KÜLTÜR SANAT
Bakan Ersoy: "Yazma eserler, geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" 13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:17:49 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" dedi. Bakan Ersoy, Rami Kütüphanesi’nde ‘Mazimizin Bekçisi A. Süheyl Ünver Sergisi’nin açılışına katıldı. Dünyanın en kapsamlı yazma eser platformu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yürüttüğü dijitalleşme çalışmalarına ilişkin verileri açılış konuşmasında paylaşan Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nın (TÜYEK) 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eserle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönettiğini ifade etti. Ersoy, kurum tarafından hayata geçirilen dijital platformda 640 bin eserin künye bilgisinin yer aldığını, 483 bin 600 yazmanın ise dijital görüntüsüyle erişime açıldığını belirtti. Ersoy, bu yapısıyla platformun dünyanın en kapsamlı yazma eser veri tabanlarından biri haline geldiğini kaydetti. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, "TÜYEK’in dijital külliyatına kayıtlı kişilerin sayısı 27 bine yaklaşırken ziyaretçi sayısı ise 1 milyon 155 bine ulaşmıştır. Sitedeki eserlerin görüntülenmesi 5 milyon 218 bin gibi rekor bir rakama ulaşmıştır. Toplamda 13 milyonu aşan toplam sayfa görüntüleme rakamlarıyla, kültürel mirasımızın küresel ölçekte ilgi gördüğünün en güçlü göstergelerinden biri haline gelmiştir" diye konuştu. Yürütülen çalışmaların yalnızca koruma ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Ersoy, kataloglama, dijitalleştirme ve ilmi neşir faaliyetleriyle büyük bir külliyatın ortaya konduğunu ifade etti. Bu kapsamda edebiyattan tarihe, hukuktan tıbba; İslam ilimlerinden matematik ve astronomiye kadar geniş bir alanda kaleme alınmış eserlerin tercüme, tahkik ve tıpkıbasım yöntemleriyle yeniden yayımlandığını belirten Ersoy, çalışmalar sonucunda 357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyatın ilim dünyasına kazandırıldığını söyledi. Ersoy, ayrıca yayımlanan eserlerin e-kitap formatında ücretsiz olarak erişime açıldığını ve bu uygulamanın hem akademik çevreler hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi. Dünyanın en büyük restorasyon laboratuvarlarından biri Bakan Ersoy, yazma eserlerin korunması ve ihyası çalışmalarına da değinerek Rami Kütüphanesi’nde kurulan restorasyon merkezinin bu alanda örnek bir yapı olduğunu aktardı. Merkezde bugüne kadar yaklaşık 5 bin eserin restore edildiğini, on binlerce eserin ise bakım, temizlik ve koruma işlemlerinden geçirildiğini belirten Ersoy, bu yapının yazma eserlerin korunması açısından uluslararası ölçekte önemli bir konuma ulaştığını vurguladı. "Yazma eserler, geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" Yazma eserlerin taşıdığı değere dikkat çeken Ersoy, şu ifadelere yer verdi: "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir. Bu anlayış doğrultusunda yürütülen yayın faaliyetleriyle İmam Buhari’den İbn Sina’ya, İbn Haldun’dan Mevlana’ya; Fuzuli, Baki ve Matrakçı Nasuh gibi önemli isimlerin eserlerinin yeniden ilim dünyasına kazandırıldı. 1001 Eser Projesi ile medeniyetimizin başyapıtları yeniden gün yüzüne çıkarılırken yapılan tıpkıbasım ve çeviri çalışmaları sayesinde bu eserler yalnızca akademik çevrelerin değil, toplumun tüm kesimlerinin istifadesine sunulmaktadır." Kültürel miras için yeni projeler Sergi kapsamında yeni projelerin de hayata geçirileceğini belirten Ersoy, A. Süheyl Ünver adına hazırlanan özel kitabın kısa süre içinde yayımlanacağını açıkladı. Sergi süresince alanında uzman isimlerin katılımıyla anma programlarının düzenleneceğini ifade eden Ersoy, ayrıca Geleneksel Türk sanatları alanında önemli eserlerin de yayın programına alındığını belirtti. Ersoy, açılışın ardından sergiyi gezdi. Açılışa Bakan Ersoy’un yanı sıra AK Parti İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Süheyl Uçar ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ile araştırmacılar ve çok sayıda davetli katıldı.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 12:00 Talas Musiki Cemiyeti’nden unutulmaz Türk Sanat Müziği gecesi Talas Belediyesi Musiki Cemiyeti Türk Müziği İcra Heyeti tarafından hazırlanan ’Nağmelerde Hicâz’ adlı Türk Sanat Müziği konseri, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Kongre ve Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Şef Ahmet Yüksel yönetimindeki yoğun katılımın olduğu programda, Türk musikisinin zarif ezgileri salonu dolduran dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, ilçede kültür ve sanatın köklü bir anlayışla sürdürüldüğüne dikkat çekerek, "Öncelikle Amir Ateş hocamızın selamlarını ileteyim. Kendisi Talas Musiki Cemiyeti’nin kurulmasında bize rehberlik etti. Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin tüzüğünü aynen buraya aktarmıştık. Kendileri de birkaç konserimize eşlik etmişti. Değerli rektör hocamıza da bu salonu bize her zaman etkinliklerimize sunduğu için çok teşekkür ediyorum" dedi. Koronun güçlü bir geçmişe dayandığını vurgulayan Başkan Yalçın; "Koromuz 40 yıl öncesinden gelen bir geleneğin devamı. Büyükşehir Belediyesinde görev yaptığım yıllarda bu kıymetli isimlerle birlikte çalışmıştık. Bugün aramıza katılan gençlerimiz de bu mirası geleceğe taşıyor. Bir yıldır büyük bir özveriyle çalışan ekibimize, gönül pınarlarımızı coşturdukları için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa ise üniversite ile toplumun bu tür etkinliklerle buluşmasının önemine değinerek, "Üniversitemizin kapılarını kültürel ve sanatsal etkinliklere açmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Talas Belediyemizin bu anlamlı organizasyonu sayesinde güzel bir akşam yaşadık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Talas Kaymakamı İlyas Memiş de konserin oluşturduğu atmosfere dikkat çekerek, "Gönül tellerimizi titreten, nağmelerin büyülü atmosferinde keyifli bir akşam yaşamamıza vesile olan koromuza teşekkür ediyorum. Böyle anlamlı etkinliklerin düzenlenmesine katkı sunan Talas Belediyemize ve ev sahipliği yapan üniversitemize şükranlarımı sunuyorum" dedi. Konuşmaların ardından program, çiçek takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Talas Belediyesi, kültür ve sanatın birleştirici gücüyle toplumsal hayatı zenginleştirmeye yönelik etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor.
Taş değirmenler zamana direniyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:34 Taş değirmenler zamana direniyor Kahramanmaraş’ta yarım asrı aşkın süredir faaliyet gösteren taş değirmenler, mahalle kültürünün en önemli unsurlarından biri olarak yaşamaya devam ediyor. Vatandaşlar, fabrikasyon sistemlerden uzak durarak doğal yöntemlerle üretilen un ve bulgur için hala taş değirmenleri tercih ediyor. Onikişubat ilçesi Serintepe Mahallesi’nde 50 yılı aşkın süredir çalışan taş değirmenlerde, geleneksel yöntemlerle un, bulgur ve dövme üretiliyor. Vatandaşlar, özellikle katkısız ve doğal ürünler elde etmek amacıyla bu değirmenlere yöneliyor. Yaz aylarında başlayan üretim sezonu kasım ayına kadar sürerken, mahalle halkı bu sürede değirmenlere yoğun ilgi gösteriyor. "Gençler çıraklık yapmıyor, meslek tükeniyor" Değirmen esnafı Yavuz Taş, mesleğin artık bitme noktasına geldiğini belirterek, değirmenciliğin zorluklarına dikkat çekti. Taş, "Yaklaşık 30 yıldır değirmencilik yapıyoruz. Un, bulgur ve dövme üretiyoruz ama genellikle dövme üzerine çalışıyoruz. Mahalledeki müşterilerimize bulgur ve un hazırlıyoruz. Bu meslek artık neredeyse bitme noktasına geldi, çünkü gençler yetişmiyor, çırak bulmak çok zor. Bu taşlar 50 yıldır aynı şekilde dönüyor. Taşlar, özel kayalardan kesiliyor ve dövme yapmak için en uygun taşlar bunlar. İşletmemizde bulgur, tarhana ve firik üretimine yönelik makinelerimiz var. Şu anda tam sezonumuz; Haziran ayında başlayıp yıl sonuna kadar yoğun çalışıyoruz" dedi. "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı" Serintepe Mahalle Muhtarı Ramazan Gürbak, değirmenlerin geçmişle bağ kuran önemli bir kültürel miras olduğunu ifade ederek, "Değirmen kültürü artık yavaş yavaş bitmeye başladı. Eskiden her mahallenin mutlaka bir değirmeni olurdu. Ancak son yıllarda fabrikasyon sistemine geçilince birçok değirmen kapandı. Vatandaşlar sadece kendi mahallemizden değil, çevre mahallelerden de geliyor. Ürünlerini getirip burada öğütüyorlar. Doğal taş değirmen sayesinde sofralarına daha lezzetli ve sağlıklı yiyecekler koyabiliyorlar. Biz kadim bir mahalleyiz" diye konuştu.
Kütahya’da 52 yıllık terzi Himmet Kalkan: "Sanat artık bitmek üzere"
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:30 Kütahya’da 52 yıllık terzi Himmet Kalkan: "Sanat artık bitmek üzere" Kütahya’da yarım asrı aşkın süredir terzilik yapan 67 yaşındaki Himmet Kalkan, mesleğin giderek yok olmaya başladığını söyledi. Kalkan, "Sanat artık bitti, gitmek üzere. Yeni yetişen kimse yok" diyerek el emeği işlerin önemine dikkat çekti. 52 yıldır aynı mesleği sürdüren Himmet Kalkan, geçmişte atölyelerde birden fazla ustanın birlikte çalıştığını belirterek, "Eskiden 3-4 kişi çalışırdık. Şimdi o işler bitti. Sanat ölüyor mu? Evet, artık bitmek üzere. Yeni yetişen yok, yetiştirmek de zor" ifadelerini kullandı. Kalkan, mesleğe olan ilginin azalmasının nedenini eğitim sistemindeki değişimlere ve kazancın düşüklüğüne bağlayarak, "Eskiden ilkokuldan çıkan çocuklar mesleğe yönelirdi. Şimdi okullar uzadı, mesleğe yönelen kalmadı. Bir de bu işten eskisi gibi para kazanılmıyor." dedi. 1981 yılından beri aynı adreste, aynı makinelerle çalıştığını dile getiren usta terzi, 50 yıla yaklaşan dikiş makinelerini adeta birer hatıra gibi sakladığını söyledi. "Bu makineler yarım asırlık. İlk göz ağrım onlar. Ayağım doydu, şimdi motorla çalışıyorum" diyen Kalkan, mesleğini sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı. Kütahya’nın yaşayan meslek ustalarından biri olan Himmet Kalkan, el emeği işlerin unutulmaması gerektiğini belirterek, gençlerin zanaata yönelmesini istedi.
Erzurum Valisine İstiklal Madalyası
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:16 Erzurum Valisine İstiklal Madalyası Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Erzurum’da görev yapmış, uzun süredir gündemden düşmüş bir devlet adamı, arşivlerden çıkarılan belgelerle yeniden gün yüzüne çıktı. Araştırmacı Taner Özdemir, bilinmeyen yönleriyle Zühtü Bey’i araştırdı. Zühtü Bey’in Erzurum tarihinin sayfalarında adı sıkça anılmayan bir devlet adamı olduğunu vurgulayan Araştırmacı Taner Özdemir, "1888 yılında doğan ve 1964 yılında vefat eden Zühtü Bey, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet hizmeti boyunca, görev yaptığı her yerde adalet, dürüstlük ve halkla kurduğu güçlü iletişimle öne çıkan bir idareciydi" dedi. "Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası" Zühtü Bey’in hikayesi, yıllardır arşivlerde sessizce bekleyen belgeler sayesinde bugün gün ışığına çıkıyor ve Erzurum’un tarih gündemine yeniden taşınıyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir’in uzun süren arşiv araştırmaları sırasında, en dikkat çekici belge, doğrudan Zühtü Bey’e tevcih edilen beyaz-yeşil şeritli İstiklal Madalyası’nın resmi tevcih belgesi oldu. Bu belge, sadece madalyanın verildiğini göstermiyor; aynı zamanda devletin Zühtü Bey’in hem idari hem de güvenlik alanındaki üstün hizmetlerini resmen takdir ettiğini ortaya koyuyor. "Kritik rol oynayan bir liderdi" Özdemir, Zühtü Bey’in hayatına dair gerçekleri anlatırken, "Belgede açıkça belirtiliyor ki, madalya tevcihi, Koçgiri İsyanı’nın bastırılmasındaki etkin rolü, Erzurum’un yeniden yapılanmasındaki katkıları ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehrin idari düzenini tesis etme çabaları nedeniyle yapılmıştır. Belgede kullanılan resmi dil, Cumhuriyet yönetiminin, fedakâr idarecilere verdiği değeri ve şehrin güvenliği ile refahı için gösterilen üstün hizmetleri nasıl kayıt altına aldığını açıkça gösteriyor. Özellikle belge, Zühtü Bey’in yalnızca bir vali olarak değil, aynı zamanda devletin ilk yıllarında doğudaki düzenin korunmasında kritik rol oynayan bir lider olarak görüldüğünü ortaya koyuyor" diye konuştu. "Milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürdü" Zühtü Bey’in Erzurum Valiliği döneminde şehre sağladığı katkıların yalnızca idari alanda sınırlı olmadığını anlatan Araştırmacı Taner Özdemir, "1924 yılında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Doğu gezisi sırasında Erzurum’a gelişinde şehri karşılayan vali olması, onun halkla kurduğu yakın ilişkiyi ve devlet terbiyesini gözler önüne seriyor. Zühtü Bey, tüm idari birimleri seferber ederek kapsamlı bir karşılama töreni düzenlemiş, o tarihi gün Cumhuriyet ruhunun Anadolu’da en canlı şekilde hissedildiği anlardan biri olmuştur. Dönemin basını, valinin vakur duruşunu ve halkla iletişimini övgüyle aktarmıştır. Valilik görevini tamamladıktan sonra da hizmetten geri durmayan Zühtü Bey, çeşitli illerden milletvekili seçilerek aktif siyasi yaşamını sürdürmüştür. Meclis kayıtları, onun milli birliğin korunması, eğitim seferberliği, altyapı yatırımları ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konularında yaptığı konuşmaları içeriyor. Bu kayıtlar, Zühtü Bey’in yalnızca Erzurum değil, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de devlet hizmetine olan katkısını gözler önüne seriyor" diye konuştu. "Düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı" Taner Özdemir, konuyla ilgili şunları söyledi: "Arşivlerden çıkarılan tevcih belgesi, doğrudan Zühtü Bey’e verilen İstiklal Madalyası’na aittir. Bu belge, onun Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürüttüğü idari ve güvenlik hizmetlerinin devlet tarafından resmen takdir edildiğini gösteriyor. Belge, Koçgiri İsyanı sürecindeki kararlılığı, Erzurum’da tesis ettiği düzen ve Mustafa Kemal Paşa’yı büyük bir vakar içinde karşılayışını açıkça ortaya koyuyor. Zühtü Bey’in hikayesi, yalnızca bir vali olarak değil, Cumhuriyet’in doğudaki düzenini sağlayan kritik bir devlet adamı olarak da anlaşılmalıdır. Bu tür belgeler, Cumhuriyet’in Anadolu’da nasıl inşa edildiğini ve fedakâr idarecilerin emeğini anlamak için çok kıymetlidir." Erzurum’un İdari Hafızası Araştırma kapsamında ulaşılan diğer belgeler arasında, Zühtü Bey’in imzasını taşıyan resmi yazışmalar, dönemin hükümet raporları ve milletvekilliği dönemine ait meclis tutanakları da bulunuyor. Belgeler, Zühtü Bey’in sadece Erzurum değil, ülke çapında devlet hizmetine katkısını ortaya koyuyor ve ilerleyen dönemde "Erzurum’un İdari Hafızası" başlığıyla yayımlanması planlanıyor. Böylece, yıllar boyunca gündemden düşmüş Erzurum Valisi Zühtü Bey, İstiklal Madalyasıyla taçlanan resmi hizmetleri ve arşiv belgeleriyle yeniden şehir hafızasında hak ettiği yere kavuşuyor. Onun yaşamı, bir dönemin devlet ahlakını, hizmet anlayışını ve Cumhuriyet’e olan bağlılığını temsil ediyor. Arşivlerin sessiz tanıklığında saklı kalan bu hikâye, Erzurum tarihine bir ışık daha yakıyor ve gelecek nesillere fedakârlıkla yürütülen kamu hizmetinin önemini hatırlatıyor.
Siirt’in şal şepik kumaşının coğrafi işaretinin Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:03 Siirt’in şal şepik kumaşının coğrafi işaretinin Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor Siirt Olgunlaşma Enstitüsü’nde Güneydoğu’ya özgü doğal tiftikten üretilen şal şepik kumaşının coğrafi işaret tescilinin Avrupa Birliği (AB) düzeyine taşınması hedefleniyor. Bölgede kışın sıcak, yazın serin tutması dolayısıyla dört mevsim tercih edilen şal şepik kumaşı, usta ellerde günlerce süren aşamalı uzun uğraşlar sonucunda birçok ürüne dönüşüyor. Türk Patent ve Marka Kurumunca iki yıl önce coğrafi işaretle tescillenen kumaşın daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla Siirt Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde bu yıl "Şal Şepik Dokuma Atölyesi" kuruldu. Zorlu aşamalardan geçen bu sanat, 6 erkek usta tarafından saf tiftikten hazırlanan iplikler renklendirdikten sonra tezgahlarda elle dokunarak kumaş haline getirilip tasarımlara dönüştürülüyor. Ürünün tescilinin Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor. Siirt Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Elif Bobuş, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine atölyede 6 tane çok kıymetli ustanın bu kadim sanatı sürdürmeye devam ettiğini söyledi. Ustaların bu sanatı en ince detayına kadar en güzel şekilde yaptığını belirten Bobuş, şal şepik kumaşındaki dokumada çözgünün hazırlanması, kaynatılması, preslenmesinin, her bir detayının çok önemli ve kıymetli olduğunu vurguladı. Bobuş, bu kadim sanatın enstitüde sürdürülmesiyle çok önemli bir görev yaptıklarını düşündüğünü belirterek, "Biz, bu kumaşımızı sonrasında kumaş olarak bırakmıyoruz, yeni ürünlere, yeni sektörlere de ürünler ortaya çıkartarak daha da ileri bir duruma taşımayı hedefliyoruz. Şu anda enstitümüzde şal şepik fular, yaka, manşet, broş, kravat pantolon, bluz gibi üretimlerimiz devam ediyor. Şu anda enstitümüzde özel sipariş ve satışlarımız devam ediyor. Hedefimiz, şal şepik dokumasının coğrafi işaretini uluslararası, Avrupa Birliği düzeyine taşımak ve bu kumaşı uluslararası platformlarda da temsil etmek" dedi. "Kumaşın tamamıyla bitmesi 15 günlük bir süreçtir" Ustalardan Osman Demir, 9 yıldır şal şepik ustası olduğunu ifade etti. Şal şepik kumaşını dokuyarak ürettiklerini kaydeden Demir, "Birçok aşaması bulunmaktadır. İlk önce masura sarma aşaması. Masura aşaması da çözgüye hazırlıktır. İkinci aşama da çözgü yapımıdır. Çözgü dediğimizde çaprazlama şeklinde oluşuyor. O da çirişleme dediğimiz üçüncü aşama için yapılıyor. Burada da iplerin pürüzsüz hale getirilip daha rahat dokuması, iplerin kopmasını engellemek için yapılıyor. Dördüncü aşama da gücüden ve taraktan geçirme işlemidir. İpler teker teker gücüden geçirilerek dokumaya hazır hale getiriliyor. Sonrasında ipler tezgaha atılarak kumaş dokunuyor. Bu dokuma süresi de 10 günü buluyor. Kumaşın tamamıyla bitmesi 15 günlük bir süreçtir. Dokuma bitikten sonra da kumaş güzelce yıkanır. Yıkandıktan sonra eğer boyama işlemi varsa boyanır. Eğer boyama işlemi yapılmayacaksa çelik levhalara sarılır, kaynadıktan sonra prese verilir. Bir gece preste kaldıktan sonra kumaşımız hazır hale gelmiş oluyor" şeklinde konuştu.
Siirt’in şal şepik kumaşının coğrafi işareti, Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:01 Siirt’in şal şepik kumaşının coğrafi işareti, Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor Siirt Olgunlaşma Enstitüsünde Güneydoğu’ya özgü doğal tiftikten üretilen şal şepik kumaşının coğrafi işaret tescili, Avrupa Birliği (AB) düzeyine taşınması hedefleniyor. Bölgede kışın sıcak, yazın serin tutması dolayısıyla dört mevsim tercih edilen kumaş, usta ellerde günlerce süren aşamalı uzun uğraşlar sonucunda birçok ürüne dönüşüyor. Türk Patent ve Marka Kurumunca iki yıl önce coğrafi işaretle tescillenen şal şepik kumaşının daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla Siirt Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde bu yıl "Şal Şepik Dokuma Atölyesi" kuruldu. Zorlu aşamalardan geçen bu sanat, 6 erkek usta tarafından saf tiftikten hazırlanan iplikler renklendirdikten sonra tezgahlarda elle dokunarak kumaş haline getirilip tasarımlara dönüştürülüyor. Ürünün tescili, Avrupa Birliği düzeyine taşınması hedefleniyor. Siirt Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Elif Bobuş, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, atölyede 6 tane çok kıymetli ustanın bu kadim sanatı sürdürmeye devam ettiğini söyledi. Ustaların bu sanatı en ince detayına kadar, en güzel şekilde yaptığını belirten Bobuş, şalşepik kumaşındaki dokumada çözgünün hazırlanması, kaynatılması, preslenmesi her bir detayının çok önemli ve çok kıymetli olduğunu vurguladı. Bobuş, bu kadim sanatın enstitüde sürdürülmesiyle çok önemli bir görev yaptıklarını düşündüğünü belirterek, "Biz, bu kumaşımızın sonrasında kumaş olarak bırakmıyoruz, yeni ürünlere, yeni sektörlere de ürünler ortaya çıkartarak daha da ileri bir duruma taşımayı hedefliyoruz. Şu anda enstitümüzde şal şepik fular, yaka, manşet, broş, kravat pantolon, bluz gibi üretimlerimiz devam ediyor. Şu anda enstitümüzde özel sipariş ve satışlarımız devam ediyor. Hedefimiz, şal şepik dokumasının coğrafi işaretini uluslararası, Avrupa Birliği düzeyine taşımak. Ve bu kumaşı uluslararası platformlarda da temsil etmek" dedi. "Kumaşın tamamıyla bitmesi 15 günlük bir süreçtir" Ustalardan Osman Demir, 9 yıldır şal şepik ustası olduğunu ifade etti. Şal şepik kumaşını dokuyarak ürettiklerini kaydeden Demir, "Birçok aşaması bulunmaktadır. İlk önce masura sarma aşaması. Masura aşaması da çözgüye hazırlıktır. İkinci aşama da çözgü yapımıdır. Çözgü dediğimiz de çaprazlama şeklinde oluşuyor. O da çirişleme dediğimiz üçüncü aşama için yapılıyor. Burada da iplerin pürüzsüz hale getirilip daha rahat dokuması, iplerin kopmasını engellemek için yapılıyor. Dördüncü aşamada, gücüden ve taraktan geçirme işlemidir. İpler teker teker gücüden geçirilerek dokumaya hazır hale getiriliyor. Sonrasında ipler tezgaha atılarak kumaş dokunuyor. Bu dokuma süresi de 10 günü buluyor. Kumaşın tamamıyla bitmesi 15 günlük bir süreçtir. Dokuma bitikten sonra da kumaş güzelce yıkanır. Yıkandıktan sonra eğer boyama işlemi varsa boyanır. Eğer boyama işlemi yapılmayacaksa çelik levhalara sarılır, kaynadıktan sonra prese verilir. Bir gece preste kaldıktan sonra kumaşımız hazır hale gelmiş oluyor" şeklinde konuştu.
‘İlhan Berk Şiir Ödülü’ sahibini buldu
12 Kasım 2025 Çarşamba - 17:08 ‘İlhan Berk Şiir Ödülü’ sahibini buldu Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen 2025 İlhan Berk Şiir Ödülü’nün heyecanla beklenen kazananı belli oldu. Şiir dünyasına taze bir soluk getiren şair Oğulcan Kütük, ‘Dimdik Bakma Rehberi’ adlı eseriyle bu anlamlı ödüle layık görüldü. Manisa Büyükşehir Belediyesince düzenlenen İlhan Berk Şiir Ödülü sahibini buldu. Şair Oğulcan Kütük’ün, ‘Dimdik Bakma Rehberi’ adlı eseri ödüle layık görüldü. Etkinliğin ödül töreninin, 18 Kasım Salı günü, saat 18.00’de, Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleştirileceği belirtildi. Türk şiirinin en köklü ve geniş okur kitlesine sahip ustaları Ahmet Telli ve Şükrü Erbaş; Araştırmacı-Yazar Bedriye Aksakal, modern şiirin yenilikçi ve güçlü kalemleri Tuğrul Keskin ve Gonca Özmen’den oluşan seçici kurul, 10 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirdiği çevrimiçi toplantıda kararını oy birliğiyle aldı. Seçici kurul, ödül gerekçesinde, Oğulcan Kütük’ün şiirinin gücünü ve yenilikçi yönünü vurguladı. "Toplumsal-siyasal yıkımların ortasında dünyaya sorgulayıcı gözlerle bakan ve onu yeni zamanın diliyle yeniden var eden bir şiirle okurun ufkunu bin yıldır görmediği ruhuna ve çoktan kanıksadığı hayatına çevirmeyi başardığı; ironi ile lirizmi şaşırtıcı biçimde buluşturduğu" ifadeleriyle eserin günümüz dünyası ile okur arasındaki yıkıcı ilişkiyi çağın gergeflerinden geçirerek sunduğu belirtildi. Manisa Büyükşehir Belediyesinin kültür-sanat hayatına kazandırdığı bu önemli etkinliğin ödül töreni, 18 Kasım Salı günü, saat 18.00’de, Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleştirilecek. Şiirseverleri, modern Türk şiirinin büyük ustalarından İlhan Berk’in anısını yaşatan törene davet eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Merhum Ferdi Başkanımızın başlattığı bu önemli etkinliği devam ettirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Düzenlediğimiz bu etkinlikle hem usta şair İlhan Berk’in mirasını yaşatıyor hem de genç şairlere önemli bir destek sunarak edebiyat dünyasına katkı sağlamaya devam ediyoruz" dedi.
Kahramanların emanetleri, kitapların ışığında bir araya geldi
12 Kasım 2025 Çarşamba - 15:52 Kahramanların emanetleri, kitapların ışığında bir araya geldi Kepez Belediyesi, Dünya Çocuk Kitapları Haftası’nı anlamlı bir etkinlikle taçlandırdı. Kepez Aile ve Sosyal Hizmetler İlçe Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen programda, şehit ve gazi aileleri Dokumapark’ta bir araya geldi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Vatanı için canını ortaya koyan kahramanlarımızın aileleri bizim için en değerli emanettir" dedi. Kepez Belediyesi, Dünya Çocuk Kitapları Haftası’nı anlamlı bir etkinlikle kutladı. Kepez Aile ve Sosyal Hizmetler İlçe Müdürlüğü ile Kepez Belediyesi Şehit Yakınları ve Gaziler Birimi iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, şehit ve gazi aileleri Dokumapark’ta yer alan müzeleri ziyaret etti. Etkinlik kapsamında; Burhanettin Onat Çocuk Kütüphanesi, Araba Müzesi, Hababam Sınıfı Müzesi, Anadolu Şehitleri Müzesi ve Oyuncak Müzesi’ni gezen 20 şehit ve gazi ailesi, hem geçmişe yolculuk yaptı hem de çocuklarla birlikte kitap okuma etkinliğine katıldı. Katılımcılar, tarih, kültür ve çocuk edebiyatının iç içe geçtiği bu özel günde, güzel hatıralar biriktirdi. Burhanettin Onat Çocuk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen kitap okuma etkinliğinde, çocuklara kitap sevgisi aşılanırken; Araba Müzesi’nde klasik otomobillerin nostaljik atmosferi büyük ilgi gördü. Hababam Sınıfı Müzesi’nde Türk sinemasının unutulmaz sahneleri yeniden hatırlandı, Anadolu Şehitleri Müzesi’nde ise duygusal anlar yaşandı. Oyuncak Müzesi ise hem çocuklar hem de yetişkinler için renkli ve keyifli bir mola oldu. Kocagöz: "Şehit ve gazi ailelerimiz bizim baş tacımızdır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada, şehit ve gazi ailelerinin her zaman baş tacı olduklarını vurguladı. Başkan Kocagöz, "Vatanı için canını ortaya koyan kahramanlarımızın aileleri bizim için en değerli emanettir. Onların yanında olmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek, bizim en temel sorumluluklarımızdandır. Bu anlamlı günde çocuklarımızla ve ailelerimizle bir araya gelerek kitap, kültür ve tarih dolu bir paylaşım ortamı oluşturduk. Kepez’de sosyal belediyeciliği hayatın her alanına taşımaya devam edeceğiz" dedi.
İş Sanat’ta ‘Radyo Günleri’ ile nostaljik bir yolculuk
12 Kasım 2025 Çarşamba - 15:50 İş Sanat’ta ‘Radyo Günleri’ ile nostaljik bir yolculuk İş Sanat, Türk Halk Müziği’nin duayen ismi Canan Başkaya’yı "Radyo Günleri"’nde ağırlıyor. İş Sanat’ın 26. sezonu, müziğin farklı renklerini buluşturan özel yerli projelerle devam ediyor. Bu sezonun en heyecan verici buluşmalarından biri, Türk Halk Müziği’nin duayen ismi Canan Başkaya’yı ağırlayacak olan "Radyo Günleri" konseri olacak. 28 Kasım Cuma akşamı 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak konser, tiyatro sanatçısı Çağıl Taşbaşı’nın anlatımıyla radyolu günlerin sıcak ve samimi atmosferine yeniden hayat verecek. Başkaya, "Cumhuriyetimizin kuruluşunda radyo, çölde bir vaha gibiydi. İnsanlarla iletişimde en önemli haber kaynağıydı. 1940’lı yıllarda Muzaffer Sarısözen’in Yurttan Sesler Korosu’nu kurmasıyla halk müziği için bu yolculuk halen devam ediyor. Teknoloji değişiyor, insanlar değişiyor ama bizi kucaklayan bir sese, tınıya ulaşma isteğimiz değişmiyor" dedi. Başkaya, radyonun sadece bir yayın organı değil, aynı zamanda bir okul olduğunun altını çizerek, "Radyoda katılacağım programlar için ne kadar heyecanlanır, eserleri en doğru şekilde icra ederek yapımcıların ve dinleyicilerin karşısında mahcup olmamak için ne kadar özenirdim" diye konuştu. Ankara Radyosu’ndan devlet sanatçılığına Canan Başkaya’nın radyoya olan bağlılığının ardında, 1981’de kazandığı TRT Ankara Radyosu stajyer ses sanatçılığı sınavıyla başlayan köklü bir sanat kariyeri yatıyor. 1983’te profesyonel olarak radyoda başlayan bu serüven, ertesi yıl çıkardığı "Ayrılık Hasreti" albümüyle taçlandı ve Milliyet gazetesinin "Yılın Halk Müziği Sanatçısı" ödülünü kazandı. 15 yıl TRT’de sürdürdüğü kariyerin ardından Kültür Bakanlığı’na geçerek Devlet Sanatçısı unvanıyla yurtiçi ve yurtdışında sayısız konser veren Başkaya, emekliliğinden sonra da sanatını büyük bir tutkuyla sürdürüyor. "Merhamet Kıl", "Gönül Senden Ayrılır mı?" ve "Gül Ek Yüreğine" gibi albümlerle geniş bir repertuvarı dinleyicisiyle buluşturan Başkaya, İş Sanat sahnesinde türküleri radyodan dinlercesine samimiyetle seslendirmeye hazırlanıyor. Konserin repertuvarını, albümlerinde yer alan ve dinleyicilerin gönlünde taht kuran eserlerden özenle seçtiklerini belirten Başkaya, "Hocalarımız bize, ‘Siz radyo sanatçısısınız. Her yöreyi başarı ile okumalısınız’ derlerdi. Bu uyarı bizim kulağımıza küpe olduğu için radyoda yetişen sanatçıların repertuvarı çok zengindir. Bu konserde keyifli bir repertuvarla Anadolu’da ve Rumeli’de bir gezintiye çıkacağız" dedi. "Her türkü bir ders" Ses eğitimi dersleri vererek genç yetenekler yetiştirmeyi sürdüren Başkaya, öğrencilerine her zaman söylediği bir sözü hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Her türkü bir derstir. Bu dersi öğrenmenin yoluysa radyodan geçiyor" dedi.
Terme Belediyesi’nde "2. Kitap Günleri"
12 Kasım 2025 Çarşamba - 15:04 Terme Belediyesi’nde "2. Kitap Günleri" Samsun’un Terme Belediyesi, "2. Kitap Günleri"ni 17-25 Kasım tarihleri arasında Terme Park Sosyal Yaşam Alanı’nda düzenleyecek. Tam 40 yayınevi ve 50 yazarın katılacağı etkinlik için konuşan eğitimci ve akademisyen kimliğiyle de tanınan Belediye Başkanı Şenol Kul, "Edebiyatın kalbi dokuz gün boyunca Terme’de atacak" dedi. Terme 2. Kitap Günleri, bu yıl kapsamını büyük ölçüde genişleterek bölgenin en önemli kültürel buluşmalarından biri olmaya hazırlanıyor. 17 Kasım’da başlayacak ve 9 gün sürecek etkinlikte; 40 farklı yayınevi stant açacak, 50 yazar kitapseverlerle buluşacak. Ziyaretçiler, stantları ücretsiz gezmenin yanı sıra, düzenlenecek 10 söyleşi ve imza gününe katılabilecek. Ayrıca, minik kitapseverlerin kitapla bağını güçlendirmek amacıyla 12 özel çocuk etkinliği de programda yer alacak. Etkinliğin onur konukları arasında, İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon Ersoy, usta şair ve yazar Sunay Akın, Termeli şair yazar Dr. Senai Demirci ve eğitimci yazar Dilek Cesur gibi Türkiye çapında tanınan isimler bulunuyor. Başkan Kul’dan kişisel vurgu Aynı zamanda eğitimci kimliğiyle de tanınan, Türkiye’nin farklı üniversitelerinde ders vermiş bir akademisyen olan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Kitap Günleri’nin açılışı öncesinde güçlü bir davette bulundu. Başkan Kul, kendi sosyal hayatında da geniş bir kitap arşivine sahip ve okumayı seven biri olarak, Kitap Günleri’nin taşıdığı anlama dikkat çekti. Kul, "Bir eğitimci ve okur olarak, bilginin ve düşüncenin en temel kaynağının kitaplar olduğunu çok iyi biliyorum. Terme Belediyesi olarak, eğitim ve kültürel gelişime verdiğimiz önemi en üst düzeyde tutuyor, bu alanları önceliklerimizin başında görüyoruz" dedi. "Tüm hemşerilerimiz davetlidir" Başkan Kul, Terme 2. Kitap Günleri’nin ilçenin kültürel hayatına yaptığı katkının altını çizdi. Kul şunları söyledi: "Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Kitap Günleri, Terme’mizi dokuz gün boyunca bir kültür merkezine dönüştürecek. Kitaplar aracılığıyla bilginin sınırlarını hep birlikte genişleteceğiz. Başta gençlerimiz ve çocuklarımız olmak üzere, tüm hemşehrilerimizin edebiyat dünyasının değerli isimleriyle buluşmaya ve girişin ücretsiz olduğu bu kitap şölenine katılmaya davet ediyorum." Terme 2. Kitap Günleri, 17-25 Kasım tarihleri arasında Terme Park Sosyal Yaşam Alanı’nda ziyaretçilerini bekliyor olacak.
Yaşadıklarını 5 ciltlik kitapla ölümsüzleştirecek
12 Kasım 2025 Çarşamba - 14:01 Yaşadıklarını 5 ciltlik kitapla ölümsüzleştirecek KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de emekli öğretim görevlisi Mahmut Seyfeli, 48 yıldır sürdürdüğü halk edebiyatı, folklor ve etnografya çalışmalarını hiçbir maddi karşılık beklemeksizin beş ciltlik bir kitap haline getiriyor. 1976 yılında Kırşehir Lisesi’ne öğretmen olarak atanan Seyfeli, öğrencilerine kendi kültürlerini tanıtmak amacıyla ödevler vererek başladığı araştırma sürecinin yıllar içinde kapsamlı bir derlemeye dönüştüğünü söyledi. Seyfeli, "Öğrencilerimden gelen masal, hikaye ve metinler arasında ilgimi çeken birçok konu oldu. Bu durum beni Kırşehir’in halk edebiyatı, folklor ve etnografyasını derinlemesine incelemeye yöneltti. 48 yıl boyunca bu alanda çalışmalar yürüttüm" dedi. Erciyes Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladıktan sonra Kırşehir’e yerleşerek öğretim görevlisi olarak çalıştığını belirten Seyfeli, uzun yıllara yayılan araştırmalarını kitaplaştırmak için büyük çaba harcadığını ifade etti. Seyfeli, "Kendi imkanlarımla bu çalışmaları yayımlamam mümkün olmadı. Ankara’dan gelen destekle beş ciltlik bir Kırşehir Halk Edebiyatı çalışması ortaya çıktı" diye konuştu. Beş ciltten oluşan eser ile Kırşehir’in tarihi, aşık edebiyatı, anonim edebiyatı, gelenekleri, beslenme kültürü ve halk anlatılarının yer alacağını aktaran Seyfeli, çalışmasının gelecek kuşaklara kültürel bir miras bırakma amacı taşıdığını söyledi.