KÜLTÜR SANAT
Amasya’nın tescilli lezzeti ’taş fırın keşkeği’: Pişmesi 12 saat sürüyor 09 Şubat 2026 Pazartesi - 08:06:31 Amasya’nın coğrafi işaret tescilli lezzeti taş fırın keşkeğinin pişmesi 12 saat sürüyor. Akşamdan konulduğu fırında gece boyunca pişen keşkeğin tarihçesinin kentteki arkeolojik kazılarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı belirlendi. Besleyici ve tok tutucu özelliği bulunan keşkek, bayram sabahları ve düğünlerin vazgeçilmez yemeği olarak tercih ediliyor. Türk mutfağının en eski yemeklerinden Kuzu gerdan et, ilikli kemik, nohut, yarma ve tereyağının başlıca kullanıldığı keşkek, geleneksel Türk mutfağının en eski yemeklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Günün üç öğününde yenilebildiği gibi bayramlarda, düğün ve eğlencelerde misafirlere ikram ediliyor. Besleyici, doyurucu ve tok tutucu özelliği bu yemeği vazgeçilmez lezzetlerden biri kılıyor. Oluz Höyük’te 2 bin 500 yıllık keşkek tenceresi bulunmuştu Kentteki Oluz Höyük arkeolojik kazılarında içinde kemik ve tahıl parçalarının yer aldığı toprak çömleğin bulunmasıyla keşkeğin geçmişinin bu topraklarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı kayıtlara geçti. Pers dönemine ait bir saray mutfağında pişmiş topraktan yapılmış 30 santim uzunluğundaki tencerenin 30 kişilik bir yemeği pişirecek ölçülerde olduğu görülmüştü. Bayram günlerinde, düğünlerde severek yeniyor Keşkeğin geçmişinin Hitit dönemine kadar dayandığını düşündüğünü belirten gurme Yaman Kesim, "Aslına uygun malzeme ve doğru pişirme yöntemine önem veriyoruz. 3 bin yıllık özel bir yemekten söz ediyoruz. Hititlerin krallarına ve tanrılarına yapmış olduğu kutsal bir yemek olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde ise bayram günlerinde, düğünlerde severek yendiğini görüyoruz" dedi. "Çeperi kabuk bağladıysa keşkek başarılıdır" Odun ateşiyle yakılan taş fırına toprak kap içine konulan keşkeğin iyi pişirildiğinin işaretinin yüzeyindeki çeperler olduğunu anlatan ‘Geçmişten günümüze Amasya mutfağı’ kitabının yazarı Kesim, "Keşkeğin sırrı mutlaka çeperdedir. Eğer çeperde kabuk bağlama ve kolajen ortaya çıkıyorsa kesinlikle o iyi bir fırın keşkeğinin emaresidir" diye konuştu. "Dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden" Kentteki restoranların menüsünde yer alan keşkeğin günün her öğününde keyifle tüketildiğine değinen Amasya Yalıboyu Turizm İşletmeleri Derneği Başkanı Selçuk Başün de, "Keşkeği orjinal coğrafi işaretli haliyle pişirirseniz dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden biridir. Odun ateşinde ısınan taş fırında küpün içinde 12 saat gibi bir süreyle pişiyor. En çok tüketilip beğenilen yemeklerimizdendir" şeklinde konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 18:50 Kuantum İstihbarat 2071 kitabı tanıtıldı Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı "Kuantum İstihbarat 2071" adlı kitap, diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından önemli isimlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. İstihbarat anlayışına yeni bir soluk kazandıran Kuantum İstihbarat 2071 kitabının tanıtımı, İstanbul’daki Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı kitabın tanıtımında diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından çok sayıda önemli isim bir araya geldi. Programa Pakistan’ın İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurram Naeem, Cumhuriyet Savcısı Yusuf Çakar, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Pakistan Türkiye Dostluk Derneği Kurucu Başkanı ve Pakistan İstanbul Başkonsolosluğu Onursal Danışmanı Dr. Mian Waqar Badshah, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği adına Muhammed Mustafa Şimşek, STM Savunma Teknolojileri Kıdemli Mühendisi Reha Biçer, sanatçı Ahmet Şafak ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Programda konuşan yazarlar Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar, kitapta geleceğin istihbarat anlayışını, kuantum teknolojilerinin güvenlik ve devlet yönetimine etkilerini ele aldıklarını belirtti. Biçer ve Alemdar, çalışmanın akademik ve stratejik alanda önemli bir referans kaynağı olmasını hedeflediklerini ifade etti. Dr. Eda Alemdar, "Bu kıymetli etkinlikle tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Kuantum İstihbarat 2071; yapay zekâyı, bilinci ve güvenliği ayrı ayrı değil, aynı denklem içerisinde ele alan, geleceği yalnızca tahmin etmeye değil, bilimsel veriler ışığında anlamaya ve yönlendirmeye çalışan bir perspektif sunmaktadır. Bu nedenle ülkemizin bilinç araştırmaları ve kuantum yapay zekâ çalışmalarında bir araştırma merkezi haline gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanlara yapılacak yatırımlar yalnızca akademik ilerleme sağlamayacak, aynı zamanda güvenlik, teknoloji ve insanlık geleceği açısından kritik katkılar sunacaktır. Bugün atılan bu adımın yarının dünyasında bilimi yönlendiren ve geleceği okuyabilen ülkeler arasında yer almamıza katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum" dedi. Kitabın özgün bir çalışma olduğunu belirten Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer, "Mevlana’nın ifadesiyle söylenenleri söylenmiş yeni bir şeyler söylemek lazım ilkesinden hareket ettik. Bize göre de özgün bir çalışma oldu. Bu çalışma geniş boyutta insanlığa yönelik bir katkı, aynı zamanda devletimize yönelik ve bilim dünyasında yeni ufuklar verir. Yeni düşüncelere kapı açma mahiyetinde bu çalışmamızı gerçekleştirdik. Daha geniş çaplı düşünebilmek, interdisipliner bir alanda fikir üretebilmek amacıyla bu çalışma sadece bir alana yönelik değil. Yapay zeka vardır, teoloji vardır, metafizik vardır ama onun yanında da fütürist yaklaşımla bu çalışma ele alındığı için okuyucularımızın hemen hemen her kesimi ve her kitleye hitap edebilecek bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Pakistan’la ilgili çalışma Pakistanlı bir yazar bizim editörümüz oldu. Dolayısıyla kitabı tamamen gözden geçirdik. Çalışmanın daha ileriye yönelik Pakistan-Türkiye arasındaki stratejik işbirliklerine yol açabilecek bir mahiyet ve yapıda olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Sanatçı Ahmet Şafak, Kuantum İstihbarat 2071’in yalnızca teknik ya da akademik bir çalışma olmadığını vurgulayarak, "Daha önce kaleme aldıkları kuantum boyutundaki istihbarat kitabını çok daha geniş bir perspektifle bu defa Kuantum İstihbarat 2071’i yazdılar. Vizyonu biraz daha artık 2071’lere taşındı. Nöroscience dediğimiz nörobilimin sınırları içerisinde aslında Türk insanına yeni bir vizyon anlatmak ve tüm dünyaya bunu anlatmak noktasında çok önemli bir kitap ele aldılar" şeklinde konuştu. Katılımcılar da yaptıkları değerlendirmelerde, eserin Türkiye’nin gelecekteki güvenlik ve teknoloji vizyonuna katkı sağlayacağını vurguladı. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimi ve kitap imza programının ardından sona erdi.
08 Şubat 2026 Pazar - 17:18 Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen Kars Çıldır Gölü Buz Şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Doğal buz üzerinde Short Track ’Sürat Pateni’ ekibinin hız denemeleri nefes keserken, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımı, gölün aynasında adeta süzülerek izleyenleri mest etti. Buz üzerinde yapılan kıran kırana buz hokeyi gösteri maçı ise seyircilerden büyük alkış topladı. Kars Çıldır Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı, tarihinin en renkli günlerinden birine şahitlik etti. Kars Valiliği koordinesinde düzenlenen "Çıldır Gölü Buz Şenliği" soğuk havada binlerce vatandaşın katılımıyla adeta iç ısıtan bir festivale dönüştü. Kars’ın kış turizmi potansiyelini dünyaya duyurmak ve bölgenin saklı değerlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, kristal buz tabakasının üzerinde görsel şölene sahne oldu. Buzun üstünde estetik ve hız Şenlik programı, buzun sadece bir kış dekoru değil, aynı zamanda devasa bir sahne olduğunu kanıtladı. İzleyiciler, modern kış sporları ve geleneksel motiflerin harmanlandığı etkinliklerde unutulmaz anlar yaşadı. Kafkas folklor ekibi ve yöresel folklor ekibinin gösterisiyle başlayan etkinlikte, sürat pateni ekibinin hız denemeleri nefes kesti, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımının gösterisi ise izleyenleri büyüledi. Çıldır Gölü’nün buz tabakasının üzerinde oynanan buz hokeyi karşılaşması kıran kırana geçti. Buz hokeyi karşılaşmasının ardından Çıldır Gölü’nün sembolü haline gelen atlı kızakların yarışlarıyla festival adeta izleyenleri kendinden geçirdi. Festival daha sonra sona erdi. Öte yandan, festivale katılan milli sporcular ise buz üzerinde farklı bir deneyim yaşadıklarını kaydettiler.
Vali Çalgan: "Hattuşa’da bugüne kadar çok önemli eserler bulundu ve halen kazı çalışmaları devam ediyor"
13 Eylül 2025 Cumartesi - 18:54 Vali Çalgan: "Hattuşa’da bugüne kadar çok önemli eserler bulundu ve halen kazı çalışmaları devam ediyor" Çorum Valisi Ali Çalgan, Boğazkale ilçesindeki Hattuşa ören yerinde devam eden arkeolojik kazı çalışmalarını yerinde inceledi. Hititler’e başkentlik yapmış ve Anadolu’nun en önemli tarih merkezlerinden biri olan Hattuşa ören yerini ziyaret eden Çorum Valisi Ali Çalgan, devam eden kazı çalışmaları hakkında bilgi aldı. 2006 yılından bu yana Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında aralıksız sürdürülen kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Vali Çalgan, daha sonra Boğazkale Müzesi’ni ziyaret etti. Burada Anadolu’da demirin yaklaşık 3 bin 500 yıllık serüvenini konu alan "Hapalki: Demir" sergisini gezen Vali Çalgan, daha sonra, gün yüzüne çıkarılan eserleri inceledi. "Hattuşa, dünya tarihinin merkezlerinden biri" Hattuşa’nın önemine dikkat çeken Çorum Valisi Ali Çalgan, "Bugün ilimizin önemli ören yerlerinden Hattuşa’dayız. Hititlerin başkenti olan Boğazkale’deyiz. Hattuşa, Hititlere başkentlik yapmış bir şehir. Yaklaşık 3 bin 500 yıl önce dünyanın en güçlü devletlerinden biri Hitit İmparatorluğu’ydu. Hattuşa’da bugüne kadar çok önemli eserler bulundu ve halen kazı çalışmaları devam ediyor" dedi. "Demirin insanlığa armağan edildiği topraklardayız" Boğazkale Müzesi’ndeki ziyaretine de değinen Vali Çalgan, "Bugün burada, bu yıl Türkiye’de açılan önemli sergilerden birini müze yetkililerimiz ve kültür müdürümüz ile birlikte gezdik. Burada, demirin ilk işlendiği ve keşfedildiği, insanlığa armağan edildiği topraklardayız. İlk aletlerin, araç gereçlerin ve savaş gereçlerinin örneklerini hep birlikte gördük, hikâyelerini dinledik. Burası, herkesin hayranlıkla gezebileceği bir yer. Hem ören yerlerindeki hem de müzedeki eserleri görebilirsiniz. Tüm yerli ve yabancı misafirlerimizi bekliyoruz" diye konuştu. İncelemeler sırasında Çorum Valisi Ali Çalgan’a, Boğazkale Kaymakam Vekili Mutlu Köksal, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Kubilay Ayvaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Cıplak, Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, Kazı Koordinatörü Dr. Önder İpek, Kazı Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Metin Alparslan eşlik etti.
Vali Çalgan, Hititlerin başkenti Hattuşa’daki kazı çalışmalarını inceledi
13 Eylül 2025 Cumartesi - 18:37 Vali Çalgan, Hititlerin başkenti Hattuşa’daki kazı çalışmalarını inceledi Çorum Valisi Ali Çalgan, Boğazkale ilçesindeki Hattuşa ören yerinde devam eden arkeolojik kazı çalışmalarını yerinde inceledi. Hititler’e başkentlik yapmış ve Anadolu’nun en önemli tarih merkezlerinden biri olan Hattuşa ören yerini ziyaret eden Çorum Valisi Ali Çalgan, devam eden kazı çalışmaları hakkında bilgi aldı. 2006 yılından bu yana Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında aralıksız sürdürülen kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Vali Çalgan, daha sonra Boğazkale Müzesi’ni ziyaret etti. Burada Anadolu’da demirin yaklaşık 3 bin 500 yıllık serüvenini konu alan "Hapalki: Demir" sergisini gezen Vali Çalgan, daha sonra, gün yüzüne çıkarılan eserleri inceledi. "Hattuşa, dünya tarihinin merkezlerinden biri" Hattuşa’nın önemine dikkat çeken Çorum Valisi Ali Çalgan, "Bugün ilimizin önemli ören yerlerinden Hattuşa’dayız. Hititlerin başkenti olan Boğazkale’deyiz. Hattuşa, Hititlere başkentlik yapmış bir şehir. Yaklaşık 3 bin 500 yıl önce dünyanın en güçlü devletlerinden biri Hitit İmparatorluğu’ydu. Hattuşa’da bugüne kadar çok önemli eserler bulundu ve halen kazı çalışmaları devam ediyor" dedi. "Demirin insanlığa armağan edildiği topraklardayız" Boğazkale Müzesi’ndeki ziyaretine de değinen Vali Çalgan, "Bugün burada, bu yıl Türkiye’de açılan önemli sergilerden birini müze yetkililerimiz ve kültür müdürümüz ile birlikte gezdik. Burada, demirin ilk işlendiği ve keşfedildiği, insanlığa armağan edildiği topraklardayız. İlk aletlerin, araç gereçlerin ve savaş gereçlerinin örneklerini hep birlikte gördük, hikâyelerini dinledik. Burası, herkesin hayranlıkla gezebileceği bir yer. Hem ören yerlerindeki hem de müzedeki eserleri görebilirsiniz. Tüm yerli ve yabancı misafirlerimizi bekliyoruz" diye konuştu. İncelemeler sırasında Çorum Valisi Ali Çalgan’a, Boğazkale Kaymakam Vekili Mutlu Köksal, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Kubilay Ayvaz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Cıplak, Boğazkale Müzesi Müdürü Resul İbiş, Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, Kazı Koordinatörü Dr. Önder İpek, Kazı Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Metin Alparslan eşlik etti.
Mardin’de süryani aile, kiliseyi müslüman aile dostlarına emanet ediyor
13 Eylül 2025 Cumartesi - 15:45 Mardin’de süryani aile, kiliseyi müslüman aile dostlarına emanet ediyor Farklı din ve kültürlerin yüzyıllardır iç içe yaşadığı Mardin’de, süryani ve müslüman aileler arasındaki 150 yıllık dostluk, bugün de örnek bir şekilde devam ediyor. Kentte uzun yıllardır komşuluk yapan süryani aile, kiliseyi müslüman aile dostlarına emanet ediyor. Süryani dostlarının güvenini boşa çıkarmayan Orhan Alkanoğlu, üç aydır Mar Hırmız Keldani Kilisesi’ne gönüllü olarak bakıyor. Orhan Alkanoğlu, dostluklarının kuşaklar boyu sürdüğünü belirterek, "Aile dostlarımızdır. Bana güvendikleri için buraya bakmak durumunda kaldım. Biz dört dinin birlikte yaşadığı bir şehirdeyiz" dedi. Mardin’in sadece Türkiye’de değil, dünyada da kültürel ve dini hoşgörünün sembol şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Alkanoğlu, farklı inançlara sahip insanların bir arada kardeşçe yaşamasının mümkün olduğunu gösterdiklerini söyledi. Alkanoğlu, şöyle devam etti: "Çalışıyorum, namazımı da kılıyorum. Süryani Kilisesi’nde üç aydır yardım ediyorum. Elhamdülillah müslümanım, ama bunlar bizim aile dostlarımızdır. Mardin’de herkes çalışır. Aile olarak 150 yıllık bir dostluğumuz var. Bütün insanlar birbirini tanıyor. Bana güvenerek burayı teslim ettiler, ben de bakmak durumunda kaldım. Din ayrımı Mardin’de yoktur, herkes kendi dinini yaşayabilir". Süryani ve müslüman aileler arasındaki bu örnek dayanışma, Mardin’in yüzyıllardır süregelen kardeşlik ve hoşgörü kültürünün en güzel yansımalarından biri olarak dikkat çekiyor.
Şehrin ortasında 754 yıllık tarihi yapı dimdik ayakta duruyor
13 Eylül 2025 Cumartesi - 15:08 Şehrin ortasında 754 yıllık tarihi yapı dimdik ayakta duruyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de 754 yıldır ayakta duran ve iki kez restorasyon geçiren tarihi yapı, hem medrese hem de cami olarak kullanılma özelliğiyle dikkat çekiyor. Kentin tam merkezinde yer alan yapı, özellikle ibadet saatlerinde vatandaşların en çok tercih ettiği mekanların başında geliyor. Anadolu Selçuklu döneminin izlerini taşıyan ve 1271 yılında inşa edilen yapı, mimarisi ve çok amaçlı kullanımıyla hem yerli halkın hem de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Zamanla çeşitli tadilatlar gören yapı, geçirdiği iki büyük restorasyon sayesinde özgünlüğünü koruyarak günümüze ulaşmayı başardı. Yapıldığı günden bu yana hem eğitim hem ibadet merkezi olarak hizmet veren yapı, içerisinde bulunan medrese hücreleri ve cami bölümüyle dikkat çekiyor. Özellikle cuma namazlarında yoğunluk yaşanan mekanda, hem dini hem de kültürel mirasın yaşatıldığı görülüyor. Vatandaşlar, tarihi yapının korunarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirtirken, bu tür eserlerin şehrin kimliğini yansıttığını ifade ediyor. Cami ziyaretinde bulunan Sami Bahşi, yapının özenle yapıldığını söylerken Serdar Ceylan adlı vatandaşta Cacabey Kitabesiyle aydınlatıcı bilgi verilmesi gerektiğini savunuyor. Kırşehir’e Mersinden ziyarete gelen ve camiyi internetten gördüğünü söyleyen Oğuz Şavk, "Bu yapıyı internetten gördüm. Böyle bir yapıyı görmek beni mutlu etti" derken, Ferhat Korkmaz ise, "Gelecekle geçmiş arasında cami ve medrese köprü görevi görmüş kesinlikle gezilip görülmesi gereken yerlerden bir tanesi" diye konuştu. Cami bölümünde Selçuklu mimarisi izleri buluyor. Taş işçiliği, kemerler, mihrap ve minberde taş oymacılığı, taş sütunlar ya da köşelerde konsollar gibi detaylar göze çarpıyor. Tarihi yapının Anadolu Selçuklu döneminde gök bilimi medresesi olarak kullanıldığı biliniyor.
Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerine yurdun dört bir yanından gelen Yörükler törenle karşılandı
13 Eylül 2025 Cumartesi - 13:56 Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerine yurdun dört bir yanından gelen Yörükler törenle karşılandı Bilecik’in Söğüt ilçesinde bu yıl 744’üncüsü düzenlenen Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerinin ikinci gününde yurdun dört bir yanından gelen Yörükler törenle karşılandı. Kayı Boyu’nun lideri, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi’nin adına bu yıl 744’üncüsü düzenlenen Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenliklerinin ikinci günü başladı. Kutlamalar ilk olarak yurdun dört bir yanından gelen Yörükler, Söğüt Hükümet Konağı önünde törenle Söğüt Belediye Başkanı Ferhat Durgut tarafından karşılandı. Hükümet Konağı önünde düzenlenen törene Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Milletvekili Halil Eldemir, Söğüt Kaymakamı Murat Yayabaşı, Söğüt Belediye Başkanı Ferhat Durgut, AK Parti İl Başkanı Serkan Yıldırım, Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan,Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu, Oğuz Boyları Konfederasyon Başkanı Mehmet Özer, Turan Devletleri Konfederasyonu Başkanı Faik Akyıldız ve katılımcılar katıldı. "400 çadırlık beylikten, 3 kıtada, 7 iklimde hüküm süren iki cihan devletinin doğduğu, ulu çınarın tohumlarının yeşerdiği yer Söğüt" Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından açılış konuşması yapan Söğüt Belediye Başkanı Ferhat Durgut, "400 çadırlık beylikten, 3 kıtada, 7 iklimde hüküm süren iki cihan devletinin doğduğu, ulu çınarın tohumlarının yeşerdiği Anadolu’nun kalbi, dirilişin meskeni, kurtuluşun mihenk dirilişin meskeni, kurtuluşun mihenk taşı olan bu kutlu topraklara hoş geldiniz. Üzerinde yer aldığımız topraklar, Türk tarihine ev sahipliği yapmış mukaddes topraklardır. Babasının ölümünden sonra Kayılara Bey seçilen Alperen Serdarı, Büyük Türk Ertuğrul Gazi, Anadolu Selçuklularına yiğitlik ve mertlikle yardım ederek Söğüt ve Domaniç’i fethederek Selçuklu himayesine kattı. Bunun üzerine Alâeddin Keykubad, Ertuğrul Gazi’ye iltifat ederek hil’at gönderdi ve Domaniç’i yaylak, Söğüt’ü kışlak olarak verdi. Böylelikle tarihî şan ve şerefle dolu iki cihan devleti Osmanlı’nın temelleri atılmış oldu. Ertuğrul Gazi’nin 1281 yılında vefat etmiştir. İşte o tarihten bu yana Kayı Boyu’na mensup Karakeçili Aşireti ve diğer Türkmen ve Yörük boyları her yıl Eylül ayının ikinci Pazar günü Söğüt’e gelerek Ertuğrul Gazi’yi yad etmişler, şifalı pilav döküp katılımcılara ikram ederek, Türk misafirperverliğinin, Türk kadirşinaslığının önemli özelliklerini sergilemişlerdir. Türk töre ve toy geleneğini yaşayıp yaşatabilmenin, ahde vefanın derin hazzını yaşıyoruz" dedi. "Ertuğrul Gazi’nin bir devlet ve bir vatandaştan sonraki en büyük mirası olan bu ruh Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesidir" Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu ise, "Bizler Oğuz atamızın öğretisi ışığında, Sultan Alparslan’ın cesareti, Ertuğrul Gazi Hazretlerinin feraseti ve Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının dirayeti ile ulusal ve uluslararası arenada mevcut asrın Türkiye Yüzyılı olması vizyonunda Türk’ün varlığına, birlik ve beraberliğine hizmet eden neferleriz. Ertuğrul Gazi atamız, 3 kıtada hüküm sürecek bir cihan devletinin temelini Söğüt’te atarak, Anadolu’yu bir Türk yurdu olarak tapusunu mühürlemiştir. Dünya bilsin ki, akıp giden tarih içinde Söğüt’e vurulan bu mühür Ahlat’ta da, Erciş’te de, Diyarbakır’da da vardır. Musul’da, Kerkük’te vardır. Üsküp’te, Kosova’da Bosna’da vardır. Şam’da, Halep’te vardır ve asla kalkmayacaktır. Bu mühür Ötüken’deki kadar Buhara’daki kadar asıldır. Bu mührü muhafaza eden manevi güç, Söğüt ruhudur. Ertuğrul Gazi’nin bir devlet ve bir vatandaştan sonraki en büyük mirası olan bu ruh Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesidir. Biz Türk Türkmenleri her daim akıl, gayretli ve haysiyetli tutan Söğüt ruhunu ebediyete kadar yüreğimizde yaşatacağız. Buna tam benliğimizle söz veriyoruz" dedi. "Alparslan bizlere Anadolu’nun kapıları açtı, Ertuğrul Gazi bu topraklara bizleri yerleştirdi" Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, yakın bir zamanda Ahlat’ta Malazgirt’te Alparslan’ı andıklarını anlatarak, "Bin yıllık Anadolu’daki varoluşumuzun önemli dönüm noktalarından bir tanesini hatırladık. Her sene daha gelişen daha güzel daha şenlikli bir şekilde oradaki çalışma devam ediyor. Daha çok vatandaşımız hem 26 Ağustos tarihinde geliyor hem de sene boyunca Ahlât’taki kabirleri ziyaret etmeye oradaki mirası yerinde görmeye ve Malazgirt muharebe alanını da ziyaret etmeye artık yüz binlerce vatandaşımız gidiyor. Söğüt’te de aynı ilginin her yıl artarak devam ettiğini biliyorum. Ertuğrul Gazi yine bu toprakların bize vatan olmasında öncülük etmiş büyük emek vermiş bizim için büyük önder bir kişi. Alparslan’ın işte torunlarından bir tanesi Alparslan kapıyı açtı, Ertuğrul Gazi bu topraklara bizleri yerleştirdi" dedi. "Söğüt; Ertuğrul Gazi’nin otağını kurduğu, adaletin, irfanın ve kardeşliğin dünyaya kök saldığı mukaddes topraklardır" Son olarak söz alan Bilecik Valisi Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, " Bir yıldır hasretle yollarını gözlediğimiz Yörüklerimizle bugün Söğüt’te kucaklaşıyor, özlemimizi gideriyoruz. Söğüt; Ertuğrul Gazi’nin otağını kurduğu, adaletin, irfanın ve kardeşliğin dünyaya kök saldığı mukaddes topraklardır. Osmanlı’nın dünyada örnek gösterilen medeniyeti, Yörük kültürünün özünden beslenmiştir. Bizler de bugün aynı ruhla birlik, kardeşlik ve vatan sevgisini yaşatmaya devam ediyoruz. Ülkemizin dört bir köşesinden gelen Yörüklerimiz başta olmak üzere, şenliğimize katılan tüm misafirlerimize gönülden teşekkür ediyor, toyumuzun birlik ve kardeşlik içinde geçmesini diliyorum" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından halk oyunları ve mehteran gösterilerinin ardından Hükümet Konağı önünden Jandarma Genel Komutanlığı Mehter Birliği eşliğinde Ertuğrul Gazi Türbesi’ne düzenlenen kortej yürüyüşü düzenlendi.
Müzisyen ve sanatçılardan kardeşlik mesajı
13 Eylül 2025 Cumartesi - 13:37 Müzisyen ve sanatçılardan kardeşlik mesajı Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından desteklenen Müzsan müzisyenler ve sanatçılar federasyonu tarafından düzenlenen terörsüz Türkiye yolunda mozaik Türkiye’nin kardeşi Projesi kapsamında 81 ilden 81 sanatçı Gaziantep’te buluşarak ve hep bir ağızdan kardeşlik mesajı verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlatmış olduğu barış sürecine destek amaçlı Müzsan müzisyenler ve sanatçılar federasyonu tarafından kardeşlik için önemli bir adım atıldı. Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından desteklenen Müzsan müzisyenler ve sanatçılar federasyonu tarafından düzenlenen terörsüz Türkiye yolunda mozaik Türkiye’nin kardeşi Projesi kapsamında 81 ilden 81 sanatçı Gaziantep’te buluştu. Sanatçı ve müzisyenler hep bir ağızdan kardeşlik mesajı vererek, söz ve müziği Ahmet Onurlu‘ya ait olan ‘Türk’ün Kürdün sevdası bir evladı bir babası bir aldığımız havası bir huzur bulsun Türkiye’miz’ isimli eserini seslendirdi. Projenin genel koordinatörü olan Müzsan Genel başkanı Ahmet Onurlu, böyle önemli bir projeye vermiş oldukları destekten dolayı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’a teşekkür ederek, "Dış ülkelerden Türkiye’mize çok aşırı derecede Hainlik planı kuranlar var bizi bir birimize düşürmek isteyenler var. Fakat biz Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan Türk, Kürt, Arap, Zaza kardeşlerimiz ile aynı havayı teneffüs ediyoruz. Artık oyunlara gelmemiz gerekiyor. Birlik beraberlik içerisinde yaşamamız lazım. Hiçbir dış ülkeye boyun eğmeyeceğiz" diye konuştu. Etkinliğe katılan 81 sanatçı her sanatçıyı kendi yöresine ait bir türkü seslendirerek projeye destek verdiler.
Bin 700 yıl önce yapılmış 3 boyutlu mozaikler kendine hayran bırakıyor
13 Eylül 2025 Cumartesi - 13:12 Bin 700 yıl önce yapılmış 3 boyutlu mozaikler kendine hayran bırakıyor Kayseri’nin İncesu ilçesine bağlı Örenşehir Mahallesi’ndeki İç Anadolu’nun en büyüğüne ulaşılan arkeolojik kazı çalışmalarında ortaya çıkartılan ve yaklaşık bin 700 yıl önce yapılan mozaikler, işçilik ve görselliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor. İki dilde yazılan kitabelerin bulunduğu yapı ile ilgili konuşan Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun; mozaiklerle ilgili olarak; "Kazı ilerledikçe oranın tarihi ile ilgili önemli bilgiler sunacak önemli kalıntılar açığa çıktı" dedi. İncesu ilçesi, Örenşehir Mahallesi Köy İçi mevkiinde büyükşehir belediyesinin desteği ve Kayseri Müze Müdürlüğü başkanlığındaki arkeolojik kazıda; 3. yüzyıldan sonra Roma ve Bizans döneminde kullanılan bir villanın zemin mozaikleri ortaya çıkartılmaya devam ediliyor. Kazıların ilerledikçe önemli kalıntılar ortaya çıktığını aktaran İl Kültür Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun; "İncesu’da Örenşehir mahallemizde mozaikli yapı kalıntısı olarak bahsettiğimiz alanda çalışmalar gerçekleştiriliyor. Kültür ve turizm Bakanlığımız ve Kayseri Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle Müze Müdürlüğü’müz başkanlığında devam ediyor. Orada da önemli veriler çıkmaya başladı. İlk başlarda oradaki taban mozaiklerinden bahsetmiştik, kazı ilerledikçe oranın tarihi ile ilgili önemli bilgiler sunacak önemli kalıntılar açığa çıktı. Burada iki farklı dilde yazılmış mozaiklerde kitabeler gördük. Bunun dışında farklı süslemeler, üst düzey kaliteli işçilikle yapılmış taban mozaikleri gördük. En son 600 metrekare kadar bir taban mozaiğinden bahsetmiştik. Şuan 3 bin metrekare alanda çalışmalar yapıldı, bu yıl da aynı şekilde çalışmalar devam ediyor. Yeni mozaikler açığa çıktığında yine aynı şekilde temizliği ve koruması yapılacak" dedi. "Hedefimiz vatandaşın ziyaretine açabilmek" Çalışmaların tamamlandığında bölgenin ören yeri olmasıyla ilgili projelerinin bulunduğunu aktaran Dursun; "Planlamamız şu şekilde; Örenşehir’i daha öncesinde 3. yüzyıla kadar tarihlemiştik, çalışmalar biraz daha erken olabileceği veriler de sunuyor. Ama 3. yüzyılda Latince ve Grekçe yazılmış iki farklı kitabeleri görüyoruz. Bunun da Roma’nın ikiye ayrılması; özellikle Doğu Roma’nın kurulma aşamasına denk geliyor. O yüzden diyoruz; Geç Roma Erken Bizans dediğimiz zaman. Yapıyla ilgili bilgi veren bir kitabe de var, bu yapının çok üst düzey olduğunu anlatan bir kitabe. Zaten oradan çıkan mozaikler de bunu söylüyor. Bu çalışmalar tamamlandığında bakanlığımıza buranın bir ören yeri olmasıyla ilgili çalışmamızı sunacağız. Buna yönelik planlama yapıldıktan sonra, projeleri gerçekleştirdikten sonra hedefimiz vatandaşlarımızın ziyaretine açabilmek. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin gelebilmesi için bir planlama yapıyoruz. Bunu yapabilmemiz için en azından kazının sınırlarını belirleyip sona gelmemiz lazım. Yakın zamanda da biter diye düşünüyorum. Orası da Geç Roma Erken Bizans Dönemi’nin mimari kalıntısını yansıtması açısından önemli. Çok sayıda ziyaretçinin gideceği bir nokta olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "İşçilik çok üst seviyelere ulaşmış" Yaklaşık bin 700 yıl önce yapılan mozaiklerin 3 boyutlu olarak algılanan görsellerden oluştuğunu da sözlerine ekleyen Dursun; "O dönemde bu tür eserleri yapan insanlar farklı bölgelerde var ve bunun üzerine ustalaşıyorlar. Kuşbakışı açıdan görsel sunanı var, bir de çapraz açıdan görsel sunanı var, bu da üç boyutlu olarak algıladıklarımız. Bu da işçilik anlamında çok üst düzey seviyelere ulaştığının kanıtı" ifadelerini kullandı. Yapıyı bin 700 yıl öncesine tarihlendirdiklerini ancak daha erken tarihe alınabilecek verilerin de elde edildiğinin altını çizen Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun açıklamasını şöyle sürdürdü; "Örenşehir’de geçtiğimiz yıllarda yaptığımız tarihlendirmeye baktığımızda 330’lu yıllarda o zamanki imparatorun buraya gelmiş olabileceğini belirtmiştik. Şuanda kazı çalışmaları devam ederken tarihin biraz daha erkene gittiğine verileri sunuyor. Mevcut gördüğümüz mozaikler 330’lu yıllarda yapılmış ama bazı veriler o bölgenin daha erken kullanılabileceğini bize sunuyor."
Karakaya: "Ankara bir bütün olarak turizm başkentidir"
13 Eylül 2025 Cumartesi - 13:02 Karakaya: "Ankara bir bütün olarak turizm başkentidir" Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya, "Ankara bir bütün olarak turizm başkentidir" dedi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile çevrim içi seyahat platformu Trip.com’u bünyesinde bulunduran Trip Group iş birliğinde düzenlenen çalıştay, sektör temsilcilerini bir araya getirdi. TGA ile Trip.com Group iş birliğinde 9 Eylül’de başlayan ve 13 Eylül’e kadar devam eden ‘Trip Group Fethiye & Ankara & Kapadokya Workshops 2025’ isimli çalıştay serisinin Ankara ayağı başarıyla tamamlandı. 9-10 Eylül tarihlerinde gerçekleşen etkinlikte konaklama sektörünün temsilcileri ve seyahat acentelerden oluşan 120 katılımcı ağırlandı. Etkinliğin ilk günü Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya ve Trip.com Group’un Destinasyon Pazarlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Amanda Wang’in açılış konuşmalarıyla başladı. TGA ile Trip Group yöneticilerin sunumlarının ardından katılımcılarla birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Bu kapsamında düzenlenen iki günlük programda heyet, Ankara’nın farklı noktalarını keşfetme fırsatı buldu. Ankara’nın konaklama kapasitesini vurgulamak amacıyla çeşitli oteller ziyaret edilirken; Anıtkabir, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Rahmi M. Koç Müzesi, Ankara Kalesi ve Ahi Şerafettin (Aslanhane) Camii gibi şehrin kültürel mirasları da deneyimlendi. Trip.com Group Başkan Yardımcısı Wang konuşmasında Türkiye’yi küresel ölçekte önde gelen küresel bir destinasyon olarak konumlandırdıklarını, geçen yılın kasım ayında açtıkları İstanbul’daki ofisleriyle Türkiye’ye yönelik çalışmalarının ivme kazandığını belirtti. Wang, "Bu yılın Ocak-Ağustos ayları arasında Trip.com platformumuz aracılığıyla Türkiye’ye uçuş siparişlerinde 2 haneli bir artış kaydettik. Konaklama sayıları da güçlü bir büyüme gösterdi. Oda gecelemelerinde yıllık 2 haneli büyüme sağlandı ve otellerle doğrudan iş birliği sayesinde yıllık 3 haneli büyüme elde edildi. Bu güçlü büyüme hem Türkiye’nin artan cazibesini hem de ortak çalışmalarımızın başarısını yansıtıyor" dedi. "Ankara bir bütün olarak turizm başkentidir" Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya ise açılış konuşmasında Ankara’da bulunan kültürel miraslarının Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy öncülüğünde öne çıktığını belirtti. Karakaya, daha fazla yerli ve yabancı turistin başkente gelmesini sağladıklarını ve her geçen gün konaklayan sayısının arttığını dile getirirken Trip.com yetkilerinin Ankara’ya gelmesinin sadece oteller için değil ‘Inbound Tourism’ yapan yerel seyahat acenteleri için de bir fırsat olacağını söyleyerek, "Müzelerimiz, Termal Otellerimiz, Kültürel Miraslarımız ve tarihi yapılarımızın Ankara da turizm çeşitliliğinin ne kadar fazla olduğunun göstermektedir, Stadyumumuzun İnşaatı tamamlanmasıyla birlikte Sportif etkinliklere gelenlerinde sayısı oldukça artacaktır, Ankara sadece Çankaya değil, Beypazarı, Polatlı, Kızılcahamam ve diğer ilçeleriyle birlikte bir bütün olarak turizm başkentidir" diye konuştu.
Bursa’nın kurtuluşu Osmangazi’de panel ve müzikalle anlatıldı
13 Eylül 2025 Cumartesi - 11:45 Bursa’nın kurtuluşu Osmangazi’de panel ve müzikalle anlatıldı Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yılı, Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği panelle bir kez daha hafızalara kazındı. Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yılı, Osmangazi Belediyesi’nin gün boyu düzenlediği etkinliklerle anıldı. Bu kapsamda Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen "Yeşil Bursa Al Sancağına Kavuştu" panelinde, akademisyenler Bursa’nın işgal yıllarını ve kurtuluş mücadelesini belgeler ve fotoğraflarla anlattı. Yaklaşık 2 yıl 2 ay 2 gün süren Yunan işgalinin sona ermesinin yıldönümünde düzenlenen panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Betül Batır üstlenirken, konuşmacı olarak İstiklal Mücadelesi Araştırmaları Derneği üyeleri Fuat Serdar Aydın ve Sinan Onuş yer aldı. Prof. Dr. Betül Batır, panelin açılışında, "11 Eylül yalnızca Bursa için değil, Türk milleti için çok önemli bir tarihtir. Bugün burada tarihine sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum" dedi. 2 bin kilometrelik cephe hattı Milli Mücadele dönemi ve Bursa’nın işgal yıllarına dair saha araştırmalarını paylaşan Fuat Serdar Aydın ise, "Batı Anadolu’da 2 bin kilometrelik cephe hattından söz ediyoruz. Bunun sadece yüzde 15’ini gezebildik. Sosyal medyada ‘Kurtuluş Savaşı olmadı’ gibi iddialar ortaya atılıyor. Bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Tarih ortada, biz ilgilenmediğimiz için bilmiyoruz" ifadelerini kullandı. Sinan Onuş da o dönem yazılı anlatıların dili üzerine dikkat çekerek, "Susuzluk hiçbir yoksunluğa benzemiyor’ ya da ‘Öğlenden sonra oldu ama güneş hükmünü icra etmeye devam ediyordu’ gibi ifadeler dönemin ruhunu çok duygusal bir dille yansıtıyor" dedi. Panelin ardından Seher Kander’in sahnelediği "Bursa’da İkinci Zaman" adlı müzikal anlatım, katılımcılardan büyük beğeni topladı.