KÜLTÜR SANAT
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan genç sanatçılara destek 26 Nisan 2026 Pazar - 13:20:42 Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gelenekselleştirdiği "Genç Sanat: Güncel Sanat Proje Yarışması" bu yıl 12’nci kez genç sanatçıların eserlerini buluşturacak. Toplam 1 milyon liralık ödül desteği sunacak olan yarışmaya başvurular 1 Haziran-1 Eylül tarihleri arasında ’e-Devlet’ bağlantılı sistem üzerinden çevrim içi olarak yapılacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın güncel sanatı ve genç sanatçıları desteklemek amacıyla düzenlediği ’Genç Sanat: 12. Güncel Sanat Proje Yarışması’nın hazırlık süreci başladı. Yarışmada, 35 yaş ve altı uygulamalı sanat eğitimi alan genç sanatçılar projeleriyle yarışacak. Genç yeteneklerin resim, heykel, fotoğraf, video, yerleştirme, yeni medya ve karışık teknik gibi alanlarda üretimlerini sanat çevreleriyle buluşturmayı amaçlayan yarışma bu sene de günümüz sanatındaki öncü ve yeni eğilimlere odaklanacak. Yarışmada başarı ödülüne layık görülen 5 esere 80’er bin lira, mansiyon alan 5 esere 40’ar bin lira ve sergilemeye değer bulunan 20 esere 20’şer bin lira olmak üzere toplam 1 milyon lira para ödülü takdim edilecek. Yarışma sonunda farklı üniversitelerden genç sanatçıların birlikte yer alacağı karma bir sergiyle güncel sanatın son yıllardaki gelişimi de gözler önüne serilecek. Başvurular çevrim içi alınacak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genç sanatçılara eser üretimine yönelik çağrı yaptığı yarışmanın başvuruları e-Devlet üzerinden çevrim içi olarak kabul edilecek. Serbest konulu olarak düzenlenen yarışmaya başvurular, 1 Haziran-1 Eylül 2026 tarihleri arasında yapılacak. Genç sanatçılar https://gorselsanat.ktb.gov.tr/ internet adresi üzerinden e-Devlet bağlantılı sistem aracılığıyla yarışmaya başvuracak. Yarışma şartnamesine de aynı adresten erişilebilecek. Alanında uzman seçici kurul Yarışmanın seçici kurulunda Sabancı Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fırat Arapoğlu, Iğdır Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadık Arslan, Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Yıldız Doyran, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Tansel Türkdoğan ile Bakanlık temsilcileri olarak Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı ile Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı Seda Şentürk yer alacak.
26 Nisan 2026 Pazar - 13:11 Atıl bina kadınlar için sanat merkezine dönüştü Adana’nın Feke ilçesinde atıl durumdaki bir bina, Kaymakamlık öncülüğünde restore edilerek sanat merkezine dönüştürüldü. İlçenin ilk kadın kaymakamı Feyza Yılmaz’ın öncülüğünde hayata geçirilen proje, kadınlar ve gençleri sanatla buluşturdu. 67 yaşındaki Elif Özata yarım kalan hayallerini tuval başına geçerek elinde fırçası ile gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’na ait atıl durumda kullanılmayan bina, Feke Kaymakamlığı koordinesinde, belediye, kurumlar ve hayırsever iş adamı Mehmet Kaya’nın desteğiyle yenilenerek sanat merkezi ve kitap kafe olarak hizmete açıldı. İlçede ilk olma özelliği taşıyan merkez, 7’den 70’e herkesin kullanımına sunularak sanatta gençlerin yeteneklerinin keşfedilmesi için öncü oldu. Sanat merkezinin açılışına Kaymakam Feyza Yılmaz, Feke Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Arık, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından sergilenen tablolar incelendi, keman eğitimcileri mini konser verdi, katılımcılar ebru sanatı ve tuval boyama etkinlikleri ile renkli görüntüler oluşturdu. "Gençlere destek vermekten gurur duyuyoruz" İlçenin ilk kadın kaymakamı Feyza Yılmaz ise atıl bir binayı sanat merkezine dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, projeye destek veren tüm kurumlara ve hayırseverlere teşekkür etti. Yılmaz, "Gençlerin ve kadınların sanatla geliştiği bir Feke için çalışıyoruz ve gururluyuz" dedi. Açılışı yapılan merkezde ücretsiz kütüphane kafe, resim atölyesi ve ebru sanatı başta olmak üzere birçok alanda eğitimler yer alırken proje ile gençlerin sanata yönlendirilmesi ve yeteneklerinin keşfedilmesi hedefleniyor. 67 yaşında hayalini gerçekleştirdi 67 yaşında tuvalin başına oturarak çocukluk hayalini gerçekleştiren Elif Özata ise, "İlçemizin ilk kadın kaymakamı sayesinde çok heyecanlıyım. Okul döneminde çok güzel resimler yapardım. Şimdi kızımız gibi oldu, evladım gibi bizi çok mutlu etti" diye konuştu. İlçe sakinlerinden Gülcan Özer, 2000’li yıllarda eşinin memuriyeti nedeniyle ilçeden ayrıldığını ifade ederek, "Eğitimin yaşı, sınırı yoktur diyerek üniversiteyi kazandım ve bitirdim. İlgim güzel sanatlaraydı. Bu sanat beni ruhsal ve gelişim olarak iyileştirdi. Şimdi lisans 4. sınıf öğrencisiyim, başarıyla bitiriyorum ve burada da sanatımı devam ettirme imkânı olacak. Kaymakam hanımın bu öncülüğüyle birçok kişi burada resim ve sanat atölyelerinde kendini geliştirerek hayallerine kavuşmuş olacak" dedi. Gençlerden Meryem Gezer ise ortaokuldan sonra ilçeden ayrıldığını ve Adana’da güzel sanatlar okuduğunu belirterek, "Yeni mezun oldum, üniversiteye hazırlanıyorum. Feke’de sanat önemsenmezdi ama şimdi yavaş yavaş yayılıyor ve uygulanıyor. Bu da bizi mutlu etti" diye konuştu. Yaklaşık 16 bin nüfuslu, kırsal yapısıyla bilinen Feke ilçesinde ilk kez açılan sanat merkezi, köylü kadınların yarım kalan hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir adres oldu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:56 Kent Müzesi, misafirlerini ağırlamaya devam ediyor Elazığ’da, ’Müzeler Şehri Elazığ Projesi’ kapsamında hayata geçirilen Kent Müzesi, vatandaşları ağırlamaya devam ediyor. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın Müzeler Şehri Elazığ Projesi kapsamında hayata geçirdiği Harput Musiki Müzesi, Basın Müzesi ve Hoca Hasan Hamam Müzesi’nin ardından şehir, dördüncü müzesine kavuştu. Eski şehrin yeni şehre taşındığı ilk yıllarda 1896 yılında dönemin Valisi Enis Paşa tarafından inşa edilen ve 1984 yılına kadar Elazığ Hükümet Konağı olarak kullanılan, daha sonraki yıllarda ise polis karakolu, sergi ve galeri salonu son olarak da Elazığ Valiliği hizmet binası olarak kullanılan tescilli tarihi yapı, 2023 yılında başlatılan restorasyon, teşhir ve tanzim çalışmalarının ardından Kent Müzesi olarak düzenlendi. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmalarla şehrin ruhunun yaşatıldığı bir mekan olarak düzenlenen iki katlı tarihi yapının zemin katında oluşturulan tematik galeride, tarihi kronoloji on binlerce yıl önceden başlayarak beylikler dönemine geliyor. Ardından Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi kent belleği, Elazığ eğitim tarihi ile Atatürk ve Elazığ temaları işlenirken, müzenin ikinci katında oluşturulan tematik galeride ise Elazığ dokuma kültürü, yemekleri, musikisi, giyimi, kunduracılık, ahşap ve taş işlemeciliği, şifa ve eczacılık, sarrafçılık, kalaycılık ve bakırcılık, madencilik, endemik bitkiler ve kök boyama, tarım kültürü ile bakkal kültürü minyatür ve modellemelerle hayat buldu. Kapılarını 29 Ekim 2024 tarihinde vatandaşlara açan Kent Müzesi, ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Kent Müzesi’nin şehir merkezinde olmasına rağmen ilk defa gelip gezdiğini aktaran vatandaşlardan Murat Aygün, "Çok beğendim. Elazığ’ın tarihini anlatıyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Elazığspor’un 1990’lı dönemlerindeki futbolcularını tanıyorum. O alanı görünce beni bayağı etkiledi. Büyüklerimizden kalma bazı eserleri görünce eskileri hatırladım. Herkesin gelip gezmesi gereken bir yer. Neredeyse her gün yanından geçiyoruz ama ilk defa gelip gezdim. Herkesin de gezmesini isterim" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:38 Atıl bina kadınlar için sanat merkezine dönüştü Adana’nın Feke ilçesinde atıl durumdaki bir bina, Kaymakamlık öncülüğünde restore edilerek sanat merkezine dönüştürüldü. İlçenin ilk kadın kaymakamı Feyza Yılmaz’ın öncülüğünde hayata geçirilen proje, kadınlar ve gençleri sanatla buluşturdu. 67 yaşındaki Elif Özata yarım kalan hayallerini tuval başına geçerek elinde fırçası ile gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’na ait atıl durumda kullanılmayan bina, Feke Kaymakamlığı koordinesinde, belediye, kurumlar ve hayırsever iş insanı Mehmet Kaya’nın desteğiyle yenilenerek sanat merkezi ve kitap kafe olarak hizmete açıldı. İlçede ilk olma özelliği taşıyan merkez, 7’den 70’e herkesin kullanımına sunularak sanatta gençlerin yeteneklerinin keşfedilmesi için öncü oldu. Sanat merkezinin açılışına Kaymakam Feyza Yılmaz, Feke Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Arık, kurum müdürleri, Siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından sergilenen tablolar incelendi, keman eğitimcileri mini konser verdi, katılımcılar ebru sanatı ve tuval boyama etkinlikleri ile renkli görüntüler oluşturdu. "Gençlere destek vermekten gurur duyuyoruz" İlçenin ilk kadın kaymakamı Feyza Yılmaz ise atıl bir binayı sanat merkezine dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, projeye destek veren tüm kurumlara ve hayırseverlere teşekkür etti. Yılmaz, "Gençlerin ve kadınların sanatla geliştiği bir Feke için çalışıyoruz ve gururluyuz." dedi. Açılışı yapılan merkezde ücretsiz kütüphane kafe, resim atölyesi ve ebru sanatı başta olmak üzere birçok alanda eğitimler yer alırken proje ile gençlerin sanata yönlendirilmesi ve yeteneklerinin keşfedilmesi hedefleniyor. 67 yaşında hayalini gerçekleştirdi 67 yaşında tuvalin başına oturarak çocukluk hayalini gerçekleştiren Elif Özata ise, "İlçemizin ilk kadın kaymakamı sayesinde çok heyecanlıyım. Okul döneminde çok güzel resimler yapardım. Şimdi kızımız gibi oldu, evladım gibi bizi çok mutlu etti" diye konuştu. İlçe sakinlerinden Gülcan Özer, 2000’li yıllarda eşinin memuriyeti nedeniyle ilçeden ayrıldığını ifade ederek, "Eğitimin yaşı sınırı yoktur diyerek üniversiteyi kazandım ve bitirdim. İlgim güzel sanatlaraydı. Bu sanat beni ruhsal ve gelişim olarak iyileştirdi. Şimdi lisans 4. sınıf öğrencisiyim, başarıyla bitiriyorum ve burada da sanatımı devam ettirme imkânı olacak. Kaymakam hanımın bu öncülüğüyle birçok kişi burada resim ve sanat atölyelerinde kendini geliştirerek hayallerine kavuşmuş olacak" dedi. Gençlerden Meryem Gezer ise ortaokuldan sonra ilçeden ayrıldığını ve Adana’da güzel sanatlar okuduğunu belirterek, "Yeni mezun oldum, üniversiteye hazırlanıyorum. Feke’de sanat önemsenmezdi ama şimdi yavaş yavaş yayılıyor ve uygulanıyor. Bu da bizi mutlu etti" diye konuştu. Yaklaşık 16 bin nüfuslu, kırsal yapısıyla bilinen Feke ilçesinde ilk kez açılan sanat merkezi, köylü kadınların yarım kalan hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü bir adres oldu.
700 yıl sonra fetih Yıldırım’da canlandı
26 Ekim 2025 Pazar - 09:25 700 yıl sonra fetih Yıldırım’da canlandı Yıldırım Belediyesi 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu, Bursa’nın fethinin 700’üncü yıldönümü vesilesiyle "Beylikten cihan devletine" temasıyla açıldı. Yıldırım Belediyesi 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nun açılış törenini Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Bu yıl Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü olması vesilesiyle sezonun teması "Beylikten cihan devletine" olarak belirlendi. Törenin yapıldığı kültür merkezi önünde dev plato kurularak Bursa’nın fetih günleri canlandırıldı. Sezonun açılış programına Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç ve Osman Mesten, parti yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve sanatseverler katıldı. Programın sunuculuğu İbrahim Sadri üstlenirken, Bursa’yı anlatan eşsiz şiirleri de dinleyicilerle buluşturdu. Ardından sahneyi dizi, sinema ve tiyatro gösterileriyle hafızalara kazınan ünlü oyuncu Gürkan Uygun devraldı. Uygun’un "Balaban Bey" isimli tek kişilik tiyatral gösterisi sanatseverlerden tam not aldı. Program müzisyen İrfan Gürdal’ın eşsiz türküleri seslendirmesiyle sona erdi. "Yıl boyunca birbirinden güzel etkinliklerle, Bursa’nın fethini yeniden canlandıracağız" 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nun açılış töreni öncesi konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım Belediyesi 2025-2026 kültür sanat sezonu açılışında sizlerle beraber olmaktan son derece mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Bu yıl Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümü. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak bu vesileyle kültür sanat sezonumuzun mottosunu "Beylikten cihan devletine" olarak belirledik. Bugün burada kıymetli sanatçılarımızla birlikte o tarihi anları yaşatacağız, hemşehrilerimizle birlikte o ruhu yaşayacağız. Hem kültür merkezimizin içerisinde hem de dışında kurduğumuz platoyla birlikte o dönemin kültürünü yansıtmaya gayret ettik. Yıl boyunca birbirinden güzel etkinliklerle, programlarla inşallah Bursa’nın fethini yeniden canlandıracağız. Fethi’miz şanlı cumhuriyetimiz kutlu olsun. Ve ben kıymetli sanatçılarımıza da teşekkür ediyorum. Bugün davetimize icabet ettikleri için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Konsept ve içerik olarak çok zengin ve özel bir program" Açılış töreninin dolu dolu geçeceğini belirten İbrahim Sadri, "Yıldırım Belediyesi’nin 2025-2026 kültür sezonu açılış programı için bu heyecan verici programı için bu akşam bir araya geldik. Hakikaten hem konsept olarak hem içerik olarak çok zengin ve özel bir program inşallah bu akşam Bursalı kıymetli sanatsever dostlarla buluşacak. Ben Yıldırım Belediyesi’ne bu önemli etkinliğe imza attıkları için ve bu kadar. Kapsamlı bir etkinliğe imza attıkları için de hem kendi adıma hem tüm sanatçı arkadaşlarımız, dostlarımız adına teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Bursa fethindeki önemli isim olan Balaban Bey’i Gürkan Uygun canlandırdı Sezon için iyi dileklerini ileten Gürkan Uygun, "Bursa’nın fethinde önemli bir rol oynayan sur komutanlarından bir tanesi Balaban Bey’i oynayacağım. Yıldırım Belediyesi’ne ve Oktay Başkanımıza teşekkür ediyorum böyle bir organizasyonunun yapımcısı olduğu için. Gerçekten de kültür sanat sezonunun beylikten cihan devletine gidecek kadar büyük bir süreç geçirmesini dilerim. Umarım kalıcı bir organizasyon olur ve gerçekten de kendimize dair hikayelerimizi Yıldırım Belediyesi’nin sahnelerinde gösterebiliriz" şeklinde konuştu. "Görkemli ve heyecan verici bir program" " Beylikten Cihan Devleti’ne" temasının sezon için anlamlı olduğunu kaydeden İrfan Gürdal, "Yıldırım Belediyesi’ni ve başkanımızı tebrik etmek istiyorum. Çok önemli bir tema Beylikten Cihan Devleti’ne bu Türk milletinin aslında tarih boyunca mottosu diyebiliriz. Dolayısıyla görkemli ve heyecanlı bir program olacağını düşünüyorum. Tüm Bursalılara selamlar, saygılar" diye konuştu.
62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kırmızı halı geçişiyle başladı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 21:22 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kırmızı halı geçişiyle başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kırmızı halı seremonisinde birbirinden ünlü isimler yer aldı. Oyuncu Fikret Kuşkan, festivalin geldiği noktadan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, başarı ödülü alacak olan oyuncu Merve Dizdar ise Antalya seyircisinin sinemaya olan ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış töreni öncesi kırmızı halı seremonisi, görkemli görüntülere sahne oldu. Festivalde yer alan filmlerin dünyaca ünlü yönetmenleri, oyuncular, Türk sinema ve televizyon dünyasının yıldızları ile çok sayıda sinemasever kırmızı halı geçişinde buluştu. Ünlü isimler, kırmızı halıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Bu eve dönüş, tüylerim diken diken" Altın Portakal Film Festivali’nin eski direktörlerinden Elif Dağdeviren, festivalin kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını belirterek, "Benim için bir kere bu eve dönüş. Biliyorsunuz eski direktörüyüm, fakat gurur duyuyorum ki yine muazzam bir ekiple çalışıyor Antalya. Tüylerim diken diken. Çünkü hakikaten Antalya, Türkiye içinde, sektörün içindeki en önemli sinema buluşma merkezi. İnşallah çok güzel bir festival geçireceğiz hep beraber" dedi. Festivalin Uluslararası Uzun Metraj Jüri Üyesi Mehmet Kurtuluş ise, "Çok mutluyum. Gördüğünüz ve duyduğunuz her şey kalpten. Bu yıl da uluslararası jürilik nasip oldu. Yarından itibaren filmleri izlemeye başlayacağız. Arkadaşlarımın, yani yurtdışındaki meslektaşlarımızın nasıl film yaptığını çok merak ediyorum. Ve gelecek hafta ödülleri layık olana takdim etmeye çalışacağız. Uluslararası jürimizde bir Filistinli yazar, senarist ve yönetmenimiz var. O yüzden çok mutluyum" dedi. "Altın Portakal benim için onur ve gurur kaynağı" Oyuncu Fikret Kuşkan, festivalin geldiği noktadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Özellikle çok uzun yıllardır neredeyse kasaba festivali gibi bir noktadan, uluslararası bir noktaya dönmüş bir festivaldeyiz. Bu onur verici ve benim için daha da önemli bir şey var. 1990’da Antalya’da en iyi erkek oyuncu ödülünü aldığımda 24 yaşındaydım. Benim için yükselen ve giderek sıçrayan bir festivalle karşı karşıyayız. Döneminde buraya insanları getirtmek, götürmek, organizasyonu sağlamak olabildiğince güçken, şimdi dünyanın her tarafından insanları getirebiliyoruz. Bu çok onur ve gurur verici bir şeydir. Tekrar burada olmaktan çok mutluyuz. Sağlıklı, güzel geçsin ve iyi olsun. Her daim devamını dilerim" ifadelerini kullandı. "Antalya’nın seyircisi inanılmaz" Açılış töreninde başarı ödülü alacak olan oyuncu Merve Dizdar, 2022 yılında "Kar ve Ayı" filmiyle aldığı ödülün ardından yeniden Antalya’da olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "2022’de Kar ve Ayı filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülü almıştım Altın Portakal’da. Şimdi tekrar burada olmak çok güzel. Antalya’nın seyircisi inanılmaz. Böyle bir seyirciye sahip oldukları için çok şanslılar çünkü herkes çok ilgili filmlere, buraya gelen katılımcı ekiplere. Tekrar burada olmak çok güzel. Ödül almak elbette mutluluk verici, ama görülmek de çok değerli bir şey. Başarı ödülünün altında kalmamak lazım, çalışmaya devam etmek lazım" dedi. "Festivalin devam ediyor olması çok önemli" Festivalin Ulusal Film Kategorisi Jüri Başkanı Ömer Vargı ise, "Festivalin yaşanıyor olması, hala devam ediyor olması çok önemli ve güzel bir durum. Ben de onur duyuyorum jüri başkanı olmaktan. Umarım çok güzel geçer, umarım çok güzel filmler izleyeceğiz" ifadelerine yer verdi. Kırmızı halı geçişinin ardından Cam Piramit’te düzenlenen açılış törenine geçildi.
Antalya sokaklarında "Altın Portakal" coşkusu
25 Ekim 2025 Cumartesi - 18:18 Antalya sokaklarında "Altın Portakal" coşkusu Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 62’ncisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin geleneksel kortejinde, Settar Tanrıöğen, Serap Aksoy ve Ezel Akay gibi ünlü isimler vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Sokakları dolduran Antalyalılar, sanatçıları görmek için adeta birbirleriyle yarıştı. Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 62’nci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin korteji, Cam Piramit önünden başlayan renkli görüntülerle kenti adeta bir açık hava sahnesine çevirdi. Kortejde sinema ve televizyon dünyasının sevilen isimleri Settar Tanrıöğen, Serap Aksoy ve yönetmen-senarist Ezel Akay’ın yanı sıra çok sayıda sanatçı yer aldı. Üstü açık klasik otomobillerle halkı selamlayan ünlü isimlere, samba dansçıları, Yeşilçam maskotları ve bando takımları eşlik etti. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir de Serap Aksoy ile birlikte klasik otomobilden vatandaşları selamlayarak çiçek dağıttı. Festival korteji Cam Piramit’ten başlayarak 100. Yıl Bulvarı, Güllük Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Işıklar Caddesi güzergahını takip etti. Karaalioğlu Parkı girişinde sona eren kortej boyunca, vatandaşlar ellerinde telefonlarla sanatçıları görüntüledi, bazıları çiçek atarken bazıları da alkışlarla tempo tuttu. Evlerinin balkonundan izleyenler ile esnaflar da dükkanlarının önüne çıkarak kortej heyecanına ortak oldu. Kalabalık arasında yeni doğmuş bebeğiyle gelenler, tekerlekli sandalyesiyle korteji izleyenler ve Eskişehir’den sadece festival coşkusunu yaşamak için gelen sinemaseverler de dikkat çekti. Vatandaşların ilgisinden duygulanan sanatçılar, sık sık durarak hayranlarıyla fotoğraf çektirdi. Ünlü oyuncu Settar Tanrıöğen, gördüğü ilgiden etkilendiğini belirterek, "Çok şaşkınım ve çok mutluyum. Çok kalabalık" dedi. 62’nci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu akşam saat 19.00’da kırmızı halı geçişiyle başlayacak açılış töreniyle resmen perdelerini aralayacak.
Azeri kadınlar Eskişehir’in kültürünü keşfetti
25 Ekim 2025 Cumartesi - 17:54 Azeri kadınlar Eskişehir’in kültürünü keşfetti İstanbul’da yaşayan Azeri kadınlar, turistik gezileri kapsamında Eskişehir’in tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği (İSTAD) Kadın Kolları, Eskişehir’e yönelik bir kültür gezisi organize etti. Dernek üyelerinin talebi üzerine düzenlenen geziye 16 kişilik bir grup katıldı. Eskişehir’in tarihi ve turistik mekanlarını keşfeden dernek üyeleri, şehrin kültürünü yakından tanıma fırsatı bularak keyifli anlar yaşadı. "Eskişehir bir eğitim ve yetişme şehri" Geziye ilişkin konuşan İSTAD Kadın Kolları Başkanı Nebahat Ayrım Kirman, "Şu an 16 kişilik bir grubumuz var. Eskişehir deyince, burası bir eğitim şehri. Yani çok öğrencimiz, üniversite öğrencileri burada okuyup yetişiyor; burası bir yetişme şehri. Zaten ben Eskişehir’e çok yabancı değilim. Kardeşim burada yerleşik olduğu için sık sık geldiğim bir şehir. Havasıyla ve her türlü turistik yerleriyle gayet güzel bir şehir. Merkezi bir yer. İstanbul’a, Ankara’ya, her yere yakın bir şehir ve Eskişehir’i seviyoruz. Eskişehir’in de hakikaten kültürümüze katkı sunacağı böyle güzel yerleri var" dedi. "Eskişehir çok sakin bir şehir" Eskişehir’de bulunmanın mutluluğunu aktaran Kader Topçu, "Burada olmaktan dolayı çok mutluyuz. Zengin tarihi geçmişe sahip Eskişehir’i gezmekten dolayı çok mutluyuz. İstanbul’da ki aşırı trafik yoğunluğu burada yok. Çok sakin bir şehir. Bir de böyle tarihi bir havası var. Şu anda Balmumu Müzesi’ni gezdik. Oradaki yapılan eserler birebir canlı gibi duruyor. Yani içeride çok gurur verici bir gezi yaptım, mutluyum" ifadelerini kullandı.
Türk profesör, Asya’da ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru"nu anlattı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 16:16 Türk profesör, Asya’da ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru"nu anlattı Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu’nun memleketi Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde 1999’da dünyadaki sayılı örneklerden biri olan ve Asya kıtasında ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru" olarak bilinen "Mosasaurus hofmanni" fosilini nasıl keşfettiğini anlattı. Kastamonu Kent Tarihi Müzesi tarafından 13’üncüsü düzenlenen Bilim Günleri’nin konuğu Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeliğinden emekli olan Prof. Dr. Cemal Tunoğlu oldu. Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirilen Bilim Günleri’nde emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, Kastamonu’nun da aralarında bulunduğu dünya genelinde 7 lokasyonda tespit edilen "denizlerin dinozoru" veya "dinozorların kuzeni" olarak adlandırılan "Mosasaurus hofmanni" fosiline ulaşma hikayesini ve özelliklerini anlattı. Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, memleketi Kastamonu’nun Devrekani ilçesinin Beyler Barajı üst savak noktasında 1999 yılında çene ve 5-7 santimetre uzunluğunda bir dizi sivri, konik dişlerden oluşan fosil kalıntıları buldu. Tunoğlu, incelediği fosilin yaklaşık 65-70 milyon yıl öncesine ait Mosasaurus hoffmanni olduğunu tespit etti. Türkiye’de o tarihten sonra başka bir örneği bulunmayan ve Hacettepe Üniversitesi’nde sergilenen "Denizlerin dinozoru", dünya genelinde bulunan 7 örnekten biri olarak dikkat çekmeyi sürdürüyor. "Asya kıtasında tek fosil, başka bir keşif yok" Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, "Devrekâni bölgesinde yaklaşık 450 kilometrekarelik veya jeolojik olarak 3 paftalık bir bölgede doktora tezi yaptım. Doktora tezimi bitirdikten sonra bölgede dolaşmaya, gezmeye, bilimsel olarak araştırmalara devam ettim. Sadece Türkiye’de değil koskoca Asya’da 44 milyon kilometrekarelik büyük bir Asya coğrafyasında tek fosil, başka bir keşif yok. Bu bölgede Mosasaurus hoffmanni, özellikle Kastamonu için, Devrekani için mutlaka sahiplenilmesi gereken önemli bir fosildir. Dolayısıyla burasını önemli fosil sit noktası haline de mutlaka getirmemiz lazım. Dünyada burası altıncı lokalite. Daha sonra 2014 yılında İtalya’da da bulundu ve yedinci bir lokalite oluyor. Bizim bulduğumuz fosil, Anadolu’da ve Asya’da ilk olma özelliğini korumaya devam ediyor. Dünyada sadece 95 milyon yıl ile 65 milyon yıl arasında 30 milyon yıl dünyada hakimiyetini sürdürmüş ve 65 milyon yıl önce de yeryüzünden silinmiş, bir daha görünmüyor" dedi. 26 yıl önce 1999 yılında Devrekani’de Beyler Barajı üst savak bölgesinde fosili bulduklarını söyleyen Tunoğlu, "Taşkın savak dediğimiz bir barajın inşaat alanında bulunmuş olan bir fosil, yani iskelet yapısı koskoca 17 metre uzunluğunda. Çene bölgesinden kuyruk bölgesine kadar devasa bir candı, o dönemin okyanuslarında ve denizlerin en büyük canlısı, en iri canlısı. Bu lokalite kazılmaya başlayıp kamyonlara dolduruldu. İş makineleri tarafından büyük bir kısmı, o devasa kemikler, kaburga kemikleri, kuyruk kemikleri ve kafatasının diğer parçaları kamyonlara doldurularak götürülmüş ve bir yere bırakılmış, atılmış. Ben tesadüfen o kamyondan mı düştü yoksa kepçeden mi düştü bilemiyorum, o 60-70 santimetrelik 2 parça ile 30 santimetrelik 2 parçayı tesadüfen buldum. Baktım birtakım materyaller var, şüphelendim ve onun üzerine çekicim ile kırmaya başladım. Çekicimle kırmaya başlayınca görüntülerle karşılaştım. Çene ve çeneye bağlı 6-7 santimetre uzunluğunda dişlerle karşılaştım" diye konuştu. "Mosasaurus hoffmanni, Türkiye’de ve Asya’da ilk keşiftir" Keşfi yaptıktan sonra kendisinin Mosasaurus hoffmanni üzerinde uzman olmadığını belirten Tunoğlu, "Fransa’da bilim insanı olan Paris Tabiat Tarihi Müzesi’nde Dr. Nathalie Bardet ile temasa geçtim. Kendisini Türkiye’ye davet ettim. Hacettepe Paleontoloji Laboratuvarında fosili inceledi, dişlerden bir tanesini 2 gün çalışarak ortaya çıkardık. Çünkü o tek diş çok önemliymiş. Söz konusu fosil parçaların Mosasaurus hoffmanni olduğunu ve Türkiye’de ve Asya’da ilk keşif olduğunu söyledi. Bu fosil hala günümüzde devasa Asya kıtasında bile şimdiye kadar bulunmuş değil. Böylelikle 6 farklı lokalite de fosili bulmuş olduk. Şu ana kadar Hollanda, Belçika, Fransa, Polonya, Bulgaristan ve Türkiye bulunmuştu, son olarak İtalya’da da bulundu. Dünya üzerinde toplam 7 lokalite de bulunmuş oldu. "Yaşadığı dönemin okyanus ve kararlarının da en iri canlısıdır" Mosasaurus hoffmanni, ilk kez 1780 yılında Belçika’da bulunduğunu anlatan Tunoğlu, "Okyanusların ve denizlerin en iri ve en büyük canlısı, dinozorlarla kıyaslanıyor. Bu canlılar denizlerdeki balıklarla, yengeçlerle besleniyorlar. Bu canlılar, karasal canlılar gibi kısa dönem solunum gerçekleştiriyorlar. Mosasaurus hoffmanni, 1999 yılında 26 yıl önce Devrekani’de keşfedilmiştir. Lokalitesi de Devrekani Beyler Barajının üst savak bölgesidir. Türkiye’de ve Asya’da ilk keşiftir. Bu yani 45 milyon kilometrekarelik Asya kıtasında, Türkiye’de yapılan ilk keşiftir. Şimdiye kadar sadece Kuzey yarım kürede bulunmuş, güney yarım kürede hiç bulunmamıştır. Mosasaurus hoffmanni, bu yüzden de güney yarım kürede yapılan ilk keşiftir. Ülkemiz 6’ıncı lokalite de yer almaktadır. 65 milyon yıl öncesinde yani en geç kretase dönemi dediğimiz dönemde yaşamıştır. Yaş olarak da çok önemlidir ve Mosasaurus hoffmanni yeryüzü okyanuslarında 30 milyon yıl hüküm sürmüşlerdir. Yani 95 ila 65 milyon yıl arasında hüküm sürmüşlerdir. Dinozorlar ise 65 milyon ile 150 milyon yıllık bir yaşam periyoduna sahiptir. Şimdiye kadar bulunmuş en genç Mosasaurus hoffmannidir. Yani şimdiye kadar 7 lokalite de bulunan Mosasaurus hoffmanni fosilleri arasında en gencidir. En genç derken yani en son yok olan anlamında söylüyorum. Yaşadığı dönemin okyanus ve kararlarının da en iri canlısıdır" şeklinde konuştu. "Dünyadaki en önemli olan bu keşfi, şehrin kentsel imajı haline getirmeliyiz" Kastamonu Kent Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu ise "Kastamonu’nun kesinlikle evrene bir armağanı ve bu armağan maalesef başta Kastamonu olmak üzere çok fazla bilinmiyor. 1999 yılında bugün konuşmacımız olan çok değerli hocamız aynı zamanda hemşehrimiz Cemal Tunoğlu tarafından muazzam bir keşif yapıldı. 19. yüzyılda keşifler çağı bitti aslında. 20. yüzyılda bir kaşif ile tanışıyor olmak, onunla yan yana olmakta ayrı bir onur hepimiz açısından ve 1999 yılında 70 milyon yaşında evrenin jeolojik tarihi, sessiz tanıklarından bir tanesi değerli hocamızın mahlasıyla çekiciyle gün yüzüne çıkartıldı ve bilim dünyasına sunuldu. Bu keşif boyutları bakımından dünyanın en büyük olması nedeniyle gerçekten çok önemli, müzemizde ki en büyük ikinci odayı biz, Mosasaurus hoffmanni’ye ayırdık. Mesele oradaki grafik uygulamalarımız ya da imitasyonlarımız ya da haritalarımızı insanlara eğlenceli vakit geçirmek ya da sadece bilgilendirmek değil, dünyadaki en önemli olan bir buluntuyla aslında bir kentsel imajı oluşturma çabasının içinde olmamızdır. Çok fazla değerimiz var ama değerlerimizin büyük birçoğunu hem Anadolu’ya hem de dünyayla da paylaşıyoruz. Eğer, siz bir kentsel imajı oluşturmak istiyorsanız sizin ünik bir buluntunuz, ünik bir özelliğiniz olması gerekiyor ve biz de bunu düşünerek Mosasaurus’a böylesine önemli bir yer ayırdığımızı da düşünüyorum" dedi.
Türk profesör, Asya’da ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru"nu anlattı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 16:12 Türk profesör, Asya’da ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru"nu anlattı Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu’nun memleketi Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde 1999’da dünyadaki sayılı örneklerden biri olan ve Asya kıtasında ilk kez keşfedilen "denizlerin dinozoru" olarak bilinen "Mosasaurus hofmanni" fosilini nasıl keşfettiğini anlattı. Kastamonu Kent Tarihi Müzesi tarafından 13’üncüsü düzenlenen Bilim Günleri’nin konuğu Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeliğinden emekli olan Prof. Dr. Cemal Tunoğlu oldu. Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleştirilen Bilim Günleri’nde emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, Kastamonu’nun da aralarında bulunduğu dünya genelinde 7 lokasyonda tespit edilen "denizlerin dinozoru" veya "dinozorların kuzeni" olarak adlandırılan "Mosasaurus hofmanni" fosiline ulaşma hikayesini ve özelliklerini anlattı. Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, memleketi Kastamonu’nun Devrekani ilçesinin Beyler Barajı üst savak noktasında 1999 yılında çene ve 5-7 santimetre uzunluğunda bir dizi sivri, konik dişlerden oluşan fosil kalıntıları buldu. Tunoğlu, incelediği fosilin yaklaşık 65-70 milyon yıl öncesine ait Mosasaurus hoffmanni olduğunu tespit etti. Türkiye’de o tarihten sonra başka bir örneği bulunmayan ve Hacettepe Üniversitesi’nde sergilenen "Denizlerin dinozoru", dünya genelinde bulunan 7 örnekten biri olarak dikkat çekmeyi sürdürüyor. "Asya kıtasında tek fosil, başka bir keşif yok" Prof. Dr. Cemal Tunoğlu, "Devrekâni bölgesinde yaklaşık 450 kilometrekarelik veya jeolojik olarak 3 paftalık bir bölgede doktora tezi yaptım. Doktora tezimi bitirdikten sonra bölgede dolaşmaya, gezmeye, bilimsel olarak araştırmalara devam ettim. Sadece Türkiye’de değil koskoca Asya’da 44 milyon kilometrekarelik büyük bir Asya coğrafyasında tek fosil, başka bir keşif yok. Bu bölgede Mosasaurus hoffmanni, özellikle Kastamonu için, Devrekani için mutlaka sahiplenilmesi gereken önemli bir fosildir. Dolayısıyla burasını önemli fosil sit noktası haline de mutlaka getirmemiz lazım. Dünyada burası altıncı lokalite. Daha sonra 2014 yılında İtalya’da da bulundu ve yedinci bir lokalite oluyor. Bizim bulduğumuz fosil, Anadolu’da ve Asya’da ilk olma özelliğini korumaya devam ediyor. Dünyada sadece 95 milyon yıl ile 65 milyon yıl arasında 30 milyon yıl dünyada hakimiyetini sürdürmüş ve 65 milyon yıl önce de yeryüzünden silinmiş, bir daha görünmüyor" dedi. 26 yıl önce 1999 yılında Devrekani’de Beyler Barajı üst savak bölgesinde fosili bulduklarını söyleyen Tunoğlu, "Taşkın savak dediğimiz bir barajın inşaat alanında bulunmuş olan bir fosil, yani iskelet yapısı koskoca 17 metre uzunluğunda. Çene bölgesinden kuyruk bölgesine kadar devasa bir candı, o dönemin okyanuslarında ve denizlerin en büyük canlısı, en iri canlısı. Bu lokalite kazılmaya başlayıp kamyonlara dolduruldu. İş makineleri tarafından büyük bir kısmı, o devasa kemikler, kaburga kemikleri, kuyruk kemikleri ve kafatasının diğer parçaları kamyonlara doldurularak götürülmüş ve bir yere bırakılmış, atılmış. Ben tesadüfen o kamyondan mı düştü yoksa kepçeden mi düştü bilemiyorum, o 60-70 santimetrelik 2 parça ile 30 santimetrelik 2 parçayı tesadüfen buldum. Baktım birtakım materyaller var, şüphelendim ve onun üzerine çekicim ile kırmaya başladım. Çekicimle kırmaya başlayınca görüntülerle karşılaştım. Çene ve çeneye bağlı 6-7 santimetre uzunluğunda dişlerle karşılaştım" diye konuştu. "Mosasaurus hoffmanni, Türkiye’de ve Asya’da ilk keşiftir" Keşfi yaptıktan sonra kendisinin Mosasaurus hoffmanni üzerinde uzman olmadığını belirten Tunoğlu, "Fransa’da bilim insanı olan Paris Tabiat Tarihi Müzesi’nde Dr. Nathalie Bardet ile temasa geçtim. Kendisini Türkiye’ye davet ettim. Hacettepe Paleontoloji Laboratuvarında fosili inceledi, dişlerden bir tanesini 2 gün çalışarak ortaya çıkardık. Çünkü o tek diş çok önemliymiş. Söz konusu fosil parçaların Mosasaurus hoffmanni olduğunu ve Türkiye’de ve Asya’da ilk keşif olduğunu söyledi. Bu fosil hala günümüzde devasa Asya kıtasında bile şimdiye kadar bulunmuş değil. Böylelikle 6 farklı lokalite de fosili bulmuş olduk. Şu ana kadar Hollanda, Belçika, Fransa, Polonya, Bulgaristan ve Türkiye bulunmuştu, son olarak İtalya’da da bulundu. Dünya üzerinde toplam 7 lokalite de bulunmuş oldu. "Yaşadığı dönemin okyanus ve kararlarının da en iri canlısıdır" Mosasaurus hoffmanni, ilk kez 1780 yılında Belçika’da bulunduğunu anlatan Tunoğlu, "Okyanusların ve denizlerin en iri ve en büyük canlısı, dinozorlarla kıyaslanıyor. Bu canlılar denizlerdeki balıklarla, yengeçlerle besleniyorlar. Bu canlılar, karasal canlılar gibi kısa dönem solunum gerçekleştiriyorlar. Mosasaurus hoffmanni, 1999 yılında 26 yıl önce Devrekani’de keşfedilmiştir. Lokalitesi de Devrekani Beyler Barajının üst savak bölgesidir. Türkiye’de ve Asya’da ilk keşiftir. Bu yani 45 milyon kilometrekarelik Asya kıtasında, Türkiye’de yapılan ilk keşiftir. Şimdiye kadar sadece Kuzey yarım kürede bulunmuş, güney yarım kürede hiç bulunmamıştır. Mosasaurus hoffmanni, bu yüzden de güney yarım kürede yapılan ilk keşiftir. Ülkemiz 6’ıncı lokalite de yer almaktadır. 65 milyon yıl öncesinde yani en geç kretase dönemi dediğimiz dönemde yaşamıştır. Yaş olarak da çok önemlidir ve Mosasaurus hoffmanni yeryüzü okyanuslarında 30 milyon yıl hüküm sürmüşlerdir. Yani 95 ila 65 milyon yıl arasında hüküm sürmüşlerdir. Dinozorlar ise 65 milyon ile 150 milyon yıllık bir yaşam periyoduna sahiptir. Şimdiye kadar bulunmuş en genç Mosasaurus hoffmannidir. Yani şimdiye kadar 7 lokalite de bulunan Mosasaurus hoffmanni fosilleri arasında en gencidir. En genç derken yani en son yok olan anlamında söylüyorum. Yaşadığı dönemin okyanus ve kararlarının da en iri canlısıdır" şeklinde konuştu. "Dünyadaki en önemli olan bu keşfi, şehrin kentsel imajı haline getirmeliyiz" Kastamonu Kent Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu ise, "Kastamonu’nun kesinlikle evrene bir armağanı ve bu armağan maalesef başta Kastamonu olmak üzere çok fazla bilinmiyor. 1999 yılında bugün konuşmacımız olan çok değerli hocamız aynı zamanda hemşehrimiz Cemal Tunoğlu tarafından muazzam bir keşif yapıldı. 19. yüzyılda keşifler çağı bitti aslında. 20. yüzyılda bir kaşif ile tanışıyor olmak, onunla yan yana olmakta ayrı bir onur hepimiz açısından ve 1999 yılında 70 milyon yaşında evrenin jeolojik tarihi, sessiz tanıklarından bir tanesi değerli hocamızın mahlasıyla çekiciyle gün yüzüne çıkartıldı ve bilim dünyasına sunuldu. Bu keşif boyutları bakımından dünyanın en büyük olması nedeniyle gerçekten çok önemli, müzemizde ki en büyük ikinci odayı biz, Mosasaurus hoffmanni’ye ayırdık. Mesele oradaki grafik uygulamalarımız ya da imitasyonlarımız ya da haritalarımızı insanlara eğlenceli vakit geçirmek ya da sadece bilgilendirmek değil, dünyadaki en önemli olan bir buluntuyla aslında bir kentsel imajı oluşturma çabasının içinde olmamızdır. Çok fazla değerimiz var ama değerlerimizin büyük birçoğunu hem Anadolu’ya hem de dünyayla da paylaşıyoruz. Eğer, siz bir kentsel imajı oluşturmak istiyorsanız sizin ünik bir buluntunuz, ünik bir özelliğiniz olması gerekiyor ve biz de bunu düşünerek Mosasaurus’a böylesine önemli bir yer ayırdığımızı da düşünüyorum" dedi.
Cezaevinde bulunan eski başkan Muhittin Böcek’e gıyabında doğum günü kutlaması
25 Ekim 2025 Cumartesi - 15:34 Cezaevinde bulunan eski başkan Muhittin Böcek’e gıyabında doğum günü kutlaması Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Muhittin Böcek’in 63. yaş günü, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış günüyle aynı güne denk geldi. Partililer, gıyabında doğum günü kutlamasında Böcek’in fotoğrafının yer aldığı pastayı keserek, ellerindeki kırmızı-beyaz balonlar ve güvercinleri gökyüzüne bıraktı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek’in doğum günü, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin başladığı gün, CHP Antalya İl Başkanlığı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve partililer eşliğinde kutlandı. CHP Antalya İl Başkanlığı öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, partililer Böcek’in fotoğrafının yer aldığı pastayı kesti. Etkinlikte ellerinde kırmızı ve beyaz balonlar taşıyan partililer, "Başkanımıza özgürlük" sloganları attı. Pastanın kesilmesinin ardından gökyüzüne beyaz güvercinler ve balonlar bırakıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Özgür bir gökyüzünün altında tekrar yeniden başkanımızla buluşmak dileğiyle tüm yol arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Yirmi beş Ekim bizim için çok kıymetli, çok anlamlı. Bu gökyüzünü başkanımız çok özledi. Dilerim en kısa zamanda bu gökyüzünün altında özgür günlerde tekrar başkanımızla buluşmak dileğiyle. İyi ki doğdunuz başkanım." CHP Antalya İl Başkanı ise Böcek’in sağlık durumuna dikkat çekerek, tahliyesini talep etti.
Midas Vadisi, yapay zekâ desteği ile yeniden canlandırıldı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 15:20 Midas Vadisi, yapay zekâ desteği ile yeniden canlandırıldı Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Rahşan Tamsü Polat’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen ‘Yazılıkaya/Midas Kalenin Yapay Zekâ Destekli Simülasyonu ve Sanal Tur Uygulaması’ projesi, arkeolojide dijital dönüşümün öncü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Proje, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) birimi tarafından destekleniyor. Frig uygarlığının en önemli merkezi olan Midas Vadisi, proje kapsamında yapay zekâ destekli teknolojilerle üç boyutlu olarak modellendi. Bölgenin kültürel dokusu, tarihi sahneler ve ritüeller yapay zekâ aracılığıyla yeniden canlandırıldı. Binlerce yıllık sessiz tanıklar yeniden konuşuyor Doç. Dr. Yusuf Polat’ın başkanlığında 2022 yılında başlayan Yazılıkaya - Midas Kale kazısı, Frig uygarlığının dini ve kültürel yaşamına ışık tutan en önemli arkeolojik alanlardan biri olarak kabul ediliyor. Kazı alanında yürütülen çalışmalarda Frig dönemine ait mekânlar, kaya anıtları ve gündelik yaşama dair izler detaylı biçimde belgeleniyor. Özellikle kayaya oyulmuş sunaklar ve kabartmalar, Friglerin dini ritüellerine dair eşsiz bilgiler sunuyor. Yapay zekâ ile arkeolojide yeni bir dönem Proje kapsamında Midas Vadisi, ilk kez yapay zekâ destekli sistemlerle üç boyutlu olarak modellendi. Arkeolojik keşifler, drone fotogrametrisi, dijital haritalama ve derin öğrenme algoritmaları kullanılarak sanal ortama aktarıldı. Bu veriler doğrultusunda oluşturulan 360 derece sanal turun ziyaretçilere binlerce yıl öncesine ait bir Frig köyünü adım adım gezme olanağı sunduğu belirtildi. Geliştirilen yapay zekâ destekli video canlandırmalarının Frig halkının dini törenlerini, yaşam ritüellerini ve dönemin mimarisini bilimsel verilere dayanarak yeniden sahneye taşıdığı ifade edildi. Bu sayede Midas Vadisi artık yalnızca kazı alanında değil, dijital dünyada da erişilebilir bir kültürel miras haline geldi. "Her kazı insanlık hafızasını geleceğe taşıyor" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Prof. Dr. Rahşan Tamsü Polat, "Her kazı, yalnızca geçmişi ortaya çıkarmak değil; insanlık hafızasını geleceğe taşımaktır. Midas Vadisi’nde yürüttüğümüz çalışmalar, Friglerin doğayla, inançla ve sanatla kurduğu bağı yeniden görünür kılıyor. Yapay zekâ bize geçmişin hikâyelerini yeniden anlatma gücü veriyor. Bu, sadece bir kazı çalışması değil; Frig kültürünü gelecek kuşaklara ulaştırmanın çağdaş bir yolu. Proje yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk taşıyor" dedi. Bilim ve teknolojiyle kültürel mirası koruma adımı Anadolu Üniversitesi BAP desteğiyle hayata geçirilen bu proje, Türkiye’de arkeolojik verilerin dijital teknolojilerle belgelenmesi ve paylaşılmasına yönelik önemli bir örnek oluşturuyor. Projeyle birlikte hem kültürel mirasın korunması hem de geniş kitlelerin bu zenginliği deneyimlemesi hedefleniyor.
Kuşadası’nda Nazım’ın dizeleri 9 farklı dilde yankılandı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 14:47 Kuşadası’nda Nazım’ın dizeleri 9 farklı dilde yankılandı Kuşadası’nda, Kuşadası Belediyesi ve Kıbrıs Balkanlar Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu Derneği (KIBATEK) tarafından Türk Edebiyatı’nın usta şairi Nazım Hikmet Ran’ı anmak için etkinlik düzenlendi. Onur konuğunun Eski Devlet Bakanı ve TBMM Eski Başkan Vekili Prof. Dr. Yüksel Yalova’nın olduğu etkinlikte, 9 farklı ülkeden gelen şair, yazar, edebiyatçı ve akademisyenler Nazım’ın şiirlerini kendi dillerinde okudu. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlik, Nazım’ın hayatını anlatan sinevizyon gösterisi ile devam etti. Etkinliğin onur konuğu olan Eski Devlet Bakanı ve TBMM Eski Başkan Vekili Prof. Dr. Yüksel Yalova, gecede Nazım Hikmet’i canlandırdı. Etkinlikte, Azerbeycan, Doğu Türkistan, Kazakistan, Hindistan, Polonya, Hollanda, Almanya, İtalya ve Bulgaristan gibi 9 farklı ülkeden gelen katılımcılar, Nazım Hikmet Ran’ın şiirlerini kendi dillerinde okuyup, usta şairi saygıyla andı. Gecede şiirlerin yanı sıra yurt dışından gelen katılımcılar izleyenlere müzik konseri sundu. Nazım Hikmet Ran Edebiyat Günleri, yarın (cumartesi) etkinliğe katılan sanatçılara plaket takdimiyle sona erecek. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kuşadası Belediye Başkan Vekili Nilüfer Tektaş Cevahir, "Aydınlık bir gelecek için sanatla, edebiyatla, şiirle yanmayı ve insana, umuda ve barışa inanmayı seçiyoruz. Bugün Nazım Hikmet Ran Edebiyat Günleri kapsamında edebiyatın birleştirici gücüyle çok değerli isimlerle bir araya geldik. Nazım Hikmet sadece Türk Edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en parlak yıldızlarından biridir. Onun kelimeleri coğrafyaları aşan bir vicdanın, özgürlüğün ve insanın sevgisidir. Bu anlamlı etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve tüm misafirlerimize hoşgeldiniz diyorum. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in de sizlere sevgi ve saygılarını iletiyorum" dedi. Etkinliğin Genel Koordinatörü Leyla Işık ise, "Bugün büyük bir edebiyatçı ve insanlık savunucusu olan Nazım Hikmet’i anmak ve onun mirasını yaşatmak amacıyla burada toplanmış bulunuyoruz. Nazım Hikmet sadece Türk Edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli isimlerinden birisidir" diye konuştu.