Son Dakika
|
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "İran’la anlaşmaya varamadık"
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atfedilen sözlere yalanlama
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "ABD dayatmadan vazgeçerse anlaşma mümkün"
Trump: "NATO’yu yeniden değerlendirmemiz gerekiyor"
İran heyeti Pakistan’dan ayrıldı
Bakan Gürlek: "2025 yılında arabuluculuk yöntemiyle uyuşmazlıkların yüzde 54'ünde anlaşma sağlandı"
Kartal’da kaybolan balıkçı 15 gündür aranıyor: Arkadaşları denize açıldı
Peskov: "NATO, ABD’nin memnuniyetsizliği nedeniyle çökmeyecektir"
KÜLTÜR SANAT
Niğde’de Altay köyünde Nevruz coşkusu
12 Nisan 2026 Pazar - 20:56:46
Niğde’de iki gün süren Nevruz Bayramı kutlamalarının ikinci günü, Kazak Türklerinin yaşadığı Altay köyünde düzenlenen renkli etkinliklerle devam etti. Kent merkezinde kortej yürüyüşü ve konserlerle başlayan kutlamalar, Altay köyünde geleneksel göstelerin ön plana çıktığı programlarla taçlandı. Atlı kortej ve mehteran takımı eşliğinde gerçekleştirilen karşılama programıyla başlayan etkinlikte, açılış duası yapıldı. Türk dünyasının ortak kültürel mirasını yansıtan programda birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu öne çıktı. Programda konuşan Niğde Valisi Nedim Akmeşe, Nevruz’un sadece baharın gelişi değil; aynı zamanda yeniden doğuşun, dayanışmanın ve ortak kültürel değerlerin simgesi olduğunu belirterek, "Bu anlamlı günde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Nevruz, köklü tarihimizden aldığımız güçle birlik ve beraberliğimizi pekiştiren önemli bir bayramdır" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu ise Nevruz’un Türk dünyasının ortak bayramı olduğuna dikkat çekerek, "Nevruz, kadim tarihimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’nin teklifi ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın kabulüyle ortak bir anma ve bayram günü olarak kutlanacak olması son derece anlamlıdır. Bu birliktelik, gönül coğrafyamızda barış ve huzurun teminatıdır. Türkiye’nin teklifiyle, değerli devlet başkanlarının kabulüyle Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortak resmi anma ve bayram günü olarak da artık kutlanacaktır. Hepimize hayırlı olmasını diliyorum. Bütün kurumlarımızla Türk dünyasına karşı yaklaşımımız çok nettir. Biz, gönül coğrafyamızı bir bütün olarak kabul ediyoruz ve nerede olursa olsun kültürel zeminde birliğimizi güçlendirmenin inanıyoruz ki bulunduğumuz her coğrafyada barış ve huzurun temeli olacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev de Nevruz’un kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunu vurgulayarak, bu tür organizasyonların geleneksel hale getirilmesinin önemine değindi. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ise Niğde’nin köklü tarihine işaret ederek, "Hedefimiz, Nevruz denildiğinde akla Niğde’nin ve Altay Köyü’nün gelmesini sağlamak" diye konuştu. Protokol konuşmalarının ardından Nevruz’un anlam ve önemine ilişkin tanıtım filmi izletildi. Program kapsamında çapan giydirme ve demir dövme gibi geleneksel ritüeller gerçekleştirilirken, Kazak Türk mutfağına özgü lezzetler katılımcılara ikram edildi. Okçuluk ve atlı okçuluk gösterileri ile geleneksel oyunlar büyük ilgi gördü. Günün ilerleyen saatlerinde dans gösterileri ve konserlerle devam eden kutlamalar, ödül ve plaket takdimi ile sona erdi. Programa Niğde Valisi Nedim Akmeşe, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, AK Parti Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev ile çok sayıda davetli katıldı.
12 Nisan 2026 Pazar - 18:59
Gördes Tepeköy’de asırlık hayır geleneği binleri buluşturdu
Manisa’nın Gördes ilçesine bağlı Tepeköy’de yüzyıllardır sürdürülen geleneksel köy hayrı, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Tepeköy Kültür Salonu’nda düzenlenen etkinlik, bölgenin hafız ve mevlithanlarının okuduğu Kur’an-ı Kerim, mevlit ve ilahilerle başladı. Duaların ardından köy halkı tarafından hazırlanan geleneksel ikramlar misafirlere sunuldu. Tütüncülük ve havacılıkla geçimini sağlayan Tepeköy sakinleri, katılımcılara çorba, keşkek, tas kebabı, mantı ve kadayıf tatlısı ikram etti. İzmir, Manisa, Balıkesir başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden çok sayıda vatandaşın katıldığı hayırda birlik ve beraberlik vurgusu öne çıktı. Tepeköy Muhtarı Yüksel Gökkaya, günler öncesinden hazırlık yaptıklarını belirterek, "Uzaktan yakından gelerek bizleri yalnız bırakmayan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum" dedi. Programa Gördes Belediye Başkanı İbrahim Büke, AK Parti İlçe Başkanı Veli Dündar, CHP İlçe Başkanı Gökhan Koyunlu, Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Çiftçi, Şoförler Odası Başkanı Mustafa Karaaslan, muhtarlar ve binlerce vatandaş katıldı.
12 Nisan 2026 Pazar - 17:40
Artvin’de boğa güreşleri sezonu Sarıgöl’de açıldı
Artvin’in Yusufeli ilçesinde düzenlenen 31’inci boğa güreşleriyle sezon açılırken, 104 boğanın kıran kırana mücadele ettiği güreşleri soğuk havaya aldırış etmeyen binlerce kişi ilgiyle izledi. Artvin’de her yıl geleneksel olarak düzenlenen boğa güreşleri sezonu, Yusufeli ilçesine bağlı Sarıgöl köyünde gerçekleştirilen organizasyonla başladı. Yusufeli Sarıgöl Spor Kulübü tarafından bu yıl 31’incisi düzenlenen güreşler, soğuk havaya rağmen yoğun katılımla gerçekleşti. Nefes kesen mücadeleleri izlemek isteyen binlerce vatandaş, tribünleri doldurarak boğaların 31’inci randevusuna tanıklık etti. Artvin ve ilçeleri başta olmak üzere Rize ve Erzurum’dan 104 boğa sahibinin katıldığı güreşler; baş, başaltı, küçük başaltı, büyük orta, küçük orta, ayak ve deste olmak üzere 7 kategoride yapıldı. Yaklaşık 200 yıllık geçmişe sahip olan boğa güreşleri, kentteki önemini bir kez daha ortaya koyarken, 380 ile 950 kilogram ağırlığındaki boğalar arenada üstünlük sağlamak için mücadele etti. Canpolat, Bozo, Balaban, Katilim, Tumtum, Çamur gibi ilginç isimler taşıyan boğalar izleyenlerin dikkatini çekti. Yaklaşık 10 bin kişinin takip ettiği organizasyonda 25 hakem ve çok sayıda görevli yer aldı. Festival kapsamında baş boğa sahibine 100 bin TL ödül verilirken, toplamda 500 bin TL para ödülü dağıtıldı. Güreşler öncesinde kampa alınan boğalar sıkı bir hazırlık sürecinden geçirildi. Sabah yürüyüş ve koşularla form tutturulan boğalar, pekmez, üzüm kurusu, arpa, yumurta ve mısır gibi özel besinlerle beslendi. Arenaya çıkmadan önce boynuzları törpülenen boğalar doping kontrolünden geçirilirken, idrar testine tabi tutuldu. Güreşleri izlemek isteyen vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren tribünlerde yerini alırken, yer bulamayanlar ise kurulan çadırlardan müsabakaları takip etti. 31’incisi düzenlenen festivalde boğa güreşlerine olan ilginin her geçen yıl artarak devam ettiğini belirten Sarıgöl Boğacılar Dernek Başkanı Mevlüt Akıcı, özellikle bölge ve çevre illerden yoğun katılım sağlandığını, kadın ve erkek yetiştiricilerin de sektöre dahil olmasıyla organizasyonun büyüdüğünü ifade etti. Bu yıl 120-125’in üzerinde boğanın katılımıyla sezonun tamamlandığını vurgulayan Akıcı, boğacılığın bölgesel ölçekte önemli bir ekonomik ve kültürel değer haline geldiğini söyledi. Festivalde dereceye giren boğaların sahiplerine ödülleri verilirken, şampiyonluklar horon eşliğinde kutlandı.
12 Nisan 2026 Pazar - 17:23
Sivaslı şehidin adı kütüphanede yaşatılacak
Sivas Kadıburhaneddin İmam Hatip Ortaokulunda, "Unutulmayan Kahramanlar Şehit Kütüphaneleri Projesi" kapsamında Şehit İstihkam Uzman Çavuş Ümit Üzüm’ün adının verildiği kütüphane için açılış programı gerçekleştirildi. Programa Sivas 5. Piyade Eğitim Tugayı ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Zeynel Abidin Alptekin, Vali Yardımcısı Osman Altın, Millî Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, İl Müftüsü Hasan Limon, proje koordinatörü Aysun Doğan, şehit Üzüm’ün ailesi, hayırseverler, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program Kuran-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Açılış konuşmalarının ardından şehit Üzüm’ün ailesine, kütüphanenin düzenlenmesi ile tefrişatının tertip edilmesine destek olan hayırseverlere ve kütüphanenin yapılmasına öncülük eden öğretmenlere plaket takdim edildi. Plaket takdiminin ardından dualar eşliğinde Şehit İstihkam Uzman Çavuş Ümit Üzüm Kütüphanesinin açılışı gerçekleştirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Nisan 2026 Perşembe- 11:51
Sefine Hz. Nuh Camisinin yapımı başladı
2
10 Nisan 2026 Cuma- 17:15
Kozan Portakal Çiçeği Festivali renkli görüntülere başladı
3
11 Nisan 2026 Cumartesi- 11:22
Başkan Çenet: "Osmaniye, edebiyatçılarıyla da mümbit bir coğrafya"
4
10 Nisan 2026 Cuma- 20:57
Fethiye’de 15. Dastar Ve Kuzugöbeği Festivali coşkusu başladı
5
10 Nisan 2026 Cuma- 15:14
Ovacık’tan Çanakkale’ye giden gençler törenle uğurlandı
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:25
Çamardı’da ’damat serinletme’ geleneği renkli görüntülere sahne oldu
Niğde’nin Çamardı ilçesinde, düğün öncesi yapılan ’damadı suya atma’ geleneği renkli anlara sahne oldu. Çamardı ilçesine bağlı Çukurbağ köyündeki gelenek, düğünlerin en eğlenceli anlarından biri olarak görülüyor. Damat Can Bıçkı, arkadaşlarının elinden kaçamayıp damatlığıyla birlikte köyün yakınındaki suya atılırken, damadı kurtarmak isteyen sağdıç Ahmet Çukurbağ da aynı sonu paylaştı. Sağdıç Ahmet Çukurbağ, "Damat dünyaevine girmeden önce suya atılır, sağdıç da ister istemez damatla aynı sonu paylaşır. Damat serinletme töreni birçok yerde var ama bizim köyümüzde de artık gelenek haline geldi" dedi. Köy halkı ise bu geleneğin düğünlere neşe kattığını ve gençleri bir araya getirdiğini söyledi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:24
Öğretmenler Gönen’de Ömer Seyfettin’in izini sürdü
Balıkesir Öğretmenler Edebiyat Akademisi ilk faaliyetinde, Ömer Seyfettin’in Doğup Büyüdüğü Gönen’de yazarın hikayelerindeki duygunun izini sürdü. Mekân ve hikâye ilişkisinin canlandığı etkinlikte öğretmenler Ömer Seyfettin’in eserlerinin doğduğu ve beslendiği topraklardaydılar. Öğretmenler Edebiyat Akademisi koordinatörü Bedia Narlı koordinatörlüğünde Gönen’de gerçekleştirilen ilk etkinliğin konuğu Prof. Dr. Salim Çonoğlu oldu. Prof. Dr. Salim Çonoğlu’nun konuşmacı olarak konuk olduğu akademi, Gönenli iki ismin; Edebiyat Öğretmeni ve Yazar Salim Nizam ve Emekli Edebiyat Öğretmeni Kader Eralp’in rehberliğinde daha da güzelleşti, öğretmenler Ömer Seyfettin’in öykülerine ilham veren mekânlarda eşsiz bir yolculuğa çıkardı. Öğretmenler, Ömer Seyfettin’in çocukluğuna ve eserlerine tanıklık eden Gönen sokaklarında yürüdü. Karalar Çiftliği’ndeki köy kahvesinde bir söyleşi gerçekleştirildi. Yazarın ünlü eseri "Kaşağı" öyküsüne esin kaynağı olan hatıralarını barındıran bu mekân, katılımcılara özel bir duygu yaşattı. "İlk Namaz" hikayesinin geçtiği tarihi cami ve yazarın diğer hikayelerini kaleme aldığı alanların bugünkü hali ziyaret edildi. Mekânların güncel durumlarını görmek, edebiyat ile coğrafya arasındaki güçlü bağı gözler önüne serdi ve öğretmenlerin ders içeriklerini zenginleştirmesi için ilham verdi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:07
Kars’ta gizemli tepe: Sırlarla dolu yapı merak uyandırıyor
Kars’a yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta bulunan köydeki sırlarla dolu yapı vatandaşların dikkatini çekiyor. Kars merkeze bağlı Bulanık köyü sınırlarında, kente yaklaşık 26 kilometre uzaklıkta yer alan ve bölge halkı tarafından "Ziyaret Tepesi" ya da "Evliya Tepesi" olarak adlandırılan dağın zirvesindeki gizemli yapı, sır perdesini koruyor. Yahni Dağı ile Dumanlı Dağı arasında yükselen tepenin başında, yumuşak taşlarla yaklaşık 5 metre yüksekliğinde inşa edilmiş bir yapı bulunuyor. Ancak bu yapının kimler tarafından, ne zaman ve hangi amaçla yapıldığına dair hiçbir somut bilgi bulunmuyor. "Ani’ye bakan yüzünde esrarengiz yazılar" Yapının Ani Örenyeri’ne bakan kısmında, düz bir taş üzerine işlenmiş yaklaşık 2 metre yüksekliğinde bir kitabe yer alıyor. Ancak bu taş üzerindeki yazıların hangi dilde olduğu bugüne kadar çözülemedi. Bölge halkı, bu yazıların antik bir uygarlığa ait olabileceğini düşünürken, uzmanlar da alanda detaylı bir inceleme yapılması gerektiğini belirtiyor. "Gözetleme kulesi mi, sınır taşı mı?" Öte yandan köylüler arasında yapının amacına dair çeşitli iddialar bulunuyor. Kimileri buranın eski dönemlerde bir gözetleme kulesi olduğunu, kimileri ise sınır taşı ya da dini bir anıt olarak inşa edildiğini öne sürüyor. Kesin bilgilere ulaşılamaması, yapının gizemini daha da artırıyor. "Define avcılarının gözdesi oldu" Zaman zaman define avcılarının da ilgisini çeken tepe, son yıllarda güvenlik korucularının denetiminde korunuyor. Bölgeye kazı yapılmasına kesinlikle izin verilmiyor. Bulanık Köyü sakinleri, tepenin tarihi ve kültürel değerinin ortaya çıkarılması için arkeolojik bir çalışma yapılmasını istiyor. Köylüler, bu gizemli yapının Kars’ın zengin tarihine yeni bir halka ekleyebileceğini düşünüyor.
13 Kasım 2025 Perşembe - 11:04
Gölbaşı Belediyesinden çocuklara ara tatil hediyesi
Gölbaşı Belediyesi tarafından ara tatilde çocuklar için renkli programlar hazırlandı. Gölbaşı Belediyesi, ara tatil döneminde çocukları eğlendirirken hayal dünyalarını geliştirecek bir etkinlik programı hazırladı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın tatil hediyesi olan ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ kapsamında tiyatro oyunları, animasyonlar, sihirbazlık, kukla ve bubble show gösterileri sahnelenecek. Mehmet Akif Ersoy Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklerde renkli karakterler, sürpriz gösteriler ve bol kahkahalı anlar çocukları bekliyor. Etkinlikler 16 Kasım’a kadar her gün farklı bir gösteriyle devam edecek. Program kapsamında 13 Kasım’da Uykucu Çomar, 14 Kasım’da Afacan’ın Maceraları, 15 Kasım’da Bıp Bıp Robot, 16 Kasım’da ise Karagöz-Hacivat tiyatro oyunları sahnelenecek. "Çocuklar hem eğlenecek hem de hayal dünyaları zenginleşecek" Çocukların tatillerini en güzel şekilde değerlendirmeleri için özel bir program hazırladıklarını belirten Başkan Odabaşı, "Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların yüzündeki tebessüm, bizim için en büyük mutluluk kaynağı. Ara tatilde çocuklarımızın hem eğlenmesini hem de kültürle, sanatla iç içe vakit geçirmesini istedik. Bu nedenle Gölbaşı Belediyesi olarak çocuklarımız için dopdolu bir program hazırladık. Tiyatrodan sihirbazlığa, kukla gösterilerinden bubble show’a kadar birçok etkinlikle çocuklarımız hem eğlenecek hem de hayal dünyalarını zenginleştirecek. Amacımız, çocuklarımıza sadece bir tatil değil, aynı zamanda unutamayacakları bir deneyim sunmak. Ailelerimizin de bu etkinliklere katılarak çocuklarıyla birlikte keyifli vakit geçirmesini arzu ediyoruz. Gölbaşı’nı kültürün, sanatın ve neşenin merkezi haline getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu. Etkinliklere katılmak isteyenler, ücretsiz kayıtlarını ‘http://etkinlikler.ankaragolbasi.bel.tr’ adresi üzerinden gerçekleştirebilecek.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:40
Bu kitaplarda sadece bilgiler değil, hatıralar da taşınıyor
Sahalarda bulunan ve ikinci el kitapların içerisine yazılan notlar, bir okuyucudan diğerine aktarılıyor. Notlarda kimi zaman bilgiler aktarılırken kimi zaman ise önceki okuyucunun yazdığı anekdotları yer alıyor. Sahaflarda yer alan ikinci el kitaplar, sadece yazarların bilgilerini değil, önceki okuyucuların o anki duygularını da taşıyor. Kitap sayfalarına alınan küçük notlar, altı çizilen cümleler ve bazen bırakılan mektuplar, bir okuyucunun duygu ve düşüncelerini bir başka okuyucuya aktarıyor. Bu notlar, kimi zaman bir dönemin ruhunu, kimi zaman da bireysel bir hissi yansıtıyor. Yeni okuyucular, kitabı okurken sadece bilgi değil, önceki sahibinin izlerini de keşfediyor. Bu durum, sahaf kültürünü yalnızca kitap ticaretinden çıkarıp bir hafıza aktarımına dönüştürüyor. "Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor" Yaklaşık 30 yıldır kitap toplayan sahaf Şaban Yazıcı ,"Benim dükkânımdaki tüm kitaplar ikinci el. İkinci el kitapların özelliği şu insanlar kitaplarını okuduktan sonra artık okumak istemediklerinde bize getiriyorlar. Gelen kitapları tekrar düzenliyor, tamir ediyor, cilt ve kapaklarını yenileyip raflara hazır hale getiriyorum. Daha sonra bu kitapları okuyucularla buluşturuyorum. Kitap almaya gelen insanlarda şunu fark ettim içinde not olan okunmuş kitaplar var mı diye soruyorlar. Bizim kitaplarımızın birçoğunda önceki sahipleri tarafından alınmış notlar ya da altı çizilmiş satırlar bulunuyor. Hatta bazı kitapların içinde hatıralar bile bırakılmış oluyor. Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor. Şu anda dükkânda 30 binden fazla kitap var. Ayrıca evde depoladığım kitaplar da bulunuyor. Biz burada kuşaktan kuşağa bilgi aktarmaya çalışıyoruz, eski nesilden yeni nesle bilgiyi kitaplar aracılığıyla ulaştırıyoruz" dedi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:38
Bu kitaplarda sadece bilgiler değil, hatıralar da taşınıyor
Sahalarda bulunan ve ikinci el kitapların içerisine yazılan notlar, bir okuyucudan diğerine aktarılıyor. Notlarda kimi zaman bilgiler aktarılırken kimi zaman ise önceki okuyucunun yazdığı anekdotları yer alıyor. Sahaflarda yer alan ikinci el kitaplar, sadece yazarların bilgilerini değil, önceki okuyucuların o anki duygularını da taşıyor. Kitap sayfalarına alınan küçük notlar, altı çizilen cümleler ve bazen bırakılan mektuplar, bir okuyucunun duygu ve düşüncelerini bir başka okuyucuya aktarıyor. Bu notlar, kimi zaman bir dönemin ruhunu, kimi zaman da bireysel bir hissi yansıtıyor. Yeni okuyucular, kitabı okurken sadece bilgi değil, önceki sahibinin izlerini de keşfediyor. Bu durum, sahaf kültürünü yalnızca kitap ticaretinden çıkarıp bir hafıza aktarımına dönüştürüyor. "Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor" Yaklaşık 30 yıldır kitap toplayan sahaf Şaban Yazıcı ,"Benim dükkânımdaki tüm kitaplar ikinci el. İkinci el kitapların özelliği şu insanlar kitaplarını okuduktan sonra artık okumak istemediklerinde bize getiriyorlar. Gelen kitapları tekrar düzenliyor, tamir ediyor, cilt ve kapaklarını yenileyip raflara hazır hale getiriyorum. Daha sonra bu kitapları okuyucularla buluşturuyorum. Kitap almaya gelen insanlarda şunu fark ettim içinde not olan okunmuş kitaplar var mı diye soruyorlar. Bizim kitaplarımızın birçoğunda önceki sahipleri tarafından alınmış notlar ya da altı çizilmiş satırlar bulunuyor. Hatta bazı kitapların içinde hatıralar bile bırakılmış oluyor. Müşterilerim bu tarz kitaplara yoğun ilgi gösteriyor. Şu anda dükkânda 30 binden fazla kitap var. Ayrıca evde depoladığım kitaplar da bulunuyor. Biz burada kuşaktan kuşağa bilgi aktarmaya çalışıyoruz, eski nesilden yeni nesle bilgiyi kitaplar aracılığıyla ulaştırıyoruz." Dedi. (SF-RM-
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:25
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, "Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu.
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:23
Hobisini sanata dönüştürdü, 500’ü aşkın eseriyle Türkiye’nin sayılı filografi ustalarından biri oldu
Elazığ’da filografi sanatı üzerine çalışmalarını sürdüren Ayhan Güneş, Kültür Bakanlığı tarafından sanatçı unvanı verilen Türkiye’deki 8 filografi ustasından biri olarak ulusal sergilerde şehri başarıyla temsil ediyor. Hobisini sanata dönüştüren Güneş, 500’ü aşkın eser üreterek bu sanatın Türkiye’deki sayılı ustaları arasına girmeyi başardı. Elazığ’da yaşayan infaz koruma memuru ve 2 çocuk babası Ayhan Güneş, 2013 yılında İstanbul’da bir sergide tanıştığı filografi sanatına ilgi duyarak bu alanda kendini geliştirmeye başladı. Zamanla bu ilgisini profesyonel bir düzeye taşıyan Güneş, bugün kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıldır filografi sanatıyla uğraşan Güneş, bugüne kadar 500’den fazla tablo yaptı. Yurt dışında 1, yurt içinde 12 sergiye katıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali ile Somut Olmayan Kültürel Miras Festivali gibi önemli etkinliklerde yer aldı. Başarılı sanatçı, Kültürel Miras Taşıyıcıları Kurulu tarafından "Kültür Bakanlığı Sanatçısı" unvanına layık görülerek Türkiye’de bu alanda sanatçı unvanını taşıyan 8 kişiden biri oldu. "Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat" Filografi sanatına ilişkin bilgi veren bulunan Güneş, " Elazığ adına bu sanatı yürütmekteyim. İstanbul’da başladığımı sanatımı Elazığ’da devam ettiriyorum. Yaklaşık 13 yılı geçti. Bunun içinde bir yurt dışı, 12 tane de yurt içi sergi ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlemiş olduğu Kültür Yolu ve Somut Olmayan Kültürel Miras Festivalleri var. Onlara da yaklaşık 10 kez katıldım. Kişisel sergilerimi açtım. Onun dışında bu atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum. Sanatımın adı, Filografi Sanatı. Osmanlı’dan geldiği düşünülen bir sanat. Net bilgiler bulmasak da onunla ilgili yapılmış çalışmalar var. Şu anda Avrupa’da, Rusya’da ‘string art’ diye geçiyor. Özellikle rehabilitasyon merkezlerinde sanat olarak, rehabilite amaçlı ders olarak veriliyor. Ben de çocuklara rehabilite amaçlı bu dersi veriyorum ve olumlu anlamda oldukça güzel dönüşler alıyoruz. Bundan dolayı Avrupa’da bu sanat bazı kurumlarda rehabilitasyon amacıyla ders olarak veriliyor. Ben de gittiğim yerlerde bunun olumlu dönüşlerini alıyorum. Filografi sanatı tel ve çivi ile yapılan bir sanat. Tamamen sanatçının yeteneğine kalmış bir durum. Manzara yapabiliyoruz, siluet yapabiliyoruz, hat çalışması yapabiliyoruz ya da özel çalışmalar yapabiliyoruz. Tamamen sanatçı ve talep eden kişiye kalmış bir durum. İstediğimiz bütün çalışmaları yapabiliyoruz. Ürünlerimiz özeldir. Bulunduğumuz bölgede pek yok açıkçası. İstanbul’dan gelen kaliteli malzemeler kullanmaya özen gösteriyorum. Tahtasını, tellerini İstanbul’dan getirtiyorum. Bu sanatı Elazığ’da yaşatmak benim için büyük bir mutluluk" dedi. "Elazığ depreminde cumhurbaşkanımıza bir tablo hediye etmiştim" 4 buçuk ay kadar süren tablolar da yaptığın ifade eden Güneş, " Bir gün süren tablolarımız da var, dört buçuk ay süren tablolarımız da var. Yani yapım süresi oldukça uzun olan tablolar bulunuyor. Onun dışında diğer tablolarımız ortalama olarak bir hafta, on gün ya da bir ay sürebiliyor. Küçük tablolarımız bir günde tamamlanabiliyor. Yaptığımız tablolar şimdiye kadar birçok önemli isme takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Elazığ depremine geldiğinde bizim evi ziyaret etmişti ve orada kendisine bir tablo hediye etmiştim. Onun dışında devlet büyüklerimize, bakanlarımıza da çeşitli tablolar armağan ettik. Şu anda burada hazırlamış olduğum bir tabloyu da cumhurbaşkanı yardımcımıza göndereceğim. Eserlerimi, ulaşabildiğim kadar kişiye tanıtmaya ve ulaştırmaya çalışıyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum" Ayrıca köy okullarına yönelik hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi ile bir çok öğrencinin filografi sanatı ile tanıştığını dile getiren Güneş, " Uğraştığım bir sosyal sorumluluk projem var. Doğudaki köy okullarını geziyorum. Sanatla tanışmamış çocuklarla sanat etkinlikleri yapıyorum. Geçen hafta Bingöl’deydim. Adaklı, Yayladere ve Kiğı ilçelerinde çalışmalar yaptım. Oradaki bütün köy okullarında etkinlikler gerçekleştirdim. Gittiğim okullarda beş öğrenci de olabiliyor, on öğrenci de, bazen merkezlerde yüz öğrenciye kadar ulaşabiliyorum. Hepsiyle birebir ilgilenmeye, sanatın ruhunu hissettirmeye çalışıyorum. Çocuklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Onlarda farkındalık oluşturmak istiyorum. Hiç sanatla tanışmamış çocuklara filografi sanatını tanıtıp, onları üretmeye teşvik ediyorum. Bu projemin adı, Orada Bir Sanat Var Uzakta. Eğer iş insanlarımız sesimizi duyar ve destek olursa, sponsor bulunursa, çok daha fazla okula ve uzak köylere ulaşabiliriz. Amacım, hem sanatı çocuklara sevdirmek hem de kültürel mirasımızı yeni nesillere aktarmak" diye konuştu. (RY-CK-
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:09
Neopolis küçük heykeltıraşları misafir etti
Kuşadası Belediyesi ile Mehmet Nuri Göçen (MN Göçen) Vakfı iş birliğinde ve Marmara Adalar Belediyesi katkılarıyla düzenlenen 5. Uluslararası Neopolis Heykel Sempozyumu, küçük heykeltıraşları misafir etti. Bu kapsamda düzenlenen atölye çalışmasına katılan çocuklar, kilden heykeller yaptı. Sabahın erken saatlerinden itibaren gruplar halinde alana gelen çocuklar, profesyonel heykeltıraşlar eşliğinde kilin şekil alma serüvenine tanıklık etti. Dört ayrı grup halinde 90 çocuğun katıldığı atölyede öğrenciler hem heykel sanatının inceliklerini öğrendi hem de hayal güçlerini özgürce kullanma fırsatı buldu. Ebeveynlerin de ilgiyle takip ettiği atölye, renkli ve neşeli görüntülere sahne oldu. Gün boyu süren etkinlikte çocukların yüzlerindeki mutluluk, sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Etkinliğe katılan çocuklara sertifikaları Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in eşi Duygu Günel tarafından verildi. Bu yıl "Adalet" temasıyla gerçekleştirilen "5. Uluslararası Kuşadası Neopolis Heykel Sempozyumu" yarın (perşembe) saat 16.00’da Kuştur mevkiinde bulunan Eski Deve Güreşi alanında düzenlenecek kapanış töreniyle sona erecek. Törene Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel de katılacak.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:34
Taş değirmenler zamana direniyor
Kahramanmaraş’ta yarım asrı aşkın süredir faaliyet gösteren taş değirmenler, mahalle kültürünün en önemli unsurlarından biri olarak yaşamaya devam ediyor. Vatandaşlar, fabrikasyon sistemlerden uzak durarak doğal yöntemlerle üretilen un ve bulgur için hala taş değirmenleri tercih ediyor. Onikişubat ilçesi Serintepe Mahallesi’nde 50 yılı aşkın süredir çalışan taş değirmenlerde, geleneksel yöntemlerle un, bulgur ve dövme üretiliyor. Vatandaşlar, özellikle katkısız ve doğal ürünler elde etmek amacıyla bu değirmenlere yöneliyor. Yaz aylarında başlayan üretim sezonu kasım ayına kadar sürerken, mahalle halkı bu sürede değirmenlere yoğun ilgi gösteriyor. "Gençler çıraklık yapmıyor, meslek tükeniyor" Değirmen esnafı Yavuz Taş, mesleğin artık bitme noktasına geldiğini belirterek, değirmenciliğin zorluklarına dikkat çekti. Taş, "Yaklaşık 30 yıldır değirmencilik yapıyoruz. Un, bulgur ve dövme üretiyoruz ama genellikle dövme üzerine çalışıyoruz. Mahalledeki müşterilerimize bulgur ve un hazırlıyoruz. Bu meslek artık neredeyse bitme noktasına geldi, çünkü gençler yetişmiyor, çırak bulmak çok zor. Bu taşlar 50 yıldır aynı şekilde dönüyor. Taşlar, özel kayalardan kesiliyor ve dövme yapmak için en uygun taşlar bunlar. İşletmemizde bulgur, tarhana ve firik üretimine yönelik makinelerimiz var. Şu anda tam sezonumuz; Haziran ayında başlayıp yıl sonuna kadar yoğun çalışıyoruz" dedi. "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı" Serintepe Mahalle Muhtarı Ramazan Gürbak, değirmenlerin geçmişle bağ kuran önemli bir kültürel miras olduğunu ifade ederek, "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı. Eskiden her mahallenin mutlaka bir değirmeni olurdu. Ancak son yıllarda fabrikasyon sistemine geçilince birçok değirmen kapandı. Vatandaşlar sadece kendi mahallemizden değil, çevre mahallelerden de geliyor. Ürünlerini getirip burada öğütüyorlar. Doğal taş değirmen sayesinde sofralarına daha lezzetli ve sağlıklı yiyecekler koyabiliyorlar. Biz kadim bir mahalleyiz" diye konuştu.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:30
Kütahya’da 52 yıllık terzi Himmet Kalkan: "Sanat artık bitmek üzere"
Kütahya’da yarım asrı aşkın süredir terzilik yapan 67 yaşındaki Himmet Kalkan, mesleğin giderek yok olmaya başladığını söyledi. Kalkan, "Sanat artık bitti, gitmek üzere. Yeni yetişen kimse yok" diyerek el emeği işlerin önemine dikkat çekti. 52 yıldır aynı mesleği sürdüren Himmet Kalkan, geçmişte atölyelerde birden fazla ustanın birlikte çalıştığını belirterek, "Eskiden 3-4 kişi çalışırdık. Şimdi o işler bitti. Sanat ölüyor mu? Evet, artık bitmek üzere. Yeni yetişen yok, yetiştirmek de zor" ifadelerini kullandı. Kalkan, mesleğe olan ilginin azalmasının nedenini eğitim sistemindeki değişimlere ve kazancın düşüklüğüne bağlayarak, "Eskiden ilkokuldan çıkan çocuklar mesleğe yönelirdi. Şimdi okullar uzadı, mesleğe yönelen kalmadı. Bir de bu işten eskisi gibi para kazanılmıyor." dedi. 1981 yılından beri aynı adreste, aynı makinelerle çalıştığını dile getiren usta terzi, 50 yıla yaklaşan dikiş makinelerini adeta birer hatıra gibi sakladığını söyledi. "Bu makineler yarım asırlık. İlk göz ağrım onlar. Ayağım doydu, şimdi motorla çalışıyorum" diyen Kalkan, mesleğini sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı. Kütahya’nın yaşayan meslek ustalarından biri olan Himmet Kalkan, el emeği işlerin unutulmaması gerektiğini belirterek, gençlerin zanaata yönelmesini istedi.
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:16
Erzurum Valisine İstiklal Madalyası
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Erzurum’da görev yapmış, uzun süredir gündemden düşmüş bir devlet adamı, arşivlerden çıkarılan belgelerle yeniden gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir, bilinmeyen yönleriyle Zühtü Bey’i araştırdı. Zühtü Bey’in Erzurum tarihinin sayfalarında adı sıkça anılmayan bir devlet adamı olduğunu vurgulayan Araştırmacı Taner Özdemir, "1888 yılında doğan ve 1964 yılında vefat eden Zühtü Bey, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet hizmeti boyunca, görev yaptığı her yerde adalet, dürüstlük ve halkla kurduğu güçlü iletişimle öne çıkan bir idareciydi" dedi. "Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası" Zühtü Bey’in hikayesi, yıllardır arşivlerde sessizce bekleyen belgeler sayesinde bugün gün ışığına çıkıyor ve Erzurum’un tarih gündemine yeniden taşınıyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir’in uzun süren arşiv araştırmaları sırasında, en dikkat çekici belge, doğrudan Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası’nın resmi tevcih belgesi oldu. Bu belge, sadece madalyanın verildiğini göstermiyor; aynı zamanda devletin Zühtü Bey’in hem idari hem de güvenlik alanındaki üstün hizmetlerini resmen takdir ettiğini ortaya koyuyor. "Kritik rol oynayan bir liderdi" Özdemir, Zühtü Bey’in hayatına dair gerçekleri anlatırken, "Belgede açıkça belirtiliyor ki, madalya tevcihi, Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasındaki etkin rolü, Erzurum’un yeniden yapılanmasındaki katkıları ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehrin idari düzenini tesis etme çabaları nedeniyle yapılmıştır. Belgede kullanılan resmi dil, Cumhuriyet yönetiminin, fedakâr idarecilere verdiği değeri ve şehrin güvenliği ile refahı için gösterilen üstün hizmetleri nasıl kayıt altına aldığını açıkça gösteriyor. Özellikle belge, Zühtü Bey’in yalnızca bir vali olarak değil, aynı zamanda devletin ilk yıllarında doğudaki düzenin korunmasında kritik rol oynayan bir lider olarak görüldüğünü ortaya koyuyor" diye konuştu. "Milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürdü" Zühtü Bey’in Erzurum Valiliği döneminde şehre sağladığı katkıların yalnızca idari alanda sınırlı olmadığını anlatan Araştırmacı Taner Özdemir, "1924 yılında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu gezisi sırasında Erzurum’a gelişinde şehri karşılayan vali olması, onun halkla kurduğu yakın ilişkiyi ve devlet terbiyesini gözler önüne seriyor. Zühtü Bey, tüm idari birimleri seferber ederek kapsamlı bir karşılama töreni düzenlemiş, o tarihi gün Cumhuriyet ruhunun Anadolu’da en canlı şekilde hissedildiği anlardan biri olmuştur. Dönemin basını, valinin vakur duruşunu ve halkla iletişimini övgüyle aktarmıştır. Valilik görevini tamamladıktan sonra da hizmetten geri durmayan Zühtü Bey, çeşitli illerden milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürmüştür. Meclis kayıtları, onun milli birliğin korunması, eğitim seferberliği, altyapı yatırımları ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konularında yaptığı konuşmaları içeriyor. Bu kayıtlar, Zühtü Bey’in yalnızca Erzurum değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de devlet hizmetine olan katkısını gözler önüne seriyor" diye konuştu. "Düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı" Taner Özdemir, konuyla ilgili şunları söyledi: "Arşivlerden çıkarılan tevcih belgesi, doğrudan Zühtü Bey’e verilen İstiklal Madalyası’na aittir. Bu belge, onun Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürüttüğü idari ve güvenlik hizmetlerinin devlet tarafından resmen takdir edildiğini gösteriyor. Belge, Koçgiri İsyanı sürecindeki kararlılığı, Erzurum’da tesis ettiği düzen ve Mustafa Kemal Paşa’yı büyük bir vakar içinde karşılayışını açıkça ortaya koyuyor. Zühtü Bey’in hikayesi, yalnızca bir vali olarak değil, Cumhuriyet’in doğudaki düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı olarak da anlaşılmalıdır. Bu tür belgeler, Cumhuriyet’in Anadolu’da nasıl inşa edildiğini ve fedakâr idarecilerin emeğini anlamak için çok kıymetlidir." Erzurum’un İdari Hafızası Araştırma kapsamında ulaşılan diğer belgeler arasında, Zühtü Bey’in imzasını taşıyan resmi yazışmalar, dönemin hükümet raporları ve milletvekilliği dönemine ait meclis tutanakları da bulunuyor. Belgeler, Zühtü Bey’in sadece Erzurum değil, ülke çapında devlet hizmetine katkısını ortaya koyuyor ve ilerleyen dönemde "Erzurum’un İdari Hafızası" başlığıyla yayımlanması planlanıyor. Böylece, yıllar boyunca gündemden düşmüş Erzurum Valisi Zühtü Bey, İstiklal Madalyasıyla taçlanan resmi hizmetleri ve arşiv belgeleriyle yeniden şehir hafızasında hak ettiği yere kavuşuyor. Onun yaşamı, bir dönemin devlet ahlakını, hizmet anlayışını ve Cumhuriyet’e olan bağlılığını temsil ediyor. Arşivlerin sessiz tanıklığında saklı kalan bu hikâye, Erzurum tarihine bir ışık daha yakıyor ve gelecek nesillere fedakârlıkla yürütülen kamu hizmetinin önemini hatırlatıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder