurum tarihine bir ışık daha yakıyor ve gelecek nesillere fedakârlıkla yürütülen kamu hizmetinin önemini hatırlatıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder